?> April 2014 - Kişisel Gelişim
Apr 282014
 
1,737 views

Hipnotik Dil Kalıpları – 16

hipnotik-dil-kaliplar-16iHipnotik Dil Kalıbı 16.

You may not know if _______________.
…. bilmiyor olabilirsin.

When I wonder whether you know something, I am assuming that something exists and is true.

  • You might not know, if hypnosis is going to be just right for you.
  • You may not know if you’re going to be SO thrilled with hypnosis that you’ll have to send me an email to tell me about it.
  • You may not know if your training is going to be fun and educational.
  • Eğitiminin eğlenceli ve öğretici olacağını bilmiyor olabilirsin.
  • Burada herkesin sana arkadaşça davranacağını bilmiyor olabilirsin.
  • Düzenli ve dengeli beslenmenin sağlığını korumanda çok önemli olduğunu bilmiyor olabilirsin
  • Düzenli çalışmanın başarının anahtarı olduğunu bilmiyor olabilirsin
  • Dinlemenin, konuşmaktan daha etkili bir iletişim aracı olduğunu bilmiyor olabilirsin
Apr 252014
 
1,526 views

Olumlamalarla Beyninizi Programlayabilirsiniz

Shad Helmstetter’in “İçe Dönük Konuşmanın Gücü” isimli kitabını yeniden okudum. Bu tür okumaları, belli aralarla tekrarlamakta yarar var.

Helmstetter, istenen sonuçların elde edilmesi için öncelikle kişinin kendisini olumlu bir şekilde programlamasını ve bunu da “İçe Dönük Konuşma” yöntemiyle yapmasını öneriyor. Bu düşünceye katılıyorum. Çünkü bu yöntem, kişinin özgür iradesini kullanabilmesini; dolayısıyla seçimlerini bilinçli olarak yapabilmesini sağlıyor. Oysa gizli bilinçaltı telkin (subliminal messaging), hipnoz ve NLP gibi araçlar kullanıldığında kişiler, bir başkasının yönlendirmesine maruz kalıyorlar. Şahsen bunu –özel durumlar dışında- doğru bulmuyorum.

İçsel Konuşma (İçe Dönük Konuşma yerine artık bunu kullanacağım) yönteminde ise kişi, kendi bilinçaltına gönderdiği programlama cümleciklerini öncelikle kendi bilinç süzgecinden geçirebiliyor. Bu nedenle bu yaklaşım hem daha sağlıklı, hem de daha etik.

Arzulanan sonuçları elde edebilmek için gereken davranış zinciri,
1- Bilinçaltının programlanması ile inançların oluşturulması,
2- İnançların tutumları belirlemesi,
3- Tutumların duyguları yönlendirmesi,
4- Duyguların davranışları yaratması ve
5- Davranışların sonuçlara yol açması
şeklinde çalışıyor.

Bu etkileşim zinciri, ana karnındaki bebeğin iç ve dış sesleri algılamaya başladığı andan itibaren devrede. Annenin kalp atışları, çevredeki konuşmalar, müzik sesleri biyokimyasal bir öğrenme ve şartlanma (programlanma) sürecini başlatıyor.

Kişisel yazılımlarımızın bir kısmı genlerimizde kodlanmış olarak mevcuttur ve bu kodların oluşturduğu temel program, bir bilgisayarın işletim sistemi gibidir. Bu işletim sistemi, içinde yer aldığı yapıyı -bilgisayarı, vücudu- ayakta tutabilmenin ana koşullarını sağlayan temel denetimleri yapar ve birbirinden bağımsız parçaların eşgüdüm içinde yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmesini sağlar. Bu işletim sistemine –genetik kodlamaya- müdahale etmek günümüz teknolojisi ile henüz çok kolay görünmüyor. Ancak, bu konuda çok ciddi bilimsel çalışmalar yapılmakta olduğunu da biliyoruz.

Bizleri bitkisel hayattaki bir hücre yığınından farklı hale getiren asıl programlar ise genlerimizde yazılı olanlar değil, sonradan edindiğimiz ve –şimdilik bildiğimiz kadarıyla- bilinçaltımızda, beynimizin belli bölgelerinde depoladığımız programlardır.

