?> hızlı okuma arşivleri - Kişisel Gelişim
Jan 202015
 
1,657 views

Hızlı Okuma ve Göz Sağlığı için 15 Alıştırma

Aşağıdaki alıştırmaların pek çoğunu, Gamet Gelişim Alfatrans Hızlı Okuma Atölyelerimizde kas esnetme ve güçlendirme amacıyla kullanıyoruz.

Hızlı Okuma

Bu alıştırmaları sadece hızlı okumak için değil, günümüz şartlarının dayattığı göz tembelliği sorununu doğal yollarla çözebilmek için de kullanabilirsiniz.

  1. Diyafram Nefesi: Diyaframınızı aşağı bastırıp, karnınızı şişirerek burnunuzdan yavaşça nefes alın. Birden dörde kadar yavaş tempoda sayarak bekleyin. Sonra da nefesinizi ağzınızdan boşaltın. Nefes alış, bekleme ve nefes verme süreleri için değişik uzunluklar kullanabilirsiniz. Başalangıçta 4-4-4 yöntemini kullanabilirsiniz. Yani her aşamaya yaklaşık dörder saniye ayırın.
  2. Jimnastika: Bu yöntem, eski bir rus uygulamasından uyarlanmıştır. Orijinal sistemde çok sayıda aşama var ama biz sadece 2 aşamasını kullanıyoruz.
    Birinci aşama: Kollar omuz hizasında önde. Eller açık. Birden sekize kadar (içimizden sayarak) kollarımızı omuzlarımıza doğru çekerken, ellerimizi yumruk yapıp burnumuzdan hızlı ve sesli bir şekilde nefes alıyoruz.
    İkinci aşama: Yine birden sekize kadar sayarak bir öncekindeki gibi burnumuzdan nefes alıyor ve aynı anda ellerimizi bileklerimizden ve kollarımızı aşağıya doğru gevşek bir şekilde silkeliyoruz.Bu alıştırma sırasında çok yoğun şekilde oksijen aldığımız için baş dönmesi olabilir. Dikkatli olun. Başınız dönerse hemen bir yere oturun.
  3. Yüzünüz karşıya dönükken önce sola bakın. Sonra başınızı oynatmadan sağ tarafa bakın. 8 kez yineleyin.
  4. Yüzünüz karşıya dönükken önce yukarı bakın. Sonra başınızı oynatmadan aşağı bakın. Hareketi 8 kez yineleyin.
  5. Başınızı sabit tutarken gözlerinizi önce sağ yukarı çevirin. Sonra çapraz olarak sol alta bakın. Gözlerinizi aşırı zorlamadan bu hareketi 8 kez tekrarlayın.
  6. Başınızı sabit tutarken gözlerinizi önce sol yukarı çevirin. Sonra çapraz olarak sağ alta bakın. Gözlerinizi aşırı zorlamadan bu hareketi 8 kez tekrarlayın.
  7. Başınızı oynatmadan gözlerinizle saat yönünde olabildiğince büyük bir çember çizin. Hareketi 8 kez tekrarlayın.
  8. Başınızı oynatmadan gözlerinizle ters saat yönünde olabildiğince büyük bir çember çizin. Hareketi 8 kez tekrarlayın.
  9. Sosis oluşturun: İşaret parmaklarınızı göz hizasında birbirine 2 cm kadar yaklaştırın. Parmaklarınızın gözlerinize uzaklığı 30-40 santimetre kadar olsun. Önce parmak uçlarınıza bakın. Onları net bir şekilde görün. Sonra iki parmak ucunuzun arasındaki boşluktan ilerideki bir noktaya, örneğin duvara veya bir başka nesneye bakın. Uzağa baktığınız anda parmaklarınızın arasında sosise benzer bir görüntü oluşacaktır. Sonra tekrar parmak uçlarınıza bakın ve sosis görüntüsünün kaybolmasını sağlayın. Bu hareketi 8 kez yineleyin.
  10. Üçlü Odaklanma: 3 farklı nesne (veya nokta) seçin. Mümkün olduğunca hepsi aynı doğrultuda olsunlar. Birincisi 30-40 santimetre, ikincisi 3-4 metre ve sonuncusu 6 metreden uzakta olsun. Sırayla bu noktalara peşpeşe bakın. Baktığınız her noktaya mutlaka odaklanın. Bir noktayı net görmeden aceleyle diğer noktaya geçmeyin. Hareketiniz seri olsun ama, mutlaka baktığınız noktayı görün.
  11. Zigzag: Oda içindeki nesnelere karışık olarak rasgele ve seri bir şekilde bakın. Baktığınız nesneyi görün ve hemen bir başka noktaya atlayın. Başınızı oynatmayın. Sadece gözleriniz hareket etsin. 1 veya 2 dakika devam edin.
  12. Zigzag2: Yukarıdaki Zigzag çalışmasını bu kez dış mekanda yapın. Uzak ve yakın noktalara seri bir şekilde, ama görerek bakın. Başınız oynamasın. Alıştırmayı bir-iki dakika sürdürün.
  13. Yanal Görme: Başınızı oynatmadan ileri bakın. Kollarınızı öne doğru uzatın. Sonra, kollarınızı yavaşça yanlara doğru açın. Avuçlarınız açık, başparmaklarınız yukarı doğru bakıyor olsun. Kollarınızı açarken, bir yandan, baş parmaklarınızı da oynatın. Gözleriniz ileri doğru sabit bakarken başparmaklarınızın hareketini algılayın. Hareketleri nereye kadar farkedebildiğinizi belirleyin. Dikkatinizi odaklayarak bu yanal hareketlerin sınırlarını genişletin.
  14. Bakmadan Görme: Bu çalışmayı açık alanda veya yüksek bir pencereden dışarı doğru (örneğin hareketli bir caddeye doğru) bakarak yapabilirsiniz. Görüş alanınızın içindeki sabit bir noktayı seçin ve oraya bakın. Başınızı ve gözlerinizi oynatmadan çevredeki hareketleri izleyin. Doğrudan bakmadan da pek çok şeyi görebildiğinizi farkedeceksiniz. Özellikle hareketli olanları. Bu alıştırmayı da en az bir kaç dakika yapın. İstediğiniz kadar uzatabilirsiniz.
  15. 3-4 metre ilerinizdeki bir noktaya sabit olarak gözlerinizi bile kırpmadan 3 dakika kadar bakın. Baktığınız nokta siyah bir yuvarlak olabilir. Bir kağıda (4-5 cm çapında) böyle bir nokta çizip, kağıdı duvara yapıştırabilirsiniz.

