?> kitap arşivleri - Kişisel Gelişim
Feb 262014
 
1,310 views

Yaratıcı Yazarlık Ölümsüzlüğe Giden Yoldur

Yaratıcı YazarlıkAslına bakarsanız yazarlık, zaten, yaratıcılık niteliğini de içinde barındırır. Yine de “yaratıcı” sözcüğünün eklenmiş olması, epeyce bir hava katıyor bu kavrama.

Bazıları yazarlığın sonradan öğrenilemeyeceği düşüncesini savunur. Ben, bu görüşte değilim.

Elbette herkes yazar olamayabilir. Hatta yazarlık için gereken her türlü bilgiye ve teknik beceriye sahip olan herkesin başarılı bir yazar olabileceğini söylemek bile, abartılı bir öngörü olur.

Bence yazarlık için asıl gereken, bilgi ve deneyim birikimidir. Bu birikimi bizzat yaşayarak, olayları ve insanları izleyerek, okuyarak, araştırarak, hatta bunların hepsini birbiriyle harmanlayarak elde etmek mümkündür. Elbette, hayal gücünü de yabana atmamak gerek. Ancak böyle bir birikime sahip olmak, tek başına, başarılı bir yazar olmak için yeterli olmayabilir. (Başarılı yazarlıktan kastım sadece ticari kazanç sağlamak değil, doğru şekilde pazarlandığında çok sayıda okuyucuyla buluşabilecek eserler üretebilmektir.) Bütün bu birikimin akışkan harcı mutlaka düzgün bir şekilde kalıba dökülüp şekillendirilmek zorundadır.

Yaratıcı yazarlığın önemi burada ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, hem yeterli bir birikime sahip olmayı, hem de bu birikimi ürüne çevirmek için gereken yeterli bilgi ve teknik donanıma sahip olmayı gerektirir. Bu nedenle, bir editör aracılığıyla öykülerini esere dönüştürmeyi -sonuç ne kadar başarılı olursa olsun- bu kavramın dışında tutuyorum.

Yaratıcı yazarlık, basım ve dağtım aşamaları dışındaki tüm süreci tek başına üstlenmeyi gerektirir. Çünkü, bu şekilde çalışan bir yazar, kendi eserinin gerçek yaratıcısı ve sahibi olur.

Her türlü birikim, bilgi ve teknik donanıma sahip olsalar bile “tek bir satır” yazmakta dahi zorlanan insanlar da var. Hatta daha önce başarılı eserler üretmiş kişiler bile bazan böyle bir duruma düşebiliyor. Bu sorun, “yazma korkusu”, diğer adıyla “yazarlık blokajı” (writer’s block”) olarak biliniyor. Yaratıcı yazarlık eğitimleri, yazma korkusu yaşayan insanlar açısından da büyük oranda yararlı olur.

Yaratıcı yazarlık, akademik ve bilimsel yayınlar dışındaki hemen her alanı konu edebilir. Yaratıcı yazarlık, insanların duyularına ve duygularına hitap etmeye özel önem verir. Tekdüze anlatım yerine, okuyucunun hem aklına hem de duygularına hitap ederek, okuduklarını görsel imgeler halinde zihninde canlandırmasını sağlar. Bu yöntem, okuyucunun kendisini ön planda tutar. Öyküyü, okuyucunun zihninde yaşayan bir film haline dönüştürür.

Eğer siz de bir yazar olmak ve okuyucularınızın yazdıklarınızla bütünleşmesini istiyorsanız, kendinizi yaratıcı yazarlığa hazırlamalısınız.

Ahmet Aksoy

Jul 262013
 
1,080 views

Hızlı Okuma ve Kitaplar Konusunda Kimler Ne Demiş?

Tarih boyunca düşünürler, yazarlar, sanatçılar okumanın önemini vurgulamışlar hep. İşte bunlardan küçük bir demet.

