?> olumlamalar arşivleri - Kişisel Gelişim
Apr 252014
 
1,473 views

Olumlamalarla Beyninizi Programlayabilirsiniz

Shad Helmstetter’in “İçe Dönük Konuşmanın Gücü” isimli kitabını yeniden okudum. Bu tür okumaları, belli aralarla tekrarlamakta yarar var.

Helmstetter, istenen sonuçların elde edilmesi için öncelikle kişinin kendisini olumlu bir şekilde programlamasını ve bunu da “İçe Dönük Konuşma” yöntemiyle yapmasını öneriyor. Bu düşünceye katılıyorum. Çünkü bu yöntem, kişinin özgür iradesini kullanabilmesini; dolayısıyla seçimlerini bilinçli olarak yapabilmesini sağlıyor. Oysa gizli bilinçaltı telkin (subliminal messaging), hipnoz ve NLP gibi araçlar kullanıldığında kişiler, bir başkasının yönlendirmesine maruz kalıyorlar. Şahsen bunu –özel durumlar dışında- doğru bulmuyorum.

İçsel Konuşma (İçe Dönük Konuşma yerine artık bunu kullanacağım) yönteminde ise kişi, kendi bilinçaltına gönderdiği programlama cümleciklerini öncelikle kendi bilinç süzgecinden geçirebiliyor. Bu nedenle bu yaklaşım hem daha sağlıklı, hem de daha etik.

Arzulanan sonuçları elde edebilmek için gereken davranış zinciri,
1- Bilinçaltının programlanması ile inançların oluşturulması,
2- İnançların tutumları belirlemesi,
3- Tutumların duyguları yönlendirmesi,
4- Duyguların davranışları yaratması ve
5- Davranışların sonuçlara yol açması
şeklinde çalışıyor.

Bu etkileşim zinciri, ana karnındaki bebeğin iç ve dış sesleri algılamaya başladığı andan itibaren devrede. Annenin kalp atışları, çevredeki konuşmalar, müzik sesleri biyokimyasal bir öğrenme ve şartlanma (programlanma) sürecini başlatıyor.

Kişisel yazılımlarımızın bir kısmı genlerimizde kodlanmış olarak mevcuttur ve bu kodların oluşturduğu temel program, bir bilgisayarın işletim sistemi gibidir. Bu işletim sistemi, içinde yer aldığı yapıyı -bilgisayarı, vücudu- ayakta tutabilmenin ana koşullarını sağlayan temel denetimleri yapar ve birbirinden bağımsız parçaların eşgüdüm içinde yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlar. Bu işletim sistemine –genetik kodlamaya- müdahale etmek günümüz teknolojisi ile henüz çok kolay görünmüyor. Ancak, bu konuda çok ciddi bilimsel çalışmalar yapılmakta olduğunu da biliyoruz.

Bizleri bitkisel hayattaki bir hücre yığınından farklı hale getiren asıl programlar ise genlerimizde yazılı olanlar değil, sonradan edindiğimiz ve –şimdilik bildiğimiz kadarıyla- bilinçaltımızda, beynimizin belli bölgelerinde depoladığımız programlardır.

Genetik kodlarımızı değiştirmek her ne kadar zor olursa olsun, davranış kodlarımızı değiştirmek o kadar zor görünmüyor. İşin asıl zor tarafı, eski kodları etkisiz hale getirmek. Çünkü o kodların pek çoğu uzun yıllar boyunca beynimize, bilinçaltımıza kazınmış, kemikleşmiş kodlar. Buna rağmen dikkatle ve özenle sürdürülecek sistemli bir çalışma ile bu zorluğun üstesinden gelmek mümkün. Bu tür bir çalışmanın en az 21 gün aksatmadan sürdürülmesi öneriliyor.

İşte İçsel Konuşma yöntemi burada devreye giriyor. İçsel Konuşma basittir, kolay uygulanır, kişiseldir ve dolaysızdır.

İçsel Konuşma yönteminde Olumlama cümlelerinin oluşturulması sırasında bazı küçük ama önemli ayrıntılara dikkat edilmesi gerekli:

1- Cümleler geniş veya şimdiki zamanda olmalıdır
2- İfadeler açık, anlaşılır ve kesin olmalıdır
3- Yan etki yaratacak unsurlar içermemelidir
4- Kullanımı kolay olmalıdır
5- Uygulanabilir olmalıdır
6- İfadeler kişisel ve dürüst olmalıdır
7- En iyiyi istemelidir
8- Olumlu, yapıcı ifadeler içermelidir
9- Özne olarak birinci tekil ve/veya ikinci tekil şahıs kullanılmalıdır

Bu nedenle iyi bir İçsel Konuşma (olumlama), mümkünse kişinin kendi sözcükleriyle oluşturulmalı; kesinlikle muğlak, anlamı bilinmeyen, kafa karışıklığı yaratabilecek sözcükler içermemelidir. Tüm ifadeler yalın ve açık olmalıdır. Olabildiğince kısa ve anlaşılır cümleler kullanılmalıdır.

