?> okuma arşivleri - Kişisel Gelişim
Mar 072013
 
2,183 views

konsantrasyon
KONSANTRASYON

Bir kitap okurken konsantrasyonumuzu kaybetmeden okuyabildiğimiz süre çok uzun değildir.

Bu konudaki 46 dakikalık rekorun Albert Einstein’a ait olduğu söyleniyor.

“Einstein Distraction Index Method” – “Einstein Kesinti Endeks Yöntemi” adı verilen bir yöntemle kesintisiz konsantrasyon süremizi arttırmak mümkün.

Yöntem basit ama, ısrarlı ve düzenli bir çalışma gerektiriyor. Bu yöntem, Einstein tarafından geliştirilmiş ve kullanılmış.

Bu yöntemi uygulamak için bir kağıt, bir kalem ve bir kitaba ihtiyacımız var. Bir de çalar saate.

Öncelikle telefonumuzdan, radyomuzdan, televizyonumuzdan ve çevremizdeki benzer aletlerden rahatsız olmayacak şekilde önlemimizi alalım. Bu aletleri kapatabilir, onlardan uzaklaşabilir, ya da zihnimizi bu tür aletlerden rahatsız olmayacak şekilde hazırlayabiliriz.

1- Başlangıç olarak saatimizi 3 dakika sonrasında çalacak şekilde ayarlayalım

2- Seçtiğimiz yazıyı okumaya başlayalım.

3- Herhangi bir şekilde aklımızın bir başka tarafa kaydığını, okumamızın kesintiye uğradığını farkettiğimizde bir elimizin işaret parmağını takıldığımız yere koyup, diğer elimizle de kağıt üzerine bir çentik işareti atalım.

4- Sonra derin bir nefes alalım ve kendi kendimize -mümkünse yüksek sesle- “Konsantrasyonumu koruyorum!” diyelim.

5- Kaldığımız yerden itibaren tekrar okumaya başlayalım.

6- Saat çalıncaya kadar 3, 4 ve 5. aşamaları tekrarlayalım.

7- Süre sonunda -saat çaldığında- kitapta kaldığımız yeri kalemimizle işaretleyelim. Sonra da kağıt üzerine kaç çentik attığımızı sayalım.

8- Kitabı aynı yöntemle okumaya devam edelim. Her seferinde daha az kesinti olması beklenir. Hiç kesintisiz olarak okumaya başladığımızda, saati kurduğumuz süreyi 2 dakika uzatalım. Yani bu süre 3, 5, 7 vb olarak artsın.

Amacımız, konsantrasyonumuzu olabildiğince uzun bir süre korumak ve bunu bir alışkanlık haline getirmek.

Konsantrasyon alıştırmasını 6 haftada bir tekrarlamakta yarar var.

Ahmet Aksoy

Dec 262012
 
4,493 views

İnsanlar Kitap Okumayı Niçin Sevmez?

İnsanlar Kitap Okumayı Niçin Sevmez?Kitap okumak istiyorsunuz. Ama bir kaç sayfa okuyunca yoruluyorsunuz. Uykunuz geliyor.
Hevesle bir kitaba başlıyorsunuz. Bir kaç saat okuyorsunuz. Ama bir daha kitaba el sürmeniz kısmet olmuyor.
İnatla okumaya çalışıyorsunuz. Ama bir kitabı bitirebilmek için aynı inadı günlerce, bazan da haftalarca sürdürmeniz gerekiyor.

Bir sürü farklı öykü… Ve hepsinin peşinde bir “ama” var…

Burada bir durum tespiti yapmamız ve bu durumu sorgulamamız gerek.

– Kitabı hangi koşullarda okuyorsunuz?
– Yatarak mı? Rasgele yerlerde mi? Masa başında mı?
– Okuma yaptığınız yerin aydınlatması nasıl?
– Bütün koşullar iyi ama sürekli geri dönüşler mi yapıyorsunuz?
– Okurken dudaklarınız kıpırdıyor mu?
– Beyninizdeki bir ses okuduğunuz her kelimeyi tek tek seslendiriyor mu?
– Kitap okuma amacınız belli mi?
– Göz sağlığınız yerinde mi?
– Ya genel sağlığınız?
– Stres düzeyiniz nasıl?
– O kitabı bitirmek için ne kadar zaman ayırdınız?
– Peki, okuma hızınızı hiç ölçtünüz mü?
– Bir dakikada ortalama olarak kaç kelime okuyorsunuz?

