?> KENDİNE GÜVEN arşivleri - Kişisel Gelişim
Apr 132014
 
1,206 views

Çocuklarınız Tepeleme (EFT) Yöntemi ile Sınavlarda Başarıyı Yakalasın

exam-answer-keyÇocuğunuz başarısız bir sınav geçirmiş olabilir. Hatta girdiği sınavlardaki başarı oranı çoğunlukla düşük te olabilir. Eğer yeni ve kritik bir sınavın hemen arefesinde değilse, onun için sunabileceğimiz çözüm önerilerimiz var.

İlk başta, başarısız geçen bir sınavın, hayatın sonu olmadığını bilmek önemli. Önemli olan, karşınızdaki problemin nedenlerini ve sonuçlarını farketmek. Eğer bir problemi tanımlarsanız, ona çözüm bulmanız da mümkün olur. Tanımlanmamış bir sorunun, çözümü de olamaz.

Yaşam, irili ufaklı sınavlarla geçiyor. Üstelik bunların pek çoğu eğitim sistemimizin kapsama alanında değildir. Ancak bu yazımızda, sözünü ettiğimiz sınavlar temel olarak “eğitim sistemi”ne dahil olanlardır.

Çocuğunuz henüz eğitim sürecinin başlarında olabilir. Eğer öyleyse, büyük bir avantajınız var demektir. Çünkü aksayan taraf her ne olursa olsun, aşırı derecede kemikleşmemiş olduğu için, onu doğru yöne çekmek çok daha kolay olabilir. Çünkü görmezden gelinen, kendi kendine düzelmesi beklenen sorunlar yıllar geçtikçe kronikleşmekte ve çözümü giderek zorlaşmaktadır. Bu yüzden, çocuğunuzun karşı karşıya olduğu sıkıntıları erken yaşlarda iken farketmeye özen gösterin. Sorunları farketmekle kalmayın ve çözüm üretin.

Başarısız bile geçse, her sınav bize yeni şeyler öğretir.

Son YGS sınavına giren bir yakınımızın çocuğu sınavdan iki gözü iki çeşme ağlayarak çıktı. Bir sürü soruyu yapamamış. Çok kötü bir puan alacağı için inanılmaz derecede üzgündü. Üstelik, onun sınava girdiği derslikten çıkanların pek çoğu, “sınav çok kolaydı” deyip, gülerek çıkmışlar. Oysa kendisi çok iyi hazırlanmış olduğu halde, beklemediği kadar başarısız olmuş.

İşin aslı bir-iki saat içinde belli oldu. Bu yıl sınav soruları açıklanmayacağı için çok sayıda öğretmen sınava, soruları öğrenmek için bizzat kendileri girmişler. Bu öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonrasında kızımızın aslında hiç te başarısız olmadığını; bu sınavdaki soruların önceki yıllara göre çok zor olduğunu öğrendik.

Sınavı kolay bulanların tepkileri de “yeterli bilgiye sahip olmadıkları için, kendilerini herşeyi biliyor sanmalarından” kaynaklanıyordu. Tam bir “Dunning-Kruger Sendromu” örneği.

Daima gerçekçi olun. Çocuğunuza da bunu öğretin. Eğitim sistemimiz ne yazık ki çocuklarımıza yeterince ve doğru bireysel psikolojik destek sağlayamıyor. Kendine güven duymayı, çabasının karşılığını almayı, hakkına sahip çıkmayı ona siz öğretmelisiniz. Tek başına bilgi ve çalışma yeterli değildir. Başarı için, bilgi ve çabayı kendine güvenle ve kararlılıkla desteklemek gerekir.

Bu nedenle, çocuğunuzun “kendine güven” duymasını sağlayın. Zaten “kendine güven” sahibi ise, ona, kendisine gerçekçi ve iyi tanımlı hedefler koymayı ve hedefine doğru kararlılıkla yürümeyi öğretin. Gerekiyorsa bu konuda destek alın. Çocuklarınıza yapacağınız yatırımların, yaşamınızın en önemli yatırımları olacağını asla unutmayın.

Sınav korkusu, kendine güven eksikliği ve benzeri sorunlarla başa çıkmada en önemli araçlardan biri Tepeleme (EFT) yöntemidir. Çocuğunuzun Tepeleme desteği almasını ve mümkünse bunu yaşamının her alanına uygulayabilir hale gelmesini sağlayın.

Donanımlı, ayakları yere basan ve kendine güvenen bir bireyin aşamayacağı hiç bir sorun yoktur. Çocuğunuza bu desteği sağlayın. Gerisini kendisi kolayca halledecektir.

Ahmet Aksoy

Jul 302013
 
2,820 views

Dunning-Kruger Sendromu yada Cahil Cesareti Sendromu

Dunning-Kruger Sendromu

Dunning-Kruger Sendromu

David Dunning ve Justin Kruger, 2000 yılında Psikoloji dalında Nobel Ödülü kazanan iki psikologun isimleri. Bu psikologlar New York Stern School of Business’ta görevli. Yaptıkları deneysel çalışma, Journal of Personality and Social Psychology dergisinin 1999 Aralık sayısında yayınlanmış.

