?> February 2014 - Kişisel Gelişim
Feb 262014
 
1,351 views

Yaratıcı Yazarlık Ölümsüzlüğe Giden Yoldur

Yaratıcı YazarlıkAslına bakarsanız yazarlık, zaten, yaratıcılık niteliğini de içinde barındırır. Yine de “yaratıcı” sözcüğünün eklenmiş olması, epeyce bir hava katıyor bu kavrama.

Bazıları yazarlığın sonradan öğrenilemeyeceği düşüncesini savunur. Ben, bu görüşte değilim.

Elbette herkes yazar olamayabilir. Hatta yazarlık için gereken her türlü bilgiye ve teknik beceriye sahip olan herkesin başarılı bir yazar olabileceğini söylemek bile, abartılı bir öngörü olur.

Bence yazarlık için asıl gereken, bilgi ve deneyim birikimidir. Bu birikimi bizzat yaşayarak, olayları ve insanları izleyerek, okuyarak, araştırarak, hatta bunların hepsini birbiriyle harmanlayarak elde etmek mümkündür. Elbette, hayal gücünü de yabana atmamak gerek. Ancak böyle bir birikime sahip olmak, tek başına, başarılı bir yazar olmak için yeterli olmayabilir. (Başarılı yazarlıktan kastım sadece ticari kazanç sağlamak değil, doğru şekilde pazarlandığında çok sayıda okuyucuyla buluşabilecek eserler üretebilmektir.) Bütün bu birikimin akışkan harcı mutlaka düzgün bir şekilde kalıba dökülüp şekillendirilmek zorundadır.

Yaratıcı yazarlığın önemi burada ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım, hem yeterli bir birikime sahip olmayı, hem de bu birikimi ürüne çevirmek için gereken yeterli bilgi ve teknik donanıma sahip olmayı gerektirir. Bu nedenle, bir editör aracılığıyla öykülerini esere dönüştürmeyi -sonuç ne kadar başarılı olursa olsun- bu kavramın dışında tutuyorum.

Yaratıcı yazarlık, basım ve dağtım aşamaları dışındaki tüm süreci tek başına üstlenmeyi gerektirir. Çünkü, bu şekilde çalışan bir yazar, kendi eserinin gerçek yaratıcısı ve sahibi olur.

Her türlü birikim, bilgi ve teknik donanıma sahip olsalar bile “tek bir satır” yazmakta dahi zorlanan insanlar da var. Hatta daha önce başarılı eserler üretmiş kişiler bile bazan böyle bir duruma düşebiliyor. Bu sorun, “yazma korkusu”, diğer adıyla “yazarlık blokajı” (writer’s block”) olarak biliniyor. Yaratıcı yazarlık eğitimleri, yazma korkusu yaşayan insanlar açısından da büyük oranda yararlı olur.

Yaratıcı yazarlık, akademik ve bilimsel yayınlar dışındaki hemen her alanı konu edebilir. Yaratıcı yazarlık, insanların duyularına ve duygularına hitap etmeye özel önem verir. Tekdüze anlatım yerine, okuyucunun hem aklına hem de duygularına hitap ederek, okuduklarını görsel imgeler halinde zihninde canlandırmasını sağlar. Bu yöntem, okuyucunun kendisini ön planda tutar. Öyküyü, okuyucunun zihninde yaşayan bir film haline dönüştürür.

Eğer siz de bir yazar olmak ve okuyucularınızın yazdıklarınızla bütünleşmesini istiyorsanız, kendinizi yaratıcı yazarlığa hazırlamalısınız.

Ahmet Aksoy

Feb 242014
 
2,229 views

Kalabalık Karşısında Konuşmak

Kalabalık karşısında konuşmakKalabalık karşısında konuşmak, sizce bir sanat mıdır? Yoksa sadece teknik bir beceri mi?

Bana göre, her ikisi de.

Eğer gerekli teknikleri bilmiyor ve kendinizi ona göre uyarlayıp geliştirmiyorsanız, ne denli yetenekli olursanız olun, eninde sonunda, potansiyel dinleyicilerinizi kaybetmekle karşı karşıya kalırsınız.

