?> bilinçaltı arşivleri - Kişisel Gelişim
Mar 182014
 
1,858 views

Sözlerini Değiştir Hayatın Değişsin

GüvercinDavranışlarımızı değiştirmenin hem kendi yaşamımız, hem de çevremiz üzerinde ne kadar etkili olduğunu eminim ki siz de biliyorsunuzdur. Düşüncelerimizi değiştirmek te öyle.

Ya sözcüklerimiz?

Günlük dilimizde, yakınımızdaki sevdiğimiz kişileri uyarmak ve korumak için kurduğumuz cümlelerin pek çoğu özünde olumsuz mesajlar içeriyor.

Örneğin küçük çocuklarımızı zarar görmemeleri için uyarmak üzere “Dikkatli yürü” yerine çoğunlukla, “Koşma, düşersin!” diyoruz.

Oysa “Koşma, düşersin!” sözcükleri, bilinçaltı tarafından “koş ve düş!” olarak tercüme ediliyor. Koruma amaçlı bir uyarı, çocuk için hatalı bir yönlendirmeye dönüşüyor. Amacımızın tam tersi!

Dilimiz, bu tür yanlış yönergeler açısından çok zengin. Farkına bile varmaksızın bu tür cümleleri yoğun bir şekilde kullanıyoruz.

Çözüm, öncelikle bu tür cümleciklerin farkında olmak ve alternatiflerini kullanmaya özen göstermek. Elbette sadece farkında olmak yeterli değil, aynı zamanda bu yanlış cümleciklerin doğru ve sağlıklı karşılıklarını da bilmek gerekiyor. İşte bu nedenle, küçük bir çalışma yaptım. Önce kullanmakta olduğumuz olumsuz yapıyı, onun yanına da sağlıklı alternatifi koydum. Eğer siz de benim gibi bu çalışmanın yararlı olacağını düşünüyorsanız, göndereceğiniz örnekleri merakla bekliyorum. Katkılarınızla güzel bir olumlama sözlüğü oluşturabiliriz.

İşte örnekler:

  • Koşma düşersin -> Dikkatli yürü
  • Bardağını masanın kenarına koyma, düşer. -> Bardağını masanın ortasına doğru koy.
  • Yalan söyleme. -> Doğruyu söyle.
  • Aptallık etme -> Akıllı ol / Aklını kullan
  • Ya beceremezsem -> İstersem beceririm
  • Kafam basmıyor -> Biraz daha çalışsam iyi olur
  • Çok sakarsın -> Biraz daha dikkatli olabilirsin
  • Beni merak etme -> Bana güven
  • Meraklanma -> Bana güven
  • Bizi merak etme -> Bize güven
  • Tembelsin -> Biraz daha çok çalışmalısın
  • Sorumsuzluk yapma -> Sorumluluk al
  • Bunu kaldıramıyorum -> Bunu da hallederim
  • Bu yapılanları sindiremiyorum -> Bu da geçer
  • Allah seni kahretsin -> Allah iyiliğini versin
  • Okula geç kalacaksın -> Okula zamanında git
  • Oyalanma -> Zamanını iyi kullan
  • Elalemin oğlu birinci oluyor -> Düzenli çalışınca başarılı olursun
  • Bilgisayarla oynama -> Bilgisayarla oynayacağın zamanı iyi belirle
  • Yeterli param yok -> Kaynaklarımı daha verimli kullanabilirim

Lütfen siz de bu çalışmanın zenginleşmesine katkıda bulunun. Sadece olumsuz bölümleri önerseniz de olur. Nasıl olsa karşılıklarını birlikte üretiriz.

Paylaşmak istediğiniz örnekleri aktarmak için aşağıdaki yorum alanımızı kullanın. Katkılarınızı bekliyorum. Yazımı beğenmeyi ve paylaşmayı da unutmayın!

Ahmet Aksoy

Dec 172013
 
2,866 views

Olumlamalar Bilinçaltınızı Koruyan Birer Kalkandır
Olumlamalar

Olumlama cümlelerini sadece “güzel sözler” olarak algılamak doğru değildir.

Bu kısa ve basit cümleler, genellikle çocukluk döneminde maruz kaldığımız, bazan hala sürmekte olan “olumsuzlama” cümlelerinin bilinçaltımıza kazınan yıkıcı etkilerini azaltabilmeyi amaçlar.

Yapmamız gereken tek şey bu cümleleri okumak ve mümkün olduğu kadar çok tekrarlamaktır.

Örneğin “İdeal kilomu koruyorum” olumlamasını ele alalım.

Eğer zaten ideal kilonuzdaysanız, yinelemenizde bir sakınca olmayacak demektir. Aslında tam da ideal kilonuzda olmayabilirsiniz. Belki biraz eksiğiniz, ya da fazlanız vardır. Ve “İdeal kilomu koruyorum” dediğinizde, içinizden bir ses “Amma da attın! Ne ideal kilosu?!” diyorsa, kesinlikle bu olumlamaya ihtiyacınız var demektir. Çünkü bilinçli zihniniz bu itirazı dile getirdiğine göre, bilinçaltınızda da bu konu bir sorun olarak kategorize edilmiş durumdadır.