Özetle şunu bulmuşlar: İnsanların kişisel güvenini bilgi değil, asıl bilgisizlik arttırıyor.

İşte bu büyük çelişki, “Dunning-Kruger Sendromu” olarak adlandırılıyor.

Aslında çok yeni bir bulgu değil. Türkçede buna “cahil cesareti” diyoruz.

Charles Darwin aynı durumu kibar bir dille “Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur.” diyerek açıklamış.

Bertrand Russell ise bu gözlemi çok daha acımasız bir dille somutlaştırmış: “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.

Dunning ve Kruger’in vardığı sonuçlar şunlar:

Belli bir konuda yetersiz olan kişiler:

  1. Kendi niteliklerini abartma eğilimindedirler
  2. Başkalarının o konuda sahip olduğu yetenekleri kavrayamazlar
  3. Kendi yetersizliklerinin farkında değillerdir
  4. Eğer bu konuda eğitim görürlerse, eski yetersizlik ve bilgisizliklerinin farkına varırlar

Dunning ve Kruger, Cornell Üniversitesinde 45 öğrenciden oluşan bir gruba çeşitli sorular içeren bir test uyguladılar. Testten sonra da aynı öğrencilere test sonuçlarından nasıl bir başarı beklediklerini sordular.

Testteki başarı oranı en düşük (%10 ve altı) grupta yer alanlar, kendi başarı oranlarını %60 olarak tahmin ettiler. Bu gruptan bazıları, aslında başarı oranlarının %70’lere kadar çıkabileceğini de söyledi.

Öte yandan test sonuçları en yüksek olan (%90 ve üzeri başarı gösteren) diğer gruptaki öğrenciler ise, başarı oranlarını sadece %70 olarak tahmin ettiler.

Bu durumu günlük yaşamda, çevrenizde, hatta kendinizde gözlemlediğiniz zamanlar mutlaka olmuştur.

Bir konuda uzmanlaştıkça, aslında bilginizin ne kadar eksik olduğunu daha çok farkedersiniz. Oysa sizin uzmanlık alanınızla ilgili bilgi düzeyi çok zayıf olan bir çok kişi, sizin konularınızla ilgili ahkam kesmekten çekinmezler.

“Bilgi olmadan fikir sahibi olan” bu kişileri kendi bilgilerinizle altetmeniz mümkün değildir. Çünkü gerçek durumun farkında değillerdir. Sadece içinde bulundukları yetersiz bilgi ve beceri düzeyi nedeniyle, kendilerini sizden daha yetkin görme eğilimindedirler.

İzleyicilerin futbolculardan, hastaların doktorlardan daha kolay hüküm verebilmeleri de bundan kaynaklanır.

İş yaşamında bilgi ve beceri yoksunu yetkililerin varlığı bu kişilerin kendilerine duyduğu aşırı güvene dayanır. Asıl bilgi ve beceri sahibi olanların gereksiz yere geride durması, meydanı bu insanlar lehine boşaltmaktadır.

Bu ikilemi çözmenin tek yolu, tüm insanların her konuda bilgi düzeyini arttırmak gibi görünüyor olabilir. Ancak, yaşadığımız bilgi çağında bunu gerçekleştirebilmek artık bir hayalden başka bir şey değildir. Kısacası, çözüm, gerçek bilgi sahiplerinin bu ikilemin farkında olarak davranmaları, kendi bilgi ve becerilerinden şüphe etmeyi bir kenara bırakmalarıdır.

Uzmanlaştığımız konulardaki özgüven eksikliğini gidermek için EFT ve hipnoz gibi bilinçaltına yönelik araçlardan yararlanmak mümkün olabilir. Çünkü konuyu mantıksal olarak çözümlemek yeterli değildir. Asıl bilinçaltının ikna edilmesi ve koruyucu duygusal tepkilerinin yumuşatılması gerekir. Bu yaklaşım mevcut ikilemi gidermese de, bilgi ve beceri sahibi kişilerin kendilerinden daha hoşnut olmasına ve gündelik gerçekleri kabullenmelerine yardımcı olur. Bu durumun farkında olmak, sorunun çözümü için gereken en kritik bilgidir.

Bilgi ve beceri artışının getirdiği bu ikilemi, karanlık bir gecede, elimizdeki fenerle etrafı aydınlatmaya benzetebiliriz. Fenerin aydınlatma gücü arttıkça, karanlığın büyüklüğünün daha fazla farkına varırız. Ancak, bu farkındalığın bir korku, bir çaresizlik, bir değersizlik duygusuna dönüşmesine asla fırsat vermemeliyiz.