Örneğin:

Ben planlıyım.
Sen planlısın.

Ben, hayatımın kontrolünü elimde tutarım.
Sen, hayatının kontrolünü elinde tutarsın.

Ben zamanımı verimli harcarım.
Sen zamanını verimli harcarsın.

Ben yapacaklarımı planlar ve tam yapmam gerektiği zamanda yaparım.
Sen yapacaklarını planlar ve tam yapman gerektiği zamanda yaparsın.

Dakik olmak benim için kolaydır.
Dakik olmak senin için kolaydır.

Ben tam istediğim zamanda, tam istediğim yerde olurum.
Sen tam istediğin zamanda, tam istediğin yerde olursun.

Bu tür olumlama cümleleri gün içinde birkaç kez (toplam 5-10 dakika) sesli veya sessiz olarak okunabilir ya da melodik olarak seslendirilebilir. Mümkünse bir ses kaydına çevrilip dinlenebilir. Ses kaydının dinlenmesi tamamen pasif olabileceği gibi, içten veya sesli olarak tekrarlanabilir. Özellikle ses kayıtlarının olumlama sistemine inanmayan pasif dinleyiciler üzerinde de etkili olduğu gözlenmiştir.

İçsel Konuşmada en önemli unsurlardan biri sürekliliktir. Eski programın iptal edilip önerilen programın onun yerine geçebilmesi için bu sürekliliğin sağlanması mutlak bir zorunluluktur.

Ahmet Aksoy

Kaynakça:
İçe Dönük Konuşmanın Gücü – Shad Helmstetter – Sistem Yayıncılık
Yaratıcı İmgeleme – Shakti Gawain – Akaşa Yayıncılık

Mar 182014
 
1,858 views

Sözlerini Değiştir Hayatın Değişsin

GüvercinDavranışlarımızı değiştirmenin hem kendi yaşamımız, hem de çevremiz üzerinde ne kadar etkili olduğunu eminim ki siz de biliyorsunuzdur. Düşüncelerimizi değiştirmek te öyle.

Ya sözcüklerimiz?

Günlük dilimizde, yakınımızdaki sevdiğimiz kişileri uyarmak ve korumak için kurduğumuz cümlelerin pek çoğu özünde olumsuz mesajlar içeriyor.

Örneğin küçük çocuklarımızı zarar görmemeleri için uyarmak üzere “Dikkatli yürü” yerine çoğunlukla, “Koşma, düşersin!” diyoruz.

Oysa “Koşma, düşersin!” sözcükleri, bilinçaltı tarafından “koş ve düş!” olarak tercüme ediliyor. Koruma amaçlı bir uyarı, çocuk için hatalı bir yönlendirmeye dönüşüyor. Amacımızın tam tersi!

Dilimiz, bu tür yanlış yönergeler açısından çok zengin. Farkına bile varmaksızın bu tür cümleleri yoğun bir şekilde kullanıyoruz.

Çözüm, öncelikle bu tür cümleciklerin farkında olmak ve alternatiflerini kullanmaya özen göstermek. Elbette sadece farkında olmak yeterli değil, aynı zamanda bu yanlış cümleciklerin doğru ve sağlıklı karşılıklarını da bilmek gerekiyor. İşte bu nedenle, küçük bir çalışma yaptım. Önce kullanmakta olduğumuz olumsuz yapıyı, onun yanına da sağlıklı alternatifi koydum. Eğer siz de benim gibi bu çalışmanın yararlı olacağını düşünüyorsanız, göndereceğiniz örnekleri merakla bekliyorum. Katkılarınızla güzel bir olumlama sözlüğü oluşturabiliriz.

