?> micro expressions arşivleri - Kişisel Gelişim
Dec 262013
 
2,078 views

Yüzünüz Sizi Ele Veriyor
Evet!… Yüzünüz tıpkı görsel bir megafon gibi sizin düşüncelerinizi ve duygularınızı bağırıyor!

Beden dili, evrensel bir dil. Yüz ise bedenin bu açıdan en belirgin parçası. Üstelik bu evrensel dil sadece insanlara özgü değil. Çevrenizdeki canlılara, kuşlara, kedilere, köpeklere bakın! Özellikle memeli hayvanlarda pek çok ortak kalıp bulunduğunu göreceksiniz.

lie_to_me-1024Beden dili, doğrudan bilinçaltı tarafından kullanılan görsel bir dildir. Bu dilin gerçek kullanıcısı beynimizin “sürüngen” bölümüdür. Bir yandan karşı cinse iletilen ve türün devamına yönelik mesajları; öte yandan çevresel tehditlere karşı kullanılan “kaç-savaş-ölü taklidi yap” üçlemesini bu ilkel beyin yönetir. Bu dil net, kesin ve hızlı mesajlar içerir. Hepsi, hayatta kalma veya türün devamını sağlamaya yöneliktir. İşte bu nedenle de, kalıcı olarak genlerimize kodlanmıştır.

Sonradan öğrenilen veya geliştirilen davranışların pek çoğuna bilinçli olarak müdahale etmek mümkün olabilir. Oysa genlerimize kodlanmış olan beden dilimiz ve bunun yüzümüze mikro ifadeler (micro-expressions) halinde yansıması tamamiyle bilinçaltımız tarafından, otomatik olarak kontrol edilir. Bu ifadeleri bilinçli olarak denetim altında tutmak ise neredeyse olanaksızdır.

En belirgin mikro ifadeler, gözlerimizde yer alır. Örneğin gözbebeklerimiz, duygusal pozisyonumuzu ve bir sonraki davranışımızı tıpkı bir ayna gibi yansıtır.

Eğer rahat ve güvenlikli bir ortamdaysak gözbebeklerimiz büyür. Çünkü bu koşullarda çok net bir odaklanmaya ihtiyacımız bulunmamaktadır. Oysa bizi tedirgin eden şeyler varsa, gözbebeklerimiz küçülür ve çevremizi çok daha net ve ayrıntılı görebilmeye kendini hazırlar. Bu tedirginliğin kaynağı ister basit bir endişe, isterse yoğun bir tehdit olsun davranış aynıdır. Bu tepkiye eşlik eden gözkapağı, alın, çene veya dudak hareketleri tepkinin yoğunluğunu ve niyetimizi iyice belirginleştirir.

Bu nedenle, eğer toplumsal kurallar sizi bunu yapmaktan alakoymuyorsa, öncelikle karşınızdaki kişinin gözbebeklerine bakın. Sonra gözkapağının durumuna, ne sıklıkta kapanıp açıldığına bakın. Göz kenarlarındaki kırışıklıkların, kaşların ve alın çizgilerinin şekline dikkat edin. Dudaklardaki kıvrımlar çok önemli bilgiler içerir. Daha da önemlisi, bu tepkiler birbiri ile ne denli uyumlu? Ellerin hareketleri veya bedenin duruşuyla destekleniyor mu? Aksi halde -nedeni ne olursa olsun- verilmek istenen mesajda bir tutarsızlık var demektir.

Örneğin dudakların gülümser gibi kıvrılmış olması, tek başına o kişinin mutlu ve rahat olduğunu göstermeye yetmez. Bu ifadenin gözbebeklerinin büyümesiyle, gözlerin hafifçe kısılıp uçlarının kırışmasıyla da desteklenmesi gerekir.

Bunların yanısıra, bu tepkilerin süresi ve sürekliliği de büyük önem taşır.

Üzüntüsünü ifade etmek için yüksek sesle ağlayan bazı insanların bu duyguyu içsel olarak ta yaşayıp yaşamadığını onların yüzlerinde yakalayacağınız mikro ifadelerle tesbit etmeniz mümkündür.

Karşınızdaki insanın aslında rol yaptığını sezdiğiniz durumlar olmuştur. Bunu mantıksal olarak açıklamakta zorlansanız bile, bilinçaltınız aldığınız mesajlardaki tutarsızlıkları çözümleyip sizi uyarır. Ancak çoğu kez onun uyarılarını dikkate almaz, sonra bunun acısını çekeriz. Sosyal yaşamımız, çoğu kez sezgilerimizin zaman içinde körleşmesine neden olur. Farkındalığımız zayıflar, bilinçaltımızın yönlendirici mesajlarını mantıksal gerekçelerle örtüp görmezden ve duymazdan gelmeye alışırız.

Günümüzün çalkantılı siyasi yaşamında sağlıklı değerlendirmeler yapabilmemiz için beden dilini bilinçli olarak çözümleyebilir hale gelmemiz önemlidir. Ancak, düzenli bir eğitim ile beden dilini denetim altına almanın mümkün olabileceğini unutmamalıyız. Usta siyasetçiler bu konuda başarılı olurlar. Buna rağmen, mikro ifadeleri onların bile denetlemesi pek mümkün değildir.

Bu konuda en azından farkındalığınızı geliştirebilmeniz için, eğer erişebilirseniz, “Lie To Me” isimli televizyon dizisini izlemenizi öneririm. Özellikle ilk bölümleri bu konuda eğitici bir içeriğe de sahip.

Eğer karşınızdaki insanların beden dili ve yüz ifadelerini hızlı ve etkin bir şekilde, bilinçli olarak çözmek isterseniz, mutlaka bunun eğitimini almanız gerekir.

Beden dilini, yüz ifadelerini ve mikro ifadeleri içselleştirmeniz hem karşınızdakileri daha iyi anlamanızı sağlayacak; hem de sizi, kendi mesajlarınızı daha anlaşılır hale getirmenin sezgisel araçlarıyla donatacaktır.

Unutmayın ki karşılıklı iletişimin sadece yüzde yedisi (%7) (*) sözcüklerle ifade ediliyor. Asıl mesaj ses vurguları ve beden dili aracılığıyla iletiliyor.

Konuyla ilgili yeni yazılarımızı ve açıklayıcı örneklerimizi sizlerle paylaşmayı sürdüreceğiz.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

(*) – İnternette pek çok yerde iletişim araçları için %55 görsel, %38 ses ve %7 söz olarak ayrıştığına ilişkin bilgiler yer alır. Bazı görüşler ise bunun bir yanlış anlamadan kaynaklandığını ve zamanla bir şehir efsanesi haline dönüştüğünü vurguluyor. (Bu konuya eğilen kaynaklardan birine şu adresten erişebilirsiniz: http://www.cuttingedgepr.com/articles/big-myth-nonverbal-communication.asp )

Her şeye rağmen, vurgusuz ve renksiz bir sesle aktarılmaya çalışılan mesajların yerine ulaşmakta zorlanacağı oldukça açık.