?> başarı arşivleri - Kişisel Gelişim
Apr 132014
 
1,258 views

Çocuklarınız Tepeleme (EFT) Yöntemi ile Sınavlarda Başarıyı Yakalasın

exam-answer-keyÇocuğunuz başarısız bir sınav geçirmiş olabilir. Hatta girdiği sınavlardaki başarı oranı çoğunlukla düşük te olabilir. Eğer yeni ve kritik bir sınavın hemen arefesinde değilse, onun için sunabileceğimiz çözüm önerilerimiz var.

İlk başta, başarısız geçen bir sınavın, hayatın sonu olmadığını bilmek önemli. Önemli olan, karşınızdaki problemin nedenlerini ve sonuçlarını farketmek. Eğer bir problemi tanımlarsanız, ona çözüm bulmanız da mümkün olur. Tanımlanmamış bir sorunun, çözümü de olamaz.

Yaşam, irili ufaklı sınavlarla geçiyor. Üstelik bunların pek çoğu eğitim sistemimizin kapsama alanında değildir. Ancak bu yazımızda, sözünü ettiğimiz sınavlar temel olarak “eğitim sistemi”ne dahil olanlardır.

Çocuğunuz henüz eğitim sürecinin başlarında olabilir. Eğer öyleyse, büyük bir avantajınız var demektir. Çünkü aksayan taraf her ne olursa olsun, aşırı derecede kemikleşmemiş olduğu için, onu doğru yöne çekmek çok daha kolay olabilir. Çünkü görmezden gelinen, kendi kendine düzelmesi beklenen sorunlar yıllar geçtikçe kronikleşmekte ve çözümü giderek zorlaşmaktadır. Bu yüzden, çocuğunuzun karşı karşıya olduğu sıkıntıları erken yaşlarda iken farketmeye özen gösterin. Sorunları farketmekle kalmayın ve çözüm üretin.

Başarısız bile geçse, her sınav bize yeni şeyler öğretir.

Son YGS sınavına giren bir yakınımızın çocuğu sınavdan iki gözü iki çeşme ağlayarak çıktı. Bir sürü soruyu yapamamış. Çok kötü bir puan alacağı için inanılmaz derecede üzgündü. Üstelik, onun sınava girdiği derslikten çıkanların pek çoğu, “sınav çok kolaydı” deyip, gülerek çıkmışlar. Oysa kendisi çok iyi hazırlanmış olduğu halde, beklemediği kadar başarısız olmuş.

İşin aslı bir-iki saat içinde belli oldu. Bu yıl sınav soruları açıklanmayacağı için çok sayıda öğretmen sınava, soruları öğrenmek için bizzat kendileri girmişler. Bu öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonrasında kızımızın aslında hiç te başarısız olmadığını; bu sınavdaki soruların önceki yıllara göre çok zor olduğunu öğrendik.

Sınavı kolay bulanların tepkileri de “yeterli bilgiye sahip olmadıkları için, kendilerini herşeyi biliyor sanmalarından” kaynaklanıyordu. Tam bir “Dunning-Kruger Sendromu” örneği.

Daima gerçekçi olun. Çocuğunuza da bunu öğretin. Eğitim sistemimiz ne yazık ki çocuklarımıza yeterince ve doğru bireysel psikolojik destek sağlayamıyor. Kendine güven duymayı, çabasının karşılığını almayı, hakkına sahip çıkmayı ona siz öğretmelisiniz. Tek başına bilgi ve çalışma yeterli değildir. Başarı için, bilgi ve çabayı kendine güvenle ve kararlılıkla desteklemek gerekir.

Bu nedenle, çocuğunuzun “kendine güven” duymasını sağlayın. Zaten “kendine güven” sahibi ise, ona, kendisine gerçekçi ve iyi tanımlı hedefler koymayı ve hedefine doğru kararlılıkla yürümeyi öğretin. Gerekiyorsa bu konuda destek alın. Çocuklarınıza yapacağınız yatırımların, yaşamınızın en önemli yatırımları olacağını asla unutmayın.

Sınav korkusu, kendine güven eksikliği ve benzeri sorunlarla başa çıkmada en önemli araçlardan biri Tepeleme (EFT) yöntemidir. Çocuğunuzun Tepeleme desteği almasını ve mümkünse bunu yaşamının her alanına uygulayabilir hale gelmesini sağlayın.

Donanımlı, ayakları yere basan ve kendine güvenen bir bireyin aşamayacağı hiç bir sorun yoktur. Çocuğunuza bu desteği sağlayın. Gerisini kendisi kolayca halledecektir.

Ahmet Aksoy

Apr 082014
 
1,472 views

Çocuklarınızın Mutluluk Ve Başarısı İçin Tepeleme (EFT) Tekniği

Tepeleme NoktalarıTepeleme (EFT) tekniği, bedensel enerji alanının dengeye kavuşturulmasını hedefler. Bu teknik, Eski Çin tıbbına dayanan enerji meridyenleri ve bu meridyenler üzerinde yer alan bazı akupresür noktalarının parmak uçlarıyla vurularak veya ovularak uyarılması ve dengelenmesi esasına dayanır. Bu teknik TFT (Thought Field Therapy) ve EFT (Emotional Freedom Techniques) adlarıyla modernize edilmiştir.

