?> toplumsal zeka arşivleri - Kişisel Gelişim
Jan 282013
 
1,776 views


Toplumsal Zeka ile ilgili araştırmalara başlamadan önce, mevcut bilgi ve çıkarımlarımla bu konuyu nasıl değerlendirmeye çalıştığımı saptamakta yarar var. Böylece, olası etkilenmelerden bağımsız düşüncelerimi dile getirmem daha kolay olacak. Bu nedenle, bu aşamada, bu cümleleri çala-kalem kağıda-bilgisayara- dökmek bana daha anlamlı geliyor.

Toplumsal Zeka kavramını daha önce de duydum ama, pek fazla ilgimi çekmedi. Daha doğrusu bu kavramı, kişisel zekadan bağımsız bir kavram olarak değerlendirmedim. Oysa şimdiki düşüncem, bu kavramın, kişisel zeka ile doğrudan hiç bir bağlantısı olmadığı şeklinde. Kısaca şöyle özetleyebilirim: Toplumsal zeka, o toplumdaki kişlerin zeka düzeyinden bağımsızdır. Ya da doğrudan etkilenmez diyelim. Toplumsal zeka, aynı kişisel zekada olduğu gibi, tercihe bağlı değildir. Örneğin bir kişi “benim zeka düzeyim şu olsun” gibi bir tercihte bulunamaz. Sadece, belli bir aşamadan sonra, zekasını geliştirmek için özel çalışmalara yönelmeyi tercih edebilir. Ya da bana bu kadarı yeter deyip, zekasının gelişmesine yönelik tüm çalışmaları reddedebilir.

Biyo-teknolojinin ilerideki çalışmalarıyla bu konuda farklı gelişmeler sağlanabilir. Örneğin gen mühendisliği ile daha gelişmiş insan -veya yaratık-lar dizayn edilebilir. Ancak bunun nasıl bir sonuç vereceğini şimdiden öngörmek pek kolay değil.

Kendi kendini üretebilen ve değiştirebilen bir robot ile aynı durumda olabiliriz. Hatta, robotun, kendi yapısı için kullanacağı maddeleri seçme konusunda çok daha geniş bir spektruma sahip olabilmesi sözkonusu. Ayrıca bu robotlar, var olacakları ortamlara göre kendilerini çok daha kolaylıkla adapte etme şansına sahip olabilir. Çok düşük ve/veya çok yüksek ısılara dayanabilirler. Oksijen, azot ve karbon bağımlılıkları olmayabilir.

Ayrıca, kendi bünyelerinde kullanabilmek için benzerlerini tüketerek, onların yapıtaşlarından yararlanmak zorunda olmayabilirler. Elbette bu konuda yeterince temel malzeme üretimi yapılıyor olursa. Eğer bu konuda bir darlık başgösterirse, bu tür robotların bile kendileri kadar yetenekli olamayan benzerlerinin beden malzemelerine göz koymaları pek te düşük bir olasılık değil.
Bu tür robotların bizlere kıyasla çok daha uzun ömürlü olmaları da kuvvetle olası.

Bireylerin özellikleri nasıl olursa olsun, onların oluşturdukları toplumsal yapının da kendi zekası olmak zorunda. Aksi halde bir toplum olma özelliğini -yani kendi varlığını- koruması mümkün değildir.

Zekayı kendi açımdan şöyle yorumluyorum: temel özelliklerini yitirmeden koşullara uyabilme yeteneği. Bu tanımlamaya göre sonsuz çeşitlilikte zeka vardır. Hatta zekayı sadece “canlı”larla kısıtlamak ta doğru olmayabilir. Örneğin toplumları da “canlı” grubuna dahil ediyor muyuz? Ya da yıldızlar, gezegenler, vb bu gruba dahil edilebilir mi?

Halen yeryüzünde bulunan tüm yaşam formları zekidir. Çünkü, varolmayı sürdürebilmişlerdir. Gelişme düzeyleri ve kullandıkları yöntemler farklı olabilir. Ama, değişen koşullara ayak uydurabildiklerine göre, zeka sahibidirler.