Bazılarımız yakın çevremizden iyi niyetli uyarılar alırız: “Çok kilo almaya başladın. Şu ekmeği kes!..”. Ya da “Üflesem uçacaksın, biraz kendine dikkat et!” Hatta bu cümleleri bazan doğrudan kendimiz kurarız.

Bu iyi niyetli(!) uyarıların hepsi, bilinçaltımıza birer olumsuzlama olarak işlenir. Bu uyarılar tekrarlandıkça, bilinçaltımız tarafından daha fazla dikkate alınmaya başlanır ve bu doğrultuda olumsuz duygular tetiklenir. Çözüm yöntemlerinden biri, bu olumsuzlamaların etkisini olumlama cümleleriyle dengelemeye çalışmaktır.

Olumlamaları herkes olumlu karşılamaz. Bazı insanlarda “Olumlama Direnci” görülür. Bu kişiler, olumlama cümlelerini küçümseyerek reddetme eğilimindedir. Oysa bu davranışın kökeninde genellikle “olumsuzlama”ların oluşturduğu içsel olumsuzluklar ve güvensizlikler yatar.

http://www.gamet.com.tr/pobasvur/index-1.php  adresinden “Pozitif Olumlamalar ve Sorumlamalar” isimli PDF kitapçığı ücretsiz olarak indirebilirsiniz.

Her olumlama cümlesi, herkese hitap etmez. Çünkü herkesin öyküsü farklıdır.
Bu nedenle, herkesin kendi olumlama dağarcığını oluşturması gerekir.
Bunun ilk adımı ise, kişisel farkındalığın geliştirilmesidir.

Her gün farklı bir olumlama yayınladığımız bir haberleşme listemiz var. 3 ay sonra olumlamalar tekrar başa dönüyor ve baştan itibaren tekrarlanıyor. Zaman zaman bazı olumlama cümlelerini yeniden düzenliyor veya değiştiriyoruz. Eğer dilerseniz http://www.gamet.com.tr/pobasvur/index-6.php  sayfasındaki mini formumuzu doldurup, günlük olumlama listemize siz de üye olabilirsiniz.

Her gün ileteceğimiz olumlamaları siz de deneyin! Posta kutunuza gelen olumlama mesajını önce gözden geçirin. Eğer okuduğunuz olumlama cümlesi hoşunuza gidiyor, ya da sizde olumsuz bir tepki yaratıyorsa, onu mutlaka dikkate alın ve kendi olumlama listenize ekleyin.

Olumlamaları mümkünse yüksek sesle, hatta melodik olarak tekrarlayın. Ya da, bir kağıda yazın ve o kağıdı gün boyu cebinizde taşıyın ve sık sık çıkarıp yeniden okuyun, ya da seslendirin. Eğer hiçbirini yapamıyorsanız, silmeden önce en azından bir kez olsun sessizce içinizden okuyun…

Olumlamalar sihirli cümleler değildir. Dile getirdikleri şeylere inanmıyor olsanız da kullanın. Çünkü bunlar, o anda var olması gereken gerçekleri değil, beklentileri vurgular. Bilin ki, bilinçaltınız hemen tepki vermeyecektir. Sabredin ve yaşadığınız değişimleri izleyin.

Şaşırtıcı sonuçlarına şahit olacaksınız.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Sep 082013
 
2,376 views

Yaratıcı İmgeleme Hedeflerinize Ulaşmanızı Sağlayan Çağdaş Bir Büyüdür

Kendi kendinizle iletişim kurarken sürekli olarak sessiz bir konuşma içinde olduğunuzun belki de farkındasınızdır. Bu iletişimin bir diğer önemli bölümü, olayları ve nesneleri gözünüzde, hayalinizde canlandırmanızdır. Yaratıcı İmgeleme

Yaratıcı imgeleme (Creative Visualization) kavramı, işte bu, doğal olarak kullanmakta olduğunuz “gözünüzde ve zihninizde canlandırma” işlemini bilinçli ve sistematik bir yaklaşımla kontrol altına almayı hedefliyor.

Duyu organlarını kullanma biçim ve oranları kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebiliyor. Görseller gördükleri şeyleri daha çabuk kavrarken, işitseller için ses unsuru ön plana çıkıyor. Dokunsalların etkin kavrama aracı ise, tutma, dokunma ve hareket.

