?> genel arşivleri - Page 2 of 2 - Kişisel Gelişim
Jan 172013
 
1,142 views

Beşiktaş İsmek EFT semineri

Geçen yılın son EFT-Tepeleme tanıtım çalışması için 29 Aralık 2012 tarihinde Beşiktaş İsmek Emlak Kursu öğrencileriyle bir araya geldik.

Yaklaşık 3 saat süren çalışmalarımız, interaktif bir ortamda sürdü. Teorik bilgilerin aktarımı sırasında kursiyerlerden gelen soruları anında yanıtlayarak konuların anlaşılırlığını pekiştirdik.

Tanıtım sırasında, kursiyerlerden birinin kulak çınlaması sorunuyla ilgili örnek çalışma yaptık. Bir başka kursiyer ile de, özgüven eksikliği sorununu ele aldık.

Bu çalışmanın amacı, stresle yüzleşmeye en çok ihtiyaç duyan mesleklerden biri olan Emlakçı adaylarına, EFT – Tepeleme yöntemi ile olası gerilimlerle nasıl başa çıkabileceklerini göstermekti.

Böyle bir yöntemin varlığından bile haberi olmayan insanlara  bu etkin aracı olabildiğince tanıtmayı, kendimiz için zorunlu bir görev olarak görüyoruz.

2013 yılında daha etkin çalışmalar yapmak ve daha çok insana ulaşmak temel  hedeflerimizden biri.

2013 yılının herkes için hedeflerine ve beklentilerine çok daha uygun bir yıl olmasını diliyoruz.

Ahmet Aksoy

 

Dec 262012
 
1,536 views

Aşk Acısı ile Nasıl Başa Çıkılır?

ayrilik

Yaşamayan bilmez!
Aşk, insanın aklını başından alır.
Aşk acısı ise, hem insanın aklını başından alır, hem de elini kolunu bağlayıp, çaresiz bırakır.

Öncelikle şu kavram karışıklığını ortadan kaldıralım: aşk ile sevgi tamamen farklı şeylerdir.
Çünkü sevgi emek ister. Mantıkla güçlenir. Sevgi, sizin seçiminizdir.
Oysa aşk kendiliğinden gelir. Çoğu kez geliyorum bile demeden.
Aşk bir hipnozdur. Mantığın bittiği yerde başlar ve tamamiyle beynimizin sağ lobu tarafından yönetilir. Sadece duygulara dayanır. Zaman kavramını ve mantıksal değerlendirmeleri ortadan kaldırır.

Ve böyle derin bir hipnozdan birdenbire, bir şok yaşayarak çıktığınızda, her şey birbirine girer. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunu ayırt etmekte; yaşamın suratınıza vurduğu tokatı sindirmekte zorlanırsınız.

Aşk acısının en ağır olanı ise, haksız gerekçelerle -üstelik suçlanarak- terkedilmektir.

Bir danışanımız bunu yaşadı.

Bizi aradığında iki gündür uyuyamıyor, yemek yiyemiyor ve sürekli ağlıyormuş. İşe gidememiş.
Erkek arkadaşı onu -kendisini aldattığını iddia ederek- terketmiş. Ama o, böyle bir şey yapmamış…

Önce uzun uzun konuştuk.
Ortaya şu tür ayrıntılar çıktı:
1- Yürek daralması, nefes daralması var. Dünyayla irtibatı kesilmiş gibi hissediyor. Yaşam enerjisini yitirmiş. Başı ağrıyor ve içi yanıyor.
2- Asıl sorunu terkedilmek değil
3- Haksız yere suçlanmak ağır geliyor
4- Kendini affettirmeye çalışmak ağır geliyor.
5- Haksız yere terkedilmeyi kabullenemiyor.

Önce kabullenememe sorununu ele aldık:
“Arkadaşımla ayrılmayı kabullenemesem de kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Konuşmalar sırasında rahatladığı için şiddet 8’e düşmüş durumda.
Uzun uygulama yaptık.
Birinci tur: Şiddet 7’ye düştü. Göğsü daha rahat. Hafif baş ağrısı var. İç yanması sürüyor.
İkinci tur: Şiddet 6-7 arası. Göğüsteki yanma hafifledi. Nefes iyi. İç yanması devam ediyor. Baş ağrısı yer değiştirdi.
Üçüncü tur: Kendini daha iyi hissediyor. Yanma geçti. Baş ağrısı sürüyor. Şiddet: 4.
Dördüncü tur: Sadece baş ağrısı kaldı. Şiddet sıfırlandı.

