?> kişisel gelişim arşivleri - Kişisel Gelişim
Jun 072014
 
1,282 views

Çocuklar Gençler ve Yetişkinler İçin Haiku

serenad yapar
pencerenin önünde
geç mart kedisi

Özellikle çocuklar, doğal haiku yazarlarıdır. Onların gözlem gücü henüz yetişkinler kadar körelmiş değildir.

Onların metaforlarla, kelime oyunlarıyla, süslü cümlelerle pek fazla işleri yoktur.

Düşüncelerini, duygularını lafı dolandırmadan dile getirme becerileri hala canlıdır.

Sadece birazcık yüreklendirilmeye ihtiyaç duyarlar.

Gençler de bu konuda fena sayılmazlar. Çocuklar kadar olmasa bile, haiku yazmanın inceliklerini kavramakta pek fazla zorluk çekmezler. Ancak, haiku yazmanın onlara sağlayacağı ayrıcalıkların değerini farketmek onlar için pek te kolay olmaz. Ancak, haikunun gücünü farkeden gençler, isterlerse, çocuklar kadar başarılı haikular üretmeye çok kısa bir zamanda başlayabilirler.

Ne yazık ki yetişkinlerin haiku yazma konusunda çocuk ve gençlere oranla biraz daha fazla çaba göstermeleri gerekebilir. Çünkü onların öncelikle, artık duyarsızlaşmaya başlayan algı sistemlerini yeniden canlandırmaları gerekir. Çözüm, sabırlı bir uğraşla gelir. Zorlamadan. Ama, hedefi de gözden kaçırmadan.

Haiku yazmak çocuklara ne kazandırır?

  • Öncelikle ana dillerini daha iyi kavrarlar.
  • Heceleri ve sesleri tanırlar. Sözcüklerin hecelerine nasıl bölünebileceğini, hecelerin nasıl sayılabileceğini öğrenirler.
  • Mevsimleri, doğa olaylarını daha yakından tanırlar.
  • Hayvanları, kuşları, bitkileri daha yakından tanır onların farkına varırlar.
  • Birlikte yazmanın hazzını tadarlar.
  • Sözcük dağarcıklarını geliştirir, gerektiğinde sözlük kullanmayı daha iyi öğrenirler.
  • Çevrelerini daha ayrıntılı olarak sorgulamayı, detayları daha iyi kavramayı öğrenirler.
  • Daha az sözcükle, daha çok şey anlatabilmenin ayırdına varırlar.
  • Kendilerini daha iyi tanırlar.
  • Yaratıcılıklarını geliştirirler.
  • Sözcüklerle resim çizmeyi öğrenirler.
  • Paylaşmayı ve bunun tadını çıkarmayı öğrenirler.

Aşağıdaki örnekler dünya çocuklarına ait. Niçin sizinkiler de onlara katılmasın?

Çocuklarınıza haiku yazmayı öğretin. Böylece onların, çevremizde olup bitenlerin farkında olmalarını ve bunu incelikle, güzellikle, gereksiz sözcükler kullanmaya gerek duymadan dile getirebilmelerine olanak tanıyın. Onlar, çevrelerine daha duyarlı olmayı öğrendikçe, daha yaşanası bir dünyanın kurulmasında daha çok katkıları olacak.

Onlara üç maymunun nasıl oynanacağını değil, yaşamın güzelliklerini ve gerçekleri farkında olarak yaşamayı ve bunları dile getirmeyi öğretin.

Haiku, ışıktır.
Hem çocukların, hem gençlerin, hem de yetişkilerin çevresini aydınlatır.

ahmet aksoy
gamet gelişim

Okul çetesi gibi
Güreşiyor evin yolunda
Sert rüzgar iteliyerek
Claudya Sanchez, 11 Yaş, Kız, (2008) ABD

Bir iki üç dört beş
Tarzan kaplan avına gitti
Bir fare ile geri geldi
Shen Hua Quiang, 12 yaş, Erkek, Singapur

gecenin alacakaranlığında
sadece mantarlar
ışıldıyor
Keji Baba, 12 yaş, Japonya

parmaklarını çaprazla
gözlerini kapa
yıldızlara doğru süzül
Brittany, yaş 9, West Midlands, İngiltere

Kaynaklar:

May 032013
 
5,693 views

Kişisel Gelişim: Gizli Yeteneklerimizi Keşfetme ve Geliştirme Sanatı

Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim, kullanmadığımız hatta farkında bile olmadığımız beceri ve yeteneklerimizden yararlanabilme sanatıdır.