Bugüne göre değerlendirme yaptığımızda, hamam böcekleri, dinozorlardan daha zeki yaratıklardır. Çünkü hamam böcekleri hala varlıklarını sürdürüyor. Oysa dinozorlar yokolup gittiler.

Sivrisinekler de zeki yaratıklar. Hatta, neredeyse, insanlarla yarışır durumdalar. Çünkü insanların onları yok etmek için kullandıkları tüm saldırıları, ustalıkla ve güçlenerek püskürttüler. Elbette, buradaki zeka, sivrisineklerin bireysel zekası değil, onların toplumsal zekasıdır. Eğer sivrisinek toplulukları genetik açıdan yeterli çeşitlilik gösteremeseydiler, varlıklarını sürdürmeleri mümkün olamazdı. Kimyasal silahlara karşı dirençli bireylerin avantaj kazanarak sivrisinek topluluklarında baskın hale gelmeleri; bu silahların sivrisinek toplulukları karşısında başarısız kalmaları sonucunu doğurmuştur.

Hamam böcekleri için de benzer şeyler geçerli değil mi? Üstelik onların radyasyona karşı da dayanıklı oldukları söyleniyor. Üstelik bir kaç gün önce, kafası kopmuş bir hamam böceğinin 12 gün boyunca canlı kalabildiğinden bahseden bir yazı okumuştum. Bu süre, döllenmiş dişi bir hamam böceğinin, vücudunun önemli bölümleri tahrip olsa bile, yumurtlayabilme ve soyunu sürdürebilme olasılığını güçlendiriyor.

Dinozorların soyu, büyük olasılıkla, ısı değişikliklerine uyum gösterme yetenekleri yeterli olmadığı için tükendi.

İnsan türünün, bireysel ve toplumsal zekasını entegre bir şekilde kullanarak, büyük bir avantaj elde ettiğini söyleyebiliriz. Cildinin koruyucu bir tüy-kıl tabakasına sahip olmaması, onu, yüksek ısıya; giyinebilme becerisi ise düşük ısıya karşı dayanıklı kıldı. Kendi barınaklarını ve korunaklarını üretebilmesi ise bu avantajı iyice pekiştirdi. Enerjinin, hammaddelerin ve ürünlerin denetlenebilmesi onun açıkara bir üstünlük elde etmesiyle sonuçlandı.

Ancak, insan topluluklarının sahip göründükleri bu avantajları kontrolsüz olarak kullanmaları, kendi sonlarını getirmeleri olasılığını da gündeme taşıyor. Özellikle çevre kirliliği ve yeşil alanların yok edilmesi konusunda, ekolojik dengelerin bir patlama hızıyla bozulması sözkonusu. Eğer insanların toplumsal zekası, bireysel zekanın kötüye kullanımını kısa sürede engelleyemezse, varlığını sürdürmesi pek te kolay olacak gibi görünmüyor.

Sorun şurada: toplumların zaman süreci, bireylerin zaman süreçlerine kıyasla çok yavaş işliyor. Bireysel olarak dramatik bulduğumuz pek çok değişim, toplumsal zeka tarafından dikkate almaya bile değmeyebilir. Ama ne yazık ki sonucu görebilmek çok büyük çoğunluğumuz için hiç bir zaman mümkün olmayacak.

Bir diğer ayrıntı ise şu: Bireyler olarak, oluşmasına katkıda bulunduğumuz toplumsal zekanın işleyişini kavramak, bireysel bakış açısıyla hiç te mümkün görünmüyor. Geçmişi değerlendirmek bu açıdan çok yararlı ama, elimizdeki sağlıklı veriler yetersiz.

Aslında şahsen, tarihle aram pek te iyi değildir. Ama toplumsal zeka konusunu daha iyi kavrayabilmek için, insanlık tarihini oldukça iyi bilmek gerekecek. Sözünü ettiğim tarihte önemli olan kişilerin değil, toplumların, toplulukların neler yaptığıdır.

Bu günden itibaren, konuyla ilgili internet araştırmalarına başlayacağım. Öyle sanıyorum ki, basılı bilginin çok büyük kısmı internete taşınmış durumda. Yeni bilgiler ise, zaten internet aracılığıyla yayılıyor.

İlk araştıracağım konu: Gaia (kaya) olmalı…

Ahmet Aksoy