?> YAŞAMIN ARTILARI arşivleri - Kişisel Gelişim
Jul 052014
 
1,185 views

Hem Eğlen, Hem Şiir Yaz – Haiku Zincirleri

haiku-zinciriBir kaç hafta önce, Haiku Panosu grubumuzda çok güzel bir çalışma başlattık: Haiku Zinciri.

Bildiğiniz gibi haiku, sadece 3 satırlık minimal bir şiirdir. İlk dizesi beş, ikinci dizesi yedi ve son dizesi yine beş heceliktir. Toplam onyedi heceden oluşur.

Bir Haiku Zincirinde şairlerden biri ilk haikuyu yazar. Bir diğer şair, ondan önceki şairin yazdığı haikunun beş hecelik son dizesini olduğu gibi alır ve kendi yazacağı haikunun ilk dizesi yapar. Kalan iki dizeyi kendisi tamamlar ve bu haikuyu yeni bir halka olarak zincire ekler. Sonra farklı bir şair yazılan son dizeyi kendi haikusunun ilk dizesi haline getirir ve bu böyle devam eder.

Zincirin yeni halkalarını kimin yazacağı konusundaki çakışmaları en aza indirgemek, yöneticinin görevidir. Buna rağmen oluşan ufak tefek çakışma kazalarında da şairlerden biri kendi haikusunu geri çeker.

Zincir yöneticisi, eklenen haikuları düzenler ve bir araya getirir. Zincirin kapatılması görevi de Zincir yöneticisine aittir. Kapatma halkasının son dizesi, zincirin ilk dizesi ile aynıdır. Böylece zincir tamamlanmış olur.

Onaltı halkalık ilk zincirimiz şöyleydi: (Bazı kuralları bu ilk denemeden sonra oluşturduk)

Haiku Zinciri – 1
16 Halka
1
yeşil sarmaşık
tırmanır düz duvara –
yaramaz çocuk (ahmet aksoy – 21.06.14)
2
yaramaz çocuk
bilyelere sevdalı
kitaplara küs (tülin yönter-21.06.14)
3
kitaplara küs
minik kağıt güvesi
şimdi nerede (tülin yönter-21.06.14)
4
şimdi nerede
fener alaylı günler
bayramlar yitik (tülin yönter-21.06.14)
5
bayramlar yitik
kahkahalar mapusta
güneş hep solgun (tülin yönter-21.06.14)
6
güneş hep solgun
o soğuk iklimlerde
yıldızlar kayıp (tülin yönter-21.06.14)
7
yıldızlar kayıp
kadim gök atlasında
karlı fırtına (ahmet aksoy-22.06.14)
8
karlı fırtına
ısıtır köy evini
maşinga soba (s.sincik.22.06.14)
9
maşinga soba
çocukluk kışlarından
bir çiçek dalı (ahmet aksoy 22.06.14)
10
bir çiçek dalı
sevgilinin elinden
ilkbahar geldi (feride serin-22.06.14)
11
ilkbahar geldi
ardından deli yağmur
yaz gitti gider (tülin yönter-22.06.14)
12
yaz gitti gider
peşinde çiçeklerin
meyve bahçesi (ahmet aksoy-23.06.14)
13
meyve bahçesi
vurgundur dolulardan
mahzun çiftçiler…(s.sincik-23.06.14)
14
mahzun çiftçiler
sağanaklar beklerken
dolular indi (tülin yönter-23.06.14)
15
dolular indi
hazanı bekler bahçe
meyvesiz ağaç…(s.sincik.23.06.14)
16
meyvesiz ağaç
eski bir düşü görür
yeşil sarmaşık (ahmet aksoy-23.06.14)

(Diğer zincirlere: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/ adresinden ulaşabilirsiniz. )

Bunlar, çok zevkli çalışmalar oldu. Ve hepimize çocukça heyecanlar yaşattı.

Zincirleri okuyanlar da farklı şairlerin peş peşe yarattıkları duygu ve kavram iniş çıkışlarının onlara bambaşka bir haz verdiğini söylüyorlar.

Haiku Zinciri yöntemi, özellikle çocuklara haiku öğretmek açısından çok yararlı ve eğlenceli bir araç olabilir. Hatta yetişkinler için bile…

Ancak, her şeyde olduğu gibi, bu çalışmaların da dozunun iyi ayarlanması gerekir.

