?> yüzleşme arşivleri - Kişisel Gelişim
Feb 052017
 
487 views

Enerji Detoksu

Kim olursak olalım, nereden gelirsek gelelim, bizi asıl şekillendiren şey, yaşadıklarımızdır. Genetik yapımız ve fiziksel varlığımız geçmişte yaşadıklarımızla biçimlenir ve şu an içinde bulunduğumuz fiziksel ve ruhsal kişiliğimizi oluşturur.

Enerji Detoksu

Hepimizin hem artıları, hem de eksileri vardır. Eğer bunların farkına varırsak artılarımızı koruyup geliştirebilir; eksilerimizi düzeltebiliriz. Aksi halde, zamanın akışı bizi sürekli yıpratır, oradan buraya savurur durur.

Pek çok sorunumuz, yaşadığımız olumsuzlukları “şimdiye” taşımakta olmamızdan kaynaklanır. Boyutu ne olursa olsun, eski travmaları bir kambur gibi sırtımızda taşırız. Oysa böyle yapmak zorunda değiliz. Asıl yapmamız gereken, eskiyle yüzleşip, herşeyi yerli yerine koymaktır.

Özellikle çocukluk döneminde yaşanan travmalar, tüm yaşantımız boyunca etkili olur. Eğer bunun farkına varıp gerekli yüzleşmeyi gerçekleştirebilirsek, geçmişte kalan o olaylar sadece basit birer anıya dönüşür ve sırtımızdaki yükü hafifletir.

Enerji detoksu, bu tür yüzleşmeleri kolaylıkla gerçekleştirmemizi sağlar. Amaç, zihnimizdeki olayları duygusal bağlantılarını zayıflatmaktır. Yüzleşme budur. Bunu gerçekleştirdiğimizde, yaşanmış travmatik olaylar, korkular, endişeler sıradan birer anıya dönüşür. Onları anımsadığımızda korku, öfke, panik gibi olumsuz duygusal etkiler yeniden canlanmaz ve bizi rahatsız etmez. Herşey yerli yerine oturur.

Enerji Detoksu da EFT (tepeleme) yöntemi gibidir. Onda da dokunuşlar kullanılır. Olumsuzlukların derecelendirilmesi ve değerlendirilmesi aynı şekilde yapılır. Olumlu geri dönüşler onda da olağanüstüdür.

Önümüzdeki günlerde, EFT’nin yanısıra Enerji Detoksu uygulamalarına da başlayacağız.

Korkularınızdan, kronik kaygılarınızdan, yaşam kalitenizi olumsuz şekilde etkileyen problemlerinizden kurtulmak istiyorsanız, bize ulaşın.

Ahmet Aksoy

Oct 092014
 
986 views

Özel Sorularınız İçin Özelleşmiş Sitelerimize Uğrayın

Sorular

Gamet Gelişim, ağırlıklı olarak Kişisel Gelişim konusuna odaklanmıştır. Bu kapsamdaki yazılarımızı bu sitede topluyoruz.

Ancak Kişisel Gelişim çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu nedenle belli bir konuda yeterli birikime ulaştığımızda, o konuyu doğrudan ele alan bir alt-site oluşturarak, o konuyla ilgili eski ve yeni yazılarımızı bu yeni sitede toplamayı planlıyoruz.

Kişisel Gelişim konusuna dahil olmakla birlikte, özel olarak ayırıp düzenlediğimiz EFT-Tepeleme sitemiz ve bağlantılı konuları aşağıda listeledik:

EFT-Tepeleme

Site adresi: http://eft-tepeleme.gamet.com.tr

Konular:

  • EFT (Emotional Freedom Techniques) – Duygusal Özgürleşme Teknikleri
  • Tepeleme
  • Bilinçaltı Sorgulama
  • Enerji Meridyenleri
  • Kısıtlayıcı İnançlar
  • Korkular
  • Temporal Tepeleme
  • Olumlamalar
  • Yüzleşme
  • Topyekun arınma
  • Enerji Terapisi

 

Gamet Gelişim

 

Feb 152014
 
2,652 views

Topluluk Önünde Konuşmak mı Daha Kolay, Yoksa Ölmek mi?