Genetik kodlarımızı değiştirmek her ne kadar zor olursa olsun, davranış kodlarımızı değiştirmek o kadar zor görünmüyor. İşin asıl zor tarafı, eski kodları etkisiz hale getirmek. Çünkü o kodların pek çoğu uzun yıllar boyunca beynimize, bilinçaltımıza kazınmış, kemikleşmiş kodlar. Buna rağmen dikkatle ve özenle sürdürülecek sistemli bir çalışma ile bu zorluğun üstesinden gelmek mümkün. Bu tür bir çalışmanın en az 21 gün aksatmadan sürdürülmesi öneriliyor.

İşte İçsel Konuşma yöntemi burada devreye giriyor. İçsel Konuşma basittir, kolay uygulanır, kişiseldir ve dolaysızdır.

İçsel Konuşma yönteminde Olumlama cümlelerinin oluşturulması sırasında bazı küçük ama önemli ayrıntılara dikkat edilmesi gerekli:

1- Cümleler geniş veya şimdiki zamanda olmalıdır
2- İfadeler açık, anlaşılır ve kesin olmalıdır
3- Yan etki yaratacak unsurlar içermemelidir
4- Kullanımı kolay olmalıdır
5- Uygulanabilir olmalıdır
6- İfadeler kişisel ve dürüst olmalıdır
7- En iyiyi istemelidir
8- Olumlu, yapıcı ifadeler içermelidir
9- Özne olarak birinci tekil ve/veya ikinci tekil şahıs kullanılmalıdır

Bu nedenle iyi bir İçsel Konuşma (olumlama), mümkünse kişinin kendi sözcükleriyle oluşturulmalı; kesinlikle muğlak, anlamı bilinmeyen, kafa karışıklığı yaratabilecek sözcükler içermemelidir. Tüm ifadeler yalın ve açık olmalıdır. Olabildiğince kısa ve anlaşılır cümleler kullanılmalıdır.

Örneğin:

Ben planlıyım.
Sen planlısın.

Ben, hayatımın kontrolünü elimde tutarım.
Sen, hayatının kontrolünü elinde tutarsın.

Ben zamanımı verimli harcarım.
Sen zamanını verimli harcarsın.

Ben yapacaklarımı planlar ve tam yapmam gerektiği zamanda yaparım.
Sen yapacaklarını planlar ve tam yapman gerektiği zamanda yaparsın.

Dakik olmak benim için kolaydır.
Dakik olmak senin için kolaydır.

Ben tam istediğim zamanda, tam istediğim yerde olurum.
Sen tam istediğin zamanda, tam istediğin yerde olursun.

Bu tür olumlama cümleleri gün içinde birkaç kez (toplam 5-10 dakika) sesli veya sessiz olarak okunabilir ya da melodik olarak seslendirilebilir. Mümkünse bir ses kaydına çevrilip dinlenebilir. Ses kaydının dinlenmesi tamamen pasif olabileceği gibi, içten veya sesli olarak tekrarlanabilir. Özellikle ses kayıtlarının olumlama sistemine inanmayan pasif dinleyiciler üzerinde de etkili olduğu gözlenmiştir.

İçsel Konuşmada en önemli unsurlardan biri sürekliliktir. Eski programın iptal edilip önerilen programın onun yerine geçebilmesi için bu sürekliliğin sağlanması mutlak bir zorunluluktur.

Ahmet Aksoy

Kaynakça:
İçe Dönük Konuşmanın Gücü – Shad Helmstetter – Sistem Yayıncılık
Yaratıcı İmgeleme – Shakti Gawain – Akaşa Yayıncılık

Apr 192014
 
1,229 views

Krizdeki Firmalar İçin Ortak Sinerjiyi Yakalamada Toplu Tepeleme

Toplu Tepeleme NoktalarıTepeleme (EFT) tekniği, bedensel enerji alanlarının doğal bir dengeye kavuşturulmasını hedefler. Bu teknik, Eski Çin tıbbının öngördüğü enerji meridyenleri ve bu meridyenler üzerindeki bazı özel akupresür noktalarına parmak uçlarıyla vurularak veya ovularak uyarılması esasına dayanır. Bu teknik, aşamalı olarak TFT (Thought Field Therapy) ve EFT (Emotional Freedom Techniques) adları altında modernize edilmiştir.

