?> topyekun arınma arşivleri - Kişisel Gelişim
Oct 092014
 
987 views

Özel Sorularınız İçin Özelleşmiş Sitelerimize Uğrayın

Sorular

Gamet Gelişim, ağırlıklı olarak Kişisel Gelişim konusuna odaklanmıştır. Bu kapsamdaki yazılarımızı bu sitede topluyoruz.

Ancak Kişisel Gelişim çok geniş bir alanı kapsamaktadır. Bu nedenle belli bir konuda yeterli birikime ulaştığımızda, o konuyu doğrudan ele alan bir alt-site oluşturarak, o konuyla ilgili eski ve yeni yazılarımızı bu yeni sitede toplamayı planlıyoruz.

Kişisel Gelişim konusuna dahil olmakla birlikte, özel olarak ayırıp düzenlediğimiz EFT-Tepeleme sitemiz ve bağlantılı konuları aşağıda listeledik:

EFT-Tepeleme

Site adresi: http://eft-tepeleme.gamet.com.tr

Konular:

  • EFT (Emotional Freedom Techniques) – Duygusal Özgürleşme Teknikleri
  • Tepeleme
  • Bilinçaltı Sorgulama
  • Enerji Meridyenleri
  • Kısıtlayıcı İnançlar
  • Korkular
  • Temporal Tepeleme
  • Olumlamalar
  • Yüzleşme
  • Topyekun arınma
  • Enerji Terapisi

 

Gamet Gelişim

 

Mar 022014
 
1,036 views

Topyekun Arınma – Fazla Yemek, Çöp Biriktirmek Demektir

Tabağınıza ihtiyacınızdan fazla koyduğunuz her lokma, çöptür.

Bu lokmaları “Ziyan olmasın!” diyerek mideye indirmeniz, onların çöp niteliğini değiştirmeyecektir. Bu gereksiz lokmalarla hem sindirim sisteminizi daha fazla yoracak, hem de fazladan yakılması gereken besinleri vücudunuza depolamış olacaksınız. Aslında yaptığınız şey, çöplerinizi biriktirmektir!

Pek çoğumuz, çocukluğumuz boyunca, tabağımıza konan her lokmayı son kırıntısına kadar tüketmeye şartlandık! Ne büyük bir yanlış!

Eğer tabağınızda ihtiyacınızdan fazla yiyecek varsa, kesinlikle fazla olan kısma el sürmeyin. Aksi halde ileride bu fazlalıklardan kurtulmak, sizi çok fazla uğraştırabilir.

Günümüzün en önemli sorunlarından biri, telaş içinde koşuşturma alışkanlıklarımızdır. İşe yetişme, randevuya yetişme, proje bitim tarihine yetişme… Bu koşuşturmalar sırasında ne yaptığımızı, nasıl yaptığımızı farketmeden biyolojik robotlar gibi davranıyoruz. Çoğumuz, bir gün önce ne yediğimizi hatırlamakta bile zorlanıyoruz. Çünkü yemeğimizi büyük ihtimalle telaş içinde atıştırarak yedik! Ne yaptığımızın farkına bile varmadan; tadını, kokusunu farketmeden; sadece otomatik bir eylem olarak!..

Öncelikle beyninize, doyduğunuzu farketmesi için gereken zamanı tanıyın. Yiyeceklerinizi iyice çiğneyin ve yemek yeme sürecinizi bilinçli olarak yavaşlatın. Böylece doyma hissinizin beyninizi uyarmasına fırsat tanımış olacaksınız. Çiğneme eylemi sırasında bazı besinler doğrudan kana karışarak beyne ulaştırılması gereken mesajları tetiklemeye başlayacaktır. Lokmaları doğru dürüst çiğnemeden bu aşamayı atlamanız, doyma hissinizin beyninize ulaşmasını geciktirir.

Acele yediğiniz yemeklerle mideniz iyice şişse bile, açlık duygunuz yatışmamış olacaktır. Sonuç olarak, bir yandan fazla kilolar, bir yandan da sindirim sorunları ile kendinize eziyet ediyor olacaksınız.

“Karnım şişti ama, gözüm doymuyor!” cümlesini pek çok kişiden duymuşsunuzdur. Belki bu cümleyi siz de sık sık kullanıyorsunuz. Eğer öyleyse, yemek yeme alışkanlıklarınızı gözden geçirmenin zamanı gelmiş demektir.

