?> ZAFER Kriterleri arşivleri - Kişisel Gelişim
Aug 252013
 
1,293 views

Hızlı Okumada Zaferin 5 Kriteri

Aşağıdaki yazı, 19 Ağustos günü başlattığımız “40 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme” atölyesinde işlediğimiz konulardan biridir. Yazıda, ders sırasında yaptığımız konuşmanın çözümlemesi esas alınmıştır.

Hızlı Okuma ve Zaferin 5 KriteriBu konu aslında sürekli karşılaştığımız, ama üzerinde yeterince durmadığımız bir konu. İngilizcede SMART (akıllı, zeki anlamını taşıyan) kelimesinin içerdiği harflerle başlayan açıklamaların özetlediği 5 bölümlü bir yapı var. Buna “SMART kriterleri” deniyor. Aynı yapıyı biz Türkçeleştirmeyi tercih ettik. Çünkü herkes İngilizce bilmek zorunda değil ve İngilizce bilmeyen biri için SMART sözcüğü hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle biz de aynı yapıyı, ZAFER sözcüğü ile tanımladık. (Aslında zafer de yabancı kökenli bir sözcük. Ne var ki yaygın olarak kullanıyoruz.)

Bir isteğin, bir arzunun hayal aleminden çıkıp somut, gerçekçi ve erişilebilir bir hedef haline dönüşebilmesi için ZAFER kriterlerinin hepsine uyması gerekiyor.

Şimdi ZAFER kriterlerini kısaca ele alalım.

Z harfinin karşılığı Zamandır. Eğer diğer bütün koşulları yerine getiriyor bile olsa, bir tasarı, bir hayal zaman kavramını çözümlemediyse; yani ne zaman başlayıp, ne zaman biteceği netleşmemişse hayal düzeyinde kalmaya devam eder. Dolayısıyla bu kriterlerden birincisi, -en önemlisi demek biraz abartılı olabilir, çünkü hepsi lazım – birinci kriterimiz: zaman.

Yani bir hedefin gerçekçi, ulaşılabilir hale gelmesi ve anlam kazanabilmesi için zaman faktörünün tanımlanmış olması gerekir.

A harfinin karşılığı Amaçtır. Amacımızın net olması lazım. Hedefimizi saptarken niçin o hedefe yöneldik? Niçin oraya ulaşmaya çalışıyoruz? Amacımız ne? Bunun yanıtını vermemiz gerekli. “İşte öylesine…” diyorsanız, o bir hedef değildir. Ya da “bir yakınım istedi, bir arkadaşım istedi” diyorsanız, o hedef onun hedefi olabilir ama, sizin hedefiniz değildir. Amacınızın çok net belli olması lazım. Bu amac doğrudan sizin yararınıza olmayabilir. Belki başka birilerine yararlı olması için yapmak istiyorsunuz. Gerekçesi ne olursa olsun, kendi amacınızı belirlemiş olmanız lazım.

F harfi ise Fark ve Farkındalıktır. Hedefinizin benzerlerinden farkını bilmeniz lazım. Nasıl gerçekleştirilebilir, ne tür aşamalar gerekli olabilir, bütün bunların farkında olmanız lazım. Yani farkındalığın farkı da burada çok büyük bir önem taşıyor.

E harfi, eskisiyle kıyaslanabilir olma koşuludur. Çünkü bir hedefin ölçülebilme niteliği yoksa, o hedefe ulaşıp ulaşamadığınızı anlamanız bile mümkün olmaz. Oysa “biz hedefimizin yüzde onuna ulaştık, hedefimizin yüzde ellisini hallettik” diyebilmek için onu ölçülebilir hale getirmemiz lazım. Bu ölçü, mutlaka metre, kilogram gibi standart bir ölçü olmak zorunda değildir. Herhangi bir ölçek olabilir. Ancak, şu anki konumuyla, daha önceki veya gelecekteki bir konumuyla kıyaslama yapma olanağını bize sağlaması gerekir. Birazdan örnekler vererek bunları açıklayacağım.

R harfinin karşılığı ise realist, gerçekçi olma özelliğidir. Yani, diğer koşulları yerine getirsek te, realist olmayan bir hedef, ulaşılabilir bir hedef olamayacaktır.

Şimdi, Zafer Kriterlerini kendi konumuzla nasıl bağlayabiliriz? Yani buraya ne amaçla geldik? Yani A harfinin karşılığı ne?
Katılımcı yanıtları:
– Daha hızlı okumak için.
– Zaman kazanmak için.

Peki zaman konusundaki düşünceniz ne olabilir? Atölyenin yapısı gereği başlangıcı-bitişi belli. Hangi günler yapılacağı ve ne kadar süreceği de belli. Dolayısıyla Zaman konusu tanımlı. Sapmalar olursa, ona da bir çözüm üretebiliriz. Örneğin Cumartesi günü için ek bir çalışma koymak gibi… Yani zamanla ilgili tanımsız bir konu bırakmıyoruz.

