?> October 2015 - Kişisel Gelişim
Oct 212015
 
1,883 views

Geleceğe Dönüş

Geleceğe dönüş

Photo credits: bbc.com

21 Ekim 2015 Çarşamba günü saat 16:29’da Doktor, Marty ve Jennifer, küçük Marty’yi Griff’ten kurtarmak üzere ulaşırlar. Yani bu yazının yayına girdiği gün ve saatte.

Bu aralar çevrenizde olağanüstü şeyler farkettiniz mi hiç? “Hadi canım sende!..” deyip belleğinizden siliverdiğiniz…

Az önce orada olmayan araçların ya da kişilerin “nasıl olduysa” birdenbire beliriverdiği anlar. Bir göz açıp kapama süresinde…

Eğer bilimkurgu ile az çok ilgilenmişseniz, yaşınız da müsaitse “Geleceğe Dönüş” filmlerini mutlaka izlemiş olmalısınız.

Yukarıda belirttiğim tarih ve saat işte bu filmlerde işleniyor. Bu üçlemenin çekiliş zamanlarına (1985-1989-1990) kıyasla “gelecekte” kalan bu tarih ve saati yaşadık. Yani bu tür tarihler, insan yaşamı için o kadar da uzakta olan tarihler değilmiş!…

2015 yılının 21 Ekim ve sonrasındaki günlerde Marty’nin başına kötü adam Griff yüzünden kötü şeyler geliyor. Doktor da bu durumu düzeltmeye çalışıyor.

Geleceğe dönüş filmlerini henüz izlemediyseniz, internet üzerindeki bir çok kaynaktan bulup izleyebilirsiniz. Ama sonuç itibariyle aklınızda iki önemli ayrıntı yer edecek: birincisi, aynı zamanda bir zaman makimesi olan araba; ikincisi ise, uçan kaykay.

Böyle bir uçan kaykayın çocuk ve gençlerin hayallerini süsleyeceğinden eminim. Orta yaş ve üzerindekiler de en azından gıptayla bakacaklardır.

Aslına bakarsanız, heryerde çalışamıyor olsa da “uçan kaykay” yapıldı.

Toyota tarafından lüks araba modeli Lexus tanıtımında lanse edilen uçan kaykay sadece özel bir manyetik alan üzerinde çalışabiliyor. Kaykayın altındaki “egsoz gazı” görüntüsünü oluşturan ise sistem soğutucusunun yoğunlaştırdığı havadaki su buharı.

Şimdilik sadece özel bir manyetik alanda çalışabiliyor olsa da, bilim adamları bu uygulamayı daha farklı ortamlara da taşımaktan vazgeçmiş değiller. Süper iletkenler normal ısı koşullarında da verimli bir şekilde çalıştırılabildiğinde yeni adımların atılması kolaylaşacak.

Gelecek birgün gelecek.

ahmet aksoy

References:
http://backtothefuture.wikia.com/wiki/Back_to_the_Future_timeline

Oct 012015
 
1,487 views

Mars’ta sıvı halde tuzlu su bulundu

(Aşağıdaki yazı 29 Eylül 2015 tarihinde http://vaybe.axtelsoft.com/ sitesinde yayınlanmıştır. Yazı bana aittir.)

Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulundu

Image Credits: nasa.gov

28 Eylül 2015 tarihli açıklama ile NASA, komşu gezegenimiz Mars’ta kesintili su akışı tespit edildiğini doğruladı.

Sözkonusu (tuzlu) su akışının, ısının -23 derece santigradın üzerine çıktığı sıcak mevsimlerde bazı yamaçlarda koyu izler oluşturduğu, daha soğuk dönemlerde ise bu izlerin görünmez hale geldiği açıklandı.

Bildiğiniz gibi tuzlu suyun donma sıcaklığı (sıfır derecedeki)saf suyun donma sıcaklığından daha düşüktür. Bu nedenle -23 derecede görülen akışın tuzlu su olması öngörülüyor.

Mars gezegeninin kuzey yarıküresinde bundan 4.3 milyon yıl öncesine kadar büyük bir okyanusun bulunduğuna dair önemli bulgular var. (http://gurmezin.com/mars-had-an-ocean-4-3-million-years-ago/) Bu okyanus, şimdiki Kuzey Buz Denizi kadar bir büyüklüğe sahipti ve içerdiği su miktarı, Mars yüzeyinin tamamını 137 metre derinlikte bir su tabakasıyla kaplayacak büyüklükteydi. Bu suyun nereye gittiği konusunda farklı teoriler var. Ancak, Mars toprağının derinliklerinde donmuş vaziyette su bulunduğunu savunan geniş bir kesim bulunuyor. Nasa’nın son açıklamaları bu düşünceleri destekler nitelikte.

(Şimdi bir çöl gezegeni olan Mars’ın, yüzeyindeki suyu kaybetmiş olması, gelecekte Dünya’nın da benzer bir kaderi paylaşıp paylaşmayacağı sorusunu akla getiriyor.)

Mars gezegeninin aslında zengin bir su kaynağına sahip olması, bu gezegenin kolonileştirilmesi açısından büyük bir kolaylık sağlayacak gibi görünüyor. En azından Mars’ı keşfetmeye gidecek insanlar oraya çok fazla su taşımak zorunda kalmayacaklar. Sera tarımı için de su temin etmek oldukça kolaylaşacak demektir.

Bu son bulgular, Mars’a gönderilecek insanlı uzay programları için bir avantaj olabilir. Keşke insanlar silahlanma yarışını bir kenara bırakıp, bu tür projeleri daha fazla destekleyebilseler.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar: