?> yaratıcı yazarlık arşivleri - Kişisel Gelişim
Jul 072014
 
2,220 views

Haiku Şiiri ve Asal Sayılar

Asal gazları olduğu gibi, asal sayıları da severim. Takıntı düzeyinde olmasa da, bu sayılarla ilgili olgulara karşı daha seçici davranırım.

asal-sayilarDünkü haiku zinciri denememizden sonra bir şey dikkatimi çekti.
5 numaralı haiku zincirini 17. halkada kapatmıştım. Bunların her ikisi de asal sayılardı.
Sonra farkettim ki haiku ve tankalar da hep asal sayıdaki birimlerden oluşuyorlar.

Hece sayılarındaki temel birimler 5 veya 7. Ve her ikisi de asal sayı.
Haikunun toplam hece sayısı: 17. O da bir asal sayı.
Tankanın hece sayısı toplamı: 31. Bu da asal.
Dize sayıları da 2, 3 ve 5: Yani yine hepsi asal sayılar.

Tesadüf mü, yoksa bilinçli bir düzen mi var bilmiyorum ama, haikunun temellerinin asal sayılara göre atıldığı kesin gibi görünüyor!..

Daha önce de “ilk kez keşfettiğimi” zannettiğim konuların, pek çok kez, benden epeyce önce başkaları tarafından da farkedildiğini farkettiğim oldu. Bu nedenle bu kez aceleci davranmak istemedim ve interneti bu konuda araştırdım.

Haklıymışım! Aynı gözlemi yapıp, aynı soruyu soran ve aynı konuyu çeşitli biçimlerde ele alan bir sürü kaynak buldum. Yani haiku ile asal sayılar arasındaki ilişkiyi ilk keşfeden ben değilmişim. Olsun! Bu kaynaklardan da yepyeni bilgiler edindim.

Haiku, senryu, jisei : 5+7+5 = 17
Katauta: 5+7+7 = 19
Tanka, waka: 5+7+5+7+7 = 31

Öte yandan, yukarıdakiler kadar popüler olmayan ve asal sayıda bileşenden oluşmayan bir kaç japon şiiri biçemi daha varmış:
Mondo: 5+7 = 12
Choka: 5+7+5+5+7+5 = 34
Choka: 5+7+7+5+7+7 = 38
Bussokusekika: 5+7+5+7+7+7 = 38
Sedoka: 5+7+7+5+7+7 = 38
Bu şiir tiplerini ben de ilk kez duydum. (Aslına bakarsanız, katauta formunu da ilk kez duyuyorum.)

Japonların kültürel olarak sayılara, özellikle de asal sayılara büyük bir önem verdikleri biliniyor. Bunun, şiir formlarına yansıması da çok doğal.

Öte yandan şiir, matematikle iç içedir. Her zaman açıkça görülemese bile, şiirde, belli bir içsel düzene sahip olan, bazan da bunları döngüler halinde yineleyen bir biçem söz konusudur.

Haikunun uluslararası bir ilgi görmesinde büyük olasılıkla asal sayıların katkısı büyük.

Haiku, doğal yaşamın asal şifrelerini taşıyor.

ahmet aksoy

Kaynaklar:

Jul 052014
 
1,191 views

Hem Eğlen, Hem Şiir Yaz – Haiku Zincirleri

haiku-zinciriBir kaç hafta önce, Haiku Panosu grubumuzda çok güzel bir çalışma başlattık: Haiku Zinciri.

Bildiğiniz gibi haiku, sadece 3 satırlık minimal bir şiirdir. İlk dizesi beş, ikinci dizesi yedi ve son dizesi yine beş heceliktir. Toplam onyedi heceden oluşur.

Bir Haiku Zincirinde şairlerden biri ilk haikuyu yazar. Bir diğer şair, ondan önceki şairin yazdığı haikunun beş hecelik son dizesini olduğu gibi alır ve kendi yazacağı haikunun ilk dizesi yapar. Kalan iki dizeyi kendisi tamamlar ve bu haikuyu yeni bir halka olarak zincire ekler. Sonra farklı bir şair yazılan son dizeyi kendi haikusunun ilk dizesi haline getirir ve bu böyle devam eder.