Bu yaklaşım, öncelikle kendi kişisel sınırlarımızı keşfetmemizi sağlar. Güçlü yanlarımız nelerdir? Zayıf yanlarımız nelerdir? Bu keşiften sonra, eğer istersek, yeteneklerimizi geliştirme ve zayıf yanlarımızı kapatma şansımız da olur.

Kişisel-Gelişim, kim olursak olalım, kendileri istemediği sürece başkalarını değiştirmemizin mümkün olmadığını söyler. Çünkü gerçek değişim, içtenlikle istendiğinde gerçekleşir. Aksi halde değiştirmeye çalıştığımız kişi sadece değişmiş gibi “rol yapar”. Ve ilk fırsatta, asıl istediğinin ne olduğunu ortaya koyar. Bu kişinin size ne kadar yakın olduğu; sizi sevip sevmediği hiç önemli değildir.

Kişisel Gelişimin amacı “mükemmeliğe” ulaşmak değil, içinde bulunduğumuz şartlara göre yapabileceğimizin “en iyisini” yapmaktır.

Kişisel Gelişim, yaşadığımız fiziksel, duygusal ve ruhsal sorunlarla nasıl başa çıkabileceğimizin yollarını öğretir.

Kişisel Gelişimde, bilgi önemlidir. Ancak bu bilgi sadece kitabi bilgi değil, gerçek “yaşam bilgisi”dir. Ezbere veya zorlamaya dayanmaz. Onu günlük yaşamımızda kullanır, onu çevremizle paylaşırız. Ve bu bilginin paylaştıkça çoğaldığını ve çoğalarak sonunda yine bize geri döndüğünü görürüz.

Kişisel Gelişim, hem kendimiz, hem de başkaları hakkında olumlu düşünmemizi ve olumlu davranmamızı önerir. “Ne ekersen, onu biçersin!” İyilik edersek, iyilik buluruz. Başkaları hakkında iyi şeyler düşünürsek, başkaları da bizim hakkımızda iyi şeyler düşünür. Kötü şeyler düşünürsek, bize dönecek olan da kötü düşünce ve duygulardır.

Bu yüzden beddua etmekten bile kaçınmalıyız. Çünkü, beddualar da geri dönüp bizi bulacaktır.

Kişisel Gelişim: Yaşam Koçluğu, Hızlı Okuma, Etkili Öğrenme, EFT-Tepeleme, Olumlama, Hedef Belirleme, Motivasyon ve Başarı gibi konuları kapsar.

Sitemizde, sizlerle birlikte, Kişisel Gelişimin kapsamına giren çeşitli konulardaki çalışma ve düşüncelerimizi dile getirmeye devam edeceğiz. Eğer siz de kendi düşünce, eleştiri ve önerilerinizi bizimle paylaşırsanız karşılıklı olarak kendi yeteneklerimizi, kendi kapasitelerimizi daha iyi keşfetme ve geliştirme şansımız olur.

Eğer içinizdeki cevheri keşfetmek ve onu geliştirmek istiyorsanız, bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy
Gamet Gelişim
http://www.gamet.com.tr

Mar 152013
 
1,480 views

Kişisel Gelişim ve Bilimsel Gerçeklik Kişisel Gelişim konusunu, bir çok kişinin bir tür “zırvalar silsilesi” olarak gördüğünü düşünüyorum. Açıkçası, üç-beş yıl öncesine kadar ben de benzer şekilde düşünüyordum.

Ancak, 1990′lardan bu yana bilimsel bilgilerimizde pek çok depremler yaşadık. Yaşamaya da devam ediyoruz.

Örneğin insan beyni ile ilgili temel bilgilerimizden pek çoğu değişti. Bunları sıradan bir vatandaşın gözlemleri olarak yazıyorum. Bize öğrettiklerine göre, ya da daha doğrusu benim aklımda kalanlara göre, insan beynindeki hücreler çocukluk yıllarında tamamlanan çoğalma aşamasından sonra, sadece azalmaya mahkumdu. Ayrıca beynimizdeki bölgelerin yerleşimine bağlı olarak herhangi bir nedenle yitirilen hücreler nedeniyle ilgili fonksiyonlar da zarar görür ve bunu onarmak mümkün olmazdı.

