?> hedef arşivleri - Kişisel Gelişim
Jan 242014
 
1,374 views

Zaman Yönetimi ve Planlama

SaatAtölye Süresi: 8 saat (Teorik bilgiler ve takım projesi)
Tarih: 2 Şubat 2014 – 10.00-18.00
Yer: Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apartmanı Giriş Kat Kadıköy – İstanbul
Atölye Danışmanı: Ahmet Aksoy
İletişim: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Eposta: gelisim@gamet.com.tr
Web: http://www.gamet.com.tr

Bu atölyeye Kimler Katılmalı?
(Boşa tükettikleri zamanı dentleyebilmek ve zamana bağımlı ilişkilerini yönetmek isteyen)
1- Öğrenciler
2- Eğitimciler
3- İşverenler
4- Yöneticiler
5- Çalışanlar

Atölye Kapsamı:
1- Zaman Nedir? Yönetilebilir mi?
2- Zaman Yönetimi nedir?
3- Farkındalık
4- Öncelikleri Belirlemek
5- Hedef Koyma (SMART/ZAFER)
6- Zaman Tuzakları
7- Zaman Kazandırıcılar
8- Planlama
9- Kişisel Gelişimin Zaman Yönetimine katkısı

Sep 082013
 
2,378 views

Yaratıcı İmgeleme Hedeflerinize Ulaşmanızı Sağlayan Çağdaş Bir Büyüdür

Kendi kendinizle iletişim kurarken sürekli olarak sessiz bir konuşma içinde olduğunuzun belki de farkındasınızdır. Bu iletişimin bir diğer önemli bölümü, olayları ve nesneleri gözünüzde, hayalinizde canlandırmanızdır. Yaratıcı İmgeleme

Yaratıcı imgeleme (Creative Visualization) kavramı, işte bu, doğal olarak kullanmakta olduğunuz “gözünüzde ve zihninizde canlandırma” işlemini bilinçli ve sistematik bir yaklaşımla kontrol altına almayı hedefliyor.

Duyu organlarını kullanma biçim ve oranları kişiden kişiye büyük farklılıklar gösterebiliyor. Görseller gördükleri şeyleri daha çabuk kavrarken, işitseller için ses unsuru ön plana çıkıyor. Dokunsalların etkin kavrama aracı ise, tutma, dokunma ve hareket.

İstatistiklere göre görsel algılama diğerlerine kıyasla çok daha yaygın. Öte yandan bir kişinin salt görsel, salt işitsel ya da salt dokunsal olması sözkonusu değil. Yine de sonuç olarak görsellik yoluyla sağlanan iletişimin çok daha etkin ve yaygın olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. (Görsel: % 65, işitsel: %30, dokunsal: %5)

Bu yüzden “Yaratıcı İmgeleme” kavramında da görsellik ağır basıyor. Ama onu seslerle, dokunma duyusu ve hareketle destekleyerek çok daha etkin ve işe yarar hale getirebiliyoruz.

Peki yaratıcı imgeleme nedir?Shakti Gawain Creative Visualization

Amerikalı yazar Shakti Gawain bu kavramı şöyle tanımlıyor: “Yaratıcı İmgeleme, yaşamınızda olmasını istediğiniz şeyleri yaratabilmek için hayal gücünü, düş gücünü kullanma tekniğidir.”

Şöyle bir örnek düşünelim: Diyelim ki bir ev yapmak istiyorsunuz. Etrafta da bir sürü malzeme var.

Böyle bir durumda deneme yanılma yoluyla ve tanıdığımız malzemelere öncelik vererek bir şeyler yapmaya başlarız. Yaptıklarımızın beğenmediğimiz taraflarını söker, yeniden bir şeyler yaparız. En sonunda da ortaya derme çatma bir sonuç çıkar. Çünkü ne yapmak istediğimizin ayrıntılarını bilmeyiz. Gözümüzün önünde belli belirsiz görüntüler uçuşur ama, pek çok şeyin adını bile koyamayız.

Yaratıcı İmgeleme, yada Beyin Mühendisliği -braingineering- yönteminde tüm bu belirsizlik, tutarsızlık ve çelişki kaynakları sistematik bir düzen içinde yerli yerlerine oturtulur. Sonuçta hedeflerimiz, yapmak istediklerimiz rasgele deneme-yanılmalar yoluyla değil; bilinçli bir seçicilik ve düzen içinde somutlaştırılıp, görselleştirilir.

