?> farkındalık arşivleri - Kişisel Gelişim
Jun 172014
 
1,332 views

Gerilla Bahçeciliği

Daha önce de çocuklar laf arasında “Gerilla Bahçeciliği” diye bir kavramdan bahsetmişlerdi.

İnterneti  araştırdığımda, Gerilla Bahçeciliğinin, beklediğimden çok daha yaygın bir konu olduğunu gördüm. Dünyanın pek çok yöresinde insanlar bu işi uzun zamandır yapıyorlarmış. Yaptıkları şey, planlı bir şekilde kullanılmayan alanlarda, ağaç diplerinde, terk edilmiş arazilerde, yol kenarlarında, kaldırım taşlarının boşluklarında, hatta asfalt çatlaklarında bitkilere yaşam alanı oluşturmak.

Gerilla olduklarına göre, kendi çaplarında silahları da olmalı elbet . İşte bu amaçla tohum bombaları geliştirmişler.

Tohum bombası nasıl yapılır?

Elinizdeki bitki tohumlarını hazırladığınız çamurun içine koyup iyice karıştırıyorsunuz. Sonra bu çamurdan küçük parçalar ayırıp avucunuzda minik küreler oluşturuyorsunuz. Çapları 1,5-2 cm kadar olan bu kürecikleri kuruttuğunuzda, tohum bombalarınız hazır hale geliyor. Sonra bu tohum bombalarını parklarda, bahçelerde, yol kenarlarında, ağaç diplerinde, refüjlerde, toprak olan ve bitkilerin üreyebileceği bölgelere fırlatıp atıyorsunuz. Geri kalanını doğanın kendisi tamamlıyor.

gerilla bahçeciliği tohum bombası

Wikihow sitesinde “Gerilla Bahçeciliği” yapmak, 8 adımlık bir eylem olarak tarif edilmiş:
1- Bahçe olarak kullanmak istediğiniz yeri seçin. Büyük bir alana ihtiyacınız yok. Eğer böyle bir yer bulamazsanız, orayı birazcık toprak taşıyarak kendiniz bile yaratabilirsiniz.
2- Bahçenizin toprak yapısını belirleyin: kumlu, killi, taşlı. Gerekiyorsa çöpleri ve yabani otları temizleyin.
3- Bahçenizin toprak tipine uygun bitkileri seçin. Bu aşama kritiktir. Toprak tipi ile bitki arasında gereken uyumu sağlayamazsanız başarı elde etmeniz mümkün olmayabilir.
4- İlk çalışmanızı planlayın. Tarihi ve saati, size kimler eşlik edecek, gerekli olan alet-edevat, bitki fideleri, su, gübre… Bütün bunları işe girişmeden önce düzgün bir şekilde saptayın.
5- Malzemelerinizi toparlayın: bitkiler, araçlar, su, gübre, çöp torbaları, ulaşım, uyarı levhaları.
6- Bahçenizde çalışmaya başlayın. Zararlı otları, çöpleri, gereksiz nesneleri temizleyin. Toprağı dikime uygun hale getirin. Toprağı kazıp havalanmasını sağlayın. Bitkilerinizi dikip, sulayın. Terketmeden önce bahçenizi dikkatle temizleyin. Orayı bakımlı bir şekilde bırakın.
7- Sadece bitkileri ekmekle yetinmeyin, belli aralıklarla bahçenize dönüp gerekli bakımları yapın. Su takviyesi, zararlı otların temizliği gibi işlemleri aksatmadan uygulayın.
8- Yaptığınız işi arkadaşlarınıza, etki çevrenize duyurun. Başkalarını da bu tür çalışmalar yapmaya teşvik edin. Dünyamıza sahip çıkın, çevremizi korumada kendi çapınızda sorumluluk yüklenin.

Remnants spotted of a curious hanging bottle guerrilla garden outside East Finchley tube

Remnants spotted of a curious hanging bottle guerrilla garden outside East Finchley tube

Bu tür çalışmalar pek çoğumuz için çocukça, işe yaramaz, anlamsız şeyler olarak görünebilir. Ancak, şunu unutmayın: çevrenize emek verirseniz, onu sahiplenmeniz ve onu korumanız daha kolay hale gelir. Çevresel sorumluluğunuzu farketmeniz kolaylaşır.

Quarto Inferiore, Italy

Quarto Inferiore, Italy

Gerilla Bahçeciliği, şehirlerin betonlaşmasına karşı etkin ve yapıcı bir tepkidir.

Eğer yaşınız veya yaşam tarzınız gerilla bahçeciliğine uygun değilse, kendi bahçenizi balkonunuzdaki saksılarda kurabilirsiniz. Bunun, doğaya borcunuz olduğunu unutmayın!

ahmet aksoy

Kaynaklar:
http://www.guerrillagardening.org/
http://www.wikihow.com/Start-Guerrilla-Gardening
https://www.facebook.com/guerrillagardening
http://www.laguerrillagardening.org/
http://www.greenguerillas.org/

Jun 132014
 
1,305 views

Haiku Bir Farkındalık Anahtarıdır

fısıldar rüzgar
sessizce kulağına —
gül kıpkırmızı
(a. aksoy)

Haiku Bir Farkındalık AnahtarıdırHaiku en fazla 17 hece içeren klasik bir japon şiiri formudur. Klasik japon haikuları genellikle düşey olarak yazılan tek bir satırdan oluşurlar.

Batı dillerine tercüme edilirken ve bu dillerde doğrudan yazılırken sözkonusu 17 hecelik tek düşey satır biçimi, giderek beş, yedi ve beş hece içeren 3 farklı yatay satıra dönüşmüş. Son zamanlarda bu formülasyon daha da esnetilmiş ve “toplam olarak en fazla 17 hece içeren kısa-uzun-kısa üç satır” haikunun genel tarifi olmuş.

Haiku, konularını genellikle doğadan ve mevsimlerden alır. Çoğunlukla ciddi, ama bazan da esprili bir dille yazılır.

