?> mars arşivleri - Kişisel Gelişim
Oct 012015
 
1,487 views

Mars’ta sıvı halde tuzlu su bulundu

(Aşağıdaki yazı 29 Eylül 2015 tarihinde http://vaybe.axtelsoft.com/ sitesinde yayınlanmıştır. Yazı bana aittir.)

Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulundu

Image Credits: nasa.gov

28 Eylül 2015 tarihli açıklama ile NASA, komşu gezegenimiz Mars’ta kesintili su akışı tespit edildiğini doğruladı.

Sözkonusu (tuzlu) su akışının, ısının -23 derece santigradın üzerine çıktığı sıcak mevsimlerde bazı yamaçlarda koyu izler oluşturduğu, daha soğuk dönemlerde ise bu izlerin görünmez hale geldiği açıklandı.

Bildiğiniz gibi tuzlu suyun donma sıcaklığı (sıfır derecedeki)saf suyun donma sıcaklığından daha düşüktür. Bu nedenle -23 derecede görülen akışın tuzlu su olması öngörülüyor.

Mars gezegeninin kuzey yarıküresinde bundan 4.3 milyon yıl öncesine kadar büyük bir okyanusun bulunduğuna dair önemli bulgular var. (http://gurmezin.com/mars-had-an-ocean-4-3-million-years-ago/) Bu okyanus, şimdiki Kuzey Buz Denizi kadar bir büyüklüğe sahipti ve içerdiği su miktarı, Mars yüzeyinin tamamını 137 metre derinlikte bir su tabakasıyla kaplayacak büyüklükteydi. Bu suyun nereye gittiği konusunda farklı teoriler var. Ancak, Mars toprağının derinliklerinde donmuş vaziyette su bulunduğunu savunan geniş bir kesim bulunuyor. Nasa’nın son açıklamaları bu düşünceleri destekler nitelikte.

(Şimdi bir çöl gezegeni olan Mars’ın, yüzeyindeki suyu kaybetmiş olması, gelecekte Dünya’nın da benzer bir kaderi paylaşıp paylaşmayacağı sorusunu akla getiriyor.)

Mars gezegeninin aslında zengin bir su kaynağına sahip olması, bu gezegenin kolonileştirilmesi açısından büyük bir kolaylık sağlayacak gibi görünüyor. En azından Mars’ı keşfetmeye gidecek insanlar oraya çok fazla su taşımak zorunda kalmayacaklar. Sera tarımı için de su temin etmek oldukça kolaylaşacak demektir.

Bu son bulgular, Mars’a gönderilecek insanlı uzay programları için bir avantaj olabilir. Keşke insanlar silahlanma yarışını bir kenara bırakıp, bu tür projeleri daha fazla destekleyebilseler.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:

Nov 132014
 
1,325 views

(Aşağıdaki yazı Radikal blog’da 13 Kasım 2014 tarihinde yayınlanmıştır: http://blog.radikal.com.tr/bilim-teknoloji/bir-kuyruklu-yildizin-dusundurdukleri-79066 )

Bir Kuyruklu Yıldızın Düşündürdükleri

Dün, ESA (European Space Agency) tarafından 10 yıl önce uzaya gönderilen Rosetta uzay aracının 67P/Churyumov-Gerasimenko kod adlı kuyruklu yıldız ile buluşup Philae sonda aracını onun üzerine indirme törenleri vardı. Edindiğimiz bilgilere göre planlanan işlemler, birkaç arıza dışında başarıyla gerçekleştirildi. Araç fotoğraf göndermeye de başladı. Manşetteki fotoğraf, Philae’nin gönderdiği ilk fotoğraftır. (Foto alıntı: earthsky.org)

 

Bir kuyruklu yıldızın düşündürdükleri

Foto: earthsky.org Philae tarafından gönderilen ilk görüntü

Rosetta, 10 yıl boyunca dünya ile arasında 510 milyon kilometrelik bir mesafe yaratacak kadar yol katetmişti. Büyük olasılıkla kendi yörüngesi düz bir hat üzerinde bulunmadığı için asıl yolun uzunluğu çok daha fazla olabilir.

Dünkü konumundayken Rosetta ve sonda aracı Philae’nin gönderdiği sinyallerin dünyaya erişebilmesi için 28 dakika gerekiyordu. Olayı gözümüzde biraz canlandırabilmek için, güneşten çıkan ışınların dünyaya varışının 8 dakika sürdüğünü hatırlayalım.
Teknolojik olarak büyük bir başarı elde edildi! İçtenlikle bu işe emek verenleri ve onları destekleyenleri kutluyorum.

Ancak bu olay bana başka konuları çağrıştırıyor: Örneğin Güney Amerika’nın keşfi.
Americo Vespuci ve Christophe Colomb gibi kaşifler bu yeni dünyayı keşfetmekle kalmayıp oraları acımasızca, açgözlülükle yağmaladılar ve oralardaki -farklı- medeniyetlerin çöküşüne, mahvolmasına neden oldular.

Şimdi de bazı güç odakları dünya üzerindeki zenginlikleri tek taraflı yağmalamakla yetinmeyip, gözlerini uzak gezegenlere, uydulara, yıldızlara dikmiş durumda. Yapılan çalışmaların amacının “insanoğlunun merakını gidermesi, bilgi dağarcığını büyütmesi” şeklinde tanımlamak bana fazla iyimser geliyor. Asıl dürtünün askeri ve ticari olduğunu düşünüyorum.

Bu konu da, arkelolojik çalışma yapan uzmanların buluntulara yeni doğmuş bir bebeğe gösterilen hassas ve şefkatli özeni gösterirken, politikacıların aynı buluntuların üzerinde hoyratça topuklu ayakkabılarla gezinmesinden farklı bir arsızlık değil. Bilim insanlarının büyük olasılıkla yürüttükleri uzay çalışmalarında arkeologların hassasiyetine sahip olduklarına inanıyorum. Ama onlara kaynak sağlayanlar hakkında ne yazık ki aynı düşünceleri besleyemiyorum. Bu konuda yanılıyor olmayı ne kadar büyük bir içtenlikle arzuluyorum bilseniz!…

Ayın keşfi şimdilik yeterince ticari ve askeri fayda sağlamış görünmüyor. Buna rağmen ayın yüzeyi çoktan parsellendi bile.

Şu anda asıl ağız sulandıran hedef: Mars!

Marsa insanlı uzay aracı gönderme ve Mars yüzeyinde koloniler oluşturma projeleri halen devam ediyor. Sadece bu kadar da değil! Mars şartlarına uygun bir bitki örtüsü oluşturup, dünyadakine benzer atmosferik koşullar yaratmayı planlayan çok daha büyük projeler de var.

İşte bu tür projeler, elinde tuttuğu güçle evreni metalaştırıp kendi malı haline dönüştürmeye çalışan bir anlayışın yansımaları.

Dileğim o ki, insanlık, evrenin efendisi değil, onun içindeki minicik bir nokta olduğunu bir an önce kavrar ve ona göre davranmayı öğrenir.

ahmet aksoy