Tekrar konuştuk.
Arkadaşını kaybetmemek için “saçmalıklar” yaptığını ve kendini küçük düşürdüğünü düşünüyor. Kendini suçlama ön plana çıktı.
Kurgu cümlemizi yeniden düzenledik.
“Arkadaşımı kaybetmemek için yaptığım saçmalıklar yüzünden kendimi küçük düşürmüş olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Hakim duygular: Değersizlik hissi ve baş ağrısı. Şiddet: 8.
Birinci tur: Duygular hafifledi. Baş ağrısı yer değiştiriyor. Şiddet: 5.
İkinci tur: Duygular hafifliyor. Baş ağrısı yer değiştiriyor ve azalıp, çoğalıyor. Şiddet: Sıfr.

Kurgumuzu yeniledik:
“Değerli olduğumu bildiğim halde yaptığım saçmalıklara kızıyor olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Başlangıç: Yanma hissi, baş ağrısı, nefeste daralma, kızgınlık. Şiddet: 6
Birinci tur: Kızgınlık geçti. Onun yerine acı hissi başladı. Şiddet: 6
İkinci tur: Sadece baş ağrısı var. Şiddet: 3
Üçüncü tur: Acı duygusu geçti. Hafif bir sıkıntı var. Şiddet: 3
Dördüncü tur: Sıkıntı da geçti. Şiddet: 0

Danışanımızı rahatlamış olarak uğurladık.

İki gün sonra kendini tekrar kötü hissetmiş. Ancak bize ulaşamamış ama, kendi başına atlatabilmiş.

İlk görüşmeden dört gün sonra yine bir çalışma yaptık.
Artık ayrılık veya terkedilmişlikle ilgili duygusal sorunlar yaşamıyordu. Asıl sorunu, düştüğü durum nedeniyle kendini suçlamaya dönüşmüştü.

Danışanımızın günlük yaşamını sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen sorunları tamamen ortadan kalktı.
Artık randevularını bile iş yoğunluğu nedeniyle erteleyebiliyor. 🙂

Ahmet Aksoy

Not: Başa çıkmakta zorlandığınız duygusal sorunlarınız için bize başvurun (0216 450 5784). Yaşam acı çekmeye değmiyor. Yaşamak güzel!

 

Dec 112012
 
1,790 views

Beynimizin bir kas gibi çalıştığını söyleyenler var. Doğrudur. Çünkü, kullanılmayan kaslar nasıl eriyip kaybolursa, kullanılmayan beyin hücreleri de zaman içinde eriyip gider. Üstelik bunun, bilinen bir geri dönüşü de yok.

İşte bu nedenle, tıpkı spor amaçlı yürüyüş yapar gibi beynimizi de çalıştırmamız genel sağlığımız açısından büyük önem taşıyor.

Yapılması gerekenlerin pek çoğu basit şeyler. Ancak bunları olabildiğince bir yaşam biçimi haline dönüştürmek gerekiyor. Hem beden, hem de beyin sağlığımız açısından uygulamamız gereken bu ip uçlarından bazılarını sizin için listeledik:

Derin nefes al: Beynimiz, vücudumuza giren toplam oksijenin dörtte birini tüketir. Bu nedenle beynimizin daha sağlıklı çalışabilmesi için derin nefes almak önemlidir. Bu amaca en uygun yöntem diyafram nefesidir. Diyafram nefesi hem daha fazla oksijen almamızı sağlar, hem de iç organlarımıza masaj uygular.

Dik otur: Dik oturduğumuzda dolaşım sistemimiz daha düzgün çalışır. Dolayısıyla beynimize besin ve oksijen taşıyan kan dolaşımı işlevini daha kolaylıkla yerine getirir.

Düzenli ve derin uyu: Uyku, beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantıların yeniden organize olduğu ve sağlamlaştırıldığı bir dönemdir. Bu nedenle düzenli ve derin bir uyku ile beynimizin kendisini rahatça yeniden düzenleyebilmesine fırsat sağlamış oluruz.

Yürüyüş yap: Tempolu yürüyüşler hem beden, hem de beyin sağlığımız açısından büyük önem taşır. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.”

Danset: Dans sırasında beyin ve kas korelasyonu en üst seviyededir. Müzik ve ritm, sağ beyin lobunu uyarır. Metabolizma hızlanır. Bu nedenle, dansın, oksijen seviyesi yüksek bir ortamda yapılması önemlidir.

Gül ve Kahkaha at: Kahkaha atmak çok olumlu yan etkiler üretir. Diyaframı çalıştırır. Stresi azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Endorfin salgılanmasını tetikler. Kan akışını hızlandırır. Kasları gevşetir. Gülmek, başlı başına bir iyileştirme aracıdır.