Öte yandan, doğal bir yeteneğiniz olmasa bile, mikrofon, prompter, vb gibi teknolojik nimetlerden yararlanır, eksiklerinizi teknik donanımla ve taze bilgiyle tamamlarsanız, deneyimleriniz  başarıya giden yolda size mutlaka eşlik edecek, yolunuzu aydınlatacaktır.

İyi bir konuşmacı topluluk önünde konuşmak için nelere dikkat etmelidir?

  • Konuşma yapacağınız yeri önceden tanıyın (Konuşma yapacağınız yere erken gidin ve oturma düzenini, kürsüyü, ışıkları, mikrofonu, projeksiyon cihazını, lazer göstericiyi kontrol edin.)
  • Dinleyici kitlesini iyi analiz edin (İzleyicilerin yaş, cinsiyet, dil, din, etnik yapı, politik tercihler, konuya ilişkin bilgi düzeyi, fiziksel ve duygusal tepkiler gibi özelliklerini önceden saptayın ve konuşmanızda bu noktaları göz önünde bulundurun.)
  • Amacınızı netleştirin (Konuşmanızın amacını baştan belirleyin: bilgi vermek mi, ikna etmek mi, eyleme çağırmak mı, yoksa eğlendirmek mi?)
  • Organize olun (Gereçlerinizi, notlarınızı, zamanınızı denetim altında tutun. Aksiliklere karşı, mutlaka bir B planınız olsun. Örneğin notlarınız sadece elektronik ortamda kalmasın. Konuşmanızın ana başlıklarını kağıt üzerinde yazılı olarak ta el altında bulundurun ve bütün sayfalarınız düzgün şekilde numaralandırılmış olsun.)
  • Dinleyicilere gereksiz ve aşırı bilgi yüklemekten kaçının (Konuşmanızın içeriğinden sapan konulara ve gereksiz ayrıntılara girmeyin.)
  • Monotonluk ve hareketsizlikten uzak durun (Ses tonunuzu ve sesinizin yüksekliğini gerekli yerlerde değiştirin. Gerektiğinde sessizlikten de yararlanın. El ve beden hareketlerinizi doğru kullanın.)
  • Konuşma sırasında dinleyicilerin beden dilini de okumayı ihmal etmeyin (İzleyiciyle göz teması kurun. Duruşlarından, el ve kol hareketlerinden, bakışlarından onların duygularını saptayabilirsiniz. Böylece dinleyicilerinizin size güven duyup duymadıklarını, konuya ilgilerinin sürüp sürmediğini anlayabilirsiniz.)
  • Önceden imgeleme yapın (Mutlaka başarılı bir sunum yaptığınızı, izleyicilerin sizi alkışlayıp kutladığını hayal edin. Bilinçaltınızı başarıya hazırlayın.)
  • İzleyicilerin başarılı bir sunum izlemek için geldiklerinin farkında olun (İzleyiciler sizin hata yapmanızı beklemez. Aksi halde sizi izlemeye gelmezlerdi. Sizin başarınız, doğru bir karar verdikleri ve zamanlarını boşa harcamadıkları için onları da mutlu edecektir.)
  • Olası sorunlar için özür dilemeyin (Bunu yaparsanız, hem kendinizde, hem de izleyicilerinizde gereksiz yere olumsuz bir beklenti yaratabilirsiniz. )
  • Vermek istediğiniz mesaja odaklanın (İzleyicileri veya ortamı da gözleyin ama, asıl odaklanmanız gereken, mesajınızın kendisidir.)
  • Deneyim kazanacağınızı unutmayın (Kazanacağınız deneyimler, kişisel güveninizi de arttıracaktır)

İstatistiklere göre “Kalabalık karşısında konuşmak”, bazıları için önemli bir korku nedenidir.  Oysa pek çok başka insan da, karşılarında konuşabilecek kalabalıkları bulmakta zorlanmaktadır. Bu nedenle konuşma korkusu yaşayanların, bu sorunlarını, küçük bir çabayla büyük bir fırsat haline dönüştürmeleri mümkündür.

