?> sanat arşivleri - Kişisel Gelişim
Feb 152015
 
1,365 views

Modadan Duvar Resimleri

Bu kez Kadıköy ve Moda’nın farklı bir kaç sokağındaki duvar resimlerini paylaşıyorum.

Bu tür resimlerin ömrü çok uzun olamıyor. Bir yandan olumsuz hava koşullarına açık olmaları, bir çoğunun da izinsiz ortamlarda üretilmiş olması nedeniyle ya yavaş yavaş tahrip oluyorlar, ya da üzerleri boyanıveriyor…

Albay Faik Sözdener caddesindeki gibi örnekler ise, -şimdilik- boş duran inşaat alanlarının yan yüzeylerine boyandıkları için, orada bir yapı yükseldiğinde ortadan tamamiyle kaybolmaya aday…

Bu tür tabloları boyayanlar, kalıcı sanat eserleri üretme amacını gütmüyor. Onlar, sadece kendi yaşamlarının bir kesitini dışa vurup görselleştiriyor. Aslında herşeyin geçici olduğunun bir vurgusu bu…

Asıl ölümsüz sanatçılar, bu resimleri boyayanlar. İsimlerini bilmek gerekmiyor. Çünkü onlar zamanı durdurmayı değil, yaşamayı seçiyorlar. Yaşamak, ölümün önkoşuludur.

Bu gerçek sanatçıların önünde saygıyla eğiliyorum!…

Moda Sarrafali sokak

Moda Sarrafali sokak

Moda Misbah Muhayyas sokak

Moda Misbah Muhayyas sokak

Moda Misbah Muhayyas sokak

Moda Misbah Muhayyas sokak

Albay Faik Sözdener Caddesi

Albay Faik Sözdener Caddesi

Jan 232015
 
1,288 views

Kadıköy Rasimpaşa mahallesi duvar resimleri (graffiti) açısından çok zengin bir bölgedir. Eğer bu bölgeye yolunuz düştüyse, büyük olasılıkla oradaki duvar resimlerinden bazılarını siz de görmüşsünüzdür.

Yapıları gereği, duvar resimleri kalıcı eserler değildir. Bu nedenle onları hiç olmazsa fotoğraflayarak zamanda daha uzun bir süre yolculuk yapmalarını sağlamak mümkün. Biz de fırsat buldukça bunu yapmaya çalışıyoruz.

İşte, Rasimpaşa duvarlarında yakaladığımız bu fotoğraflardan bazıları:

Metro Ayrılık Çeşmesi Durağından

Metro Ayrılık Çeşmesi Durağından (Bu resim ve yanındakiler artık yok!)

Ayrılık Çeşme Sokağından

Ayrılık Çeşme Sokağından

Ayrılık Çeşmesi

Ayrılık Çeşmesi

Karakolhane Sokaktan

Karakolhane Sokaktan

Duvar resimleri ve graffitiler konusunda meraklıysanız, bu amaçla oluşturduğumuz sitemizi ziyaret etmeyi unutmayın ve elinizde yeri ve zamanı belli duvar resmi veya graffiti fotoğrafları varsa lütfen onları bizimle de paylaşın. Bu tür eserleri başka türle yaşatmak pek mümkün olmuyor.