Yukarıdaki alıştırmaların pek çoğu için özel bir zaman ayırmanız gerekmez. Alıştırmalarda uyulması gereken belli bir sıra yok. Koşulları da bulunduğunuz mekana göre ayarlayabilirsiniz. Sürücüsü olmadığınız yolculuklarda, sokakta yürürken, çalışma aralarında, hatta tuvaletteyken… Yeter ki isteyin!

Çok kısa bir süre sonra ne kadar yararlandığınızı farkedeceksiniz.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

İlk yayın tarihi: 20.08.2014

Dec 292013
 
1,629 views

Hızlı ve Etkin Öğrenme için Sihirli Bir Reçete Var mı?
Beyin fonksiyonları işleyen herkes her an bir şeyler öğrenir.

Ancak önemli olan şey elde edilen bilginin ne kadar zaman içinde edinildiği ve daha sonra nasıl kullanılabildiğidir. Çünkü başarı büyük ölçüde buna bağlıdır.

sinapslarDiyelim ki süper bir belleğiniz var. Gördüğünüz, işittiğiniz, okuduğunuz herşey belleğinize yerleşiyor. Atladığınız tek bir ayrıntı bile yok. Ancak küçük bir sorununuz var: bu bilgilerin hiç birine tekrar ulaşamıyorsunuz. Bu durumda, o belleğin size bir yararı olmuyor demektir. O “süper” özellik, işe yaramaz bir özelliğe dönüşüyor.

Diyelim ki yine süper bir belleğiniz var. Gördüğünüz hiç bir yüzü unutmuyorsunuz. Ancak bir eksiğiniz var. Bu gördüğünüz yüzlerin kime ait olduğuna ilişkin hiç bir ayrıntıyı belleğinizde tutamıyorsunuz. Ekranda mı görmüştünüz? Yolda yürürken yanınızda geçen biri miydi? Ya da size çok yakın birine mi ait?

Burada da yararsız bir bilgi sözkonusu. Sanki elinizde devasa bir fotoğraf albümü var ama, içindekilerin kim olduğu belli bile değil…

Asıl önemli bilgi, gerektiği zaman anımsayıp kullanabildiğiniz bilgidir. Üstelik bu bilginin bilinçli zihniniz tarafından tüm ayrıntılarıyla anımsanması bile şart değil. O bilgi, bilinçaltınızın sezgi sistemindeki depoya atılmış ve etrafınızda olup bitenleri değerlendirirken kullandığınız filtre sisteminin bir parçası da olabilir. Ya da siz öğrenciyken ders kitabınızda yer alan ve bir daha hiç bir zaman işinize yaramayacağını düşündüğünüz bir başka bilgi de…

İşte bu bilgilerden bir kısmı çevremizdeki enformasyon sağanağından kaynaklanan ve kaçınmaya, azaltmaya çalıştığımız bilgilerdir. Bir kısmı ise bilinçli olarak öğrenmek istediğimiz, ancak bellek sistemimize yerleştirmekte zorlandığımız bilgilerden oluşur.

Açıktır ki asıl istediğimiz bilinçli, hedef koyarak, amacımızı baştan belirleyerek gerçekleştirdiğimiz öğrenme yöntemine hakim olabilmektir.

Amacımız: İstediğimizde yeniden hatırlayabileceğimiz ve bilinçli olarak baştan belirlediğimiz bilgileri en kısa zamanda, en etkin şekilde zihnimize yerleştirmektir.

Aslına bakarsanız, bu amaca erişmek sanıldığı kadar zor değil. Tek yapmamız gereken şey kendimiz için en uygun öğrenme ve anımsama yöntemlerini saptamak ve bu yöntemleri sürekli kullanarak onları kalıcı alışkanlıklar haline dönüştürmektir.

Öncelikle insan beyninin nasıl çalışmakta olduğunu anımsamakta yarar var.

yıldızlarBildiğiniz gibi beynimizde yaklaşık 100 milyar sinir hücresi, yani nöron bulunuyor. Ayrıca 900 milyar kadar da glial hücre bulunuyor. Bütün bu hücreler kendi aralarında yaklaşık 100 trilyon bağlantıya (sinaps) sahip. Ortalama bir insan beynindeki toplam sinaps sayısı, kabaca, şu anda bildiğimiz evrendeki toplam yıldız sayısına eşit.