Zincirin yeni halkalarını kimin yazacağı konusundaki çakışmaları en aza indirgemek, yöneticinin görevidir. Buna rağmen oluşan ufak tefek çakışma kazalarında da şairlerden biri kendi haikusunu geri çeker.

Zincir yöneticisi, eklenen haikuları düzenler ve bir araya getirir. Zincirin kapatılması görevi de Zincir yöneticisine aittir. Kapatma halkasının son dizesi, zincirin ilk dizesi ile aynıdır. Böylece zincir tamamlanmış olur.

Onaltı halkalık ilk zincirimiz şöyleydi: (Bazı kuralları bu ilk denemeden sonra oluşturduk)

Haiku Zinciri – 1
16 Halka
1
yeşil sarmaşık
tırmanır düz duvara –
yaramaz çocuk (ahmet aksoy – 21.06.14)
2
yaramaz çocuk
bilyelere sevdalı
kitaplara küs (tülin yönter-21.06.14)
3
kitaplara küs
minik kağıt güvesi
şimdi nerede (tülin yönter-21.06.14)
4
şimdi nerede
fener alaylı günler
bayramlar yitik (tülin yönter-21.06.14)
5
bayramlar yitik
kahkahalar mapusta
güneş hep solgun (tülin yönter-21.06.14)
6
güneş hep solgun
o soğuk iklimlerde
yıldızlar kayıp (tülin yönter-21.06.14)
7
yıldızlar kayıp
kadim gök atlasında
karlı fırtına (ahmet aksoy-22.06.14)
8
karlı fırtına
ısıtır köy evini
maşinga soba (s.sincik.22.06.14)
9
maşinga soba
çocukluk kışlarından
bir çiçek dalı (ahmet aksoy 22.06.14)
10
bir çiçek dalı
sevgilinin elinden
ilkbahar geldi (feride serin-22.06.14)
11
ilkbahar geldi
ardından deli yağmur
yaz gitti gider (tülin yönter-22.06.14)
12
yaz gitti gider
peşinde çiçeklerin
meyve bahçesi (ahmet aksoy-23.06.14)
13
meyve bahçesi
vurgundur dolulardan
mahzun çiftçiler…(s.sincik-23.06.14)
14
mahzun çiftçiler
sağanaklar beklerken
dolular indi (tülin yönter-23.06.14)
15
dolular indi
hazanı bekler bahçe
meyvesiz ağaç…(s.sincik.23.06.14)
16
meyvesiz ağaç
eski bir düşü görür
yeşil sarmaşık (ahmet aksoy-23.06.14)

(Diğer zincirlere: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/ adresinden ulaşabilirsiniz. )

Bunlar, çok zevkli çalışmalar oldu. Ve hepimize çocukça heyecanlar yaşattı.

Zincirleri okuyanlar da farklı şairlerin peş peşe yarattıkları duygu ve kavram iniş çıkışlarının onlara bambaşka bir haz verdiğini söylüyorlar.

Haiku Zinciri yöntemi, özellikle çocuklara haiku öğretmek açısından çok yararlı ve eğlenceli bir araç olabilir. Hatta yetişkinler için bile…

Ancak, her şeyde olduğu gibi, bu çalışmaların da dozunun iyi ayarlanması gerekir.

Çünkü zincirleri fazla uzatmak yorucu oluyor. Örneğin ellibeş halkalık dördüncü zincirimiz hepimizi (özellikle yönetici olarak beni 🙂 ) epeyce yordu. Bu yüzden, bu zincirlerin uzunluğunu 16-24 halka ile sınırlamakta büyük yarar var.

Haiku Zinciri kurallarını şu şekilde özetleyebiliriz:
1- Haikular 5+7+5 veya kısa+uzun+kısa yöntemine uygun olarak yazılır.
2- İçerik açısından mutlaka klasik haiku kurallarına uymak zorunluluğu yoktur, ama uyulması tercih edilir.
3- İçerik haiku veya senryu kurallarına uygun olabilir. İtiraz olmazsa, kural dışı dizelere de izin verilebilir. Biçim daha ön plandadır.
4- Zincir başındaki hariç, her halka, bir önceki halkanın son dizesiyle başlar.
5- Halkaların başına halka numarası yazılır.
6- Her halkanın en son dizesinin yanına parantez içinde halkayı yazan şairin adı, yazılış tarihi ve saati yazılır.
7- Aynı kişi kendi halkasına ekleme yapamaz. Araya en azından bir başka şair bir halka eklemelidir. (Eğer zinciri başlatan ve kapatan kişi yönetici ise, kapatma-başlangıç halkasında bu kural uygulanmaz.)
8- Bir zinciri kapatmak için 3 gün beklenir veya ortaklaşa kapatma kararı verilir.
9- Zinciri kapatmayı yönetici yapar.
10- Kapatılan zincirin başlığında, zincirin kapandığı belirtilir.