Nasıl yemek yediğinizi gözlemleyin. Her lokmanızın farkına varın. Nasıl çiğnediğinizi, ağzınızda oluşan farklı tatları, yediğiniz yemeğin kokusunu farkedin. Onun tadına varın! Ve tüm bu sürecin farkındalığını yaşamayı bir alışkanlık haline getirin. Yemek yemeyi zorunlu bir alışkanlıktan çıkarıp, küçük bir şölene çevirin! Beş duyunuzu da işin içine katın!

Örneğin derinliği pek fazla olmayan tabaklar kullanabilirsiniz. Böylece tabağınızdaki miktar daha çok yer kaplayacak ve gözlerinize de hitap etmiş olacaksınız. İyice çiğneyerek, tadını çıkara çıkara tabağınızı boşalttığınızda hala doymadığınızı hissediyorsanız, biraz daha takviye yapmanızda hiçbir sakınca yoktur!

Yemek yerken sadece karnınızı değil, gözünüzü de doyurun! Beyninizin, karnınızın doyduğunu farketmesine zaman tanıyın. O zaman, yemek yemeyle ilgili hiçbir sorununuz kalmayacaktır.

Ahmet Aksoy

Feb 122014
 
1,146 views

Topyekun Arınma – Etki Alanlarınızı Temizlemek

Çöİçindeki nesnelerin konumuna, gerekli olup olmadığına bizzat karar verebileceğiniz alanlar sizin etki alanlarınızdır. Bu alanlar kişisel evrak çantanız, çalışma masanız, yatak odanız ya da belleğiniz olabilir.

Sizi de ilgilendiren, ancak benzer kararları tek başına veremeyeceğiniz alanlar ise ortak alanlardır. Bu alanlarla ilgili kararları tek başınıza alamazsınız.

Bu yazımızda, karar verme yetkisinin sadece sizde olduğu kişisel etki alanlarını dikkate alacağız.

Etki alanınızda bulunan herhangi bir şeyin çöp kategorisine girip girmediğini anlamak için birkaç basit soru yeterlidir:

1- Bu nesne bana mı ait veya benimle mi ilgili?
2- Bu nesne benim işime yarıyor mu? Maddi veya manevi bir değeri var mı?
3- Bu nesneyi bir başkasına verir veya çöp kutusuna atarsam bir sorun yaratır mı?
4- Bu nesneyi tekrar kullanacak mıyım?
5- Bu nesne şu anda bulunduğu yerde olmak zorunda mı?

İlk olarak kendinize şu soruyu sorun: “Bu nesne bana ait mi veya benimle ilgili mi? Onunla veya bulunduğu yerle ilgili karar vermeye hakkım var mı?”

Eğer sözkonusu nesne veya bulunduğu yerle ilgili olarak karar verme hakkınız bulunmuyorsa; buna rağmen o nesnenin kendisi veya bulunduğu yerle ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorsanız, bu konuyu sorunu çözebilecek ilgili kişiye veya kişilere aktarmalısınız.
Eğer bir başkasına ait ve sizinle bir ilgisi olmayan bir nesne sizin etki alanınızda bulunuyorsa, o nesneyi derhal asıl sahibine iade edin. Eğer bunu yapamıyorsanız, o nesneyi kendi etki alanınızın dışına, tarafsız bir yere taşıyın.

İkinci sorunuz şöyle olmalı: “Bu nesne değerli mi? Bu nesneyi bir başkasına verir veya çöp kutusuna atarsam benim için veya bir başkası için önemli bir kayıp olur mu? Böyle bir durumda kendime veya bir başkasına zarar vermiş olur muyum?”

Eğer kayıp olacağını veya bir zarar vereceğini düşünmüyorsanız, hemen gerekeni yapın! Eğer bir başkasının yararlanabileceği bir nesne ise, onu değerlendirecek birine verin. Eğer hiç kimsenin işine yaramayacağını düşünüyorsanız, doğrudan çöp kutusuna, mümkünse bir geri dönüşüm kutusuna atın!

Eğer sorguladığınız nesne asıl yerinde değilse, kısa bir süre içinde onu tekrar kullanmanız gerekip gerekmediğini ve halen bulunduğu yerin geçici bir avantaj yaratıp yaratmadığını sorun. Tekrar kullanmayacaksanız, ya da halen bulunduğu yer size ek bir yarar sağlamıyorsa o nesneyi hemen olması gereken yere kaldırın.