Bu bilgiyi öncelikle vermek istedim. Çünkü bazı insanlar fazla bilgi ile beynimizin dolabileceği ve önemli bilgilere yer kalmayacağı endişesi taşıyor. Yukarıdaki rakamları ve beyin işlevlerinin elektrokimyasal süreçlerle sağlandığını dikkate aldığımızda, olağan bir insan ömrü için bu kapasiteyi doldurmanın mümkün olamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Öte yandan, beynimizi bir bilgi çöplüğü haline getirmenin de bir anlamı yok.

İşte bu yüzden bilinçli bir seçim sistemi kullanarak edinmek istediğimiz bilgilerin omurgasını belirlememiz; “Hızlı ve Etkin Öğrenme” için hedefimizi, ne yapmak istediğimizi baştan saptamamız gerekir.

Belli bir konuda uzmanlaşmak isteyebilirsiniz. Ya da genel kültür bilgilerinizi geliştirmek ve hemen hemen her konuda belli bir miktar bilgi edinmek istiyor olabilirsiniz. Belki de çok daha basit bir hedefiniz var: Sadece yeni tanıştığınız kişilerin isimlerini kolayca öğrenmek ve öğrendiğiniz bu isimleri kolayca anımsamak istiyorsunuz.

Bütün bu hedeflere hem kişisel özellikler, hem de bilginin yapısı nedeniyle farklı öğrenme teknikleri kullanarak ulaşmak mümkündür. Bu konuda herkes için ve her tür bilgi için geçerli hazır bir reçete yoktur. Kişisel reçeteyi bulma ödevi, kişinin kendisine düşer.

Bu konuda bizler size kendi yolunuzu bulabilmeniz için sadece yardımcı olabiliriz. Kısmen de olsa yolunuzu aydınlatmamız mümkün olabilir ama, hedefe kendiniz yürümek zorundasınız.

Önümüzdeki dönemde “Hızlı ve Etkin Öğrenme” konusuyla ilgili yazılar yayınlayacak; daha da önemlisi bu konuda yeni atölye çalışmaları başlatacağız. Etkin öğrenme, geniş ve karmaşık bir içeriğe sahip. Bu nedenle ne bizim ne de başkasının elinde “sihirli reçeteler” yok. Yapmamız gereken, bir yandan doğal yeteneklerimizin, algılama yöntemlerimizin, bilgileri işleme alışkanlıklarımızın farkına varıp onları tanımak; öte yandan yararlı alışkanlıklarımızı geliştirip, zararlı veya yararsız olanlardan kurtulmaktır.

Böyle bir çalışmanın sonunda, edinmek istediğiniz bilgiye rasgele deneme yanılmalarla veya gereksiz tekrarlamalarla ulaşmaya çalışmak yerine; akılcı, seçmeci, eski bilgilerimizle organik bağlar kuran ve gereksinim duyduğumuzda hemen erişebileceğimiz bilgileri kalıcı hale getiren bir sisteme sahip olacağız.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Oct 042013
 
1,069 views

BU KAMPANYA SONA ERMİŞTİR

Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Başlangıç Atölyeleri

Gamet Gelişim olarak yeni bir çalışma dönemine “merhaba!” diyoruz.

Bu dönemde öncelikle başlangıç düzeyindeki “Hızlı Okuma” adaylarına yönelik çalışmalara ağırlık vereceğiz. Hedefimiz net: Okuma hızımızı ikiye katlamak!

Bu amaçla hem öğrenciler, hem de yetişkinler için atölye programları hazırladık.

Toplam atölye süreleri tüm gruplar için 8 saat. Katılımcılarımız, gereken ek çalışmaları kendileri tamamlayacaklar.

Ayrıntılar aşağıdaki tanıtım afişimizde yer alıyor.

hızlı okuma duyuru afişi

hızlı okuma duyuru afişi

Eğer eğitim ve/veya iş hayatınızda okuma ve algılamayla ilgili çalışmalarınızı daha verimli hale getirmek istiyorsanız, sizleri de bekleriz.

Bizleri aramadan önce Hızlı Okumanın ne olup olmadığı ve bu konuda bizim neler yaptığımıza ilişkin yazılarımıza bir göz atmak isteyebilirsiniz:

Gamet Gelişim Atölyesi

Dikkat! Bu kampanya sona erdiği için yukarıda verilen süre ve fiyatlar artık geçerli değildir. Bilginize…

Sep 282013
 
1,000 views

Yaptığımız Çalışmalar Haftalık Kadıköy Gazetesinde Haber Oldu

27 Eylül – 3 Ekim 2013 tarihli Haftalık Kadıköy Gazetesinde “Rasimpaşa’da Sertifika Töreni” başlığı altında Rasmpaşa Mahalle Eviyle birlikte yaptığımız Hızlı Okuma ve Anlama  çalışmalarımız bir haber olarak duyuruldu.

Gazetenin 4. sayfasında yer alan haberin bir bölümü şöyle:

Hızlı Okuma Sertifika Töreni

Hızlı Okuma Sertifika Töreni

“Rasimpaşa Mahalle Evi’ndei 1 Temmuz-18 Temmuz tarihleri arası 8-14 yaş ve 15 yaş ve üstü olmak üzere 2 gruba, haftada 3 gün toplam 27 saat Hızlı Okuma ve Anlama Kursu verildi.

