?> genetik arşivleri - Kişisel Gelişim
Jun 232014
 
1,377 views

Genetik ve Memetik Evrim Süreci

örtüyor günü
atlas kadife perde
yıldız desenli
(ahmet aksoy)

İnsanın biyolojik olarak ortaya çıkıp, baskın karakterini belirleyici bir şekilde uygulamaya sokabilmesi milyarlarca yıllık evrimsel bir serüvenin sonucu. Dünyamız dört buçuk milyar yaşında. İlkel mikroorganizmaların ortaya çıkışı, yaşam koşullarının uygun hale dönüşmesine bağlı olarak dört milyar yıl öncesine kadar gidiyor.

Modern insanın atalarının sahneye çıkışı ise sadece 200 bin yıl önce mümkün olmuş.

12 Haziran 2014 tarihinde Dwayne Godwin ve Jorge Ham tarafından yayınlanan makalede yer alan grafikte dünya üzerindeki canlıların beyin fonksiyonlarının gelişimi kronolojik olarak gösterilmiş (http://www.scientificamerican.com/article/your-brain-evolved-from-bacteria/ ):

scientificamericanmind0714-76-I1

Bu grafik, bakterilerde sinirsel aktivitenin temelini oluşturan iyon geçişlerini kontrol eden zar proteinlerinin gelişimini 3.4 milyar yıl öncesine bağlıyor. Modern insan beyni ise sadece 200 bin yaşında.

İnsanların bazı bitki ve hayvanları bundan 10 bin yıl öncesinde Mezopotamya bölgesinde ehlileştirmeye başlamasından evvelki tüm biyolojik gelişmeleri denetleyen mekanizma, genetik evrimin ta kendisi. Ama ondan sonra, deneme yanılma yöntemleriyle geliştirilen genetik denetimler sonucunda insanların etkilediği, yaşayıp yaşamamalarına karar verdiği canlıların sayısında ve çeşitliliğinde önemli artışlar oluyor. İnsanın yaşam alanlarının içinde bulunan ve insanlar tarafından yararlı veya en azından zararsız olarak görülen canlıların dışında kalanların neredeyse tamamı büyük bir kıyıma uğratılmış.

Mem Mekanizmasının Baskın Hale Gelmesi

Evrim mekanizmasını işler halde tutan faktörler artık sadece genler değil. Memler de işin içinde.

Bu mekanizmada insanların üretebileceği, tüketebileceği ve kendi yararlarına denetim altında tutabileceği canlılar “mal” haline dönüşüyor. Genler görünmez, hatta çoğu kez nasıl işlediği anlaşılmaz mekanizmalar olarak etkilerini gösterirken; memler insanoğlu tarafından kimi zaman “bilgi”, kimi zaman “yasa”, kimi zaman “gelenek-görenek” ve kimi zaman da “moda” şeklinde ortaya sürülen savlar olarak ortaya çıkıyorlar.

Artık evrimin yönünü saptayan asıl mekanizma “mem” mekanizmasıdır.

Çünkü artık neyin doğru, neyin yanlış olduğunu “mem”lerimiz belirliyor. Nelerin korunması, nelerin yok edilmesi gerektiğini “mem”lerimiz tarif ediyor. Sağlık alanındaki memler, genetik olarak “başarısız” bireylerin bile gerektiğinde yaşamlarını sürdürebilmelerine olanak sağlıyor.

Memlerin Çatışması

Öte yandan memler de birbiriyle acımasızca rekabet halinde.

Günümüzde, kendisiyle aynı dini düşünceleri paylaşmayanların öldürülmesi gerektiğini vurgulayan memler de var; doğal dengeyi bozmamak için bir karıncanın bile incitilmemesi gerektiğini savunan memler de. Birbirleriyle tezat oluşturan bu tür memlerden hangilerinin varlığını koruyup, hangilerin ortadan kalkacağını şu an itibariyle söylemek pek kolay değil. Çünkü, gen mekanizmalarında olduğu gibi, mem mekanizmalarında da mantığın bir etkisi yok. Bu mekanizmaların işleyişinde doğru/yanlış veya iyi/kötü gibi değerlendirme kıstasları bulunmuyor. Sadece o dönemin koşullarına en uygun olanlar varlığını ve etkisini sürdürüyorlar.

Genlerin ve Memlerin Gelişim Süreleri

Memler ve genlerin gelişimleri arasındaki en önemli farklardan biri de gelişim ve etki süreleridir. Genler açısından bu süre insan ömrüne kıyasla çok uzunken, memlerin ömrü çok kısadır. Buna ilave olarak, memler manüpülasyona çok açık olgulardır. Örneğin moda memi bu konuda belirgin bir örnektir ve tekstil endüstrisi tarafından neredeyse her yıl yeniden şekillendirilir.

“Hayvansal yağ tüketimi sağlığa zararlıdır”, “beyaz et, kırmızı etten daha sağlıklıdır” gibi memler ise modaya kıyasla biraz daha uzun süreli bir etkiye sahip olabiliyor. Bu tür memlerin belirleyicileri ise besin ve ilaç endüstrisidir.

Öte yandan “sadece bitkisel ürünlerle beslenmek gerektiği” meminin yavaş ta olsa, giderek daha fazla insan tarafından desteklenmekte olduğunu söyleyebiliriz.

“Küresel ısınma vardır” memine bir çok gelişmiş ülke yöneticileri neredeyse 50 yıl boyunca politik ve ekonomik nedenlerle karşı çıktı, ama artık hiç kimsenin bu konuya itiraz edebilecek hali kalmadı. Eskiden ılıman ve dengeli bir iklime sahip olan ülkemizde bile, maddi hasara neden olan hortumların oluştuğunu ve giderek daha sık tekrarlandıklarını görüyoruz. Bir kaç gün önce Tuzla’da yaşanan hortum felaketi, bunun çarpıcı bir örneğidir.

Binlerce, onbinlerce yıllık dönemlerde oluşan ve deneme/yanılma yöntemleri sonucunda yönünü tayin eden mikro genetik değişimler, memler devreye girdikten sonra çok daha hızlı ve makro boyutlu etkiler yaratmaya başladı. Değişimin bu denli hızlı olması, insanlığın geri dönüşü olmayan bir yıkıma doğru gitmesine neden olabilir. Genetik sürecin zamanlamasıyla kıyaslandığında, memlerin etkisi tam bir patlama şeklindedir. Bu patlamanın dumanı dağıldığında ortada nelerin kalacağı ise tam bir bilmecedir.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
http://www.scientificamerican.com/article/your-brain-evolved-from-bacteria/
http://en.wikipedia.org/wiki/Meme
http://benedante.blogspot.com.tr/2013/01/stephen-shennan-genes-memes-and-human.html
Memelerle İlgili Bilinmeyenler ve Memelerin Önemi