Sizler de katılımcı veya izleyici olarak aramıza katılmak isterseniz, https://www.facebook.com/groups/haikupanosu/ adresindeki Haiku Panosu grubumuza gelin.

ahmet aksoy

Haiku Zincirleri: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/

Jul 032014
 
1,046 views

Haiku ve ARG Yöntemi

haiku bashoHerhangi bir öykü metnini çeşitli yöntemlerle yazabilirsiniz.

Bunlardan biri de (ARG) Anlatma Resmini Göster yöntemidir.

ARG yöntemiyle yazılan metinlerde fazla bir şey anlatılmaz. Asıl vurgulanan, okuyucunun duyu organlarını tetiklemeye yönelik görsel, işitsel, dokunsal betimlemelerdir. Bu yöntemde duygular tarif edilmez. Sadece bu duygulara neden olan durumun duyu organları üzerindeki yansımaları dile getirilir.

Haiku öğretmez, anımsatır.
Haiku anlatmaz, gösterir.

Yazının tamamı için tıklayın

Mar 072014
 
2,134 views

Yazma Korkusu Olanlar İçin Pratik İpuçları

Zihniniz karmakarışık bir kağıt sepeti gibi dolu, anlatmak istediğiniz yüzlerce konu var.

Ama kağıdın başına, ya da klavyenin önüne oturduğunuzda beyniniz birden boşalıyor, sözcükler zihninizden tehlikeyi sezmiş karıncalar gibi kaçışıyor mu? Yoksa “Nasıl olsa yine yazamayacağım!” deyip, denemekten bile vaz mı geçiyorsunuz?

Yazma korkusu

Foto: netdna.copyblogger.com

Kimbilir, belki de işinizin önemli bir bölümü zaten yazı yazmakla ilgili. Ama artık kendinizi tıkanmış, tükenmiş mi hissediyorsunuz? İlham periniz sizi terk mi etti?

Umarım “yazma korkusu” -writer’s block- noktasına gelmemişsinizdir. Eğer geldiyseniz, bu yazıda ele alacağım yöntemler size yeterince yarar sağlamayabilir. Sizin öncelikle bu korku ile yüzleşmenizi öneriyorum. Biliyor veya bilmiyor olabilirsiniz ama, korkulardan kurtulmak, korkulduğu kadar zor değildir.(*)

İster yeni başlıyor olun, ister deneyimli bir yazar olun, kendinize özgü stratejiler ve yöntemler kullanmak zorundasınız.

– Değişime ve gelişime açık ol: Öncelikle değişime ve gelişime açık olun. Yoksa kaçınılmaz olarak aşınır, tükenir ve sıradanlaşırsınız. Kendinizi geliştirmeyi, öğrenmeyi asla bırakmayın. Bunun için de okuyun, okuyun, okuyun! Hem de her türlü yazıyı!

– Yazmaya başlamadan önce yazının haritasını çiz: Düşünce haritası, kavram haritası, zihin haritası, listeleme gibi araçlardan yararlanarak konuya ait temel bileşenleri ve bunların ilişkilerini ortaya çıkarın.

– Yazarken düzeltme yapma: Yazma eylemi sırasında düşünce akışını aksatacak her türlü davranıştan uzak durun. Düşüncelerinize, kağıda veya ekrana dökülen sözcüklere müdahale etmeyin. Her şeyi olağan akışına bırakın. Düzeltme işlemleri tamamiyle başka bir aşamadır.

– Yazı taslağını düzeltmeye geçmeden önce ara ver: Yazı taslağınızı tamamladıktan sonra bir kenara kaldırın. Zihninizden o konuyu uzaklaştırın. Başka şeylerle ilgilenin. Düzeltme işlemine bir kaç saatten önce geçmeyin. Bu süreyi bir kaç güne kadar uzatabilirsiniz. Hem yazar, hem de editör şapkalarınızı aynı anda takmayın.