Credits: Cornell.edu

Credits: Cornell.edu

“tavşan korktuğu için kaçmaz
kaçtığı için korkar.” N. Hikmet

Çoğumuza tuhaf gelse de pek çok insan, topluluk önünde konuşmak yerine, ölmeyi tercih ettiğini söylüyor. İstatistikler bu yönde. Ve günümüzün en yaygın korkusu, “Topluluk önünde konuşmak”. Toplum karşısında konuşma fobisi, bilimsel adıyla, glossofobi olarak biliniyor.

Bu korkuyu tetikleyip, besleyen başka korkular olabilir:
1- Olumsuz eleştirilmekten korkmak
2- Ne söyleyeceğini unutmaktan korkmak
3- Kalabalıktan korkmak
4- Başarısızlıktan korkmak
5- Başarıdan korkmak

Pek çok korkuda olduğu gibi glossofobinin temel belirtileri şunlar:

  • Sesin titremesi
  • Sesin kısılması
  • Nabzın yükselmesi
  • Ellerin buz kesmesi
  • Ayakların buz kesmesi
  • Ağız veya boğazda kuruluk
  • Zihnin boşalması
  • Halsizlik
  • Ellerin terlemesi ve titreme
  • Mide bulantısı
  • Dudakların ve çenenin titremesi
  • Dilin dolaşması, kekeleme
  • Nefes almakta zorluk
  • Dizlerin, bacakların tutmaması
  • Yüzün aşırı derecede kızarması
  • Sinirlilik, aşırı tepkisellik
  • Kaçıp gitme isteği

Bu belirtilere göre kendi durumunuzu değerlendirebileceğiniz basit bir testi http://www.gamet.com.tr/topluluk-onunde-konusm-korkusu-olanlar-icin-birkac-ipucu/ adresinde yayınlamıştık. Dilerseniz, kendinizi sınayabilirsiniz.

Pek çok canlı gibi insanlar da korku karşısında 3 temel davranış gösteriyor:
1- Savaş
2- Ölü taklidi yap
3- Kaç

Yukarıdaki belirtiler, bu üçlü davranış modelinin “ölü taklidi yapma” ve “kaçma” tepkileriyle örtüşüyor. Bu tepkiler, ilkel/sürüngen beynimiz tarafından yönetiliyor ve mantıkla denetlenmesi mümkün değil.

Peki ne yapmak lazım?

Öncelikle bilinçaltımızın bu durumla yüzleşmesini ve aslında bizi korumak için “korku” aracını kullanmasına gerek olmadığını farketmesini sağlamak gerekli.

Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye Destanı’nın Büyük Taarruzun başladığı geceyi anlatan dizelerinde şöyle diyordu:

….
Sekizinci,
İbrahim,
korkmayacaktı bu kadar
bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp
birbirine böyle vurmasalar.
Ve İzmirli Ali Onbaşı biliyordu ki :
tavşan korktuğu için kaçmaz
kaçtığı için korkar.
….

Ve yine aynı destanın Birinci Babındaki Karayılan Hikayesi, korkunun çözümsüzlüğünü ve yarattığı çaresizliği çarpıcı bir şekilde anlatır.

Public-Speakingİşte bu yüzden, çözümün ilk aşaması, kaçmaktan veya ölü taklidi yapmaktan vazgeçmektir. İçinde bulunduğumuz durumla açıkça yüzleşmektir. Olumsuz duygularımızı deşarj etmek, bedenimizdeki enerji akışını dengelemektir.

EFT – Tepeleme duygusal yüzleşmeler açısından çok etkili ve pratik bir araçtır. Öncelikle bir uzmanın yardımını isteyebilir, daha sonra, kendi başınıza da kolaylıkla sürdürebilirsiniz.

Şunu asla unutmayın: Korku, doğal bir tepkidir. Korku, bedenimizin koruma amaçlı bir savunma mekanizmasıdır. Korkuların çoğu genetik değildir, sonradan öğrenilir. Bunların içinde bazıları, yanlış yönde gelişir ve yaşamımızı olumsuz yönde etkilemeye başlar. Bunda sizin hiç bir suçunuz ve sorumluluğunuz yoktur.

Glossofobi vakalarının pek çoğunun altında, eğitim döneminin ilk yıllarında sınıf önünde bir öğretmen tarafından -ne gerekçeyle olursa olsun- aşağılanma ve diğer öğrenciler tarafından alaya alınma öyküsü yatar. Bu kişiler benzer bir olayı tekrar yaşamamak için bir korku geliştirir ve farkına bile varmadan bunu büyütürler. Birçokları ilk anıyı öylesine bastırırlar ki, anımsamaz olurlar. Bütün bunlar, bilinçaltınızın sizi koruma girişimleridir. Bilinçaltı Sorgulama veya benzeri başka tekniklerle bu sorunun kaynağına inilebilmesi, yüzleşmeyi ve böylelikle çözüme ulaşmayı kolaylaştırır.