TFT yönteminde her sorunun çözümü için farklı bir vuruş reçetesi kullanılırken, EFT yönteminde her uygulamada hemen hemen aynı akupresür noktaları kullanılır. Kullanılan noktaların sayısına ve sıralamasına bağlı olarak çok sayıda alternatifler üretilmiş ve kullanılmaktadır.

Tepeleme de esasen bir EFT uygulaması olarak ortaya çıkmış, ancak, zamanla bilinçaltı sorgulama, Temporal Tepeleme, Sanal Tepeleme gibi yöntemlerle kaynaşan dinamik bir uygulama halini almıştır.

Tepeleme, çocuklar ve aileler tarafından birlikte kullanmaya uygun, ebeveyn ve çocukları birbirleriyle daha iyi kaynaştırmayı sağlayan bedensel bir iletişim aracıdır. Toplu uygulamalar çok daha etkili olmakta, hem bireysel, hem de aile içi sorunlar böylelikle çok daha kolay bir şekilde çözümlenebilmektedir.

Tepeleme uygulaması için mutlaka bir sorun olması gerekmez. Sadece aile içi bağları güçlü ve etkin tutmak için de kullanılabilir. Böyle bir durumda bireysel enerji alanları, ailesel boyutta enerji alanları ile kaynaşıp büyümekte ve çok daha etkin bir yapıya bürünmektedir.

Aile içi ve grup tepelemelerinde sorunun yerini ve boyutunu saptamaya gerek yoktur. Bu aşamalar dikkate alınmaz. Kısa uygulama yapılır.

Tek başına çocuklara uygulama yapılırken de kısa uygulamaları tercih etmek doğru olur:
1- Tepe noktası
2- Kaş başlangıcı
3- Göz ucu
4- Göz altı
5- Burun
6- Çene
7- Köprücük kemiği
8- Koltuk altı

Uygulama sırasında kurgu cümlesi, karate noktasına sürekli vuruşlar yaparken 3 kez tekrarlanır. Sonra yukarıda listesini verdiğimiz noktalara yaklaşık 6-7 kez vururken kısa hatırlatma sözcükleri söylenir. Koltuk altında döngü tamamlandığında derin bir nefes alınır ve nefes sesli bir şekilde hızla boşaltılır. Tüm döngü tercihan 3 kez yenilenir.

Çocuklarla uygulama yapılırken çocuğun ve problemin durumuna uygun olarak vuruşların nasıl yapılacağına karar vermek gerekir. Temel alternatifler şunlar olabilir:
1- Çocuk, kendi vücudu üzerindeki noktalara kendisi vuruşları uygular
2- Çocuğun vücudundaki akupressür noktalarına bir aile bireyi veya tepeleme uzmanı tarafından vuruşlar yapılır
3- Çocuk, vuruşları kendi vücuduna değil, elindeki bir oyuncağa uygular
4- Çocuk uyurken veya bir başka mekandayken, onun sorunları/motivasyonu için aile bireyleri ve/veya tepeleme uzmanı kendi vücutlarına vuruşlar yapar.

Tepeleme, çocukların ve hatta gençlerin enerjilerini dengelemede çok etkili bir araçtır. Uygulamalar sadece sorun çözmek için değil, motivasyon ve kendine güvene yönelik hedeflere ulaşmak için de kullanılabilir.

Eğer çocuklarınızda stres, korku, fobi, öğrenme sorunları, sınav kaygısı, kısıtlı inançlar, sevilen birinin kaybı, güvensizlik gibi çözülmesini arzuladığınız duygusal sorunlar gözlemliyorsanız, lütfen, danışmak için bizi arayın.

Çocuklara ve gençlere yönelik tepeleme çalışmalarıyla ilgili yeni yazılarımızı web sitemizden takip edebilirsiniz. Sorularınızı ve sorunlarınızı lütfen bizimle paylaşın.

Ahmet Aksoy

Çocuklarınızın Mutluluk Ve Başarısı İçin Tepeleme (EFT) Tekniği

Diğer EFT – Tepeleme konulu yazılarımız için tıklayın

Kaynaklar:
Using EFT with Children, Ann Adams, 2001
Teaching EFT to Kids, Peta Stapleton
Using EFT with Kids, Dr. Laura Markheim
EFT for Children, Christine Moran
Tapping with Children, Patsy Anthony

Mar 282014
 
1,343 views

Başarı Elde Etmek İstiyorsan Homeostaziyle Başa Çıkmak Zorundasın

kaynak: http://chinatripping.files.wordpress.com/2013/05/dscn0220.jpg

kaynak: http://chinatripping.files.wordpress.com/

Wikipedia homeostaz için şunları söylüyor: “Homeostaz (Homeostasi), hücre dışı gerçekleşen olaylar karşısında hücrenin kendi metabolizmasını koruma eğilimi diyebiliriz. Hücre bu olay sırasında ATP harcar ve enerji sentezler. Yaşamın devamı için düzenleyici sistemler yardımıyla organizmanın iç ortamının sabit tutulmasıdır.