Çünkü zincirleri fazla uzatmak yorucu oluyor. Örneğin ellibeş halkalık dördüncü zincirimiz hepimizi (özellikle yönetici olarak beni 🙂 ) epeyce yordu. Bu yüzden, bu zincirlerin uzunluğunu 16-24 halka ile sınırlamakta büyük yarar var.

Haiku Zinciri kurallarını şu şekilde özetleyebiliriz:
1- Haikular 5+7+5 veya kısa+uzun+kısa yöntemine uygun olarak yazılır.
2- İçerik açısından mutlaka klasik haiku kurallarına uymak zorunluluğu yoktur, ama uyulması tercih edilir.
3- İçerik haiku veya senryu kurallarına uygun olabilir. İtiraz olmazsa, kural dışı dizelere de izin verilebilir. Biçim daha ön plandadır.
4- Zincir başındaki hariç, her halka, bir önceki halkanın son dizesiyle başlar.
5- Halkaların başına halka numarası yazılır.
6- Her halkanın en son dizesinin yanına parantez içinde halkayı yazan şairin adı, yazılış tarihi ve saati yazılır.
7- Aynı kişi kendi halkasına ekleme yapamaz. Araya en azından bir başka şair bir halka eklemelidir. (Eğer zinciri başlatan ve kapatan kişi yönetici ise, kapatma-başlangıç halkasında bu kural uygulanmaz.)
8- Bir zinciri kapatmak için 3 gün beklenir veya ortaklaşa kapatma kararı verilir.
9- Zinciri kapatmayı yönetici yapar.
10- Kapatılan zincirin başlığında, zincirin kapandığı belirtilir.

Sizler de katılımcı veya izleyici olarak aramıza katılmak isterseniz, https://www.facebook.com/groups/haikupanosu/ adresindeki Haiku Panosu grubumuza gelin.

ahmet aksoy

Haiku Zincirleri: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/

Aug 282012
 
1,366 views

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

(Aşağıdaki yazı, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.)

Kaslarımız ve kemiklerimiz

  • Yüzümüzde 60 ayrı kas bulunur.
  • Gülümserken sadece 17 kasımızı kullanırız. Oysa somurtmak için 43 ayrı kasın çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu yüzden, uzun süre somurtmak yorucu olur. Gülümseyin!
  • Bebekler ilk doğduklarında vücutlarında tam 300 kemik bulunur. Yetişkinlerde bu sayı 206’ya düşer.
  • Sabahları, gece yatmadan önceki boyumuza kıyasla 1 santimetre kadar daha uzun oluruz. Ayakta kaldığımız süre boyunca boyumuz giderek kısalır.
  • Boyutu ile kıyaslandığında vücudumuzdaki en güçlü kas, dilimizdir.
  • Vücudumuzdaki en sert kemik, çene kemiğidir.
  • Tek bir adım atabilmek için bile 200 ayrı kasımızı kullanırız.
  • Vücudumuzda, kendini onaramayan tek parça, diştir.
  • Kemiklerimiz ağırlığı dikkate alındığında, çelikten daha dayanıklıdır.
  • Vücudumuzdaki 206 kemiğin 52’si bacaklarımızda yer alır.
  • Gamzeler, derinin kaslara bağlandığı yerlerdir.
  • İnsan saçı ve tırnaklar ölümden sonra da uzamaya devam eder.
  • Vücudumuzda, kemiklere bağlı 600’den fazla kas vardır.
  • Kıkırdak dokusunun büyümesi hiç durmaz (Burun ve kulaklar ömür boyu büyümeye devam eder)
  • Vücudumuzdaki en büyük kemik, kalça kemiğidir. O da birbirine sıkıca kenetlenmiş altı parçadan oluşur.
  • En uzun kemik uyluk (femür) kemiğidir. Uzunluğu, yaklaşık boyumuzun dörtte biri kadardır.
  • En küçük kemiğimiz iç kulakta bulunur. Neredeyse bir pirinç tanesi kadardır.
  • Vücudumuzdaki eklemsiz tek kemik boğazımızda bulunur.
  • Kafatasımızda 29 kemik vardır.
  • Yüzümüzdeki kemik sayısı 14’tür.
  • Yetişkinlerin kemik kütlesi vücudun yaklaşık %14’ü kadardır.
  • El tırnaklarımız, ayak tırnaklarımızdan 4 kez daha hızlı uzar

 

Aug 182012
 
1,413 views

Bunları Biliyor muydunuz? – 6

(Aşağıdaki yazı, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır.)