http://graffiti.axtelsoft.com

Jan 222015
 
1,148 views

Haiku Zinciri -8

(19 halka – ahmet aksoy – salih sincik – feride serin)
1
havada pus var
bir uzak türkü sesi
rüzgar diliyle
(ahmet aksoy 15.01.2015 11:08)
2
rüzgar diliyle
söyleşir balkonlarda
açan çiçekler…
s.sincik.15.01.15.(11.43)
3
açan çiçekler
ilkbaharı getirir
yaşam imzası …
feride serin (15.01.2015 saat 17.10)
4
yaşam imzası
tohumunda çiçeğin
dağın karında
(ahmet aksoy 16.01.2015 13:16)
5
dağın karında
boy uzatmış kardelen
şöleni bekler…
s.sincik.16.01.15.(13.45)
6
şöleni bekler
gözlerindeki ışık
yıldız yağmuru
(ahmet aksoy 18.01.2015 03:11)
7
yıldız yağmuru
yol boyunca sokakta
bir kış sabahı
feride serin (18.01.2015 saat 10.30)
8
bir kış sabahı
damlardan sarkar buzlar
donmuş göz yaşım…
s.sincik.18.01.15.(21.21)
9
donmuş göz yaşım
bekliyor yüreğime
düşen cemreyi
(ahmet aksoy 19.01.2013 08:56)
10
düşen cemreyi
karşılar kara toprak
yeniden doğuş…
(feride serin 19.01.2015 saat 22:20)
11
yeniden doğuş
su yürür ağaçlarda
patlar tomurcuk..
(s.sincik.19.01.2015 22.39)
12
patlar tomurcuk
uyandırır filizi
gün doğumuna
(ahmet aksoy 19.01.2015 22:49)
13
gün doğumuna
martı çığlıklarıyla
uyanır sahil…
(s.sincik.21.01.15 00.20)
14
uyanır sahil
vurur yüzüne suyu
seher yıldızı
(ahmet aksoy 21.01.2015 23:52)
15
seher yıldızı
çobanın dert ortağı
yalnız gecede..
s.sincik.22.01.15.00.38
16
yalnız gecede
kelimeler yaşamdır
şair günlüğü…
feride serin (22.01.2015 saat 00:55)
17
şair günlüğü
bulutların üstünde
kan ve gözyaşı
(ahmet aksoy 22.01.2015 00:58)
18
kan ve gözyaşı
insanlık tarihinde
bitmeyen dram…
(s.sincik.22.01.15… 01.08 )
19
bitmeyen dram
bir bitmeyen komedi
havada pus var
(ahmet aksoy 22.01.2015 15:52)

Açıklama
Haiku Zinciri
Haiku/senryu zinciri çalışmaları hem eğlencelidir, hem de antreman yerine geçer.
Tecrübeli-tecrübesiz herkesi bekleriz.

Zincir Kurallarımız şöyledir:
1- Aynı kişi aradan bir gün geçmedikçe kendi yazdığı üçlüyü devam ettiremez
2- Araya bir başkasının haikusu girdiğinde bir gün bekleme kuralı ortadan kalkar
3- Her halka önceki üçlüğün son dizesini tekrar eder
4- Her zincir asal sayıda üçlü ile tamamlanır
5- Zinciri başlatan kişi zinciri tamamlar
6- Zincir herkese açıktır
7- 5+7+5 hecelik üç dize kuralına uyulur
8- Konu kısıtlaması yoktur
9- Karışıklık olursa, zinciri başlatan kişinin arabuluculuğuna başvurulur
10- Zincirin halkaları bu mesajın altına yorum olarak eklenir
11- Zincirin bütünü ayrıca toplu olarak yayınlanır
12- Her üçlünün altına o üçlüyü yazan kişi kendi adını, ekleme tarihini ve saatini yazar

Jul 072014
 
1,870 views

Haiku Şiiri ve Asal Sayılar

Asal gazları olduğu gibi, asal sayıları da severim. Takıntı düzeyinde olmasa da, bu sayılarla ilgili olgulara karşı daha seçici davranırım.

asal-sayilarDünkü haiku zinciri denememizden sonra bir şey dikkatimi çekti.
5 numaralı haiku zincirini 17. halkada kapatmıştım. Bunların her ikisi de asal sayılardı.
Sonra farkettim ki haiku ve tankalar da hep asal sayıdaki birimlerden oluşuyorlar.

Hece sayılarındaki temel birimler 5 veya 7. Ve her ikisi de asal sayı.
Haikunun toplam hece sayısı: 17. O da bir asal sayı.
Tankanın hece sayısı toplamı: 31. Bu da asal.
Dize sayıları da 2, 3 ve 5: Yani yine hepsi asal sayılar.

Tesadüf mü, yoksa bilinçli bir düzen mi var bilmiyorum ama, haikunun temellerinin asal sayılara göre atıldığı kesin gibi görünüyor!..

Daha önce de “ilk kez keşfettiğimi” zannettiğim konuların, pek çok kez, benden epeyce önce başkaları tarafından da farkedildiğini farkettiğim oldu. Bu nedenle bu kez aceleci davranmak istemedim ve interneti bu konuda araştırdım.