Oysa şimdi “neuro-plasticity” kavramının pek çok örnekle desteklenen işlevlerine baktığımızda; beyin hücrelerinin sürekli yenilendiğini, işlev değiştirdiğini, gerektiğinde başka fonksiyonları üstlenmek üzere başkalaşım geçirebildiğini gösteriyor.

Genetik bilgilerimiz de benzer durumda değil mi? Nöroplastisite kavramının beyin hücrelerimize tanıdığı esneklik, epigenetik kavramlarıyla tüm genetik sisteme de taşınmış durumda. İki artı ikinin kaç edeceği artık sadece genetik kodlarla değil, çevresel koşullar da dikkate alarak belirleniyor.

Benzer değişiklikler bilimin başka alanlarında da yaşanmıyor mu?

İşte bütün bunlar, bilimsel katılığın, yerini daha toleranslı bir bakış açısına terketmesi gerektiğini gösteriyor. Bu esneklik bilimsel doğrulardan vazgeçerek, onlardan ödün vererek değil; bakış ve değerlendirme perspektifimizi biraz daha genişleterek, esneterek yapılmalıdır.

Henüz bilimsel olarak kanıtlanmamış olguları reddetmek yerine, onları bu genişletilmiş perspektife göre değerlendirmek çok daha sağlıklı olmaz mı?

Örneğin eski Çin uygulamaları olan akupunktur veya akupressure sistemleri, insan vücudunda enerji meridyenleri bulunduğunu varsayar.  Ama, bu meridyenlerin varlığı bu güne kadar bilimsel olarak kanıtlanabilmiş değil. Yaygın bilimsel görüş, kanıtlanamayan önerilerin reddedilmesiyle sonuçlanıyor.  Bilimsel olarak kanıtlanamıyorsa reddedelim!

O zaman akla şu soru geliyor: Newton’dan önce yerçekimi yok muydu? Çekim yasalarının işlevini gösterebilmesi için onların yasalaştırılması şart mıdır?

1960′lı yıllarda Kuzey koreli bir profesör olan Kim Bong Han tarafından keşfedilen ve kendi adıyla “bonghan channels, bonghan ducts” olarak anılmakta olan bazı organların enerji meridyenlerinin yer aldığı düşünülen bölgelerde yoğunlaştığı ve akupunktur noktaları üzerinden dış dünyayla alışverişte bulunduğu söyleniyor. Hatta bu organların oluşturduğu ağın kan ve lenf dolaşımı gibi üçüncü bir dolaşım sistemi olabileceği belirtiliyor.

Bu bilgiler, benim uzmanlık alanımın dışında olduğu için net ve kesin bir değerlendirmede bulunmam mümkün değil. Fakat ben şunu yapmanın daha gerçekçi olacağını düşünüyorum: Bilimsel bir açıklaması yapılamasa da benzer koşullarda tekrarlandığında benzer sonuçlar veren uygulamalar gerçeği yansıtır. Burada önemli olan girdilerle çıktıların uyumudur.

Örneğin EFT (Emotional Freedom Techniques) sistemi, bazı akupunktur noktalarına parmak uçlarıyla vurarak uygulanıyor. Ben bu yöntemi kendi üzerimde yüzlerce kez uyguladım ve beklediğim sonuçları aldım. Aynı yöntemi başkalarına da uyguladım ve yine beklenen sonuçlara eriştim. Bu durumda, insan vücudunda enerji meridyenlerinin bulununup bulunmadığı, ya da Bonghan korpüsküllerinin uyarılmasının bilinmeyen bir dolaşım sistemini harekete geçirip geçirmediği beni çok fazla ilgilendirmiyor. Sadece, yaptığım uygulamanın sonucunda beklediğim sonuçları alıp almadığım önemli.

Bırakılan taşın yere düşmesi gibi, parmak uçlarıyla insan vücudundaki bazı noktalara yapılan vuruşlar fiziksel, zihinsel veya duygusal bazı sorunların üzerimizdeki olumsuz etkilerini ortadan kaldırabiliyorsa ve bundan insanlar yararlanabiliyorsa, yapılan iş doğrudur. Zamanı geldiğinde, birileri de bunun bilimsel nedenlerini araştırır, bulur.

