?> yazarlık arşivleri - Kişisel Gelişim
Jul 052014
 
1,134 views

Hem Eğlen, Hem Şiir Yaz – Haiku Zincirleri

haiku-zinciriBir kaç hafta önce, Haiku Panosu grubumuzda çok güzel bir çalışma başlattık: Haiku Zinciri.

Bildiğiniz gibi haiku, sadece 3 satırlık minimal bir şiirdir. İlk dizesi beş, ikinci dizesi yedi ve son dizesi yine beş heceliktir. Toplam onyedi heceden oluşur.

Bir Haiku Zincirinde şairlerden biri ilk haikuyu yazar. Bir diğer şair, ondan önceki şairin yazdığı haikunun beş hecelik son dizesini olduğu gibi alır ve kendi yazacağı haikunun ilk dizesi yapar. Kalan iki dizeyi kendisi tamamlar ve bu haikuyu yeni bir halka olarak zincire ekler. Sonra farklı bir şair yazılan son dizeyi kendi haikusunun ilk dizesi haline getirir ve bu böyle devam eder.

Zincirin yeni halkalarını kimin yazacağı konusundaki çakışmaları en aza indirgemek, yöneticinin görevidir. Buna rağmen oluşan ufak tefek çakışma kazalarında da şairlerden biri kendi haikusunu geri çeker.

Zincir yöneticisi, eklenen haikuları düzenler ve bir araya getirir. Zincirin kapatılması görevi de Zincir yöneticisine aittir. Kapatma halkasının son dizesi, zincirin ilk dizesi ile aynıdır. Böylece zincir tamamlanmış olur.

Onaltı halkalık ilk zincirimiz şöyleydi: (Bazı kuralları bu ilk denemeden sonra oluşturduk)

Haiku Zinciri – 1
16 Halka
1
yeşil sarmaşık
tırmanır düz duvara –
yaramaz çocuk (ahmet aksoy – 21.06.14)
2
yaramaz çocuk
bilyelere sevdalı
kitaplara küs (tülin yönter-21.06.14)
3
kitaplara küs
minik kağıt güvesi
şimdi nerede (tülin yönter-21.06.14)
4
şimdi nerede
fener alaylı günler
bayramlar yitik (tülin yönter-21.06.14)
5
bayramlar yitik
kahkahalar mapusta
güneş hep solgun (tülin yönter-21.06.14)
6
güneş hep solgun
o soğuk iklimlerde
yıldızlar kayıp (tülin yönter-21.06.14)
7
yıldızlar kayıp
kadim gök atlasında
karlı fırtına (ahmet aksoy-22.06.14)
8
karlı fırtına
ısıtır köy evini
maşinga soba (s.sincik.22.06.14)
9
maşinga soba
çocukluk kışlarından
bir çiçek dalı (ahmet aksoy 22.06.14)
10
bir çiçek dalı
sevgilinin elinden
ilkbahar geldi (feride serin-22.06.14)
11
ilkbahar geldi
ardından deli yağmur
yaz gitti gider (tülin yönter-22.06.14)
12
yaz gitti gider
peşinde çiçeklerin
meyve bahçesi (ahmet aksoy-23.06.14)
13
meyve bahçesi
vurgundur dolulardan
mahzun çiftçiler…(s.sincik-23.06.14)
14
mahzun çiftçiler
sağanaklar beklerken
dolular indi (tülin yönter-23.06.14)
15
dolular indi
hazanı bekler bahçe
meyvesiz ağaç…(s.sincik.23.06.14)
16
meyvesiz ağaç
eski bir düşü görür
yeşil sarmaşık (ahmet aksoy-23.06.14)

(Diğer zincirlere: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/ adresinden ulaşabilirsiniz. )

Bunlar, çok zevkli çalışmalar oldu. Ve hepimize çocukça heyecanlar yaşattı.

Zincirleri okuyanlar da farklı şairlerin peş peşe yarattıkları duygu ve kavram iniş çıkışlarının onlara bambaşka bir haz verdiğini söylüyorlar.

