?> yaratıcı imgeleme arşivleri - Kişisel Gelişim
Jan 292014
 
1,889 views

Kuantum Sıçraması ve Paralel Evrenler

Burt Goldman ismini duydunuz mu? Ya “Kuantum Sıçraması” (Quantum Jumping) kavramını?

Kaynak: wiredcosmos.com

Kaynak: wiredcosmos.com

Bu görüş, tıpkı bir elektronun yer aldığı yörüngedeki konumunun belirsizliği gibi, düşünsel yapımızın da paralel evrenlerin bir bileşkesi olduğunu ileri sürüyor. Goldman bu durumu bir adım daha ileri götürüp, zihnimizin, bu paralel düşünsel evrenlerle iletişim kurabileceğini ve bilgi alış verişinde bulunabileceğini söylüyor.

Tez şu: sonsuz sayıdaki paralel evrenlerden birinde mutlaka istediğimiz bilgi ve beceriye sahip bir ikizimiz (doppelganger) mevcuttur. Eğer bu ikizimizle zihinsel bağlantı kurarsak, ondan gereksinim duyduğumuz bilgi ve becerileri alıp, kendi evrenimizde yararlanabiliriz.

Goldman, bu konuda kendisinden örnek veriyor. Daha önce hiç fotoğrafçılık deneyimi olmadığı halde; fotoğraf ustası olan bir paralel evren ikiziyle bağlantı kurarak fotoğraf çekmeye başlıyor ve kısa bir süre sonra o kadar başarılı oluyor ki, çektiği fotoğraflar özel sergi salonları ve seçkin müzeler tarafından kabul görüyor.

Benzer uygulamaları resim ve müzik alanlarında da tekrarlıyor ve büyük başarılara imza atıyor.

Goldman’ın “Quantum Sıçraması” olarak adlandırdığı bu yöntem bir giz değil. Aslında bunu, basit bir oto-hipnoz tekniği olarak ta tanımlayabiliriz. Şahsen bu konuda bütün iyi niyetli denemelerime rağmen bir türlü başarılı olamadım. Genel başarı oranı nedir, o konuda da pek bir bilgim yok.

Ancak, bu konuya biraz farklı bir açıdan bakmak istiyorum.

Teorik olarak sonsuz sayıda evrenden bahsetmek elbette mümkün. Ancak zihnimizin bu evrenler arasında geçişi sağlayabilen bir araç olduğunu kabullenmek doğrusu bana pek fazla mantıklı gelmiyor. Olanaksız olduğunu da söylemiyorum ama, doğru olduğunu söylemek için gerekli en ufak bir ipucuna sahip değilim.

Oysa bu iletişimi, paralel evrenler arasındaki ikizlerimizle değil, zihnimizin farklı katmanları arasında yaptığımızı varsaymak çok daha tutarlı olabilir. Hafif hipnoz altındayken zihnimizin özel konulardaki birikimlerini bilinçli zihnimizin kullanımına sunması mümkün. Daha önce o konuda bilinçli bir çalışmamız ve akademik bir birikimimiz olmasa bile, bilinçaltımızın yaratıcı güçlerini yönlendirerek bir tür beyin fırtınası sonrasında bilinçli zihnimizi donatması pek ala mümkün. Hele bunu büyük bir özgüvenle pekiştirirsek…

Bu durumu, belki de eskilerin “ilham” adını verdikleri zihinsel düzeyi hipnotik bir etkileşim altında ortaya çıkarmakla tanımlayabiliriz.

Bu koşullarda paralel evrenlerin sadece zihnimizde varolduğunu söylemek hiç te çelişkili olmaz. İletişim kurduğumuz da başka paralel evrenler değil, sadece kendi paralel düşünce katmanlarımızdır.

Sonuç olarak, “Quantum Jumping” yönteminin etkili olabileceğini, ancak bunun sadece zihinsel yetenek ve becerilerimize bağlı olduğunu söyleyeceğim.

