?> yaratıcı yazarlık arşivleri - Kişisel Gelişim
Mar 052014
 
1,241 views

Hipnotik yazım ile ARG Anlatma Resmini Göster yöntemleri arasındaki benzerlik ve farklar

Öncelikle, her iki yazım yöntemi de “Yaratıcı Yazarlık” kapsamında. Her ikisi de doğrudan duyu organlarımızı hedef alıyor. Mantık yerine duygu ve duyuların kışkırtılması, ilkel beynimizi ve bilinçaltımızı devreye sokuyor. Böylelikle davranışlarımızı yönlendiren merkez de işin içine giriyor.

Mahatma Gandi şöyle özetlemiş (*):

“Düşünceleriniz olumlu olsun, çünkü düşünceleriniz sözcükleriniz haline gelir.
Sözcükleriniz olumlu olsun, çünkü sözcükleriniz davranışlarınız haline gelir.
Davranışlarınız olumlu olsun, çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız haline gelir.
Alışkanlıklarınız olumlu olsun, çünkü alışkanlıklarınız değerleriniz haline gelir.
Değerleriniz olumlu olsun, çünkü değerleriniz kaderiniz haline gelir”

Bu anlamlı deyişin başına şunu ekleyelim:
“Duygularınıza dikkat edin, çünkü duygularınız düşünceleriniz haline gelir”

Bütün bu kavramlar birbiriyle her iki yönde de etkileşiyor.
Duygular düşünceleri etkilerken, düşünceler de duyguları etkiler.
Düşünceler sözcükleri etkilerken, sözcükler de düşünceleri etkiler.
Sözcükler davranışları etkilerken, davranışlar da sözcükleri etkiler.

Kısacası duygular, düşünceler, sözcükler ve eylemler sürekli bir devinim ve etkileşim halindedirler. Sözcükleri ve ifadeleri kullanım şeklimiz duygularımız, düşüncelerimiz ve eylemlerimiz üzerinde etkili olur.

  • Hipnotik yazım ve ARG (Anlatma Resmini Göster) yöntemleri insanı, yani okuyucuyu hedef alır. Onu dolaylı yoldan duygularını kullanarak etkilemeyi amaçlar.
  • Öte yandan hipnotik yazım şekli ARG yöntemine kıyasla daha saldırgan bir tekniktir. Çünkü bu teknik somut olarak bir eylemi hedefler. Okuyucuyu yumuşacık ifadelerle duygusal olarak etkilerken, onu yavaşça somut bir davranışa, somut bir eyleme doğru yönlendirir. Oysa ARG yöntemi açısından çoğu kez duygusal açıdan etkileme yeterli olur, eyleme gerek kalmaz.
  • Hipnotik yazım yöntemi minimalisttir. Uzun açıklamalar ve kelime oyunları yapmak yerine, kısıtlı sayıda kelimeyi birer ok gibi kullanarak, hedefi 12’den vurmayı tercih eder. Bu nedenle reklamcılar ve satış uzmanları için vazgeçilmez bir araçtır. Oysa ARG yönteminde duyular üzerindeki etkileşimi pekiştirmek amacıyla, yazım, imgesel olarak alabildiğine zenginleştirilir. Bu yüzden ARG yöntemiyle yazılmış bir yazıyı özetlemek amacıyla ve verilen mesajı bozmadan kısaltabilirsiniz. Ancak hipnotik bir yazı zaten olabilecek en az sözcüğü içerir. Böyle bir yazıyı, içeriğini bozmadan daha da kısaltmanız mümkün olmaz.
  • Hipnotik yazım yöntemini kullanan bir yazar, açık komutların yanısıra, “örtülü komut” tekniğine de daha sık başvurur. ARG yönteminde ise örtülü komutlara pek gerek olmaz. Çünkü amaç, okuyucuyu bir eyleme yönlendirmek değil, zihninde duygusal ve düşünsel imgeler oluşturarak onun ruhunu titretmektir.

John Steinbeck, sözcüklerle dans eden, onlarla canlı resimler boyayan yazarlardan biridir. Onun ölümsüz eserlerinden Sardalya Sokağı’nın 6. Bölümü şöyle başlar:
“Doc, Burun’un en ucundaki Büyük Gelgit Gölünde deniz hayvanları topluyordu. Olağanüstü bir yerdir burası. Sular kabardığı zaman, köpükten bembeyaz dalgaların çalkalandığı, kayalıkların yakınında ıslık çalan şamandıradan gelen dev dalgaların dövdüğü koskocaman bir çanak. Sular çekildiği zamansa bu küçük su dünyası sessizleşir, sevimli bir görünüm kazanır. Dipte oradan oraya koşan, birbiriyle boğuşan, bir şeyler yiyen, üreyen hayvanlarıyla deniz dupdurudur o zaman. Yengeçler, su içinde dalgalanan yosunlardan birinden ötekine koşar durur. Denizyıldızı, midyelerin, kabuklu böceklerin üstüne çöker, milyonlarca vantuzunu yapıştırıp, avını yapışık olduğu kayadan koparana dek inanılmaz bir güçle yavaşça çeker. Sonra denizyıldızının midesi dışarı çıkar, avını sarıp sarmalar. Portakalrengi, benekli, boru biçimindeki kollar dalgaların etkisiyle, İspanyol dansçılarının etekleri gibi salınırken, denizyıldızı zerafetle kayaların üstünde kayar…”