Haiku Zinciri yöntemi, özellikle çocuklara haiku öğretmek açısından çok yararlı ve eğlenceli bir araç olabilir. Hatta yetişkinler için bile…

Ancak, her şeyde olduğu gibi, bu çalışmaların da dozunun iyi ayarlanması gerekir.

Çünkü zincirleri fazla uzatmak yorucu oluyor. Örneğin ellibeş halkalık dördüncü zincirimiz hepimizi (özellikle yönetici olarak beni 🙂 ) epeyce yordu. Bu yüzden, bu zincirlerin uzunluğunu 16-24 halka ile sınırlamakta büyük yarar var.

Haiku Zinciri kurallarını şu şekilde özetleyebiliriz:
1- Haikular 5+7+5 veya kısa+uzun+kısa yöntemine uygun olarak yazılır.
2- İçerik açısından mutlaka klasik haiku kurallarına uymak zorunluluğu yoktur, ama uyulması tercih edilir.
3- İçerik haiku veya senryu kurallarına uygun olabilir. İtiraz olmazsa, kural dışı dizelere de izin verilebilir. Biçim daha ön plandadır.
4- Zincir başındaki hariç, her halka, bir önceki halkanın son dizesiyle başlar.
5- Halkaların başına halka numarası yazılır.
6- Her halkanın en son dizesinin yanına parantez içinde halkayı yazan şairin adı, yazılış tarihi ve saati yazılır.
7- Aynı kişi kendi halkasına ekleme yapamaz. Araya en azından bir başka şair bir halka eklemelidir. (Eğer zinciri başlatan ve kapatan kişi yönetici ise, kapatma-başlangıç halkasında bu kural uygulanmaz.)
8- Bir zinciri kapatmak için 3 gün beklenir veya ortaklaşa kapatma kararı verilir.
9- Zinciri kapatmayı yönetici yapar.
10- Kapatılan zincirin başlığında, zincirin kapandığı belirtilir.

Sizler de katılımcı veya izleyici olarak aramıza katılmak isterseniz, https://www.facebook.com/groups/haikupanosu/ adresindeki Haiku Panosu grubumuza gelin.

ahmet aksoy

Haiku Zincirleri: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/

Jul 032014
 
976 views

Haiku ve ARG Yöntemi

haiku bashoHerhangi bir öykü metnini çeşitli yöntemlerle yazabilirsiniz.

Bunlardan biri de (ARG) Anlatma Resmini Göster yöntemidir.

ARG yöntemiyle yazılan metinlerde fazla bir şey anlatılmaz. Asıl vurgulanan, okuyucunun duyu organlarını tetiklemeye yönelik görsel, işitsel, dokunsal betimlemelerdir. Bu yöntemde duygular tarif edilmez. Sadece bu duygulara neden olan durumun duyu organları üzerindeki yansımaları dile getirilir.

Haiku öğretmez, anımsatır.
Haiku anlatmaz, gösterir.

Yazının tamamı için tıklayın

Mar 142014
 
1,712 views

Etkileyici Bir Blog Yazarı Olmak

blogDaha bir jenerasyon öncesinde bile yazarlık yapmak hiç te kolay değildi. Asıl zorluk yazmakta değil, onu yayınlatacak bir araç bulmaktaydı.

Günümüzde Yazarlık

Günümüzdeyse bir amatör olarak yazılar yazıp yayınlamak çok kolay hale geldi. Bunun için ne beklemeye, ne de herhangi bir mali risk üstlenmeye gerek var. Açın bir blog, başlayın yazmaya…

İşin bu tarafı gerçekten de bu denli kolay artık.

Buna karşılık, yazdıklarınızın okunmasını sağlamak ve giderek artan bir okuyucu kitlesi edinmek istiyorsanız, işler biraz çatallaşmaya başlıyor.

Okuyucu Bulmak ve Koruyup Geliştirmek

Eğer beğenilen ve izlenen bir blog yazarı olmak istiyorsanız, üstesinden gelmeniz gereken bazı sorunlar var:

  • Blogunuzu tanıtmak
  • Yazılarınızı insanlara ulaştırmak
  • Okuyucunun ilgisini çekmek
  • Okuyucuda yeni yazılarınıza ulaşmak için istek uyandırmak
  • Yazılarınızın kalitesini korumak ve geliştirmek

Belki siz de benim gibi şu soruyu kendinize sormuşsunuzdur: Niçin bazı blogların çok sayıda sadık izleyicisi varken, bazıları neredeyse hiç ziyaret edilmiyor?