Eğer kendisinden vazgeçilemeyecek bir nesne sözkonusu ise, onun bulunduğu yerin doğruluğunu sorgulayın: Bu nesnenin durması gereken yer mutlaka burası mıdır? Eğer değilse, asıl yerine kaldırıldığında herhangi bir aksaklık veya zaman kaybına neden olur mu?
Eğer o nesne zaten bulunması gereken yerdeyse, orada bırakın ve bir başka nesneyi sorgulamaya alın.

Örnek etki alanı: Ofis masamın üzeri

Ortak sorular:
1. Bu nesne bana mı ait veya benimle mi ilgili?
2. Bu nesne benim işime yarıyor mu? Maddi veya manevi bir değeri var mı?
3. Bu nesneyi bir başkasına verir veya çöpe atarsam bir sorun yaratır mı?
4. Bu nesneyi tekrar kullanacak mıyım?
5. Bu nesne şu anda bulunduğu yerde olmak zorunda mı?

Örnek nesne 1: Sabit telefon
1- Bana ait.
2- İşime yarıyor.
3- Başkasına veremem. İletişimim engellenir.
4- Tekrar kullanacağım.
5- Masa üzerinde durmalı.
Sonuç: Yerinde kalmalı

Örnek nesne 2: Bir marketin tanıtım dergisi
1- Bana ait
2- İnceledim. Artık işime yaramıyor
3- Bir başkası kullanabilir
Sonuç: Ortak kütüphaneye koy

Örnek nesne 3: Tatlandırıcı tablet kutusu
1- Bana ait
2- İşime yarıyor
3- Başkasına veremem. İçtiğim çayı onunla tatlandırıyorum.
4- Tekrar kullanacağım.
5- Masa üzerinde durmak zorunda değil
Sonuç: Masanın çekmecesine koy

Örnek nesne 4: Toplantı sonrası müsvedde kağıtları
1- Bana ait
2- Artık işime yaramayacak. Temize çekildiler.
Sonuç: Geri dönüşüm (çöp) kutusuna at

Ahmet Aksoy

 

Dec 092012
 
1,265 views

Topyekun Arınma açısından gereksiz ve zararlı alışkanlıklarınız da birer çöptür. Onlardan kurtulmalısınız.

Evren düzene ve dengeye ihtiyaç duyar.

Örneğin 60 m3 lük hacmi olan sıradan bir odanın içinde yaklaşık 2.7×10(25) (yani 10 üzeri 25, yani yan yana 25  sıfır) adet gaz molekülü bulunuyor. Ama rastgele molekül hareketleri öyle bir denge oluşturuyor ki, odanın her tarafındaki hava basıncı pratik olarak birbirinin aynı. Aynı anda tüm moleküllerin tek bir noktaya toplanması ve odanın diğer taraflarının mutlak bir vakum haline gelmesi olasılığı da var ama, gerçek hayatta böyle örneklere  rastlamıyoruz.

Çünkü tüm nesneler minimum enerji seviyelerine ulaşmaya çalışıyor.

Sıvılar, yerçekiminin etkisiyle daha aşağılara akıp, potansiyel enerjilerinden kurtulmaya çalışıyor. Nehirler dağların doruklarına değil, denize doğru koşuyorlar.

Çukur bir tabağın içine bıraktığınız pinpon topu, hemen, erişebildiği en alçak noktaya yöneliyor. Ama onun önüne bir engel koyarsanız, dengeye kavuşmasını da engellemiş olursunuz. Aynı şey, sıvılar için de geçerlidir. Onları engelleyebilirsiniz. Ama o sıvıların daha düşük enerji seviyelerine ulaşma (arzularını) engellemeniz mümkün olmaz!

Su, yolunu bulur! Onun önündeki engelleri, çöpleri temizlerseniz; bu süreç çok daha çabuk tamamlanır.

Düşünce ve duygularınız da su gibi akıcıdır. Onların dengeye kavuşabilmesi için, beyninizdeki çöpleri yani saplantıları, olumsuz inanışları, kısıtlayıcı inançları ve güvensizlikleri, işe yaramayacak düşünceleri ortadan kaldırmanız gerekir. Engeller kalkınca, düşünce ve duygularınız da gideceği yeri kolayca bulacaktır!