İstatistiklere göre görsel algılama diğerlerine kıyasla çok daha yaygın. Öte yandan bir kişinin salt görsel, salt işitsel ya da salt dokunsal olması sözkonusu değil. Yine de sonuç olarak görsellik yoluyla sağlanan iletişimin çok daha etkin ve yaygın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. (Görsel: % 65, işitsel: %30, dokunsal: %5)

Bu yüzden “Yaratıcı İmgeleme” kavramında da görsellik ağır basıyor. Ama onu seslerle, dokunma duyusu ve hareketle destekleyerek çok daha etkin ve işe yarar hale getirebiliyoruz.

Peki yaratıcı imgeleme nedir?Shakti Gawain Creative Visualization

Amerikalı yazar Shakti Gawain bu kavramı şöyle tanımlıyor: “Yaratıcı İmgeleme, yaşamınızda olmasını istediğiniz şeyleri yaratabilmek için hayal gücünü, düş gücünü kullanma tekniğidir.”

Şöyle bir örnek düşünelim: Diyelim ki bir ev yapmak istiyorsunuz. Etrafta da bir sürü malzeme var.

Böyle bir durumda deneme yanılma yoluyla ve tanıdığımız malzemelere öncelik vererek bir şeyler yapmaya başlarız. Yaptıklarımızın beğenmediğimiz taraflarını söker, yeniden bir şeyler yaparız. En sonunda da ortaya derme çatma bir sonuç çıkar. Çünkü ne yapmak istediğimizin ayrıntılarını bilmeyiz. Gözümüzün önünde belli belirsiz görüntüler uçuşur ama, pek çok şeyin adını bile koyamayız.

Yaratıcı İmgeleme, yada Beyin Mühendisliği -braingineering- yönteminde tüm bu belirsizlik, tutarsızlık ve çelişki kaynakları sistematik bir düzen içinde yerli yerlerine oturtulur. Sonuçta hedeflerimiz, yapmak istediklerimiz rasgele deneme-yanılmalar yoluyla değil; bilinçli bir seçicilik ve düzen içinde somutlaştırılıp, görselleştirilir.

Zihnimizde oluşturduğumuz görüntülerin ille net bir fotoğraf karesi biçiminde olması şart değildir. Ama oluşturduğumuz imgeyi tüm ayrıntıları ve bütünselliği içinde onunla birlikte yaşıyormuş gibi algılamalıyız. Eğer bir evden bahsediyorsak; onun kapısını, bacasını, duvarlarını bilmeliyiz. Kaç katlı olacak? Oda sayısı ne kadar? Aydınlatması, havalandırması nasıl? O evin odalarında dolaşabilmeliyiz. Orada varolduğumuzu hissedebilmeliyiz.

Ayrıntının fazlası gerekmiyor. Eğer çok özel bir amacımız yoksa pencerelerin menteşelerini düşünmek zorunda değiliz. Duvarlarındaki tuğlaları saymaya veya betonun içindeki çimento ve çakılın oranlarını bilmeye ihtiyacımız yok. Ama onu, işlevsel bir bütün halinde zihnimizde canlandırabilmeli, onunla birlikte yaşayabilmeliyiz.

Elbette bütün bunlar kendiliğinden olmayacak. Ama zihnimizi, bilinç ve bilinçaltımızı bu yönde eğitebiliriz. Sonuçta elimizde, ustalara ve diğer uygulayıcılara verebileceğimiz resimler, planlar, renkler, doku örnekleri olur. Planlarını çizip, maketlerini hazırladığımız ev inşa edildiğinde hayalimizdeki gibi, bazan daha da görkemli bir sonuca ulaşırız.

İmgeleme, görselleşme ya da zihin mühendisliği olarak adlandırabileceğimiz bu çalışmaların asıl hedefinde bilinçaltımız bulunuyor.

Temel varsayım şudur: Bilinçaltımız, kendisine iletilen düşünce ve fikirleri kendisi için bir ödev olarak görür ve gerçekleştirmeye çalışır. Eğer biz, taleplerimizi güçlü bir şekilde hem mantıksal, hem de duygusal olarak desteklenen imgeler haline getirerek ona sunarsak, gerçekleşme olasılığını da arttırmış oluruz.

Bilinçaltımız iyi-kötü veya doğru-yanlış ayrımı yapmaz. Hatta kişiler arasında bile ayrım gözetmez. Herşeyin merkezine kendi varlığımızı koyar. Bu nedenle başkaları hakkında kötü düşünceler beslemek, sonuçta kendimize zarar vermemizle sonuçlanır. İşte bu yüzden hem kendimiz, hem de başkaları için daima olumlu düşünmeli, olumlu imgeler oluşturmalıyız.

Yaratıcı İmgeleme yöntemi işte bunu sağlamaya çalışıyor.

İmgeleme Çalışmaları Ne Zaman Yapılmalı?