kitaplar

  • “Ben bir hızlı okuyucu değilim. Ben bir hızlı anlayıcıyım.” – Isaac Asimov
  • “Yeni araştırmalar gösteriyor ki göz-beyin sisteminiz, ilk başta sanıldığından binlerce kez daha karmaşık ve güçlüdür. Ve bu kapasitenin meyvalarını uygun bir eğitimle kolayca toplayabilirsiniz.” – Tony Buzan
  • “Bir hızlı okuma kursuna gittim ve Savaş ve Barışı yirmi dakikada okudum. Konu Rusyada geçiyordu.” – Woody Allen
  • Oku, oku, oku. ~ William Faulkner
  • Yaşamak için oku. ~ Gustave Flaubert
  • Bir yazar bir kitabı sadece başlatır. Onu okuyucu bitirir. ~ Samuel Johnson
  • Eğer bunu okuyorsan, bir öğretmene teşekkür etmelisin. ~ Anonim Öğretmen
  • Vücut için idman neyse, zihin için okumak odur. ~ Joseph Addison
  • Kitap çepte taşınan bir bahçe gibidir ~ Çin atasözü
  • Bunlar kitap değil, raflarda yaşayan zihinlerdir. ~ Gilbert Highet
  • Yaratıcı yazma gibi yaratıcı okuma da vardır. ~ Ralph Waldo Emerson
  • Ben bir kitabı başkalarından iki kat hızlı okurum. Önce başlangıcını okurum, sonra sonlarını okurum ve sonra ortasından başlar ve en çok beğendiğim yöne doğru okurum. – Gracie Allen
  • Ben hep cennetin bir tür kütüphane olduğunu hayal etmişimdir. ~ Jorge Luis Borges
  • Eski paltonu giy ve yeni bir kitap al. ~ Austin Phelps
  • Bir kitap hakkında asla filmine bakarak karar verme. ~ J. W. Eagan
  • Bilimde en yeni kitapları okumayı tercih et. Edebiyatta en eskileri. Klasikler her zaman moderndir. ~ Lord Edward Lytton
  • Okumak güzel bir yaşamın temel araçlarından biridir. ~ Mortimer J. Adler
  • Kitapsız bir oda ruhsuz bir bedene benzer. ~ Marcus T. Cicero
  • “Hızlı Okumadaki erken gelişmelerin izleri, (20.) yüzyılın başlarındaki, normal okuma hızları yetersiz kalan okuyucuları çaresiz bırakan basım patlamasına kadar sürdürülebilir.” – Tony Buzan
  • Elime biraz para geçtiğinde kitap satın alırım; yine de bir şeyler artarsa yiyecek ve giysi alırım. ~ Desiderius Erasmus
  • Kütüphane kartımı aldığımda, işte o zaman yaşamaya başladım. ~ Rita Mae Brown