Glossofobi yaşayanlarla ilgili önemli bir gözlem, bu kişilerin topluluk önünde fiilen konuşmaktan değil, böyle bir durumla karşılaşmaktan korktukları yönündedir. Bu nedenle, bir kaç konuşma deneyiminden sonra, glossofobi sorunu büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır.

Eğer topluluk önünde konuşma korkunuz varsa, önce bunun farkına varın ve durumunuzu kabullenin. Ve hemen, çözüm arayın. Aksi halde, çözümden kaçındığınız sürece, mevcut korkunuz daha da büyüyecektir. Buna fırsat vermeyin. Yardım istemekten çekinmeyin. Korkularla başa çıkmak sandığınız kadar zor değildir. Yeter ki siz çözüme ulaşmak isteyin.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, İleri Hipnoz ve Master NLP uzmanı,
Master Yaşam Koçu
0216 450 5784 – gelisim@gamet.com.tr

Bağlantılı kavramlar: topluluk önünde konuşmak, toplum önünde konuşmak, toplum içinde konuşmak, toplum karşısında konuşmak, topluluk karşısında konuşmak, kalabalık karşısında konuşmak, kalabalık önünde konuşmak

Mar 272013
 
1,587 views

Sınav Kaygısı ile Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?

Sınav kaygısı

Belli bir düzeydeki kaygı, karşılaştığınız sınavlar için etkin bir motivasyon kaynağı olur.
Ancak kaygının dozu gereken miktarın üzerine çıkarsa, bu kez önemli bir engelleyici haline dönüşür.

Tüm bu sürecin sonuçlarını ilkel beynimizin tanıdığı 3 temel dürtü belirler:

  • savaş
  • kaç
  • ölü taklidi yap

Eğer gireceğiniz sınavın sizde hiç stres yaratmadığını düşünüyorsanız, o sınav sizin için önemli değildir. Belki de sadece ölü taklidi yapıyor veya kaçıyor olabilirsiniz.

İster küçük, ister büyük olsun, bütün sınavlar sizi etkiler. Ama her birine farklı tepkiler verirsiniz.

Aşağıdaki belirtiler sizde de var mı?

  • Terleme
  • Nabız atışınızda hızlanma
  • Nefes daralması
  • Mide bulantısı
  • Kendini sersemlemiş gibi hissetmek
  • Bir boşluk duygusu içinde olmak
  • Herşeyin anlamsız bir hale gelmeye başlaması
  • Endişe
  • Başarmaktan veya başaramamaktan korkma

Eğer önünüzdeki bir sınav yüzünden yukarıdaki belirtilerin tümünü veya bir kısmını yaşıyorsanız siz de sınav kaygısı yaşıyorsunuz demektir. Belirti sayısı fazlaysa, kaygı düzeyiniz de fazladır

Sınav kaygısını tetikleyen inançların bazıları şunlardır:
Yeterince hazırlanmış olmamak veya öyle düşünmek
Kendine güven duyamamak
İyi bir sonuç alabileceğine inanmamak
Sınav sırasında zamanı verimli kullanamamak

Aşırı Sınav Kaygısına Karşı Etkili yöntemler:

  • Sağlığına dikkat et
  • Yeterince ve doğru şekilde hazırlık yap
  • Hedefini iyi belirle
  • Zamanını etkin bir şekilde kullanmayı öğren
  • Kaygı düzeyini ayarla
    • Derin nefes al
    • Kaslarını gevşet
    • Dikkati dağıtacak etkenleri azalt
    • Ritüellerden yararlan
  • Korkularınla yüzleş
  • Olumlamalardan yararlan
  • EFT – Tepeleme yap

EFT – Tepeleme sadece sınav kaygısı için değil, aslında hayatımızın her alanına yönelen kaygı ve beklentiler için kullanılabilir. Üstelik EFT sadece olumsuzluklara karşı bir savunma aracı değil, aynı zamanda beklenti ve hedeflerimizi somutlaştırmamızı sağlayan etkin bir güdüleyicidir. EFT-Tepeleme, yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmaların hepsini birleştirip kaynaştırır. Çünkü bu yöntemin özü “kendimizle yüzleşmek”, “zayıf ve güçlü yanlarımızla kendimizi tanımak”tır. Hem korku ve kaygılarımızı, hem zayıf taraflarımızı, hem de güçlü yanlarımızı farkedip tanımamızı sağlar. EFT bizi gerçeklerle yüzleştirir. Ayaklarımızı yere sağlam basabilmemizi, yaşamın gözlerinin taa içine bakabilmemizi sağlar.