Kişisel Gelişim bu açıdan büyük önem taşır. Çünkü bize öğretildiği gibi bardağın sadece boş tarafıyla ilgilendiğimiz sürece, mutsuzluk, eksiklik ve çaresizlik peşimizi bırakmayacaktır. Kendimize güvenmeyi, kendimizi tanımayı ve kendimizi olduğumuz gibi kabullenmeyi başarmak zorundayız.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:

http://en.wikipedia.org/wiki/Dunning%E2%80%93Kruger_effect

http://xa.yimg.com/kq/groups/21587583/1002473080/name/Dunning.pdf

http://www.psychologytoday.com/blog/evolved-primate/201006/when-ignorance-begets-confidence-the-classic-dunning-kruger-effect

http://krugman.blogs.nytimes.com/2013/03/19/the-dunning-kruger-madoff-effect/?_r=0

 

Mar 252013
 
2,001 views

Sosyal Tango ve 11 Pratik Faydası

Sosyal tango

Sosyal Tango ya da diğer adıyla Arjantin Tangosunun Parkinson, Alzheimer ve depresyon gibi ağır sorunlarla başa çıkmada bile etkin bir araç olduğu biliniyor. Çünkü tango bedensel ve zihinsel uyumu geliştiriyor ve eşler arasındaki ve çevre ile iletişim ve koordinasyonun olabildiğince yüksek seviyelere çıkmasını sağlıyor. Bu amaçla kurulmuş terapi merkezleri var.

Tangonun bize sağladığı pratik yararlardan bazıları şöyle:

Daha sağlıklı bir duruş sağlar
Tango yapabilmek için bedenimizin sağlıklı bir duruşa sahip olması gerekiyor. Tango, kas ve kemik yapımızı etkin ve sağlıklı bir şekilde kullanabilmemize olanak sağlıyor.

Beden yapımızı daha orantılı bir hale getirir
Tango çalışmaları sırasında kaslarımız esneklik ve güç kazanmaktadır. Düzenli tango çalışmaları kaslarımızı sıklaştırır, kemiklerimizi güçlendirir. Vücut ağırlığımızı daha kolay kontrol edebilmemizi sağlar. Tango sağlıktır.

Bedensel ve zihinsel denge duygumuzu geliştirir
Tango denge demektir. Zihinsel ve bedensel denge, eşler arasındaki koordinasyonun gelişimiyle daha da pekişmektedir.

Kooperasyonumuzu geliştirir
Tango iki kişilik bir ekip çalışmasıdır. Üstelik bu ekip, danseden bir kalabalığın ortasındadır ve onlarla da uyum içinde olmak zorundadır. Bütün bunlar kooperasyona yatkınlığımızı geliştiren unsurlardır. Bu koşullarda edindiğimiz alışkanlık ve davranışlar tüm yaşantımızı olumlu yönde etkiler.

Güven duygumuzu geliştirir
Tango yapabilmek için, partnerimize güven duymamız gerekir. Güven olmazsa iletişim kopar, koordinasyon dağılır. Karşılıklı güven olmazsa, tango yapamazsınız.

Bedensel ve çevresel farkındalığımızı arttırır
Tango yapabilmek için kendi durumumuzu, partnerimizin konum, duruş ve olası tepkilerini ve çevremizdeki çiftlerin tam olarak nerede bulunduklarını bilmek, farketmek zorundayız. Farkındalık öğrenilebilen bir beceridir. Tango bize bu konuda da yardımcı olur.

İçgüdülerimizi geliştirir
Tango yaparak kazandığımız beceriler bir müddet sonra otomatik davranışlar haline döner ve içgüdüsel davranışlar olarak yaşam kalitemizi daha üst düzeylere taşır.

Konsantrasyonumuzu arttırır
Partnerimizle uyum ve iletişimimizi korumak ve sürdürmek, konsantrasyona gerek duyar. Tango, bu nedenle konsantrasyonumuzu geliştirmemize yardımcı olur.

Kaygılarımızdan kurtulmamızı sağlar
Tango yaparken yaşadığımız tek zaman dilimi vardır: ŞİMDİ. Geçmiş sorunlarımız ve geleceğe yönelik kaygılarımız tango yaparken silinir gider. Tango etkin bir terapi aracıdır.

Arkadaş çevremizi geliştirir. Sosyalleşmemizi sağlar.
Tango, sosyal bir çalışmadır. Hareketli bir denge üzerine kuruludur. Bu kinetik denge hayatımızın her yönünde yansımasını bulur.

Kendimizi daha iyi ifade edebilmemizi sağlar
Tango iletişimdir. Tango yaparken partnerinizle sürekli ve akıcı bir iletişim içinde olursunuz. Bu iletişimde sözlere yer yoktur. Ama duygularınız ve sezgilerinizle konuşursunuz. Bedensel ve çevresel farkındalığınız üst düzeylere çıkar. Bedeninizdeki tüm hücrelere hakim olur, fizik yasalarını yönetirsiniz. Üstelik bunların hepsi, estetik bir çerçeveye oturur.

Tangoyu basit bir fiziksel etkinlik gibi görmemek gerekir. Tango bizleri fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişime yönlendiren bir yapıya sahiptir. Kaslarımızın uyum içerisinde gerginlikten kurtulmasını sağlarken; duygusal ve ruhsal kişiliğimizin de farkındalık, kooperasyon ve denge içinde kendini geliştirebilmesine zemin hazırlar.

Tango bize şimdinin gücünü yaşatır.