Temel varsayım şudur: Enerji akışındaki tıkanmalar fiziksel, ruhsal veya psikolojik sorunlara yol açar. Dolayısıyla enerji meridyenlerindeki akışın düzgün ve düzenli hale getirilmesi, bağlantılı sorunların da kendiliğinden ortadan kalkmasını sağlar.

TFT yönteminde her sorunun çözümü için farklı bir vuruş reçetesi kullanılırken, EFT yönteminde her uygulamada hemen hemen aynı akupresür noktaları kullanılmaktadır. Kullanılan noktaların sayısına ve sıralamasına bağlı olarak çok sayıda alternatif yöntemler üretilmiştir ve halen değişik isimler altında kullanılmaktadırlar. Bizim kullandığımız Tepeleme yöntemi de bunlardan biridir.

Tepelemenin toplu uygulamalar sırasında çok daha hızlı ve etkili olduğunu uzun zamandır gözlüyoruz. Bu yüzden, toplu uygulamaların yarattığı büyütme (amplifikasyon) etkisini pratik olarak daha kullanılır bir forma soktuk ve bu yöntemi Toplu Tepeleme olarak adlandırdık.

Toplu Tepeleme yöntemi, hemen her yerde, ortak amaca sahip her türlü grup ve organizasyonda kullanılabilir. Önemli olan bu grup veya organizasyonun belirgin bir amaç doğrultusunda ortak duygu ve düşüncelere sahip olmasıdır. Amaç birliği olmayan gruplarda amplifikasyon etkisini yakalamak pratik olarak mümkün olmayabilir.

Toplu Tepeleme uygulamalarında mutlaka bir sorun olması gerekmez. Grup içi bağları güçlü ve etkin tutmak için de kullanılabilir. Ya da sadece motivasyon amacıyla… Dolayısıyla bireysel enerji alanları, grupsal enerji alanları ile kaynaşıp büyümekte ve çok daha etkin bir yapıya kavuşmaktadır.

Siz de kendi işyerlerinizde ortak sinerjiyi yakalamak amacıyla Toplu Tepeleme uygulamaları yapabilirsiniz.

Örneğin bir satış departmanı bir önceki ay satış kotasını dolduramadıysa, ve personel bu durumda bir eziklik yaşıyorsa, kurgu cümlesini: “Geçen ay kotayı tutturamamış olsak ta, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.” şeklinde kullanmak mümkün. Burada ortak amaç moral bozukluğunu ortadan kaldırmak ve durumu gerçekçi bir şekilde kabullenmektir.

Ya da motivasyonu ön plana çıkarabilirsiniz: “Geçen ay yeterli satış kotasını tutturamamış olsak ta, kendimi seviyor, kendime güveniyor ve çok daha başarılı olmayı seçiyorum.”

Krize saplanmış bir firmada şu kurgu cümlesini kullanabilirsiniz:
“Ağır bir mali krizin içine düşmüş olsak ta, kendimi seviyor, kendime güveniyor ve bir ekip olarak bu krizden çok daha güçlenerek çıkmayı seçiyorum.”

Toplu Tepeleme uygulamalarında 8 temel vuruş noktası kullanıyoruz:
1- Tepe Noktası
2- Kaş başlangıcı
3- Göz ucu
4- Göz altı
5- Burun altı
6- Çene
7- Köprücük kemiği
8- Koltuk altı

Ayrıca kurgu cümlelerini söylerken ellerimizin serçe parmak tarafındaki etli yan kısımlarını (Karate noktaları) birbirine vuruyoruz.

Dar gruplarda (aile içi vb) ve rahat mekanlarda göğüs altı noktası da kullanılabilir. Bu nokta karaciğer meridyeni üzerinde olduğu için önemlidir.