İlk başta insanlara çocukça, anlamsız ve değersiz bir uğraş gibi görünen bu anlatım biçiminin aslında ne kadar büyük bir derinliğe sahip olduğu, ancak onunla tanıştıktan sonra ortaya çıkıyor.

Haiku, çevremize çocukça ve içten bir merakla, sorular sorarak bakmayı bize yeni baştan anımsatıyor. Haiku sayesinde artık bakıp ta göremez olduğumuz kanıksanmış objelerin üzerini kaplayan görünmezlik tozunun etkisini giderek yitirmeye başladığını farkediyoruz. Yanıbaşından yürüyüp geçtiğimiz hayvanları, çiçekleri, ağaçları şaşkınlık ve hayretle yeni baştan keşfetmemiz mümkün oluyor.

Haiku bize gerçeği anımsatıyor. Basit, saf, sorularla bezenmiş bir gerçek.

Haiku, günlük yaşamımızın içinde artık soru soramaz hale geldiğimizi; yaşadıklarımızı kaçınılmaz birer olgu gibi kanıksayıp kabul ettiğimizi o çocukça saflığıyla gülümseyerek yüzümüze vuruyor.

Haiku çoğu kez sıradan bir dille, sıradan bir şekilde ve sıradan şeyleri dile getirir. Ama haiku, bakmaya doyamayacağımız, ince ince işlenmiş motifleriyle gözlerimizi kamaştıran nadide bir mücevher değildir.

Haiku yalındır. Basho‘nun kurbağa haikusu bu yalınlığın en çarpıcı örneklerinden biridir:

Furu ike ya
Kawazu tobikomu
Mizu no oto.

Eski havuz
Kurbağa atlar içine
Suyun sesi.

Haiku bize bir şey anlatmaya çalışmaz. Onun yerine, sözcüklerle bir resim taslağı çizer. Resmin ayrıntılarını belirleyip, renklerini boyamak ise tamamiyle bize kalmıştır.

Haiku, farkındalığımızı tetikler. Yazan için de böyledir, okuyan için de. O küçücük eşiği aştığınızda haiku vazgeçilmezleriniz arasındaki yerini alır.

Haikuyu ille başkaları okusun diye yazmak zorunda değilsiniz. Sadece kendiniz için yazın. Bunu yapabilirsiniz. Böyle yaptığınızda bile, farkındalığınızın ne kadar büyük bir hızla gelişip yayıldığını hayretle izlersiniz. Eğer yazamıyorsanız, okuyun. Haikunun size çizdiği resimlere bakın. Onları görün, onları boyayın. Siz haiku resimlerinizi boyadıkça, yaşamınızın da renklenmekte olduğunu farkedeceksiniz.

Haiku, bir farkındalık anahtarıdır.

ahmet aksoy

Not: https://www.facebook.com/groups/haikupanosu/ adresindeki herkese açık Haiku Panosu grubumuza sizi de bekleriz.

Jun 072014
 
1,341 views

Çocuklar Gençler ve Yetişkinler İçin Haiku

serenad yapar
pencerenin önünde
geç mart kedisi

Özellikle çocuklar, doğal haiku yazarlarıdır. Onların gözlem gücü henüz yetişkinler kadar körelmiş değildir.

Onların metaforlarla, kelime oyunlarıyla, süslü cümlelerle pek fazla işleri yoktur.

Düşüncelerini, duygularını lafı dolandırmadan dile getirme becerileri hala canlıdır.

Sadece birazcık yüreklendirilmeye ihtiyaç duyarlar.

Gençler de bu konuda fena sayılmazlar. Çocuklar kadar olmasa bile, haiku yazmanın inceliklerini kavramakta pek fazla zorluk çekmezler. Ancak, haiku yazmanın onlara sağlayacağı ayrıcalıkların değerini farketmek onlar için pek te kolay olmaz. Ancak, haikunun gücünü farkeden gençler, isterlerse, çocuklar kadar başarılı haikular üretmeye çok kısa bir zamanda başlayabilirler.

Ne yazık ki yetişkinlerin haiku yazma konusunda çocuk ve gençlere oranla biraz daha fazla çaba göstermeleri gerekebilir. Çünkü onların öncelikle, artık duyarsızlaşmaya başlayan algı sistemlerini yeniden canlandırmaları gerekir. Çözüm, sabırlı bir uğraşla gelir. Zorlamadan. Ama, hedefi de gözden kaçırmadan.

Haiku yazmak çocuklara ne kazandırır?

  • Öncelikle ana dillerini daha iyi kavrarlar.
  • Heceleri ve sesleri tanırlar. Sözcüklerin hecelerine nasıl bölünebileceğini, hecelerin nasıl sayılabileceğini öğrenirler.
  • Mevsimleri, doğa olaylarını daha yakından tanırlar.
  • Hayvanları, kuşları, bitkileri daha yakından tanır onların farkına varırlar.
  • Birlikte yazmanın hazzını tadarlar.
  • Sözcük dağarcıklarını geliştirir, gerektiğinde sözlük kullanmayı daha iyi öğrenirler.
  • Çevrelerini daha ayrıntılı olarak sorgulamayı, detayları daha iyi kavramayı öğrenirler.
  • Daha az sözcükle, daha çok şey anlatabilmenin ayırdına varırlar.
  • Kendilerini daha iyi tanırlar.
  • Yaratıcılıklarını geliştirirler.
  • Sözcüklerle resim çizmeyi öğrenirler.
  • Paylaşmayı ve bunun tadını çıkarmayı öğrenirler.

Aşağıdaki örnekler dünya çocuklarına ait. Niçin sizinkiler de onlara katılmasın?

Çocuklarınıza haiku yazmayı öğretin. Böylece onların, çevremizde olup bitenlerin farkında olmalarını ve bunu incelikle, güzellikle, gereksiz sözcükler kullanmaya gerek duymadan dile getirebilmelerine olanak tanıyın. Onlar, çevrelerine daha duyarlı olmayı öğrendikçe, daha yaşanası bir dünyanın kurulmasında daha çok katkıları olacak.

