?> haftanın ödevi arşivleri - Kişisel Gelişim
Aug 122012
 
1,522 views

(Bu yazılar Haftalık Kitap Postası Dergisinin 5. sayısında yayınlanmıştır.)

GİRİŞ

Bu sayımızda, size yeni bir sayfa sunuyoruz: “Yaşamın Artıları – Bardağın Dolu Tarafı”.

Bu sayfamızda yaşamın nabzını tutmamızı sağlayan çeşitli konulara küçük hatırlatmalar halinde değineceğiz.

Farkındalık, önem verdiğimiz konulardan biri.
Yaratıcı İmgeleme, bir diğer önemli konu.
Yaşamın içinden küçük ama çarpıcı örneklerimiz olacak.
Olumlama Bölümümüzde haftanın her günü için ayrı bir olumlama cümlesi vereceğiz.
Haftanın Ödevi bölümünde ise minik Farkındalık ödevlerimiz yer alacak.
Sizlerden sayfamızla ilgili öneriler, eleştiriler, değerlendirmeler bekliyoruz.
“Acaba bu hafta neler var?” Sorusuna yaşam kazandırmak için siz de elinizi uzatın!


UMUTSUZLUĞA DÜŞTÜĞÜNÜZ ZAMANLARDA BU ADAMI İZLEYİN!

“Benim adım Nick Vujicic.

Dünyayı dolaşmaktan, balık tutmaktan, golf oynamaktan ve yüzmekten hoşlanırım. Yaşamayı seviyorum.”

Nicholas James Vujicic, 4 Aralık 1982’de doğdu. Ender rastlanan ve adına tetra-amelia sendromu denilen bir rahatsızlık nedeniyle kolları ve bacakları olmadan dünyaya geldi. Çok zor bir çocukluk yaşadı. Okul arkadaşları onunla alay ettiler. Ama o yılmadı, içinden gelen sese kulak verdi. Şimdi Avustralya’da vaizlik ve Motivasyon konuşmacılığı yapıyor. Bütün dünyayı dolaşıyor ve milyonlarca insana, aslında ne kadar çok şeye sahip olduklarını farkettiriyor.

Vujicic, bir konuşmasında şöyle diyor:
“İnsanlar zaman zaman son derece umutsuz olduğu düşünülen durumlara düşebilir. Hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü olanak ve araçtan yoksun da kalabilir… 
Şimdi sizlere soruyorum:
-Örneğin, ben yere düştüğümde, 100 kere yeniden ayağa kalkmayı denesem ve 100 keresinde de başarısızlığa uğrasam, yeniden ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım olabilir mi?
-Sizce 101. denemeyi aklıma dahi getirmemeli miyim? Ne yazık ki benim böyle bir şansım yok! Yaşamımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa kalkmak zorundayım!”

Ya bizler? Yere kapaklandığımızda, hatta sadece ayağımız tökezlediğinde bu kadar sızlanmaya hakkımız var mı?

Not: Vujicic’in YouTube üzerinde yayınlanan çok sayıda videosu var. Bunları izlemenizi, hatta bir kaçını elinizin altında bulundurmanızı öneriyorum.

 

HAFTANIN OLUMLAMALARI

Olumlamalar, yaşamımız boyunca yüklendiğimiz olumsuz yönergelerin etkisini azaltmak üzere bilinçli olarak tekrarladığımız olumlu cümlelerdir. Bu cümleler, doğrudan bilinçaltına erişecek şekilde düzenlenir ve sadece olumlu ifadeler içerir.

Her hafta bu bölümde 7 farklı olumlama vereceğiz. Her gün için ayrı bir olumlama. Bu olumlamaları ilgili günlerde fırsat buldukça tekrarlayın. Mümkünse, yüksek sesle. Sabah uyku mahmurluğunu atmadan ve gece uyumadan hemen önce seslendirmeyi sakın unutmayın! ( Ancak, verdiğimiz olumlamalardan herhangi birini seslendirmek sizde güçlü bir tepki yaratıyorsa, büyük olasılıkla, o konuda bir dirence sahipsinizdir. Bu direnci ortadan kaldırmak için Temporal Tepeleme yöntemimizden yararlanabilirsiniz.)
Pazar : Duygularım benim denetimim altındadır
Pazartesi : Ben başarıya odaklıyım
Salı : Bilinçaltım gereken yanıtları bilir
Çarşamba : Ben barış ve huzur doluyum
Perşembe : Kendi yaşamımı şekillendirme özgürlüğüne sahibim
Cuma : Tabağıma doyacağım kadar yemek alırım
Cumartesi : Düşüncelerimi kendim denetlerim.