Bu kavramı sadece hücre fonksiyonları ile sınırlı tutmak yerine, pek çok farklı yapıya uygulamak ta mümkündür. Çünkü bu, herhangi bir olgunun sürekliliğini sağlayan temel mekanizmadır ve değişime direnci, kararlılığı sembolize eder.

Mikro değişimlerle oluşan ve milyonlarca yıllık bir süreçte, büyük farklılıkların ortaya çıkabilmesini sağlayan evrim de bu şekilde gerçekleşmiştir. Bu süreçteki büyük sıçramalar genellikle uyumsuzluğa ve yıkıma neden olmuş, asıl gelişmeler ise küçük ama sürekli değişimler tarafından desteklenip korunmuştur.

Bilinçaltımız da aynı mekanizmadan yararlanır. Bu sayede kişiliğimizin, davranışlarımızın, karakterimizin tutarlılığı ve sürekliliği sağlanır. Ne kadar arzulasak ta, büyük boyutlu ani ve kalıcı değişimleri gerçekleştirmemiz pek kolay olmaz.

Pek çok insan için sigara içmeyi bırakmak bu nedenle kolay değildir. Çünkü onlar, herşeyin bir anda ve emek harcamadan gerçekleşmesini ister. Oysa bu mümkün değildir.

Her türlü dengeyi, zıtların birliği oluşturur. Hedefe giden yolda yürürken de aslında tek bir çizgi üzerinde yürümemiz mümkün olmaz. Bir yönde belirginleşen bir sapmayı, dümenimizi ters yöne çevirerek dengeleriz. Bu nedenle gerçek rotamız dümdüz bir çizgi değil, küçük sapmalarla karakterize edilen bir zigzag şeklindedir.

Bilinçli olarak kalıcı bir davranış değişikliği istiyorsak, küçük ama sürekli yönlendirmelerle sonuca gitmemiz mümkün olur. Büyük ve ani değişiklikler, bilinçaltımızın mevcut durumu koruma güdülerini harekete geçirir. Oysa küçük değişikliklerin tolere edebilmesi çok daha kolaydır.

Bir arkadaşım, lisedeyken biyoloji laboratuvarında yaşadıkları bir olayı anlatmıştı. Farelerle deney yapıyorlarmış. Farelerin metabolizmaları çok hızlı çalıştığı için çok sık ve düzenli beslenmeleri gerekirmiş. Bu yüzden hafta sonları bu işle görevlendirilen bir öğrenci nöbetçi olurmuş.
Böyle bir hafta sonunda fareleri beslemekle görevlendirilen nöbetçi öğrenci küçük bir kaza geçirmiş ve bir kaç gününü hastanede geçirmek zorunda kalmış.
Bir kaç gün sonra biyoloji dersi için laboratuvara geldikleri zaman trajedinin farkına varmışlar. Küçük karton kutuların içindeki farelerin hepsi ölmüş. Ne yazık ki artık yapılabilecek bir şey kalmamış.
Öğretmen bütün öğrencileri içinde ölü fare bulunan kutulardan birinin başına toplamış ve sormuş: “Söyleyin bakalım. Bu fare niçin öldü?”
Bir sürü yanıt gelmiş:
– Açlıktan.
– Susuzluktan.
– Havasızlıktan.
– …

Öğretmen bütün yanıtları dinledikten sonra:
“Söylediğiniz nedenler gerçekten de bu farelerin ölümünde pay sahibi. ” demiş. “Ancak bu ölümlerin asıl sebebi, kararsızlıktır.”

Sonra karton kutunun içindeki binlerce minik çentiği göstermiş.
“Bakın”, demiş. “Bu fare kutudan çıkabilmek için dişleriyle ve tırnaklarıyla kutunun duvarlarını delmeye çalışmış. Ama her denemeden sonra bir başka noktaya yönelmiş. Oysa hep aynı noktayı kemirmeye, tırmalamaya devam edebilseydi, kartonu kolaylıkla delip dışarı çıkabilirdi. Oysa rastgele yaptığı düzensiz uğraşlar, işte bu sonuca yol açmış. Eğer bizler zorlandığımız sorunları çözmeye çalışırken, enerjimizi ve çabamızı düzenli ve ısrarlı bir şekilde tek bir noktaya yoğunlaştırmazsak, tıpkı bu fareler gibi biz de başarısız oluruz.

Başarıya, küçük ama düzenli ve kararlı adımlarla ulaşılır.”

Kalıcı davranış değişikliklerini elde etmenin temel yöntemi budur. “İstediğimiz yönde küçük, ama düzenli ve kararlı etkiler oluşturmak.”

Eğer kendimizi geliştirmek, olumsuz alışkanlıklarımızdan kurtulup yenilerini oluşturmak istiyorsak bu yöntemi kullanabiliriz.