Bu konudaki yazılarımız devam edecek. Ayrıca belli aralarla sohbet toplantıları düzenleyeceğiz.

Lütfen yazılarımızı beğenmeyi unutmayın ve bizi takip edin.

Ahmet Aksoy

Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, İleri Hipnoz ve Master NLP uzmanı,
Master Yaşam Koçu
0216 450 5784 – gelisim@gamet.com.tr

Not: Eğer yaptığınız tüm hazırlıklara rağmen kalabalıkla yüz yüze geldiğinizde, hatta sadece o ortamı düşündüğünüzde vücudunuzdan terler boşanıyor, eliniz ayağınıza birbirine dolaşıyor ve bütün bildikleriniz aklınızdan uçup gidiyorsa; üstelik bu durumu bütün deneyimlerinize rağmen kontrol altına almakta başarılı olamıyorsanız duygu-enerji terapisi almanız yararlı olabilir. Topluluk karşısında konuşma korkusu duygusal bir sorundur ve mutlaka çözülmelidir. Danışmak için bizi arayın.

Feb 152014
 
2,857 views

Topluluk Önünde Konuşmak mı Daha Kolay, Yoksa Ölmek mi?

Credits: Cornell.edu

Credits: Cornell.edu

“tavşan korktuğu için kaçmaz
kaçtığı için korkar.” N. Hikmet

Çoğumuza tuhaf gelse de pek çok insan, topluluk önünde konuşmak yerine, ölmeyi tercih ettiğini söylüyor. İstatistikler bu yönde. Ve günümüzün en yaygın korkusu, “Topluluk önünde konuşmak”. Toplum karşısında konuşma fobisi, bilimsel adıyla, glossofobi olarak biliniyor.

Bu korkuyu tetikleyip, besleyen başka korkular olabilir:
1- Olumsuz eleştirilmekten korkmak
2- Ne söyleyeceğini unutmaktan korkmak
3- Kalabalıktan korkmak
4- Başarısızlıktan korkmak
5- Başarıdan korkmak

Pek çok korkuda olduğu gibi glossofobinin temel belirtileri şunlar:

  • Sesin titremesi
  • Sesin kısılması
  • Nabzın yükselmesi
  • Ellerin buz kesmesi
  • Ayakların buz kesmesi
  • Ağız veya boğazda kuruluk
  • Zihnin boşalması
  • Halsizlik
  • Ellerin terlemesi ve titreme
  • Mide bulantısı
  • Dudakların ve çenenin titremesi
  • Dilin dolaşması, kekeleme
  • Nefes almakta zorluk
  • Dizlerin, bacakların tutmaması
  • Yüzün aşırı derecede kızarması
  • Sinirlilik, aşırı tepkisellik
  • Kaçıp gitme isteği

Bu belirtilere göre kendi durumunuzu değerlendirebileceğiniz basit bir testi http://www.gamet.com.tr/topluluk-onunde-konusm-korkusu-olanlar-icin-birkac-ipucu/ adresinde yayınlamıştık. Dilerseniz, kendinizi sınayabilirsiniz.

Pek çok canlı gibi insanlar da korku karşısında 3 temel davranış gösteriyor:
1- Savaş
2- Ölü taklidi yap
3- Kaç

Yukarıdaki belirtiler, bu üçlü davranış modelinin “ölü taklidi yapma” ve “kaçma” tepkileriyle örtüşüyor. Bu tepkiler, ilkel/sürüngen beynimiz tarafından yönetiliyor ve mantıkla denetlenmesi mümkün değil.

Peki ne yapmak lazım?

Öncelikle bilinçaltımızın bu durumla yüzleşmesini ve aslında bizi korumak için “korku” aracını kullanmasına gerek olmadığını farketmesini sağlamak gerekli.

Nazım Hikmet, Kuvayi Milliye Destanı’nın Büyük Taarruzun başladığı geceyi anlatan dizelerinde şöyle diyordu:

….
Sekizinci,
İbrahim,
korkmayacaktı bu kadar
bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp
birbirine böyle vurmasalar.
Ve İzmirli Ali Onbaşı biliyordu ki :
tavşan korktuğu için kaçmaz
kaçtığı için korkar.
….