Şekerden uzak dur: Fazla şekerin hem beden, hem de beyin üzerinde kalıcı hasarlar yarattığı bilinmektedir. Sağlıklı bir yaşam için şekerden uzak durun.

Sınırlı miktarda kafein kullan: Çay veya kahve gibi içeceklerden alınan sınırlı miktarda kafeinin konsantrasyon arttırıcı etkileri olduğu saptanmıştır. Ancak, alınan kafein miktarı arttığında durum değişir ve olumsuz etkiler başlar.

Atıl zamanlarını değerlendir: Büyük şehirlerde yaşıyorsanız, ulaşım sırasında veya kuyruklarda beklerken yitirdiğiniz zamanın ne denli uzun olduğunu bilirsiniz. İşte bu tür zamanları boş boş oturmak yerine, basit yöntemlerle değerlendirebilirsiniz. Örneğin MP3 ile sesli kitap dinleyebilir, ya da bir kitap veya dergi okuyabilirsiniz.

Yabancı dil öğren: Yabancı dil öğrenimi, beyin hücrelerini çalıştırmada etkin bir yöntemdir. Bu sayede beyin hücreleriniz arasında yepyeni bağlantılar kurulur. Yabancı dile karşı bir ilginiz yoksa, daha önce hiç ilgilenmediğiniz bir konuda araştırmalar yapabilir, beyninizi farklı bir konuda çalışmaya yönlendirebilirsiniz.

Barok müzik dinle: Mozart veya Vivaldinin barok eserlerini dinle. Özellikle nefesli veya yaylı çalgıların yer aldığı ve iniş-çıkışların pek bulunmadığı parçalar beyninizin alfa moduna girmesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Algılama filtrelerinin etkinlikleri azalır ve öğrenme süreci daha verimli bir hale dönüşür.

Ahmet Aksoy

Nov 032012
 
1,491 views

(Aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni Sayı-3‘te yayınlanmıştır.)

Gülümse

Bu hafta çevremizdeki insanları gözleyeceğiz. Özellikle de gülümseyen insanları…

 İsteyenler bu gözlemlerini sayısallaştırabilir. Örneğin, “Bugün gördüğüm gülümseyen insan sayısı şu kadar” diyebilirsiniz. Ayrıntıları sevenler daha ayrıntılı formüllerden yararlanabilir ve günün sonunda: “Bugün gördüğüm x farklı kişiden sadece y kadarı gülümsüyordu.” diyebilirler.

Gözlediğimiz kişilerin kimler olduğu, yaşları, cinsiyetleri, giyim-kuşamları, eğitim durumları vb hiç önemli değil. Dikkat etmemiz gereken tek ayrıntı, o kişinin yüz ifadesi.

Gülümsüyormu? Gülümsemiyor mu?

Eğer bir kişiyi gün içerisinde birden fazla kez görüyorsak ve onu gördüğümüz anların herhangi birinde gülümsediğini farkedersek, onu da gülümseyen insanlar grubuna alabiliriz. Bir kez gülümsemiş, diğerlerinde somurtmuş olabilir. Bir kereliğine, hatta kısacık gülümsemiş bile olsa, bizim için yeterlidir. Eğer sayıya vuruyorsak, kaç kez görmüş olursak olalım, o sadece bir kişidir.

Çevremizdeki insanlar, evdekiler, sokaktakiler, iş yerindekiler…

 Hepsini sayın!

 Eğer farklı kişileri görebilme olanağınız kısıtlıysa kendinizi veya seçtiğiniz tek bir kişiyi gözlemleyebilirsiniz. Bu kez kaç kişinin gülümsediğini değil, o kişinin o gün kaç kez gülümsediğini sayın.

 Ola ki gülümseyen insanların kaynaştığı bir ortamda yaşıyorsunuz; bu durumda gülümseme yerine kahkahaları saymanız daha doğru olur.

 Önemli olan farkına varmamız!..

Ahmet Aksoy


Oct 042012
 
1,839 views

(Aşağıdaki yazının orijinal haline http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/uykusuzluk-asiri-kilolar-ve-eft-tepeleme/ adresinden ulaşabilirsiniz.)

Bir danışanımızın sorunu geceleri düzenli uyuyamamak ve aldığı fazla kilolar idi.
Her gece 8-10 kez uyanıyor ve her seferinde mutfağa gidip rasgele bir şeyler atıştırıyordu.