İnsan Gözü

İnsan Gözü

Ortalama bir insanın gözü

  • 28 gramdır.
  • Tipik bir gözün yarıçapı 12 milimetredir
  • Sağlıklı bir göz uygun koşullarda 25 kilometre uzaktaki bir mum ışığını görebilir.
  • Sağlıklı bir göz, gri rengin 500 farklı tonunu ve 10 milyon rengi ayırdedebilir.
  • İnsan vücudunda kan damarları içermeyen tek canlı doku, gözdeki kornea dokusudur.
  • Göz, beyinden sonraki en karmaşık organdır.
  • Erkeklerde renk körlüğüne kadınlara kıyasla 10 kez daha sık rastlanır.
  • Kirpiklerin ortalama ömrü 5 aydır.
  • Göz bir saniye içinde 50 farklı nesneye odaklanabilir.
  • Retinada hareketi ve gri tonlarını algılayan 120 milyon çubuk, ayrıntıları ve renkleri algılayan 8 milyon koni hücresi bulunur.
  • Görme eylemi sırasında beynin %50’si işin içine girer.
  • Doğumdan itibaren gözlerin boyutu, tüm yaşam boyunca neredeyse aynı kalır.
  • Her bir gözde 130 milyon algılayıcı bulunur.
  • Bir yetişkin ortalama olarak bir dakikada 10 ila 20 kez göz kırpar. Bir yılda bu sayı ortalama 4 milyon 200 bini bulur.
  • Çocuklar yetişkinlere oranla çok daha seyrek göz kırpar.
  • Dünya üzerinde karşıdan bakıldığında gözlerinin akı görünebilen insandan başka yaratık yoktur.
  • Bebekler, renk körü olarak doğarlar.
  • Doğduklarında bütün bebeklerin gözleri mavidir.
  • Parmak izlerinde 40 ayırdedici karakter varken, iris tabakasında bu sayı 256’yı bulur. Bu nedenle gelecekte göz taramaları çok daha yaygın olacaktır.
  • Çevremizden edindiğimiz bilginin %90’ı gözlerimiz aracılığıyla sağlanır.
  • Gözümüzün sadece altıda biri dış dünyaya açıktır.
  • Göz kaslarımız işlevsel olarak gerek duyduğu gücün 100 katına sahiptir.
  • Ekrandan okuma hızı genellikle kağıttan okumaya kıyasla %25 daha yavaştır.

 

Aug 182012
 
1,780 views

Yaşlı Bilgenin Atı

(Bu öykü, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır.)

Beyaz AtÖykümüz ünlü Çin düşünürü, Taoizm’in iki kurucusundan biri olan Lao Çu’nun (Lao Tzu) devrinde geçer. Lao Çu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış.

Efendim köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. Ama imparator bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki!.. İmparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı?” dermiş hep…
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok!
Köylüler ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak! Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.

İhtiyar, “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. Sadece ‘at kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.

Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. “Babalık” demişler.. “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var!”

“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?..”

Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden salak” diye düşünmüşler.

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

Köylüler gene gelmişler ihtiyara.

“Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın!”

İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş. “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile ülkeye saldırmış. İmparator son bir umutla eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yok gibiymiş. Giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes içten içe biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..

“Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer!”

“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu sadece Allah biliyor.”

Bir yol biter, yenisi başlar.

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış: “Acele karar vermeyin. O zaman sizin de hiç kimseden farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar, aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa yolculuk asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.

Hayat çetrefil bir yolculuktur. Güzergahı kimse bilmez. Acele karar vermek, ecele karar vermektir.

 

Aug 122012
 
1,440 views

(Bu yazılar Haftalık Kitap Postası Dergisinin 5. sayısında yayınlanmıştır.)

GİRİŞ

Bu sayımızda, size yeni bir sayfa sunuyoruz: “Yaşamın Artıları – Bardağın Dolu Tarafı”.

Bu sayfamızda yaşamın nabzını tutmamızı sağlayan çeşitli konulara küçük hatırlatmalar halinde değineceğiz.

