?> Büyükadanın Kargaları arşivleri - Kişisel Gelişim
Dec 032013
 
2,185 views

Büyükadanın Kargaları

Büyükadanın kargalarıBu öyküyü ikinci elden, çok yakın bir dostumuzdan dinledim.

Daha önceden bilmezdim ama, meğer Büyükadanın kargaları epeyce namlıymış. Hem zeki, biraz da gaddar. Adadaki kedilerin pek çoğu bu kuşlar yüzünden tek gözlüymüşler. Çünkü ada sakinleri tarafından kedilere verilen yiyecekleri hemen bu kargalar sahiplenir, itiraz etmeye kalkan kedilerin de bir gözlerini sakat bırakırlarmış.

Dostumuzun bir yakını Büyükadadanın yerlisi. Evlerinin terasında kendi kullandıkları masanın yanında bir başka masaları daha varmış. Bu masanın üzerine çevredeki kuşların yemesi için yiyecekler bırakırlarmış.

Müdavimlerden bazıları da çevredeki kargalarmış.

Bir gün terasta yaralı bir karga bulmuşlar. Hayvan uçamıyormuş. Dikkatle yakalayıp veterinere götürmüşler. Karganın kanadının kırık olduğu anlaşılmış. Tedavi edilip bakımı yapılan kargayı tekrar uçacak hale gelene kadar terasın bir köşesinde beslemişler.

Bu arada, bizim karganın eşi dostu da çevre çatılardan ve ağaçlardan sürekli olarak bu yapılanları gözlüyormuş.

Zaten kargaların birbirine düşkün oldukları, birbirlerini sonuna kadar savunup korudukları bilinir. Hele bir kargaya zarar vermeye kalkın, ne demek istediğimi hemen anlarsınız…

Derken bizim yaralı karga iyileşmiş ve uçup gitmiş.

Bikaç gün sonra, kargasever dostlarımız terastaki kendi masalarının üzerinde bir kangal sucuk bulmuşlar. Sucuk kendilerine ait değil. Sonunda, bir kuşun, o sucuğu yuvasına taşımaya çalışırken oraya düşürdüğünde karar kılmışlar.

Aradan bir kaç gün geçmiş. Bu sefer, aynı masanın üzerinde poşetiyle birlikte bir kutu baklava…

Ara sıra masanın üzerinde çeşitli meyveler ve benzer yiyeceklerle karşılaşmaları yinelenmiş. Bu işin failinin de iyileştirdikleri karga olduğu konusunda kesin bir yargıya varmışlar.

Ama iş bu kadarla kalsa iyi!

Bir kaç gün sonra, aynı masanın üzerinde hane halkına ait olmayan Rolex marka bir saat bulmuşlar. Çevrelerinde soruşturmuşlar ve saatin değerinin en az 10 beş bin lira olduğunu öğrenmişler. Karga bu sefer işi abartmış…

Dostlarımız apar topar karakola gidip, bir saat hırsızlığının rapor edilip edilmediğini sormuşlar. Yokmuş. Saati karakola teslim etmeye yanaşmamış ve çevredeki evleri tek tek dolaşmaya başlamışlar.

Sonunda, tahmin ettikleri gibi, saatini kaybettiğini söyleyen bir komşuya ulaşmışlar. Ondan, saatin kendisine ait olduğunu belgelemesini istediklerinde adam bir fotoğrafını göstermiş. Kolundaki saat, o saat. Böylece saati sahibine teslim etmişler.

Öykünün devamını bilmiyorum. Sürpriz hediyeler devam etti mi, yoksa kesildi mi?..

Ancak, o karganın minnettarlığını ifade ediş şekli inanılır gibi değil!.. Kendince önemli şeyler getirmiş olmasını anlamak bir derece mümkün. Ancak bu kuşun getirdikleri, insanların değer verip kullandıkları nesneler. Bunun ayırdında.

“Kuş kadar aklı var” türü özdeyişlerin en azından kargaları kapsamaması lazım. Bu hayvanlar hem zeki, hem de duygusal yetkinliğe sahip.

Ceviz, kestane gibi sert kabuklu meyveleri arabaların geçtikleri yere bırakıp kırılmasını bekledikleri, arabalar geçip gittikten sonra da kabuğu kırılan meyvelerin içini yediklerine belki siz de şahit olmuşsunuzdur.

Kısacası, karga deyip geçmemek lazım. Fırsat bulduğunuzda siz de çevrenizdeki kargaları gözleyin. Emin olun ki, çok ilginç ayrıntılar yakalayacaksınız.

Ahmet Aksoy