Aslında bakımlı bir kadındı. Düzenli eksersiz yapıyordu. Bu yüzden kilosunu göstermiyordu. Ama farklı yer ve tartılarda alınan ölçümler 20 kiloluk bir fazlalığı belgeliyordu.

Aşırı ve düzensiz beslenmenin altında genellikle duygusal sorunlar yatar. Katı bir disiplinle uygulanan diyetlerin bile kalıcı çözüm üretememesinin nedeni budur. Çünkü siz sonuçlar üzerinde ne denli yoğun uğraşlar verirseniz verin, asıl nedenleri ortadan kaldırmadıkça kalıcı bir başarı elde etmeniz mümkün olmaz.

Bu yüzden danışanımıza bilinçaltı sorgulama uygulamaya başladık.

Sorgular sırasında gece atıştırmalarını karanlıkta ve gizlice yaptığı ortaya çıktı. Bir şeylerden saklanıyor gibiydi. Acıktığı için yemek yemiyordu. Üstelik gece karanlığında bilinçsizce o kadar fazla şey tüketiyordu ki, gündüz yemek yemeye gereksinim duymuyordu.
Danışanımız babasını kaybetmişti. Annesi ise tek başına eski evlerinde kalıyordu.
Aile ilişkilerine girdiğimizde danışanımızın çocukluk döneminde anne ile babanın sık sık kavga ettiği; bu kavgaların da genellikle yemek masasında patlak verdiği ortaya çıktı. Kavga sertleştiğinde baba anneyi sofradan kovuyor, danışanımız da annesini desteklemek için karnını doyurmadan sofradan kalkıyordu.

İlerleyen saatlerde ortalık yatışıyor ve anne, karanlıkta yatağının içinde büzülmüş halde bekleyen danışanımıza gizlice yiyecek bir şeyler getiriyordu. Baba farketmesin diye tüm bunlar karanlıkta yapılıyordu.

Böylece gece uyku bölünmelerinin ve karanlıkta aceleyle yapılan bilinçsiz atıştırmaların nedeni açıklığa kavuşmuş oldu.

Hemen Tepeleme uyguladık.

Olayı zihninde görüntüleyen danışanımızın göğsü daralıyordu. Hissettiği duygusal şiddet maksimumdu.

Gözyaşları arasında 4 tur uzun uygulama yaptık. Sonunda her şey sakinleşti.

Ertesi gün danışanımızla yaptığımız telefon görüşmesinde uzun zamandır ilk kez uyuyabildiğini müjdeledi. Tüm gece boyunca sadece bir kaç kez uyanmıştı.

İki gün sonra tepeleme uygulamasını yineledik.

Bir kaç gün sonraki telefon görüşmesinde uykusunun çok daha düzenli hale geldiğini ve gece atıştırmalarının tamamen son bulduğunu öğrendik. Mutluluğu sesinden kolayca anlaşılıyordu. Aynı mutluluk duygusu bizi de sarmaladı.

EFT-Tepeleme uygulamalarında ele alınan sorunun doğru tespit edilmesi, uygulamanın başarıyla sonuçlanmasında büyük önem taşır. Yapılan yanlış uygulamalar, duygusal sıkıntıları gidermek bir yana, daha da pekişmelerine neden olur. İşte bu yüzden, Bilinçaltı Sorgulama, ele aldığımız sorunların danışanımızın bilinçaltı tarafından nasıl değerlendirildiğini anlamamızda en büyük yardımcımızdır.

Ahmet Aksoy

Gamet Gelişim – 0216 450 5784

Not: Yukarıdaki satırlarda hep “biz” dediğimi farketmişsinizdir. Bunu bilinçli olarak yaptım. Çünkü Tepeleme uygulamalarımızın sorgulama bölümlerine çoğunlukla eşimle birlikte katılırız. Uyguladığımız çapraz sorgulama, sonuca daha hızlı ve doğru ulaşmamızı sağlar.

Sep 272012
 
1,495 views

Çöp Kutusu

Çöp görelidir. Mutlak değildir. Kişiye, duruma, biçime ve zamana göre değişir.

Örneğin sabah kahvaltınızı yaptığınız sıcacık ekmek, birkaç gün açıkta kaldığında sizin için çöpe dönüşebilir. Oysa aynı bayat ekmek parçası bir başkası için köfte harcına katılacak veya tirit yapılacak mükemmel bir malzeme olabilir. Ya da kuşlar veya sokak hayvanları için bir ziyafete dönüşebilir.

Tekrar anımsayalım: çöp, yeri, zamanı ve biçimi uygun olmayan herşeyi kapsar.