EFT – Tepeleme, bu tür duygusal ve zihinsel arınmalar açısından çok etkili bir yöntemdir. Bu yöntemde sorunlarınızla yüzleşir, onların dolaylı ve gereksiz olumsuz etkileşimlerinden kurtulursunuz. EFT, hem fiziksel, hem duygusal, hem de zihinsel sorunlarınızla baş edebilmeniz için pratik ve etkili araçlar sunar.

Ahmet Aksoy

Oct 242012
 
1,699 views

Süpürge

En tehlikeli ve zararlı çöpler beynimizde bulunur.

Korku, nefret, kin, kendini veya başkalarını küçümseme gibi saplantılar gerek sahibine, gerekse başkalarına büyük zararlar verebilir. Her iki durumda da hem kişi, hem toplum için kesinlikle zarar hanesine yazılacak bir sonuç oluşur.

Bunlar duygusal ve düşünsel çöplerdir. Bunlardan arınmak, bu tür çöplerden bir an önce temizlenmek gerekir.

Yolunuzun önündeki çöpleri, engelleri temizleyin. Böylelikle hem kendi yolunuzu, hem de size ulaşmak isteyenlerin yolunu açmış, ulaşılabilirliğinizi kolaylaştırmış olursunuz.

Örneğin evinizdeki veya ofisinizdeki çalışma masanızın üzerinde üst üste bir sürü şeyin yığılı olduğunu düşünün. Kağıt zımbasına ihtiyaç duyduğunuzda, mevcut kalabalığı karıştırarak aradığınıza ulaşmaya çalışırsınız. Her şey üstüste olduğu için hiçbir nesneye standart bir yer ayırmanız mümkün olmaz.

Oysa düzenli, tertipli; üstünde sadece gerekli nesnelerin bulunduğu bir masada aradığınız şeylere anında ulaşırsınız. Herşeyin durduğu yer tanımlı olmasa bile, sadece bir göz atmanız, hedefinizi görmeniz için yeterli olacaktır.

Aynı yaklaşımı yaşamınızın her alanına uygulayabilirsiniz: Eğer saklanmak gibi bir amacınız yoksa, hem çevrenizdeki, hem de beyninizdeki gereksiz şeyleri, çöpleri uzaklaştırın. Hayatınızın kolaylaştığını, herşeyin çok daha kolay ve düzgün bir şekilde gerçekleştiğini göreceksiniz.

Topyekun arınma açısından zihinsel ve duygusal temizlik özel bir önem taşır. Çünkü bunlar algılama sistemimiz üzerinde belirleyici etkilere sahiptir. EFT-Tepeleme ve benzeri yöntemler bu konuda en önemli yardımcılarımız olmaya adaydır.

Ahmet Aksoy

Sep 272012
 
1,440 views

Çöp Kutusu

Çöp görelidir. Mutlak değildir. Kişiye, duruma, biçime ve zamana göre değişir.

Örneğin sabah kahvaltınızı yaptığınız sıcacık ekmek, birkaç gün açıkta kaldığında sizin için çöpe dönüşebilir. Oysa aynı bayat ekmek parçası bir başkası için köfte harcına katılacak veya tirit yapılacak mükemmel bir malzeme olabilir. Ya da kuşlar veya sokak hayvanları için bir ziyafete dönüşebilir.

Tekrar anımsayalım: çöp, yeri, zamanı ve biçimi uygun olmayan herşeyi kapsar.

Şimdi sizinle birkaç küçük deney yapalım!

Elinize bir bardak temiz, içilebilir su alın. Hatta birazını için. Kalanını da buzdolabının dondurucu bölümüne koyup yarım saat kadar bekleyin ve bardağı tekrar çıkarın.

Bardak aynı bardak; su, yarım saat önce tadına baktığınız suyun aynısı. Ancak bu kez katı halde. Eğer hala susuzluğunuzu gidermek istiyorsanız, artık işinize yaramayacak. Bu özel koşullarda bardağın içindeki su –yani buz- sizin için bir çöpe dönüşmüştür. Eğer çok zor koşullar altında değilseniz, o buzu erittiğinizde elde ettiğiniz suyun görüntüsünü ve tadını beğenmeyip içmeyi tercih etmeyebilirsiniz.