– Taslak aşamasında sözcüklere takılma: Doğru sözcüğü bulamadıysanız bile üstünde durmayın, gerekirse yerini boş bırakın. Gerekiyorsa kısa bir açıklama ekleyin. Dilbilgisi kurallarına, noktalamalara takılmayın. Yazma akışkanlığını engellemekten kaçının.

– Anlatma Resmini Göster (ARG): Eğer akademik bir makale, bir ders kitabı veya teknik içerikli bir yazı yazmıyorsanız, doğrudan anlatmak yerine okuyucunun duyularını ve duygularını işin içine sokun. Nasıl hissetmeleri gerektiğini söylemeyin, sadece bu duyguya yol açacak davranışları resmedin, yazınıza ses, koku, tat, hareket ve renk ekleyin.

– Kesintisiz çalışma zamanları oluştur: İster sabahın köründe, ister günün ortasında, ister gecenin bir yarısında olsun, telefonunuzun çalmayacağı, acil ama önemsiz nedenlerle bölünmeyecek bir “yazma zamanı” tanımlayın. Bu zamanı sadece yazmak için ve kesintisiz olarak kullanın.

– Alıştırma amacıyla her konuda yaz: Yazı alanınız tanımlı dar sınırlar içinde olsa bile, alıştırma amacıyla değişik konularda da yazılar üretin. Her yazdığınızı yayınlamak zorunda değilsiniz. Bu çalışmalar sizi zinde tutacak, üretkenliğinizi ve yaratıcılığınızı destekleyecektir.

Yazarlık ile ilgili yazılarımızın devamı da gelecek.
Beğendiğiniz yazılarımı “beğendim” olarak işaretleyin ve beni izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

(*) : EFT – Tepeleme bu konuda size yardımcı olabilir. Bizi arayın. Kardeş sitemizdeki EFT – Tepeleme konulu diğer yazılarımızı okuyun.

Mar 052014
 
1,245 views

Hipnotik yazım ile ARG Anlatma Resmini Göster yöntemleri arasındaki benzerlik ve farklar

Öncelikle, her iki yazım yöntemi de “Yaratıcı Yazarlık” kapsamında. Her ikisi de doğrudan duyu organlarımızı hedef alıyor. Mantık yerine duygu ve duyuların kışkırtılması, ilkel beynimizi ve bilinçaltımızı devreye sokuyor. Böylelikle davranışlarımızı yönlendiren merkez de işin içine giriyor.

Mahatma Gandi şöyle özetlemiş (*):

“Düşünceleriniz olumlu olsun, çünkü düşünceleriniz sözcükleriniz haline gelir.
Sözcükleriniz olumlu olsun, çünkü sözcükleriniz davranışlarınız haline gelir.
Davranışlarınız olumlu olsun, çünkü davranışlarınız alışkanlıklarınız haline gelir.
Alışkanlıklarınız olumlu olsun, çünkü alışkanlıklarınız değerleriniz haline gelir.
Değerleriniz olumlu olsun, çünkü değerleriniz kaderiniz haline gelir”

Bu anlamlı deyişin başına şunu ekleyelim:
“Duygularınıza dikkat edin, çünkü duygularınız düşünceleriniz haline gelir”

Bütün bu kavramlar birbiriyle her iki yönde de etkileşiyor.
Duygular düşünceleri etkilerken, düşünceler de duyguları etkiler.
Düşünceler sözcükleri etkilerken, sözcükler de düşünceleri etkiler.
Sözcükler davranışları etkilerken, davranışlar da sözcükleri etkiler.

Kısacası duygular, düşünceler, sözcükler ve eylemler sürekli bir devinim ve etkileşim halindedirler. Sözcükleri ve ifadeleri kullanım şeklimiz duygularımız, düşüncelerimiz ve eylemlerimiz üzerinde etkili olur.