Karate noktalarına bir alternatif olarak hassas noktanın kullanımını önerenler de var. Ancak biz, karate noktalarının birbirine vurulmasını daha fazla tercih ediyoruz. Ayrıca, tekil burun ve çene noktaları dışındaki çift noktalara yapılan vuruşların her iki simetrik noktaya birden yapılması daha etkili olur.

Toplu Tepeleme uygulamasını şöyle özetleyebiliriz:
1- Ortak Kurgu cümlesini ve kısaltmayı saptayın ve bir sözcü seçin (Her hareketi önce sözcü yapsın, sonra da grup birlikte tekrarlasın)
2- Karate noktalarını birbirine vururken kurgu cümlesini peş peşe 3 kez söyleyin
3- Sırasıyla her bir vuruş noktasına yaklaşık 6-7 kez vururken, kısaltma sözlerini söyleyin. (Tepeden başlayın ve koltuk altında sonlandırın)
4- Koltuk altındaki son vuruşu yaptıktan sonra derin bir nefes alın ve sesli bir şekilde boşaltın.
5- İkinci, üçüncü ve dördüncü işlemleri toplam 3 kez peşpeşe tekrarlayın.

Ayrıntılar için bizi arayın! Problem varsa, çözüm de vardır.

Ahmet Aksoy
0216 450 5784
0533 339 0959
ahmet@gamet.com.tr

Apr 162014
 
1,184 views

Hipnotik Dil Kalıpları – 15

15. People don’t have to <person’s name>, _________
İnsanlar,<isim> , _____ [mutlaka] _____ yapmak zorunda değildir.

People don’t have to, but they will anyway, doesn’t it seem like that? And using your name, personalizes it.

  • People aren’t required to respond favorably when you use their name, but you know, Stanley, they just do.
  • People don’t have to, Marilyn, listen carefully my every word.
  • People don’t have to, Clarence, understand through the use of hypnosis how easy it can be to be smoke free.
  • İnsanlar, Jale, benim her sözümü mutlaka dikkatle dinlemek zorunda değildir.
  • İnsanlar, Teoman, onlara isimleriyle hitap ettiğinde mutlaka sana sıcak davranmak zorunda değildir.
  • İnsanlar Betül, başarılı olduğunda, seni mutlaka alkışlamak zorunda değildir.
  • İnsanlar Necati, diplomalarını aldıklarında mutlaka o işi yapmak zorunda değildir.
  • İnsanlar Ayşe, sorunlarından kurtulduğunda, çevresindekilere mutlaka daha iyi davranmak zorunda değildir.
  • İnsanlar Recai, kaliteli bir web sayfası hazırladığında, senin sayfanı daha sık ziyaret etmek zorunda değildir.
  • İnsanlar Halil, onlara güzel çözümler sunduğunda, sana teşekkür etmek zorunda değildir.
Apr 132014
 
1,255 views

Çocuklarınız Tepeleme (EFT) Yöntemi ile Sınavlarda Başarıyı Yakalasın

exam-answer-keyÇocuğunuz başarısız bir sınav geçirmiş olabilir. Hatta girdiği sınavlardaki başarı oranı çoğunlukla düşük te olabilir. Eğer yeni ve kritik bir sınavın hemen arefesinde değilse, onun için sunabileceğimiz çözüm önerilerimiz var.

İlk başta, başarısız geçen bir sınavın, hayatın sonu olmadığını bilmek önemli. Önemli olan, karşınızdaki problemin nedenlerini ve sonuçlarını farketmek. Eğer bir problemi tanımlarsanız, ona çözüm bulmanız da mümkün olur. Tanımlanmamış bir sorunun, çözümü de olamaz.

Yaşam, irili ufaklı sınavlarla geçiyor. Üstelik bunların pek çoğu eğitim sistemimizin kapsama alanında değildir. Ancak bu yazımızda, sözünü ettiğimiz sınavlar temel olarak “eğitim sistemi”ne dahil olanlardır.