Bu sorunun yanıtı hiç te kolay değil. İzleyen yazılarımda bu konuları da bölümler halinde ele alacağım, merak etmeyin! Şimdilik, etkili bir blog yazısının nasıl olması gerektiğini biraz daha açmaya çalışayım.

Bildiğiniz gibi, günümüz okuru zamanla yarışıyor. Çünkü sizin yazınızdan başka onun ilgisini çekebilecek milyonlarca rakip var.

WordPress İstatistikleri

Sadece wordpress ile ilgili bir kaç rakam vereyim:

  • Dünya üzerindeki aktif wordpress kullanan site sayısı: 76,744,521
  • Haftalık okuyucu sayısı: 409 milyon kişi
  • Haftalık okunan sayfa sayısı: 13.1 milyar sayfa
  • Her ay eklenen yazı sayısı: 38.7 milyon yazı

İşte bu rekabet ortamında, bu yüzden çarpıcı olmak zorundasınız. Bunun ilk adımı ise çarpıcı, dikkat çeken bir başlık kullanmak ve mümkünse çarpıcı görsellerden yararlanmaktır.

Diyelim ki okuyucu adayının ilgisini çekmeyi başardınız.

İkici adımda bu ilgiyi korumak ve merak uyandırarak geliştirmeniz gerekir.

Sabırsız biriyle konuşurken nasıl konuşuyorsunuz? Elbette kısa ve anlaşılır cümleler kullanarak. Siz de böyle yapmalısınız. Ve işte burada, işler biraz daha karışmaya başlıyor.

“Anlaşılır olmak!…”

Oysa insanlar gördükleri veya işittikleri aynı sözcüklerden aynı anlamı çıkar(a)mıyor. Üstelik bu, onların suçu değil.

Niçin?

İnsanların Algılama Sistemleri

Çünkü insanların sözcükleri algılama yeteneği, onların biyolojik ve genetik algılama sistemleriyle ilintili. Eğitim, elbette önemli ama, genetik ve biyolojik sınırlar çok daha etkili.

Bazı insanların görsel algısı ağır bastığı için onların anlayacağı cümlelerde görsel nesnelerden bahsetmeli ve görsel eylemleri dile getirmelisiniz. Çünkü onların zihinlerindeki kavrama merkezinde görsel imgeler ağırlıktadır. “Gençlerin bakışlarındaki pırıltı, onların aydınlık, pırıl pırıl bir geleceğe inandıklarını gösteriyor…” Görsel bir okuyucu bu cümlenin anlamını hemen içselleştirebilir. Çünkü bu cümlenin içinde geçen kelimelerin bir çoğu görsel nitelik taşıyor.

Oysa işitsel bir okuyucunun aynı cümleyi rahatça kavraması için şöyle bir düzenleme gerekir: “Gençlerin sessiz çığlığı, gelecekte tek bir ağızdan söyleyecekleri türküleri çağırıyor.” İşitsel okuyucular için işitsel sözcükleri daha fazla kullanırsanız, sesinizi onlara daha kolay duyurursunuz.

Ya dokunsallar? Onlar için görme veya işitme duyularına yüklenen veriler yeterince etkili olmaz. Onlar için cümlemizi belki de şöyle kurmamız gerekebilir: “Yerlerinde duramayan gençler, lerinden taşan enerjiyle geleceğe doğru koşar adım gitmek için sabırsızlanıyor.”

Oysa her bir okuyucunun algılamasının bu gruplardan hangisine uyduğunu kestirmek hiç te kolay değil. En kestirme çözüm, hepsine birden aynı anda hitap edebilmek… Ama bunu, sözü çok fazla uzatmadan yapmak.

Burada basit bir bilgi yararlı olacaktır.

İstatistiklere göre insanların

  • % 70 kadarı görsel,
  • % 20 kadarı işitsel ,
  • % 10 kadarı dokunsal

algılama grubuna girmektedir.