Ve yine aynı destanın Birinci Babındaki Karayılan Hikayesi, korkunun çözümsüzlüğünü ve yarattığı çaresizliği çarpıcı bir şekilde anlatır.

Public-Speakingİşte bu yüzden, çözümün ilk aşaması, kaçmaktan veya ölü taklidi yapmaktan vazgeçmektir. İçinde bulunduğumuz durumla açıkça yüzleşmektir. Olumsuz duygularımızı deşarj etmek, bedenimizdeki enerji akışını dengelemektir.

EFT – Tepeleme duygusal yüzleşmeler açısından çok etkili ve pratik bir araçtır. Öncelikle bir uzmanın yardımını isteyebilir, daha sonra, kendi başınıza da kolaylıkla sürdürebilirsiniz.

Şunu asla unutmayın: Korku, doğal bir tepkidir. Korku, bedenimizin koruma amaçlı bir savunma mekanizmasıdır. Korkuların çoğu genetik değildir, sonradan öğrenilir. Bunların içinde bazıları, yanlış yönde gelişir ve yaşamımızı olumsuz yönde etkilemeye başlar. Bunda sizin hiç bir suçunuz ve sorumluluğunuz yoktur.

Glossofobi vakalarının pek çoğunun altında, eğitim döneminin ilk yıllarında sınıf önünde bir öğretmen tarafından -ne gerekçeyle olursa olsun- aşağılanma ve diğer öğrenciler tarafından alaya alınma öyküsü yatar. Bu kişiler benzer bir olayı tekrar yaşamamak için bir korku geliştirir ve farkına bile varmadan bunu büyütürler. Birçokları ilk anıyı öylesine bastırırlar ki, anımsamaz olurlar. Bütün bunlar, bilinçaltınızın sizi koruma girişimleridir. Bilinçaltı Sorgulama veya benzeri başka tekniklerle bu sorunun kaynağına inilebilmesi, yüzleşmeyi ve böylelikle çözüme ulaşmayı kolaylaştırır.

Glossofobi yaşayanlarla ilgili önemli bir gözlem, bu kişilerin topluluk önünde fiilen konuşmaktan değil, böyle bir durumla karşılaşmaktan korktukları yönündedir. Bu nedenle, bir kaç konuşma deneyiminden sonra, glossofobi sorunu büyük ölçüde ortadan kalkmaktadır.

Eğer topluluk önünde konuşma korkunuz varsa, önce bunun farkına varın ve durumunuzu kabullenin. Ve hemen, çözüm arayın. Aksi halde, çözümden kaçındığınız sürece, mevcut korkunuz daha da büyüyecektir. Buna fırsat vermeyin. Yardım istemekten çekinmeyin. Korkularla başa çıkmak sandığınız kadar zor değildir. Yeter ki siz çözüme ulaşmak isteyin.

Ahmet Aksoy
Hızlı Okuma Eğitmeni,
EFT-Tepeleme, İleri Hipnoz ve Master NLP uzmanı,
Master Yaşam Koçu
0216 450 5784 – gelisim@gamet.com.tr

Bağlantılı kavramlar: topluluk önünde konuşmak, toplum önünde konuşmak, toplum içinde konuşmak, toplum karşısında konuşmak, topluluk karşısında konuşmak, kalabalık karşısında konuşmak, kalabalık önünde konuşmak

Feb 142014
 
1,762 views

Memelerle İlgili Bilinmeyenler ve Memelerin Önemi

lambaÜzgünüm ama, sözünü ettiğim “meme”lerin, büyük olasılıkla, sizin ilk aklınıza gelen “meme”lerle bir ilgisi yok! Yandaki fotoğraf ta sadece bir lambaya ait.  Bu tür örnekler, zihnimizin çok basit araçlar kullanılarak, kolayca yönlendirilmeye açık olduğunu gösteriyor.  İster açıkça, ister kamufle edilerek yapılsın, sonuç pek fazla değişmiyor. Biz de affınıza sığınarak hem başlığı, hem de görüntüyü önemli bir konuya, bilinmeyen bir kavrama dikkatinizi çekmek için bu şekilde düzenledik.