Yukarılara tırmanmak ve başarıya ulaşmak istiyorsak basamakları birer birer çıkmak en kolay ve garantili yöntemdir.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Homeostaz
http://www.getmotivation.com/motivationblog/2011/03/mental-homeostasis-a-tool-for-success-by-takumi-yamazaki/
http://www.mollygordon.com/overcome-fears-anxiety/maintaining-homeostasis.html
https://www.briantracy.com/blog/business-success/6-obstacles-to-creative-thinking-and-how-to-overcome-them-develop-problem-solving-skills-for-business-success/

Feb 042014
 
1,391 views

ZAP: Zaman Planlaması – Zaman Yönetimi – 3

saatBu yazının ilk bölümü için tıklayın
Bu yazının ikinci bölümü için tıklayın

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hedeflerinizi belirleyin
Uzun vadeli (Altı aylık, yıllık ve 5 yıllık)
Kısa vadeli (Haftalık ve aylık)
Günlük

Önceliklerinizi saptayın
(A) Kritik işler (Acil ve önemli)
(B) Öncelikli işler (Acil değil ama önemli)
(C) Acil ama önemli olmayan işler
(-) Angaryalar (Ne aciliyeti, ne de önemi olan işler)

ACİL İŞLER ACİL OLMAYAN
İŞLER
ÖNEMLİ
İŞLER
(A) KRİTİK
İŞLER
(B) ÖNCELİKLİ
İŞLER
ÖNEMLİ
OLMAYAN
İŞLER
(C) SIRADAN
İŞLER
ANGARYALAR

Başarılı Olmak İçin

  • Planla, bitiş tarihini belirle
  • Önceliklere dikkat et
  • Önceliği aynı ise önce zor ve sıkıcı olanları yap
  • Hemen yap
  • Kendini ödüllendirmeyi ihmal etme
  • Gerektiğinde böl ve yönet
  • Uyarıcı, yönlendirici kişilerden yararlan
  • Pes etme

Öncelik Belirleme Sorgusu

1- Bu işi bir başkasına gönül rahatlığıyla devredebilir miyim?
a) Evet -> DEVRET ve yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 2. soruya geç
2- Bu iş çok önemli ve ondan daha acil veya önemli bir başka işim yok. Doğru mu?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 3. soruya geç.
3- Bu iş çok acil ve ondan daha acil veya önemli bir başka işim yok. Doğru mu?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 4. soruya geç
4- Bu iş yapılmazsa aksayacak başka işler var mı?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 5. soruya geç.
5- Bu iş yapılmazsa sonradan telafisi olanaksız mı?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 6. soruya geç.
6- Bu işi ertelersem elime geçecek zaman veya kaynağı değerlendirebileceğim bir başka iş var mı?
a) Hayır -> HEMEN YAP ve yeni bir konu için başa dön
b) Evet -> 7. soruya geç.
7- Listede başka iş kaldı mı?
a) Evet -> Bu işin üzerini çiz ve bir başka konuyu ele almak üzere başa dön
b) Hayır -> Liste tamamlanmıştır. Artık keyfine bakabilirsin!

Ahmet Aksoy

Jan 302014
 
1,565 views

ZAP: Zaman Planlaması – Zaman Yönetimi – 2

Bu yazının birinci bölümü için tıklayın

(İkinci Bölüm)

saatZAFERE GİDEN YOLDA HEDEFLERİ SAPTAMAK

Beyin fırtınası yöntemiyle hedef listenizi oluşturun. Bu aşamada hedeflerinizin önem ve aciliyet sırası önemli değildir. Sadece aşağıdaki kriterleri dikkate alarak onları yazın, sıralamayı sonraya bırakın.

  • Hedefleriniz çok basit ve küçük olmasın.
  • Hedefleriniz çok büyük te olmasın. Gerekirse onları daha küçük parçalara bölün.
  • Hedeflerinizin farkında olun. Onları niçin hedef olarak seçtiğinizi sorgulayın. Hedeflerinizi netleştirin.
  • Ana hatlarıyla hedeflerinize hangi araçları kullanarak ulaşabileceğinizi belirleyin.
  • Hedefleriniz çok katı olmasın. Gerektiğinde onları revize edin.

Hedeflerinizi belirlerken ZAFER kriterlerine uyun.

Z: Zaman sınırı koyun. Hedefe ne zaman ulaşacağınızı baştan saptayın.
A: Amaca uygun, erişilebilir ve ulaşılabilir olsun.
F: Farkları kolayca anlaşılabilsin, spesifik olsun.
E: Eski haliyle yeni hali kıyaslanıp ölçülebilsin. Belli bir zaman kesitinde ne kadarının tamamlandığı hesaplanabilsin.
R: Realist, yani gerçekçi olsun.

Hedef listenizi tamamladıktan sonra, önemli hedeflerinizi ayırın ve yeni bir liste oluşturun.

