?> bilimkurgu arşivleri - Kişisel Gelişim
Jan 122014
 
1,234 views

Komşu Sitelerde Neler Var?

0204686
Zaman Gezginleri

vaybe.axtelsoft.com  sitesinde yayınlanmaya başlayan, bilimkurgu filmleri hakkında kısa görüşler ve linkler. Bilimkurgu meraklıları için.

Dünyada Ekonomik Kırılma

Süper Kampanya 8 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Atölyesi

Süper Kampanya 8 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Atölyesi

8 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Atölyesi Hızlı Okuma, pek çoklarının zannettiği gibi 100 metre yarışlarına benzemez. O bir maratondur. Tempolu bir süreklilik ve dayanıklılık gerektirir. Uzun solukludur. Sunduğu çözümler anlık değil, süreklidir. Size sadece zaman kazandırmakla kalmaz; kişisel ve çevresel farkındalığınızı da geliştirir. Hızlı Okuma sayesinde hem okuduklarınızı, hem de yaşamın kendisini daha []

 

Nov 122013
 
1,392 views

Bir Dijital Kıyamet Senaryosu

Son dönemlerde, insanoğlunun yeryüzünde -ya da evrende- ne denli kalıcı olabileceği sorusu aklıma daha sık takılır oldu.

İnsanlığın geçmişine yönelik araştırmalardaki temel bulgularımız taş, kemik ve benzeri dayanıklı malzemelerle bağlantılı.

Belki de insanoğlunun geçmişinde teknolojik olarak geliştirilmiş ve bildiklerimizin ötesinde dayanıklı malzemeler yok. Geçmişten bize miras kalanlar sadece büyük kütleli taş yapılar ve taşlara işlenmiş bilgiler. Üstelik bu devasa yapılardan bir çoğu tonlarca ağırlıktaki kaya bloklarından oluşuyor. Ancak bu blokların yerlerine hassas bir şekilde nasıl oturtulduğuna ilişkin yeterince sağlıklı bilgilere sahip değiliz.

Tablet, papirüs, kağıt ve benzeri ortamların üzerine kaydedilmiş yazılı bilgiler ise hem çok yeni, hem de dayanıksız.

Günümüzde tüm kayıtlar elektronik ortama odaklanmış durumda. Yeni kayıtlar oluşturma ve mevcutları çoğaltma konusunda çok fazla esnekliğe sahibiz. Buna rağmen, bir enerji kaosu, mevcut dijital bilgilerimizin çok büyük oranda yitirilmesine neden olabilir.

Bu konuda daha önce yapılmış bir girişim var mı bilmiyorum ama, insanoğlunun teknolojik birikimlerinden en azından temel nitelikte olanlarının elektronik ortam dışında da kayda geçirilerek korumaya alınması, çok önemli ve yararlı olabilir.

Manyetik meteorlar nedeniyle oluşan teknolojik krizlere ilişkin bazı bilimkurgu öyküleri/ filmleri var. Ancak bildiklerimde, kriz eninde sonunda atlatılıyor.
Ya atlatılamayacak büyüklükte veya çok uzun sürebilecek bir durumla karşılaşılırsa ne olur?

Yani elektrik şebekeleri, elektrikli ve elektronik araçlar, haberleşme ve bilgiişlem sistemleri kullanılamaz hale gelirse ne olur?

Önce kendi halimi düşünüyorum: Yazmış olduğum yüzlerce yazı bir anda kaybolacak. Çünkü neredeyse tamamı internet üzerinde veya bilgisayarımda kayıtlı. Elle not tuttuğum sadece bir kaç not defteri mevcut. Bunlara yazdıklarım ise sadece kısa notlar, bazı algoritmalar ve sorular. Yani sadece bir bulmaca derlemesi.

Peki ne yapabilirim?
Tüm yazılarımı kağıda bastırıp arşivlesem, onları nasıl ve nerede koruma altına alabilirim? Eninde sonunda hepsi kağıt.
Ya da yazılarımın hepsini DVD disklerine aktarsam. Bilgisayarlar çalışmasa bile, bu kayıtlar laser ışınlarıyla çentik atılarak oluşturulduğuna göre manyetik alanlardan çok fazla etkilenmeyebilir. Ama bildiğim kadarıyla bu disklerin raf ömrü de 30-40 yıl ile sınırlı.
Teyp bantları ve sabit diskler manyetik esaslı oldukları için, onlara zaten hiç güven olmayacak.
Acaba irice bir kaya bulup hiç olmazsa bazı yazılarımı eski çağlardaki gibi kaya yüzeylerine mi oysam?
En dayanıklısı herhalde bu sonuncusu olacaktır. Manyetik, kozmik ve termal etkilere en fazla dayanabilecek ortam o gibi. Ama ne yazık ki uygulama potansiyeli çok düşük.

Şöyle bir yönteme ne dersiniz?

Dünyanın pek fazla kullanılmayan ama dayanıklı bazı bölgelerinde yer altına bazı üsler yapılır. (Mevcut bitkilerin DNAlarını korumak üzere kurulmuş üsler gibi)
Kayıt ortamı olarak betondan (veya daha dayanıklı başka malzemelerden) yapılmış tabletler hazırlanır ve daha malzeme yumuşak durumdayken bunların yüzeyine önemli bilgiler işlenir. Sertleştirme işleminden sonra bu tabletler sistematik bir şekilde depolanır.
Elbette bu depodaki bilgilerin nasıl kullanılabileceğine dair kayıtlar da bırakılır.
Bu tür depoların mümkün olduğu kadar çok olması, bilgilerin korunma olasılığını arttıracaktır.

Henüz erken olsa da, ileride kullanılabilecek bir başka yöntem daha var: Bilgileri canlı organizmaların DNA sarmallarına işlemek. Hele bu bilgileri insan DNA’sına işleyebilirsek, insanoğlu tamamiyle evrenden silinmedikçe, bu bilgiler otomatikman korunmuş olacaktır.

Ya bütün bunlar zaten yapılmışsa?…

Ahmet Aksoy

Aug 102012
 
1,698 views

Ulaşmayı kurguladığım mekanlardan birisi Sanal Oda.

Bu odanın her tarafı ekranlarla kaplı.  Duvarlar, tavan, döşeme… Her yer.

Bir de kumanda konsolu olacak elbet. Uzaktan yönetilebilir olmalı.

Ekranlara görüntü taşıyan kameralar dünyanın ve uzayın çeşitli bölgelerine yayılmış olacak.

Örneğin Himalayalar’da olmak istiyorum. Hemen  oradaki istasyonla canlı bağlantı kurulacak. Görüntü kısmı en kolayı. Üç boyutlu kameralar, 360 derecelik görüntüyü hemen aktarmaya başlayacaklar. Ses te öyle. Isı ve hava akımlarının yönü ve şiddeti de aktarılacak. Sanal Odadaki cihazlar tüm bu bilgileri yeniden canlandıracak. Sanırım şimdilik en zor iş, koku transferi. Ona da bir çözüm bulunacağından eminim. (Ekstrem hava şartlarının odadaki kişilere zarar vermesini engellemek için verilerde otomatikman bazı düzeltmeler yapılacak. Aksi halde Sanal Himalayalarda donmak, ya da Sanal Gobi Çölünde kavrulmak olasılığı var. O ortamların koşullarına uygun şekilde giyinmek pek pratik görünmüyor. Bu nedenle, verileri revize etmek daha anlamlı.)

Bir uyduda olmak istersem, seçim yapmam yeterli. Bu kez görüntü, ısı, ses, hava durumu, kokular oradan canlı olarak transfer edilecek.

Tüm bunların bir simülasyon cihazı aracılığıyla aktarılmasını -şimdilik- tercih etmiyorum. Böyle bir uygulama hareket gerektiğinde önem kazanacak. Benim açımdan, ortam koşullarının simülasyonu şimdilik fazlasıyla yeterli. (Hareket simülasyonu için  Surrogates – Suretler filmindeki yöntem  iyi bir çözüm gibi görünüyor.)

Hatta ilk aşamada sadece görüntü ve ses aktarımına da razı olabilirim. Bunun için canlı manzara yayını yapan bir kaç istasyon yeterli olur.

Sanal odadan çıkmaya ihtiyaç duymadan pek çok ortamda izleyici konumunda olmak mümkün. Böyle bir Sanal Odada yazı yazmanın keyfine doyum olmayacaktır.

Ahmet Aksoy

Not:  Şimdi, bu yazıyı yazarken İstanbul’da ısı gölgede 30 derece, nem oranı %45, kuzeydoğudan 23 km/saatlik bir rüzgar esiyor. Ya bir sahilde, ya da bir yaylada olmak işin keyfini daha iyi çıkartırdı ama, şimdilik elimizdekilerle yetineceğiz.