Ahmet Aksoy

Not: Gamet Gelişim Akademisi Sosyal Tango Atölyesi, tangonun gücünü sizlerle de paylaşmak için hizmetinize hazır. Gündelik kaygılardan sıyrılıp, yaşam kalitenizi arttırmak için sizi de atölyemize bekliyoruz. Kontenjanlarımız dolmadan, hemen arayın.
Ayrıntılar için: Sosyal Tango Atölyesi

Feb 192013
 
1,679 views

Aşağıdaki Kendine Güven konulu yazı, yeni başlattığımız Başarı ve Motivasyon Atölyeleri kapsamında her hafta ele alacağımız konulardan ilki olan “Kendine Güven” ile ilgilidir. Aşağıda ilk örneğini gördüğünüz Gamet Gelişim Başarı ve Motivasyon Kartı da her hafta ele alınacak yeni konuya göre yeniden düzenlenecektir. Bu çalışmalarla ilgili düşünce ve değerlendirmelerinizi bekliyoruz.

Gamet Gelişim Başarı ve Motivasyon Kartı - 0001 Kendine Güven

Gamet Gelişim Başarı ve Motivasyon Kartı – 0001 Kendine Güven

Kendine Güven

Kişinin sağlıklı bir şekilde kendine güven duymasının ön koşulu, kendi yetenek, beceri ve sınırlarının farkında olmasıdır. Ancak bu farkındalık mutlaka gerçekçi ve tarafsız olmalıdır.

Kişisel yetenek ve becerilerimizin farkında olmamak, ya da onları reddetmek yüzünden oluşan güven eksikliği, girişimcilik ve fırsatları değerlendirme potansiyelimizi düşürür.

Öte yandan, var olmayan yetenek ve becerileri varmış gibi kabullenen ve kısıtlamaları görmezden gelen şişirilmiş, aşırı güven de gereksiz riskleri kolayca üstlenmeye neden olur.

Güven eksikliğine yol açan en önemli koşullanmalardan biri “öğrenilmiş çaresizlik”tir.

Aldığı birkaç başarısız sonuç nedeniyle, artık ne kadar çalışırsa çalışsın, sınavlarda başarılı olamayacağına inanan bir öğrencinin başarılı bir sonuç alma olasılığı çok düşüktür. Çevresi tarafından da “başarısızlığı” yüzüne vuruluyor, üstelik bu duruma kendisi de inanıyorsa, o kişi kendisini başarısızlığa mahkum etmiştir. Sınavda bildiklerini unutması, yanıtların sırasını karıştırması, zamanını yanlış kullanması kaçınılamayacak kadar doğaldır.

Ailemiz, arkadaşlarımız, hatta bazı eğitmenlerimiz “korumak” gerekçesiyle ve çoğu kez yaptıklarının farkına bile varmaksızın bizleri “çaresizliğe” mahkum ederler. Eğer bizler de bu durumun farkına varmaz, bu tür girişimlere izin verir ve hatta söylenenleri gerçekmiş gibi kabullenirsek, sonunda etrafımıza örülen görünmez duvarlar, gerçekten de yıkılması zor birer kale ya da hapishane duvarına dönüşebilir.

Vücudumuzun ve beynimizin organik bir makine olarak elbette belli fiziksel sınırları vardır. Bunları bilmek zorundayız. Örneğin cılız bir mum alevi bile parmağımızı yakabilir. Ama aynı mum alevini, sadece süresini ayarlayarak zarar görmeden parmağımızla söndürmemiz de mümkündür.

Pek çoğumuz, tırmanacağımız yükseklikleri sınırlayan, ulaşabileceğimiz mesafeleri kısıtlayan cam tavanların ve duvarların içinde yaşıyoruz. Üstelik bu tavan ve duvarları kendimiz inşa ettik. Aslında bu sınırların temel işlevi, kişisel varlığımızı tehlikelere karşı korumak. Ancak bu sınırlar kendi doğal kapasitemize kıyasla çok dar kalıyorsa, bizi korumaktan çok, bizi kısıtlamak gibi bir işlev üstlenmiş olurlar.

Tüm bu sınırları ve kısıtlamaları etkisiz hale getirmenin tek bir yolu var: Kendine güven!

Kendimize güven duymak ve bu güveni koruyup arttırmak için aşağıdaki basit ipuçlarından yararlanabiliriz:

  • Kendimizle ilgili olumsuz düşünce ve değerlendirmelere son vermek
  • Yanlışlarımızı tecrübe hanesine yazmak
  • Mükemmele değil, yapabileceklerimizin en iyisine ulaşmayı hedeflemek
  • Hedeflerimizi netleştirmek
  • Aldığımız sonuçları sürekli olarak değerlendirmek ve hedefe giden yolumuzda rötuşlar yapmak
  • İyi becerdiğimiz işlere daha fazla yoğunlaşmak
  • Zayıf taraflarımızın farkında olmak
  • Yaptıklarımızdan keyif almak
  • Küçük te olsa başarılarımız için kendimizi ödüllendirmek
  • Kendimizi olduğumuz gibi sevmek ve kabullenmek

Kendimize güven duyduğumuz sürece motivasyonumuzu korumamız ve başarıya giden yolda rahatça ilerlememiz mümkün olur.