Zihnimizde oluşturduğumuz görüntülerin ille net bir fotoğraf karesi biçiminde olması şart değildir. Ama oluşturduğumuz imgeyi tüm ayrıntıları ve bütünselliği içinde onunla birlikte yaşıyormuş gibi algılamalıyız. Eğer bir evden bahsediyorsak; onun kapısını, bacasını, duvarlarını bilmeliyiz. Kaç katlı olacak? Oda sayısı ne kadar? Aydınlatması, havalandırması nasıl? O evin odalarında dolaşabilmeliyiz. Orada varolduğumuzu hissedebilmeliyiz.

Ayrıntının fazlası gerekmiyor. Eğer çok özel bir amacımız yoksa pencerelerin menteşelerini düşünmek zorunda değiliz. Duvarlarındaki tuğlaları saymaya veya betonun içindeki çimento ve çakılın oranlarını bilmeye ihtiyacımız yok. Ama onu, işlevsel bir bütün halinde zihnimizde canlandırabilmeli, onunla birlikte yaşayabilmeliyiz.

Elbette bütün bunlar kendiliğinden olmayacak. Ama zihnimizi, bilinç ve bilinçaltımızı bu yönde eğitebiliriz. Sonuçta elimizde, ustalara ve diğer uygulayıcılara verebileceğimiz resimler, planlar, renkler, doku örnekleri olur. Planlarını çizip, maketlerini hazırladığımız ev inşa edildiğinde hayalimizdeki gibi, bazan daha da görkemli bir sonuca ulaşırız.

İmgeleme, görselleşme ya da zihin mühendisliği olarak adlandırabileceğimiz bu çalışmaların asıl hedefinde bilinçaltımız bulunuyor.

Temel varsayım şudur: Bilinçaltımız, kendisine iletilen düşünce ve fikirleri kendisi için bir ödev olarak görür ve gerçekleştirmeye çalışır. Eğer biz, taleplerimizi güçlü bir şekilde hem mantıksal, hem de duygusal olarak desteklenen imgeler haline getirerek ona sunarsak, gerçekleşme olasılığını da arttırmış oluruz.

Bilinçaltımız iyi-kötü veya doğru-yanlış ayrımı yapmaz. Hatta kişiler arasında bile ayrım gözetmez. Herşeyin merkezine kendi varlığımızı koyar. Bu nedenle başkaları hakkında kötü düşünceler beslemek, sonuçta kendimize zarar vermemizle sonuçlanır. İşte bu yüzden hem kendimiz, hem de başkaları için daima olumlu düşünmeli, olumlu imgeler oluşturmalıyız.

Yaratıcı İmgeleme yöntemi işte bunu sağlamaya çalışıyor.

İmgeleme Çalışmaları Ne Zaman Yapılmalı?

Bilinçaltımızın kapıları gece uyumadan hemen evvel ve sabah yarı uyur-uyanık olduğumuz zamanlarda dış dünyaya açılır. Bu nedenle uyumadan hemen önce ve sabah uyanmaya çalışırken hayalimizde canlandıracağımız görsel imgeler, bilinçli zihnimizin filtrelerine takılmadan doğrudan bilinçaltımızın kayıt sistemine ulaşır. Gerisi zaten bilinçaltımızın işidir. O, bu imgeleri en uygun şekilde işleyerek nesnel gerçekler haline getirmeye çalışacak; bizi, ona uygun gelişmelere hazır hale getirecektir. Algılama sistemimiz, bilinçaltımızın şekillendirdiği görselliğe daha yatkın bir hale gelecektir. Diyelim ki, hayalimizde kurguladığımız bir evin benzeri gerçek dünyada zaten var. Biz, onu görür görmez tanımaya hazır durumda oluruz. Eğer hazır değilsek, burnumuzun ucuna bile gelmiş olsa, onu görmeden geçip gitme olasılığımız çok daha yüksektir. Fırsatlar zaten bu nedenle kaçmaz mı? Onları elimizin altındayken bile görmeyiz. Çünkü zihnen buna hazır değilizdir. Yaratıcı İmgeleme, algılama sistemimizi uygun şekilde biçimlendirir.