İster kendiniz, ister yakınlarınız için olsun; planlanmış sınavlar sözkonusu ise, EFT öğrenmenizi ve onu hayatınızın bir parçası haline getirmenizi öneriyorum. Ayrıca, Tepeleme çalışmalarını içselleştirebilmeniz için kabaca bir aylık süreye gereksinim duyacağınızı da unutmayın. EFT son dakika önlemleri için kullanılacak bir yöntem değildir. Onu yaşamınızın doğal bir parçası yapmanız gerekir.

EFT öğren ve yaşamın denetimini eline al!

Ahmet Aksoy

Not: Yukarıdaki yazıyı, aslına bakarsanız bir hafta kadar önce yazmıştım. Ancak, özellikle YGS sınavına girecek öğrencilerin kafasını son anda karıştırmamak için bekledim. Çünkü alınması gereken önlemler ve yapılması gereken hazırlıklar aslında bir süreçtir. Son anda yapılan girişimler, faydadan çok zarar getirebilir.
Lütfen yukarıdaki yaklaşım ve önlemleri sınav kapıya dayandıktan sonra gündeme taşımayın. İster kendiniz, ister yakınlarınız için olsun, hazırlık sürecine yeterli zaman tanımayı ihmal etmeyin!
EFT ile hemen tanışın!

Mar 172013
 
1,811 views

Aşağıdaki yazı http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/kirmizi-kalem-sendromu/  adresinden alınmıştır. 

Kırmızı Kalem Sendromu

Kırmızı Kalem Sendromu

2013 yılının Ocak ayında, Colorado Üniversitesi sosyologlarından Richard Dukes ve Heather Albani, Journal of Social Science dergisine bir açıklama yaptılar. Bu açıklamada, sınav kağıtlarına not verirken kırmızı kalem kullanılmasının öğrencileri tedirgin ettiğini, öğretmen-öğrenci ilişkilerini zayıflattığını ve belki de öğrenme düzeyini düşürdüğünü söylediler. Araştırmacılar, yaptıkları deneylerin sonucunda kırmızı yerine mavi veya yeşil kalem kullanımının daha gerçekçi tepkiler yarattığını saptadıklarını vurguladılar.

Bu görüşleri paylaşan çevrelere göre not verme sırasında kırmızı kalem kullanılması, öğrenciler tarafından bir “tehdit” unsuru olarak algılanıyor.

Buna karşın bazı eski eğitimciler, kırmızı kalem kullanımını savunuyor ve bu rengin uyarıları daha kolay algılanır hale getirdiği için öğrenciler tarafından da desteklendiğini söylüyor.

Kırmızı rengin “vurgulama” özelliği taşıdığına katılmamak mümkün değil. Ancak bu rengin, olumsuz uyarılar için öğretici yanından çok, tehdit edici, aşağılayıcı yanının çok daha baskın bir nitelik taşıdığı muhakkak.

Bazı gözlemciler, bir çok insanda kitap okumayı ve yeni şeyler öğrenmeyi zorlaştıran blokajlar olduğunu ve bu blokajların “Kırmızı Kalem Sendromu” nedeniyle ortaya çıktığını söylüyor. Çevrenize bakarsanız, bu tür örnekleri kolayca görebilirsiniz.

Elbette suçu sadece “kırmızı kalem”e yüklemek doğru değil. Sorunun aslını, öğrencilerin arkadaşları önünde küçük düştüğü, aşağılandığı, kendisini değersiz hissettiği olaylarda aramak lazım.

Bazı derslerde zorlanan ve o derste başarılı olmadıklarını söyleyen öğrencilerin pek çoğunun geçmişinde, o dersle ilgili olumsuz bir anı vardır. Bu tür olumsuz anılar, o kişilerin bilinçaltı tarafından “başarısız duruma düşmemek için hiç denememek” stratejisine dönüştürülür. Başarısızlık baştan kabul edilir ve o konuda risk alıp çaba gösterilmez.