Çocuğunuz henüz eğitim sürecinin başlarında olabilir. Eğer öyleyse, büyük bir avantajınız var demektir. Çünkü aksayan taraf her ne olursa olsun, aşırı derecede kemikleşmemiş olduğu için, onu doğru yöne çekmek çok daha kolay olabilir. Çünkü görmezden gelinen, kendi kendine düzelmesi beklenen sorunlar yıllar geçtikçe kronikleşmekte ve çözümü giderek zorlaşmaktadır. Bu yüzden, çocuğunuzun karşı karşıya olduğu sıkıntıları erken yaşlarda iken farketmeye özen gösterin. Sorunları farketmekle kalmayın ve çözüm üretin.

Başarısız bile geçse, her sınav bize yeni şeyler öğretir.

Son YGS sınavına giren bir yakınımızın çocuğu sınavdan iki gözü iki çeşme ağlayarak çıktı. Bir sürü soruyu yapamamış. Çok kötü bir puan alacağı için inanılmaz derecede üzgündü. Üstelik, onun sınava girdiği derslikten çıkanların pek çoğu, “sınav çok kolaydı” deyip, gülerek çıkmışlar. Oysa kendisi çok iyi hazırlanmış olduğu halde, beklemediği kadar başarısız olmuş.

İşin aslı bir-iki saat içinde belli oldu. Bu yıl sınav soruları açıklanmayacağı için çok sayıda öğretmen sınava, soruları öğrenmek için bizzat kendileri girmişler. Bu öğretmenlerle yapılan görüşmeler sonrasında kızımızın aslında hiç te başarısız olmadığını; bu sınavdaki soruların önceki yıllara göre çok zor olduğunu öğrendik.

Sınavı kolay bulanların tepkileri de “yeterli bilgiye sahip olmadıkları için, kendilerini herşeyi biliyor sanmalarından” kaynaklanıyordu. Tam bir “Dunning-Kruger Sendromu” örneği.

Daima gerçekçi olun. Çocuğunuza da bunu öğretin. Eğitim sistemimiz ne yazık ki çocuklarımıza yeterince ve doğru bireysel psikolojik destek sağlayamıyor. Kendine güven duymayı, çabasının karşılığını almayı, hakkına sahip çıkmayı ona siz öğretmelisiniz. Tek başına bilgi ve çalışma yeterli değildir. Başarı için, bilgi ve çabayı kendine güvenle ve kararlılıkla desteklemek gerekir.

Bu nedenle, çocuğunuzun “kendine güven” duymasını sağlayın. Zaten “kendine güven” sahibi ise, ona, kendisine gerçekçi ve iyi tanımlı hedefler koymayı ve hedefine doğru kararlılıkla yürümeyi öğretin. Gerekiyorsa bu konuda destek alın. Çocuklarınıza yapacağınız yatırımların, yaşamınızın en önemli yatırımları olacağını asla unutmayın.

Sınav korkusu, kendine güven eksikliği ve benzeri sorunlarla başa çıkmada en önemli araçlardan biri Tepeleme (EFT) yöntemidir. Çocuğunuzun Tepeleme desteği almasını ve mümkünse bunu yaşamının her alanına uygulayabilir hale gelmesini sağlayın.

Donanımlı, ayakları yere basan ve kendine güvenen bir bireyin aşamayacağı hiç bir sorun yoktur. Çocuğunuza bu desteği sağlayın. Gerisini kendisi kolayca halledecektir.

Ahmet Aksoy

Apr 082014
 
1,469 views

Çocuklarınızın Mutluluk Ve Başarısı İçin Tepeleme (EFT) Tekniği

Tepeleme NoktalarıTepeleme (EFT) tekniği, bedensel enerji alanının dengeye kavuşturulmasını hedefler. Bu teknik, Eski Çin tıbbına dayanan enerji meridyenleri ve bu meridyenler üzerinde yer alan bazı akupresür noktalarının parmak uçlarıyla vurularak veya ovularak uyarılması ve dengelenmesi esasına dayanır. Bu teknik TFT (Thought Field Therapy) ve EFT (Emotional Freedom Techniques) adlarıyla modernize edilmiştir.