Eğitim, mahallede bulunan Gamet Gelişim Atölyesi tarafından ücretsiz olarak verildi. 14 Eylül Cumartesi günü de Gönüllü Evi’ne davet edilen Gamet Gelişim Akademisi kursiyerlerine sertifikaları verilerek, ikramlar yapıldı.

Nilüfer – Ahmet Aksoy tarafından verilen Hızlı Okuma ve Anlama eğitimine katılan kursiyerler, hem okuduklarını, hem de yaşamın kendisini daha hızlı ve daha geniş bir açıdan kavramayı, kendi bedenlerini, kas yapılarını, solunum sistemlerini yakından tanımayı, bilinçaltını ve olağanüstü yeteneklerinden yararlanmanın yollarını öğrendiler…”

Rasimpaşa Gönüllü Evi Yöneticilerine, mahallemize bu katkı olanağını bize sağladıkları için teşekkür ediyoruz.

 Gamet Gelişim

 

Sep 142013
 
1,008 views

Hızlı Okuma Atölyesi Katılım Sertifikalarımız Sahiplerini Buldu

Hızlı Okuma Sertifika Töreni

Hızlı Okuma Sertifika Töreni

Bu yaz döneminde peş peşe iki  Hızlı Okuma Atölyesi düzenledik.

Her iki atölyenin katılımcılarına sertifikalarını vermek üzere bugün yeniden bir araya geldik. Küçük bir kutlamanın ardından sertifikaları dağıttık.

Yeni atölyelerde ve sertifika törenlerinde buluşabilmek üzere, en kısa zamanda yeni atölye programlarımızı sizlerle paylaşacağız.

Daha önceki yazı ve duyurularımızda belirttiğimiz gibi, bundan böyle uzun süreli atölyeler yerine, daha kısa süreli ve aşamalandırılmış hedeflere sahip çalışmalar yapacağız.

Yeni çalışmalarımızda, Alfatrans desteğine  giderek daha fazla yer vereceğiz.

Diyafram nefesi ve göz sağlığı yine en çok önem verdiğimiz konuların başında yer alacak.

Tüm katılımcılarımızı kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.

Ahmet Aksoy – Nilüfer Aksoy

Gamet Gelişim

 

 

Sep 102013
 
1,310 views

Tembeller İçin 2 Dakikada Öğrenilen Sihirli Hızlı Okuma Yöntemi

Tembel ve sihirli sözcüklerini kullandığıma bakmayın! Bu yazı, gayet ciddi ve bilimsel bir yazıdır.

Başlıkta vurgulamaya çalıştığım bu olağanüstü ve bilimsel yöntemi tüm ayrıntılarıyla birlikte sadece 2 dakikada öğrenmeniz mümkün.

Üstelik yapmanız gereken tek şey, bu yazıyı okumak.

Evet!

Belki de “Pareto Kuralı“nı daha önceden biliyorsunuz. Bu kural aynı zamanda “80-20 Kuralı” olarak ta bilinir.

İtalyan matematikçi Vilfredo Pareto’nun adıyla tanınan bu kuralın kısa tanımı şu şekilde yapılır:
Pek çok durumda sonuçların kabaca %80’i, etkenlerin %20’sine bağlıdır.

Bu tanımı daha anlaşılır kılmak için şöyle örnekler verebiliriz:

  • Müşterilerin %20’si mal ve hizmetlerin %80’ini satın alır.
  • Zenginliklerin %80’i, %20’lik bir grup tarafından kontrol edilir.
  • Satış gelirlerinin %80’i, ürünlerin %20’si tarafından sağlanır.
  • Bir dil öğrenirken harcadığınız zamanın %20’sinde bilgilerinizin %80’ini elde edersiniz
  • İnsanların %20’si sorunların %80’ine neden olur
  • Yolların %20’si trafiğin %80’ini taşır
  • Başarılarınızın %80’ine çabalarınızın %20’si ile ulaşırsınız

Gelelim asıl konumuza.

Büyük olasılıkla sizin de bildiğiniz gibi, okuduğumuz kitapların içindeki cümlelerin pek çoğu asıl bilgiyi desteklemek ve daha anlaşılır kılmak için dolgu olarak eklenmiştir. Bu dolgu cümleleri, kitabın okunabilirliğini ve anlaşılabilirliğini arttırır.

Pareto kuralını kitaplara ve yazılı dokümanlara uyguladığımızda şu sonuçları elde ederiz:
1- Bir kitabın kapsadığı bilgilerin %80’ine ulaşmak için, içindeki belirli cümlelerin sadece %20’sini okumak yeterli olur.
2- Ortalama bir paragrafın ilk cümlesi, o paragrafın yaklaşık %20’sini oluşturur.
3- Ortalama bir paragrafın ilk cümlesi o paragraftaki bilginin %80’ini içerir.

Bütün bunları birleştirip özetlersek, ek çabaya gerek kalmadan kullanabileceğiniz hem bilimsel, hem de sihirli hızlı okuma yöntemimiz ortaya çıkar:
Bir kitaptaki tüm paragrafların sadece ilk cümlelerini okuyun. Eğer okuduğunuz her hangi bir paragraf çok uzunsa, onun son cümlesini de okuyabilirsiniz. Eğer sözkonusu paragraf aşırı uzunsa, okunacak cümle sayılarını ikiye çıkarabilirsiniz. Bu yöntem sayesinde o kitabı okumak için harcamanız gereken toplam zamanın sadece %20’sini kullanarak o kitabın içeriğinin %80’ine erişmiş olacaksınız.