Bilinçaltımızın kapıları gece uyumadan hemen evvel ve sabah yarı uyur-uyanık olduğumuz zamanlarda dış dünyaya açılır. Bu nedenle uyumadan hemen önce ve sabah uyanmaya çalışırken hayalimizde canlandıracağımız görsel imgeler, bilinçli zihnimizin filtrelerine takılmadan doğrudan bilinçaltımızın kayıt sistemine ulaşır. Gerisi zaten bilinçaltımızın işidir. O, bu imgeleri en uygun şekilde işleyerek nesnel gerçekler haline getirmeye çalışacak; bizi, ona uygun gelişmelere hazır hale getirecektir. Algılama sistemimiz, bilinçaltımızın şekillendirdiği görselliğe daha yatkın bir hale gelecektir. Diyelim ki, hayalimizde kurguladığımız bir evin benzeri gerçek dünyada zaten var. Biz, onu görür görmez tanımaya hazır durumda oluruz. Eğer hazır değilsek, burnumuzun ucuna bile gelmiş olsa, onu görmeden geçip gitme olasılığımız çok daha yüksektir. Fırsatlar zaten bu nedenle kaçmaz mı? Onları elimizin altındayken bile görmeyiz. Çünkü zihnen buna hazır değilizdir. Yaratıcı İmgeleme, algılama sistemimizi uygun şekilde biçimlendirir.

Eğer hedeflerinize daha kolay ulaşmak istiyorsanız, Yaratıcı İmgeleme size bunun etkin ve pratik yollarını sunuyor.

Yaratıcı İmgeleme hedeflerinize ulaşmanızı sağlayan pratik bir büyüdür.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, İleri Hipnoz ve Master NLP uzmanı,
Master Yaşam Koçu

Kaynakça:
Yaratıcı İmgeleme, Shakti Gawain
Learning Styles Assesment TRIO, Louisania University, River Parishes Community College, 2006

Jul 302013
 
2,819 views

Dunning-Kruger Sendromu yada Cahil Cesareti Sendromu

Dunning-Kruger Sendromu

Dunning-Kruger Sendromu

David Dunning ve Justin Kruger, 2000 yılında Psikoloji dalında Nobel Ödülü kazanan iki psikologun isimleri. Bu psikologlar New York Stern School of Business’ta görevli. Yaptıkları deneysel çalışma, Journal of Personality and Social Psychology dergisinin 1999 Aralık sayısında yayınlanmış.

Özetle şunu bulmuşlar: İnsanların kişisel güvenini bilgi değil, asıl bilgisizlik arttırıyor.

İşte bu büyük çelişki, “Dunning-Kruger Sendromu” olarak adlandırılıyor.

Aslında çok yeni bir bulgu değil. Türkçede buna “cahil cesareti” diyoruz.

Charles Darwin aynı durumu kibar bir dille “Cehalet, genellikle bilgi sahibi olmaktan daha çok özgüvene sebep olur.” diyerek açıklamış.

Bertrand Russell ise bu gözlemi çok daha acımasız bir dille somutlaştırmış: “Dünyanın sorunu, akıllılar hep kuşku içindeyken aptalların küstahça kendilerinden emin olmalarıdır.

Dunning ve Kruger’in vardığı sonuçlar şunlar:

Belli bir konuda yetersiz olan kişiler:

  1. Kendi niteliklerini abartma eğilimindedirler
  2. Başkalarının o konuda sahip olduğu yetenekleri kavrayamazlar
  3. Kendi yetersizliklerinin farkında değillerdir
  4. Eğer bu konuda eğitim görürlerse, eski yetersizlik ve bilgisizliklerinin farkına varırlar

Dunning ve Kruger, Cornell Üniversitesinde 45 öğrenciden oluşan bir gruba çeşitli sorular içeren bir test uyguladılar. Testten sonra da aynı öğrencilere test sonuçlarından nasıl bir başarı beklediklerini sordular.

Testteki başarı oranı en düşük (%10 ve altı) grupta yer alanlar, kendi başarı oranlarını %60 olarak tahmin ettiler. Bu gruptan bazıları, aslında başarı oranlarının %70’lere kadar çıkabileceğini de söyledi.

Öte yandan test sonuçları en yüksek olan (%90 ve üzeri başarı gösteren) diğer gruptaki öğrenciler ise, başarı oranlarını sadece %70 olarak tahmin ettiler.

Bu durumu günlük yaşamda, çevrenizde, hatta kendinizde gözlemlediğiniz zamanlar mutlaka olmuştur.

Bir konuda uzmanlaştıkça, aslında bilginizin ne kadar eksik olduğunu daha çok farkedersiniz. Oysa sizin uzmanlık alanınızla ilgili bilgi düzeyi çok zayıf olan bir çok kişi, sizin konularınızla ilgili ahkam kesmekten çekinmezler.

“Bilgi olmadan fikir sahibi olan” bu kişileri kendi bilgilerinizle altetmeniz mümkün değildir. Çünkü gerçek durumun farkında değillerdir. Sadece içinde bulundukları yetersiz bilgi ve beceri düzeyi nedeniyle, kendilerini sizden daha yetkin görme eğilimindedirler.

