?> Kartal ve Yeniden Doğuş - Kişisel ve Çevresel Farkındalık
Oct 032012
 
2,175 views

Kartal ve Yeniden Doğuş

Kartal ve Yeniden Doğuş

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıl kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40’a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma  gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:

– Ya ölümü seçecektir,

– Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürer. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

Kıssadan Hisse: Yukarıdaki çarpıcı öykü, internette pek çok kaynakta yer almaktadır. Öykünün İngilizce aslı 2007 yılının Mayıs ayında bir slayt-gösterisi olarak internette dağıtılmaya başlanmıştır. Ama asıl önemlisi, bu öykünün tamamiyle kurgu olmasıdır. Çünkü bilimsel olarak kartalların hiç bir türünde böyle bir davranışa rastlanmadığı bilinmektedir. Öykü, güzel bir “internet efsanesi” yaratmıştır ve bize, internette gördüğümüz herşeye körü körüne inanmamamız gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.
Kaynağı belli olmayan bu tür öyküler, tıpkı “göz yanılmaları” gibi, eksik bilgiden kaynaklanan “beyin yanılmaları” yaratır ve dikkatli olmamızı gerektirir. Yukarıdaki öykü aslında güzel bir konuyu alıp, yararlı bir şekilde işliyor. Bu nedenle bu öyküyü doğru kabul edip ona inanmak belki tehlikeli sonuçlar doğurmayacaktır. Fakat ne yazık ki hep böyle olmuyor! Bazan öyle düzmece öykülerle karşılaşıyoruz ki, tüm yaşamımızı çok yanlış bir yöne kanalize edebiliyor.
Her şeye rağmen bunlara inanıp inanmamak bizim seçimimizdir ve yaptığımız her seçimin sorumluluğu tamamen bize aittir.

 Leave a Reply

You may use these HTML tags and attributes: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code class="" title="" data-url=""> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong> <pre class="" title="" data-url=""> <span class="" title="" data-url="">

(gerekli)

(gerekli)

%d bloggers like this:
Read previous post:
Gamet Gelişim Bülteni Yayın Hayatına Başladı

Gamet Gelişim Akademisi çalışmalarını özetleyen, çarpıcı taraflarını ön plana çıkaran bir çalışma başlattık. Gamet Gelişim Bülteni başlıklı bu çalışmamızda, web...

Close