Bu sorular daha da uzayıp gidiyor …

Önce son soruyu ele alalım: Ortalama okuma hızınız nedir?
Okuma hızını tespit ederken genel olarak bir dakikada okunan sözcük sayısı dikkate alınır. Bu değer, yaklaşık bir değerdir. Çünkü okunan metnin içinde yer alan sözcüklerin uzunlukları değişkendir. Bu nedenle, kaba bir hesap yapılır ve ortalama okuma hızı bulunur.

Size en kolay yöntemi tarif edeyim: Saniye basamağı da olan bir saate ihtiyacınız var. Ölçüm işlemi için bir arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz.

Ortalama düzeyde bir kitabın herhangi bir sayfasını açın ve bir başlangıç noktası seçin. Arkadaşınızın “başla” işaretiyle okumaya başlayın. Kendinizi zorlamadan, normalde nasıl okuyorsanız, aynı şekilde okuyun. Bir dakika dolduğunda arkadaşınız sizi uyarsın. Siz de okumayı keserek nerede kaldığınızı işaretleyin. Sonra okuduğunuz kelimeleri tek tek sayın. Elde edeceğiniz sayı, sizin bir dakikalık ortalama okuma hızınızdır.

Eğer bu hız çok düşükse, okumayla aranız bozuk demektir.
Peki düşük okuma hızları nasıl belirlenir?

1- Üniversite öğrencisi veya mezunuysanız ve ortalama okuma hızınız 200’den düşükse
2- Ortaöğretim düzeyinde eğitim aldıysanız ve hızınız 150’den düşükse
3- İlköğretim düzeyinde eğitiminiz var ve ortalama okuma hızınız 100 kelimeden azsa

okuma hızınızın düşük olduğunu söyleyebiliriz.

Diyelim ki okuma hızınız dakikada 150 kelime. Bu durumda 300 sözcük içeren ortalama bir kitap sayfasını okumanız 2 dakika sürecek demektir. 300 sayfalık bir kitap için yaklaşık 600 dakika ayırmanız gerekiyor. Kesintisiz 10 saat. Bu süreyi kaç güne yaymak gerektiğini de siz hesaplayın!…

Oysa bir dakikada 150 yerine 450 kelime okursanız, aynı kitap için 600 dakika yerine 200 dakika ayırmanız yeterli olacaktır. Bu da 3 saat, 20 dakika eder. Bitirmek için çok daha makul bir süre…

Okumayı sevmemek, sizin suçunuz değil!.
Çünkü bu, ezbere dayanan klasik eğitim sistemimizin doğal bir yansıması.
Bu sistemde okuma çalışmaları daima sesle bağlantılı olarak gerçekleştirildi. Anlayabilmek için okuma hızının düşük tutulması gerektiği öğretildi.

Sonuç: okuma hızınız, konuşma hızınız ile sınırlandı. Bu yüzden de okuduğunuz kitaplar ve belgeler bir türlü bitmiyor. Sıkılıyor ve yoruluyorsunuz. Kitap okumak yerine televizyon seyretmeyi tercih eder hale geliyorsunuz.

Oysa buna mahkum değilsiniz! Elbette gerçek anlamda HIZLI OKUMA öğrenmek için yaklaşık bir ay boyunca, günde yarım saat ile bir saat arasında bir vakit ayırarak düzenli ve disiplinli bir çalışma yapmanız gerekiyor. Eğer bu süreyi şimdilik ayıramıyorsanız, durumunuzu biraz olsun iyileştirecek bir-iki ipucu vereyim:

– Kaslarınızdaki stresi boşaltın. Gevşeyin.
– Gülümseyin.
– Sözcükleri daha net görmek için gözlerinizi kısmaktan kaçının.
– Sözcüklerin kendisine değil, biraz üzerindeki boşluğa bakın.
– Bir bakışta iki veya daha fazla kelimeyi görmeye çalışın.
– Parmağınızın veya bir kalemin ucuyla bakışlarınızı yönlendirin.
– Okurken barok müzik dinleyin.
– Okumaya başlamadan önce okuma sürenizi ve okuyacağınız kısmı belirleyin.
– Arada bir-iki dakikalık molalar verin
– Diğer kaslarınız gibi, göz kaslarınıza da egzersiz yaptırın.

Okuma hızınız arttığında, hem kavrayışınız, hem de okuma sevginiz artacaktır.
Okumak, tembelleşen beyin fonksiyonlarınızın yeniden canlanmasını sağlayacaktır.
Hızlı okuyun, yaşamı daha iyi kucaklayın!

Ahmet Aksoy