İşte örnekler:

  • Koşma düşersin -> Dikkatli yürü
  • Bardağını masanın kenarına koyma, düşer. -> Bardağını masanın ortasına doğru koy.
  • Yalan söyleme. -> Doğruyu söyle.
  • Aptallık etme -> Akıllı ol / Aklını kullan
  • Ya beceremezsem -> İstersem beceririm
  • Kafam basmıyor -> Biraz daha çalışsam iyi olur
  • Çok sakarsın -> Biraz daha dikkatli olabilirsin
  • Beni merak etme -> Bana güven
  • Meraklanma -> Bana güven
  • Bizi merak etme -> Bize güven
  • Tembelsin -> Biraz daha çok çalışmalısın
  • Sorumsuzluk yapma -> Sorumluluk al
  • Bunu kaldıramıyorum -> Bunu da hallederim
  • Bu yapılanları sindiremiyorum -> Bu da geçer
  • Allah seni kahretsin -> Allah iyiliğini versin
  • Okula geç kalacaksın -> Okula zamanında git
  • Oyalanma -> Zamanını iyi kullan
  • Elalemin oğlu birinci oluyor -> Düzenli çalışınca başarılı olursun
  • Bilgisayarla oynama -> Bilgisayarla oynayacağın zamanı iyi belirle
  • Yeterli param yok -> Kaynaklarımı daha verimli kullanabilirim

Lütfen siz de bu çalışmanın zenginleşmesine katkıda bulunun. Sadece olumsuz bölümleri önerseniz de olur. Nasıl olsa karşılıklarını birlikte üretiriz.

Paylaşmak istediğiniz örnekleri aktarmak için aşağıdaki yorum alanımızı kullanın. Katkılarınızı bekliyorum. Yazımı beğenmeyi ve paylaşmayı da unutmayın!

Ahmet Aksoy

Apr 142013
 
864 views

Eposta Kutunuza Hergün Yeni Bir Olumlama Gelsin İster misiniz? Hem de Ücretsiz!

OlumlamalarUzunca bir süredir, Facebook sayfalarına ve bazı haberleşme ağlarına her gün yeni bir Olumlama cümlesi gönderiyorduk. Olumlamaların sizin posta kutunuza doğrudan ulaşmasını ister misiniz?

Belki siz de bir çokları gibi, düzenli olarak facebook sayfalarını kontrol etme fırsatına sahip olamıyorsunuz.

Öte yandan, facebook, twitter gibi ortamlarda çok yoğun bir trafik mevcut. Paylaşımın da düzgün olarak yapıldığı konusunda bazı şüpheler bulunuyor. Dolayısıyla yayınladığımız olumlamaların bazıları sizin elinize belki de hiç geçmiyor.

İşte bu yüzden, sadece bu konuya yönelik bir eposta haberleşme listesi oluşturduk.

Bu listeye üye olan herkese, her gün yeni bir mesaj göndereceğiz. Dolayısıyla olumlamalar her gün sizin eposta kutunuza düşecek.

Eğer bu ücretsiz hizmetimizden yararlanmak istiyorsanız,

http://www.gamet.com.tr/pobasvur/index-6.php/

adresine girin ve oradaki bir kaç satırlık mini formu doldurun.

Ertesi günden başlamak üzere, Olumlamalar belirttiğiniz eposta adresine gönderilecektir.

Sistemde aşırı yük oluşturmaması için, başvuru sayısını sınırlı tutmamız gerekebilir.

Bu nedenle, hemen başvurmanızı öneriyoruz.

Gamet Gelişim

 

 

Jan 312013
 
1,619 views

Pozitif olumlamalar

Pozitif Olumlamalar ve Sorumlamalar isimli PDF formatlı kitapçığımızı  internet üzerinden ücretsiz olarak dağıtmaya başladık.

Giriş bölümündeki açıklamada, kitabın içeriği özetleniyor:

Konuyla ilgili bir çok kaynakta, bilinçaltının sadece pozitif,
olumlu komut ve düşünceleri dikkate aldığı belirtilmektedir.
Bu nedenle, içinde olumsuz bir yapı taşıyan cümleler,
bilinçaltımızı, beklenenin tam tersi yönde etkilemektedir.
Örneğin bilinçaltımız, “Şişmanlamak istemiyorum” cümlesini
“Şişmanlamak istiyorum” şeklinde algılamakta; bizi daha
fazla yiyecek tüketmeye hazırlamaktadır.
Bu nedenle olumlamalar, bilinçaltına yanlış mesaj
göndermemek için, özenle düzenlenmiş cümlelerdir. Hem
bilinçli zihnimiz, hem de bilinçaltımız olumlama cümlelerinden
aynı anlamı çıkarmaktadır.

Kitapçığı indirmek için yandaki  linke tıklayın:   Pozitif Olumlamalar ve Sorumlamalar

Kitapçıkta olumlamaların yanısıra, aynı cümlelerin soru biçimi olan sorumlama (afformation) örnekleri de yer alıyor.