 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Ortalama bir insan beyni

  • Yaklaşık 1400 gramdır (Einstein’ın beyni sadece 1230 gramdı)
  • %75’i sudan oluşur
  • 100 milyar sinir hücresi (nöron) içerir (Dünya üzerindeki toplam nüfusun 15 katı ve Samanyolu galaksimizdeki yıldızların sayısı kadar)
  • Sinir hücrelerinin birbiriyle 100 trilyon bağlantısı (sinaps) vardır
  • Sinir hücrelerinin teorik bağlantı kapasitesi, bilinen evrendeki atom sayısından daha fazladır
  • Beyinde, sinir hücrelerinin yanısıra 100 milyardan daha fazla koruyucu glial hücreleri bulunur. Bu hücreler de birbiriyle haberleşebilir.
  • Bir sinir hücresi saniyede 200 elektriksel atım (impulse) gönderebilir
  • Sinirsel atımlar saniyede 360 kilometrlik hıza sahiptir
  • Sinir hücrelerinin toplam uzunluğu 780 bin kilometredir
  • Bünyedeki kanın %15’ini kullanır
  • Alınan oksijenin %25’ini kullanır
  • Vücudun ürettiği enerjinin %20’sini kullanır
  • Bazı sinir hücreleri (nöronlar) 2 metreden daha uzundur
  • Nöronların gebeliğin başlangıç dönemlerinde çoğalma hızları, dakikada 250 bin nörondur.
  • İnsan beynindeki kan damarlarının toplam uzunluğu yaklaşık 180 bin kilometredir.
  • İnsan beyninin sadece %10’unun kullanıldığı tezi bir şehir efsanesidir. Beyin, bir kaza sonucu işlevsiz hale gelen hücrelere bile hemen başka görevler atar.

 

GÖZ YANILMALARI

Eser: Octavio Ocampo – Meksika

 

HAFTANIN ÖDEVİ

Pek çok şey var ki, ancak yitirdikten sonra öneminin farkına varıyoruz. Üstelik yitirdikten sonra önemini kavradıklarımızın kat kat daha fazlasını da hiç fark etmiyoruz.

Dilimizde “bakar körlük” kavramıyla özetlenen “farkındasızlık” aslında doğal bir olgu. Eğer herşeyi bilinçli olarak görüp farkedebilseydik, yaşadığımız bilgi bombardımanı altında ezilip giderdik. Ancak, beynimizin bu filtreleme işlevi, zamanla alanını fazla genişletmeye başlayabiliyor. O hale geliyoruz ki, etrafımızda olup bitenleri neredeyse hiç farketmeyen biyolojik robotlara dönüşüyoruz.

İşte buna izin vermemek gerek! Bazan betonun çatlağından fışkıran küçücük bir çiçek, bazan ayağımıza sürtünen minik bir yavru kedi, rüzgarın taşıdığı güzel bir koku, ya da bir gece vakti uzaklardan kopup gelen ve adını bile bilmediğimiz bir yaban kuşunun çığlığı…

Eğer gözlerimiz körleşmiş, kulaklarımız sağırlaşmış ve hatta beynimiz düşünme işlevlerini yitirmeye başlamışsa, insan olma özelliklerimizin ve yaşama zevkimizin çoğu da avuçlarımızdan kayıp gidiyor demektir.

İşte bu nedenle beynimize ara sıra küçük ödevler vermek yerinde olur.

Bu hafta iki ödev birden veriyorum.

Ödev 1: Bu hafta evinize dönerken, her gün kullandığınız yolun dışındaki herhangi bir güzergahı kullanın. Ya da farklı bir araçtan yararlanın. Örneğin kendi aracınızı kullanıyorsanız, bu kez bir dolmuşa binmeyi deneyin. Ya da başka caddelerden, başka sokaklardan dolaşın.

Ödev 2: Çevrenizdeki mavi renkli şeylere dikkat edin. Bu renk bir duvar boyasında, bir balığın yüzgecinde, bir giysinin püskülünde, bir gün batımında, ya da eski bir bardağın yaldızında olabilir. Sadece bunun farkına varın. “İşte bu mavi!” deyin. Etrafınızda ne kadar çok mavi bulunduğunu, mavi tonlarının ne kadar fazla olduğunu farkedin.

İLETİŞİM
Tüm düşünce, dilek ve önerilerinizi bize iletebilirsiniz.
ahmetaksoy@gamet.com.tr
www.gamet.com.tr
0216 450 5784
0533 339 0959