Şimdi sizinle birkaç küçük deney yapalım!

Elinize bir bardak temiz, içilebilir su alın. Hatta birazını için. Kalanını da buzdolabının dondurucu bölümüne koyup yarım saat kadar bekleyin ve bardağı tekrar çıkarın.

Bardak aynı bardak; su, yarım saat önce tadına baktığınız suyun aynısı. Ancak bu kez katı halde. Eğer hala susuzluğunuzu gidermek istiyorsanız, artık işinize yaramayacak. Bu özel koşullarda bardağın içindeki su –yani buz- sizin için bir çöpe dönüşmüştür. Eğer çok zor koşullar altında değilseniz, o buzu erittiğinizde elde ettiğiniz suyun görüntüsünü ve tadını beğenmeyip içmeyi tercih etmeyebilirsiniz.

Bardağınıza yeniden temiz su doldurun. Sonra o bardağın içine bir tel saçınızı, ya da ağzınıza sokmayı tercih etmeyeceğiniz herhangi bir maddeyi atın. Şimdi aynı suyu gönül rahatlığıyla içer misiniz? (Bu davranış sadece insanlara özgü değil. Örneğin bizim kedimiz, su kabına yabancı bir madde düştüğünde, bu madde kendi tüyü bile olsa oradan su içmeyi reddediyor.)

Fırından yeni çıkmış, mis gibi kokan taze buğday ekmeği, gluten alerjisi olan biri için zehirli bir çöptür.

Defter arasında kurutulmuş küçücük bir yaprak sizin için çocukluğunuzdan esintiler taşıyan değerli bir anı olabilir. Oysa sizin dışınızdaki hemen herkes için tamamiyle anlamsız, değersiz bir çöptür o.

Ama yine de unutmayın ki, sizin çöpünüz, bir başkasının hazinesi olabilir!

Ahmet Aksoy

 

Sep 162012
 
2,264 views

Çevre terimleri sözlüğüne göre, çöp, evlerden ya da ticari amaçla gıda hazırlanması ve kullanılmasından kaynaklanan hayvan, sebze ve meyve atığına; genelde tüm atık ürünlere denir.

Türkçe sözlükte ise “saman inceliğinde herhangi bir sap, dal veya tahta parçası; yararsız, pis veya zararlı olduğu için atılan ufak tefek şeylerin hepsi” olarak açıklanıyor.

Biz daha genel bir tanım yapalım:

Doğru yerde, doğru zamanda, doğru biçimde bulunmayan herşeye çöp denir.

Diyelim ki bir deniz kazası sonrası ıssız bir adaya düştünüz. Ada kayalık. Günlerce ağzınıza bir lokma bir şey koyamadan etrafı dolaştınız. Her yer ıssız. Sadece dalgaların ve deniz kuşlarının sesi var. Bu sırada bir define sandığı buldunuz. Ne dersiniz? Zengin mi oldunuz birdenbire? Yoksa karnınız guruldamaya devam mı ediyor? Bu koşullarda o define sandığı sizin için moral bozucu bir çöptür.

Oysa bazı çöpler, başkaları için bir hazine veya mükellef bir ziyafet anlamı taşır.

Doğadaki beslenme zincirinde bu konuda çok çarpıcı bir sürü örnek vardır.

Bok Böceği

Çocukluğumda yaz tatilinde köye gittiğimizde hayvan dışkılarının, bok böcekleri (kın kanatlılar -Coleoptera- takımında sınıflanan Scarabaeidae) tarafından beceriyle nasıl küçük yuvarlaklar haline getirilip aceleyle taşındıklarını uzun uzun inceleme fırsatım olmuştu. Öküzlerin, ineklerin dışkısı, çoğumuzun iğrenç bulduğımuz bu nesneler, o böcekler için bir yaşam hazinesidir. Yaşam çevrimlerinde bu şekilde sayısız örnekler bulabilirsiniz.

Bir çöp yığınının içinden aradığınızı bulmak zordur. Bu nedenle önce çöplerinizi temizleyin. Aradığınız şey elinizin altında olacaktır.

Gürültünün ortasında dinlediğiniz melodiyi duymakta zorlanırsınız. Bu kakafonik kargaşaya bir son verin. Gereksiz sesleri kapatın. Uzaklaştırın. Geriye zaten istediğiniz melodi kalacaktır.

Konfüçyus, “Evinizin eşiğini temizlemeden komşunuzun damındaki karlardan şikayet etmeyiniz.” demiş asırlar öncesinden.

Çöplerinizi temizleyin.

Çöplerinizden kurtulun!

