?> dergi arşivleri - Kişisel Gelişim
Nov 042012
 
1,607 views

Göz Yanılmaları – Stereogram

(Aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni Sayı-3‘te yayınlanmıştır.)

Göz Yanılmaları - Stereogram

Yukarıdaki görüntüyü farklı uzalıklara odaklanarak incelediğiniz zaman, farklı imgelere ulaşırsınız.

Önceki yıllarda benzer görüntüler 90’lı yıllarda “Şaşı Bak Şaşır” sloganıyla gündelik basınımızın sayfalarında yer almıştı. Farklı görüntülerin üst üste bindirilerek özel yöntemlerle  işlenmesi ile elde edilen bu görüntüler, stereogram olarak adlandırılmaktadır. Göz yanılmaları kavramını kullanan bu teknikle hazırlanmış farklı örneklere internet üzerinden kolayca ulaşabilirsiniz.

Eğer yukarıdaki resme gözlerinizi şaşılaştırarak   baktığınız halde farklı bir şeyler göremiyorsanız, bir kalemden yararlanabilirsiniz.

Elinize bir kale alın ve uç tarafı yukarıya bakacak şekilde resme paralel olarak tutun. Kalemin ucu göz hizanızda olsun.

Şimdi kalemi burnunuza doğru yaklaştırın ve ucuna odaklanın. Aynı zamanda fondaki resmi de görün.

Kalemi yavaş yavaş resme doğru yaklaştırın. Kalemin ucu resim ile gözlerinizin arasındaki mesafenin ortasına geldiğinde kalemi çekin. Ama, kalem varmış gibi bakmaya devam edin. Bu durumda resmi incelediğinizde, farklı ayrıntıların görülür hale geldiğini farkedeceksiniz.
Birazcık çalışmayla bakışlarınızı resim düzleminin ön veya arkasına odakladığınızda ilginç görüntüler yakalayabilirsiniz. Bunu yaparken gözlerinizi fazla yormayın.

Ahmet Aksoy

Nov 032012
 
1,491 views

(Aşağıdaki yazı Gamet Gelişim Bülteni Sayı-3‘te yayınlanmıştır.)

Gülümse

Bu hafta çevremizdeki insanları gözleyeceğiz. Özellikle de gülümseyen insanları…

 İsteyenler bu gözlemlerini sayısallaştırabilir. Örneğin, “Bugün gördüğüm gülümseyen insan sayısı şu kadar” diyebilirsiniz. Ayrıntıları sevenler daha ayrıntılı formüllerden yararlanabilir ve günün sonunda: “Bugün gördüğüm x farklı kişiden sadece y kadarı gülümsüyordu.” diyebilirler.

Gözlediğimiz kişilerin kimler olduğu, yaşları, cinsiyetleri, giyim-kuşamları, eğitim durumları vb hiç önemli değil. Dikkat etmemiz gereken tek ayrıntı, o kişinin yüz ifadesi.

Gülümsüyormu? Gülümsemiyor mu?

Eğer bir kişiyi gün içerisinde birden fazla kez görüyorsak ve onu gördüğümüz anların herhangi birinde gülümsediğini farkedersek, onu da gülümseyen insanlar grubuna alabiliriz. Bir kez gülümsemiş, diğerlerinde somurtmuş olabilir. Bir kereliğine, hatta kısacık gülümsemiş bile olsa, bizim için yeterlidir. Eğer sayıya vuruyorsak, kaç kez görmüş olursak olalım, o sadece bir kişidir.

Çevremizdeki insanlar, evdekiler, sokaktakiler, iş yerindekiler…

 Hepsini sayın!

 Eğer farklı kişileri görebilme olanağınız kısıtlıysa kendinizi veya seçtiğiniz tek bir kişiyi gözlemleyebilirsiniz. Bu kez kaç kişinin gülümsediğini değil, o kişinin o gün kaç kez gülümsediğini sayın.

 Ola ki gülümseyen insanların kaynaştığı bir ortamda yaşıyorsunuz; bu durumda gülümseme yerine kahkahaları saymanız daha doğru olur.

 Önemli olan farkına varmamız!..

Ahmet Aksoy


Sep 112012
 
3,481 views

ÇATLAK TESTİ

Zamanın birinde bir adam, hergün, omuzlarına yerleştirdiği kalın sopanın iki ucuna asılı testilerle dereden evine su taşırmış. Fakat testilerden birinin yan tarafında hafif bir çatlak varmış. Diğeri ise sapasağlammış.

Adamın dereden eve gelişi sırasında kusursuz testi bir damla suyu bile boşa akıtmazmış. Oysa çatlak testideki su, eve ulaşana kadar, neredeyse yarıya inermiş.

Böylece seneler geçmiş.

Adam hiç aksatmadan hergün her ki testiyi de suyla iyice doldurur, ama eve varana kadar çatlak testi yarıya inermiş. Buna rağmen adam bu durumdan hiç yakınmazmış.

Kusursuz testi, yaptığı işi mükemmel bir şekilde yerine getirdiği için çok gururlanıyormuş. Buna karşılık, çatlağı olan zavallı testi durumuna bakarak çok utanıyormuş. Adamın özenle doldurduğu suyun sadece yarısını eve ulaştırabildiği için çok üzülüyor; bir yandan da üzüntüsünü belli etmemeye çalışıyormuş.