Haklıymışım! Aynı gözlemi yapıp, aynı soruyu soran ve aynı konuyu çeşitli biçimlerde ele alan bir sürü kaynak buldum. Yani haiku ile asal sayılar arasındaki ilişkiyi ilk keşfeden ben değilmişim. Olsun! Bu kaynaklardan da yepyeni bilgiler edindim.

Haiku, senryu, jisei : 5+7+5 = 17
Katauta: 5+7+7 = 19
Tanka, waka: 5+7+5+7+7 = 31

Öte yandan, yukarıdakiler kadar popüler olmayan ve asal sayıda bileşenden oluşmayan bir kaç japon şiiri biçemi daha varmış:
Mondo: 5+7 = 12
Choka: 5+7+5+5+7+5 = 34
Choka: 5+7+7+5+7+7 = 38
Bussokusekika: 5+7+5+7+7+7 = 38
Sedoka: 5+7+7+5+7+7 = 38
Bu şiir tiplerini ben de ilk kez duydum. (Aslına bakarsanız, katauta formunu da ilk kez duyuyorum.)

Japonların kültürel olarak sayılara, özellikle de asal sayılara büyük bir önem verdikleri biliniyor. Bunun, şiir formlarına yansıması da çok doğal.

Öte yandan şiir, matematikle iç içedir. Her zaman açıkça görülemese bile, şiirde, belli bir içsel düzene sahip olan, bazan da bunları döngüler halinde yineleyen bir biçem söz konusudur.

Haikunun uluslararası bir ilgi görmesinde büyük olasılıkla asal sayıların katkısı büyük.

Haiku, doğal yaşamın asal şifrelerini taşıyor.

ahmet aksoy

Kaynaklar:

Jun 262014
 
914 views

Savaşın Gizli Tanıkları – Binh Danh

bindanh-1

Alternatif fotoğraf tekniklerine kendimi bu kadar yakın hissetmemin nedeni keşfe ve yeniliklere bütünüyle açık olması. Örnek olarak paylaşmak istediğim sanatçı, kimyasallara ihtiyaç duymadan, yeşil yapraklardaki fotosentez özelliğini kullanarak seçtiği imajları klorofil baskı yöntemiyle canlı yapraklara kaydediyor.

bin danh

Vietnam doğumlu ABD’li sanatçı Binh Danh’ ın kendi anlatımıyla, klorofil baskıyı keşfetmesi, bir yaz günü, bahçede su hortumunun altında kalan çimenlerin renginin değiştiğini fark ettikten sonra, fotosentez ile renk değişimi üzerine çalışmaya karar vermesiyle olmuş ve Klorofil baskıyı bu şekilde yapmaya başlamış. Binh Danh, çalışmasında fotosentezi, klorofil ve güneş ışığından faydalanarak yaprakların üzerine görüntüleri kaydetmek için kullanıyor.

bin danhKlorofil baskı ile gerçekleştirdiği en çarpıcı projesi, Vietnam savaşında çekilmiş kareleri tropikal yapraklara basarak oluşturduğu, “Ölümsüzlük, Vietnam ve Amerika Savaşı kalıntıları” isimli proje. Bu çarpıcı kareleri yaprakların üzerine hiç bir kimyasal kullanmadan, sadece fotosentezi kullanarak baskı alan Danh, eserlerini daha sonra reçine ile kaplayarak hem korunmasını hem de görüntülerin sabitlenmesini sağlıyor.

Binh Danh’ın anlatımıyla, savaşın imajları yaprakların bir parçasıdır ve görüntüler yaprakların içinde ve üzerinde yaşar. Yapraklar, savaşın sürekliliğini ifade eder. Onlar, Vietnam savaşının kalıntısını içerirler; bombalar, kan, ter, gözyaşı ve metaller. Ölüler, doğum, yaşam ve ölümle birlikte maddelerin geri dönüşümü, değişimi ve yeniden oluşum döngüleri içinde Vietnam’ın doğasıyla bütünleştiler. Madde hiç bir zaman yoktan var edilemediği ve vardan yok edilemediği için Vietnam ve Amerika savaşının kalıntıları, Vietnam’ın doğası içinde sonsuza kadar yaşayacaktır.

bin danh

A. Nilden Aksoy

Kaynaklar:

http://www.binhdanh.com/
http://www.youtube.com/watch?v=JfRxBqWPSDI

 

Jun 132014
 
1,250 views

Haiku Bir Farkındalık Anahtarıdır

fısıldar rüzgar
sessizce kulağına —
gül kıpkırmızı
(a. aksoy)

Haiku Bir Farkındalık AnahtarıdırHaiku en fazla 17 hece içeren klasik bir japon şiiri formudur. Klasik japon haikuları genellikle düşey olarak yazılan tek bir satırdan oluşurlar.