Gelecek yazımızın konusu: Kendini Tanımak!

Ahmet Aksoy

Feb 182013
 
2,384 views

Kendine Güven

Size Kişisel Güven ile ilgili çeşitli sorular derledik. Kendinizi yoklayın!

  • Kendinize gerçekten güveniyor musunuz?
  • Kendinizle gurur duyuyor musunuz?
  • Kişisel görünümünüzü beğeniyor musunuz?
  • Kariyerinizle gurur duyuyor musunuz?
  • İyi bir insan olduğunuzu düşünüyor musunuz?
  • İstediğiniz sosyal statü ve çevreye sahip misiniz?
  • Sahip olduğunuz kişilikten memnun musunuz?
  • Ailenizin, arkadaşlarınızın ve çevrenizin sizi sevdiğini hissediyor musunuz?
  • Risk alabiliyor musunuz?
  • Sizi engelleyen korkularınız var mı?
  • Başkalarının sizi mutlaka onaylaması gerektiğini düşünüyor musunuz?
  • Kendine güven duymanın önemli olduğuna inanıyor musunuz?
  • Geçmişinizle ilgili kendinizi suçladığınız veya utanç duyduğunuz konular var mı?
  • Kendine güven duymanın sizce başarıyla bir ilişkisi var mı?
  • Aşırı güven duygusu zararlı olabilir mi?
  • Kendini sevmekle kişisel güven arasında bir ilişki var mı?
  • Kendine güven duymak performansı arttırır mı?

Yukarıdaki soruları ve kendine güven duygusunu arttırmanın pratik yollarını  19 Şubat 2013 günü saat 19.00’da yapacağımız Başarı ve Motivasyon atölyesinde ele alacağız. Atölyeyi Ahmet Aksoy yönetecek ve çalışmalar yaklaşık 1.5 saat sürecektir.

Kişisel Güven konusunda aklınıza takılan ve yanıtını aradığınız konular varsa, sizi de bekleriz.
Atölyemiz ücretsizdir.
Katılımcılarımıza ücretsiz olarak Kendine Güven MP3 dosyaları hediye edilecektir.

Gamet Gelişim

Kendine Güven Atölyesi
Tarih: 19 Şubat 2013, Salı
Saat: 19.00 – 20.30
Atölye Danışmanı: Ahmet Aksoy
İletişim: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Rasimpaşa Mah Çeltikçi Sk No:3 Yalı Ap Giriş Kat Kadıköy

 

Feb 162013
 
2,479 views

Başarı ve Motivasyon

Gamet Gelişim Akademisi olarak yeni bir atölye çalışması başlatıyoruz: “Başarı ve Motivasyon Atölyeleri”

Bu çalışmada, her hafta başarı ve motivasyonla ilgili yeni bir konuyu ele alacağız.
Bu haftanın konusu: Hedeflerini İyi Belirle.
İzleyen haftaların konularını sitemizden ve facebook gibi paylaşım ağlarından duyurmaya devam edeceğiz.
İlk atölyemizi tanıtım amacıyla ücretsiz olarak düzenliyoruz.
Yerimiz kısıtlı olduğu için, öncelikleri başvuru sırasına göre vereceğiz.
Fırsatı değerlendirmek istiyorsanız, lütfen elinizi çabuk tutun.

Başarı ve Motivasyon Atölyeleri
Konu: Kendine Güven
Tarih: 12 Mart 2013
Saat: 19.00
Süre: 1.5 saat
Adres: Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Ap. Giriş Kat Kadıköy – İstanbul
İletişim: 0216 450 5784
Eposta: gelisim@gamet.com.tr

Önceki haftaların konuları:

19.02.2013: Kendine Güven
26.02.2013: Kendini Tanımak: Güçlü ve Zayıf Yanlarımızı Saptamak
05.03.2013: Korkularınla Yüzleş

 

Nov 162012
 
3,584 views

Başarı ve Motivasyon

(Başarı ve motivasyon ile ilgili aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni 4. sayı‘da yayınlanmıştır. )
Başarı

Kişisel Gelişim, insanların başkalarını değil, sadece kendilerini değiştirebildiğini kabul eder ve bu doğrultuda kişinin kendisini nasıl geliştirebileceği konusuyla ilgilenir.

Fiziksel, duygusal, zihinsel, sezgisel ve ruhsal gelişim kapsamına giren her türlü çalışma bu nedenle Kişisel Gelişimin ilgi alanında yerini bulur.

Bireysel olarak elde ettiğimiz başarılar ve bu çalışmalarımızın süreklilik kazanması açısından, kendimizi geliştirme düzeyimiz büyük bir öneme sahiptir.

Başarı için en fazla gereksinim duyduğumuz konuların başında motivasyon gelir.

