?> beyin kapasitesi arşivleri - Kişisel Gelişim
Jan 062014
 
1,778 views

Beynimizin Kapasitesi Niçin Bu Kadar Büyük?

beyinOrtalama bir insan beyninde 100 milyar sinir hücresi, 900 milyar da glial hücre var. Bu, toplam bir trilyon hücre birbirleri ile çeşitli bağlantılar yapıyor. Yani, muazzam bir kapasite söz konusu. (Bildiğimiz evrende var olduğu hesaplanan yıldız sayısı kadar sinirsel bağlantı.)

Homo sapiens beyninin yaklaşık 50 bin yıl önce ortaya çıktığı ve o zamandan bu yana pek bir değişiklik gözlenmediği biliniyor. Tam bir tarih vermek mümkün olmasa bile, modern insanın beyin yapısı ile 50 bin yıl önceki ilkel insanın beyin yapısının aşağı yukarı aynı olduğunu söyleyebiliriz. (Aslında bu süreçte beyin kütlesinin 1500 gramdan 1350 grama düştüğü ve bunun doğal vahşi yaşamın zorluklarından uzaklaşmayla açıklanabileceği belirtiliyor.)

Eğer ilkel insanın beyin kapasitesi gerçek ihtiyacının çok üzerindeyse, bunun mutlaka mantıklı bir açıklaması olmalıdır. Çünkü evrim bu kadar büyük sıçramalar yapmaz.

Belki de, aslında beyin kapasitemizin sandığımız kadar da büyük olmadığını, hatta ilkel dönemde hayatta kalabilmek için atalarımızın bu kapasiteye gerçekten de ihtiyacı olduğunu söylememiz gerekir.

Bu konuda hala çok net bir görüşe sahip değilim.

Belki de insanlık tarihi bildiklerimizden çok daha farklı bir yönde gelişti.

Küçük bir olasılık, dünya dışı gelişmiş canlıların dünya üzerindeki ilkel gelişime bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde müdahale etmiş olmaları. Böyle bir durumda, henüz kullanılmayan bir kapasitenin varlığı mantıklı hale geliyor.

Bir diğer olasılık, insan neslinin bundan önce de belli uygarlık seviyelerine ulaştığı; daha sonra bu uygarlığın ya da uygarlıkların ortadan kalktığı olasılığı. Üstelik bu döngü birden çok kez yinelenmiş bile olabilir. Yani insanın ortaya çıkışı, bildiğimiz tarihlerden çok daha eskilere uzanmaktadır. Bu tezi savunanlar da var.

Üçüncü olasılık ise, beyin kapasitemizin aslında zannettiğimiz kadar büyük olmadığıdır. Bilim adamları henüz beynimizin tüm gizemlerini çözebilmiş değil.

Özellikle dünyanın bir çok yerinde bulunan megalitik yapılar insanın kafasını karıştırıyor. Örneğin, farklı coğrafik bölgelerde bulunan piramitlerin yapısal benzerlikleri çok şaşırtıcı. Bunun da ötesinde hayal gücümüzü zorlayan ve yüzlerce tonluk kaya blokları kullanılarak inşa edilmiş yapılar sözkonusu. Bu yapıların bir çoğu, bugünün teknolojisiyle bile başarılması güç bir hassasiyetle birbirine kenetlenmiş dev bloklardan oluşuyor. Bütün bunlar, dünya tarihinde bizden çok daha önce gelişmiş ve ileri teknolojiye sahip toplumların yaşadığı; sonra da sadece efsanelerde adı geçecek şekilde yitip gittiklerine ilişkin olasılıkları güçlendiriyor.

Mısır piramitleri, insan gücüyle ve ağaç kütükleri üzerinde çekilerek taşınan kaya bloklarının tabakalar halinde yerleştirilmesinden sonra çevresinin kumla doldurulması ve yeni blokların bir üst seviyeye taşınmasının kolaylaştırılması yöntemiyle inşa edilmiş olabilir. Bu çalışmalarda bazı kaldıraç sistemlerinden yararlanılmış olması da mümkün.