Farkındalık, önem verdiğimiz konulardan biri.
Yaratıcı İmgeleme, bir diğer önemli konu.
Yaşamın içinden küçük ama çarpıcı örneklerimiz olacak.
Olumlama Bölümümüzde haftanın her günü için ayrı bir olumlama cümlesi vereceğiz.
Haftanın Ödevi bölümünde ise minik Farkındalık ödevlerimiz yer alacak.
Sizlerden sayfamızla ilgili öneriler, eleştiriler, değerlendirmeler bekliyoruz.
“Acaba bu hafta neler var?” Sorusuna yaşam kazandırmak için siz de elinizi uzatın!


UMUTSUZLUĞA DÜŞTÜĞÜNÜZ ZAMANLARDA BU ADAMI İZLEYİN!

“Benim adım Nick Vujicic.

Dünyayı dolaşmaktan, balık tutmaktan, golf oynamaktan ve yüzmekten hoşlanırım. Yaşamayı seviyorum.”

Nicholas James Vujicic, 4 Aralık 1982’de doğdu. Ender rastlanan ve adına tetra-amelia sendromu denilen bir rahatsızlık nedeniyle kolları ve bacakları olmadan dünyaya geldi. Çok zor bir çocukluk yaşadı. Okul arkadaşları onunla alay ettiler. Ama o yılmadı, içinden gelen sese kulak verdi. Şimdi Avustralya’da vaizlik ve Motivasyon konuşmacılığı yapıyor. Bütün dünyayı dolaşıyor ve milyonlarca insana, aslında ne kadar çok şeye sahip olduklarını farkettiriyor.

Vujicic, bir konuşmasında şöyle diyor:
“İnsanlar zaman zaman son derece umutsuz olduğu düşünülen durumlara düşebilir. Hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü olanak ve araçtan yoksun da kalabilir… 
Şimdi sizlere soruyorum:
-Örneğin, ben yere düştüğümde, 100 kere yeniden ayağa kalkmayı denesem ve 100 keresinde de başarısızlığa uğrasam, yeniden ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım olabilir mi?
-Sizce 101. denemeyi aklıma dahi getirmemeli miyim? Ne yazık ki benim böyle bir şansım yok! Yaşamımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa kalkmak zorundayım!”

Ya bizler? Yere kapaklandığımızda, hatta sadece ayağımız tökezlediğinde bu kadar sızlanmaya hakkımız var mı?

Not: Vujicic’in YouTube üzerinde yayınlanan çok sayıda videosu var. Bunları izlemenizi, hatta bir kaçını elinizin altında bulundurmanızı öneriyorum.

 

HAFTANIN OLUMLAMALARI

Olumlamalar, yaşamımız boyunca yüklendiğimiz olumsuz yönergelerin etkisini azaltmak üzere bilinçli olarak tekrarladığımız olumlu cümlelerdir. Bu cümleler, doğrudan bilinçaltına erişecek şekilde düzenlenir ve sadece olumlu ifadeler içerir.

Her hafta bu bölümde 7 farklı olumlama vereceğiz. Her gün için ayrı bir olumlama. Bu olumlamaları ilgili günlerde fırsat buldukça tekrarlayın. Mümkünse, yüksek sesle. Sabah uyku mahmurluğunu atmadan ve gece uyumadan hemen önce seslendirmeyi sakın unutmayın! ( Ancak, verdiğimiz olumlamalardan herhangi birini seslendirmek sizde güçlü bir tepki yaratıyorsa, büyük olasılıkla, o konuda bir dirence sahipsinizdir. Bu direnci ortadan kaldırmak için Temporal Tepeleme yöntemimizden yararlanabilirsiniz.)
Pazar : Duygularım benim denetimim altındadır
Pazartesi : Ben başarıya odaklıyım
Salı : Bilinçaltım gereken yanıtları bilir
Çarşamba : Ben barış ve huzur doluyum
Perşembe : Kendi yaşamımı şekillendirme özgürlüğüne sahibim
Cuma : Tabağıma doyacağım kadar yemek alırım
Cumartesi : Düşüncelerimi kendim denetlerim.