Hemen elinize küçük bir kitap alın ve deneyin. Ne kadar etkili ve yararlı bir yöntem olduğunu göreceksiniz.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, Hipnoz ve NLP uzmanı,
Yaşam Koçu

Dipnot: Bu yazıyı okuyanların %80’i açıkladığım yöntemden sadece %20 oranında yararlanabilecek. Kalan %20 ise, faydanın %80’ine ulaşacak.

Kaynaklar:

http://tr.wikipedia.org/wiki/Pareto_%C4%B0lkesi
http://www.princeton.edu/~achaney/tmve/wiki100k/docs/Pareto_principle.html
http://management.about.com/cs/generalmanagement/a/Pareto081202.htm
http://www.bsu.edu/libraries/ahafner/awh-th-math-pareto.html
http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/ShowNew.aspx?id=16982697

Sep 082013
 
2,540 views

Göz Sağlığınız İçin 15 Temel Alıştırma

Gözlerimizin yatay, düşey ve çapraz hareketlerini yönlendirip denetleyen 6 kas çifti bulunur. Bunlar lateral rectus, medial rectus, superior rectus, inferior rectus, superior oblique ve inferior oblique olarak adlandırılır.

Göz AlıştırmalarıModern yaşantı koşulları bu kasları doğal ortamda olduğu gibi dengeli kullanmamızı zorlaştırmaktadır. Zamanımızın çoğu dar mekanlarda geçiyor. Genellikle kitap, bilgisayar, televizyon ve telefon gibi yakın nesnelere odaklanıyoruz. Bu nedenle gözlerimizi denetleyen kasların işleyişinde de dengesizlikler oluşuyor.

Bu dengesizliği giderebilmek için, genel sağlığımız açısından yürümek ve hafif kültür-fizik hareketleri ne denli yararlıysa, aşağıda listelediğimiz göz alıştırmaları da göz sağlığımız açısından o kadar yararlıdır.

Bu hareketlerin oksijen bakımından zengin ortamlarda yapılması daha yararlı olur.

Bu alıştırmaları, Göz Sağlığınız İçin Önemli 7 Çift Sihirli Nokta başlıklı yazımızda ayrıntılarını verdiğimiz basınç noktalarına masaj uygulayarak ayrıca destekleyebilirsiniz.

Verdiğimiz alıştırmaları ayakta veya oturarak yapabilirsiniz. Alıştırmalar sırasında başınızı oynatmamaya özen gösterin.

Her bir hareket için yaklaşık 1 saniyelik bir zaman dilimi ayırın. Örneğin gözünüzü sola ve sağa hareket ettirip eski yerine döndürme hareketiniz yaklaşık 1 saniye sürmeli. Bunu, içinizden yavaş tempoyla sayarak yapabilirsiniz. Alıştırmalar konusunda uzmanlaştıkça, temponuzu istediğiniz gibi düzenleyebilirsiniz.

Gözlerinizin yorulduğunu hissettiğinizde, yaptığınız alıştırmayı hemen kesin, avuçlarınızı birbirine sıkıca sürterek ısıtın ve baskı uygulamadan gözlerinizin üzerine kapatın. Karanlığı, ısıyı ve elektriklenmeyi hissedin ama, basınç olmasın. Yeterince dinlendiğiniz zaman, kaldığınız yerden devam edebilirsiniz.

Hızlı Okuma Atölyelerimizde de uyguladığımız ve genel olarak önerdiğimiz göz alıştırmaları şunlardır:

1. Başını sabit tutarak önce en sola, sonra en sağa bak – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

2. Başını sabit tutarak önce aşağı, sonra yukarı bak – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

3. Başını sabit tutarak önce sağ aşağı, sonra sol yukarı çapraz bak – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

4. Başını sabit tutarak önce sol aşağı, sonra sağ yukarı çapraz bak – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

5. Gözlerini saat yönünde çevir – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

6. Gözlerini ters saat yönünde çevir -10 kez – Gerekiyorsa dinlen.Göz Alıştırmaları

7. Kolunu ileri uzat. Burnuna, başparmağına, uzak bir noktaya peşpeşe bak – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

8. Kalemi burnuna yaklaştır, odaklanmayı bozmadan hızla uzaklaştır – 10 kez – Gerekiyorsa dinlen.

9. Metni burnuna yaklaştır. Seçtiğin sözcüğe odaklan. Odaklanmayı bozmadan metni hızla uzaklaştır – 10 kez- Gerekiyorsa dinlen.

10. Bulunduğun mekandaki nesnelere hızlı bir şekilde ve başını oynatmadan rasgele odaklan – 1 dakika.

11. Pencereden dışarı bakarak, yakın-uzak nesnelere peşpeşe odaklan – 1 dakika

12. Uzaktaki nesnelere peşpeşe odaklan – 1 dakika

13. Öne uzattığın kollarını yavaşça yana açarken başparmaklarını izle – 10 kez- Gerekiyorsa dinlen.