Onlara üç maymunun nasıl oynanacağını değil, yaşamın güzelliklerini ve gerçekleri farkında olarak yaşamayı ve bunları dile getirmeyi öğretin.

Haiku, ışıktır.
Hem çocukların, hem gençlerin, hem de yetişkilerin çevresini aydınlatır.

ahmet aksoy
gamet gelişim

Okul çetesi gibi
Güreşiyor evin yolunda
Sert rüzgar iteliyerek
Claudya Sanchez, 11 Yaş, Kız, (2008) ABD

Bir iki üç dört beş
Tarzan kaplan avına gitti
Bir fare ile geri geldi
Shen Hua Quiang, 12 yaş, Erkek, Singapur

gecenin alacakaranlığında
sadece mantarlar
ışıldıyor
Keji Baba, 12 yaş, Japonya

parmaklarını çaprazla
gözlerini kapa
yıldızlara doğru süzül
Brittany, yaş 9, West Midlands, İngiltere

Kaynaklar:

Apr 012014
 
1,364 views

Haiku Ne ki?

Geçen yıl biri bana haiku ile ilgili herhangi bir soru sorsaydı, ilk tepki olarak “Haiku ne ki?” diyeceğimi biliyorum.

Oysa şimdi haiku benim için “yararlı” bir virüs gibi. Her yerde var. Her şeye bulaşıyor. Çok hızlı ürüyor ve bir yandan da olağanüstü hızla evrimleşiyor.

Benim açımdam haiku -en azından şimdilik-, klasik haikunun temel 5+7+5 dize yapısını koruyan ve olabildiğince doğadan esinlenen bir yapı. Kendi açımdan henüz tam bir şiir formu değil. Çünkü henüz haikunun müzikalitesini yakalayabilmiş değilim. Ama eminim ki, o da olacak.

Şimdi size kısaca “haiku”nun ne olup olmadığını özetlemeye çalışayım.

Haiku nedir?
Haiku 3 satırlık bir şiir. İlk ve üçüncü satırları beş heceden, ortadaki satır ise yedi heceden oluşuyor. Geleneksel bir Japon şiiri formu. Konusunu daha çok doğadan alıyor ve yalın bir dille görselleştiriyor. Aynı formu kullanan ama hiciv ögeleri içeren benzer formlar da var. Daha fazla ayrıntı isterseniz, internette çok sayıda kaynak var.

http://jikad.org.tr/cocukhaikuyarismasi/wp-content/uploads/2013/10/Haiku-Nas%C4%B1l-Yaz%C4%B1l%C4%B1r.pdf adresinden indirebileceğiniz pdf dokümanda pek çok ayrıntı ve örnek bulabilirsiniz.

Şu anda haiku benim için sözcüklerle görselleşen bir fotoğraf karesi. O anda ne denk gelirse. Bir stüdyo çalışması değil. Işığı, fonu, duruşu ben tanımlamıyorum. Kendiliğinden. Anlık. Spontane.

“resmini çizer
renkleri boyar haiku
bir an doğadan”

İşte bu nedenle -şimdilik- haiku benim açımdan bir sanatsal obje değil. O bir “farkındalık” aracı. Haiku, yaşama buruk tadını veren minik ayrıntıların farkına varmamızı sağlayan tılsımlı bir gözlük.

Haikunun farkına varışım geçen yıl oldu. Her gün en az bir haiku yazmaya karar verişimin tarihi ise 20 Şubat 2014. Bu tarihin anlamlı bir özelliği yok. Sadece aldığım kararı uygulamaya başladığım tarih. Ve o günden bu yana, ödün vermeksizin uyguluyorum. Bazan günde bir tane yazıyorum, bazan da 5-6 tane birden. Nasıl denk gelirse. Spontane.

Haiku yazmak için özel bir zaman ayırmam gerekmiyor. Bu aralar en verimli haiku atölyem, sabahları ofise gelirken bindiğim Acıbadem-Kadıköy dolmuşu. Günlük haiku kotamın neredeyse tamamını bu 20-25 dakikalık yolculukta dolduruyorum. Baktığım her yerde bir haiku var. Yağmur yağarken dolmuşun camlarında oluşturduğu desenler bir haiku. Ya da bulutlar. Kaldırımda yürüyen, yüzünü görmediğim kadın. Çiçeklerini salkım saçak sergileyen bir badem ağacı… Bunların hepsi birer haiku. Bunların hepsi yaşamımızdan bir an, bir anı. Dolaysız, dolambaçsız.

Bazan da rıhtıma gidiyorum. Deniz, martılar, insanlar… Tıpkı fotoğraf çeker gibi. Bakmayı, görmeyi aşıp, farkına varmayı öğreniyorsunuz.

Haiku, benim farkındalığımı tetikledi. O ayrıntıları görmediğimden değil. Ama o anları sözcüklerle ifade etmeyi kendime bir görev edindiğimden beri, farkındalığımın daha fazla farkına varıyorum. Bu sayede artık daha kolay gülümsüyorum. Çünkü o minik ayrıntılardaki güzelliği içime daha fazla sindirmem mümkün oluyor.

Badem ağaçlarının çiçek açtığını görmemeniz mümkün mü? Aklınızdan, farkında bile olmaksızın “Badem ağacı çiçek açmış.” derken, kuyruktaki binlerce diğer düşünce onu daha sahneye çıkma fırsatı bulamadan gerilere itekleyiveriyor. Badem ağacı çiçek açtığıyla kalıp, bir anda sıradanlaşıyor zihninizde. Belki bir cümle haline bile dönüşemeden. Oysa haiku ile fotoğraf çekmeye karar verdiğinizde, badem ağacını kadraja oturtup ışığını, rengini, dokusunu görmeye başlıyorsunuz. Öyle uzun uzun da değil. En fazla 1-2 dakika içinde. Yaşam akıp gidiyor. Çevrenizdeki herşey de öyle. Zamanı durdurup o anların resmini uzun uzun boyamanız mümkün olmuyor. Sadece bir düğmeye basma fırsatınız var. Ve fotoğraf filminiz sadece 3 kısacık satırdan ibaret.