Batı dillerine tercüme edilirken ve bu dillerde doğrudan yazılırken sözkonusu 17 hecelik tek düşey satır biçimi, giderek beş, yedi ve beş hece içeren 3 farklı yatay satıra dönüşmüş. Son zamanlarda bu formülasyon daha da esnetilmiş ve “toplam olarak en fazla 17 hece içeren kısa-uzun-kısa üç satır” haikunun genel tarifi olmuş.

Haiku, konularını genellikle doğadan ve mevsimlerden alır. Çoğunlukla ciddi, ama bazan da esprili bir dille yazılır.

İlk başta insanlara çocukça, anlamsız ve değersiz bir uğraş gibi görünen bu anlatım biçiminin aslında ne kadar büyük bir derinliğe sahip olduğu, ancak onunla tanıştıktan sonra ortaya çıkıyor.

Haiku, çevremize çocukça ve içten bir merakla, sorular sorarak bakmayı bize yeni baştan anımsatıyor. Haiku sayesinde artık bakıp ta göremez olduğumuz kanıksanmış objelerin üzerini kaplayan görünmezlik tozunun etkisini giderek yitirmeye başladığını farkediyoruz. Yanıbaşından yürüyüp geçtiğimiz hayvanları, çiçekleri, ağaçları şaşkınlık ve hayretle yeni baştan keşfetmemiz mümkün oluyor.

Haiku bize gerçeği anımsatıyor. Basit, saf, sorularla bezenmiş bir gerçek.

Haiku, günlük yaşamımızın içinde artık soru soramaz hale geldiğimizi; yaşadıklarımızı kaçınılmaz birer olgu gibi kanıksayıp kabul ettiğimizi o çocukça saflığıyla gülümseyerek yüzümüze vuruyor.

Haiku çoğu kez sıradan bir dille, sıradan bir şekilde ve sıradan şeyleri dile getirir. Ama haiku, bakmaya doyamayacağımız, ince ince işlenmiş motifleriyle gözlerimizi kamaştıran nadide bir mücevher değildir.

Haiku yalındır. Basho‘nun kurbağa haikusu bu yalınlığın en çarpıcı örneklerinden biridir:

Furu ike ya
Kawazu tobikomu
Mizu no oto.

Eski havuz
Kurbağa atlar içine
Suyun sesi.

Haiku bize bir şey anlatmaya çalışmaz. Onun yerine, sözcüklerle bir resim taslağı çizer. Resmin ayrıntılarını belirleyip, renklerini boyamak ise tamamiyle bize kalmıştır.

Haiku, farkındalığımızı tetikler. Yazan için de böyledir, okuyan için de. O küçücük eşiği aştığınızda haiku vazgeçilmezleriniz arasındaki yerini alır.

Haikuyu ille başkaları okusun diye yazmak zorunda değilsiniz. Sadece kendiniz için yazın. Bunu yapabilirsiniz. Böyle yaptığınızda bile, farkındalığınızın ne kadar büyük bir hızla gelişip yayıldığını hayretle izlersiniz. Eğer yazamıyorsanız, okuyun. Haikunun size çizdiği resimlere bakın. Onları görün, onları boyayın. Siz haiku resimlerinizi boyadıkça, yaşamınızın da renklenmekte olduğunu farkedeceksiniz.

Haiku, bir farkındalık anahtarıdır.

ahmet aksoy

Not: https://www.facebook.com/groups/haikupanosu/ adresindeki herkese açık Haiku Panosu grubumuza sizi de bekleriz.