Başlıkta sözünü ettiğimiz “meme” sözcüğünün aslı İngilizce. Okunuşu “mîm” şeklinde ve Türkçeye “mem” olarak girmiş. (TDK güncel sözlüğünde yer almıyor olsa da, wikipedia, uludağ sözlük, vb kaynaklarda mevcut.)

Bu kavramı ilk kez Richard Dawkins 1976 yılında yayınlanan “Gen Bencildir” (The Selfish Gene) adlı kitabında ortaya atmış.

Wikipedia bu sözcüğü “bir kültür içinde kişiden kişiye yayılan fikir, davranış veya stil” olarak betimliyor.

Ezgiler, düşünceler, sloganlar, moda, mimari, mem örnekleridir. Genlerin sperm ya da yumurtalar yoluyla bir bedenden diğerine atlayarak gen havuzunda çoğalmaları gibi, memler de, geniş anlamda taklit (etkileşim) denebilecek bir süreç yoluyla, bir beyinden diğerine sıçrayarak kendilerini çoğaltırlar.

Rasgele vereceğimiz bazı mem örnekleri şunlar olabilir:
Ezgiler
Düşünceler
Sloganlar
Moda
Mimari
Çömlekçilik
Ölümden sonraki yaşama inanmak
Şiirler
Romanlar
Öyküler
Fıkralar
Resimler
Karikatürler
Duvar resimleri
Graffitiler
Kaya resimleri
Yazılar
Hızlı Okuma
Yoga
Şehir efsaneleri
Argo

Nasreddin Hoca, Karagöz ve Hacivat ta birer mem odağıdır.

Memler, genlerin karşı karşıya kaldığı biyolojik evrimleşmeye benzer şekilde seçilime uğrar ve zaman içinde gelişerek olgunlaşır. Ya da kaybolup gider.

Susan Blackmore, Dawkins’in önermelerini daha karmaşık mem yapılarına uygulayan mempleks kavramını ortaya atmıştır. Mempleks, bir araya gelmiş ve birbiriyle güçlü bir şekilde etkileşen memlerden oluşur. Bu bakış açısıyla din ve bilim birer memplekstir. Oysa Dawkins dini “zihnin virüsü” olarak görmüştür.

Mem kavramı, pazarlama alanında “Memetic Marketing” biçiminde etkin bir şekilde yerini buluyor. “Viral Marketing” de aslında bir tür “Memetic Marketing” olarak tanımlanabilir.

Memlerin başarısı, genler gibi üç temel unsura bağlı görülüyor:
1- Uzun ömürlülük,
2- Doğurganlık,
3- Kopyalama sadakati (fidelity)

Son yıllarda ülkemizde yaşanan ahlaki değişim; “dürüstlük”, “hakkaniyet” gibi niteliklerin yerine “dayısı olmak”, “kazanç uğruna herşeyi mübah görmek”, “benim memurum işini bilir” gibi yeni memlerin devreye girmesiyle gerçekleşti. Bu memlerin toplumsal bütünselliği çürüterek, sonunda bir toplumsal çöküşe yol açması kaçınılmaz gibi görünüyor. (Yine de bu çöküşün, Anka Kuşunun kendi küllerinden yeniden doğması gibi yeni ve daha sağlıklı bir toplumsal yapılanmaya dönüşmesi mümkün.)

Eğer çok geç kalmadan memetik bir çıkış yolu bulunamazsa, tarihin çöplüğüne doğru hızlanarak gitmeye devam edeceğiz demektir.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Mem
http://en.wikipedia.org/wiki/Meme
Gen Bencildir, Richard Dawkins
The Selfish Gene, Richard Dawkins
http://www.uludagsozluk.com/k/mem/
http://www.bisav.org.tr/yayinlar.aspx?module=makale&yayinid=183&menuID=3_3&yayintipid=3&makaleid=1086
http://www.tevfikuyar.com/2011/acik-bilim-radyo-programi/acik-bilim-radyo-programi-10-bolum-memetik.html
http://pazarlamabitanedir.blogspot.com/2010/04/memetic-marketing-memetik-mimetik.html

Feb 122014
 
1,233 views

Topyekun Arınma – Etki Alanlarınızı Temizlemek

Çöİçindeki nesnelerin konumuna, gerekli olup olmadığına bizzat karar verebileceğiniz alanlar sizin etki alanlarınızdır. Bu alanlar kişisel evrak çantanız, çalışma masanız, yatak odanız ya da belleğiniz olabilir.