İzleyicilerin futbolculardan, hastaların doktorlardan daha kolay hüküm verebilmeleri de bundan kaynaklanır.

İş yaşamında bilgi ve beceri yoksunu yetkililerin varlığı bu kişilerin kendilerine duyduğu aşırı güvene dayanır. Asıl bilgi ve beceri sahibi olanların gereksiz yere geride durması, meydanı bu insanlar lehine boşaltmaktadır.

Bu ikilemi çözmenin tek yolu, tüm insanların her konuda bilgi düzeyini arttırmak gibi görünüyor olabilir. Ancak, yaşadığımız bilgi çağında bunu gerçekleştirebilmek artık bir hayalden başka bir şey değildir. Kısacası, çözüm, gerçek bilgi sahiplerinin bu ikilemin farkında olarak davranmaları, kendi bilgi ve becerilerinden şüphe etmeyi bir kenara bırakmalarıdır.

Uzmanlaştığımız konulardaki özgüven eksikliğini gidermek için EFT ve hipnoz gibi bilinçaltına yönelik araçlardan yararlanmak mümkün olabilir. Çünkü konuyu mantıksal olarak çözümlemek yeterli değildir. Asıl bilinçaltının ikna edilmesi ve koruyucu duygusal tepkilerinin yumuşatılması gerekir. Bu yaklaşım mevcut ikilemi gidermese de, bilgi ve beceri sahibi kişilerin kendilerinden daha hoşnut olmasına ve gündelik gerçekleri kabullenmelerine yardımcı olur. Bu durumun farkında olmak, sorunun çözümü için gereken en kritik bilgidir.

Bilgi ve beceri artışının getirdiği bu ikilemi, karanlık bir gecede, elimizdeki fenerle etrafı aydınlatmaya benzetebiliriz. Fenerin aydınlatma gücü arttıkça, karanlığın büyüklüğünün daha fazla farkına varırız. Ancak, bu farkındalığın bir korku, bir çaresizlik, bir değersizlik duygusuna dönüşmesine asla fırsat vermemeliyiz.

Kişisel Gelişim bu açıdan büyük önem taşır. Çünkü bize öğretildiği gibi bardağın sadece boş tarafıyla ilgilendiğimiz sürece, mutsuzluk, eksiklik ve çaresizlik peşimizi bırakmayacaktır. Kendimize güvenmeyi, kendimizi tanımayı ve kendimizi olduğumuz gibi kabullenmeyi başarmak zorundayız.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:

http://en.wikipedia.org/wiki/Dunning%E2%80%93Kruger_effect

http://xa.yimg.com/kq/groups/21587583/1002473080/name/Dunning.pdf

http://www.psychologytoday.com/blog/evolved-primate/201006/when-ignorance-begets-confidence-the-classic-dunning-kruger-effect

http://krugman.blogs.nytimes.com/2013/03/19/the-dunning-kruger-madoff-effect/?_r=0

 

Feb 062013
 
863 views

hizliokuma

2013 yılı itibariyle başlattığımız Hızlı Okuma Atölye çalışmalarını, Alfatrans Hızlı Okuma Atölyesi adı altında yeniden düzenledik.

Önceki hafta sonunda ilk denemelerini yaptığımız bu çalışmayı önümüzdeki hafta da tekrarlayacağız.

Alfatrans Hızlı Okuma Atölyesi çalışmalarında, klasik alıştırmalara başlamadan önce, katılımcılarımızın Alfa moduna geçmelerini sağlıyoruz. Bu sayede zihin en üst düzeyde algılama modunda (alfa modu) iken, fiziksel beden stresten arınmış ve rahatlamış bir konuma geçiyor.

Hızlı okumanın ilk kuralı stresten arınmış olmaktır. Gerginseniz, kaslarınızı verimli kullanmakta zorlanırsınız. Alfatrans yöntemiyle tüm kasların gevşemesini, bilincin ikna edilmesini ve bilinçaltının yeni bilgilere ve alışkanlıklara hazır olmasını sağlıyoruz.

Alfatrans yöntemi -size rağmen- size hızlı okuma öğretmeye çalışmaz.

Alfatrans yöntemi -sizin desteğinizle- size hızlı okumayı öğretir.

Alfatrans yöntemiyle kendinizle barışır, gizli potansiyelinizi harekete geçirirsiniz.

Ayrıntılar için linki tıklayın:  Alfatrans Hızlı Okuma Atölyesi

 

Feb 012013
 
7,622 views

Fflash

Fflash.exe: Bilinçaltı Olumlama Yükleme Programı

Bu programın İngilizce benzerleri internet üzerinde “Subliminal Messages” kategorisi altında çok sayıda bulunuyor.
Hem programın tamamen Türkçe olması, hem de olabildiğince basit tutulmasında yarar gördüm.
Bu tür mesajların kullanan kişilerin anadiline uygun olması önemli.
Programı Delphi 7 kullanarak, kendim yazdım.
Program, çok az sayıda değişkenle kontrol edilebiliyor.
Mesajlar metin dosyalarında tutulduğu için kontrolü ve yeniden düzenlenmesi kolay.
Programı [ buraya ] tıklayarak ya da sayfanın en üstündeki menüde yer alan “Ücretsiz Kitapçık ve Programlar” bölümünden indirebilir ve kurabilirsiniz.
Program öntanımlı olarak c:\fflash\ isimli klasöre kurulur. Klasör adını ve disk sürücüsünü istediğiniz gibi değiştirebilirsiniz.
Mesajlar, program klasörünün içinde konular klasörü (dizini) altında metin dosyaları olarak saklanır.