TFT yönteminde her sorunun çözümü için farklı bir vuruş reçetesi kullanılırken, EFT yönteminde her uygulamada hemen hemen aynı akupresür noktaları kullanılır. Kullanılan noktaların sayısına ve sıralamasına bağlı olarak çok sayıda alternatifler üretilmiş ve kullanılmaktadır.

Tepeleme de esasen bir EFT uygulaması olarak ortaya çıkmış, ancak, zamanla bilinçaltı sorgulama, Temporal Tepeleme, Sanal Tepeleme gibi yöntemlerle kaynaşan dinamik bir uygulama halini almıştır.

Tepeleme, çocuklar ve aileler tarafından birlikte kullanmaya uygun, ebeveyn ve çocukları birbirleriyle daha iyi kaynaştırmayı sağlayan bedensel bir iletişim aracıdır. Toplu uygulamalar çok daha etkili olmakta, hem bireysel, hem de aile içi sorunlar böylelikle çok daha kolay bir şekilde çözümlenebilmektedir.

Tepeleme uygulaması için mutlaka bir sorun olması gerekmez. Sadece aile içi bağları güçlü ve etkin tutmak için de kullanılabilir. Böyle bir durumda bireysel enerji alanları, ailesel boyutta enerji alanları ile kaynaşıp büyümekte ve çok daha etkin bir yapıya bürünmektedir.

Aile içi ve grup tepelemelerinde sorunun yerini ve boyutunu saptamaya gerek yoktur. Bu aşamalar dikkate alınmaz. Kısa uygulama yapılır.

Tek başına çocuklara uygulama yapılırken de kısa uygulamaları tercih etmek doğru olur:
1- Tepe noktası
2- Kaş başlangıcı
3- Göz ucu
4- Göz altı
5- Burun
6- Çene
7- Köprücük kemiği
8- Koltuk altı

Uygulama sırasında kurgu cümlesi, karate noktasına sürekli vuruşlar yaparken 3 kez tekrarlanır. Sonra yukarıda listesini verdiğimiz noktalara yaklaşık 6-7 kez vururken kısa hatırlatma sözcükleri söylenir. Koltuk altında döngü tamamlandığında derin bir nefes alınır ve nefes sesli bir şekilde hızla boşaltılır. Tüm döngü tercihan 3 kez yenilenir.

Çocuklarla uygulama yapılırken çocuğun ve problemin durumuna uygun olarak vuruşların nasıl yapılacağına karar vermek gerekir. Temel alternatifler şunlar olabilir:
1- Çocuk, kendi vücudu üzerindeki noktalara kendisi vuruşları uygular
2- Çocuğun vücudundaki akupressür noktalarına bir aile bireyi veya tepeleme uzmanı tarafından vuruşlar yapılır
3- Çocuk, vuruşları kendi vücuduna değil, elindeki bir oyuncağa uygular
4- Çocuk uyurken veya bir başka mekandayken, onun sorunları/motivasyonu için aile bireyleri ve/veya tepeleme uzmanı kendi vücutlarına vuruşlar yapar.

Tepeleme, çocukların ve hatta gençlerin enerjilerini dengelemede çok etkili bir araçtır. Uygulamalar sadece sorun çözmek için değil, motivasyon ve kendine güvene yönelik hedeflere ulaşmak için de kullanılabilir.

Eğer çocuklarınızda stres, korku, fobi, öğrenme sorunları, sınav kaygısı, kısıtlı inançlar, sevilen birinin kaybı, güvensizlik gibi çözülmesini arzuladığınız duygusal sorunlar gözlemliyorsanız, lütfen, danışmak için bizi arayın.

Çocuklara ve gençlere yönelik tepeleme çalışmalarıyla ilgili yeni yazılarımızı web sitemizden takip edebilirsiniz. Sorularınızı ve sorunlarınızı lütfen bizimle paylaşın.