  • İşlerinizde önceliklerinizi belirleyin.
  • Yaşamınızın çeşitli bölümlerine ne kadar zaman ayıracağınızı saptayın.
  • Yıllık ve 5 yıllık planlar yapın.
  • Görevlerinizin önem derecelerini belirleyin.
  • Rutin işler için ayırdığınız zamanı sınırlayın.
  • Planlama için kendinize mutlaka ve yeterli zaman ayırın.
  • Önceliği aynı işlerden zor olanlara ve hoşlanmadıklarınıza daha fazla öncelik tanıyın.
  • Mola verin.
  • Eğlence ve dinlenmeye zaman ayırın.
  • Okumaya ve öğrenmeye zaman ayırın.
  • Kendinizi çok katı kurallarla sınırlayıp gereksiz baskı yaratmayın.
  • Kendinize aşırı yüklenmeyin.
  • Yeterince iş yükünüz varken, yeni görevler üstlenmeyin. Hayır demeyi bilin.
  • Sosyal yaşantınızı koruyun ve geliştirin.
  • Uygun işleri üstlenin. Mümkün olan alt düzey işleri başkalarına aktarın.
  • Hangi işleri başkalarına devredebileceğinizi doğru saptayın.
  • Devrettiğiniz işe ait gerekli tüm ayrıntıları ilgili kişiye aktarın.
  • Başkalarına devrettiğiniz işleri mutlaka takip edin.
  • Ekstra zamanınız olup olmadığını netleştirin.
  • Evinizi evde, işinizi işte bırakın.
  • Bir gününüzün içine sadece yeterli miktarda iş yükleyin.
  • Randevu saatlerinize uyun.
  • İşlerinizi zamanında yapmaya özen gösterin.
  • Konuşma sürelerinizi doğru belirleyin.
  • Telefon konuşmalarınızın süresini kısa tutun.
  • Toplantıları yeterli uzunlukta tutun ve bu süreye uyun.
  • Günlük, haftalık ve aylık planlar hazırlayın ve bu planlara uyun.
  • İşlerin bitiş sürelerini mutlaka dikkate alın.
  • Beklenmeyen telefon ve ziyaretçiler için önlem alın.
  • Ev işlerini de paylaşın.

Lütfen yazılarımı paylaşın ve beni takip edin.

Ahmet Aksoy

Bu yazının üçüncü bölümü için tıklayın

Jan 252014
 
2,025 views

ZAP: Zaman Planlaması – Zaman Yönetimi

saat(Birinci Bölüm)

Zamanla ilgili pek çok yazının başlığı “Zaman Yönetimi” kavramını içerir. (Biz de aynısını yaptık!) Oysa yine aynı yazıların içeriğinde zamanın tek yönde aktığı, biriktirilemediği, kontrol edilemediği, kısaca yönetilemediği belirtilir.

Zaman, halihazırdaki bilimsel bilgilerimize göre , bizim denetleyebileceğimiz, yönetebileceğimiz bir kaynak değildir. Ama biz, kendimizi onun kural ve koşullarına en uygun hale getirebilir, böylece kişisel veya örgütsel zamanımızı nasıl kullanabileceğimizi en ince ayrıntısına kadar planlayabiliriz. Buradaki “yönetmek” kavramı “zamanı yönetmek” değil, “kendimizi yönetmek” olarak algılanmalıdır.

Rüzgarı da yönetemiyoruz. Buna rağmen, rüzgar jeneratörleri veya yeldeğirmenleri aracılığı ile onun gücünden yararlanabiliyoruz. Yelkenli gemiler, rüzgarın gücüyle kanatlanabiliyor.

Okyanusları yönetmemiz de mümkün değil. Ama devasa gemiler dalgaların omuzlarına basarak ayağa kalkıyorlar.

Zaman, hareketin olduğu her yerde kendi kurallarına göre işleyen bir mekanizmadır. Onu olduğu gibi kabullenmeli, oyunu onun kurallarına göre oynamalıyız. (**)

Zamana tabi olmak bir çaresizlik değildir. Ama, kendi kişisel zamanımızı yeterince planlamazsak, kendi yaşamımızın bir bölümünü anlamsız bir şekilde boşa harcamış oluruz.

Zaman, en kaba tanımıyla bir işin, bir sürecin başlangıç ve bitişi arasındaki değişim süresidir.

Pratik, güncel kullanım sırasında doğrusal olarak algıladığımız ve saat, dakika, saniye gibi birimlerle ölçtüğümüz zaman, fiziksel olarak göreli bir yapıya sahiptir ve hızın bir fonksiyonudur. Bir cismin hızı ışık hızına yaklaştıkça, o cisim için zamanın sıfıra yaklaştığı; ışık hızına ulaştığında ise zamanın tamamen durduğu belirtilir.

Psikolojik olarak algıladığımız zaman da göreli bir karaktere sahiptir. Hoşlandığımız bir süreçte zaman çok hızlı geçerken; problemli ve sıkıntılı süreçlerde aynı zamanı daha uzunmuş gibi algılarız.

Bugünkü bilgilerimizin ışığında zaman sadece tek yönde akmaktadır ve onu durdurmak veya geriye çevirmek mümkün değildir.

Zaman bir başka biçime dönüştürülemez, sonradan kullanmak üzere depolanamaz.

Zaman bizim kontrolümüzde değildir. Bu nedenle onu yönetemeyiz, ama ona uyumlu bir şekilde kendimizi yönetebiliriz.

Zaman Planlaması Bize Neler Kazandırabilir?