Gamet Gelişim 

Sep 082012
 
1,350 views

EFT – TEPELEME

Deneysel bir çalışma olan EFT [TEPELEME] isimli kitabımızı eşimle birlikte Aralık 2011′de yayınladık.
EFT, İngilizce “Emotional Freedom Techniques” sözcüklerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma. Açılımı, “Duygusal Özgürleşme Tekniği”.
Kitabımızı özellikle adadığımız iki toplum kesimi var: birincisi öğrenciler, ikincisi ise Van depremzedeleri. Kitabımızda, her iki kesimin sorunlarına yönelik özel bölümler yer alıyor.
EFT – Tepeleme tekniği, kısaca, vücudumuzun enerji meridyenleri üzerinde yer alan bazı akupunktur noktalarının parmak uçlarıyla vurarak sistematik biçimde uyarılmasına dayanır. Bu teknik, fiziksel ve/veya psikolojik sorunlarımızın pek çoğunun vücudumuzdaki enerji akış sisteminde oluşan tıkanıklardan kaynaklandığını varsayar. Eğer enerji sistemimizdeki tıkanıklıklar ortadan kaldırılırsa, onlara bağlı sorunlar da ortadan kalkacaktır.
Eşim mimardır. Ben ise inşaat mühendisiyim. Her ikimiz de bilimsel gerçekliğe önem ve değer veririz. İşte bu nedenle, bu çalışmalarımızı soyut kavramlara değil, kendi deneyimlerimize ve gözlemlerimize dayandırdık.
Son yıllarda oldukça sık kullandığım bir deyiş var: “Herşey olacağına varır”.
Gerçekten de öyle oluyor.
Koşullar neyi gerektiriyorsa, o gerçekleşiyor.
Ama bunu basit bir kadercilik anlayışı olarak görmemek lazım. Bu, sadece gerçekçilik. Anlamasak ta, gerçekleri kabulleniş. Üstelik, sadece bildiklerimizi değil, bilmediklerimizi, bilemediklerimizi de…
EFT ile 2010 yılının Şubat ayında tanıştım. Ayrıntılarını anımsamıyorum bile. Benim için tamamen tesadüf. ( Oysa eşim, aynı konuyla yıllar önce tanışmış. Hatta bu konuya benim dikkatimi çekmeye de çalışmıştı. Ama ben, tam bir vurdumduymazlıkla karşılamış, gülüp geçmiştim.)
Her nasıl olduysa, Gary Craig tarafından hazırlanan ve erişime açık olan “EFT Manual” isimli dokümanı internetten indirip okudum.
Bu tür tekniklere genellikle kuşkuyla bakarım. Bana yabancı ve kuşkulu gelen her şeyi de peşinen reddeder, gerekirse sonradan incelemeye alırım. Ancak bu tekniğin yaratıcısının bir mühendis olması ve sistemi bir takım felsefi dayatmalara bağlamaya çalışmaması özellikle ilgimi çekti. Üstelik yöntem, çok basit, net ve açık bir şekilde tanımlanmıştı. Özetle, temel yaklaşım şöyleydi: “Dene ve Gör”. Olup biteni ispatlamaya, ya da açıklamaya çalışma girişimi yok. Sadece: “Dene ve Gör!”…
Ben de aynen öyle yaptım.
Önce test edilecek bir sorunumu saptadım.
Ayaklarım kendimi bildim bileli hep üşür. Bu nedenle evde çıplak ayakla ve terliksiz dolaşmam pek mümkün olmaz. Hele kışları mutlaka yün veya tiftik bir çetik giyerim. O zaman da ayağımda yün çetiklerim vardı.
EFT’yi sınamak için kendi açımdan böylesine zor bir konu seçmiştim. Yıllardır süregelen, kronik bir sorun…
Kurgu (setup) cümlem şöyleydi : “Ayaklarım üşüyor olsa bile, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.” (Üstelik ayaklarımın üşümesi nedeniyle yaşadığım sıkıntıyı derecelendirmeyi de unutmuştum.)
Tüm döngüyü – kurgu, vuruşlar ve gamut- bilgisayar ekranındaki dokümana baka baka bir kaç kez tekrarladım.
Hayret!
Tüm uygulama sadece 10 dakika sürmüş, ama ayaklarımdaki karıncalanmaya benzeyen sürekli üşüme duygusu gerçekten de kaybolmuştu! Acemice yapılan bir uygulamanın sonucunda bu kadar net bir sonuç alabilmek gerçekten şaşırtıcıydı. (Uygulamanın etkisi, bir sonraki kış başına kadar sürdü. Neredeyse 8 ay. Ayaklarımın tekrar üşümeye başladığını farkedince, bu kez daha bilinçli bir şekilde tekrar EFT uyguladım ve tüm kış boyunca bir daha ayaklarımın üşümesinden yakınmadım.)
Bu şaşırtıcı sonucu alınca, merak ve ilgiyle EFT konusunu araştırmaya başladım. Türkçe kaynak yoktu. Bu nedenle internet üzerinden bulabildiğim her türlü İngilizce kaynağı taradım. EFT nasıl ve ne zaman ortaya çıkmış? Bu kadar etkin sonuçlar vermesinin nedenleri neymiş? Ne tür sorunlara uygulanabiliyormuş? Daha bir sürü soru…
Bir yandan da eşimle birlikte denemelere ve uygulamalara başladık. Öğrenciler, sanatçılar, ev hanımları, gayrimenkul uzmanları, gençler, yaşlılar…
Sonuçta ulaştığımız özet şu oldu: EFT’yi, tanımlanabilir her türlü soruna rahatlıkla uygulamak mümkün. Ancak, herkeste aynı sonucu vermeyebilir. Bazılarında 10 dakika içinde tüm sıkıntılar ortadan kalkarken, bazılarında belirgin bir etki gözlenmiyor. Bazı durumlarda ise etki, bir kaç gün sonra ortaya çıkıyor. Ama bugüne kadar bizzat yaptığımız uygulamalarda yanıt alamadığımız tek bir örnek bile olmadı.
Çeşitli ülkelerde, farklı alanlarda EFT uygulamaları var. Örneğin bazı okullarda öğrencilerin enerjilerini dengelemek ve stresten arınmalarını sağlamak için uygulanıyor. Bir diğer önemli etki alanı ise PTSD (Travma Sonrası Stres Düzensizliği). Amerika’da Vietnam, Körfez ve Irak savaşından ağır sorunlarla dönen ve tıbbi çözümlerden yeterince yararlanamayan askerlere uygulandığında önemli başarılar elde edilmiş.
İngilizce kökenli EFT (Emotional Freedom Techniques) sözcüğü yerine, artık, TEPELEME sözcüğünü kullanmayı yeğliyoruz. Yeni uygulamalarda başımızın tepesi, en önemli noktalardan birisi. Parmak uçlarıyla vurma teriminin İngilizce karşılığı olan “tapping”, tepeleme sözcüğünü andırıyor. Zaten yapmak istediğimiz şey de “sorunlarımızı tepelemek”ten başka bir şey değil! Tepeleme terimi bu nedenle akılda çok daha kolayca yer edebilir.
EFT – Tepeleme tekniği, günlük yaşamın yoğun baskısıyla başa çıkabilmek açısından inanılmaz derecede basit ama etkili bir araç.
Size de öneriyoruz.
İnanmak zorunda değilsiniz.
Sadece deneyin ve sonucuna kendiniz karar verin!