Jun 072014
 
1,283 views

Çocuklar Gençler ve Yetişkinler İçin Haiku

serenad yapar
pencerenin önünde
geç mart kedisi

Özellikle çocuklar, doğal haiku yazarlarıdır. Onların gözlem gücü henüz yetişkinler kadar körelmiş değildir.

Onların metaforlarla, kelime oyunlarıyla, süslü cümlelerle pek fazla işleri yoktur.

Düşüncelerini, duygularını lafı dolandırmadan dile getirme becerileri hala canlıdır.

Sadece birazcık yüreklendirilmeye ihtiyaç duyarlar.

Gençler de bu konuda fena sayılmazlar. Çocuklar kadar olmasa bile, haiku yazmanın inceliklerini kavramakta pek fazla zorluk çekmezler. Ancak, haiku yazmanın onlara sağlayacağı ayrıcalıkların değerini farketmek onlar için pek te kolay olmaz. Ancak, haikunun gücünü farkeden gençler, isterlerse, çocuklar kadar başarılı haikular üretmeye çok kısa bir zamanda başlayabilirler.

Ne yazık ki yetişkinlerin haiku yazma konusunda çocuk ve gençlere oranla biraz daha fazla çaba göstermeleri gerekebilir. Çünkü onların öncelikle, artık duyarsızlaşmaya başlayan algı sistemlerini yeniden canlandırmaları gerekir. Çözüm, sabırlı bir uğraşla gelir. Zorlamadan. Ama, hedefi de gözden kaçırmadan.

Haiku yazmak çocuklara ne kazandırır?

  • Öncelikle ana dillerini daha iyi kavrarlar.
  • Heceleri ve sesleri tanırlar. Sözcüklerin hecelerine nasıl bölünebileceğini, hecelerin nasıl sayılabileceğini öğrenirler.
  • Mevsimleri, doğa olaylarını daha yakından tanırlar.
  • Hayvanları, kuşları, bitkileri daha yakından tanır onların farkına varırlar.
  • Birlikte yazmanın hazzını tadarlar.
  • Sözcük dağarcıklarını geliştirir, gerektiğinde sözlük kullanmayı daha iyi öğrenirler.
  • Çevrelerini daha ayrıntılı olarak sorgulamayı, detayları daha iyi kavramayı öğrenirler.
  • Daha az sözcükle, daha çok şey anlatabilmenin ayırdına varırlar.
  • Kendilerini daha iyi tanırlar.
  • Yaratıcılıklarını geliştirirler.
  • Sözcüklerle resim çizmeyi öğrenirler.
  • Paylaşmayı ve bunun tadını çıkarmayı öğrenirler.

Aşağıdaki örnekler dünya çocuklarına ait. Niçin sizinkiler de onlara katılmasın?

Çocuklarınıza haiku yazmayı öğretin. Böylece onların, çevremizde olup bitenlerin farkında olmalarını ve bunu incelikle, güzellikle, gereksiz sözcükler kullanmaya gerek duymadan dile getirebilmelerine olanak tanıyın. Onlar, çevrelerine daha duyarlı olmayı öğrendikçe, daha yaşanası bir dünyanın kurulmasında daha çok katkıları olacak.

Onlara üç maymunun nasıl oynanacağını değil, yaşamın güzelliklerini ve gerçekleri farkında olarak yaşamayı ve bunları dile getirmeyi öğretin.

Haiku, ışıktır.
Hem çocukların, hem gençlerin, hem de yetişkilerin çevresini aydınlatır.

ahmet aksoy
gamet gelişim

Okul çetesi gibi
Güreşiyor evin yolunda
Sert rüzgar iteliyerek
Claudya Sanchez, 11 Yaş, Kız, (2008) ABD

Bir iki üç dört beş
Tarzan kaplan avına gitti
Bir fare ile geri geldi
Shen Hua Quiang, 12 yaş, Erkek, Singapur

gecenin alacakaranlığında
sadece mantarlar
ışıldıyor
Keji Baba, 12 yaş, Japonya

parmaklarını çaprazla
gözlerini kapa
yıldızlara doğru süzül
Brittany, yaş 9, West Midlands, İngiltere

Kaynaklar:

Apr 012014
 
1,291 views

Haiku Ne ki?

Geçen yıl biri bana haiku ile ilgili herhangi bir soru sorsaydı, ilk tepki olarak “Haiku ne ki?” diyeceğimi biliyorum.