14. Pencereden dışarıdaki sabit bir noktaya bakarken, hareketli nesneleri izle – 1 dakika

15. Sabit siyah bir noktaya göz kırpmadan bak – 1dakika

Göz alıştırmalarını oksijeni bol bir ortamda, hafif kültür-fizik ve yürüyüşle desteklemeniz, çok daha yararlı sonuçlar almanızı sağlayacaktır.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, Hipnoz ve NLP uzmanı,
Yaşam Koçu

Sep 052013
 
1,899 views

Yakın Gözlüklerinizden Göz Alıştırmaları Yaparak Kurtulabilirsiniz

Presbiyopi, genellikle 40 yaşından itibaren görülen “yakına odaklanmada zorlanma” halidir.
Ülkemizde koruyucu hekimlik kavramı yeterince gelişmemiş olduğu için, çoğumuzun, düzenli göz muayenesi yaptırma alışkanlığı yoktur.

Bu nedenle presbiyopi sorununuzu, genellikle, elinizdeki kitap veya gazeteyi okuyabilmek için ileri uzattığınız kol boyunuzun artık yetersiz hale geldiğinde farkedersiniz.

Açıkçası, ben de öyle farketmiştim.

Böyle durumlarda kişisel tercihler devreye girmeye başlıyor.

Genel çözüm yöntemlerini şöyle sıralayabiliriz:

  1. Gözlük kullanmak
  2. Lens kullanmak
  3. Lazer operasyonu
  4. Kitap ve gazete okumaktan vazgeçmek

Ben, gözlük kullanmayı tercih etmiştim. Zaten araba kullanırken taktığım uzak gözlüklerim vardı. Dolayısıyla yanımda iki çift gözlük bulundurmam gerekiyordu. Hiç te kolay bir iş değil…

Aslında bu durumdakiler için bi-focal (çift odaklı) gözlükler de öneriliyor. Bu gözlükleri kullanabilmek için kafanızı ya aşağı, ya da yukarı çevirerek odak noktanızı değiştirmeniz gerekiyor.

Bu tip gözlükleri kullanan yakın tanıdıklarım olduğu için, buna da yanaşmadım.

Her ne kadar hoşuma gitmese de, bir süreliğine çift gözlükle yaşamak zorunda kaldım.

Hızlı Okuma ile ilgilenmeye başlamam da kabaca bu döneme denk geliyor. Yoğun kitap okuma ihtiyacı, yakın gözlüğüne mahkumiyetimden giderek daha fazla rahatsız olmama neden oldu. Lens ve lazer uygulamalarına da sıcak bakmadığım için, kendimi çaresiz hissediyordum.

Ancak, tanımlanmış bir sorununuz varsa, çözüm bulmak kolaylaşır.

Doğal yöntemlerle göz sağlığına kavuşmanın mümkün olduğu kavramı işte bu dönemde dikkatimi çekti. Çünkü çözüm alternatiflerine ihtiyacım vardı. Böylece araştırmalara başladım. İnternette bu konuda bulduğum her yazıyı okudum, her videoyu izledim.

Doğal yollarla göz sağlığı kavramını ilk kez somutlaştıran kişi William Horatio Bates olmuş. Bates, bir göz hekimi. NewYork’un zenci mahallelerindeki ayakta tedavi kliniklerinde yaptığı çalışma ve gözlemler sonucunda gözlük kullanımının tedavi edici olmadığı, aksine sorunun ilerlemesine neden olduğu yargısına varmış. Bazı semptomların somut bir tedavi uygulamaya gerek kalmadan düzeldiği, ya da tam tersine döndüğü vakalar bu yargıya varmasında özellikle etkili olmuş.

Bates, bu düşüncelerini, günümüzde “Bates Metodu” olarak adlandırılan yöntemlerle birleştirmiş; düşünce ve bulgularını periyodik olarak yayınladığı dergiler aracılığıyla paylaşmış.

Bates yönteminin ana öğelerini şu şekilde özetleyebiliriz:

  • Avuçla Kapama
  • Görselleştirme
  • Hareketler
  • Güneşlenme

İlk üç öğeden Hızlı Okuma çalışmalarımız sırasında da yararlanıyor ve olumlu sonuçlarını gözlemliyoruz. Güneşe bakma yönteminden ise, içerdiği büyük risk nedeniyle uzak durmayı tercih ediyoruz.

Avuçla Kapama: Bu yöntemde avuçlarınızı sıkıca birbirine sürterek ısıtıp elektriklendiyor, sonra da ışığı kesecek şekilde gözlerinizin üzerine kapatıyorsunuz. Gözlerinize kesinlikle basınç uygulamıyor, sadece karanlık, ısı ve statik elektriğin etkilerinden yararlanıyorsunuz. Bu uygulamayı, nedeni ne olursa olsun, gözlerinizi dinlendirme gereksinimi duyduğunuz zamanlarda uygulayabilirsiniz.

Görselleştirme: Hedeflerimizi görselleştirmenin olağanüstü etkisini hepimiz biliyoruz. Bu yöntem, göz sağlığımız açısından da etkin bir araç sağlıyor.

Hareketler: Modern yaşamın getirdiği kısıtlı kas hareketlerini dengelemek için bilinçli olarak ek çalışmalar yapmamız gerekiyor. Genel sağlık için yürüyüş yapar gibi, göz sağlığımız için de uygun göz hareketleri yapmalıyız.

Daha kaliteli bir yakın görüş için önerilen kas çalışmalarından biri, gözleri şaşılaştırarak bakmaktır. Aşağıdaki resmi, böyle bir çalışmaya yatkınlığınızı ölçmek amacıyla hazırladık. Eğer ortada net ve derinlik içeren üçüncü bir görüntü elde edebiliyorsanız, presbiyopiyi aşmak için gereken göz alıştırmalarına rahatlıkla devam edebilirsiniz. Ortada oluşan kolonun bazı satırları kabarık, bazıları da arkada görülebilir.