Belki de bu tekniğin adına da “Kuantum Sıçraması – Quantum Jumping” yerine “Kuantum Zihin – Quantum Mind” demek daha doğru olacak.

Ahmet Aksoy

Sep 082013
 
2,456 views

Yaratıcı İmgeleme Hedeflerinize Ulaşmanızı Sağlayan Çağdaş Bir Büyüdür

Kendi kendinizle iletişim kurarken sürekli olarak sessiz bir konuşma içinde olduğunuzun belki de farkındasınızdır. Bu iletişimin bir diğer önemli bölümü, olayları ve nesneleri gözünüzde, hayalinizde canlandırmanızdır. Yaratıcı İmgeleme

Yaratıcı imgeleme (Creative Visualization) kavramı, işte bu, doğal olarak kullanmakta olduğunuz “gözünüzde ve zihninizde canlandırma” işlemini bilinçli ve sistematik bir yaklaşımla kontrol altına almayı hedefliyor.

Duyu organlarını kullanma biçim ve oranları kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebiliyor. Görseller gördükleri şeyleri daha çabuk kavrarken, işitseller için ses unsuru ön plana çıkıyor. Dokunsalların etkin kavrama aracı ise, tutma, dokunma ve hareket.

İstatistiklere göre görsel algılama diğerlerine kıyasla çok daha yaygın. Öte yandan bir kişinin salt görsel, salt işitsel ya da salt dokunsal olması sözkonusu değil. Yine de sonuç olarak görsellik yoluyla sağlanan iletişimin çok daha etkin ve yaygın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. (Görsel: % 65, işitsel: %30, dokunsal: %5)

Bu yüzden “Yaratıcı İmgeleme” kavramında da görsellik ağır basıyor. Ama onu seslerle, dokunma duyusu ve hareketle destekleyerek çok daha etkin ve işe yarar hale getirebiliyoruz.

Peki yaratıcı imgeleme nedir?Shakti Gawain Creative Visualization

Amerikalı yazar Shakti Gawain bu kavramı şöyle tanımlıyor: “Yaratıcı İmgeleme, yaşamınızda olmasını istediğiniz şeyleri yaratabilmek için hayal gücünü, düş gücünü kullanma tekniğidir.”

Şöyle bir örnek düşünelim: Diyelim ki bir ev yapmak istiyorsunuz. Etrafta da bir sürü malzeme var.

Böyle bir durumda deneme yanılma yoluyla ve tanıdığımız malzemelere öncelik vererek bir şeyler yapmaya başlarız. Yaptıklarımızın beğenmediğimiz taraflarını söker, yeniden bir şeyler yaparız. En sonunda da ortaya derme çatma bir sonuç çıkar. Çünkü ne yapmak istediğimizin ayrıntılarını bilmeyiz. Gözümüzün önünde belli belirsiz görüntüler uçuşur ama, pek çok şeyin adını bile koyamayız.

Yaratıcı İmgeleme, yada Beyin Mühendisliği -braingineering- yönteminde tüm bu belirsizlik, tutarsızlık ve çelişki kaynakları sistematik bir düzen içinde yerli yerlerine oturtulur. Sonuçta hedeflerimiz, yapmak istediklerimiz rasgele deneme-yanılmalar yoluyla değil; bilinçli bir seçicilik ve düzen içinde somutlaştırılıp, görselleştirilir.

Zihnimizde oluşturduğumuz görüntülerin ille net bir fotoğraf karesi biçiminde olması şart değildir. Ama oluşturduğumuz imgeyi tüm ayrıntıları ve bütünselliği içinde onunla birlikte yaşıyormuş gibi algılamalıyız. Eğer bir evden bahsediyorsak; onun kapısını, bacasını, duvarlarını bilmeliyiz. Kaç katlı olacak? Oda sayısı ne kadar? Aydınlatması, havalandırması nasıl? O evin odalarında dolaşabilmeliyiz. Orada varolduğumuzu hissedebilmeliyiz.