Eğer hedeflerinize daha kolay ulaşmak istiyorsanız, Yaratıcı İmgeleme size bunun etkin ve pratik yollarını sunuyor.

Yaratıcı İmgeleme hedeflerinize ulaşmanızı sağlayan pratik bir büyüdür.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, İleri Hipnoz ve Master NLP uzmanı,
Master Yaşam Koçu

Kaynakça:
Yaratıcı İmgeleme, Shakti Gawain
Learning Styles Assesment TRIO, Louisania University, River Parishes Community College, 2006

Dec 142012
 
2,414 views

hedef

Hedef,  tamamlanma Zamanı öngörülen, Amacı belli, Farklılığı saptanmış, Eskisiyle kıyaslanabilir ve Realist, gerçekçi bir olgudur. (ZAFER kriterleri için tıklayın)

Hedeflerinizi planladığınızda, yaşamınızın başarılı yönlerini daha kolay farketmeye başlarsınız. Bu sayede yaşamınızın asıl amacına yönelme konusunda büyük ilerlemeler elde etme şansınız olur.

Yaşam amacınız, aslında birbiri ardına yaptığınız kişisel yönlendirmeler sayesinde şekillenir.

Hedef belirlemek, başarı için gereken motivasyonu destekler.

1- Hedeflerinizi şekillendirirken kendinize yöneltmeniz gereken temel soruları yanıtlayın!

  • Kim: Bu hedefle bağlantılı kişiler KİM?
  • Niçin: Bu hedefe NİÇİN ulaşmak istiyorsun?
  • Ne zaman: Hedefine NE ZAMAN ulaşmış olacaksın?
  • Nerede: Bu süreç tam olarak NEREDE gerçekleşecek?
  • Ne: Bu hedefle NE elde etmek istiyorsun?
  • Nasıl: Hedefine ulaştığını NASIL anlayacaksın?

2- Hedeflerinizi planlayın.

Hedef Planlaması başarı için temel bir zorunluluktur.

Hedeflerinizi, Yaşam Amacınıza uygun şekilde belirleyin. Başkalarının amaçları için konulan hedefler, SİZİN hedefiniz olamaz. Gerçek bir hedef için hem aklınızı, hem de yüreğinizi ortaya koymanız, o hedefi arzulamanız gerekir. Sadece istemek, bir hedef için yeterli değildir.

Geçmişte, zaferle taçlandıramadığınız girişimleriniz olabilir. Onları başarısızlık değil, tecrübe olarak değerlendirin. Geçmişte yaptığınız hatalar için kendinizi suçlamayın. Bunun size hiç bir yararı olmaz. Sadece cesaretinizi kırabilir. Ancak, bu hatalardan gereken dersi çıkartmayı da unutmayın.

3- Olumlamalardan Yararlanın.

Olumlamalar, kendinize olan güveninizi, kendinize olan inancınızı pekiştirir. Hedeflerinize daha kararlı bir şekilde yürümenize ortam hazırlar. Olumlamaları imkan buldukça yüksek sesle tekrarlayın. Olmazsa okuyun. Ya da ses kaydı olarak dinleyin. Ses kaydı olarak dinlemeyi, uyurken bile yapabilirsiniz.

4- Hedeflerinizi görselleştirin!

Bilinçaltınız gerçek olaylarla, iyi kurgulanmış hayalleri birbirinden ayırt edemez. Bu nedenle, hedeflerinizi gerçekleşmiş gibi zihninizde canlandırın. Tüm duyularınızı işin içine katın. Hedefinize ulaştığınızı görün. Başarının tadına varın. O ortamı koklayın. Ellerinizle dokunun. İnsanların başarınız hakkındaki olumlu konuşmalarını işitin. Bu süreci, senaryosunu kendi yazdığınız muhteşem bir filme çevirin.

Bu canlandırmayı ne kadar belirgin hale getirirseniz, bilinçaltınız tarafından o kadar kolay ve çok kabul görecektir. Böylece bilinçaltınız, gerçekliğine inandığı hedeflere ulaşmak için tüm olanaklarını seferber edecektir.