Oysa şimdi haiku benim için “yararlı” bir virüs gibi. Her yerde var. Her şeye bulaşıyor. Çok hızlı ürüyor ve bir yandan da olağanüstü hızla evrimleşiyor.

Benim açımdam haiku -en azından şimdilik-, klasik haikunun temel 5+7+5 dize yapısını koruyan ve olabildiğince doğadan esinlenen bir yapı. Kendi açımdan henüz tam bir şiir formu değil. Çünkü henüz haikunun müzikalitesini yakalayabilmiş değilim. Ama eminim ki, o da olacak.

Şimdi size kısaca “haiku”nun ne olup olmadığını özetlemeye çalışayım.

Haiku nedir?
Haiku 3 satırlık bir şiir. İlk ve üçüncü satırları beş heceden, ortadaki satır ise yedi heceden oluşuyor. Geleneksel bir Japon şiiri formu. Konusunu daha çok doğadan alıyor ve yalın bir dille görselleştiriyor. Aynı formu kullanan ama hiciv ögeleri içeren benzer formlar da var. Daha fazla ayrıntı isterseniz, internette çok sayıda kaynak var.

http://jikad.org.tr/cocukhaikuyarismasi/wp-content/uploads/2013/10/Haiku-Nas%C4%B1l-Yaz%C4%B1l%C4%B1r.pdf adresinden indirebileceğiniz pdf dokümanda pek çok ayrıntı ve örnek bulabilirsiniz.

Şu anda haiku benim için sözcüklerle görselleşen bir fotoğraf karesi. O anda ne denk gelirse. Bir stüdyo çalışması değil. Işığı, fonu, duruşu ben tanımlamıyorum. Kendiliğinden. Anlık. Spontane.

“resmini çizer
renkleri boyar haiku
bir an doğadan”

İşte bu nedenle -şimdilik- haiku benim açımdan bir sanatsal obje değil. O bir “farkındalık” aracı. Haiku, yaşama buruk tadını veren minik ayrıntıların farkına varmamızı sağlayan tılsımlı bir gözlük.

Haikunun farkına varışım geçen yıl oldu. Her gün en az bir haiku yazmaya karar verişimin tarihi ise 20 Şubat 2014. Bu tarihin anlamlı bir özelliği yok. Sadece aldığım kararı uygulamaya başladığım tarih. Ve o günden bu yana, ödün vermeksizin uyguluyorum. Bazan günde bir tane yazıyorum, bazan da 5-6 tane birden. Nasıl denk gelirse. Spontane.

Haiku yazmak için özel bir zaman ayırmam gerekmiyor. Bu aralar en verimli haiku atölyem, sabahları ofise gelirken bindiğim Acıbadem-Kadıköy dolmuşu. Günlük haiku kotamın neredeyse tamamını bu 20-25 dakikalık yolculukta dolduruyorum. Baktığım her yerde bir haiku var. Yağmur yağarken dolmuşun camlarında oluşturduğu desenler bir haiku. Ya da bulutlar. Kaldırımda yürüyen, yüzünü görmediğim kadın. Çiçeklerini salkım saçak sergileyen bir badem ağacı… Bunların hepsi birer haiku. Bunların hepsi yaşamımızdan bir an, bir anı. Dolaysız, dolambaçsız.

Bazan da rıhtıma gidiyorum. Deniz, martılar, insanlar… Tıpkı fotoğraf çeker gibi. Bakmayı, görmeyi aşıp, farkına varmayı öğreniyorsunuz.

Haiku, benim farkındalığımı tetikledi. O ayrıntıları görmediğimden değil. Ama o anları sözcüklerle ifade etmeyi kendime bir görev edindiğimden beri, farkındalığımın daha fazla farkına varıyorum. Bu sayede artık daha kolay gülümsüyorum. Çünkü o minik ayrıntılardaki güzelliği içime daha fazla sindirmem mümkün oluyor.