Eğer bir yazar olarak çok sayıda okuyucu tarafından sevilip benimsenmek istiyorsanız, hem ARG hem de hipnotik yazı yöntemlerinden yararlanmanızı öneririm. Yazınızın amacına ve içeriğine bağlı olarak hangi yönteme ne zaman ve ne kadar ağırlık vereceğinize elbette kendiniz karar vereceksiniz. Ancak yazılarınızda, Pareto kuralını (**) bir ölçüt olarak kullanabilirsiniz. Yazınızın içerdiği ana mesaj – öykü bütünün %20’sini geçmesin. Yazının kalan kısmını 5 duyuya hitap eden imgelerle zenginleştirin. Böylece daha rahat okunan bir yazı üretmiş olursunuz. Okuyucunuz da verdiğiniz mesajı daha rahat içselleştirir.

Ahmet Aksoy

(*)
Keep your thoughts positive, because your thoughts become your words.
Keep your words positive, because your words become your behavior.
Keep your behavior positive, because your behavior become your habits.
Keep your habits positive, because your habits become your values.
Keep your values positive, because your values become your destiny.
(**) Pareto ilkesi (80-20 kuralı[1], önemli azın yasası ve etken seyrekliliği ilkesi olarak da bilinir) der ki, çoğu olay için, etkilerin kabaca % 80’i etkenlerin % 20’sinden kaynaklanır.[2][3] İş yönetimi düşünürü Joseph Juran bu ilkeyi önermiş ve İtalya’nın % 80 arazisinin sahibinin nüfusun % 20’si olduğunu gözleyen İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’nun adıyla isimlendirmiştir.

Kaynaklar:
Sardalya Sokağı, John Steinbeck, Oda Yayınları, 1990
MAHATMA GANDHI, Open Your Mind, Open Your Life: A Book of Eastern Wisdom
http://tr.wikipedia.org/wiki/Pareto İlkesi

Feb 262014
 
1,350 views

Yaratıcı Yazarlık Ölümsüzlüğe Giden Yoldur

Yaratıcı YazarlıkAslına bakarsanız yazarlık, zaten, yaratıcılık niteliğini de içinde barındırır. Yine de “yaratıcı” sözcüğünün eklenmiş olması, epeyce bir hava katıyor bu kavrama.

Bazıları yazarlığın sonradan öğrenilemeyeceği düşüncesini savunur. Ben, bu görüşte değilim.

Elbette herkes yazar olamayabilir. Hatta yazarlık için gereken her türlü bilgiye ve teknik beceriye sahip olan herkesin başarılı bir yazar olabileceğini söylemek bile, abartılı bir öngörü olur.

Bence yazarlık için asıl gereken, bilgi ve deneyim birikimidir. Bu birikimi bizzat yaşayarak, olayları ve insanları izleyerek, okuyarak, araştırarak, hatta bunların hepsini birbiriyle harmanlayarak elde etmek mümkündür. Elbette, hayal gücünü de yabana atmamak gerek. Ancak böyle bir birikime sahip olmak, tek başına, başarılı bir yazar olmak için yeterli olmayabilir. (Başarılı yazarlıktan kastım sadece ticari kazanç sağlamak değil, doğru şekilde pazarlandığında çok sayıda okuyucuyla buluşabilecek eserler üretebilmektir.) Bütün bu birikimin akışkan harcı mutlaka düzgün bir şekilde kalıba dökülüp şekillendirilmek zorundadır.

Yaratıcı yazarlığın önemi burada ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, hem yeterli bir birikime sahip olmayı, hem de bu birikimi ürüne çevirmek için gereken yeterli bilgi ve teknik donanıma sahip olmayı gerektirir. Bu nedenle, bir editör aracılığıyla öykülerini esere dönüştürmeyi -sonuç ne kadar başarılı olursa olsun- bu kavramın dışında tutuyorum.

Yaratıcı yazarlık, basım ve dağtım aşamaları dışındaki tüm süreci tek başına üstlenmeyi gerektirir. Çünkü, bu şekilde çalışan bir yazar, kendi eserinin gerçek yaratıcısı ve sahibi olur.

Her türlü birikim, bilgi ve teknik donanıma sahip olsalar bile “tek bir satır” yazmakta dahi zorlanan insanlar da var. Hatta daha önce başarılı eserler üretmiş kişiler bile bazan böyle bir duruma düşebiliyor. Bu sorun, “yazma korkusu”, diğer adıyla “yazarlık blokajı” (writer’s block”) olarak biliniyor. Yaratıcı yazarlık eğitimleri, yazma korkusu yaşayan insanlar açısından da büyük oranda yararlı olur.

Yaratıcı yazarlık, akademik ve bilimsel yayınlar dışındaki hemen her alanı konu edebilir. Yaratıcı yazarlık, insanların duyularına ve duygularına hitap etmeye özel önem verir. Tekdüze anlatım yerine, okuyucunun hem aklına hem de duygularına hitap ederek, okuduklarını görsel imgeler halinde zihninde canlandırmasını sağlar. Bu yöntem, okuyucunun kendisini ön planda tutar. Öyküyü, okuyucunun zihninde yaşayan bir film haline dönüştürür.

Eğer siz de bir yazar olmak ve okuyucularınızın yazdıklarınızla bütünleşmesini istiyorsanız, kendinizi yaratıcı yazarlığa hazırlamalısınız.

Ahmet Aksoy