Presbiyopi Kontrol Tablosu

Presbiyopi Kontrol Tablosu

Bu konudaki yazılarıma devam edeceğim. Ancak, bu önerilerin tıbbi bir alternatif içermediğini, sadece kas sisteminizi geliştirip dengeleyerek doğal sağlığınıza kavuşabileceğinizi vurguladığını unutmayın. Sağlıklı bir beden gibi, sağlıklı bir görüş için de göz kaslarınızın ve zihninizin stresten yani dengesizlikten arınması gerekiyor.
Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
Yaşam Koçu, EFT-Tepeleme,
Hipnoz ve NLP uzmanı

Not: Artık ne yakın, ne de uzak gözlüğü kullanıyorum. Bu konuda yaptığım tek şey, oldukça düzenli göz alıştırmaları yapmak. Size de öneriyorum.
(831 kez okundu)

Aug 252013
 
1,675 views

Hızlı Okumada Zaferin 5 Kriteri

Aşağıdaki yazı, 19 Ağustos günü başlattığımız “40 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme” atölyesinde işlediğimiz konulardan biridir. Yazıda, ders sırasında yaptığımız konuşmanın çözümlemesi esas alınmıştır.

Hızlı Okuma ve Zaferin 5 KriteriBu konu aslında sürekli karşılaştığımız, ama üzerinde yeterince durmadığımız bir konu. İngilizcede SMART (akıllı, zeki anlamını taşıyan) kelimesinin içerdiği harflerle başlayan açıklamaların özetlediği 5 bölümlü bir yapı var. Buna “SMART kriterleri” deniyor. Aynı yapıyı biz Türkçeleştirmeyi tercih ettik. Çünkü herkes İngilizce bilmek zorunda değil ve İngilizce bilmeyen biri için SMART sözcüğü hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle biz de aynı yapıyı, ZAFER sözcüğü ile tanımladık. (Aslında zafer de yabancı kökenli bir sözcük. Ne var ki yaygın olarak kullanıyoruz.)

Bir isteğin, bir arzunun hayal aleminden çıkıp somut, gerçekçi ve erişilebilir bir hedef haline dönüşebilmesi için ZAFER kriterlerinin hepsine uyması gerekiyor.

Şimdi ZAFER kriterlerini kısaca ele alalım.

Z harfinin karşılığı Zamandır. Eğer diğer bütün koşulları yerine getiriyor bile olsa, bir tasarı, bir hayal zaman kavramını çözümlemediyse; yani ne zaman başlayıp, ne zaman biteceği netleşmemişse hayal düzeyinde kalmaya devam eder. Dolayısıyla bu kriterlerden birincisi, -en önemlisi demek biraz abartılı olabilir, çünkü hepsi lazım – birinci kriterimiz: zaman.

Yani bir hedefin gerçekçi, ulaşılabilir hale gelmesi ve anlam kazanabilmesi için zaman faktörünün tanımlanmış olması gerekir.

A harfinin karşılığı Amaçtır. Amacımızın net olması lazım. Hedefimizi saptarken niçin o hedefe yöneldik? Niçin oraya ulaşmaya çalışıyoruz? Amacımız ne? Bunun yanıtını vermemiz gerekli. “İşte öylesine…” diyorsanız, o bir hedef değildir. Ya da “bir yakınım istedi, bir arkadaşım istedi” diyorsanız, o hedef onun hedefi olabilir ama, sizin hedefiniz değildir. Amacınızın çok net belli olması lazım. Bu amac doğrudan sizin yararınıza olmayabilir. Belki başka birilerine yararlı olması için yapmak istiyorsunuz. Gerekçesi ne olursa olsun, kendi amacınızı belirlemiş olmanız lazım.

F harfi ise Fark ve Farkındalıktır. Hedefinizin benzerlerinden farkını bilmeniz lazım. Nasıl gerçekleştirilebilir, ne tür aşamalar gerekli olabilir, bütün bunların farkında olmanız lazım. Yani farkındalığın farkı da burada çok büyük bir önem taşıyor.

E harfi, eskisiyle kıyaslanabilir olma koşuludur. Çünkü bir hedefin ölçülebilme niteliği yoksa, o hedefe ulaşıp ulaşamadığınızı anlamanız bile mümkün olmaz. Oysa “biz hedefimizin yüzde onuna ulaştık, hedefimizin yüzde ellisini hallettik” diyebilmek için onu ölçülebilir hale getirmemiz lazım. Bu ölçü, mutlaka metre, kilogram gibi standart bir ölçü olmak zorunda değildir. Herhangi bir ölçek olabilir. Ancak, şu anki konumuyla, daha önceki veya gelecekteki bir konumuyla kıyaslama yapma olanağını bize sağlaması gerekir. Birazdan örnekler vererek bunları açıklayacağım.

R harfinin karşılığı ise realist, gerçekçi olma özelliğidir. Yani, diğer koşulları yerine getirsek te, realist olmayan bir hedef, ulaşılabilir bir hedef olamayacaktır.

Şimdi, Zafer Kriterlerini kendi konumuzla nasıl bağlayabiliriz? Yani buraya ne amaçla geldik? Yani A harfinin karşılığı ne?
Katılımcı yanıtları:
– Daha hızlı okumak için.
– Zaman kazanmak için.