Motive olmak ve bu motivasyonu yüksek tutmak hiç te kolay bir iş değildir. İş hayatında ve kişisel ilişkilerde başarılı insanlar bile zaman zaman motivasyonlarını korumakta zorlanırlar. Yine de, bu durumu doğal olarak kabullenmek en doğrusudur. Çünkü asıl önemli olan, en olumsuz koşullardayken bile tekrar toparlanıp yoluna devam edebilme gücünü yitirmemektir. Bunu sağlamanın ilk koşulu kendine güven duymaktır.

Bu bölümde yer alacak yazılarımızda kendine güven, başarı, motivasyon ve benzeri konuları işleyeceğiz. Bazan iyice yakına odaklanarak ağaçların, dalların ve yaprakların arasında dolaşacak; bazan da uzaklara çekilip, ormanı bir bütün olarak kavramaya çalışacağız.

MOTİVASYONUMUZU NASIL YÜKSELTİR VE NASIL KORUYABİLİRİZ?

Kendine Güven: Kişisel Gelişim çalışmaları için mutlaka sahip olmamız gereken ilk temel özellik, kendine güven duymaktır. Kendine güvenmek, her konuda mükemmel özelliklere sahip olmayı gerektirmez. Ama öncelikle, güçlü ve zayıf yanlarımızı bilmeli; yani kendimizi tanımalıyız. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu daha ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kendini iyi tanı: Güçlü taraflarını bil ve koru. Zayıf yanlarını geliştir. Bunu yapmak için kendini yakından izle. Düşüncelerini ve eylemlerini analiz etmeyi bir alışkanlık haline getir. Her olumlu veya olumsuz davranışının arkasında yatan nedenleri bul. Böylece hangi konularda güçlü, hangilerinde zayıf olduğunu keşfetmen kolaylaşacaktır. Elden geçirdiğin davranışlarını, keşfettiğin özelliklerine uygun olarak şekillendir.

Korkularınla yüzleş: Herkesin bir takım korkuları vardır. Bunlar, bilinçaltımızın bizi korumak için geliştirdiği davranışlardır. Ancak bu davranışların, bizi korumak yerine hayatımızı olumsuz yönde etkilemeye, bizi olumsuz şekilde yönlendirmeye başlamalarına izin vermemek gerekir. Aşırı korkularımızı tetikleyen ortamlardan uzak kalmaya çalışmak, korkumuzu daha da besleyip güçlendirir. Bu nedenle, asıl yapmamız gereken şey korkularımızla yüzleşmek, onların üzerine gitmek; gerekirse bu konuda profesyonel yardım almaktır.

Hedeflerini iyi belirle: İyi belirlenmiş hedeflerimiz olmazsa, motive olmamız ve motivasyonumuzu korumamız zorlaşır. (Bir sonraki yazımızda hedeflerimizi nasıl belirlememiz gerektiği konusunu işleyeceğiz.)

Büyük hedefleri küçük bileşenlere ayır. Eğer hedefimiz çok büyük ve karmaşık bir yapıya sahipse, onu daha küçük bileşenlerine ayırmak daha doğrudur. Böyle yaparsak hem büyük hedefi takibetmek, hem de onu daha kolay ulaşılır hale getirmek mümkün hale gelir.

Hedeflerini kağıda dök: Düşüncelerimiz her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Belleğimize ne denli güvenirsek güvenelim, hedeflerimizi yazıya döktüğümüzde onları zihnimizde canlandırmayı daha kolay bir hale getiririz. Unutmayalım ki “Söz uçar, yazı kalır!

Hedeflerini gözden geçir, revize et: Hiç bir hedefini “mutlak” olarak algılama. Koşullara bağlı olarak hedefe ulaşma yöntemini, kullanılacak kaynakları veya tamamlanma zamanını değiştirmek gerekebilir. Hatta öyle gelişmeler olur ki, bazan, hedefin kendisini bile değiştirirsin.

Hedeflerini görselleştir: Görselleştirme -imgeleme, imajinasyon- en etkin araçlardan biridir. Görselleştirdiğimiz hedefleri, gelecekten şu ana, şimdiye taşımış oluruz. Böylece hedefimizi bilinçaltımızın kolayca kavrayacağı bir şekilde betimleriz. Çünkü bilinçaltımız görsel imgelerle düşünür ve tanıdığı tek zaman dilimi “ŞİMDİ”dir.

Hayal kur: Çocuklar, oyun oynayarak kendilerini hayata hazırlar. Hayal dünyası onlar için çok önemlidir. Çünkü onlar herşeyi şimdi yaşar. Bu nedenle biz de içimizdeki çocuğu canlandırıp, onun hayal dünyasından yararlanabiliriz. Hayal kurabilmek, hedeflerimizi daha kolay ve daha ayrıntılı olarak görselleştirebilmemizi sağlar.

Hedeflerine bitiş zamanı koy: Bitiş zamanı belirlenmeyen hedefler, ertelemeye karşı savunmasız hale gelir. Daha sonra değiştirmek zorunda kalsan bile, mutlaka her hedefine bir bitiş tarihi koy.

Engelleri gözünde büyütme: Engellerin yoluna çıkabileceğini en baştan kabullen. Karşılaştığın zaman, onları birer fırsata dönüştürüp dönüştüremeyeceğini incele. Onlara karşı en yararlı manevranın ne olacağını bul.