  • Hipnotik yazım ve ARG (Anlatma Resmini Göster) yöntemleri insanı, yani okuyucuyu hedef alır. Onu dolaylı yoldan duygularını kullanarak etkilemeyi amaçlar.
  • Öte yandan hipnotik yazım şekli ARG yöntemine kıyasla daha saldırgan bir tekniktir. Çünkü bu teknik somut olarak bir eylemi hedefler. Okuyucuyu yumuşacık ifadelerle duygusal olarak etkilerken, onu yavaşça somut bir davranışa, somut bir eyleme doğru yönlendirir. Oysa ARG yöntemi açısından çoğu kez duygusal açıdan etkileme yeterli olur, eyleme gerek kalmaz.
  • Hipnotik yazım yöntemi minimalisttir. Uzun açıklamalar ve kelime oyunları yapmak yerine, kısıtlı sayıda kelimeyi birer ok gibi kullanarak, hedefi 12’den vurmayı tercih eder. Bu nedenle reklamcılar ve satış uzmanları için vazgeçilmez bir araçtır. Oysa ARG yönteminde duyular üzerindeki etkileşimi pekiştirmek amacıyla, yazım, imgesel olarak alabildiğine zenginleştirilir. Bu yüzden ARG yöntemiyle yazılmış bir yazıyı özetlemek amacıyla ve verilen mesajı bozmadan kısaltabilirsiniz. Ancak hipnotik bir yazı zaten olabilecek en az sözcüğü içerir. Böyle bir yazıyı, içeriğini bozmadan daha da kısaltmanız mümkün olmaz.
  • Hipnotik yazım yöntemini kullanan bir yazar, açık komutların yanısıra, “örtülü komut” tekniğine de daha sık başvurur. ARG yönteminde ise örtülü komutlara pek gerek olmaz. Çünkü amaç, okuyucuyu bir eyleme yönlendirmek değil, zihninde duygusal ve düşünsel imgeler oluşturarak onun ruhunu titretmektir.

John Steinbeck, sözcüklerle dans eden, onlarla canlı resimler boyayan yazarlardan biridir. Onun ölümsüz eserlerinden Sardalya Sokağı’nın 6. Bölümü şöyle başlar:
“Doc, Burun’un en ucundaki Büyük Gelgit Gölünde deniz hayvanları topluyordu. Olağanüstü bir yerdir burası. Sular kabardığı zaman, köpükten bembeyaz dalgaların çalkalandığı, kayalıkların yakınında ıslık çalan şamandıradan gelen dev dalgaların dövdüğü koskocaman bir çanak. Sular çekildiği zamansa bu küçük su dünyası sessizleşir, sevimli bir görünüm kazanır. Dipte oradan oraya koşan, birbiriyle boğuşan, bir şeyler yiyen, üreyen hayvanlarıyla deniz dupdurudur o zaman. Yengeçler, su içinde dalgalanan yosunlardan birinden ötekine koşar durur. Denizyıldızı, midyelerin, kabuklu böceklerin üstüne çöker, milyonlarca vantuzunu yapıştırıp, avını yapışık olduğu kayadan koparana dek inanılmaz bir güçle yavaşça çeker. Sonra denizyıldızının midesi dışarı çıkar, avını sarıp sarmalar. Portakalrengi, benekli, boru biçimindeki kollar dalgaların etkisiyle, İspanyol dansçılarının etekleri gibi salınırken, denizyıldızı zerafetle kayaların üstünde kayar…”

Eğer bir yazar olarak çok sayıda okuyucu tarafından sevilip benimsenmek istiyorsanız, hem ARG hem de hipnotik yazı yöntemlerinden yararlanmanızı öneririm. Yazınızın amacına ve içeriğine bağlı olarak hangi yönteme ne zaman ve ne kadar ağırlık vereceğinize elbette kendiniz karar vereceksiniz. Ancak yazılarınızda, Pareto kuralını (**) bir ölçüt olarak kullanabilirsiniz. Yazınızın içerdiği ana mesaj – öykü bütünün %20’sini geçmesin. Yazının kalan kısmını 5 duyuya hitap eden imgelerle zenginleştirin. Böylece daha rahat okunan bir yazı üretmiş olursunuz. Okuyucunuz da verdiğiniz mesajı daha rahat içselleştirir.