Bu davranış, “cam tavan sendromu” olarak ta adlandırılıyor.

Fillerin eğitiminde aynı yaklaşımın bilinçli olarak kullanıldığını duymuşsunuzdur. Bebek fillerin ayaklarına kelepçe takılıyor ve bu kelepçe güçlü bir zincir veya halatla, zorlasalar da sökemeyecekleri bir kazığa bağlanıyor. Bebek fil, bu kısıtlamadan kurtulabilmek için her yolu deniyor ama, nafile!.. Sonunda pes ediyor. Ve ömrü boyunca bir daha asla prangasından kurtulmaya çalışmıyor. Muazzam bir fiziksel güce sahip olan yetişkin filleri, basit zincirler, oldukları yerde tutmaya yetiyor.

Kesin bir kaynak olmasa da, bazı sirk yangınlarında fillerin, kaçamayacaklarına inandıkları için yanarak öldükleri anlatılıyor.

Farkında bile olmadan, bizler de aynı duruma düşmeyelim. Nedeni ne olursa olsun, geçmiş yaşamımızda edindiğimiz blokajlardan kurtulmak mümkün. Bilinçaltı Sorgulama ve EFTTepeleme bu sorunları çözmenize yardımcı olur.

Sizde, çocuklarınızda veya çevrenizde benzer sorunları yaşayanlar varsa bizimle bağlantı kurmanız yeterlidir. Sorun varsa, birlikte çözeriz!

Ahmet Aksoy

 

Dec 282012
 
1,399 views

Stres’e Boyun Eğmeyin! Stresi Tepeleyin!
Gamet Gelişim EFT – Tepeleme Atölyemize Katılın

15 Ocak 2013 Salı günü başlayacak olan EFT-Tepeleme Atölyelerimizin ilk bölümü Salı, ikinci bölümü Perşembe günleri yapılacaktır. Atölyeler her hafta yeniden düzenlenecektir.

EFT-Tepeleme Atölyesi:
Toplam Atölye süresi: 4 saat
Salı günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
Perşembe günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
İçerik: İlk 1 saatlik çalışma teorik ve tarihsel bilgilendirmeye ayrılacak, diğer 3 saatte ise uygulama çalışmalarına ağırlık verilecektir.
Danışmanlar: Ahmet Aksoy, Nilüfer Aksoy
(EFT-Tepeleme kitabımız katılımcılarımıza hediye edilecektir.)

Atölyeler en fazla 6 kişilik gruplar halinde yapılacaktır.
Yerinizi hemen ayırtın!
Telefonlar: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Gamet Gelişim Akademisi: Rasim Paşa Mah Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apt Giriş kat – Kadıköy – İstanbul (Deniz Otelin arka sokağı)
Ayrıntılı bilgi: http://www.gamet.com.tr/eft-tepeleme-atolyesi/

Dec 092012
 
1,342 views

Aşağıdaki yazının orijinal haline http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/icsel-temizlik-icin-eft-tepeleme-oturumlari/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Daha ana karnındayken başlayan olumsuz duygusal ve fiziksel etkilenmeler tüm yaşamımız boyunca bizi yönlendirmeye devam ediyor. Nedensiz korku ve davranışlarımızın pek çoğunun altında, bu baskılanmış etkiler var.

EFT – Tepeleme aracılığıyla bu tür -nedeni açıkça bilinmeyen- korku ve inançlarımızla yüzleşmemiz ve onların olumsuz etkilerinden kurtulmamız mümkün.

Ancak bu tür iç temizlikleri kendi başımıza yapmamız pek kolay olmuyor. Tıpkı ormanın içindeyken sadece ağaçları görebildiğimiz gibi, kendi sorunlarımızı tarafsız bir bakış açısıyla yakalayıp bizzat değerlendirmemiz pek olanaklı değil. Bu nedenle de “iç temizlik” çalışmalarının EFT – Tepeleme profesyonellerinin denetiminde gerçekleştirilmesi gerekir.

İçsel Temizlik çalışmalarının asıl kritik tarafı korku, kısıtlayıcı inanç gibi  sınırlamaların doğru biçimde tespit edilmesidir.

Bu amaçla yeni bir çalışma başlattık: “İç temizlik Oturumları

Bu oturumlar, sistematik bireysel çalışmalardan oluşuyor.

