?> July 2014 - Kişisel Gelişim
Jul 292014
 
1,052 views

Aynadaki öküz – Özsaygısızlık sürecine ayak uydurmak 2

İkinci Bölüm

ÖküzPeki kötü nedir? İyi ve kötü arasında hangi kıstaslara göre ayrım yaparız? Bu, binlerce yıllık geçmişi olan felsefe biliminin çağlar boyunca cevabını aradığı, üstelik yeni sorulara kaynak olması bakımından eşine az rastlanır bir soru. Ne bu yazı, ne de bu yazar böyle bir soruya cevap verme kabiliyetinde olduğunu iddia etmemekte. Dolayısıyla iyi ve kötü’yü içinde bulunduğumuz şartlara (döneme vs.) göre değerlendirmeye çalışmak elimizden gelenin en iyisini yapmak olacaktır. Öncelikle iyi ve kötü’nün topluluklara göre değiştiğini kabul edelim. Ülkemde bir grubun (sosyal/ekonomik/…) kendi kültürel varlığını sürdürmek için önşart olarak kabul ettiği bir durumu, başka bir grup sapkınlık olarak görebilmekte. Örneklemeye gerek yok, en yakınlarımızdan biraz uzağa baktığımızda bunun pek çok örneğini görebiliyoruz. Dolayısıyla bir grubun, hayatının gereği ve şahsi özgürlüğünün uzantısı olarak sürdürdüğü bir eylem sebebiyle başka bir grup tarafından “bunu yapanlar kötüdür” değerlendirmesine maruz bırakılması mümkün hale geliyor. Mümkün hale gelmek ne demek, bu durum hayatımızın olağan bir parçası haline gelmiş durumda. Üstelik hayatından memnun olmayan kişilerin (kim memnun ki?) hayatlarındaki olumsuzlukları kendilerine bu bağlamda benzemeyen gruplara yüklemesi ile sıklıkla karşılaşıyoruz. Sanıyorum bu durum, hatalarımızın sorumluluğunu üstlenmek istemememizden, daha yaygın tabirle kendimize toz konduramamızdan kaynaklanıyor. Sonuçta biz her koşulda “iyi” olduğumuz için, o bize benzemeyen başkalarının “kötü” oldukları, ve bizim onları algılamayacağımız koşullarda bulunurlarsa (başka bir yerde yaşarlarsa, ölürlerse, ya da kendi şahsi görüşlerini tamamen kenara bırakıp bizim görüşlerimizi benimserlerse) hayatımızın daha iyi olacağı yanılgısına düşmek kolaylaşıyor. Bu ayrımcılık mekanizmasının toplumun kültürel olarak az gelişmiş kesimine özgü olduğunu düşünmek de hata olur. Şahsi tecrübelerimle söyleyebilirim ki, karşılıklı güvensizlik ve doğal olarak özsaygı eksikliğiyle toplumun etkileşime girdiğim her kesiminde karşılaşmaktayım. Sokak şarkıcısından fabrika işçisine, akademisyenden girişimcisine kadar her grupta/kastta bu “yabancı düşmanlığı” eğilimi bulunmakta.

Yani biz de pek sütten çıkmış ak kaşık değiliz aslında. Her toplumun kendince bir “sana yapılmasını istemediğini başkasına yapma” anlayışı vardır. Bizimki gibi özsaygısı düşük toplumlarda bu durum, kültür seviyesinden bağımsız olarak, “sana yapılmasını istemediğini başkasına yaparken yakalanma” haline dönüşmekte. İkinci dünya savaşını yaşamış kuşağın “uzun süre, sıkı çalış, yavaş yavaş biriktir” felsefesi yerini “bugün sana sayısal çıksa ne yaparsın?” sorusuna bırakmış durumda. Kazanmadan önce harcamanın hayalini kurma eğilimi hala hakim olmadıysa da giderek kuvvetlenmekte. Modern teknoloji de bu algıyı kuvvetlendirecek şekilde gelişmekte. Yanlış anlaşılmasın, teknolojinin bir araç olduğu gerçeğini yadsımıyorum. Ancak bir çekiç ev inşa etmek için de kullanılabilir, cinayet işlemek için de. Teknolojinin gelişim eğilimleri de toplumun satın alma eğilimleri ile paralellik gösterir. Ama konumuzun dışına çıkmayalım.