 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Ortalama bir insan beyni

  • Yaklaşık 1400 gramdır (Einstein’ın beyni sadece 1230 gramdı)
  • %75’i sudan oluşur
  • 100 milyar sinir hücresi (nöron) içerir (Dünya üzerindeki toplam nüfusun 15 katı ve Samanyolu galaksimizdeki yıldızların sayısı kadar)
  • Sinir hücrelerinin birbiriyle 100 trilyon bağlantısı (sinaps) vardır
  • Sinir hücrelerinin teorik bağlantı kapasitesi, bilinen evrendeki atom sayısından daha fazladır
  • Beyinde, sinir hücrelerinin yanısıra 100 milyardan daha fazla koruyucu glial hücreleri bulunur. Bu hücreler de birbiriyle haberleşebilir.
  • Bir sinir hücresi saniyede 200 elektriksel atım (impulse) gönderebilir
  • Sinirsel atımlar saniyede 360 kilometrlik hıza sahiptir
  • Sinir hücrelerinin toplam uzunluğu 780 bin kilometredir
  • Bünyedeki kanın %15’ini kullanır
  • Alınan oksijenin %25’ini kullanır
  • Vücudun ürettiği enerjinin %20’sini kullanır
  • Bazı sinir hücreleri (nöronlar) 2 metreden daha uzundur
  • Nöronların gebeliğin başlangıç dönemlerinde çoğalma hızları, dakikada 250 bin nörondur.
  • İnsan beynindeki kan damarlarının toplam uzunluğu yaklaşık 180 bin kilometredir.
  • İnsan beyninin sadece %10’unun kullanıldığı tezi bir şehir efsanesidir. Beyin, bir kaza sonucu işlevsiz hale gelen hücrelere bile hemen başka görevler atar.

 

GÖZ YANILMALARI

Eser: Octavio Ocampo – Meksika

 

HAFTANIN ÖDEVİ

Pek çok şey var ki, ancak yitirdikten sonra öneminin farkına varıyoruz. Üstelik yitirdikten sonra önemini kavradıklarımızın kat kat daha fazlasını da hiç fark etmiyoruz.

Dilimizde “bakar körlük” kavramıyla özetlenen “farkındasızlık” aslında doğal bir olgu. Eğer herşeyi bilinçli olarak görüp farkedebilseydik, yaşadığımız bilgi bombardımanı altında ezilip giderdik. Ancak, beynimizin bu filtreleme işlevi, zamanla alanını fazla genişletmeye başlayabiliyor. O hale geliyoruz ki, etrafımızda olup bitenleri neredeyse hiç farketmeyen biyolojik robotlara dönüşüyoruz.

İşte buna izin vermemek gerek! Bazan betonun çatlağından fışkıran küçücük bir çiçek, bazan ayağımıza sürtünen minik bir yavru kedi, rüzgarın taşıdığı güzel bir koku, ya da bir gece vakti uzaklardan kopup gelen ve adını bile bilmediğimiz bir yaban kuşunun çığlığı…

Eğer gözlerimiz körleşmiş, kulaklarımız sağırlaşmış ve hatta beynimiz düşünme işlevlerini yitirmeye başlamışsa, insan olma özelliklerimizin ve yaşama zevkimizin çoğu da avuçlarımızdan kayıp gidiyor demektir.

İşte bu nedenle beynimize ara sıra küçük ödevler vermek yerinde olur.

Bu hafta iki ödev birden veriyorum.

Ödev 1: Bu hafta evinize dönerken, her gün kullandığınız yolun dışındaki herhangi bir güzergahı kullanın. Ya da farklı bir araçtan yararlanın. Örneğin kendi aracınızı kullanıyorsanız, bu kez bir dolmuşa binmeyi deneyin. Ya da başka caddelerden, başka sokaklardan dolaşın.

Ödev 2: Çevrenizdeki mavi renkli şeylere dikkat edin. Bu renk bir duvar boyasında, bir balığın yüzgecinde, bir giysinin püskülünde, bir gün batımında, ya da eski bir bardağın yaldızında olabilir. Sadece bunun farkına varın. “İşte bu mavi!” deyin. Etrafınızda ne kadar çok mavi bulunduğunu, mavi tonlarının ne kadar fazla olduğunu farkedin.

İLETİŞİM
Tüm düşünce, dilek ve önerilerinizi bize iletebilirsiniz.
ahmetaksoy@gamet.com.tr
www.gamet.com.tr
0216 450 5784
0533 339 0959