Bu klasörde birkaç metin dosyası bulunur. Bu dosyaları programın içinden veya bir metin editörü kullanarak doğrudan değiştirebilir, düzenleyebilirsiniz:

liste.txt: bu klasörde yer alan ve içinde mesajların bulunduğu dosyaların adlarını içerir.
genel.txt: Genel amaçlı olumlama mesajları.
ideal-kilo.txt: İdeal kilo kontrolüne ilişkin mesajlar.
saglik.txt: Sağlık mesajları.
zaman-yonetimi.txt: Kişisel zamana uyumluluk mesajları.
zenginlik.txt: Evrensel zenginlik ve paylaşım mesajları.

Program kurulduğunda masaüzerinde Fflash isimli bir kısayol oluşur. Buna tıkladığınızda program hemen çalışır ve sistem çubuğu üzerine yerleşir. Sistem çubuğunun sağ tarafında küçük bir yıldırım ikonu olarak yer alır. Bu ikona tıkladığınız zaman küçük bir menü açılır:
Göster: Ana program penceresini açar.
Gizle: Ana program penceresini gizler.
Kapat: Programı tamamen kapatır.

Program çok basit bir yapıya sahip olduğu için kullanım sorunu yaşayacağınızı düşünmüyorum. Yine de programın işleyişi ve parametreler konusunda en kısa zaman içinde daha ayrıntılı açıklamaları bu bölümde yayaınlayacağım.

Her türlü öneri ve eleştirilerinizi: gelisim@gamet.com.tr adresine gönderebilirsiniz.

Herşey gönlünüzce olsun!

Ahmet Aksoy

Nov 162012
 
3,580 views

Başarı ve Motivasyon

(Başarı ve motivasyon ile ilgili aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni 4. sayı‘da yayınlanmıştır. )
Başarı

Kişisel Gelişim, insanların başkalarını değil, sadece kendilerini değiştirebildiğini kabul eder ve bu doğrultuda kişinin kendisini nasıl geliştirebileceği konusuyla ilgilenir.

Fiziksel, duygusal, zihinsel, sezgisel ve ruhsal gelişim kapsamına giren her türlü çalışma bu nedenle Kişisel Gelişimin ilgi alanında yerini bulur.

Bireysel olarak elde ettiğimiz başarılar ve bu çalışmalarımızın süreklilik kazanması açısından, kendimizi geliştirme düzeyimiz büyük bir öneme sahiptir.

Başarı için en fazla gereksinim duyduğumuz konuların başında motivasyon gelir.

Motive olmak ve bu motivasyonu yüksek tutmak hiç te kolay bir iş değildir. İş hayatında ve kişisel ilişkilerde başarılı insanlar bile zaman zaman motivasyonlarını korumakta zorlanırlar. Yine de, bu durumu doğal olarak kabullenmek en doğrusudur. Çünkü asıl önemli olan, en olumsuz koşullardayken bile tekrar toparlanıp yoluna devam edebilme gücünü yitirmemektir. Bunu sağlamanın ilk koşulu kendine güven duymaktır.

Bu bölümde yer alacak yazılarımızda kendine güven, başarı, motivasyon ve benzeri konuları işleyeceğiz. Bazan iyice yakına odaklanarak ağaçların, dalların ve yaprakların arasında dolaşacak; bazan da uzaklara çekilip, ormanı bir bütün olarak kavramaya çalışacağız.

MOTİVASYONUMUZU NASIL YÜKSELTİR VE NASIL KORUYABİLİRİZ?

Kendine Güven: Kişisel Gelişim çalışmaları için mutlaka sahip olmamız gereken ilk temel özellik, kendine güven duymaktır. Kendine güvenmek, her konuda mükemmel özelliklere sahip olmayı gerektirmez. Ama öncelikle, güçlü ve zayıf yanlarımızı bilmeli; yani kendimizi tanımalıyız. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu daha ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kendini iyi tanı: Güçlü taraflarını bil ve koru. Zayıf yanlarını geliştir. Bunu yapmak için kendini yakından izle. Düşüncelerini ve eylemlerini analiz etmeyi bir alışkanlık haline getir. Her olumlu veya olumsuz davranışının arkasında yatan nedenleri bul. Böylece hangi konularda güçlü, hangilerinde zayıf olduğunu keşfetmen kolaylaşacaktır. Elden geçirdiğin davranışlarını, keşfettiğin özelliklerine uygun olarak şekillendir.