Ne yapabiliriz? Kanımca yapabileceğimiz pek fazla bir şey yok. Küçücük bir çamur topunun üzerinde milyarlarca kişi sıkışmış durumdayız. Gidebileceğimiz başka bir yer (henüz) yok. Gezegenin olanakları sınırlı. Dolayısıyla bu gibi sıkıntıların bu formatta olmasa da yaşanması doğal. Savaşlar hep oldu, muhtemelen hep de olacak. Çocuklar hep öldü, muhtemelen hep de ölecek. Sanıyorum bizim elimizden gelebilecek tek şey, kendi yakın çevremize bir avuç da olsa güzellik katmak olacaktır. İnsanlıktan umudumuzu kesmiş de olsak insanlara sırtımızı dönmemiz için bir sebep yok. İçten bir gülümsemeyle, samimi bir sohbetle, karşımızdakini anlamaya ya da kendimizi anlatmaya çalışmadan geçireceğimiz kısa bir süre hem bizde hem de karşımızdaki kişide aslında çok da farklı olmadığımız, ve o kadar da kötü insanlar olmadığımız gerçeğini hatırlamamızı sağlayabilir.

M. Toygar Aksoy

Birinci bölüm: http://www.gamet.com.tr/aynadaki-okuz-ozsaygisizlik-surecine-ayak-uydurmak/

Jul 232014
 
1,281 views

Aynadaki öküz – Özsaygısızlık sürecine ayak uydurmak

Birinci Bölüm

Öküz

Arka sokakların karanlığına ayak uydurmak düşündüğümüz kadar zor olmayabilir. Her ne kadar ilkeli insanlar tarafından olabildiğince aydınlık, kendine ve diğerlerine saygılı bireyler olarak yetiştirilmiş olsak da; lanetlediğimiz karanlık zihinlerle aynı sudan içerek büyüdüğümüzü göz ardı etmemeliyiz. Sözde ufku geniş, ahlaklı bireyler bile olsak, içimizde kıvranan, dışarı püskürmek için derimizde çatlak arayan et kurtları olduğunu unutmamalıyız. Bu yazı yazara ve okuyuculara zaten bildikleri, ancak hayatta kalma içgüdülerinin bir uzantısı (özsaygı) olarak (muhtemelen) görmezden gelmeyi tercih ettikleri bu bariz gerçeği bir kez daha hatırlatmak amacıyla yazılmıştır.

Portakal rengi bir sonbahar sabahı düşünün. Pencerenizden dışarı bakıyorsunuz, karşınızda kızıla çalan yapraklarını her esintide biraz daha kaybeden bir çınar ağacının dalları arasından mavileri parça parça bulutlarla fışkıran bir gökyüzü manzarası buluyorsunuz. Tam da eskinin şairleri gibi demli bir bardak çay ve sigara eşliğinde cam kenarında oturup yağmuru bekleyecek bir hava! Bir yandan da sobanın üzerinde kavrulan kestanelerin o kendine has kokusu geliyor burnunuza. Bu tasvirlerin (detaylar değişmekte elbette ama) birbirinden olabildiğince farklı insanların gözlerine aynı hasretli buğuyu çaldığını bilseniz şaşarsınız. Sosyal, ekonomik statü, kültürel kast ayırmadan toplumun çok farklı kısımları, yüzyıllık bir tektipleşme sürecinin son yirmi yıldır heyelan gibi kuvvetlenerek üzerimize çökmesiyle ortak (masum) hayaller üretmekte. Bu hayalleri gerçekleştirmek için ise çok küçük bir kısım hareket etmekte. Kanımca bilinçaltı seviyesinde de olsa, bu tür düşleri gerçekleştirdiğimizde gözümüzde büyüttüğümüz seviyede bir hazza ulaşamayacağımızı hissediyoruz. Dolayısıyla bu düşünceleri hayal seviyesinde tutmak işimize geliyor.