Badem ağaçlarının çiçek açtığını görmemeniz mümkün mü? Aklınızdan, farkında bile olmaksızın “Badem ağacı çiçek açmış.” derken, kuyruktaki binlerce diğer düşünce onu daha sahneye çıkma fırsatı bulamadan gerilere itekleyiveriyor. Badem ağacı çiçek açtığıyla kalıp, bir anda sıradanlaşıyor zihninizde. Belki bir cümle haline bile dönüşemeden. Oysa haiku ile fotoğraf çekmeye karar verdiğinizde, badem ağacını kadraja oturtup ışığını, rengini, dokusunu görmeye başlıyorsunuz. Öyle uzun uzun da değil. En fazla 1-2 dakika içinde. Yaşam akıp gidiyor. Çevrenizdeki herşey de öyle. Zamanı durdurup o anların resmini uzun uzun boyamanız mümkün olmuyor. Sadece bir düğmeye basma fırsatınız var. Ve fotoğraf filminiz sadece 3 kısacık satırdan ibaret.

Haiku, yaşamdan minik kesitler alıyor. Ve size, bu anları dolu dolu yaşama; onların verdiği doyumsuz hazların farkına ve tadına varma fırsatı tanıyor. Haikuyla gülümsemeniz kolaylaşıyor.

Haiku, olağanüstü bir terapidir.

Haiku, reddettiğimiz, sıradanlaştırdığımız günlük yaşamın üzerindeki tozları silkelemektir.

Haiku, gündelik yaşamımızdaki tılsımlı taşı yakalamaktır.

Eğer siz de benimkine benzer deneyimleri bizzat yaşamak istiyorsanız, hemen haiku yazmaya başlayın. Hemen. Ve eğer yardıma ihtiyacınız olursa, benim hep burada olduğumu da unutmayın.

Ahmet Aksoy

Mar 092014
 
1,293 views

Deneysel Şiirler 1

Bu ilk gruptaki şiirlerim 20-28 Şubat 2014 dönemine ait.

Bu çalışmalarımda, masa başındayken yoğun bir uğraşa gereksinim duymadım. Neredeyse kendiliğinden döküldüler.

Ancak biliyorum ki bunlar, yaklaşık 40 yılı bulan bir suskunluğun ardından gelen öncü patlamalardır.

deneysel şiirlerOnları denetim altında tutup dizginleyebilmek için ölçü ve uyakları kullandım.

Uyaklar ve iç ritm benim için hep önemli ögeler olmuştur. Ölçü şart değildir, ancak çalışmalarda kolaylık sağlar. Ve ben tüm bu ısınma çalışmalarından sonra uyaklı serbest vezne doğru yöneleceğimden eminim. Çünkü 40 yıl önce şiiri bıraktığımda, Aragon’un “Elsaya Şiirler”i başucu kitabımdı.

ZAMAN
yoruldum desen, zaman
tüylerini kabartmış
tünekte bir kuş gibi
sessizce havalanan
çukur bir yokuş gibi

ANNA RF – WEEPING EYES
Bu çalan klarnet mi gerçekten?
Ya bu ruhumu titreten Azerbaycan kemençesi mi?
Gözyaşım titreşiyor yüreğimin ucunda
Yoksa sesi mi bu öksüz dağların?
Ben dağları mı dinliyorum
Yoksa Theodorakis’i mi?

MECNUN
ne dal kaldı ne ağaç
kuşlar yuvasız kaldı
açlar suskun toklar aç
mecnun sevdasız kaldı

AHENK
herşey dengi dengine
ses verir ahengine
soyunur yavaş yavaş
yaşam kendi rengine

HAYAT
döngüsü bu hayatın
sessizce susar kadın

NUR
gecenin kadifesi
usulcacık dokunur
uzak bir ninni sesi
pencereden sızan nur

SABAH ÇAYI
çayımı yudumlarken
öter bir gece kuşu
günaydın sabah erken

AL  ATLAR
uçar gider al atlar
rüzgarda iz bırakır
süzülürken kanatlar
bahar filiz bırakır

ÇATLAK
asfaltın çatlağından
izini sürer yaşam
dingilder kara bakır
kaynarken akşam akşam
haberci şafağından

VANDAL
uykusundan uyanmış
ağaçların dalları
kan rengine boyanmış
gecenin vandalları

ÇARESİZ
uykumuz bölünmüşse
damdan şıpırtılarla
yıldızlar göğe düşse
sessiz kıpırtılarla

Ahmet Aksoy