 Ahmet Aksoy

 

Nov 162012
 
3,584 views

Başarı ve Motivasyon

(Başarı ve motivasyon ile ilgili aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni 4. sayı‘da yayınlanmıştır. )
Başarı

Kişisel Gelişim, insanların başkalarını değil, sadece kendilerini değiştirebildiğini kabul eder ve bu doğrultuda kişinin kendisini nasıl geliştirebileceği konusuyla ilgilenir.

Fiziksel, duygusal, zihinsel, sezgisel ve ruhsal gelişim kapsamına giren her türlü çalışma bu nedenle Kişisel Gelişimin ilgi alanında yerini bulur.

Bireysel olarak elde ettiğimiz başarılar ve bu çalışmalarımızın süreklilik kazanması açısından, kendimizi geliştirme düzeyimiz büyük bir öneme sahiptir.

Başarı için en fazla gereksinim duyduğumuz konuların başında motivasyon gelir.

Motive olmak ve bu motivasyonu yüksek tutmak hiç te kolay bir iş değildir. İş hayatında ve kişisel ilişkilerde başarılı insanlar bile zaman zaman motivasyonlarını korumakta zorlanırlar. Yine de, bu durumu doğal olarak kabullenmek en doğrusudur. Çünkü asıl önemli olan, en olumsuz koşullardayken bile tekrar toparlanıp yoluna devam edebilme gücünü yitirmemektir. Bunu sağlamanın ilk koşulu kendine güven duymaktır.

Bu bölümde yer alacak yazılarımızda kendine güven, başarı, motivasyon ve benzeri konuları işleyeceğiz. Bazan iyice yakına odaklanarak ağaçların, dalların ve yaprakların arasında dolaşacak; bazan da uzaklara çekilip, ormanı bir bütün olarak kavramaya çalışacağız.

MOTİVASYONUMUZU NASIL YÜKSELTİR VE NASIL KORUYABİLİRİZ?

Kendine Güven: Kişisel Gelişim çalışmaları için mutlaka sahip olmamız gereken ilk temel özellik, kendine güven duymaktır. Kendine güvenmek, her konuda mükemmel özelliklere sahip olmayı gerektirmez. Ama öncelikle, güçlü ve zayıf yanlarımızı bilmeli; yani kendimizi tanımalıyız. Önümüzdeki haftalarda bu konuyu daha ayrıntılı olarak ele alacağız.

Kendini iyi tanı: Güçlü taraflarını bil ve koru. Zayıf yanlarını geliştir. Bunu yapmak için kendini yakından izle. Düşüncelerini ve eylemlerini analiz etmeyi bir alışkanlık haline getir. Her olumlu veya olumsuz davranışının arkasında yatan nedenleri bul. Böylece hangi konularda güçlü, hangilerinde zayıf olduğunu keşfetmen kolaylaşacaktır. Elden geçirdiğin davranışlarını, keşfettiğin özelliklerine uygun olarak şekillendir.

Korkularınla yüzleş: Herkesin bir takım korkuları vardır. Bunlar, bilinçaltımızın bizi korumak için geliştirdiği davranışlardır. Ancak bu davranışların, bizi korumak yerine hayatımızı olumsuz yönde etkilemeye, bizi olumsuz şekilde yönlendirmeye başlamalarına izin vermemek gerekir. Aşırı korkularımızı tetikleyen ortamlardan uzak kalmaya çalışmak, korkumuzu daha da besleyip güçlendirir. Bu nedenle, asıl yapmamız gereken şey korkularımızla yüzleşmek, onların üzerine gitmek; gerekirse bu konuda profesyonel yardım almaktır.

Hedeflerini iyi belirle: İyi belirlenmiş hedeflerimiz olmazsa, motive olmamız ve motivasyonumuzu korumamız zorlaşır. (Bir sonraki yazımızda hedeflerimizi nasıl belirlememiz gerektiği konusunu işleyeceğiz.)

Büyük hedefleri küçük bileşenlere ayır. Eğer hedefimiz çok büyük ve karmaşık bir yapıya sahipse, onu daha küçük bileşenlerine ayırmak daha doğrudur. Böyle yaparsak hem büyük hedefi takibetmek, hem de onu daha kolay ulaşılır hale getirmek mümkün hale gelir.