İlk aşamada özel anketlerle bilinçli olarak farkında olduğumuz sorunlarımızı belirliyor ve bu inançların bilinçaltımız tarafından da paylaşılıp paylaşılmadığını saptamak üzere Bilinçaltı Sorgulamalar uyguluyoruz.

Bilinçli zihnimizin önem verdiği inançlar her zaman gerçeği yansıtmak zorunda değildir.  Bilinçli zihnimizin süzgeçlerine göre önemli gibi görünen bir konu, aslında bilinçaltımız tarafından paylaşılmıyorsa; bizler, farkında bile olmadan “kişisel sabotajlar” üretmeye başlayabiliyoruz. Böyle bir durumda gerçek sorunlarımızın farkına varmamız pek olası değil.

Bilinçaltı Sorgulama, bu açıdan bize önemli ipuçları sağlıyor.

Önümüzdeki günlerde “Zenginlikle İlgili Kısıtlayıcı İnançlar” başlıklı kısaltılmış bir anket yayınlayacağız. Bu anketi kendinize uygulayarak kişisel durumunuzu saptayabilir ve yardıma ihtiyacınız olup olmadığını belirleyebilirsiniz.

İçsel Temizlik, farkında olmamız gereken çok önemli bir konudur. Bu konuyla ilgili yazılarımızı sürdüreceğiz. Kendinizi daha iyi tanımanız ve gerektiğinde önlem alabilmeniz açısından sitemizi ve yazılarımızı izlemenizi öneriyoruz.

İçsel Temizlik uygulayarak bilinçli zihninizi ve bilinçaltınızı senkronize ettiğinizde sınırlarınızın alabildiğine genişlediğini farkedebilir, yaşamın tadını daha fazla çıkarabilirsiniz.

Bizi izlemeye devam edin!

Ahmet Aksoy

 

Nov 192012
 
1,105 views

İlk başlarda atölyeye  ilgi oldukça yüksek olmakla beraber, bilfiil katılanlar beklediğimiz kadar fazla değildi. Atölyeyi kaçıranlar, neler kaçırdıklarını asla bilemeyecekler.

Çalışmamızda, konuya uzak kişilerde EFT Direnci”nin genellikle yüksek olmasının etkisini uzun uzadıya değerlendirdik.

Katılımcı sayısı az olunca, çözüme yönelik uygulamaları ön plana çıkarmak mümkün oldu. İki arkadaşımızla doğrudan kişisel sorunları üzerinde çalıştık ve bu çalışmalardan birini de  video olarak kayda aldık. Ölümlü bir kazaya şahit olan arkadaşımızla ilgili Tepeleme uygulamasını içeren bu videoyu önümüzdeki günlerde sizlerle de paylaşacağız.

Diğer çalışmamızda ise arkadaşımızın temel sorunlarını peş peşe çözümledik. Hem standart tepeleme uygulamaları yaptık, hem de Temporal Tepeleme yöntemiyle sınırlayıcı inançlarını yeniden düzenledik. Bilinçaltı Sorgulama yöntemiyle bilinçli zihin ile bilinçaltının senkronize çalışmasını sağladık. Çalışmayı tamamlandığımızda hem mutluluk, hem de şaşkınlık vardı.

Siz de Tepeleme Teknikleriyle ister başlangıç, isterse uzmanlık düzeyinde ilgileniyor ve bu konuda kendinizi geliştirmek istiyorsanız bizi hemen arayabilirsiniz! Hem birlikte sorunlarınıza çözümler bulabiliriz, hem de  Tepeleme yönteminin inceliklerini uygulamalı olarak öğrenmeniz mümkün olur.

EFT – Tepeleme Sisteminin gücünü farkedince bir yandan şaşıracak, öte yandan da bu yöntemi daha önce öğrenmemiş olmanıza hayıflanacaksınız…

Bizi aramak isterseniz: 0216 450 5784

Ahmet Aksoy

Gamet Gelişim EFT-Tepeleme

 

Nov 042012
 
1,962 views

(Aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni Sayı-3‘te yayınlanmıştır.)

Amfiteatr

Hooponopono, Huna isimli eski bir Hawai uygulamasından günümüz şartlarına uyarlanmıştır.