Pozitif düşün: Konu ne olursa olsun, olumlu taraflarını ön plana taşı. Eğer bir şeyi yapamayacağını düşündüğün olursa, düşünceni hemen “Nasıl yaparım?” sorgusuna dönüştür. Yapamamak senin için bir seçenek olmaktan çıksın! Gerekiyorsa, başkalarından yardım isteyebilirsin. Ama, olumsuz düşüncelere asla taviz verme. Çünkü onlar senin motivasyonunu düşürür, olumlu enerjini tüketirler.

Çok yönlü düşün: Bir kızılderili atasözü şöyle diyor: “Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü.” Sadece kendi bakış açını kullanarak yaptığın değerlendirmeler hatalı veya yanlış olabilir. Karşındaki insanlarla empati kur. Hem karşındakinin, hem de başkalarının bakış açılarını dikkate al.

Başarılı insanların yaşam öykülerini oku: Hepimiz öyküleri severiz. Hele bunlar, yaşanmış gerçek başarı öyküleri olursa, daha da fazla etkileniriz. Bu tür öykülerden aldığımız net mesaj şudur: “Başkaları yapabiliyorsa, ben de yapabilirim!” Ayrıca motivasyon sağlayan kitap ve filmler de bizim için önemli bir destektir.

Pes etme: Olumlu sonuç vermeyen denemelerini, birer başarısızlık olarak değil, tecrübe olarak değerlendir. Çünkü onların da sana sağlayacağı çok yararlı bilgiler vardır. Başarının en önemli araçlarından biri, pes etmemek, direncini kaybetmemektir. Edison, ilk elektrik ampulünü çalışır hale getirmeden önce 2 binden fazla deneme yapmıştı. O, bu denemelerin her birini, deneme alanını daraltan, yeni denemelerde neleri yapmaması gerektiğini öğreten değerli araçlara dönüştürdü.

Başarısızlıktan korkma: Çünkü aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece işine yaramayacak bir seçeneği daha elemiş olursun. Bu da senin başarıya giden yoldaki olumsuz seçeneklerinin bir madde daha azalması anlamına gelir. Tekrar yola koyulduğunda, başarı şansın daha da güçlenmiş olacaktır.

İşlerini zamanında yap: İşlerini ertelemek, seni sorumluluktan kurtarmaz. Tam tersine, zamanının giderek daralmasına ve en sonunda kaçınılmaz krizi yaşamana neden olur. Başkalarına aktaramadığın – delege edemediğin – işlerin en sevmediğin, en zor olanlarını ilk önce ele al ve bir an önce onlardan kurtul! Her şey birden bire kolaylaşacaktır…

Zamanını planla: Zamanını sen planlamazsan, olaylar, denetimin dışında seni sürüklemeye başlar. Böyle bir durumda motivasyonunu yüksek tutmak olanaksız hale gelir. 

Beslenmene dikkat et: Sağlıklı beslen. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” Yediklerinde aşırıya kaçma. Tek yönlü beslenmekten uzak dur. Farklı besinlerden küçük miktarlarda ye. Vücudun, gereksinim duyduğu her türlü maddeye erişebilsin. Bünyeni susuz bırakma.

Yürüyüş yap: Düzenli spor yapma imkanı bulamasan da, en azından yürüyüş yapmayı ihmal etme. Tek bir adım atabilmemiz için bile vücudumuzdaki kasların % 70’i bir uyum içinde harekete geçer. Yürüyüş sırasında kaybettiğin suyu tekrar dengelemeyi unutma.

Dinlenmeyi bil: Çalış ama, dinlenmeyi de bil. Aşırı yorgunluk, moralini ve motivasyonunu düşürür. Baltanı bilemezsen daha çok ağaç kesmek yerine, sadece daha fazla yorulursun. Dinlenmek için ayıracağın zaman bir kayıp değildir. Tam tersine, çalışma verimliliğini arttırır.

Hayatın tadını çıkar: Önemli olan dolu dolu yaşamaktır. Her fırsatta yaşamın tadını çıkarmayı ihmal etme. Hem çalışırken, hem dinlenirken, hem başkalarına yardımcı olurken yaptıklarını severek, tadını çıkararak yap. Yaşam güzeldir.

Ahmet Aksoy

www.gamet.com.tr

0216 450 5784

0533 339 0959

Not: Yukarıda vurgulamaya çalıştığımız temel bilgiler başarıya giden yolun sadece ana çerçevesini çiziyor. Tüm bu ayrıntıların farkına varmak elbette önemli ama, ne yazık ki yeterli değil. Asıl önemlisi onları hayata geçirmek, onlara hayatımızın doğal akışı içinde hakettikleri yeri verebilmektir.

İşte bu amaçla, Gamet Gelişim Akademisi bünyesinde Başarı Atölyeleri düzenlemeye başladık. Bu atölyelerde bir yandan kendimizi daha iyi tanıyarak eksiklerimizi tamamlama fırsatı yakalıyor; bir yandan da beklentilerimizi sorguluyor ve hedeflerimize ulaşmanın etkin yollarını öğreniyoruz.