Burada bir kaç satırlığına durup masumluk ölçeğimi hangi kıstaslarla çizdiğimi açıklamalıyım sanırım. Bana göre en basit haliyle masumiyet başkalarının da kendi kadar saf(dürüst vs.) olduğuna inanmak demek. Eh biz “kötü” sıfatları kendimize yakıştırmayız. “Yapmak zorunda kaldığımız” her kötü davranış için bir sebebimiz vardır. Böyle olunca masumiyet ülkemde ender bulunan bir özellik haline geliyor. Ve haliyle az bulunan her şey gibi çok değerli. Masum olarak nitelediğim kişiler soyu tükenmekte olan bir tür. Kişilerarası güvenin bizdeki kadar zayıf olduğu bir yerde doğal bir durum bu. Onyıllarca dilencilerin aslında ne kadar zengin olduğunu dinledik/izledik mesela. Bizimki kadar birbirine güvensiz pek fazla da ülke yoktur herhalde. Yabancılara(hem içerde hem de dışarda) duyduğumuz o derin kıskançlık ve nefret olmasa bizi bir arada tutmaya kimsenin gücü yetmez. Hala, ülkemin fırsat yaratabilen azınlığı sadece tatillerde kısa süreliğine dönmek üzere kaçmaya çalışıyor. Tabii nefret duymak için çok sebep var. Ben mesela kaldırım kenarında yalınayak oturan bacak kadar çocuğu görmezden geldiğim her sefer vicdan azabı hissediyorum. (Gerçi dünyaya nefes verdiğim onyıllarda giderek köreldi vicdanımın azap duyma yetisi.) Benim avantajım, hala vicdanımın sızlayabilmesinin sebebi, o çocuklara harcayacağım her kuruşun boğazımdan kesilmesi. Daha zengin biri olsaydım, görmezden gelmek için daha yaratıcı yollar üretmem gerekebilirdi. (Bu noktada okuyucuyu birkaç saniyeliğine durup neden sokak çocuklarına yardım etmedikleri(ya da daha fazla yardım etmedikleri) konusunda yapmakta oldukları savunmaları kendi kendilerine tekrar etmeye çağırıyorum. Bu savunmaları tarafsız olarak değerlendirmeleri, benim söyleyebileceğim her şeyden daha açıklayıcı olacaktır.)

(İkinci bölümle çok yakında yine karşınızda olacağız.)

M. Toygar Aksoy

Jul 112014
 
1,541 views

Hipnotik Dil Kalıpları – 21

Hipnotik Dil Kalıpları - 21Hipnotik Dil Kalıbı 21. A person is able to _____________.
Birileri ____________  yapabilir.

Bu kalıp kullanıldığında insanlar genellikle bilinçaltlarında, bu eylemi yapıp yapamayacaklarını kontrol ederler.

What is the comment most people make about what other people can accomplish? An internal check is usually performed to see what they can do.

A person is able to make the kinds of changes she wants, and cause them to be permanent.
A person is able to recognize the potential disasters that can occur by failing to become smoke free.
A person is able to realize just how powerful is this word pattern.
A person is able to recognize the powerful pattern that this word has.

Birileri istedikleri değişiklikleri yapabilir ve bunları kalıcı bir hale getirebilir.
Birileri kullandıkları sözcüklerin büyük gücünü farkedebilir.
Birileri vücut dilinin insanları anlamada ne kadar önemli olduğunu farkedebilir.

Jul 072014
 
2,209 views

Haiku Şiiri ve Asal Sayılar

Asal gazları olduğu gibi, asal sayıları da severim. Takıntı düzeyinde olmasa da, bu sayılarla ilgili olgulara karşı daha seçici davranırım.

asal-sayilarDünkü haiku zinciri denememizden sonra bir şey dikkatimi çekti.
5 numaralı haiku zincirini 17. halkada kapatmıştım. Bunların her ikisi de asal sayılardı.
Sonra farkettim ki haiku ve tankalar da hep asal sayıdaki birimlerden oluşuyorlar.

Hece sayılarındaki temel birimler 5 veya 7. Ve her ikisi de asal sayı.
Haikunun toplam hece sayısı: 17. O da bir asal sayı.
Tankanın hece sayısı toplamı: 31. Bu da asal.
Dize sayıları da 2, 3 ve 5: Yani yine hepsi asal sayılar.

Tesadüf mü, yoksa bilinçli bir düzen mi var bilmiyorum ama, haikunun temellerinin asal sayılara göre atıldığı kesin gibi görünüyor!..

Daha önce de “ilk kez keşfettiğimi” zannettiğim konuların, pek çok kez, benden epeyce önce başkaları tarafından da farkedildiğini farkettiğim oldu. Bu nedenle bu kez aceleci davranmak istemedim ve interneti bu konuda araştırdım.

Haklıymışım! Aynı gözlemi yapıp, aynı soruyu soran ve aynı konuyu çeşitli biçimlerde ele alan bir sürü kaynak buldum. Yani haiku ile asal sayılar arasındaki ilişkiyi ilk keşfeden ben değilmişim. Olsun! Bu kaynaklardan da yepyeni bilgiler edindim.

Haiku, senryu, jisei : 5+7+5 = 17
Katauta: 5+7+7 = 19
Tanka, waka: 5+7+5+7+7 = 31

Öte yandan, yukarıdakiler kadar popüler olmayan ve asal sayıda bileşenden oluşmayan bir kaç japon şiiri biçemi daha varmış:
Mondo: 5+7 = 12
Choka: 5+7+5+5+7+5 = 34
Choka: 5+7+7+5+7+7 = 38
Bussokusekika: 5+7+5+7+7+7 = 38
Sedoka: 5+7+7+5+7+7 = 38
Bu şiir tiplerini ben de ilk kez duydum. (Aslına bakarsanız, katauta formunu da ilk kez duyuyorum.)