  • Daha az zararlı stres
  • Kendimize güvende artış
  • Hedeflerimizi belirleme ve onlara ulaşmada daha yüksek başarı
  • Daha dengeli ve huzurlu bir yaşam
  • İş ve sosyal çevremizde daha fazla uyum
  • Üretkenlikte artış
  • Güvenilirlikte artış

Ahmet Aksoy

(**) (Einstein’in Özel Görecelik Kuramına göre zaman, kütle ve enerji birbirlerine E=mc2 formülü ile sıkıca kenetlenmişlerdir. Bu formülasyona göre bir cismin hızı ışık hızına yaklaştıkça, o cismin zamanı giderek kısalır, kütlesi ise artar. Ancak burada söz konusu edilen değerler, günlük yaşam koşullarında karşılaştığımız değerlere kıyasla çok büyük değerlerdir. Örneğin halen insansız jet uçaklarının erişebildiği maksimum hız saatte 10 bin kilometrenin biraz üzerindedir. Oysa ışık, sadece bir saniye içinde 300 bin kilometre yol kateder. Bu nedenle pratik ve teknolojik olarak zamanı fiziksel olarak etkileyebilmekten hala çok uzak olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.)

Bu yazının ikinci bölümü için tıklayın
Bu yazının üçüncü bölümü için tıklayın

Dec 292013
 
1,365 views

Hızlı ve Etkin Öğrenme için Sihirli Bir Reçete Var mı?
Beyin fonksiyonları işleyen herkes her an bir şeyler öğrenir.

Ancak önemli olan şey elde edilen bilginin ne kadar zaman içinde edinildiği ve daha sonra nasıl kullanılabildiğidir. Çünkü başarı büyük ölçüde buna bağlıdır.

sinapslarDiyelim ki süper bir belleğiniz var. Gördüğünüz, işittiğiniz, okuduğunuz herşey belleğinize yerleşiyor. Atladığınız tek bir ayrıntı bile yok. Ancak küçük bir sorununuz var: bu bilgilerin hiç birine tekrar ulaşamıyorsunuz. Bu durumda, o belleğin size bir yararı olmuyor demektir. O “süper” özellik, işe yaramaz bir özelliğe dönüşüyor.

Diyelim ki yine süper bir belleğiniz var. Gördüğünüz hiç bir yüzü unutmuyorsunuz. Ancak bir eksiğiniz var. Bu gördüğünüz yüzlerin kime ait olduğuna ilişkin hiç bir ayrıntıyı belleğinizde tutamıyorsunuz. Ekranda mı görmüştünüz? Yolda yürürken yanınızda geçen biri miydi? Ya da size çok yakın birine mi ait?

Burada da yararsız bir bilgi sözkonusu. Sanki elinizde devasa bir fotoğraf albümü var ama, içindekilerin kim olduğu belli bile değil…

Asıl önemli bilgi, gerektiği zaman anımsayıp kullanabildiğiniz bilgidir. Üstelik bu bilginin bilinçli zihniniz tarafından tüm ayrıntılarıyla anımsanması bile şart değil. O bilgi, bilinçaltınızın sezgi sistemindeki depoya atılmış ve etrafınızda olup bitenleri değerlendirirken kullandığınız filtre sisteminin bir parçası da olabilir. Ya da siz öğrenciyken ders kitabınızda yer alan ve bir daha hiç bir zaman işinize yaramayacağını düşündüğünüz bir başka bilgi de…

İşte bu bilgilerden bir kısmı çevremizdeki enformasyon sağanağından kaynaklanan ve kaçınmaya, azaltmaya çalıştığımız bilgilerdir. Bir kısmı ise bilinçli olarak öğrenmek istediğimiz, ancak bellek sistemimize yerleştirmekte zorlandığımız bilgilerden oluşur.

Açıktır ki asıl istediğimiz bilinçli, hedef koyarak, amacımızı baştan belirleyerek gerçekleştirdiğimiz öğrenme yöntemine hakim olabilmektir.

Amacımız: İstediğimizde yeniden hatırlayabileceğimiz ve bilinçli olarak baştan belirlediğimiz bilgileri en kısa zamanda, en etkin şekilde zihnimize yerleştirmektir.

Aslına bakarsanız, bu amaca erişmek sanıldığı kadar zor değil. Tek yapmamız gereken şey kendimiz için en uygun öğrenme ve anımsama yöntemlerini saptamak ve bu yöntemleri sürekli kullanarak onları kalıcı alışkanlıklar haline dönüştürmektir.

Öncelikle insan beyninin nasıl çalışmakta olduğunu anımsamakta yarar var.

yıldızlarBildiğiniz gibi beynimizde yaklaşık 100 milyar sinir hücresi, yani nöron bulunuyor. Ayrıca 900 milyar kadar da glial hücre bulunuyor. Bütün bu hücreler kendi aralarında yaklaşık 100 trilyon bağlantıya (sinaps) sahip. Ortalama bir insan beynindeki toplam sinaps sayısı, kabaca, şu anda bildiğimiz evrendeki toplam yıldız sayısına eşit.

Bu bilgiyi öncelikle vermek istedim. Çünkü bazı insanlar fazla bilgi ile beynimizin dolabileceği ve önemli bilgilere yer kalmayacağı endişesi taşıyor. Yukarıdaki rakamları ve beyin işlevlerinin elektrokimyasal süreçlerle sağlandığını dikkate aldığımızda, olağan bir insan ömrü için bu kapasiteyi doldurmanın mümkün olamayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Öte yandan, beynimizi bir bilgi çöplüğü haline getirmenin de bir anlamı yok.

İşte bu yüzden bilinçli bir seçim sistemi kullanarak edinmek istediğimiz bilgilerin omurgasını belirlememiz; “Hızlı ve Etkin Öğrenme” için hedefimizi, ne yapmak istediğimizi baştan saptamamız gerekir.