Sonunda bir gün çatlak testi dayanamayıp adama şöyle demiş;:

– Kendimden utanıyorum. Yan tarafımdaki şu çatlak yüzünden, doldurduğun suyun yarısı eve gidene kadar yerlere dökülüyor. Görevimi düzgün yapamıyorum.”

Adam testiye sevgiyle gülümsemiş:

– Öyle utanıp üzüleceğine, etrafına biraz daha dikkatli bak! Yolun senin tarafında olan kısmı çiçeklerle, yeşilliklerle dolu. Fakat kusursuz testinin tarafinda sadece kuru toprak var. Çünkü ben en başından beri senin kusurunun, çatlağının farkındaydım. Bu yüzden, senin tarafına çiçek tohumları ektim. Ve hergün o yol boyunca ben su taşırken, sen de onları suladın. Yıllardır o güzel çiçeklerin kokusu bana yorgunluğumu unutturdu. Onları toplayıp, masamın üzerini süsledim. Eğer sen de diğer testi gibi kusursuz olsaydın, çevremizdeki bu güzellik ve zerafet olmayacaktı.

Kıssadan, hisse; aslında hepimiz birer çatlak testiyiz. Her birimizin kendine özgü kusurları var. Fakat sahip olduğumuz bu kusurlar, aslında yaşamlarımızı ilginç kılan, bizi ödüllendiren, renklendiren özelliklerdir. Bu yüzden etrafımızdaki kişileri, oldukları gibi kabullenelim. Onların görünen kusurlarına değil, içlerindeki güzelliklere bakalım!

(Bu yazı Haftalık Kitap Postası Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.)

Sep 092012
 
2,230 views

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

(Aşağıdaki bilgiler Haftalık Kitap Postası Dergisinin 5. sayısında yayınlanmıştır.)

Ortalama Bir İnsan Beyni –

  • Yaklaşık 1400 gramdır (Einstein’ın beyni sadece 1230 gramdı)
  • %75′i sudan oluşur
  • 100 milyar sinir hücresi (nöron) içerir (Dünya üzerindeki toplam nüfusun 15 katı ve Samanyolu galaksimizdeki yıldızların sayısı kadar)
  • Sinir hücrelerinin birbiriyle 100 trilyon bağlantısı (sinaps) vardır
  • Sinir hücrelerinin teorik bağlantı kapasitesi, bilinen evrendeki atom sayısından daha fazladır
  • Beyinde, sinir hücrelerinin yanısıra 100 milyardan daha fazla koruyucu glial hücreleri bulunur. Bu hücreler de birbiriyle haberleşebilir.
  • Bir sinir hücresi saniyede 200 elektriksel atım (impulse) gönderebilir
  • Sinirsel atımlar saniyede 360 kilometrlik hıza sahiptir
  • Sinir hücrelerinin toplam uzunluğu 780 bin kilometredir
  • Bünyedeki kanın %15′ini kullanır
  • Alınan oksijenin %25′ini kullanır
  • Vücudun ürettiği enerjinin %20′sini kullanır
  • Bazı sinir hücreleri (nöronlar) 2 metreden daha uzundur
  • Nöronların gebeliğin başlangıç dönemlerinde çoğalma hızları, dakikada 250 bin nörondur.
  • İnsan beynindeki kan damarlarının toplam uzunluğu yaklaşık 180 bin kilometredir.
  • İnsan beyninin sadece %10′unun kullanıldığı tezi bir şehir efsanesidir. Beyin, bir kaza sonucu işlevsiz hale gelen hücrelere bile hemen başka görevler atar.
Sep 092012
 
1,245 views

 

Nick Vujicic

“Benim adım Nick Vujicic.
Dünyayı dolaşmaktan, balık tutmaktan, golf oynamaktan ve yüzmekten hoşlanırım. Yaşamayı seviyorum.”

Nicholas James Vujicic, 4 Aralık 1982’de doğdu. Ender rastlanan ve adına tetra-amelia sendromu denilen bir rahatsızlık nedeniyle kolları ve bacakları olmadan dünyaya geldi. Çok zor bir çocukluk yaşadı. Okul arkadaşları onunla alay ettiler. Ama o yılmadı, içinden gelen sese kulak verdi. Şimdi Avustralya’da vaizlik ve Motivasyon konuşmacılığı yapıyor. Bütün dünyayı dolaşıyor ve milyonlarca insana, aslında ne kadar çok şeye sahip olduklarını farkettiriyor.

Vujicic, bir konuşmasında şöyle diyor:

“İnsanlar zaman zaman son derece umutsuz olduğu düşünülen durumlara düşebilir. Hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü olanak ve araçtan yoksun da kalabilir… 
Şimdi sizlere soruyorum:
-Örneğin, ben yere düştüğümde, 100 kere yeniden ayağa kalkmayı denesem ve 100 keresinde de başarısızlığa uğrasam, yeniden ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım olabilir mi?
-Sizce 101. denemeyi aklıma dahi getirmemeli miyim? Ne yazık ki benim böyle bir şansım yok! Yaşamımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa kalkmak zorundayım!

Ya bizler? Yere kapaklandığımızda, hatta sadece ayağımız tökezlediğinde bu kadar sızlanmaya hakkımız var mı?

Not: Vujicic’in YouTube üzerinde yayınlanan çok sayıda videosu var. Bunları izlemenizi, hatta bir kaçını elinizin altında bulundurmanızı öneriyorum.

Ahmet Aksoy

(Bu yazı Haftalık Kitap Postası Dergisi’nin 5. sayısında yayınlanmıştır.)