Haiku, yaşamdan minik kesitler alıyor. Ve size, bu anları dolu dolu yaşama; onların verdiği doyumsuz hazların farkına ve tadına varma fırsatı tanıyor. Haikuyla gülümsemeniz kolaylaşıyor.

Haiku, olağanüstü bir terapidir.

Haiku, reddettiğimiz, sıradanlaştırdığımız günlük yaşamın üzerindeki tozları silkelemektir.

Haiku, gündelik yaşamımızdaki tılsımlı taşı yakalamaktır.

Eğer siz de benimkine benzer deneyimleri bizzat yaşamak istiyorsanız, hemen haiku yazmaya başlayın. Hemen. Ve eğer yardıma ihtiyacınız olursa, benim hep burada olduğumu da unutmayın.

Ahmet Aksoy

Dec 062013
 
1,450 views

Savaşın İnsan Yüzlerine İşlediği Nakışlar

Lalage Snow bir İngiliz bayan fotoğrafçı. Aynı zamanda bir haberci ve film yapımcısı.

Lalage, 2002 yılında Bristol Üniversitesi, Antik Çağ Tarihi (Ancient History) bölümünden mezun olmuş. Çeşitli yerel ve uluslararası yayın kurumlarında çalışmış. 2007 yılında London College of Communication’da Fotohabercilik ve Dokümanter Fotoğrafçılık alanında master yapmış.

Çalışmalarını Agence France Press adına yerel muhabir olarak sürdüren sanatçı, özellikle Ortadoğu, Avrupa, Merkez ve Güney Doğu Asya bölgelerinde faaliyet göstermiş. 2010 yılında Kabil’e giden Lalage Snow, 2 yılını aktif savaşın sürdüğü Afganistan’da geçirmiş.

Sanatçı, halen Londra’da yaşıyor.

Aşağıda örneklerini verdiğim fotoğraflar bu döneme ait. Lalage Snow, Afganistan’da görev yapan çeşitli kademelerdeki İngiliz askerlerinin savaş öncesi, savaş sırası ve savaş sonrasındaki fotoğraflarından üçlemeler oluşturmuş. İlk ve son fotoğraflar arasında geçen süre, yaklaşık sekiz ay.

Yorumu sizlere bırakıyorum. Ancak, özellikle gözlerdeki ifadelere, oradaki duygu yoğunluğuna, o bakışlardaki çığlıklara, o bakışlardaki fırtınalara dikkat etmenizi öneriyorum.

lalagesnowwearethenotdead1

Savaşın tahrip edici izlerinin insan yüzlerine kısa sürede nasıl bir oyma, bir nakış gibi işlendiğini görmek çarpıcı. Benzer izler, travma yaşayan insanların hemen hemen hepsi için geçerli. Bu bir trafik kazası, bir yangın, bir deprem veya sevilen bir yakının kaybı olabilir. Her ne olursa olsun, yaşam, tüm bu yaşananlar için yüzümüze birer çentik atmayı ihmal etmiyor.

Özellikle yaşımız ilerledikçe yüzümüzdeki sık yinelenen mimikler, birer trafik işareti gibi kalıcı, kolay görünen izler haline dönüşüyor. Yüz okuma bilimi, işte bu işaretleri algılamamızı ve sistemli bir şekilde okuyabilmemizi sağlıyor.

Sabahları, ya da ne zaman olursa olsun, aynada yüzünüze bakarken göz uçlarınızda kırışık olup olmadığına dikkat edin. Eğer dışarı doğru bir kaz ayağı gibi açılan minik çizgiler varsa, yaşadıklarınız her ne olursa olsun, gülmeye de fırsat yaratıyorsunuz demektir. Ne mutlu size!…

Bir de dudak uçlarınıza dikkat edin. Eğer dudak uçlarınız hep aşağı doğru bakıyorlarsa, artık silkinip kendinizi toparlamanın vakti geldiği açıktır. Çünkü yaşam, herşeye rağmen, güzel! İçiniz kan ağlasa da gülümseyin. Çünkü gülümseme, sizde gülümseme oluşturan anılar için bir çağrışım etkisi yaratır. Geçmişte kalan kötü anıların sizi daha fazla etkilemesine, sırtınıza yüklenmiş duygusal bir kambur haline dönüşmesine izin vermeyin. Sorun varsa, çözümü de mutlaka vardır. Yeter ki siz soruna odaklanmayı bırakıp, çözüme odaklanın.

Aslında hiç kimseyi kandıramadığımızın farkında olun.

İnsanlar, karşılarındaki kişilerin yüzlerini ve beden dilini sezgisel olarak zaten okur. Eğer bunu daha bilinçli bir şekilde yapabilirsek, hem kendimizle hem de çevremizdekilerle daha kolay ve sağlıklı iletişim kurmamız mümkün olur. Deneyin, siz de göreceksiniz.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Not: Benzer çalışmalar Claire Felicie tarafından donanma mensupları için yapılmış. Aşağıdaki linkte Felice’nin çalışmalarından örnekler yer alıyor.

Linkler:
http://www.mymodernmet.com/profiles/blogs/lalage-snow-we-are-the-not-dead
http://lalagesnow.com/
http://www.mymodernmet.com/profiles/blogs/portraits-of-marines-before-during-and-after-war
http://clairefelicie.com/

 

Dec 112012
 
1,852 views

Beynimizin bir kas gibi çalıştığını söyleyenler var. Doğrudur. Çünkü, kullanılmayan kaslar nasıl eriyip kaybolursa, kullanılmayan beyin hücreleri de zaman içinde eriyip gider. Üstelik bunun, bilinen bir geri dönüşü de yok.

İşte bu nedenle, tıpkı spor amaçlı yürüyüş yapar gibi beynimizi de çalıştırmamız genel sağlığımız açısından büyük önem taşıyor.

