?> facebook arşivleri - Kişisel Gelişim
Jun 192014
 
981 views

Sosyal Medyada Paylaşım

Son dönemde bazı facebook gruplarına üye oldum. Daha önceden üye olduğum başka gruplar da var.

Sosyal Medyada PaylaşımBu gruplardan birinde, geçenlerde, kurmaca olduğunu bildiğim bir öykü gerçekmiş gibi sunulunca, dayanamayıp, olayın aslını açıklayan bir mesaj yazdım. Daha sonra farkettim ki, gönderdiğim mesaj silinmiş. Benim mesajımı silen kişi, o grubun moderatörü. Mesajımı sildikten sonra mesaj kutusundan bana özel olarak “durumu bildiğini, ama bu öykü sayesinde motive olacak bir sürü insan olacağını” yazmış. Bu sırada ben mesajımın silindiğinin henüz farkında bile değildim. Cevap olarak, iyi niyetle, “kurmaca öykülerin gerçekmiş gibi sunulmasını ve insanların yanlış bilgilerle motive edilmesini doğru bulmadığımı” belirttim.
Bu şekilde özel kanaldan karşılıklı yazışmalarımız oldu. Grup moderatörü, insanları motive etmek amacıyla “bile bile” kandırmanın yanlış olduğu fikrine hiç yanaşmadı bile. Buna ilaveten, grupta, hikayenin ne kadar “doğru” olduğunu “beyan” eden birkaç mesaj yayınlandı.

Konuyu uzatmanın bir alemi yoktu. Benim mesajlarımın engellendiği, karşı tarafınsa -yalan söylemek dahil- tüm araçları elinde tuttuğu bir ortamdan sonuç almaya çalışmak, abesle iştigalden başka bir anlam ifade etmeyecekti. Yapabileceğim tek şey, grupla bağlantımı kesmekti. Ben de öyle yaptım ve “yolunuz açık olsun!” dedim.

İkinci öyküm birinciye kıyasla biraz daha masumane.

Bu grupta, sanatsal olmayan, sadece belli bitkilerin görüntülerini içeren, bilgi amaçlı fotolar paylaşılıyor.

Bu grupla ilgim, dahil olduğum bir başka gruptaki, paylaşımlara açık bir projeye örnek fotolar elde etmeye yönelikti.

Gruba, bu amacımı betimleyen bir açıklama mesajı yazdım. 4 gün boyunca mesajıma yanıt veren olmayınca, bir mesaj daha gönderdim. Bu mesajımda “sükut ikrardan gelir” deyişine uygun olarak itiraz gelmemesini “onay” olarak algıladığımı belirttim. Bu kez, o grubun yöneticisi benim varsayımımın doğru olmadığını, herkesten tek tek onay istemem gerektiğini yazdı. Ben de bu tür sosyal paylaşım sitelerinde kaynak ve isim belirtilerek alıntı yapabilmenin mümkün olması gerektiğini belirten bir mesaj daha yazdım.

Lafı uzatmayayım, benim mesajımı beğenenler de oldu, karşı çıkanlar da… Ama, bu konuda daha fazla ısrarcı olmadım. Çünkü genel eğilim, olumsuzluk yönündeydi.

Bir iki gün sonra, aynı grup yöneticisi, bir başka üyeye şöyle bir mesaj yazdı: “bu gruba bir başka gruptan link verilmesi ve bu gruptaki mesajların başka gruplarda paylaşılması yasaktır!…”

Bu kadarına da dayanmak mümkün değil!… Sonuçta o gruptan da ayrıldım.

Her mesajın altında “Paylaş” butonu olan facebook gibi bir sisteme “paylaşma” yasağı getirmenin mantığını gerçekten de anlamak mümkün değil.

Soruyorum: Eğer yayınladığınız mesajları “paylaşmak” istemiyorsanız, bir “paylaşım” sitesinde ne işiniz var?

Nispet mi yapmak istiyorsunuz?

Bak ben ne güzel fotoğraflar çekiyorum. Ama bunlara bakmak istiyorsanız, buraya gelin ve bakın. Paylaşmayın. Bu sistemlerin adı “paylaşım siteleri” olsa da, “bizim fotolarımızı başka yerlerde paylaşmanız yasaktır!”

Kardeşim, o zaman siz de gidip, özel bir site kurun. Üyelerinizi kendi kriterlerinize göre belirleyin ve girişlerini parola ile kontrol edin! Orada ne isterseniz yapın!.. Hem açık grup diye duyurup, hem de “Yassah hemşerim!” derseniz, olmuyor!..

Etik kurallara aldırmayan kişiler, zaten internet üzerindeki her şeyi pervasızca kullanıyorlar. Sizin haberiniz bile olmuyor. Sorun, sadece etik davranmaya özen gösterenler için!..

Açıkçası, hem insanlarımızın, hem de toplumumuzun zihni melekeleri dumura uğramış durumda.

Oysa, bilgi paylaşıldıkça büyür, paylaşıldıkça var olur.

Buna karşın, her türlü bilgi kırıntısı bir meta haline dönüştürülmek isteniyor. Becerebilseler, konuştuğumuz dilin sözcüklerini bile telife bağlayacaklar. İnsanlar birbirinden verdikleri selamın ücretini tahsil etmeye kalkacak.

İnsanların zihinlerinde öyle bir anlayış oluştu ki, kendi yaptıkları her şeyi çok değerli, başkalarının yaptıklarını ise sıradan ve değersiz görmek istiyorlar. Bununla mutlu olmaya, her şeyden kendilerine pay çıkarmaya çalışıyorlar.

Facebook sayfalarında dolaşan bazı güncel yabancı karikatür ve videolar var. Biri boğulmak üzere, kıyıya toplaşanların elinde fotoğraf makinesi. Bir başkası ayağı kayıp balkondan düşmek üzere, karşı balkonlardan flaşlar patlıyor.

Demek ki sorun sadece bizim insanımızda veya toplumumuzda değil. Artık birbirimizden farkımız kalmadı. Hepimiz, çağdaş tüketim sisteminin çıkarcı bireylerine, çıkarcı toplumlarına dönüştük.

Sanatsal olmadığını, bilgi amacıyla çekildiğini söylediği fotoğrafını başka insanlardan kıskanan birinin, komşusunun aç ya da tok olduğunu farketmemesi çok doğal. Birileri güpegündüz, herkesin ortasında saldırıya maruz kalırken insanların etrafta toplaşıp film izler gibi o trajediyi izlemesi de öyle. Çünkü bizler, canlı yayınlarla savaşları naklen izlemeye alıştırılmış insanlar haline geldik.

Artık o ince sınır çizgisindeyiz: insanlık ya aklını başına toplayıp kendisine çeki-düzen verecek, ya da kendi ipini kendisi çekecek. Başka bir olasılık zor görünüyor.

ahmet aksoy