Kitabımızı kendi olanaklarımızla bastırdık ve dağıtımcıya vermedik. Eğer bu eseri edinmek isterseniz Kadıköy’deki ofisimize veya (Seyhan Müzik) Ada Kitabevi’ne uğrayın.

Ahmet Aksoy – Nilüfer Aksoy

Nilüfer Aksoy: 0533 472 7723 – naksoy@gamet.com.tr
Ahmet Aksoy: 0533 339 0959 – ahmetaksoy@gamet.com.tr

Mar 262012
 
1,080 views

24 Mart 2012 Cumartesi günü saat 14’te ofisimizdeki eğitim salonunda EFT-TEPELEME Tanıtım Toplantımızı yaptık.

Güzel bir çalışma oldu. Hem sistem hakkında tarihsel ve teorik bilgilerimizi paylaştık; hem de birebir uygulamalar yapma fırsatımız oldu.

Tüm katılımcılara teşekkür ediyoruz.

Toplantıya ait video görüntülerinden bazı bölümleri önümüzdeki günlerde sizlerle paylaşacağız.

Ahmet Aksoy – Nilüfer Aksoy

 

Mar 172012
 
1,240 views

EFT [Tepeleme]

EFT - TEPELEME

Deneysel bir çalışma olan EFT [TEPELEME] isimli kitabımızı eşimle birlikte Aralık 2011’de yayınladık.
EFT, İngilizce “Emotional Freedom Techniques” sözcüklerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma. Açılımı, “Duygusal Özgürleşme Tekniği”.
Kitabımızı özellikle adadığımız iki toplum kesimi var: birincisi öğrenciler, ikincisi ise Van depremzedeleri. Kitabımızda, her iki kesimin sorunlarına yönelik özel bölümler yer alıyor.
EFT – Tepeleme tekniği, kısaca, vücudumuzun enerji meridyenleri üzerinde yer alan bazı akupunktur noktalarının parmak uçlarıyla vurarak sistematik biçimde uyarılmasına dayanır. Bu teknik, fiziksel ve/veya psikolojik sorunlarımızın pek çoğunun vücudumuzdaki enerji akış sisteminde oluşan tıkanıklardan kaynaklandığını varsayar. Eğer enerji sistemimizdeki tıkanıklıklar ortadan kaldırılırsa, onlara bağlı sorunlar da ortadan kalkacaktır.
Eşim mimardır. Ben ise inşaat mühendisiyim. Her ikimiz de bilimsel gerçekliğe önem ve değer veririz. İşte bu nedenle, bu çalışmalarımızı soyut kavramlara değil, kendi deneyimlerimize ve gözlemlerimize dayandırdık.
Son yıllarda oldukça sık kullandığım bir deyiş var: “Herşey olacağına varır”.
Gerçekten de öyle oluyor.
Koşullar neyi gerektiriyorsa, o gerçekleşiyor.
Ama bunu basit bir kadercilik anlayışı olarak görmemek lazım. Bu, sadece gerçekçilik. Anlamasak ta, gerçekleri kabulleniş. Üstelik, sadece bildiklerimizi değil, bilmediklerimizi, bilemediklerimizi de…
EFT ile 2010 yılının Şubat ayında tanıştım. Ayrıntılarını anımsamıyorum bile. Benim için tamamen tesadüf. ( Oysa eşim, aynı konuyla yıllar önce tanışmış. Hatta bu konuya benim dikkatimi çekmeye de çalışmıştı. Ama ben, tam bir vurdumduymazlıkla karşılamış, gülüp geçmiştim.)
Her nasıl olduysa, Gary Craig tarafından hazırlanan ve erişime açık olan “EFT Manual” isimli dokümanı internetten indirip okudum.
Bu tür tekniklere genellikle kuşkuyla bakarım. Bana yabancı ve kuşkulu gelen her şeyi de peşinen reddeder, gerekirse sonradan incelemeye alırım. Ancak bu tekniğin yaratıcısının bir mühendis olması ve sistemi bir takım felsefi dayatmalara bağlamaya çalışmaması özellikle ilgimi çekti. Üstelik yöntem, çok basit, net ve açık bir şekilde tanımlanmıştı. Özetle, temel yaklaşım şöyleydi: “Dene ve Gör”. Olup biteni ispatlamaya, ya da açıklamaya çalışma girişimi yok. Sadece: “Dene ve Gör!”…
Ben de aynen öyle yaptım.
Önce test edilecek bir sorunumu saptadım.