Sizi de ilgilendiren, ancak benzer kararları tek başına veremeyeceğiniz alanlar ise ortak alanlardır. Bu alanlarla ilgili kararları tek başınıza alamazsınız.

Bu yazımızda, karar verme yetkisinin sadece sizde olduğu kişisel etki alanlarını dikkate alacağız.

Etki alanınızda bulunan herhangi bir şeyin çöp kategorisine girip girmediğini anlamak için birkaç basit soru yeterlidir:

1- Bu nesne bana mı ait veya benimle mi ilgili?
2- Bu nesne benim işime yarıyor mu? Maddi veya manevi bir değeri var mı?
3- Bu nesneyi bir başkasına verir veya çöp kutusuna atarsam bir sorun yaratır mı?
4- Bu nesneyi tekrar kullanacak mıyım?
5- Bu nesne şu anda bulunduğu yerde olmak zorunda mı?

İlk olarak kendinize şu soruyu sorun: “Bu nesne bana ait mi veya benimle ilgili mi? Onunla veya bulunduğu yerle ilgili karar vermeye hakkım var mı?”

Eğer sözkonusu nesne veya bulunduğu yerle ilgili olarak karar verme hakkınız bulunmuyorsa; buna rağmen o nesnenin kendisi veya bulunduğu yerle ilgili bir sorun olduğunu düşünüyorsanız, bu konuyu sorunu çözebilecek ilgili kişiye veya kişilere aktarmalısınız.
Eğer bir başkasına ait ve sizinle bir ilgisi olmayan bir nesne sizin etki alanınızda bulunuyorsa, o nesneyi derhal asıl sahibine iade edin. Eğer bunu yapamıyorsanız, o nesneyi kendi etki alanınızın dışına, tarafsız bir yere taşıyın.

İkinci sorunuz şöyle olmalı: “Bu nesne değerli mi? Bu nesneyi bir başkasına verir veya çöp kutusuna atarsam benim için veya bir başkası için önemli bir kayıp olur mu? Böyle bir durumda kendime veya bir başkasına zarar vermiş olur muyum?”

Eğer kayıp olacağını veya bir zarar vereceğini düşünmüyorsanız, hemen gerekeni yapın! Eğer bir başkasının yararlanabileceği bir nesne ise, onu değerlendirecek birine verin. Eğer hiç kimsenin işine yaramayacağını düşünüyorsanız, doğrudan çöp kutusuna, mümkünse bir geri dönüşüm kutusuna atın!

Eğer sorguladığınız nesne asıl yerinde değilse, kısa bir süre içinde onu tekrar kullanmanız gerekip gerekmediğini ve halen bulunduğu yerin geçici bir avantaj yaratıp yaratmadığını sorun. Tekrar kullanmayacaksanız, ya da halen bulunduğu yer size ek bir yarar sağlamıyorsa o nesneyi hemen olması gereken yere kaldırın.

Eğer kendisinden vazgeçilemeyecek bir nesne sözkonusu ise, onun bulunduğu yerin doğruluğunu sorgulayın: Bu nesnenin durması gereken yer mutlaka burası mıdır? Eğer değilse, asıl yerine kaldırıldığında herhangi bir aksaklık veya zaman kaybına neden olur mu?
Eğer o nesne zaten bulunması gereken yerdeyse, orada bırakın ve bir başka nesneyi sorgulamaya alın.