Ahmet Aksoy

(*)
Keep your thoughts positive, because your thoughts become your words.
Keep your words positive, because your words become your behavior.
Keep your behavior positive, because your behavior become your habits.
Keep your habits positive, because your habits become your values.
Keep your values positive, because your values become your destiny.
(**) Pareto ilkesi (80-20 kuralı[1], önemli azın yasası ve etken seyrekliliği ilkesi olarak da bilinir) der ki, çoğu olay için, etkilerin kabaca % 80’i etkenlerin % 20’sinden kaynaklanır.[2][3] İş yönetimi düşünürü Joseph Juran bu ilkeyi önermiş ve İtalya’nın % 80 arazisinin sahibinin nüfusun % 20’si olduğunu gözleyen İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto’nun adıyla isimlendirmiştir.

Kaynaklar:
Sardalya Sokağı, John Steinbeck, Oda Yayınları, 1990
MAHATMA GANDHI, Open Your Mind, Open Your Life: A Book of Eastern Wisdom
http://tr.wikipedia.org/wiki/Pareto İlkesi

Feb 262014
 
1,354 views

Yaratıcı Yazarlık Ölümsüzlüğe Giden Yoldur

Yaratıcı YazarlıkAslına bakarsanız yazarlık, zaten, yaratıcılık niteliğini de içinde barındırır. Yine de “yaratıcı” sözcüğünün eklenmiş olması, epeyce bir hava katıyor bu kavrama.

Bazıları yazarlığın sonradan öğrenilemeyeceği düşüncesini savunur. Ben, bu görüşte değilim.

Elbette herkes yazar olamayabilir. Hatta yazarlık için gereken her türlü bilgiye ve teknik beceriye sahip olan herkesin başarılı bir yazar olabileceğini söylemek bile, abartılı bir öngörü olur.

Bence yazarlık için asıl gereken, bilgi ve deneyim birikimidir. Bu birikimi bizzat yaşayarak, olayları ve insanları izleyerek, okuyarak, araştırarak, hatta bunların hepsini birbiriyle harmanlayarak elde etmek mümkündür. Elbette, hayal gücünü de yabana atmamak gerek. Ancak böyle bir birikime sahip olmak, tek başına, başarılı bir yazar olmak için yeterli olmayabilir. (Başarılı yazarlıktan kastım sadece ticari kazanç sağlamak değil, doğru şekilde pazarlandığında çok sayıda okuyucuyla buluşabilecek eserler üretebilmektir.) Bütün bu birikimin akışkan harcı mutlaka düzgün bir şekilde kalıba dökülüp şekillendirilmek zorundadır.

Yaratıcı yazarlığın önemi burada ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, hem yeterli bir birikime sahip olmayı, hem de bu birikimi ürüne çevirmek için gereken yeterli bilgi ve teknik donanıma sahip olmayı gerektirir. Bu nedenle, bir editör aracılığıyla öykülerini esere dönüştürmeyi -sonuç ne kadar başarılı olursa olsun- bu kavramın dışında tutuyorum.

Yaratıcı yazarlık, basım ve dağtım aşamaları dışındaki tüm süreci tek başına üstlenmeyi gerektirir. Çünkü, bu şekilde çalışan bir yazar, kendi eserinin gerçek yaratıcısı ve sahibi olur.

Her türlü birikim, bilgi ve teknik donanıma sahip olsalar bile “tek bir satır” yazmakta dahi zorlanan insanlar da var. Hatta daha önce başarılı eserler üretmiş kişiler bile bazan böyle bir duruma düşebiliyor. Bu sorun, “yazma korkusu”, diğer adıyla “yazarlık blokajı” (writer’s block”) olarak biliniyor. Yaratıcı yazarlık eğitimleri, yazma korkusu yaşayan insanlar açısından da büyük oranda yararlı olur.

Yaratıcı yazarlık, akademik ve bilimsel yayınlar dışındaki hemen her alanı konu edebilir. Yaratıcı yazarlık, insanların duyularına ve duygularına hitap etmeye özel önem verir. Tekdüze anlatım yerine, okuyucunun hem aklına hem de duygularına hitap ederek, okuduklarını görsel imgeler halinde zihninde canlandırmasını sağlar. Bu yöntem, okuyucunun kendisini ön planda tutar. Öyküyü, okuyucunun zihninde yaşayan bir film haline dönüştürür.

Eğer siz de bir yazar olmak ve okuyucularınızın yazdıklarınızla bütünleşmesini istiyorsanız, kendinizi yaratıcı yazarlığa hazırlamalısınız.

Ahmet Aksoy