Elbette sadece tek bir gruba girecek hiç kimse bulamayız. Herkeste farklı oranlarda bu duyusal yatkınlıklar bir arada bulunur. Sadece ağırlıkları farklıdır. Eğer biz de kullandığımız sözcükleri bilinen oranlara uygun şekilde seçmeye özen gösterirsek, ortak bir dili yakalama şansını da elde etmiş oluruz.

Bir İpucu

Bir ipucu daha vereyim: başkalarına ulaşmak için uygun yöntemleri geliştirirken, öncelikle kendi ifade yönteminizi belirlemeniz yerinde olur. Bu amaçla eski yazılarınızdan bir örneği, ya da herhangi bir konuda çalakalem yazdığınız bir örneği kullanabilirsiniz. Boş bir sayfayı düşey üç bölüme ayırın ve yazıyı okumaya başlayın. Görme duyunuza hitap eden her sözcük için ilk kolona birer işaret koyun. İşitme duyunuza hitap edenler için ikinci kolona; hareket veya dokunma duyunuza ilişkin sözcükler için de üçüncü kolona birer işaret koyun.

İşlemleri tamamladığınızda her bir kolondaki işaretleri sayın ve bulduğunuz bu üç sayıyı birbiriyle toplayarak genel toplamı hesaplayın. Şimdi de kolon toplamlarını ayrı ayrı100 ile çarpın ve her birini genel toplam sayısına bölün. Hesapladığınız bu 3 sayı, kabaca duyularınızı kullanma yüzdelerinizi verecektir.

Örnek

Diyelim ki bulduğunuz sözcük dağılımı şöyle olsun:
Görsel: 45 sözcük
İşitsel: 14 sözcük
Dokunsal: 8 sözcük
Toplam= 45+14+8=67
Görsel oranı= 45×100 / 67 = 67
İşitsel oranı= 14×100 / 67 = 21
Dokunsal oranı= 8×100 /67 = 12

Eğer genel ortalamalara uygun rakamlar elde ettiyseniz işiniz kolay demektir. Çünkü doğaçlama yazdığınızda da büyük olasılıkla sözcüklerinizi bu dağılıma uygun şekilde kullanacaksınız. Ancak işitsel veya dokunsal özellikleriniz ağır basıyorsa, kullandığınız görsel sözcüklerin sayısını arttırmanız gerekebilir.

Bu konudaki yazılarıma devam edeceğim. Yaratıcı Yazarlık ve Hipnotik Yazım Teknikleri konulu yazılarımı da takip etmenizi öneririm. Ve eğer bu yazımdan yararlandığınız düşünüyorsanız, lütfen, beğendiğinizi vurgulamayı unutmayın. Çünkü bu tür beğeniler, hem size uygun yazılar üretmem için beni motive edecek, hem de bu yazıların etkinliğini sayısal olarak ölçmemize yardımcı olacaktır.

Eğer yukarıdaki yazıya eklemek istediğiniz yeni düşünceleriniz veya paylaşmak istediğiniz deneyimleriniz varsa lütfen aşağıdaki yorum alanına ekleyin.

Beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Etkileyici Bir Blog Yazarı Olmak

Kaynaklar:
http://mebk12.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/35/07/967769/dosyalar/2014_02/02101453_ogrenmesitilleriaratrma.pdf
http://ffeathers.wordpress.com/2013/06/23/how-to-write-effective-blog-posts/
http://nostroviawriting.wordpress.com/2013/01/13/how-to-write-effective-blog-posts-for-poets-and-writers/

Mar 072014
 
2,018 views

Yazma Korkusu Olanlar İçin Pratik İpuçları

Zihniniz karmakarışık bir kağıt sepeti gibi dolu, anlatmak istediğiniz yüzlerce konu var.

Ama kağıdın başına, ya da klavyenin önüne oturduğunuzda beyniniz birden boşalıyor, sözcükler zihninizden tehlikeyi sezmiş karıncalar gibi kaçışıyor mu? Yoksa “Nasıl olsa yine yazamayacağım!” deyip, denemekten bile vaz mı geçiyorsunuz?