Japonların kültürel olarak sayılara, özellikle de asal sayılara büyük bir önem verdikleri biliniyor. Bunun, şiir formlarına yansıması da çok doğal.

Öte yandan şiir, matematikle iç içedir. Her zaman açıkça görülemese bile, şiirde, belli bir içsel düzene sahip olan, bazan da bunları döngüler halinde yineleyen bir biçem söz konusudur.

Haikunun uluslararası bir ilgi görmesinde büyük olasılıkla asal sayıların katkısı büyük.

Haiku, doğal yaşamın asal şifrelerini taşıyor.

ahmet aksoy

Kaynaklar:

Jul 052014
 
1,185 views

Hem Eğlen, Hem Şiir Yaz – Haiku Zincirleri

haiku-zinciriBir kaç hafta önce, Haiku Panosu grubumuzda çok güzel bir çalışma başlattık: Haiku Zinciri.

Bildiğiniz gibi haiku, sadece 3 satırlık minimal bir şiirdir. İlk dizesi beş, ikinci dizesi yedi ve son dizesi yine beş heceliktir. Toplam onyedi heceden oluşur.

Bir Haiku Zincirinde şairlerden biri ilk haikuyu yazar. Bir diğer şair, ondan önceki şairin yazdığı haikunun beş hecelik son dizesini olduğu gibi alır ve kendi yazacağı haikunun ilk dizesi yapar. Kalan iki dizeyi kendisi tamamlar ve bu haikuyu yeni bir halka olarak zincire ekler. Sonra farklı bir şair yazılan son dizeyi kendi haikusunun ilk dizesi haline getirir ve bu böyle devam eder.

Zincirin yeni halkalarını kimin yazacağı konusundaki çakışmaları en aza indirgemek, yöneticinin görevidir. Buna rağmen oluşan ufak tefek çakışma kazalarında da şairlerden biri kendi haikusunu geri çeker.

Zincir yöneticisi, eklenen haikuları düzenler ve bir araya getirir. Zincirin kapatılması görevi de Zincir yöneticisine aittir. Kapatma halkasının son dizesi, zincirin ilk dizesi ile aynıdır. Böylece zincir tamamlanmış olur.

Onaltı halkalık ilk zincirimiz şöyleydi: (Bazı kuralları bu ilk denemeden sonra oluşturduk)

Haiku Zinciri – 1
16 Halka
1
yeşil sarmaşık
tırmanır düz duvara –
yaramaz çocuk (ahmet aksoy – 21.06.14)
2
yaramaz çocuk
bilyelere sevdalı
kitaplara küs (tülin yönter-21.06.14)
3
kitaplara küs
minik kağıt güvesi
şimdi nerede (tülin yönter-21.06.14)
4
şimdi nerede
fener alaylı günler
bayramlar yitik (tülin yönter-21.06.14)
5
bayramlar yitik
kahkahalar mapusta
güneş hep solgun (tülin yönter-21.06.14)
6
güneş hep solgun
o soğuk iklimlerde
yıldızlar kayıp (tülin yönter-21.06.14)
7
yıldızlar kayıp
kadim gök atlasında
karlı fırtına (ahmet aksoy-22.06.14)
8
karlı fırtına
ısıtır köy evini
maşinga soba (s.sincik.22.06.14)
9
maşinga soba
çocukluk kışlarından
bir çiçek dalı (ahmet aksoy 22.06.14)
10
bir çiçek dalı
sevgilinin elinden
ilkbahar geldi (feride serin-22.06.14)
11
ilkbahar geldi
ardından deli yağmur
yaz gitti gider (tülin yönter-22.06.14)
12
yaz gitti gider
peşinde çiçeklerin
meyve bahçesi (ahmet aksoy-23.06.14)
13
meyve bahçesi
vurgundur dolulardan
mahzun çiftçiler…(s.sincik-23.06.14)
14
mahzun çiftçiler
sağanaklar beklerken
dolular indi (tülin yönter-23.06.14)
15
dolular indi
hazanı bekler bahçe
meyvesiz ağaç…(s.sincik.23.06.14)
16
meyvesiz ağaç
eski bir düşü görür
yeşil sarmaşık (ahmet aksoy-23.06.14)

(Diğer zincirlere: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/ adresinden ulaşabilirsiniz. )

Bunlar, çok zevkli çalışmalar oldu. Ve hepimize çocukça heyecanlar yaşattı.