Yapılması gerekenlerin pek çoğu basit şeyler. Ancak bunları olabildiğince bir yaşam biçimi haline dönüştürmek gerekiyor. Hem beden, hem de beyin sağlığımız açısından uygulamamız gereken bu ip uçlarından bazılarını sizin için listeledik:

Derin nefes al: Beynimiz, vücudumuza giren toplam oksijenin dörtte birini tüketir. Bu nedenle beynimizin daha sağlıklı çalışabilmesi için derin nefes almak önemlidir. Bu amaca en uygun yöntem diyafram nefesidir. Diyafram nefesi hem daha fazla oksijen almamızı sağlar, hem de iç organlarımıza masaj uygular.

Dik otur: Dik oturduğumuzda dolaşım sistemimiz daha düzgün çalışır. Dolayısıyla beynimize besin ve oksijen taşıyan kan dolaşımı işlevini daha kolaylıkla yerine getirir.

Düzenli ve derin uyu: Uyku, beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantıların yeniden organize olduğu ve sağlamlaştırıldığı bir dönemdir. Bu nedenle düzenli ve derin bir uyku ile beynimizin kendisini rahatça yeniden düzenleyebilmesine fırsat sağlamış oluruz.

Yürüyüş yap: Tempolu yürüyüşler hem beden, hem de beyin sağlığımız açısından büyük önem taşır. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.”

Danset: Dans sırasında beyin ve kas korelasyonu en üst seviyededir. Müzik ve ritm, sağ beyin lobunu uyarır. Metabolizma hızlanır. Bu nedenle, dansın, oksijen seviyesi yüksek bir ortamda yapılması önemlidir.

Gül ve Kahkaha at: Kahkaha atmak çok olumlu yan etkiler üretir. Diyaframı çalıştırır. Stresi azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Endorfin salgılanmasını tetikler. Kan akışını hızlandırır. Kasları gevşetir. Gülmek, başlı başına bir iyileştirme aracıdır.

Şekerden uzak dur: Fazla şekerin hem beden, hem de beyin üzerinde kalıcı hasarlar yarattığı bilinmektedir. Sağlıklı bir yaşam için şekerden uzak durun.

Sınırlı miktarda kafein kullan: Çay veya kahve gibi içeceklerden alınan sınırlı miktarda kafeinin konsantrasyon arttırıcı etkileri olduğu saptanmıştır. Ancak, alınan kafein miktarı arttığında durum değişir ve olumsuz etkiler başlar.

Atıl zamanlarını değerlendir: Büyük şehirlerde yaşıyorsanız, ulaşım sırasında veya kuyruklarda beklerken yitirdiğiniz zamanın ne denli uzun olduğunu bilirsiniz. İşte bu tür zamanları boş boş oturmak yerine, basit yöntemlerle değerlendirebilirsiniz. Örneğin MP3 ile sesli kitap dinleyebilir, ya da bir kitap veya dergi okuyabilirsiniz.

Yabancı dil öğren: Yabancı dil öğrenimi, beyin hücrelerini çalıştırmada etkin bir yöntemdir. Bu sayede beyin hücreleriniz arasında yepyeni bağlantılar kurulur. Yabancı dile karşı bir ilginiz yoksa, daha önce hiç ilgilenmediğiniz bir konuda araştırmalar yapabilir, beyninizi farklı bir konuda çalışmaya yönlendirebilirsiniz.

Barok müzik dinle: Mozart veya Vivaldinin barok eserlerini dinle. Özellikle nefesli veya yaylı çalgıların yer aldığı ve iniş-çıkışların pek bulunmadığı parçalar beyninizin alfa moduna girmesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Algılama filtrelerinin etkinlikleri azalır ve öğrenme süreci daha verimli bir hale dönüşür.

Ahmet Aksoy

Dec 092012
 
1,430 views

Hızlı Okuma Kimlerin İşine Yarar?

Hızlı Okuma Kimlerin İşine Yarar?Hızlı Okuma  yürümek, yüzmek, bisiklete binmek gibi öğrenilebilen bir beceridir. Standart eğitim sistemimizin farkında olmaksızın geliştirdiği olumsuz etkilenmeler nedeniyle bu beceriyi etkinleştirmek için sonradan bilinçli bir çaba gerekli olur.

Hızlı Okuma becerisini kazanmak çok zor değildir. Ancak düzenli, disiplinli ve kararlı bir çalışma yapmak gerekir. Bu yüzden kulaktan dolma bilgiyle, ya da sadece bu konuda yazılmış bir kaç kitap okuyarak istenen sonuca ulaşmak mümkün olmaz. Başarı oranınızı yükseltmek için deneyimli bir Hızlı Okuma uzmanının gözetimindeki çalışmalara katılmalısınız.

Hızlı Okuma kimlerin işine yarar?

Zamanının önemli bir bölümünü okumaya ayırması gereken herkesin işine yarar. İşte bazı örnekler:

Öğrenciler:  Hızlı Okumanın yanısıra etkili çalışma, etkili not tutma ve etkili bellek kullanımını da öğrenmeleri gerekir.

Öğretmenler: Bir yandan yeni gelişmeleri takip etmek, bir yandan kendilerini geliştirmek; bir yandan da sınav ve ödevleri etkin bir şekilde değerlendirebilmek için Hızlı Okuma bir zorunluluktur.

Yöneticiler: Eğer bir yöneticiyseniz hem güncel, teknolojik ve siyasal gelişmelerden haberdar olmak, hem de alt kadrolardan gelen raporları zamanında ve doğru şekilde değerlendirebilmek için okuma verimliliğinizi arttırmanız kaçınılmaz bir gerekliliktir.

Tıp uzmanları: Tıp alanındaki gelişmeler olağanüstü bir hızla büyüyor. Bu bilgi sağanağından korunmanın en etkin yolu, hızlı hareket edebilme becerisini kazanmaktır.

Hukuk uzmanları: Sadece değişmekte olan yasaları ve mevzuatı değil, örnek davaları, dilekçeleri ve yorumları kavrayabilmenin ön koşulu da Hızlı Okuma becerisini kazanmaktan geçiyor.