Yazma korkusu

Foto: netdna.copyblogger.com

Kimbilir, belki de işinizin önemli bir bölümü zaten yazı yazmakla ilgili. Ama artık kendinizi tıkanmış, tükenmiş mi hissediyorsunuz? İlham periniz sizi terk mi etti?

Umarım “yazma korkusu” -writer’s block- noktasına gelmemişsinizdir. Eğer geldiyseniz, bu yazıda ele alacağım yöntemler size yeterince yarar sağlamayabilir. Sizin öncelikle bu korku ile yüzleşmenizi öneriyorum. Biliyor veya bilmiyor olabilirsiniz ama, korkulardan kurtulmak, korkulduğu kadar zor değildir.(*)

İster yeni başlıyor olun, ister deneyimli bir yazar olun, kendinize özgü stratejiler ve yöntemler kullanmak zorundasınız.

– Değişime ve gelişime açık ol: Öncelikle değişime ve gelişime açık olun. Yoksa kaçınılmaz olarak aşınır, tükenir ve sıradanlaşırsınız. Kendinizi geliştirmeyi, öğrenmeyi asla bırakmayın. Bunun için de okuyun, okuyun, okuyun! Hem de her türlü yazıyı!

– Yazmaya başlamadan önce yazının haritasını çiz: Düşünce haritası, kavram haritası, zihin haritası, listeleme gibi araçlardan yararlanarak konuya ait temel bileşenleri ve bunların ilişkilerini ortaya çıkarın.

– Yazarken düzeltme yapma: Yazma eylemi sırasında düşünce akışını aksatacak her türlü davranıştan uzak durun. Düşüncelerinize, kağıda veya ekrana dökülen sözcüklere müdahale etmeyin. Her şeyi olağan akışına bırakın. Düzeltme işlemleri tamamiyle başka bir aşamadır.

– Yazı taslağını düzeltmeye geçmeden önce ara ver: Yazı taslağınızı tamamladıktan sonra bir kenara kaldırın. Zihninizden o konuyu uzaklaştırın. Başka şeylerle ilgilenin. Düzeltme işlemine bir kaç saatten önce geçmeyin. Bu süreyi bir kaç güne kadar uzatabilirsiniz. Hem yazar, hem de editör şapkalarınızı aynı anda takmayın.

– Taslak aşamasında sözcüklere takılma: Doğru sözcüğü bulamadıysanız bile üstünde durmayın, gerekirse yerini boş bırakın. Gerekiyorsa kısa bir açıklama ekleyin. Dilbilgisi kurallarına, noktalamalara takılmayın. Yazma akışkanlığını engellemekten kaçının.

– Anlatma Resmini Göster (ARG): Eğer akademik bir makale, bir ders kitabı veya teknik içerikli bir yazı yazmıyorsanız, doğrudan anlatmak yerine okuyucunun duyularını ve duygularını işin içine sokun. Nasıl hissetmeleri gerektiğini söylemeyin, sadece bu duyguya yol açacak davranışları resmedin, yazınıza ses, koku, tat, hareket ve renk ekleyin.

– Kesintisiz çalışma zamanları oluştur: İster sabahın köründe, ister günün ortasında, ister gecenin bir yarısında olsun, telefonunuzun çalmayacağı, acil ama önemsiz nedenlerle bölünmeyecek bir “yazma zamanı” tanımlayın. Bu zamanı sadece yazmak için ve kesintisiz olarak kullanın.

– Alıştırma amacıyla her konuda yaz: Yazı alanınız tanımlı dar sınırlar içinde olsa bile, alıştırma amacıyla değişik konularda da yazılar üretin. Her yazdığınızı yayınlamak zorunda değilsiniz. Bu çalışmalar sizi zinde tutacak, üretkenliğinizi ve yaratıcılığınızı destekleyecektir.

Yazarlık ile ilgili yazılarımızın devamı da gelecek.
Beğendiğiniz yazılarımı “beğendim” olarak işaretleyin ve beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

(*) : EFT – Tepeleme bu konuda size yardımcı olabilir. Bizi arayın. Kardeş sitemizdeki EFT – Tepeleme konulu diğer yazılarımızı okuyun.