Çalışmalarımızı genellikle birebir sürdürüyoruz. Böylelikle her bireyin kendi performansını doruğa ulaştırması kolaylaşıyor. Bu bireysel çalışmaların yanısıra yaşam öykülerimizi paylaştığımız ortak değerlendirme ve tanışma toplantıları düzenliyor, ayrıca temel eğitim çalışmalarında bir araya geliyoruz.

Başarı Atölyelerimiz her yaş için geçerli. Eğer siz de hedeflerinize başarıyla ulaşmak istiyorsanız, yerinizi ayırtmak için hemen bizi arayın!

Gamet Gelişim: 0216 450 5784

Adres: Çeltikçi Sokak No: 3 Yalı Apt Zemin kat Kadıköy

(Deniz Otelin arka sokağı)

Not 2: Daha önce yapmakta olduğumuzu birebir atölye çalışmalarına ilave olarak, aynı çalışmaları daha küçük birimler haline dönüştürüp, grup çalışmaları haline getirdik. Yeni dönemde her hafta yeni bir konuyu ele alıp inceleyeceğiz.

Sep 182012
 
1,682 views

Tuvalet Temizleyicisi

Bir adam büyük bir şirkete iş başvurusu için gidiyor. Girmek istediği iş tuvalet temizleyiciliği.

İnsan Kaynakları Yetkilisi ile görüşüyor ve tıkanmış bir lavaboyu temizleyip ön eleme testinden başarıyla geçiyor.

İnsan Kaynakları Yetkilisi adama testi geçtiğini ve hangi gün saat kaçta iş başı yapması gerektiğinin kendisine eposta yoluyla haber verileceğini söylüyor.

Adam, bilgisayarı olmadığını, bu yüzden eposta kullanmadığını açıklıyor.

Bunun üzerine İnsan Kaynakları Yetkilisi : “Üzgünüm ama epostanız yoksa bizim çalışma düzenimize göre siz var sayılamazsınız. Bu yüzden sizi işe alamayız.” diyor.

Adam çaresizce dışarıya çıkıyor ve “Ne yapsam, ne etsem!” diye düşünürken cebindeki 10 dolar ile 20 kilo kiraz almaya karar veriyor. Kapı kapı gezerek kirazları satıyor ve 2 saat içinde sermayesini 2 katına çıkarıyor. “Bu şekilde ekmek paramı çıkarabilirim.” diyerek her gün sabah erkenden kalkıyor ve kapı kapı dolaşarak kiraz satıyor. Her gün sermayesi büyüyor. Derken küçük bir kamyonet alıyor ve satışa devam ediyor. Kısa bir zaman sonra büyük bir kamyon ve birkaç küçük kamyonet alıyor.

Aradan 5 sene geçiyor…

Aynı adam şu anda Amerika’nın en büyükleri arasında yer alan bir nakliyat şirketinin sahibidir.

Bir gün, ailesinin geleceğini düşünerek yaşam sigortası yaptırmak istiyor. Sigorta şirketi kendisinden bir eposta adresi istiyor. Eposta kullanmadığını söylediğinde sigortacı: “İlginç, epostanız olmadan büyük bir holding kurmuşsunuz. Bir de epostanız olsaydı kimbilir neler yapardınız!” diyor.

Adam gülümsüyor: “Epostam olsaydı, şu anda bir şirketin tuvalet temizleyicisi idim.”

(İnternet)

Olumsuz bir durumla karşılaştığında hemen karamsarlığa kapılma. Önemli olan pes etmemektir. Yaşadığımız sorunlar, çeliğe suyun verilmesi gibi, aslında bizim dayanma gücümüzü pekiştirir. Başarı, olumsuz koşulları fırsata dönüştürme becerimize bağlıdır. Bir kapı yüzümüze kapanmış olabilir… Ama açılabilecek daha pek çok kapı var.

Aug 262012
 
1,918 views

(Aşağıdaki yazı, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.)

KENDİNE GÜVEN


Eşref Armağan, dünya çapında bir ressamımız. Kendi web sitesindeki özgeçmişinde şu satırlar yer alıyor:

Eşref doğuştan görmez bir ressamdır. Hiç bir zaman gün batımını,çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliği ona, duygularını dile getirebilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırmıştır.

İnsan beyninin olağanüstü kapasitesi, önemli organ kayıplarının bile üstesinden gelmeye imkan verebiliyor. Ama unutmamak gerekir ki, Eşref Armağan’ın asıl mucizesi, hiç bir koşulda pes etmeden gösterdiği çabada gizlidir.

 

Aug 192012
 
1,714 views

KENDİNE GÜVEN

Oscar Pistorius

Oscar Pistorius

Dünyanın en hızlı çelik ayaklı “blade runner” koşucusu Oscar Pistorius, kendisine meydan okuyan 5 yaşındaki biyonik bacaklı Ellie Challis ile yarışıyor. Ellie henüz 16 aylıkken geçirdiği menenjit yüzünden el ve ayaklarını kaybetmişti.