Belli bir konuda uzmanlaşmak isteyebilirsiniz. Ya da genel kültür bilgilerinizi geliştirmek ve hemen hemen her konuda belli bir miktar bilgi edinmek istiyor olabilirsiniz. Belki de çok daha basit bir hedefiniz var: Sadece yeni tanıştığınız kişilerin isimlerini kolayca öğrenmek ve öğrendiğiniz bu isimleri kolayca anımsamak istiyorsunuz.

Bütün bu hedeflere hem kişisel özellikler, hem de bilginin yapısı nedeniyle farklı öğrenme teknikleri kullanarak ulaşmak mümkündür. Bu konuda herkes için ve her tür bilgi için geçerli hazır bir reçete yoktur. Kişisel reçeteyi bulma ödevi, kişinin kendisine düşer.

Bu konuda bizler size kendi yolunuzu bulabilmeniz için sadece yardımcı olabiliriz. Kısmen de olsa yolunuzu aydınlatmamız mümkün olabilir ama, hedefe kendiniz yürümek zorundasınız.

Önümüzdeki dönemde “Hızlı ve Etkin Öğrenme” konusuyla ilgili yazılar yayınlayacak; daha da önemlisi bu konuda yeni atölye çalışmaları başlatacağız. Etkin öğrenme, geniş ve karmaşık bir içeriğe sahip. Bu nedenle ne bizim ne de başkasının elinde “sihirli reçeteler” yok. Yapmamız gereken, bir yandan doğal yeteneklerimizin, algılama yöntemlerimizin, bilgileri işleme alışkanlıklarımızın farkına varıp onları tanımak; öte yandan yararlı alışkanlıklarımızı geliştirip, zararlı veya yararsız olanlardan kurtulmaktır.

Böyle bir çalışmanın sonunda, edinmek istediğiniz bilgiye rasgele deneme yanılmalarla veya gereksiz tekrarlamalarla ulaşmaya çalışmak yerine; akılcı, seçmeci, eski bilgilerimizle organik bağlar kuran ve gereksinim duyduğumuzda hemen erişebileceğimiz bilgileri kalıcı hale getiren bir sisteme sahip olacağız.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

May 032013
 
5,913 views

Kişisel Gelişim: Gizli Yeteneklerimizi Keşfetme ve Geliştirme Sanatı

Kişisel Gelişim

Kişisel Gelişim, kullanmadığımız hatta farkında bile olmadığımız beceri ve yeteneklerimizden yararlanabilme sanatıdır.

Bu yaklaşım, öncelikle kendi kişisel sınırlarımızı keşfetmemizi sağlar. Güçlü yanlarımız nelerdir? Zayıf yanlarımız nelerdir? Bu keşiften sonra, eğer istersek, yeteneklerimizi geliştirme ve zayıf yanlarımızı kapatma şansımız da olur.

Kişisel-Gelişim, kim olursak olalım, kendileri istemediği sürece başkalarını değiştirmemizin mümkün olmadığını söyler. Çünkü gerçek değişim, içtenlikle istendiğinde gerçekleşir. Aksi halde değiştirmeye çalıştığımız kişi sadece değişmiş gibi “rol yapar”. Ve ilk fırsatta, asıl istediğinin ne olduğunu ortaya koyar. Bu kişinin size ne kadar yakın olduğu; sizi sevip sevmediği hiç önemli değildir.

Kişisel Gelişimin amacı “mükemmeliğe” ulaşmak değil, içinde bulunduğumuz şartlara göre yapabileceğimizin “en iyisini” yapmaktır.

Kişisel Gelişim, yaşadığımız fiziksel, duygusal ve ruhsal sorunlarla nasıl başa çıkabileceğimizin yollarını öğretir.

Kişisel Gelişimde, bilgi önemlidir. Ancak bu bilgi sadece kitabi bilgi değil, gerçek “yaşam bilgisi”dir. Ezbere veya zorlamaya dayanmaz. Onu günlük yaşamımızda kullanır, onu çevremizle paylaşırız. Ve bu bilginin paylaştıkça çoğaldığını ve çoğalarak sonunda yine bize geri döndüğünü görürüz.

Kişisel Gelişim, hem kendimiz, hem de başkaları hakkında olumlu düşünmemizi ve olumlu davranmamızı önerir. “Ne ekersen, onu biçersin!” İyilik edersek, iyilik buluruz. Başkaları hakkında iyi şeyler düşünürsek, başkaları da bizim hakkımızda iyi şeyler düşünür. Kötü şeyler düşünürsek, bize dönecek olan da kötü düşünce ve duygulardır.

Bu yüzden beddua etmekten bile kaçınmalıyız. Çünkü, beddualar da geri dönüp bizi bulacaktır.

Kişisel Gelişim: Yaşam Koçluğu, Hızlı Okuma, Etkili Öğrenme, EFT-Tepeleme, Olumlama, Hedef Belirleme, Motivasyon ve Başarı gibi konuları kapsar.