Peki, hızlı okumak bize ne kazandıracak, bizde ne fark yaratacak?
Katılımcı yanıtları:
– Daha hızlı okuyacağız.
– Ben gelmeden böyle bir çalışmanın yapılacağının farkında değildim…

Ben bir de şunu eklemek istiyorum: Hedefimizi belirledik diyelim. Bu hedef statik olmak zorunda değildir. Hedefler dinamiktir. Örneğin çok büyük bir hedefimiz olabilir. Fakat o hedefe doğru giderken yolda öyle gelişmeler olabilir ki, o hedefimiz anlamını yitirebilir. Ya da o hedefin aslında istediğimizden küçük olduğunun, asıl büyük hedefimizin daha başka bir yerde olduğunun farkına varabiliriz. Ya da bakarız ki, hedefimiz o günün şartlarına göre gerçekçi olmaktan uzaklaştı; daha küçük, daha mütevazi bir hedef bizim için yeterlidir. Kısacası, saptadığımız bir hedefe katı bir şekilde, bir saplantı gibi yaklaşmamalıyız. Kendi kendimize hayali zorluklar yaratmanın bize bir faydası olmaz.

Gerekli koşulları sağlayarak hedefimizi her zaman revize edebilmeliyiz, etmeliyiz.

Örneğin, diyelim ki bu atölyenin sonunda dakikada 500 kelime okumak şeklinde bir hedef koyduk. Ancak atölye çalışmaları devam ederken yeni kazandığımız bilgi ve becerileri de dikkate alarak hedefimizi belki 800’e, ya da 1000’e revize edebiliriz.

Ya da bu çalışmalar sırasında işimizle, okulumuzla, ya da ailemizle ilgili bir takım sorunlar ortaya çıktı ve bizim atölye çalışmalarını istemeden aksatmamıza neden oldu. Bu durumda, 500’lük hedefimizi 400’e de çekebiliriz. Önemli olan, ZAFER kriterlerini tutarlı bir şekilde devrede tutabilmektir. Önemli olan, kendimizi geliştirmektir.

Eskisiyle kıyaslanabilirlik, bu hızlı okuma çalışmalarında ne anlama gelir?

“Bir dakikada okunan kelime sayısı”. Çok net bir ölçeğimiz var. Buna ileride, “ne kadar anlıyoruz”u da katacağız. Ancak biraz farklı bir yaklaşımımız olacak. Çünkü pek çok Hızlı Okuma Eğitmeni, anlama düzeyini belirlemek üzere sınav yapar. Biz buna sıcak bakmıyoruz. Gerekçemiz de şu: stres bu tür çalışmalarda en zararlı etkenlerden birisidir. Yani biz kendimize güvenmiyorsak, kime güveneceğiz? Bu yüzden biz bu çalışmalarımızda diyoruz ki, herkes kendini tartmakla yükümlüdür. Kişiler, kendi zihinlerinde ne olup bittiğini, gelişip gelişmediklerini kendileri farketmeli, anlamlandırmalıdır. Bunu yapamıyorlarsa, zaten farkındalık düzeyleri gerekli seviyeye ulaşmamıştır. Yani böyle bir durumda, hızlı okuma eğitiminin onlara çok büyük bir yarar sağlamaması olasılığı da var. Bu yüzden biz herkese, yani gönüllü olarak bu işe kalkışmış olan herkese gönülden inanıyor ve güveniyoruz. Ve onların da kendilerine güvenmelerini bekliyoruz. Bu yüzden, “Anladın mı? Anlamadın mı?” gibi testler uygulanmasını doğru bulmuyoruz. Aslında, zaten bunlar da yoruma çok açık konular. Okuduğumuz bir konu ile ilgili 10 sorudan tesadüfen birkaç tanesine uygun yanıt verdiğimiz zaman konuyu ne kadar anlayıp anlamadığımızı ölçmek çok gerçekçi değil. Biz bu değerlendirmeyi, kendimize güvenimizi sarsmadan hayata geçireceğiz.

Realist tarafı da zaten açık. Günümüzde artık bir sürü hızlı okuyabilen insan var. Hızlı okuma yeni icat edilmiş bir araç değil. “Böyle bir şey yapılabilir mi? Yoksa bu bir hayal midir?” gibi sorulara artık gerek kalmıyor.

Kısacası, ben genel olarak bu ZAFER kriterlerinin sadece hızlı okuma için değil, hayatın her alanında, irili ufaklı her türlü hedefe uygulanabileceğini, hatta uygulanması gerektiğini düşünüyorum ve bunu sizlere de öneriyorum. Bu kriterleri uyguladığınızda, yaptığınız çalışmaların eskisine kıyasla çok daha sağlıklı ve verimli geliştiğini farkedeceksiniz.

Zafer, zafer kriterlerini uygulayanlarındır.

Ahmet Aksoy