Korkularınla yüzleş: Herkesin bir takım korkuları vardır. Bunlar, bilinçaltımızın bizi korumak için geliştirdiği davranışlardır. Ancak bu davranışların, bizi korumak yerine hayatımızı olumsuz yönde etkilemeye, bizi olumsuz şekilde yönlendirmeye başlamalarına izin vermemek gerekir. Aşırı korkularımızı tetikleyen ortamlardan uzak kalmaya çalışmak, korkumuzu daha da besleyip güçlendirir. Bu nedenle, asıl yapmamız gereken şey korkularımızla yüzleşmek, onların üzerine gitmek; gerekirse bu konuda profesyonel yardım almaktır.

Hedeflerini iyi belirle: İyi belirlenmiş hedeflerimiz olmazsa, motive olmamız ve motivasyonumuzu korumamız zorlaşır. (Bir sonraki yazımızda hedeflerimizi nasıl belirlememiz gerektiği konusunu işleyeceğiz.)

Büyük hedefleri küçük bileşenlere ayır. Eğer hedefimiz çok büyük ve karmaşık bir yapıya sahipse, onu daha küçük bileşenlerine ayırmak daha doğrudur. Böyle yaparsak hem büyük hedefi takibetmek, hem de onu daha kolay ulaşılır hale getirmek mümkün hale gelir.

Hedeflerini kağıda dök: Düşüncelerimiz her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Belleğimize ne denli güvenirsek güvenelim, hedeflerimizi yazıya döktüğümüzde onları zihnimizde canlandırmayı daha kolay bir hale getiririz. Unutmayalım ki “Söz uçar, yazı kalır!

Hedeflerini gözden geçir, revize et: Hiç bir hedefini “mutlak” olarak algılama. Koşullara bağlı olarak hedefe ulaşma yöntemini, kullanılacak kaynakları veya tamamlanma zamanını değiştirmek gerekebilir. Hatta öyle gelişmeler olur ki, bazan, hedefin kendisini bile değiştirirsin.

Hedeflerini görselleştir: Görselleştirme -imgeleme, imajinasyon- en etkin araçlardan biridir. Görselleştirdiğimiz hedefleri, gelecekten şu ana, şimdiye taşımış oluruz. Böylece hedefimizi bilinçaltımızın kolayca kavrayacağı bir şekilde betimleriz. Çünkü bilinçaltımız görsel imgelerle düşünür ve tanıdığı tek zaman dilimi “ŞİMDİ”dir.

Hayal kur: Çocuklar, oyun oynayarak kendilerini hayata hazırlar. Hayal dünyası onlar için çok önemlidir. Çünkü onlar herşeyi şimdi yaşar. Bu nedenle biz de içimizdeki çocuğu canlandırıp, onun hayal dünyasından yararlanabiliriz. Hayal kurabilmek, hedeflerimizi daha kolay ve daha ayrıntılı olarak görselleştirebilmemizi sağlar.

Hedeflerine bitiş zamanı koy: Bitiş zamanı belirlenmeyen hedefler, ertelemeye karşı savunmasız hale gelir. Daha sonra değiştirmek zorunda kalsan bile, mutlaka her hedefine bir bitiş tarihi koy.

Engelleri gözünde büyütme: Engellerin yoluna çıkabileceğini en baştan kabullen. Karşılaştığın zaman, onları birer fırsata dönüştürüp dönüştüremeyeceğini incele. Onlara karşı en yararlı manevranın ne olacağını bul.

Pozitif düşün: Konu ne olursa olsun, olumlu taraflarını ön plana taşı. Eğer bir şeyi yapamayacağını düşündüğün olursa, düşünceni hemen “Nasıl yaparım?” sorgusuna dönüştür. Yapamamak senin için bir seçenek olmaktan çıksın! Gerekiyorsa, başkalarından yardım isteyebilirsin. Ama, olumsuz düşüncelere asla taviz verme. Çünkü onlar senin motivasyonunu düşürür, olumlu enerjini tüketirler.

Çok yönlü düşün: Bir kızılderili atasözü şöyle diyor: “Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü.” Sadece kendi bakış açını kullanarak yaptığın değerlendirmeler hatalı veya yanlış olabilir. Karşındaki insanlarla empati kur. Hem karşındakinin, hem de başkalarının bakış açılarını dikkate al.

Başarılı insanların yaşam öykülerini oku: Hepimiz öyküleri severiz. Hele bunlar, yaşanmış gerçek başarı öyküleri olursa, daha da fazla etkileniriz. Bu tür öykülerden aldığımız net mesaj şudur: “Başkaları yapabiliyorsa, ben de yapabilirim!” Ayrıca motivasyon sağlayan kitap ve filmler de bizim için önemli bir destektir.