Sitemizde, sizlerle birlikte, Kişisel Gelişimin kapsamına giren çeşitli konulardaki çalışma ve düşüncelerimizi dile getirmeye devam edeceğiz. Eğer siz de kendi düşünce, eleştiri ve önerilerinizi bizimle paylaşırsanız karşılıklı olarak kendi yeteneklerimizi, kendi kapasitelerimizi daha iyi keşfetme ve geliştirme şansımız olur.

Eğer içinizdeki cevheri keşfetmek ve onu geliştirmek istiyorsanız, bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy
Gamet Gelişim
http://www.gamet.com.tr

Mar 272013
 
1,709 views

Sınav Kaygısı ile Nasıl Başa Çıkabilirsiniz?

Sınav kaygısı

Belli bir düzeydeki kaygı, karşılaştığınız sınavlar için etkin bir motivasyon kaynağı olur.
Ancak kaygının dozu gereken miktarın üzerine çıkarsa, bu kez önemli bir engelleyici haline dönüşür.

Tüm bu sürecin sonuçlarını ilkel beynimizin tanıdığı 3 temel dürtü belirler:

  • savaş
  • kaç
  • ölü taklidi yap

Eğer gireceğiniz sınavın sizde hiç stres yaratmadığını düşünüyorsanız, o sınav sizin için önemli değildir. Belki de sadece ölü taklidi yapıyor veya kaçıyor olabilirsiniz.

İster küçük, ister büyük olsun, bütün sınavlar sizi etkiler. Ama her birine farklı tepkiler verirsiniz.

Aşağıdaki belirtiler sizde de var mı?

  • Terleme
  • Nabız atışınızda hızlanma
  • Nefes daralması
  • Mide bulantısı
  • Kendini sersemlemiş gibi hissetmek
  • Bir boşluk duygusu içinde olmak
  • Herşeyin anlamsız bir hale gelmeye başlaması
  • Endişe
  • Başarmaktan veya başaramamaktan korkma

Eğer önünüzdeki bir sınav yüzünden yukarıdaki belirtilerin tümünü veya bir kısmını yaşıyorsanız siz de sınav kaygısı yaşıyorsunuz demektir. Belirti sayısı fazlaysa, kaygı düzeyiniz de fazladır

Sınav kaygısını tetikleyen inançların bazıları şunlardır:
Yeterince hazırlanmış olmamak veya öyle düşünmek
Kendine güven duyamamak
İyi bir sonuç alabileceğine inanmamak
Sınav sırasında zamanı verimli kullanamamak

Aşırı Sınav Kaygısına Karşı Etkili yöntemler:

  • Sağlığına dikkat et
  • Yeterince ve doğru şekilde hazırlık yap
  • Hedefini iyi belirle
  • Zamanını etkin bir şekilde kullanmayı öğren
  • Kaygı düzeyini ayarla
    • Derin nefes al
    • Kaslarını gevşet
    • Dikkati dağıtacak etkenleri azalt
    • Ritüellerden yararlan
  • Korkularınla yüzleş
  • Olumlamalardan yararlan
  • EFT – Tepeleme yap

EFT – Tepeleme sadece sınav kaygısı için değil, aslında hayatımızın her alanına yönelen kaygı ve beklentiler için kullanılabilir. Üstelik EFT sadece olumsuzluklara karşı bir savunma aracı değil, aynı zamanda beklenti ve hedeflerimizi somutlaştırmamızı sağlayan etkin bir güdüleyicidir. EFT-Tepeleme, yukarıda sözünü ettiğimiz çalışmaların hepsini birleştirip kaynaştırır. Çünkü bu yöntemin özü “kendimizle yüzleşmek”, “zayıf ve güçlü yanlarımızla kendimizi tanımak”tır. Hem korku ve kaygılarımızı, hem zayıf taraflarımızı, hem de güçlü yanlarımızı farkedip tanımamızı sağlar. EFT bizi gerçeklerle yüzleştirir. Ayaklarımızı yere sağlam basabilmemizi, yaşamın gözlerinin taa içine bakabilmemizi sağlar.

İster kendiniz, ister yakınlarınız için olsun; planlanmış sınavlar sözkonusu ise, EFT öğrenmenizi ve onu hayatınızın bir parçası haline getirmenizi öneriyorum. Ayrıca, Tepeleme çalışmalarını içselleştirebilmeniz için kabaca bir aylık süreye gereksinim duyacağınızı da unutmayın. EFT son dakika önlemleri için kullanılacak bir yöntem değildir. Onu yaşamınızın doğal bir parçası yapmanız gerekir.

EFT öğren ve yaşamın denetimini eline al!

Ahmet Aksoy

Not: Yukarıdaki yazıyı, aslına bakarsanız bir hafta kadar önce yazmıştım. Ancak, özellikle YGS sınavına girecek öğrencilerin kafasını son anda karıştırmamak için bekledim. Çünkü alınması gereken önlemler ve yapılması gereken hazırlıklar aslında bir süreçtir. Son anda yapılan girişimler, faydadan çok zarar getirebilir.
Lütfen yukarıdaki yaklaşım ve önlemleri sınav kapıya dayandıktan sonra gündeme taşımayın. İster kendiniz, ister yakınlarınız için olsun, hazırlık sürecine yeterli zaman tanımayı ihmal etmeyin!
EFT ile hemen tanışın!