?> öykü arşivleri - Kişisel Gelişim
Sep 112012
 
3,771 views

ÇATLAK TESTİ

Zamanın birinde bir adam, hergün, omuzlarına yerleştirdiği kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden evine su taşırmış. Fakat testilerden birinin yan tarafında hafif bir çatlak varmış. Diğeri ise sapasağlammış.

Adamın dereden eve gelişi sırasında kusursuz testi bir damla suyu bile boşa akıtmazmış. Oysa çatlak testideki su, eve ulaşana kadar, neredeyse yarıya inermiş.

Böylece seneler geçmiş.

Adam hiç aksatmadan hergün her ki testiyi de suyla iyice doldurur, ama eve varana kadar çatlak testi yarıya inermiş. Buna rağmen adam bu durumdan hiç yakınmazmış.

Kusursuz testi, yaptığı işi mükemmel bir şekilde yerine getirdiği için çok gururlanıyormuş. Buna karşılık, çatlağı olan zavallı testi durumuna bakarak çok utanıyormuş. Adamın özenle doldurduğu suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için çok üzülüyor; bir yandan da üzüntüsünü belli etmemeye çalışıyormuş.

Sonunda bir gün çatlak testi dayanamayıp adama şöyle demiş;:

– Kendimden utanıyorum. Yan tarafımdaki şu çatlak yüzünden, doldurduğun suyun yarısı eve gidene kadar yerlere dökülüyor. Görevimi düzgün yapamıyorum.”

Adam testiye sevgiyle gülümsemiş:

– Öyle utanıp üzüleceğine, etrafına biraz daha dikkatli bak! Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle, yeşilliklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafinda sadece kuru toprak var. Çünkü ben en başından beri senin kusurunun, çatlağının farkındaydım. Bu yüzden, senin tarafına çiçek tohumları ektim. Ve hergün o yol boyunca ben su taşırken, sen de onları suladın. Yıllardır o güzel çiçeklerin kokusu bana yorgunluğumu unutturdu. Onları toplayıp, masamın üzerini süsledim. Eğer sen de diğer testi gibi kusursuz olsaydın, çevremizdeki bu güzellik ve zerafet olmayacaktı.

Kıssadan, hisse; aslında hepimiz birer çatlak testiyiz. Her birimizin kendine özgü kusurları var. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar, aslında yaşamlarımızı ilginç kılan, bizi ödüllendiren, renklendiren özelliklerdir. Bu yüzden etrafımızdaki kişileri, oldukları gibi kabullenelim. Onların görünen kusurlarına değil, içlerindeki güzelliklere bakalım!

(Bu yazı Haftalık Kitap Postası Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.)

Sep 082012
 
1,447 views

Berber, dükkana giren çocuğu göstererek müşterisinin kulağına fısıldar: “Şu gördüğün dünyanın en aptal çocuğudur. Bak şimdi sana da göstereyim!”

Berber cebinden bir kağıt beş lira, iki de metal birer lira çıkarır. Bir avucuna beş lirayı, diğer avucuna da iki tek lirayı koyar. Sonra çocuğa doğru ellerini uzatarak seslenir: “Gel bakayım oğlum! Bunlardan hangisini seçersin?”
Çocuk, berberin her iki avucundakileri inceler ve sonra metal iki lirayı alıp, dükkandan çıkar.

“Sana demedim mi?” diye güler berber. “Bu çocuk hangi paranın daha büyük olduğunu hiç bir zaman öğrenemeyecek!”

İşi bittiğinde berber dükkanından çıkan müşteri, yolda elindeki dondurmayı yalamakta olan çocuğu görüp seslenir: “Baksana oğlum! Sana bir şey soracağım.”
“Niye beş lira yerine iki lirayı aldın? Daha önce de hep aynı şeyi yapmışsın. Beş liranın daha büyük olduğunu bilmiyor musun?”

Çocuk belli belirsiz gülümseyerek dondurmasını tekrar yalamış: “İyi ama, beş lirayı alırsam, oyun biter!..”

Kıssadan hisse: Karşınızdakine aptalmış gibi davranmak, aslında, sizi o duruma düşürebilir.
Kim olursa olsun, karşınızdakini küçümsemeyin!