Ayaklarım kendimi bildim bileli hep üşür. Bu nedenle evde çıplak ayakla ve terliksiz dolaşmam pek mümkün olmaz. Hele kışları mutlaka yün veya tiftik bir çetik giyerim. O zaman da ayağımda yün çetiklerim vardı.
EFT’yi sınamak için kendi açımdan böylesine zor bir konu seçmiştim. Yıllardır süregelen, kronik bir sorun…
Kurgu (setup) cümlem şöyleydi : “Ayaklarım üşüyor olsa bile, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.” (Üstelik ayaklarımın üşümesi nedeniyle yaşadığım sıkıntıyı derecelendirmeyi de unutmuştum.)
Tüm döngüyü – kurgu, vuruşlar ve gamut- bilgisayar ekranındaki dokümana baka baka bir kaç kez tekrarladım.
Hayret!
Tüm uygulama sadece 10 dakika sürmüş, ama ayaklarımdaki karıncalanmaya benzeyen sürekli üşüme duygusu gerçekten de kaybolmuştu! Acemice yapılan bir uygulamanın sonucunda bu kadar net bir sonuç alabilmek gerçekten şaşırtıcıydı. (Uygulamanın etkisi, bir sonraki kış başına kadar sürdü. Neredeyse 8 ay. Ayaklarımın tekrar üşümeye başladığını farkedince, bu kez daha bilinçli bir şekilde tekrar EFT uyguladım ve tüm kış boyunca bir daha ayaklarımın üşümesinden yakınmadım.)
Bu şaşırtıcı sonucu alınca, merak ve ilgiyle EFT konusunu araştırmaya başladım. Türkçe kaynak yoktu. Bu nedenle internet üzerinden bulabildiğim her türlü İngilizce kaynağı taradım. EFT nasıl ve ne zaman ortaya çıkmış? Bu kadar etkin sonuçlar vermesinin nedenleri neymiş? Ne tür sorunlara uygulanabiliyormuş? Daha bir sürü soru…
Bir yandan da eşimle birlikte denemelere ve uygulamalara başladık. Öğrenciler, sanatçılar, ev hanımları, gayrimenkul uzmanları, gençler, yaşlılar…
Sonuçta ulaştığımız özet şu oldu: EFT’yi, tanımlanabilir her türlü soruna rahatlıkla uygulamak mümkün. Ancak, herkeste aynı sonucu vermeyebilir. Bazılarında 10 dakika içinde tüm sıkıntılar ortadan kalkarken, bazılarında belirgin bir etki gözlenmiyor. Bazı durumlarda ise etki, bir kaç gün sonra ortaya çıkıyor. Ama bugüne kadar bizzat yaptığımız uygulamalarda yanıt alamadığımız tek bir örnek bile olmadı.
Çeşitli ülkelerde, farklı alanlarda EFT uygulamaları var. Örneğin bazı okullarda öğrencilerin enerjilerini dengelemek ve stresten arınmalarını sağlamak için uygulanıyor. Bir diğer önemli etki alanı ise PTSD (Travma Sonrası Stres Düzensizliği). Amerika’da Vietnam, Körfez ve Irak savaşından ağır sorunlarla dönen ve tıbbi çözümlerden yeterince yararlanamayan askerlere uygulandığında önemli başarılar elde edilmiş.
İngilizce kökenli EFT (Emotional Freedom Techniques) sözcüğü yerine, artık, TEPELEME sözcüğünü kullanmayı yeğliyoruz. Yeni uygulamalarda başımızın tepesi, en önemli noktalardan birisi. Parmak uçlarıyla vurma teriminin İngilizce karşılığı olan “tapping”, tepeleme sözcüğünü andırıyor. Zaten yapmak istediğimiz şey de “sorunlarımızı tepelemek”ten başka bir şey değil! Tepeleme terimi bu nedenle akılda çok daha kolayca yer edebilir.
Tepeleme tekniği, günlük yaşamın yoğun baskısıyla başa çıkabilmek açısından inanılmaz derecede basit ama etkili bir araç.
Size de öneriyoruz.
İnanmak zorunda değilsiniz.
Sadece deneyin ve sonucuna kendiniz karar verin!

Ahmet Aksoy – Nilüfer Aksoy

Nilüfer Aksoy: 0533 472 7723 – naksoy@gamet.com.tr
Ahmet Aksoy: 0533 339 0959 – ahmetax@axtelsoft.com