Yararlanacağınızı umuyoruz.

Ahmet Aksoy

 

 

Aug 122012
 
1,404 views

(Bu yazılar Haftalık Kitap Postası Dergisinin 5. sayısında yayınlanmıştır.)

GİRİŞ

Bu sayımızda, size yeni bir sayfa sunuyoruz: “Yaşamın Artıları – Bardağın Dolu Tarafı”.

Bu sayfamızda yaşamın nabzını tutmamızı sağlayan çeşitli konulara küçük hatırlatmalar halinde değineceğiz.

Farkındalık, önem verdiğimiz konulardan biri.
Yaratıcı İmgeleme, bir diğer önemli konu.
Yaşamın içinden küçük ama çarpıcı örneklerimiz olacak.
Olumlama Bölümümüzde haftanın her günü için ayrı bir olumlama cümlesi vereceğiz.
Haftanın Ödevi bölümünde ise minik Farkındalık ödevlerimiz yer alacak.
Sizlerden sayfamızla ilgili öneriler, eleştiriler, değerlendirmeler bekliyoruz.
“Acaba bu hafta neler var?” Sorusuna yaşam kazandırmak için siz de elinizi uzatın!


UMUTSUZLUĞA DÜŞTÜĞÜNÜZ ZAMANLARDA BU ADAMI İZLEYİN!

“Benim adım Nick Vujicic.

Dünyayı dolaşmaktan, balık tutmaktan, golf oynamaktan ve yüzmekten hoşlanırım. Yaşamayı seviyorum.”

Nicholas James Vujicic, 4 Aralık 1982’de doğdu. Ender rastlanan ve adına tetra-amelia sendromu denilen bir rahatsızlık nedeniyle kolları ve bacakları olmadan dünyaya geldi. Çok zor bir çocukluk yaşadı. Okul arkadaşları onunla alay ettiler. Ama o yılmadı, içinden gelen sese kulak verdi. Şimdi Avustralya’da vaizlik ve Motivasyon konuşmacılığı yapıyor. Bütün dünyayı dolaşıyor ve milyonlarca insana, aslında ne kadar çok şeye sahip olduklarını farkettiriyor.

Vujicic, bir konuşmasında şöyle diyor:
“İnsanlar zaman zaman son derece umutsuz olduğu düşünülen durumlara düşebilir. Hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü olanak ve araçtan yoksun da kalabilir… 
Şimdi sizlere soruyorum:
-Örneğin, ben yere düştüğümde, 100 kere yeniden ayağa kalkmayı denesem ve 100 keresinde de başarısızlığa uğrasam, yeniden ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım olabilir mi?
-Sizce 101. denemeyi aklıma dahi getirmemeli miyim? Ne yazık ki benim böyle bir şansım yok! Yaşamımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa kalkmak zorundayım!”

Ya bizler? Yere kapaklandığımızda, hatta sadece ayağımız tökezlediğinde bu kadar sızlanmaya hakkımız var mı?

Not: Vujicic’in YouTube üzerinde yayınlanan çok sayıda videosu var. Bunları izlemenizi, hatta bir kaçını elinizin altında bulundurmanızı öneriyorum.

 

HAFTANIN OLUMLAMALARI

Olumlamalar, yaşamımız boyunca yüklendiğimiz olumsuz yönergelerin etkisini azaltmak üzere bilinçli olarak tekrarladığımız olumlu cümlelerdir. Bu cümleler, doğrudan bilinçaltına erişecek şekilde düzenlenir ve sadece olumlu ifadeler içerir.

Her hafta bu bölümde 7 farklı olumlama vereceğiz. Her gün için ayrı bir olumlama. Bu olumlamaları ilgili günlerde fırsat buldukça tekrarlayın. Mümkünse, yüksek sesle. Sabah uyku mahmurluğunu atmadan ve gece uyumadan hemen önce seslendirmeyi sakın unutmayın! ( Ancak, verdiğimiz olumlamalardan herhangi birini seslendirmek sizde güçlü bir tepki yaratıyorsa, büyük olasılıkla, o konuda bir dirence sahipsinizdir. Bu direnci ortadan kaldırmak için Temporal Tepeleme yöntemimizden yararlanabilirsiniz.)
Pazar : Duygularım benim denetimim altındadır
Pazartesi : Ben başarıya odaklıyım
Salı : Bilinçaltım gereken yanıtları bilir
Çarşamba : Ben barış ve huzur doluyum
Perşembe : Kendi yaşamımı şekillendirme özgürlüğüne sahibim
Cuma : Tabağıma doyacağım kadar yemek alırım
Cumartesi : Düşüncelerimi kendim denetlerim.