Peki zaman konusundaki düşünceniz ne olabilir? Atölyenin yapısı gereği başlangıcı-bitişi belli. Hangi günler yapılacağı ve ne kadar süreceği de belli. Dolayısıyla Zaman konusu tanımlı. Sapmalar olursa, ona da bir çözüm üretebiliriz. Örneğin Cumartesi günü için ek bir çalışma koymak gibi… Yani zamanla ilgili tanımsız bir konu bırakmıyoruz.

Peki, hızlı okumak bize ne kazandıracak, bizde ne fark yaratacak?
Katılımcı yanıtları:
– Daha hızlı okuyacağız.
– Ben gelmeden böyle bir çalışmanın yapılacağının farkında değildim…

Ben bir de şunu eklemek istiyorum: Hedefimizi belirledik diyelim. Bu hedef statik olmak zorunda değildir. Hedefler dinamiktir. Örneğin çok büyük bir hedefimiz olabilir. Fakat o hedefe doğru giderken yolda öyle gelişmeler olabilir ki, o hedefimiz anlamını yitirebilir. Ya da o hedefin aslında istediğimizden küçük olduğunun, asıl büyük hedefimizin daha başka bir yerde olduğunun farkına varabiliriz. Ya da bakarız ki, hedefimiz o günün şartlarına göre gerçekçi olmaktan uzaklaştı; daha küçük, daha mütevazi bir hedef bizim için yeterlidir. Kısacası, saptadığımız bir hedefe katı bir şekilde, bir saplantı gibi yaklaşmamalıyız. Kendi kendimize hayali zorluklar yaratmanın bize bir faydası olmaz.

Gerekli koşulları sağlayarak hedefimizi her zaman revize edebilmeliyiz, etmeliyiz.

Örneğin, diyelim ki bu atölyenin sonunda dakikada 500 kelime okumak şeklinde bir hedef koyduk. Ancak atölye çalışmaları devam ederken yeni kazandığımız bilgi ve becerileri de dikkate alarak hedefimizi belki 800’e, ya da 1000’e revize edebiliriz.

Ya da bu çalışmalar sırasında işimizle, okulumuzla, ya da ailemizle ilgili bir takım sorunlar ortaya çıktı ve bizim atölye çalışmalarını istemeden aksatmamıza neden oldu. Bu durumda, 500’lük hedefimizi 400’e de çekebiliriz. Önemli olan, ZAFER kriterlerini tutarlı bir şekilde devrede tutabilmektir. Önemli olan, kendimizi geliştirmektir.

Eskisiyle kıyaslanabilirlik, bu hızlı okuma çalışmalarında ne anlama gelir?

“Bir dakikada okunan kelime sayısı”. Çok net bir ölçeğimiz var. Buna ileride, “ne kadar anlıyoruz”u da katacağız. Ancak biraz farklı bir yaklaşımımız olacak. Çünkü pek çok Hızlı Okuma Eğitmeni, anlama düzeyini belirlemek üzere sınav yapar. Biz buna sıcak bakmıyoruz. Gerekçemiz de şu: stres bu tür çalışmalarda en zararlı etkenlerden birisidir. Yani biz kendimize güvenmiyorsak, kime güveneceğiz? Bu yüzden biz bu çalışmalarımızda diyoruz ki, herkes kendini tartmakla yükümlüdür. Kişiler, kendi zihinlerinde ne olup bittiğini, gelişip gelişmediklerini kendileri farketmeli, anlamlandırmalıdır. Bunu yapamıyorlarsa, zaten farkındalık düzeyleri gerekli seviyeye ulaşmamıştır. Yani böyle bir durumda, hızlı okuma eğitiminin onlara çok büyük bir yarar sağlamaması olasılığı da var. Bu yüzden biz herkese, yani gönüllü olarak bu işe kalkışmış olan herkese gönülden inanıyor ve güveniyoruz. Ve onların da kendilerine güvenmelerini bekliyoruz. Bu yüzden, “Anladın mı? Anlamadın mı?” gibi testler uygulanmasını doğru bulmuyoruz. Aslında, zaten bunlar da yoruma çok açık konular. Okuduğumuz bir konu ile ilgili 10 sorudan tesadüfen birkaç tanesine uygun yanıt verdiğimiz zaman konuyu ne kadar anlayıp anlamadığımızı ölçmek çok gerçekçi değil. Biz bu değerlendirmeyi, kendimize güvenimizi sarsmadan hayata geçireceğiz.

Realist tarafı da zaten açık. Günümüzde artık bir sürü hızlı okuyabilen insan var. Hızlı okuma yeni icat edilmiş bir araç değil. “Böyle bir şey yapılabilir mi? Yoksa bu bir hayal midir?” gibi sorulara artık gerek kalmıyor.

Kısacası, ben genel olarak bu ZAFER kriterlerinin sadece hızlı okuma için değil, hayatın her alanında, irili ufaklı her türlü hedefe uygulanabileceğini, hatta uygulanması gerektiğini düşünüyorum ve bunu sizlere de öneriyorum. Bu kriterleri uyguladığınızda, yaptığınız çalışmaların eskisine kıyasla çok daha sağlıklı ve verimli geliştiğini farkedeceksiniz.

Zafer, zafer kriterlerini uygulayanlarındır.

Ahmet Aksoy