Yapılan istatistikler, EFT ile elde edilen olumlu sonuçların %85-%97 arasında olduğunu gösteriyor. EFT’nin sadece placebo etkisi yaratıyor olabileceği savı da bu nedenle gerçekçi değil. Çünkü placebo etkisinin maksimum olumlu değeri ancak %60′lar düzeyine erişebiliyor.

Kişisel Gelişim konusuna “Dene ve Gör” yöntemiyle bakıyorum.

Önce Hızlı Okuma ile başladım. Sonuçlarını aldım. Üstelik bir yan etki(!) olarak yakın gözlüklerimden de kurtuldum.

Şimdiyse EFT (biz buna Tepeleme diyoruz) ile uğraşıyorum ve bu yöntemi herkesin öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu ve benzeri konulardaki araştırmalarımı ve denemelerimi sürdürüyor ve önümdeki yolun beni nereye taşıyacağını heyecanlı bir merakla bekliyorum.

Ahmet Aksoy

Feb 162013
 
2,471 views

Başarı ve Motivasyon

Gamet Gelişim Akademisi olarak yeni bir atölye çalışması başlatıyoruz: “Başarı ve Motivasyon Atölyeleri”

Bu çalışmada, her hafta başarı ve motivasyonla ilgili yeni bir konuyu ele alacağız.
Bu haftanın konusu: Hedeflerini İyi Belirle.
İzleyen haftaların konularını sitemizden ve facebook gibi paylaşım ağlarından duyurmaya devam edeceğiz.
İlk atölyemizi tanıtım amacıyla ücretsiz olarak düzenliyoruz.
Yerimiz kısıtlı olduğu için, öncelikleri başvuru sırasına göre vereceğiz.
Fırsatı değerlendirmek istiyorsanız, lütfen elinizi çabuk tutun.

Başarı ve Motivasyon Atölyeleri
Konu: Kendine Güven
Tarih: 12 Mart 2013
Saat: 19.00
Süre: 1.5 saat
Adres: Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Ap. Giriş Kat Kadıköy – İstanbul
İletişim: 0216 450 5784
Eposta: gelisim@gamet.com.tr

Önceki haftaların konuları:

19.02.2013: Kendine Güven
26.02.2013: Kendini Tanımak: Güçlü ve Zayıf Yanlarımızı Saptamak
05.03.2013: Korkularınla Yüzleş

 

Nov 162012
 
3,580 views

Başarı ve Motivasyon

(Başarı ve motivasyon ile ilgili aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni 4. sayı‘da yayınlanmıştır. )
Başarı

Kişisel Gelişim, insanların başkalarını değil, sadece kendilerini değiştirebildiğini kabul eder ve bu doğrultuda kişinin kendisini nasıl geliştirebileceği konusuyla ilgilenir.

Fiziksel, duygusal, zihinsel, sezgisel ve ruhsal gelişim kapsamına giren her türlü çalışma bu nedenle Kişisel Gelişimin ilgi alanında yerini bulur.

Bireysel olarak elde ettiğimiz başarılar ve bu çalışmalarımızın süreklilik kazanması açısından, kendimizi geliştirme düzeyimiz büyük bir öneme sahiptir.

Başarı için en fazla gereksinim duyduğumuz konuların başında motivasyon gelir.

Motive olmak ve bu motivasyonu yüksek tutmak hiç te kolay bir iş değildir. İş hayatında ve kişisel ilişkilerde başarılı insanlar bile zaman zaman motivasyonlarını korumakta zorlanırlar. Yine de, bu durumu doğal olarak kabullenmek en doğrusudur. Çünkü asıl önemli olan, en olumsuz koşullardayken bile tekrar toparlanıp yoluna devam edebilme gücünü yitirmemektir. Bunu sağlamanın ilk koşulu kendine güven duymaktır.

Bu bölümde yer alacak yazılarımızda kendine güven, başarı, motivasyon ve benzeri konuları işleyeceğiz. Bazan iyice yakına odaklanarak ağaçların, dalların ve yaprakların arasında dolaşacak; bazan da uzaklara çekilip, ormanı bir bütün olarak kavramaya çalışacağız.