 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Ortalama bir insan beyni

  • Yaklaşık 1400 gramdır (Einstein’ın beyni sadece 1230 gramdı)
  • %75’i sudan oluşur
  • 100 milyar sinir hücresi (nöron) içerir (Dünya üzerindeki toplam nüfusun 15 katı ve Samanyolu galaksimizdeki yıldızların sayısı kadar)
  • Sinir hücrelerinin birbiriyle 100 trilyon bağlantısı (sinaps) vardır
  • Sinir hücrelerinin teorik bağlantı kapasitesi, bilinen evrendeki atom sayısından daha fazladır
  • Beyinde, sinir hücrelerinin yanısıra 100 milyardan daha fazla koruyucu glial hücreleri bulunur. Bu hücreler de birbiriyle haberleşebilir.
  • Bir sinir hücresi saniyede 200 elektriksel atım (impulse) gönderebilir
  • Sinirsel atımlar saniyede 360 kilometrlik hıza sahiptir
  • Sinir hücrelerinin toplam uzunluğu 780 bin kilometredir
  • Bünyedeki kanın %15’ini kullanır
  • Alınan oksijenin %25’ini kullanır
  • Vücudun ürettiği enerjinin %20’sini kullanır
  • Bazı sinir hücreleri (nöronlar) 2 metreden daha uzundur
  • Nöronların gebeliğin başlangıç dönemlerinde çoğalma hızları, dakikada 250 bin nörondur.
  • İnsan beynindeki kan damarlarının toplam uzunluğu yaklaşık 180 bin kilometredir.
  • İnsan beyninin sadece %10’unun kullanıldığı tezi bir şehir efsanesidir. Beyin, bir kaza sonucu işlevsiz hale gelen hücrelere bile hemen başka görevler atar.

 

GÖZ YANILMALARI

Eser: Octavio Ocampo – Meksika

 

HAFTANIN ÖDEVİ

Pek çok şey var ki, ancak yitirdikten sonra öneminin farkına varıyoruz. Üstelik yitirdikten sonra önemini kavradıklarımızın kat kat daha fazlasını da hiç fark etmiyoruz.

Dilimizde “bakar körlük” kavramıyla özetlenen “farkındasızlık” aslında doğal bir olgu. Eğer herşeyi bilinçli olarak görüp farkedebilseydik, yaşadığımız bilgi bombardımanı altında ezilip giderdik. Ancak, beynimizin bu filtreleme işlevi, zamanla alanını fazla genişletmeye başlayabiliyor. O hale geliyoruz ki, etrafımızda olup bitenleri neredeyse hiç farketmeyen biyolojik robotlara dönüşüyoruz.

İşte buna izin vermemek gerek! Bazan betonun çatlağından fışkıran küçücük bir çiçek, bazan ayağımıza sürtünen minik bir yavru kedi, rüzgarın taşıdığı güzel bir koku, ya da bir gece vakti uzaklardan kopup gelen ve adını bile bilmediğimiz bir yaban kuşunun çığlığı…

Eğer gözlerimiz körleşmiş, kulaklarımız sağırlaşmış ve hatta beynimiz düşünme işlevlerini yitirmeye başlamışsa, insan olma özelliklerimizin ve yaşama zevkimizin çoğu da avuçlarımızdan kayıp gidiyor demektir.

İşte bu nedenle beynimize ara sıra küçük ödevler vermek yerinde olur.

Bu hafta iki ödev birden veriyorum.

Ödev 1: Bu hafta evinize dönerken, her gün kullandığınız yolun dışındaki herhangi bir güzergahı kullanın. Ya da farklı bir araçtan yararlanın. Örneğin kendi aracınızı kullanıyorsanız, bu kez bir dolmuşa binmeyi deneyin. Ya da başka caddelerden, başka sokaklardan dolaşın.

Ödev 2: Çevrenizdeki mavi renkli şeylere dikkat edin. Bu renk bir duvar boyasında, bir balığın yüzgecinde, bir giysinin püskülünde, bir gün batımında, ya da eski bir bardağın yaldızında olabilir. Sadece bunun farkına varın. “İşte bu mavi!” deyin. Etrafınızda ne kadar çok mavi bulunduğunu, mavi tonlarının ne kadar fazla olduğunu farkedin.

İLETİŞİM
Tüm düşünce, dilek ve önerilerinizi bize iletebilirsiniz.
ahmetaksoy@gamet.com.tr
www.gamet.com.tr
0216 450 5784
0533 339 0959