Yaklaşık 40 yıl önce beynime kazınan bir gözlemim var.

O zamanlar Ankara Fen Lisesinde öğrenciydim. Biyoloji laboratuvarında Petri kaplarına yerleştirilmiş agar-agar jölelerine bakteri aşılıyor ve oluşan kolonilerin gelişmelerini izliyorduk.

Bakteri kolonileri belli bir süre genişleyen daireler şeklinde gelişip büyüyor ve sonra ölüyorlardı. Bu sürecin aynı şekilde tekrarlanmasının tek bir nedeni vardı: bir yandan var olan tüm kaynakları tüketmek; diğer yandan kendi atıklarıyla, yani kendi çöpleriyle zehirlenmek.

Ahmet Aksoy

Not: Topyekun Arınma konusuna bir yazı dizisi olarak devam edeceğim. Neyin çöp olup olmadığını ayırt edebilmek te aslında bir farkındalık konusudur. İzleyin!

 

Oct 292011
 
4,966 views

Göz Alıştırmaları İçin Ücretsiz Program – Etrain

Etrain Göz Alıştırmaları Programı

Etrain Göz Alıştırmaları Programı

Hızlı okuma için olduğu kadar, Sağlıklı Yaşam Kalitesi açısından da gözlerimiz büyük önem taşıyor.

Bu amaçla kendi yazdığım ve yararlandığım bir programcığı ücretsiz olarak kullanımınıza sunuyorum. Programı Türkçe veya İngilizce olarak kullanabilirsiniz. Etrain isimli bu küçük programcık, göz sağlığına önem veren herkes tarafından kullanılabilir. Hızlı okuma çalışmaları için de yararlıdır.

Etrain programı 3 ana bölümden oluşuyor:

1- Uzak-Yakın modülü: İstenen zaman aralığında ekrana peşpeşe yakın ve uzak görüntüler getiriliyor. Saptanan zaman aralığında bu eylem devam ediyor. Burada yapılması gereken şey ekrana gelen görüntülerden birindeki herhangi bir noktayı seçmek ve diğer resimdeki aynı noktaya odaklanmak. Gözleriniz yakın görüntüde yakına, uzak görüntüde ise uzağa odaklanacaktır.İlk başlarda çok yorucu bir çalışma olabilir. Bu nedenle çalışma süresini zorlanmayacağınız bir değere ayarlayın. (1-2 dakika)

2- Kelebek Modülü: Bildiğiniz gibi görme eylemi sıçramalar halinde gerçekleşir. Zamanla göz sıçrama mesafeleri belli bir aralığa oturur. Bu durum ise göz kaslarında tembelliğe yol açar. Kelebek modülü, sıçrama aralıklarını ve sıçrama süresini ayarlayabildiğimiz bir modüldür. Bu değerlerle oynayarak, gözlerimizin kısa ve uzun aralıklarla sıçramasını sağlayabilir, göz kaslarımızdaki kısıtlı bir aralıkta hareket etme eğilimini kırabiliriz. Yapılacak şey, modülü çalıştırdıktan sonra ekrandaki kelebeği izlemektir. Hem kısa, hem de uzun aralıklarla çalışarak göz kaslarınızı geliştirebilirsiniz. (Benzer bir çalışmayı program kullanmadan yapmak isterseniz, hafif esintili bir günde bol yapraklı bir ağacın yapraklarını, ya da eğer deniz kenarındaysanız, dalgaları izleyerek yapabilirsiniz. ) Küçük sıçramalar, gözlerinizde dinlendirici bir etki yaratacaktır.

3- İnci kolye modülü: Bu modülde peşpeşe belli aralıklarla dizilmiş oval çiftler bulunmaktadır. Sol üst köşedeki çiftten başlayarak gözlerimizi şaşılaştırıp (asıl görüntünün yaklaşık 15 cm ön veya arka tarafa odaklanarak) ikili görüntüyü üçlü hale getirmemiz gerekiyor. Oluşan üçüncü oval görüntü, odaklamayı asıl görüntüden yakına veya uzağa yapmamıza bağlı olarak diğer ikisinden daha yukarıda veya daha aşağıda görünür. Bu üçlü görüntüyü bozmadan tüm diziyi sol üstten başlayarak en sağdaki uca kadar sürdürmeliyiz. İlk başlarda bunu başarmak hiç te kolay olmayacaktır. Yine de ısrar edin. Göz kaslarınızın daha esnek ve daha çevik bir hale geldiğini kısa sürede farkedeceksiniz. (Özel not: Bu modülden yararlanmak için sabırlı ve sistematik bir çalışma sürdürmeniz gerekir. Diğer modüllerin aksine, bu modülde gözlerinizi ve  beyninizi tamamen yeni bir algılama yöntemi için yeniden programlıyorsunuz. Ancak bu çalışma, presbiyopi açısından özel bir önem taşıyor.)