Yazarlar: Yazmak için, önce okumak gerekiyor. Eğer yeterince hızlı okuyamıyorsanız, olup bitenleri kavramakta zorlanırsınız. Hızlı Okuma sayesinde önünüz açılır, ufkunuz genişler.

Bilişim uzmanları: Teknolojik gelişimin üstel bir hızla arttığını düşünürsek, başka bir söze gerek kalmıyor.

Her tür internet kullanıcısı: Epostalarınıza, sosyal ağ bağlantılarınıza, yeni dünya ile bağlantılarınıza hakim olabilmek için sizler de Hızlı Okuma becerinizi geliştirmek zorundasınız.

Hızlı Okuma sadece daha kısa bir sürede daha fazla bilgiyi gözden geçirmekle sınırlı değildir. Buna ek olarak hem okuduklarınızı, hem de çevrenizi daha hızlı ve seçici olarak algılamanız, okuduklarınızı ve yaşamın kendisini daha  hızlı yorumlamanız ve daha hızlı kararlar verebilmeniz demektir.

Hızlı Okuma kişisel ve çevresel farkındalığınızın artmasıdır.

Ahmet Aksoy

 

Nov 162012
 
3,708 views

Başarı ve Motivasyon

(Başarı ve motivasyon ile ilgili aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni 4. sayı‘da yayınlanmıştır. )
Başarı

Kişisel Gelişim, insanların başkalarını değil, sadece kendilerini değiştirebildiğini kabul eder ve bu doğrultuda kişinin kendisini nasıl geliştirebileceği konusuyla ilgilenir.

Fiziksel, duygusal, zihinsel, sezgisel ve ruhsal gelişim kapsamına giren her türlü çalışma bu nedenle Kişisel Gelişimin ilgi alanında yerini bulur.

Bireysel olarak elde ettiğimiz başarılar ve bu çalışmalarımızın süreklilik kazanması açısından, kendimizi geliştirme düzeyimiz büyük bir öneme sahiptir.

Başarı için en fazla gereksinim duyduğumuz konuların başında motivasyon gelir.

Motive olmak ve bu motivasyonu yüksek tutmak hiç te kolay bir iş değildir. İş hayatında ve kişisel ilişkilerde başarılı insanlar bile zaman zaman motivasyonlarını korumakta zorlanırlar. Yine de, bu durumu doğal olarak kabullenmek en doğrusudur. Çünkü asıl önemli olan, en olumsuz koşullardayken bile tekrar toparlanıp yoluna devam edebilme gücünü yitirmemektir. Bunu sağlamanın ilk koşulu kendine güven duymaktır.

Bu bölümde yer alacak yazılarımızda kendine güven, başarı, motivasyon ve benzeri konuları işleyeceğiz. Bazan iyice yakına odaklanarak ağaçların, dalların ve yaprakların arasında dolaşacak; bazan da uzaklara çekilip, ormanı bir bütün olarak kavramaya çalışacağız.

MOTİVASYONUMUZU NASIL YÜKSELTİR VE NASIL KORUYABİLİRİZ?

Kendine Güven: Kişisel Gelişim çalışmaları için mutlaka sahip olmamız gereken ilk temel özellik, kendine güven duymaktır. Kendine güvenmek, her konuda mükemmel özelliklere sahip olmayı gerektirmez. Ama öncelikle, güçlü ve zayıf yanlarımızı bilmeli; yani kendimizi tanımalıyız. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu daha ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kendini iyi tanı: Güçlü taraflarını bil ve koru. Zayıf yanlarını geliştir. Bunu yapmak için kendini yakından izle. Düşüncelerini ve eylemlerini analiz etmeyi bir alışkanlık haline getir. Her olumlu veya olumsuz davranışının arkasında yatan nedenleri bul. Böylece hangi konularda güçlü, hangilerinde zayıf olduğunu keşfetmen kolaylaşacaktır. Elden geçirdiğin davranışlarını, keşfettiğin özelliklerine uygun olarak şekillendir.

Korkularınla yüzleş: Herkesin bir takım korkuları vardır. Bunlar, bilinçaltımızın bizi korumak için geliştirdiği davranışlardır. Ancak bu davranışların, bizi korumak yerine hayatımızı olumsuz yönde etkilemeye, bizi olumsuz şekilde yönlendirmeye başlamalarına izin vermemek gerekir. Aşırı korkularımızı tetikleyen ortamlardan uzak kalmaya çalışmak, korkumuzu daha da besleyip güçlendirir. Bu nedenle, asıl yapmamız gereken şey korkularımızla yüzleşmek, onların üzerine gitmek; gerekirse bu konuda profesyonel yardım almaktır.

Hedeflerini iyi belirle: İyi belirlenmiş hedeflerimiz olmazsa, motive olmamız ve motivasyonumuzu korumamız zorlaşır. (Bir sonraki yazımızda hedeflerimizi nasıl belirlememiz gerektiği konusunu işleyeceğiz.)

Büyük hedefleri küçük bileşenlere ayır. Eğer hedefimiz çok büyük ve karmaşık bir yapıya sahipse, onu daha küçük bileşenlerine ayırmak daha doğrudur. Böyle yaparsak hem büyük hedefi takibetmek, hem de onu daha kolay ulaşılır hale getirmek mümkün hale gelir.

Hedeflerini kağıda dök: Düşüncelerimiz her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Belleğimize ne denli güvenirsek güvenelim, hedeflerimizi yazıya döktüğümüzde onları zihnimizde canlandırmayı daha kolay bir hale getiririz. Unutmayalım ki “Söz uçar, yazı kalır!

Hedeflerini gözden geçir, revize et: Hiç bir hedefini “mutlak” olarak algılama. Koşullara bağlı olarak hedefe ulaşma yöntemini, kullanılacak kaynakları veya tamamlanma zamanını değiştirmek gerekebilir. Hatta öyle gelişmeler olur ki, bazan, hedefin kendisini bile değiştirirsin.