MOTİVASYONUMUZU NASIL YÜKSELTİR VE NASIL KORUYABİLİRİZ?

Kendine Güven: Kişisel Gelişim çalışmaları için mutlaka sahip olmamız gereken ilk temel özellik, kendine güven duymaktır. Kendine güvenmek, her konuda mükemmel özelliklere sahip olmayı gerektirmez. Ama öncelikle, güçlü ve zayıf yanlarımızı bilmeli; yani kendimizi tanımalıyız. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu daha ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kendini iyi tanı: Güçlü taraflarını bil ve koru. Zayıf yanlarını geliştir. Bunu yapmak için kendini yakından izle. Düşüncelerini ve eylemlerini analiz etmeyi bir alışkanlık haline getir. Her olumlu veya olumsuz davranışının arkasında yatan nedenleri bul. Böylece hangi konularda güçlü, hangilerinde zayıf olduğunu keşfetmen kolaylaşacaktır. Elden geçirdiğin davranışlarını, keşfettiğin özelliklerine uygun olarak şekillendir.

Korkularınla yüzleş: Herkesin bir takım korkuları vardır. Bunlar, bilinçaltımızın bizi korumak için geliştirdiği davranışlardır. Ancak bu davranışların, bizi korumak yerine hayatımızı olumsuz yönde etkilemeye, bizi olumsuz şekilde yönlendirmeye başlamalarına izin vermemek gerekir. Aşırı korkularımızı tetikleyen ortamlardan uzak kalmaya çalışmak, korkumuzu daha da besleyip güçlendirir. Bu nedenle, asıl yapmamız gereken şey korkularımızla yüzleşmek, onların üzerine gitmek; gerekirse bu konuda profesyonel yardım almaktır.

Hedeflerini iyi belirle: İyi belirlenmiş hedeflerimiz olmazsa, motive olmamız ve motivasyonumuzu korumamız zorlaşır. (Bir sonraki yazımızda hedeflerimizi nasıl belirlememiz gerektiği konusunu işleyeceğiz.)

Büyük hedefleri küçük bileşenlere ayır. Eğer hedefimiz çok büyük ve karmaşık bir yapıya sahipse, onu daha küçük bileşenlerine ayırmak daha doğrudur. Böyle yaparsak hem büyük hedefi takibetmek, hem de onu daha kolay ulaşılır hale getirmek mümkün hale gelir.

Hedeflerini kağıda dök: Düşüncelerimiz her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Belleğimize ne denli güvenirsek güvenelim, hedeflerimizi yazıya döktüğümüzde onları zihnimizde canlandırmayı daha kolay bir hale getiririz. Unutmayalım ki “Söz uçar, yazı kalır!

Hedeflerini gözden geçir, revize et: Hiç bir hedefini “mutlak” olarak algılama. Koşullara bağlı olarak hedefe ulaşma yöntemini, kullanılacak kaynakları veya tamamlanma zamanını değiştirmek gerekebilir. Hatta öyle gelişmeler olur ki, bazan, hedefin kendisini bile değiştirirsin.

Hedeflerini görselleştir: Görselleştirme -imgeleme, imajinasyon- en etkin araçlardan biridir. Görselleştirdiğimiz hedefleri, gelecekten şu ana, şimdiye taşımış oluruz. Böylece hedefimizi bilinçaltımızın kolayca kavrayacağı bir şekilde betimleriz. Çünkü bilinçaltımız görsel imgelerle düşünür ve tanıdığı tek zaman dilimi “ŞİMDİ”dir.

Hayal kur: Çocuklar, oyun oynayarak kendilerini hayata hazırlar. Hayal dünyası onlar için çok önemlidir. Çünkü onlar herşeyi şimdi yaşar. Bu nedenle biz de içimizdeki çocuğu canlandırıp, onun hayal dünyasından yararlanabiliriz. Hayal kurabilmek, hedeflerimizi daha kolay ve daha ayrıntılı olarak görselleştirebilmemizi sağlar.

Hedeflerine bitiş zamanı koy: Bitiş zamanı belirlenmeyen hedefler, ertelemeye karşı savunmasız hale gelir. Daha sonra değiştirmek zorunda kalsan bile, mutlaka her hedefine bir bitiş tarihi koy.