Programcık, göz sağlığı ile ilgili deneysel çalışmalarımıza dayanıyor. Kişisel olarak presbiyopi -yaş nedeniyle yakın görmenin bozulması- nedeniyle başladığım araştırma sonuçlarını yorumlayarak kendime uyguladım. 58 yaşındayım ve şimdi gözlüksüz okuyabiliyorum. Göz kaslarımı aktif bir şekilde çalıştırmaya başlamadan önce, yakın gözlüklerimi yanımdan eksik etmemeye başlamıştım. Oysa şimdi ne uzak, ne de yakın gözlüklerine ihtiyaç duyuyorum.

Bu programı mümkünse her gün yaklaşık 10 dakika süreyle kullanabilirsiniz. Bu çalışmayı günlük yürüyüş alıştırmalarına benzetebilirsiniz. Göz kaslarınızın yeni -yapay- çevresel koşullarda artık fazla ihtiyaç duymadığı hareketleri yapabilmesi önemli. Gerekli uyaranları alamayan kas ve sinir gruplarıyla bağlantılı beyin hücrelerinizi korumanın -ve geliştirmenin- en etkili yöntemlerinden biri bu.

Etrain programcığını (programın ismi, EyeTraining – Göz Alıştırma sözcüklerinden türetildi.) hiç bir garanti iddiasında bulunmadan sunuyoruz. Kullanmak istiyorsanız olumlu veya olumsuz her türlü sonucun sorumluluğu size ait olacaktır. Programımızı kullanmadan önce mutlaka göz doktorunuza danışmanızı öneriyoruz.

Kurulumu ve kullanımı çok kolay olan bu programcığı indirebilmek için aşağıdaki linki tıklayın:

Etrain.exe – Göz Alıştırma Programı

Ahmet Aksoy

Jul 222011
 
1,094 views

Herkes gibi bizler de uzun yıllardır cep telefonu kullanıyoruz.
Cihaz yönünden tercihimiz genellikle Nokia idi. Tutarlı, kullanımı kolay ve dayanıklı ürünleri vardı.
Operatör olarak tercihimiz ise Turkcell’den yanaydı.
Ancak düşüncelerimiz yaklaşık iki yıl önce değişti.
O sıralar eşimin telefon cihazı arızalanmış ve yeni bir cihaz edinmenin vakti gelmişti. O günün şartlerında, iyi bir cihaz almak istedik. Bu nedenle kendi kafamıza göre hareket etmektense, bu konuda bilen birilerinde danışmak çok daha iyi olacaktı.
Öyle yaptık. Özellikle pil vb aksesuarları aldığımız ve yıllardır tanıdığımız bir firmaya gittik. Ellerinde istediğimiz gibi bir cihaz yoktu. Bu nedenle bize Kadıköy’deki merkez Turkcell bayiine gitmemizi önerdiler ve bir de isim verdiler.
Kalkıp gittik. Kampanyada bir cihaz varmış. Internet bağlantısı da kampanyaya dahilmiş falan. Fakat bize sadece telefon işlevi olan bir cihaz gerekliydi. Telefon üzerinden internet bağlantısına da ihtiyacımız yoktu. Bunun üzerine bize başka bir şey önerdiler. O telefon yerine aynı fiyata iki adet telefon. Bu cihazların da özellikleri gayet iyiymiş.
Referansla geldiğimiz için durumu sorgulamadık bile. İnternet bağlantılı tek telefon yerine diğer iki telefonu alıp çıktık.
Foyalar bir kaç gün içinde dökülmeye başladı.
Aldığımız cihazların modeli xxxx. Kulaklıklarında garip, elastik bir parça kullanmışlar. Kulaklığı kulağınıza yerleştirmeye kalktığınızda önce o parça sıyrılıyor. Bir ara baktım, benim kulaklığın uçlarından birindeki esnek parça yok. Kalktım cihazları aldığımız bayiye gittim. Yapacakları bir şey yokmuş. Zaten yüzüme bile bakmadılar. Yeni kulaklık almam gerekiyormuş. Bunlar garantiye dahil değilmiş!…
“Fesüphanallah!” deyip çıktım.
Ben telefonu çok fazla kullanmam. Ancak eşim, işi gereği çok yoğun bir telefon kullanıcısıdır.
İlk günden itibaren “cihazda bir problem var” deyip durdu. Konuşurken birdenbire ses gidiyor, sonra da bağlantı kopuyormuş. Ben az sayıda ve kısa konuşmalar yaptığım için aynı sorunu yaşamadım. Ama kulaklık probleminden sonra telefonu doğrudan kulağıma dayayarak kullanmaya başlayınca benim de bir başka sorunum başladı: Cihaz aşırı ısınıyor ve kulağıma rahatsız edecek kadar fazla ısı veriyordu. İlk başta belki geçici bir sorundur dedi ama, öyle olmadı. Aynı şikayet eşimde de vardı.
Tekrar bayie gittik. Bizi teknik servise yönlendirdiler.
Dedik ki bu cihazlarda sorun var. Servis yetkilisi bizi incelikle dinledi. Elinden geldiğince yardımcı olacağını söyledi. Biz de problemlerimizi anlattık. Bize geçici bir telefon sağladı ve biz de her iki cihazı servise bıraktık. Cihazları iade etmek istediğimizi belirttik.
Bir müddet sonra haber geldi. Cihazlardan biri sağlam çıkmış. Diğerinin pil ünitesini değiştirmişler.
Eşim kesin kararlıydı ve cihazı tekrar kullanmayı reddetti. Onun yerine elimizdeki eski telefonlerdan birini kullanmaya başladı.
Ben ise gelen cihazları tekrar test etmeye razı oldum. Ama bir değişiklik yoktu. Gene kulağımda bir soba tutuyordum.
Birkaç gün sonra cihazları tekrar servise götürdük.
Kesin iade talebiyle cihazları bıraktık.
Bu servise gidişler aylarca sürdü. Servis yetkilisi prosedür gereğince hemen iade alınamadığı için arıza bildiriminde bulunulması gerektiğini söyledi. Biz de kontrolden gelen cihazları tekrar iade ettik. Her gidiş gelişte cihazlarda bir şeyle değiştirildi. En sonunda her iki cihaz da tamamiyle yenilendi.
Ancak sonuç değişmedi. Çünkü sorun, cihazların kalitesiyle alakalıydı.
Bu arada başka ayrıntılar ortaya çıktı. Biz kampanya için 24 ay boyunca toplam 800 küsur TL ödemeyi kabul etmiştik. Yani cihaz başına yaklaşık 400TL ödemiş olacaktık.
Bir ara aynı cihazların fiyatını internetten araştırdım. Öğrendim ki fiyat 200TL civarında. Yani bize iki kat yüksek fiyattan satış yapmışlar.
Böylece, alenen dolandırıldığımızı da anlamış olduk.
Sonuç itibariyle, Nokia, cihazları geri almayı kabul etmedi. Bu nedenle biz de Nokia ile bağlantımızı kestik.
Bu arada eşim, Turkcell ile başka bazı sorunlar yaşadı. Yoğun bir kullanıcı olduğu, yüksek faturalar ödediği için kendisine özel bir danışman atanmıştı. Bu süreç sırasında bir ara bu danışmanlık hizmetinin kendisine haber bile verme gereği duyulmadan kesildiğini öğrendi. Durumu sorguladığında da tutarsız, abuk sabuk yanıtlar aldı.
Kısacası, eşim Samsung marka bir başka cihaz aldı. Ayrıca Turkcell aboneliğini iptal edip Vodafon’a geçti.
Çocuklarımızın operatörlerini de aynı şekilde değiştirdik.
Ben ne yazık ki 24 ay dolmadan aboneliğimi iptal edemiyorum. Ama ben de Turkcell’i kullanmayı bıraktım. Sadece faturalarını ödüyorum. Üstelik faturanın ana kalemi de internet bağlantı ücreti.
Turkcell bana kullanmadığım bir hizmetin faturasını ödettiriyor.
Konuyla ilgili itirazımı da kabul etmediler.
Yaklaşık iki ay içinde 24 aylık süre dolacak. Ben de artık kullanmadığım numaramı bir başka operatöre aktaracağım.
Ahdım var. Fırsat buldukça bu hikayemizi herkese anlatacağım.
Çünkü Turkcell bizim iyiniyetimizin suistimal edilip dolandırılmamıza olanak yarattı. Üstelik bu sorunu çözmek yerine desteklemeyi tercih etti. Nokia’nın yaptığı ise kısaca vurdumduymazlık.
Nokia ile ilgili tek bir eksiğim var: Bu sorunu Nokia merkezine de ulaştırmak. Belki de sorunun kaynağı yereldir…

Ahmet Aksoy