Hedeflerini görselleştir: Görselleştirme -imgeleme, imajinasyon- en etkin araçlardan biridir. Görselleştirdiğimiz hedefleri, gelecekten şu ana, şimdiye taşımış oluruz. Böylece hedefimizi bilinçaltımızın kolayca kavrayacağı bir şekilde betimleriz. Çünkü bilinçaltımız görsel imgelerle düşünür ve tanıdığı tek zaman dilimi “ŞİMDİ”dir.

Hayal kur: Çocuklar, oyun oynayarak kendilerini hayata hazırlar. Hayal dünyası onlar için çok önemlidir. Çünkü onlar herşeyi şimdi yaşar. Bu nedenle biz de içimizdeki çocuğu canlandırıp, onun hayal dünyasından yararlanabiliriz. Hayal kurabilmek, hedeflerimizi daha kolay ve daha ayrıntılı olarak görselleştirebilmemizi sağlar.

Hedeflerine bitiş zamanı koy: Bitiş zamanı belirlenmeyen hedefler, ertelemeye karşı savunmasız hale gelir. Daha sonra değiştirmek zorunda kalsan bile, mutlaka her hedefine bir bitiş tarihi koy.

Engelleri gözünde büyütme: Engellerin yoluna çıkabileceğini en baştan kabullen. Karşılaştığın zaman, onları birer fırsata dönüştürüp dönüştüremeyeceğini incele. Onlara karşı en yararlı manevranın ne olacağını bul.

Pozitif düşün: Konu ne olursa olsun, olumlu taraflarını ön plana taşı. Eğer bir şeyi yapamayacağını düşündüğün olursa, düşünceni hemen “Nasıl yaparım?” sorgusuna dönüştür. Yapamamak senin için bir seçenek olmaktan çıksın! Gerekiyorsa, başkalarından yardım isteyebilirsin. Ama, olumsuz düşüncelere asla taviz verme. Çünkü onlar senin motivasyonunu düşürür, olumlu enerjini tüketirler.

Çok yönlü düşün: Bir kızılderili atasözü şöyle diyor: “Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü.” Sadece kendi bakış açını kullanarak yaptığın değerlendirmeler hatalı veya yanlış olabilir. Karşındaki insanlarla empati kur. Hem karşındakinin, hem de başkalarının bakış açılarını dikkate al.

Başarılı insanların yaşam öykülerini oku: Hepimiz öyküleri severiz. Hele bunlar, yaşanmış gerçek başarı öyküleri olursa, daha da fazla etkileniriz. Bu tür öykülerden aldığımız net mesaj şudur: “Başkaları yapabiliyorsa, ben de yapabilirim!” Ayrıca motivasyon sağlayan kitap ve filmler de bizim için önemli bir destektir.

Pes etme: Olumlu sonuç vermeyen denemelerini, birer başarısızlık olarak değil, tecrübe olarak değerlendir. Çünkü onların da sana sağlayacağı çok yararlı bilgiler vardır. Başarının en önemli araçlarından biri, pes etmemek, direncini kaybetmemektir. Edison, ilk elektrik ampulünü çalışır hale getirmeden önce 2 binden fazla deneme yapmıştı. O, bu denemelerin her birini, deneme alanını daraltan, yeni denemelerde neleri yapmaması gerektiğini öğreten değerli araçlara dönüştürdü.

Başarısızlıktan korkma: Çünkü aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece işine yaramayacak bir seçeneği daha elemiş olursun. Bu da senin başarıya giden yoldaki olumsuz seçeneklerinin bir madde daha azalması anlamına gelir. Tekrar yola koyulduğunda, başarı şansın daha da güçlenmiş olacaktır.

İşlerini zamanında yap: İşlerini ertelemek, seni sorumluluktan kurtarmaz. Tam tersine, zamanının giderek daralmasına ve en sonunda kaçınılmaz krizi yaşamana neden olur. Başkalarına aktaramadığın – delege edemediğin – işlerin en sevmediğin, en zor olanlarını ilk önce ele al ve bir an önce onlardan kurtul! Her şey birden bire kolaylaşacaktır…

Zamanını planla: Zamanını sen planlamazsan, olaylar, denetimin dışında seni sürüklemeye başlar. Böyle bir durumda motivasyonunu yüksek tutmak olanaksız hale gelir. 

Beslenmene dikkat et: Sağlıklı beslen. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” Yediklerinde aşırıya kaçma. Tek yönlü beslenmekten uzak dur. Farklı besinlerden küçük miktarlarda ye. Vücudun, gereksinim duyduğu her türlü maddeye erişebilsin. Bünyeni susuz bırakma.

Yürüyüş yap: Düzenli spor yapma imkanı bulamasan da, en azından yürüyüş yapmayı ihmal etme. Tek bir adım atabilmemiz için bile vücudumuzdaki kasların % 70’i bir uyum içinde harekete geçer. Yürüyüş sırasında kaybettiğin suyu tekrar dengelemeyi unutma.

Dinlenmeyi bil: Çalış ama, dinlenmeyi de bil. Aşırı yorgunluk, moralini ve motivasyonunu düşürür. Baltanı bilemezsen daha çok ağaç kesmek yerine, sadece daha fazla yorulursun. Dinlenmek için ayıracağın zaman bir kayıp değildir. Tam tersine, çalışma verimliliğini arttırır.

Hayatın tadını çıkar: Önemli olan dolu dolu yaşamaktır. Her fırsatta yaşamın tadını çıkarmayı ihmal etme. Hem çalışırken, hem dinlenirken, hem başkalarına yardımcı olurken yaptıklarını severek, tadını çıkararak yap. Yaşam güzeldir.

Ahmet Aksoy

www.gamet.com.tr

0216 450 5784

0533 339 0959

Not: Yukarıda vurgulamaya çalıştığımız temel bilgiler başarıya giden yolun sadece ana çerçevesini çiziyor. Tüm bu ayrıntıların farkına varmak elbette önemli ama, ne yazık ki yeterli değil. Asıl önemlisi onları hayata geçirmek, onlara hayatımızın doğal akışı içinde hakettikleri yeri verebilmektir.