Bardağınıza yeniden temiz su doldurun. Sonra o bardağın içine bir tel saçınızı, ya da ağzınıza sokmayı tercih etmeyeceğiniz herhangi bir maddeyi atın. Şimdi aynı suyu gönül rahatlığıyla içer misiniz? (Bu davranış sadece insanlara özgü değil. Örneğin bizim kedimiz, su kabına yabancı bir madde düştüğünde, bu madde kendi tüyü bile olsa oradan su içmeyi reddediyor.)

Fırından yeni çıkmış, mis gibi kokan taze buğday ekmeği, gluten alerjisi olan biri için zehirli bir çöptür.

Defter arasında kurutulmuş küçücük bir yaprak sizin için çocukluğunuzdan esintiler taşıyan değerli bir anı olabilir. Oysa sizin dışınızdaki hemen herkes için tamamiyle anlamsız, değersiz bir çöptür o.

Ama yine de unutmayın ki, sizin çöpünüz, bir başkasının hazinesi olabilir!

Ahmet Aksoy

 

Sep 162012
 
2,160 views

Çevre terimleri sözlüğüne göre, çöp, evlerden ya da ticari amaçla gıda hazırlanması ve kullanılmasından kaynaklanan hayvan, sebze ve meyve atığına; genelde tüm atık ürünlere denir.

Türkçe sözlükte ise “saman inceliğinde herhangi bir sap, dal veya tahta parçası; yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi” olarak açıklanıyor.

Biz daha genel bir tanım yapalım:

Doğru yerde, doğru zamanda, doğru biçimde bulunmayan herşeye çöp denir.

Diyelim ki bir deniz kazası sonrası ıssız bir adaya düştünüz. Ada kayalık. Günlerce ağzınıza bir lokma bir şey koyamadan etrafı dolaştınız. Her yer ıssız. Sadece dalgaların ve deniz kuşlarının sesi var. Bu sırada bir define sandığı buldunuz. Ne dersiniz? Zengin mi oldunuz birdenbire? Yoksa karnınız guruldamaya devam mı ediyor? Bu koşullarda o define sandığı sizin için moral bozucu bir çöptür.

Oysa bazı çöpler, başkaları için bir hazine veya mükellef bir ziyafet anlamı taşır.

Doğadaki beslenme zincirinde bu konuda çok çarpıcı bir sürü örnek vardır.

Bok Böceği

Çocukluğumda yaz tatilinde köye gittiğimizde hayvan dışkılarının, bok böcekleri (kın kanatlılar -Coleoptera- takımında sınıflanan Scarabaeidae) tarafından beceriyle nasıl küçük yuvarlaklar haline getirilip aceleyle taşındıklarını uzun uzun inceleme fırsatım olmuştu. Öküzlerin, ineklerin dışkısı, çoğumuzun iğrenç bulduğımuz bu nesneler, o böcekler için bir yaşam hazinesidir. Yaşam çevrimlerinde bu şekilde sayısız örnekler bulabilirsiniz.

Bir çöp yığınının içinden aradığınızı bulmak zordur. Bu nedenle önce çöplerinizi temizleyin. Aradığınız şey elinizin altında olacaktır.

Gürültünün ortasında dinlediğiniz melodiyi duymakta zorlanırsınız. Bu kakafonik kargaşaya bir son verin. Gereksiz sesleri kapatın. Uzaklaştırın. Geriye zaten istediğiniz melodi kalacaktır.

Konfüçyus, “Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.” demiş asırlar öncesinden.

Çöplerinizi temizleyin.

Çöplerinizden kurtulun!

Yaklaşık 40 yıl önce beynime kazınan bir gözlemim var.

O zamanlar Ankara Fen Lisesinde öğrenciydim. Biyoloji laboratuvarında Petri kaplarına yerleştirilmiş agar-agar jölelerine bakteri aşılıyor ve oluşan kolonilerin gelişmelerini izliyorduk.

Bakteri kolonileri belli bir süre genişleyen daireler şeklinde gelişip büyüyor ve sonra ölüyorlardı. Bu sürecin aynı şekilde tekrarlanmasının tek bir nedeni vardı: bir yandan var olan tüm kaynakları tüketmek; diğer yandan kendi atıklarıyla, yani kendi çöpleriyle zehirlenmek.

Ahmet Aksoy

Not: Topyekun Arınma konusuna bir yazı dizisi olarak devam edeceğim. Neyin çöp olup olmadığını ayırt edebilmek te aslında bir farkındalık konusudur. İzleyin!