Engelleri gözünde büyütme: Engellerin yoluna çıkabileceğini en baştan kabullen. Karşılaştığın zaman, onları birer fırsata dönüştürüp dönüştüremeyeceğini incele. Onlara karşı en yararlı manevranın ne olacağını bul.

Pozitif düşün: Konu ne olursa olsun, olumlu taraflarını ön plana taşı. Eğer bir şeyi yapamayacağını düşündüğün olursa, düşünceni hemen “Nasıl yaparım?” sorgusuna dönüştür. Yapamamak senin için bir seçenek olmaktan çıksın! Gerekiyorsa, başkalarından yardım isteyebilirsin. Ama, olumsuz düşüncelere asla taviz verme. Çünkü onlar senin motivasyonunu düşürür, olumlu enerjini tüketirler.

Çok yönlü düşün: Bir kızılderili atasözü şöyle diyor: “Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü.” Sadece kendi bakış açını kullanarak yaptığın değerlendirmeler hatalı veya yanlış olabilir. Karşındaki insanlarla empati kur. Hem karşındakinin, hem de başkalarının bakış açılarını dikkate al.

Başarılı insanların yaşam öykülerini oku: Hepimiz öyküleri severiz. Hele bunlar, yaşanmış gerçek başarı öyküleri olursa, daha da fazla etkileniriz. Bu tür öykülerden aldığımız net mesaj şudur: “Başkaları yapabiliyorsa, ben de yapabilirim!” Ayrıca motivasyon sağlayan kitap ve filmler de bizim için önemli bir destektir.

Pes etme: Olumlu sonuç vermeyen denemelerini, birer başarısızlık olarak değil, tecrübe olarak değerlendir. Çünkü onların da sana sağlayacağı çok yararlı bilgiler vardır. Başarının en önemli araçlarından biri, pes etmemek, direncini kaybetmemektir. Edison, ilk elektrik ampulünü çalışır hale getirmeden önce 2 binden fazla deneme yapmıştı. O, bu denemelerin her birini, deneme alanını daraltan, yeni denemelerde neleri yapmaması gerektiğini öğreten değerli araçlara dönüştürdü.

Başarısızlıktan korkma: Çünkü aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece işine yaramayacak bir seçeneği daha elemiş olursun. Bu da senin başarıya giden yoldaki olumsuz seçeneklerinin bir madde daha azalması anlamına gelir. Tekrar yola koyulduğunda, başarı şansın daha da güçlenmiş olacaktır.

İşlerini zamanında yap: İşlerini ertelemek, seni sorumluluktan kurtarmaz. Tam tersine, zamanının giderek daralmasına ve en sonunda kaçınılmaz krizi yaşamana neden olur. Başkalarına aktaramadığın – delege edemediğin – işlerin en sevmediğin, en zor olanlarını ilk önce ele al ve bir an önce onlardan kurtul! Her şey birden bire kolaylaşacaktır…

Zamanını planla: Zamanını sen planlamazsan, olaylar, denetimin dışında seni sürüklemeye başlar. Böyle bir durumda motivasyonunu yüksek tutmak olanaksız hale gelir. 

Beslenmene dikkat et: Sağlıklı beslen. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” Yediklerinde aşırıya kaçma. Tek yönlü beslenmekten uzak dur. Farklı besinlerden küçük miktarlarda ye. Vücudun, gereksinim duyduğu her türlü maddeye erişebilsin. Bünyeni susuz bırakma.

Yürüyüş yap: Düzenli spor yapma imkanı bulamasan da, en azından yürüyüş yapmayı ihmal etme. Tek bir adım atabilmemiz için bile vücudumuzdaki kasların % 70’i bir uyum içinde harekete geçer. Yürüyüş sırasında kaybettiğin suyu tekrar dengelemeyi unutma.

Dinlenmeyi bil: Çalış ama, dinlenmeyi de bil. Aşırı yorgunluk, moralini ve motivasyonunu düşürür. Baltanı bilemezsen daha çok ağaç kesmek yerine, sadece daha fazla yorulursun. Dinlenmek için ayıracağın zaman bir kayıp değildir. Tam tersine, çalışma verimliliğini arttırır.

Hayatın tadını çıkar: Önemli olan dolu dolu yaşamaktır. Her fırsatta yaşamın tadını çıkarmayı ihmal etme. Hem çalışırken, hem dinlenirken, hem başkalarına yardımcı olurken yaptıklarını severek, tadını çıkararak yap. Yaşam güzeldir.