Dr Ihaleakala Hew Len’in düşüncesine göre  (http://hooponopono.org/index.htm)
Ben yaşantımı ve ilişkilerimi aşağıdaki anlayışa göre oluştururum:
1- Fiziksel evren, düşüncelerimin gerçekleşmesidir (actualization).

2- Eğer düşüncelerim kanserli ise, bunlar kanserli bir fiziksel gerçeklik yaratacaktır.

3- Eğer düşüncelerim olgunlaşmış ve kusursuzsa, onlar SEVGİ ile ışıldayan bir gerçeklik yaratır.

4- Ben, yaratmış olduğum fiziksel evrenden %100 sorumluyum.

5- Ben hastalıklı bir gerçeklikteki kanserli düşüncelerin iyileştirilmesinden %100 sorumluyum.

6- Dışarıda herhangi bir şey yoktur. Her şey benim zihnimdeki düşünceler halinde var olur.

Konuyla ilgili diğer ayrıntıları yukarıdaki siteden veya başka kaynaklardan edinebilirsiniz.

Ben, hooponopononun ayrıntılarına girmek yerine, pratik bir uygulama aracını sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yöntemi, EFT-Tepeleme uygulamalarınızın yanısıra kullanabilirsiniz.

Önemli olan nokta şudur: Biz, sadece kendimizi değiştirme gücüne sahibiz. Kendimizi değiştirdiğimizde, çevremiz de bundan etkilenir. Biz kenimizi iyi hissediyorsak, çevremize de bu duyguyu aktarırız. Bu nedenle değişimin odağına “başkalarını” değil, “kendimizi” koyalım!

Amfiteatr Yöntemi ile Hooponopono

1. Gözlerini kapat. Gevşe ve rahatla. Gözlerinin önünde büyük bir amfiteatr canlandır. Öylesine büyük olsun ki, seninle bağlantılı olan tanıdığın ve tanımadığın, yaşayan ve ölmüş herkesi içine alabilsin. Etraf biraz karanlık olsun. Sen, aşağıdaki aydınlatılmış sahnenin ortasında dur. Herkes seni görebilsin ve söylediğin her şeyi duyabilsin.
Amfiteatrdaki herkesin alnındaki üçüncü gözün altın rengi bir ışıkla parladığını imgele. Sana en yakın olanların ışığı daha parlak olsun. Aşağıdan yukarıya doğru baktığında bu ışıkları karanlığın içinde ışıldayan yıldızlar olarak gör.

2. Kendiliğinden senin yanına gelen olmazsa, ışığı en fazla parlayan kişiyi sahneye çağır.

3. Karşındaki kişiye şunu sor: “Olabileceğim en mükemmel kişi haline dönüşebilmem için bana yardımcı olur musun?” Eğer olumsuz veya belirsiz bir yanıt alırsan, o kişinin tekrar eski yerine dönmesini rica et ve ikinci aşamaya geri dön. Net olarak “Evet” yanıtı alırsan, bir sonraki aşamaya geç.

4. Karşındaki kişiyle göz göze gelin ve birbirinize şu cümleleri içtenlikle söyleyin:

1. Seni seviyorum
2. Senden özür diliyorum
3. Seni affediyorum
4. Seni özgür bırakıyorum

5. Karşındaki kişinin üçüncü gözündeki ışığın yavaşça zümrüt yeşiline döndüğünü gör. Birbirinize gülümseyin. Sonra o yavaşça yerden yükselsin ve bir ışık bulutunun içinde kaybolsun. Ama onun hep orada olduğunu ve herhangi bir nedenle gereksinim duyarsan, hemen yanında olacağını bil ve bunu hisset!

6. Tekrar 2 nolu aşamaya dön ve tribünlerde bulunan herkes için aynı işlemi yap.

Herkesi aynı çalışma sırasında mutlaka çağırmak zorunda değilsin.
Yorulduğunda ya da “bu kadarı yeter” diye düşündüğünde, çalışmayı bırakabilirsin.

Kendini ve koşulları gereksiz yere zorlama. Herşeyin doğal bir akış içinde gerçekleşmesine izin ver. Sana ne kadar zarar vermiş olursa olsun, karşındakini affetmenin büyüklüğünü ve yüreğindeki ferahlamayı yaşa! Buna izin ver!

İhtiyaç duyduğunda kendini de çağır! En başta kendini affetmen ve kendini olduğun gibi kabullenmen gerektiğini asla unutma!

Ahmet Aksoy