Ahmet Aksoy

Çocuklarınızın Mutluluk Ve Başarısı İçin Tepeleme (EFT) Tekniği

Diğer EFT – Tepeleme konulu yazılarımız için tıklayın

Kaynaklar:
Using EFT with Children, Ann Adams, 2001
Teaching EFT to Kids, Peta Stapleton
Using EFT with Kids, Dr. Laura Markheim
EFT for Children, Christine Moran
Tapping with Children, Patsy Anthony

Apr 062014
 
1,198 views

Hipnozla İlgili Neler Biliyorsunuz?

Hipnoz pek çoğumuz için gizemli bir konu. Ona korkuyla bakanlar da var, bir eğlencelik olarak bakanlar da…

Meraklıları için hipnoz.axtelsoft.com sitesindeki bazı yazılarımızı aşağıda özetledik. Belki de kimi sorularınıza yanıt bulabilirsiniz.

Hipnozun 5 Aşaması ve Örnek Betikler

Ele alacağımız konular klasik hipnoza yönelik olacaktır. Sahne hipnozu ve hızlı hipnoz ilgi alanımızın dışındadır.

Klasik Hipnozun Aşamaları
Klasik hipnoz uygulamaları genellikle 5 temel aşamadan oluşur:
1- Ön konuşma ve Yatkınlık Testleri
2- Hipnoza hazırlık (Endüksiyon)
3- Derinleştirme
4- Telkinler
5- Uyandırma / Hipnozdan

Yazının tamamı için tıklayın…

Herkes Hipnoz Olabilir mi?

Klinik zihinsel sorunları olmayan ve hipnoza gönüllü olan hemen herkesin transa girebileceği söylenmektedir. Öte yandan, hipnoza yatkınlık açısından kişiler arasında çok büyük farklılıklar olabilmekte; bazıları çok kolay transa girerken (%15), bazıları -kendisi çok istese bile- aşırı direnç gösterebilmektedir (%15). Kalan %70 ise bu iki grubun arasında yer alıyor. Yazının devamı için tıklayın…

Trans Olmadan Hipnoz Olur mu?

spiralBazıları için hipnoz ve trans eşanlamlı sözcüklerdir. Oysa bazıları her ikisini birbirinden ayrı kavramlar olarak ele alır. Aslında her iki kavram bazan aynı durumu ifade ederken, bazan da farklılıkları vurgular. Yazının devamı için tıklayın…

Apr 012014
 
1,360 views

Haiku Ne ki?

Geçen yıl biri bana haiku ile ilgili herhangi bir soru sorsaydı, ilk tepki olarak “Haiku ne ki?” diyeceğimi biliyorum.

Oysa şimdi haiku benim için “yararlı” bir virüs gibi. Her yerde var. Her şeye bulaşıyor. Çok hızlı ürüyor ve bir yandan da olağanüstü hızla evrimleşiyor.

Benim açımdam haiku -en azından şimdilik-, klasik haikunun temel 5+7+5 dize yapısını koruyan ve olabildiğince doğadan esinlenen bir yapı. Kendi açımdan henüz tam bir şiir formu değil. Çünkü henüz haikunun müzikalitesini yakalayabilmiş değilim. Ama eminim ki, o da olacak.

Şimdi size kısaca “haiku”nun ne olup olmadığını özetlemeye çalışayım.

Haiku nedir?
Haiku 3 satırlık bir şiir. İlk ve üçüncü satırları beş heceden, ortadaki satır ise yedi heceden oluşuyor. Geleneksel bir Japon şiiri formu. Konusunu daha çok doğadan alıyor ve yalın bir dille görselleştiriyor. Aynı formu kullanan ama hiciv ögeleri içeren benzer formlar da var. Daha fazla ayrıntı isterseniz, internette çok sayıda kaynak var.

http://jikad.org.tr/cocukhaikuyarismasi/wp-content/uploads/2013/10/Haiku-Nas%C4%B1l-Yaz%C4%B1l%C4%B1r.pdf adresinden indirebileceğiniz pdf dokümanda pek çok ayrıntı ve örnek bulabilirsiniz.

Şu anda haiku benim için sözcüklerle görselleşen bir fotoğraf karesi. O anda ne denk gelirse. Bir stüdyo çalışması değil. Işığı, fonu, duruşu ben tanımlamıyorum. Kendiliğinden. Anlık. Spontane.