Örnek etki alanı: Ofis masamın üzeri

Ortak sorular:
1. Bu nesne bana mı ait veya benimle mi ilgili?
2. Bu nesne benim işime yarıyor mu? Maddi veya manevi bir değeri var mı?
3. Bu nesneyi bir başkasına verir veya çöpe atarsam bir sorun yaratır mı?
4. Bu nesneyi tekrar kullanacak mıyım?
5. Bu nesne şu anda bulunduğu yerde olmak zorunda mı?

Örnek nesne 1: Sabit telefon
1- Bana ait.
2- İşime yarıyor.
3- Başkasına veremem. İletişimim engellenir.
4- Tekrar kullanacağım.
5- Masa üzerinde durmalı.
Sonuç: Yerinde kalmalı

Örnek nesne 2: Bir marketin tanıtım dergisi
1- Bana ait
2- İnceledim. Artık işime yaramıyor
3- Bir başkası kullanabilir
Sonuç: Ortak kütüphaneye koy

Örnek nesne 3: Tatlandırıcı tablet kutusu
1- Bana ait
2- İşime yarıyor
3- Başkasına veremem. İçtiğim çayı onunla tatlandırıyorum.
4- Tekrar kullanacağım.
5- Masa üzerinde durmak zorunda değil
Sonuç: Masanın çekmecesine koy

Örnek nesne 4: Toplantı sonrası müsvedde kağıtları
1- Bana ait
2- Artık işime yaramayacak. Temize çekildiler.
Sonuç: Geri dönüşüm (çöp) kutusuna at

Ahmet Aksoy

 

Feb 042014
 
1,388 views

ZAP: Zaman Planlaması – Zaman Yönetimi – 3

saatBu yazının ilk bölümü için tıklayın
Bu yazının ikinci bölümü için tıklayın

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hedeflerinizi belirleyin
Uzun vadeli (Altı aylık, yıllık ve 5 yıllık)
Kısa vadeli (Haftalık ve aylık)
Günlük

Önceliklerinizi saptayın
(A) Kritik işler (Acil ve önemli)
(B) Öncelikli işler (Acil değil ama önemli)
(C) Acil ama önemli olmayan işler
(-) Angaryalar (Ne aciliyeti, ne de önemi olan işler)

ACİL İŞLER ACİL OLMAYAN
İŞLER
ÖNEMLİ
İŞLER
(A) KRİTİK
İŞLER
(B) ÖNCELİKLİ
İŞLER
ÖNEMLİ
OLMAYAN
İŞLER
(C) SIRADAN
İŞLER
ANGARYALAR

Başarılı Olmak İçin

  • Planla, bitiş tarihini belirle
  • Önceliklere dikkat et
  • Önceliği aynı ise önce zor ve sıkıcı olanları yap
  • Hemen yap
  • Kendini ödüllendirmeyi ihmal etme
  • Gerektiğinde böl ve yönet
  • Uyarıcı, yönlendirici kişilerden yararlan
  • Pes etme

Öncelik Belirleme Sorgusu

1- Bu işi bir başkasına gönül rahatlığıyla devredebilir miyim?
a) Evet -> DEVRET ve yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 2. soruya geç
2- Bu iş çok önemli ve ondan daha acil veya önemli bir başka işim yok. Doğru mu?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 3. soruya geç.
3- Bu iş çok acil ve ondan daha acil veya önemli bir başka işim yok. Doğru mu?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 4. soruya geç
4- Bu iş yapılmazsa aksayacak başka işler var mı?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 5. soruya geç.
5- Bu iş yapılmazsa sonradan telafisi olanaksız mı?
a) Evet -> HEMEN YAP ve bitirdiğinde yeni bir konu için başa dön
b) Hayır -> 6. soruya geç.
6- Bu işi ertelersem elime geçecek zaman veya kaynağı değerlendirebileceğim bir başka iş var mı?
a) Hayır -> HEMEN YAP ve yeni bir konu için başa dön
b) Evet -> 7. soruya geç.
7- Listede başka iş kaldı mı?
a) Evet -> Bu işin üzerini çiz ve bir başka konuyu ele almak üzere başa dön
b) Hayır -> Liste tamamlanmıştır. Artık keyfine bakabilirsin!

Ahmet Aksoy