Ayrıntının fazlası gerekmiyor. Eğer çok özel bir amacımız yoksa pencerelerin menteşelerini düşünmek zorunda değiliz. Duvarlarındaki tuğlaları saymaya veya betonun içindeki çimento ve çakılın oranlarını bilmeye ihtiyacımız yok. Ama onu, işlevsel bir bütün halinde zihnimizde canlandırabilmeli, onunla birlikte yaşayabilmeliyiz.

Elbette bütün bunlar kendiliğinden olmayacak. Ama zihnimizi, bilinç ve bilinçaltımızı bu yönde eğitebiliriz. Sonuçta elimizde, ustalara ve diğer uygulayıcılara verebileceğimiz resimler, planlar, renkler, doku örnekleri olur. Planlarını çizip, maketlerini hazırladığımız ev inşa edildiğinde hayalimizdeki gibi, bazan daha da görkemli bir sonuca ulaşırız.

İmgeleme, görselleşme ya da zihin mühendisliği olarak adlandırabileceğimiz bu çalışmaların asıl hedefinde bilinçaltımız bulunuyor.

Temel varsayım şudur: Bilinçaltımız, kendisine iletilen düşünce ve fikirleri kendisi için bir ödev olarak görür ve gerçekleştirmeye çalışır. Eğer biz, taleplerimizi güçlü bir şekilde hem mantıksal, hem de duygusal olarak desteklenen imgeler haline getirerek ona sunarsak, gerçekleşme olasılığını da arttırmış oluruz.

Bilinçaltımız iyi-kötü veya doğru-yanlış ayrımı yapmaz. Hatta kişiler arasında bile ayrım gözetmez. Herşeyin merkezine kendi varlığımızı koyar. Bu nedenle başkaları hakkında kötü düşünceler beslemek, sonuçta kendimize zarar vermemizle sonuçlanır. İşte bu yüzden hem kendimiz, hem de başkaları için daima olumlu düşünmeli, olumlu imgeler oluşturmalıyız.

Yaratıcı İmgeleme yöntemi işte bunu sağlamaya çalışıyor.

İmgeleme Çalışmaları Ne Zaman Yapılmalı?

Bilinçaltımızın kapıları gece uyumadan hemen evvel ve sabah yarı uyur-uyanık olduğumuz zamanlarda dış dünyaya açılır. Bu nedenle uyumadan hemen önce ve sabah uyanmaya çalışırken hayalimizde canlandıracağımız görsel imgeler, bilinçli zihnimizin filtrelerine takılmadan doğrudan bilinçaltımızın kayıt sistemine ulaşır. Gerisi zaten bilinçaltımızın işidir. O, bu imgeleri en uygun şekilde işleyerek nesnel gerçekler haline getirmeye çalışacak; bizi, ona uygun gelişmelere hazır hale getirecektir. Algılama sistemimiz, bilinçaltımızın şekillendirdiği görselliğe daha yatkın bir hale gelecektir. Diyelim ki, hayalimizde kurguladığımız bir evin benzeri gerçek dünyada zaten var. Biz, onu görür görmez tanımaya hazır durumda oluruz. Eğer hazır değilsek, burnumuzun ucuna bile gelmiş olsa, onu görmeden geçip gitme olasılığımız çok daha yüksektir. Fırsatlar zaten bu nedenle kaçmaz mı? Onları elimizin altındayken bile görmeyiz. Çünkü zihnen buna hazır değilizdir. Yaratıcı İmgeleme, algılama sistemimizi uygun şekilde biçimlendirir.

Eğer hedeflerinize daha kolay ulaşmak istiyorsanız, Yaratıcı İmgeleme size bunun etkin ve pratik yollarını sunuyor.

Yaratıcı İmgeleme hedeflerinize ulaşmanızı sağlayan pratik bir büyüdür.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, İleri Hipnoz ve Master NLP uzmanı,
Master Yaşam Koçu

Kaynakça:
Yaratıcı İmgeleme, Shakti Gawain
Learning Styles Assesment TRIO, Louisania University, River Parishes Community College, 2006