Hedeflerini kağıda dök: Düşüncelerimiz her zaman bizim kontrolümüzde değildir. Belleğimize ne denli güvenirsek güvenelim, hedeflerimizi yazıya döktüğümüzde onları zihnimizde canlandırmayı daha kolay bir hale getiririz. Unutmayalım ki “Söz uçar, yazı kalır!

Hedeflerini gözden geçir, revize et: Hiç bir hedefini “mutlak” olarak algılama. Koşullara bağlı olarak hedefe ulaşma yöntemini, kullanılacak kaynakları veya tamamlanma zamanını değiştirmek gerekebilir. Hatta öyle gelişmeler olur ki, bazan, hedefin kendisini bile değiştirirsin.

Hedeflerini görselleştir: Görselleştirme -imgeleme, imajinasyon- en etkin araçlardan biridir. Görselleştirdiğimiz hedefleri, gelecekten şu ana, şimdiye taşımış oluruz. Böylece hedefimizi bilinçaltımızın kolayca kavrayacağı bir şekilde betimleriz. Çünkü bilinçaltımız görsel imgelerle düşünür ve tanıdığı tek zaman dilimi “ŞİMDİ”dir.

Hayal kur: Çocuklar, oyun oynayarak kendilerini hayata hazırlar. Hayal dünyası onlar için çok önemlidir. Çünkü onlar herşeyi şimdi yaşar. Bu nedenle biz de içimizdeki çocuğu canlandırıp, onun hayal dünyasından yararlanabiliriz. Hayal kurabilmek, hedeflerimizi daha kolay ve daha ayrıntılı olarak görselleştirebilmemizi sağlar.

Hedeflerine bitiş zamanı koy: Bitiş zamanı belirlenmeyen hedefler, ertelemeye karşı savunmasız hale gelir. Daha sonra değiştirmek zorunda kalsan bile, mutlaka her hedefine bir bitiş tarihi koy.

Engelleri gözünde büyütme: Engellerin yoluna çıkabileceğini en baştan kabullen. Karşılaştığın zaman, onları birer fırsata dönüştürüp dönüştüremeyeceğini incele. Onlara karşı en yararlı manevranın ne olacağını bul.

Pozitif düşün: Konu ne olursa olsun, olumlu taraflarını ön plana taşı. Eğer bir şeyi yapamayacağını düşündüğün olursa, düşünceni hemen “Nasıl yaparım?” sorgusuna dönüştür. Yapamamak senin için bir seçenek olmaktan çıksın! Gerekiyorsa, başkalarından yardım isteyebilirsin. Ama, olumsuz düşüncelere asla taviz verme. Çünkü onlar senin motivasyonunu düşürür, olumlu enerjini tüketirler.

Çok yönlü düşün: Bir kızılderili atasözü şöyle diyor: “Komşun hakkında hüküm vermeden önce, iki ay onun makosenleriyle yürü.” Sadece kendi bakış açını kullanarak yaptığın değerlendirmeler hatalı veya yanlış olabilir. Karşındaki insanlarla empati kur. Hem karşındakinin, hem de başkalarının bakış açılarını dikkate al.

Başarılı insanların yaşam öykülerini oku: Hepimiz öyküleri severiz. Hele bunlar, yaşanmış gerçek başarı öyküleri olursa, daha da fazla etkileniriz. Bu tür öykülerden aldığımız net mesaj şudur: “Başkaları yapabiliyorsa, ben de yapabilirim!” Ayrıca motivasyon sağlayan kitap ve filmler de bizim için önemli bir destektir.

Pes etme: Olumlu sonuç vermeyen denemelerini, birer başarısızlık olarak değil, tecrübe olarak değerlendir. Çünkü onların da sana sağlayacağı çok yararlı bilgiler vardır. Başarının en önemli araçlarından biri, pes etmemek, direncini kaybetmemektir. Edison, ilk elektrik ampulünü çalışır hale getirmeden önce 2 binden fazla deneme yapmıştı. O, bu denemelerin her birini, deneme alanını daraltan, yeni denemelerde neleri yapmaması gerektiğini öğreten değerli araçlara dönüştürdü.