Ahmet Aksoy

www.gamet.com.tr

0216 450 5784

0533 339 0959

Not: Yukarıda vurgulamaya çalıştığımız temel bilgiler başarıya giden yolun sadece ana çerçevesini çiziyor. Tüm bu ayrıntıların farkına varmak elbette önemli ama, ne yazık ki yeterli değil. Asıl önemlisi onları hayata geçirmek, onlara hayatımızın doğal akışı içinde hakettikleri yeri verebilmektir.

İşte bu amaçla, Gamet Gelişim Akademisi bünyesinde Başarı Atölyeleri düzenlemeye başladık. Bu atölyelerde bir yandan kendimizi daha iyi tanıyarak eksiklerimizi tamamlama fırsatı yakalıyor; bir yandan da beklentilerimizi sorguluyor ve hedeflerimize ulaşmanın etkin yollarını öğreniyoruz.

Çalışmalarımızı genellikle birebir sürdürüyoruz. Böylelikle her bireyin kendi performansını doruğa ulaştırması kolaylaşıyor. Bu bireysel çalışmaların yanısıra yaşam öykülerimizi paylaştığımız ortak değerlendirme ve tanışma toplantıları düzenliyor, ayrıca temel eğitim çalışmalarında bir araya geliyoruz.

Başarı Atölyelerimiz her yaş için geçerli. Eğer siz de hedeflerinize başarıyla ulaşmak istiyorsanız, yerinizi ayırtmak için hemen bizi arayın!

Gamet Gelişim: 0216 450 5784

Adres: Çeltikçi Sokak No: 3 Yalı Apt Zemin kat Kadıköy

(Deniz Otelin arka sokağı)

Not 2: Daha önce yapmakta olduğumuzu birebir atölye çalışmalarına ilave olarak, aynı çalışmaları daha küçük birimler haline dönüştürüp, grup çalışmaları haline getirdik. Yeni dönemde her hafta yeni bir konuyu ele alıp inceleyeceğiz.

Sep 302012
 
15,418 views


Gamet Gelişim Akademisi çalışmalarını özetleyen, çarpıcı taraflarını ön plana çıkaran bir çalışma başlattık. Gamet Gelişim Bülteni başlıklı bu çalışmamızda, web sitelerimizde yayınlamakta olduğumuz bazı yazı ve görselleri PDF formatında bir araya getirdik.

Böylece kişisel gelişim ve farkındalık konulu bir çok belge  görsel bir çerçevede bir araya geldi.

Şimdilik bu bültenin yayın tarihlerini ve sayfa sayısını serbest tutuyoruz. Böylelikle yeri geldiğinde çok daha sık aralıklarla ve daha yoğun bir içerikle sizlerle buluşmamız mümkün olacak.

Bültenimiz, aslında hepimizin bildiği, ama farkındalık sınırlarımızın dışında kalmış küçük ayrıntıları dile getirecek.

Bu çalışmada yeni şeyler keşfetmeye çalışmıyoruz. Yapmak istediğimiz şey, yaşamımızın içinden küçük kesitler, küçük enstanteneler yakalayıp beğeninize sunmaktır.

Sizlere bir nebze de olsa bir şeyler anımsatabilir, bazı duygu ve düşüncelerin fitilini ateşleyebilirsek ne mutlu bize…

Bilginin ve duyguların paylaşıldıkça büyüdüğüne inanıyoruz. Eğer siz de bu inancımızı paylaşıyorsanız, birlikte çok güzek şeyler yapma şansını yakaladık demektir.

Önerilerinizi, eleştirilerinizi, bilgi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Bültenimize http://bulten.gamet.com.tr/bultenbasvur adresinden üye olabilirsiniz.

Bültenleri http://bulten.gamet.com.tr adresinden indirebilirsiniz.

Bize eposta ile ulaşmak isterseniz, gelisim@gamet.com.tr  veya ahmetaksoy@gamet.com.tr adreslerini kullanabilirsiniz.

İlk bültenimizi indirmek için burayı tıklayın: http://bulten.gamet.com.tr/bultenler/gametbulten-01.pdf

Katılımınızı ve katkılarınızı bekliyoruz.

Gamet Gelişim