Pes etme: Olumlu sonuç vermeyen denemelerini, birer başarısızlık olarak değil, tecrübe olarak değerlendir. Çünkü onların da sana sağlayacağı çok yararlı bilgiler vardır. Başarının en önemli araçlarından biri, pes etmemek, direncini kaybetmemektir. Edison, ilk elektrik ampulünü çalışır hale getirmeden önce 2 binden fazla deneme yapmıştı. O, bu denemelerin her birini, deneme alanını daraltan, yeni denemelerde neleri yapmaması gerektiğini öğreten değerli araçlara dönüştürdü.

Başarısızlıktan korkma: Çünkü aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece işine yaramayacak bir seçeneği daha elemiş olursun. Bu da senin başarıya giden yoldaki olumsuz seçeneklerinin bir madde daha azalması anlamına gelir. Tekrar yola koyulduğunda, başarı şansın daha da güçlenmiş olacaktır.

İşlerini zamanında yap: İşlerini ertelemek, seni sorumluluktan kurtarmaz. Tam tersine, zamanının giderek daralmasına ve en sonunda kaçınılmaz krizi yaşamana neden olur. Başkalarına aktaramadığın – delege edemediğin – işlerin en sevmediğin, en zor olanlarını ilk önce ele al ve bir an önce onlardan kurtul! Her şey birden bire kolaylaşacaktır…

Zamanını planla: Zamanını sen planlamazsan, olaylar, denetimin dışında seni sürüklemeye başlar. Böyle bir durumda motivasyonunu yüksek tutmak olanaksız hale gelir. 

Beslenmene dikkat et: Sağlıklı beslen. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” Yediklerinde aşırıya kaçma. Tek yönlü beslenmekten uzak dur. Farklı besinlerden küçük miktarlarda ye. Vücudun, gereksinim duyduğu her türlü maddeye erişebilsin. Bünyeni susuz bırakma.

Yürüyüş yap: Düzenli spor yapma imkanı bulamasan da, en azından yürüyüş yapmayı ihmal etme. Tek bir adım atabilmemiz için bile vücudumuzdaki kasların % 70’i bir uyum içinde harekete geçer. Yürüyüş sırasında kaybettiğin suyu tekrar dengelemeyi unutma.

Dinlenmeyi bil: Çalış ama, dinlenmeyi de bil. Aşırı yorgunluk, moralini ve motivasyonunu düşürür. Baltanı bilemezsen daha çok ağaç kesmek yerine, sadece daha fazla yorulursun. Dinlenmek için ayıracağın zaman bir kayıp değildir. Tam tersine, çalışma verimliliğini arttırır.

Hayatın tadını çıkar: Önemli olan dolu dolu yaşamaktır. Her fırsatta yaşamın tadını çıkarmayı ihmal etme. Hem çalışırken, hem dinlenirken, hem başkalarına yardımcı olurken yaptıklarını severek, tadını çıkararak yap. Yaşam güzeldir.

Ahmet Aksoy

www.gamet.com.tr

0216 450 5784

0533 339 0959

Not: Yukarıda vurgulamaya çalıştığımız temel bilgiler başarıya giden yolun sadece ana çerçevesini çiziyor. Tüm bu ayrıntıların farkına varmak elbette önemli ama, ne yazık ki yeterli değil. Asıl önemlisi onları hayata geçirmek, onlara hayatımızın doğal akışı içinde hakettikleri yeri verebilmektir.

İşte bu amaçla, Gamet Gelişim Akademisi bünyesinde Başarı Atölyeleri düzenlemeye başladık. Bu atölyelerde bir yandan kendimizi daha iyi tanıyarak eksiklerimizi tamamlama fırsatı yakalıyor; bir yandan da beklentilerimizi sorguluyor ve hedeflerimize ulaşmanın etkin yollarını öğreniyoruz.

Çalışmalarımızı genellikle birebir sürdürüyoruz. Böylelikle her bireyin kendi performansını doruğa ulaştırması kolaylaşıyor. Bu bireysel çalışmaların yanısıra yaşam öykülerimizi paylaştığımız ortak değerlendirme ve tanışma toplantıları düzenliyor, ayrıca temel eğitim çalışmalarında bir araya geliyoruz.

Başarı Atölyelerimiz her yaş için geçerli. Eğer siz de hedeflerinize başarıyla ulaşmak istiyorsanız, yerinizi ayırtmak için hemen bizi arayın!

Gamet Gelişim: 0216 450 5784

Adres: Çeltikçi Sokak No: 3 Yalı Apt Zemin kat Kadıköy

(Deniz Otelin arka sokağı)

Not 2: Daha önce yapmakta olduğumuzu birebir atölye çalışmalarına ilave olarak, aynı çalışmaları daha küçük birimler haline dönüştürüp, grup çalışmaları haline getirdik. Yeni dönemde her hafta yeni bir konuyu ele alıp inceleyeceğiz.