İşte bu amaçla, Gamet Gelişim Akademisi bünyesinde Başarı Atölyeleri düzenlemeye başladık. Bu atölyelerde bir yandan kendimizi daha iyi tanıyarak eksiklerimizi tamamlama fırsatı yakalıyor; bir yandan da beklentilerimizi sorguluyor ve hedeflerimize ulaşmanın etkin yollarını öğreniyoruz.

Çalışmalarımızı genellikle birebir sürdürüyoruz. Böylelikle her bireyin kendi performansını doruğa ulaştırması kolaylaşıyor. Bu bireysel çalışmaların yanısıra yaşam öykülerimizi paylaştığımız ortak değerlendirme ve tanışma toplantıları düzenliyor, ayrıca temel eğitim çalışmalarında bir araya geliyoruz.

Başarı Atölyelerimiz her yaş için geçerli. Eğer siz de hedeflerinize başarıyla ulaşmak istiyorsanız, yerinizi ayırtmak için hemen bizi arayın!

Gamet Gelişim: 0216 450 5784

Adres: Çeltikçi Sokak No: 3 Yalı Apt Zemin kat Kadıköy

(Deniz Otelin arka sokağı)

Not 2: Daha önce yapmakta olduğumuzu birebir atölye çalışmalarına ilave olarak, aynı çalışmaları daha küçük birimler haline dönüştürüp, grup çalışmaları haline getirdik. Yeni dönemde her hafta yeni bir konuyu ele alıp inceleyeceğiz.

Nov 032012
 
1,555 views

(Aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni Sayı-3‘te yayınlanmıştır.)

Gülümse

Bu hafta çevremizdeki insanları gözleyeceğiz. Özellikle de gülümseyen insanları…

 İsteyenler bu gözlemlerini sayısallaştırabilir. Örneğin, “Bugün gördüğüm gülümseyen insan sayısı şu kadar” diyebilirsiniz. Ayrıntıları sevenler daha ayrıntılı formüllerden yararlanabilir ve günün sonunda: “Bugün gördüğüm x farklı kişiden sadece y kadarı gülümsüyordu.” diyebilirler.

Gözlediğimiz kişilerin kimler olduğu, yaşları, cinsiyetleri, giyim-kuşamları, eğitim durumları vb hiç önemli değil. Dikkat etmemiz gereken tek ayrıntı, o kişinin yüz ifadesi.

Gülümsüyormu? Gülümsemiyor mu?

Eğer bir kişiyi gün içerisinde birden fazla kez görüyorsak ve onu gördüğümüz anların herhangi birinde gülümsediğini farkedersek, onu da gülümseyen insanlar grubuna alabiliriz. Bir kez gülümsemiş, diğerlerinde somurtmuş olabilir. Bir kereliğine, hatta kısacık gülümsemiş bile olsa, bizim için yeterlidir. Eğer sayıya vuruyorsak, kaç kez görmüş olursak olalım, o sadece bir kişidir.

Çevremizdeki insanlar, evdekiler, sokaktakiler, iş yerindekiler…

 Hepsini sayın!

 Eğer farklı kişileri görebilme olanağınız kısıtlıysa kendinizi veya seçtiğiniz tek bir kişiyi gözlemleyebilirsiniz. Bu kez kaç kişinin gülümsediğini değil, o kişinin o gün kaç kez gülümsediğini sayın.

 Ola ki gülümseyen insanların kaynaştığı bir ortamda yaşıyorsunuz; bu durumda gülümseme yerine kahkahaları saymanız daha doğru olur.

 Önemli olan farkına varmamız!..

Ahmet Aksoy


Sep 302012
 
15,482 views


Gamet Gelişim Akademisi çalışmalarını özetleyen, çarpıcı taraflarını ön plana çıkaran bir çalışma başlattık. Gamet Gelişim Bülteni başlıklı bu çalışmamızda, web sitelerimizde yayınlamakta olduğumuz bazı yazı ve görselleri PDF formatında bir araya getirdik.

Böylece kişisel gelişim ve farkındalık konulu bir çok belge  görsel bir çerçevede bir araya geldi.

Şimdilik bu bültenin yayın tarihlerini ve sayfa sayısını serbest tutuyoruz. Böylelikle yeri geldiğinde çok daha sık aralıklarla ve daha yoğun bir içerikle sizlerle buluşmamız mümkün olacak.

Bültenimiz, aslında hepimizin bildiği, ama farkındalık sınırlarımızın dışında kalmış küçük ayrıntıları dile getirecek.

Bu çalışmada yeni şeyler keşfetmeye çalışmıyoruz. Yapmak istediğimiz şey, yaşamımızın içinden küçük kesitler, küçük enstanteneler yakalayıp beğeninize sunmaktır.

Sizlere bir nebze de olsa bir şeyler anımsatabilir, bazı duygu ve düşüncelerin fitilini ateşleyebilirsek ne mutlu bize…

Bilginin ve duyguların paylaşıldıkça büyüdüğüne inanıyoruz. Eğer siz de bu inancımızı paylaşıyorsanız, birlikte çok güzek şeyler yapma şansını yakaladık demektir.

Önerilerinizi, eleştirilerinizi, bilgi ve düşüncelerinizi bizimle paylaşın.

Bültenimize http://bulten.gamet.com.tr/bultenbasvur adresinden üye olabilirsiniz.

Bültenleri http://bulten.gamet.com.tr adresinden indirebilirsiniz.

Bize eposta ile ulaşmak isterseniz, gelisim@gamet.com.tr  veya ahmetaksoy@gamet.com.tr adreslerini kullanabilirsiniz.

İlk bültenimizi indirmek için burayı tıklayın: http://bulten.gamet.com.tr/bultenler/gametbulten-01.pdf

Katılımınızı ve katkılarınızı bekliyoruz.

Gamet Gelişim