Başarısızlıktan korkma: Çünkü aslında başarısızlık diye bir şey yoktur. Sadece işine yaramayacak bir seçeneği daha elemiş olursun. Bu da senin başarıya giden yoldaki olumsuz seçeneklerinin bir madde daha azalması anlamına gelir. Tekrar yola koyulduğunda, başarı şansın daha da güçlenmiş olacaktır.

İşlerini zamanında yap: İşlerini ertelemek, seni sorumluluktan kurtarmaz. Tam tersine, zamanının giderek daralmasına ve en sonunda kaçınılmaz krizi yaşamana neden olur. Başkalarına aktaramadığın – delege edemediğin – işlerin en sevmediğin, en zor olanlarını ilk önce ele al ve bir an önce onlardan kurtul! Her şey birden bire kolaylaşacaktır…

Zamanını planla: Zamanını sen planlamazsan, olaylar, denetimin dışında seni sürüklemeye başlar. Böyle bir durumda motivasyonunu yüksek tutmak olanaksız hale gelir. 

Beslenmene dikkat et: Sağlıklı beslen. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.” Yediklerinde aşırıya kaçma. Tek yönlü beslenmekten uzak dur. Farklı besinlerden küçük miktarlarda ye. Vücudun, gereksinim duyduğu her türlü maddeye erişebilsin. Bünyeni susuz bırakma.

Yürüyüş yap: Düzenli spor yapma imkanı bulamasan da, en azından yürüyüş yapmayı ihmal etme. Tek bir adım atabilmemiz için bile vücudumuzdaki kasların % 70’i bir uyum içinde harekete geçer. Yürüyüş sırasında kaybettiğin suyu tekrar dengelemeyi unutma.

Dinlenmeyi bil: Çalış ama, dinlenmeyi de bil. Aşırı yorgunluk, moralini ve motivasyonunu düşürür. Baltanı bilemezsen daha çok ağaç kesmek yerine, sadece daha fazla yorulursun. Dinlenmek için ayıracağın zaman bir kayıp değildir. Tam tersine, çalışma verimliliğini arttırır.

Hayatın tadını çıkar: Önemli olan dolu dolu yaşamaktır. Her fırsatta yaşamın tadını çıkarmayı ihmal etme. Hem çalışırken, hem dinlenirken, hem başkalarına yardımcı olurken yaptıklarını severek, tadını çıkararak yap. Yaşam güzeldir.

Ahmet Aksoy

www.gamet.com.tr

0216 450 5784

0533 339 0959

Not: Yukarıda vurgulamaya çalıştığımız temel bilgiler başarıya giden yolun sadece ana çerçevesini çiziyor. Tüm bu ayrıntıların farkına varmak elbette önemli ama, ne yazık ki yeterli değil. Asıl önemlisi onları hayata geçirmek, onlara hayatımızın doğal akışı içinde hakettikleri yeri verebilmektir.

İşte bu amaçla, Gamet Gelişim Akademisi bünyesinde Başarı Atölyeleri düzenlemeye başladık. Bu atölyelerde bir yandan kendimizi daha iyi tanıyarak eksiklerimizi tamamlama fırsatı yakalıyor; bir yandan da beklentilerimizi sorguluyor ve hedeflerimize ulaşmanın etkin yollarını öğreniyoruz.

Çalışmalarımızı genellikle birebir sürdürüyoruz. Böylelikle her bireyin kendi performansını doruğa ulaştırması kolaylaşıyor. Bu bireysel çalışmaların yanısıra yaşam öykülerimizi paylaştığımız ortak değerlendirme ve tanışma toplantıları düzenliyor, ayrıca temel eğitim çalışmalarında bir araya geliyoruz.

Başarı Atölyelerimiz her yaş için geçerli. Eğer siz de hedeflerinize başarıyla ulaşmak istiyorsanız, yerinizi ayırtmak için hemen bizi arayın!

Gamet Gelişim: 0216 450 5784

Adres: Çeltikçi Sokak No: 3 Yalı Apt Zemin kat Kadıköy

(Deniz Otelin arka sokağı)

Not 2: Daha önce yapmakta olduğumuzu birebir atölye çalışmalarına ilave olarak, aynı çalışmaları daha küçük birimler haline dönüştürüp, grup çalışmaları haline getirdik. Yeni dönemde her hafta yeni bir konuyu ele alıp inceleyeceğiz.