Zincirleri okuyanlar da farklı şairlerin peş peşe yarattıkları duygu ve kavram iniş çıkışlarının onlara bambaşka bir haz verdiğini söylüyorlar.

Haiku Zinciri yöntemi, özellikle çocuklara haiku öğretmek açısından çok yararlı ve eğlenceli bir araç olabilir. Hatta yetişkinler için bile…

Ancak, her şeyde olduğu gibi, bu çalışmaların da dozunun iyi ayarlanması gerekir.

Çünkü zincirleri fazla uzatmak yorucu oluyor. Örneğin ellibeş halkalık dördüncü zincirimiz hepimizi (özellikle yönetici olarak beni 🙂 ) epeyce yordu. Bu yüzden, bu zincirlerin uzunluğunu 16-24 halka ile sınırlamakta büyük yarar var.

Haiku Zinciri kurallarını şu şekilde özetleyebiliriz:
1- Haikular 5+7+5 veya kısa+uzun+kısa yöntemine uygun olarak yazılır.
2- İçerik açısından mutlaka klasik haiku kurallarına uymak zorunluluğu yoktur, ama uyulması tercih edilir.
3- İçerik haiku veya senryu kurallarına uygun olabilir. İtiraz olmazsa, kural dışı dizelere de izin verilebilir. Biçim daha ön plandadır.
4- Zincir başındaki hariç, her halka, bir önceki halkanın son dizesiyle başlar.
5- Halkaların başına halka numarası yazılır.
6- Her halkanın en son dizesinin yanına parantez içinde halkayı yazan şairin adı, yazılış tarihi ve saati yazılır.
7- Aynı kişi kendi halkasına ekleme yapamaz. Araya en azından bir başka şair bir halka eklemelidir. (Eğer zinciri başlatan ve kapatan kişi yönetici ise, kapatma-başlangıç halkasında bu kural uygulanmaz.)
8- Bir zinciri kapatmak için 3 gün beklenir veya ortaklaşa kapatma kararı verilir.
9- Zinciri kapatmayı yönetici yapar.
10- Kapatılan zincirin başlığında, zincirin kapandığı belirtilir.

Sizler de katılımcı veya izleyici olarak aramıza katılmak isterseniz, https://www.facebook.com/groups/haikupanosu/ adresindeki Haiku Panosu grubumuza gelin.

ahmet aksoy

Haiku Zincirleri: http://sanat.axtelsoft.com/haiku-zincirleri/

Jul 032014
 
1,043 views

Haiku ve ARG Yöntemi

haiku bashoHerhangi bir öykü metnini çeşitli yöntemlerle yazabilirsiniz.

Bunlardan biri de (ARG) Anlatma Resmini Göster yöntemidir.

ARG yöntemiyle yazılan metinlerde fazla bir şey anlatılmaz. Asıl vurgulanan, okuyucunun duyu organlarını tetiklemeye yönelik görsel, işitsel, dokunsal betimlemelerdir. Bu yöntemde duygular tarif edilmez. Sadece bu duygulara neden olan durumun duyu organları üzerindeki yansımaları dile getirilir.

Haiku öğretmez, anımsatır.
Haiku anlatmaz, gösterir.

Yazının tamamı için tıklayın

Jul 012014
 
1,133 views

Hipnotik Dil Kalıpları – 20

Hipnotik Dil Kalıpları – 20Hipnotik Dil Kalıbı 20.

<fact>, <fact>, <fact>, and __________
<doğru>,<doğru>,<doğru>, ve ___________

Starting off with a string of facts, forces the other person to think internally “yes”, “yes”….”yes”, and force them into the habit of agreeing with you. That is the moment you present him/her with your suggestion.

  • You’re a success in the business world; you have a beautiful wife and family, it’s important to free yourself of unnecessary stress by experiencing hypnosis. You will be able to rid yourself of unnecessary and unwanted stress.
  • In the hectic business world every day, there is no way to avoid increased business complexities and stress, everyone needs a way to be protected from increased stress and hypnosis provides that kind of protection for you.

Karşınızdaki kişinin hemen onayladığı, doğruluğu açık olayları peşpeşe sıralayıp sonuna da kendi düşüncenizi eklediğinizde, onun da aynı şekilde onaylanması daha büyük bir olasılık haline gelir.

  • Bu site çocuklar için çok güvenli, AVMlere yakın, ulaşımı kolay, fiyatı istediğiniz aralıkta ve burayı satın aldığınızda çok mutlu olacaksınız.
  • Bu kitap anlaşılır bir dille yazılmış, harfler iri ve okunaklı, resimlerle destekleniyor, fiyatı da uygun ve çocuğunuz bunu çok severek okuyacak.