“resmini çizer
renkleri boyar haiku
bir an doğadan”

İşte bu nedenle -şimdilik- haiku benim açımdan bir sanatsal obje değil. O bir “farkındalık” aracı. Haiku, yaşama buruk tadını veren minik ayrıntıların farkına varmamızı sağlayan tılsımlı bir gözlük.

Haikunun farkına varışım geçen yıl oldu. Her gün en az bir haiku yazmaya karar verişimin tarihi ise 20 Şubat 2014. Bu tarihin anlamlı bir özelliği yok. Sadece aldığım kararı uygulamaya başladığım tarih. Ve o günden bu yana, ödün vermeksizin uyguluyorum. Bazan günde bir tane yazıyorum, bazan da 5-6 tane birden. Nasıl denk gelirse. Spontane.

Haiku yazmak için özel bir zaman ayırmam gerekmiyor. Bu aralar en verimli haiku atölyem, sabahları ofise gelirken bindiğim Acıbadem-Kadıköy dolmuşu. Günlük haiku kotamın neredeyse tamamını bu 20-25 dakikalık yolculukta dolduruyorum. Baktığım her yerde bir haiku var. Yağmur yağarken dolmuşun camlarında oluşturduğu desenler bir haiku. Ya da bulutlar. Kaldırımda yürüyen, yüzünü görmediğim kadın. Çiçeklerini salkım saçak sergileyen bir badem ağacı… Bunların hepsi birer haiku. Bunların hepsi yaşamımızdan bir an, bir anı. Dolaysız, dolambaçsız.

Bazan da rıhtıma gidiyorum. Deniz, martılar, insanlar… Tıpkı fotoğraf çeker gibi. Bakmayı, görmeyi aşıp, farkına varmayı öğreniyorsunuz.

Haiku, benim farkındalığımı tetikledi. O ayrıntıları görmediğimden değil. Ama o anları sözcüklerle ifade etmeyi kendime bir görev edindiğimden beri, farkındalığımın daha fazla farkına varıyorum. Bu sayede artık daha kolay gülümsüyorum. Çünkü o minik ayrıntılardaki güzelliği içime daha fazla sindirmem mümkün oluyor.

Badem ağaçlarının çiçek açtığını görmemeniz mümkün mü? Aklınızdan, farkında bile olmaksızın “Badem ağacı çiçek açmış.” derken, kuyruktaki binlerce diğer düşünce onu daha sahneye çıkma fırsatı bulamadan gerilere itekleyiveriyor. Badem ağacı çiçek açtığıyla kalıp, bir anda sıradanlaşıyor zihninizde. Belki bir cümle haline bile dönüşemeden. Oysa haiku ile fotoğraf çekmeye karar verdiğinizde, badem ağacını kadraja oturtup ışığını, rengini, dokusunu görmeye başlıyorsunuz. Öyle uzun uzun da değil. En fazla 1-2 dakika içinde. Yaşam akıp gidiyor. Çevrenizdeki herşey de öyle. Zamanı durdurup o anların resmini uzun uzun boyamanız mümkün olmuyor. Sadece bir düğmeye basma fırsatınız var. Ve fotoğraf filminiz sadece 3 kısacık satırdan ibaret.

Haiku, yaşamdan minik kesitler alıyor. Ve size, bu anları dolu dolu yaşama; onların verdiği doyumsuz hazların farkına ve tadına varma fırsatı tanıyor. Haikuyla gülümsemeniz kolaylaşıyor.

Haiku, olağanüstü bir terapidir.

Haiku, reddettiğimiz, sıradanlaştırdığımız günlük yaşamın üzerindeki tozları silkelemektir.

Haiku, gündelik yaşamımızdaki tılsımlı taşı yakalamaktır.

Eğer siz de benimkine benzer deneyimleri bizzat yaşamak istiyorsanız, hemen haiku yazmaya başlayın. Hemen. Ve eğer yardıma ihtiyacınız olursa, benim hep burada olduğumu da unutmayın.

Ahmet Aksoy