Ancak, yüksek dağ tepelerinde benzeri yapıların (Aztek ve Maya uygarlıkları gibi) nasıl inşa edildiğine dair elimizde hiç bir ipucu yok.

Bu konudaki tezlerden biri, bu tür yapıların gelişmiş bir dünya uygarlığı döneminde yapıldıklarını ileri sürüyor. Ancak böyle bir uygarlığın piramitlerden veya devasa kaya bloklarından oluşan yapılardan başka hiç bir iz bırakmamış olması da ilginç.

Eğer insanlık tarihinin DNA sarmallarımıza kodlanmış olabileceği tezi doğruysa, bu tür bulmacaların çözümüne epeyce yaklaştık demektir.

Bekleyip görelim bakalım!…

Ahmet Aksoy

Not: İnsanlığın gelişimindeki asıl patlamayı sağlayan unsurun bireysel beyin özelliklerimizden çok, ortak toplumsal ve örgütlü zekaya bağlı olduğunu düşünüyorum. Nedeni ne olursa olsun ortak dil, kültür, sanat ve bilimsel alanda sinerjiyi kaybeden toplumlar, geçmişlerindeki tüm başarılara rağmen yitip gidiyor. Acaba insanoğlunun asıl gücü memlerde ve sağladığı bilgi birikiminde mi?

Kaynaklar:
http://www.kigem.com/beynin-kuculmesi-uygarlik-isareti.html
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=what-is-the-memory-capacity
The Antiquity of Man: Artifactual, Fossil and Gene Records Explored, Michael Brass
Earths Forbidden Secrets Part I Searching for The Past, Maxwell Igan

Dec 292013
 
1,401 views

Hızlı ve Etkin Öğrenme için Sihirli Bir Reçete Var mı?
Beyin fonksiyonları işleyen herkes her an bir şeyler öğrenir.

Ancak önemli olan şey elde edilen bilginin ne kadar zaman içinde edinildiği ve daha sonra nasıl kullanılabildiğidir. Çünkü başarı büyük ölçüde buna bağlıdır.

sinapslarDiyelim ki süper bir belleğiniz var. Gördüğünüz, işittiğiniz, okuduğunuz herşey belleğinize yerleşiyor. Atladığınız tek bir ayrıntı bile yok. Ancak küçük bir sorununuz var: bu bilgilerin hiç birine tekrar ulaşamıyorsunuz. Bu durumda, o belleğin size bir yararı olmuyor demektir. O “süper” özellik, işe yaramaz bir özelliğe dönüşüyor.

Diyelim ki yine süper bir belleğiniz var. Gördüğünüz hiç bir yüzü unutmuyorsunuz. Ancak bir eksiğiniz var. Bu gördüğünüz yüzlerin kime ait olduğuna ilişkin hiç bir ayrıntıyı belleğinizde tutamıyorsunuz. Ekranda mı görmüştünüz? Yolda yürürken yanınızda geçen biri miydi? Ya da size çok yakın birine mi ait?

Burada da yararsız bir bilgi sözkonusu. Sanki elinizde devasa bir fotoğraf albümü var ama, içindekilerin kim olduğu belli bile değil…

Asıl önemli bilgi, gerektiği zaman anımsayıp kullanabildiğiniz bilgidir. Üstelik bu bilginin bilinçli zihniniz tarafından tüm ayrıntılarıyla anımsanması bile şart değil. O bilgi, bilinçaltınızın sezgi sistemindeki depoya atılmış ve etrafınızda olup bitenleri değerlendirirken kullandığınız filtre sisteminin bir parçası da olabilir. Ya da siz öğrenciyken ders kitabınızda yer alan ve bir daha hiç bir zaman işinize yaramayacağını düşündüğünüz bir başka bilgi de…

İşte bu bilgilerden bir kısmı çevremizdeki enformasyon sağanağından kaynaklanan ve kaçınmaya, azaltmaya çalıştığımız bilgilerdir. Bir kısmı ise bilinçli olarak öğrenmek istediğimiz, ancak bellek sistemimize yerleştirmekte zorlandığımız bilgilerden oluşur.

Açıktır ki asıl istediğimiz bilinçli, hedef koyarak, amacımızı baştan belirleyerek gerçekleştirdiğimiz öğrenme yöntemine hakim olabilmektir.