Nov 072012
 
3,368 views

(Aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni Sayı-3‘te yayınlanmıştır.)

Soichiro Honda

Soichiro Honda

Birçok ülke gibi Japonya da 1930 Büyük Krizine kötü yakalandı. Soichiro Honda, 1938 yılında piston segmanı geliştirmeyi planlayan küçük atölyesini kurduğunda hala bir öğrenciydi.

Asıl planı, bu fikri Toyoto’ya pazarlamaktı. Bunun için gecesini gündüzüne katarak çalıştı. Bazan atölyede sabahladı. Ürününü geliştirip, tüm bu uğraşa değecek bir başarı elde edeceğine inanıyordu. O arada evlendi ve eşinin takılarını da işyerine sermaye olarak kullandı.
Sonunda piston segmanını tamamladı. Artık elinde Toyota’ya sunabilecek bir ürün örneği vardı ama, onların beklediği standartlara sahip değildi. Bunun üzerine Soichiro okula geri döndü ve mühendislerin projesiyle alay etmelerini sineye çekti.
Pes etmeyi asla düşünmedi. Tam tersine, hatalarına odaklandı ve hedefine doğru yürüyüşünü sürdürdü. İki yıl süren çaba ve yeniden projelendirmelerden sonra Toyota ile bir anlaşmasını yaptı.
Bu arada Japon hükümeti savaşa hazırlanıyordu. Elindeki kontratla Toyota’ya ürün sağlamak için Soichiro Honda yeni bir fabrika inşa etmeliydi ama, elinde yeterli malzeme yoktu. Yine de vazgeçmedi. Yeni bir beton hazırlama sistemi geliştirdi ve fabrikayı tamamladı.
Fabrika üretime hazırdı ama, iki kez bombalandı ve elindeki tüm çelikler kullanılmaz hala geldi. Artık yolun sonuna gelmiş gibi görünen Honda, yine pes etmedi!
Bu kez Amerikan ordusu tarafından terkedilen artık benzin bidonlarını toplamaya başladı. “Truman’ın Hediyesi” olarak adlandırdığı bu malzemeyi hammadde olarak olarak kullanan yeni bir üretim süreci oluşturdu. Bu kez de bir deprem fabrikasını yerle bir etti.
Savaştan sonra yaşanan benzin kıtlığı insanları yürümeye veya bisiklet kullanmaya zorladı. Honda, küçük bir motor geliştirdi ve bunu kendi bisikletine monte etti. Onu gören komşuları da aynı şeyi istediler ama elinde yeterli malzeme yoktu.
Soichiro Honda vazgeçmek yerine, 18 bin bisiklet sahibine mektup gönderdi ve Japonya’yı yeniden ayağa kaldırmak için kendisine yardımcı olmalarını istedi. Bunlardan 5 bin kadarı olumlu yanıt verdi ve onu bisiklet motorları üretebilmesi için desteklediler. İlk denemeler pek başarılı olmasa da, sonunda istediği motoru üretti. Japonya’da elde ettiği başarıdan sonra Honda, ürettiği bisiklet motorlarını Amerika ve Avrupa’ya ihraç etmeye başladı.
Öykü burada da bitmedi. 1970’lerde yaşanan yakıt sıkıntısı Amerikan otomotiv sektörünü küçük arabalar üretmeye zorladı. Honda bu eğilimi çabuk farketti. Bu kez küçük araba motorları tasarlamaya yöneldi ve daha önce hiç kimsenin görmediği kadar küçük arabalar üretmeye başladı. Böylece yeni bir başarı dalgasını yakalamış oldu.
Bugün Honda Firması Amerika ve Japonya’da 100 binden fazla insan çalıştırıyor ve dünyanın en büyük otomobil üreticileri arasında yer alıyor. Bu başarının temelinde kararlılık, başarıya inanarak ve sürekli düzeltmeler yaparak çalışmak yatıyor.
Soichiro Honda, başarısızlığı asla bir olasılık olarak dikkate almadı.

Ahmet Aksoy