Amacımız: İstediğimizde yeniden hatırlayabileceğimiz ve bilinçli olarak baştan belirlediğimiz bilgileri en kısa zamanda, en etkin şekilde zihnimize yerleştirmektir.

Aslına bakarsanız, bu amaca erişmek sanıldığı kadar zor değil. Tek yapmamız gereken şey kendimiz için en uygun öğrenme ve anımsama yöntemlerini saptamak ve bu yöntemleri sürekli kullanarak onları kalıcı alışkanlıklar haline dönüştürmektir.

Öncelikle insan beyninin nasıl çalışmakta olduğunu anımsamakta yarar var.

yıldızlarBildiğiniz gibi beynimizde yaklaşık 100 milyar sinir hücresi, yani nöron bulunuyor. Ayrıca 900 milyar kadar da glial hücre bulunuyor. Bütün bu hücreler kendi aralarında yaklaşık 100 trilyon bağlantıya (sinaps) sahip. Ortalama bir insan beynindeki toplam sinaps sayısı, kabaca, şu anda bildiğimiz evrendeki toplam yıldız sayısına eşit.

Bu bilgiyi öncelikle vermek istedim. Çünkü bazı insanlar fazla bilgi ile beynimizin dolabileceği ve önemli bilgilere yer kalmayacağı endişesi taşıyor. Yukarıdaki rakamları ve beyin işlevlerinin elektrokimyasal süreçlerle sağlandığını dikkate aldığımızda, olağan bir insan ömrü için bu kapasiteyi doldurmanın mümkün olamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Öte yandan, beynimizi bir bilgi çöplüğü haline getirmenin de bir anlamı yok.

İşte bu yüzden bilinçli bir seçim sistemi kullanarak edinmek istediğimiz bilgilerin omurgasını belirlememiz; “Hızlı ve Etkin Öğrenme” için hedefimizi, ne yapmak istediğimizi baştan saptamamız gerekir.

Belli bir konuda uzmanlaşmak isteyebilirsiniz. Ya da genel kültür bilgilerinizi geliştirmek ve hemen hemen her konuda belli bir miktar bilgi edinmek istiyor olabilirsiniz. Belki de çok daha basit bir hedefiniz var: Sadece yeni tanıştığınız kişilerin isimlerini kolayca öğrenmek ve öğrendiğiniz bu isimleri kolayca anımsamak istiyorsunuz.

Bütün bu hedeflere hem kişisel özellikler, hem de bilginin yapısı nedeniyle farklı öğrenme teknikleri kullanarak ulaşmak mümkündür. Bu konuda herkes için ve her tür bilgi için geçerli hazır bir reçete yoktur. Kişisel reçeteyi bulma ödevi, kişinin kendisine düşer.

Bu konuda bizler size kendi yolunuzu bulabilmeniz için sadece yardımcı olabiliriz. Kısmen de olsa yolunuzu aydınlatmamız mümkün olabilir ama, hedefe kendiniz yürümek zorundasınız.

Önümüzdeki dönemde “Hızlı ve Etkin Öğrenme” konusuyla ilgili yazılar yayınlayacak; daha da önemlisi bu konuda yeni atölye çalışmaları başlatacağız. Etkin öğrenme, geniş ve karmaşık bir içeriğe sahip. Bu nedenle ne bizim ne de başkasının elinde “sihirli reçeteler” yok. Yapmamız gereken, bir yandan doğal yeteneklerimizin, algılama yöntemlerimizin, bilgileri işleme alışkanlıklarımızın farkına varıp onları tanımak; öte yandan yararlı alışkanlıklarımızı geliştirip, zararlı veya yararsız olanlardan kurtulmaktır.

Böyle bir çalışmanın sonunda, edinmek istediğiniz bilgiye rasgele deneme yanılmalarla veya gereksiz tekrarlamalarla ulaşmaya çalışmak yerine; akılcı, seçmeci, eski bilgilerimizle organik bağlar kuran ve gereksinim duyduğumuzda hemen erişebileceğimiz bilgileri kalıcı hale getiren bir sisteme sahip olacağız.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy