?> January 2014 - Page 2 of 2 - Kişisel Gelişim
Jan 062014
 
2,076 views

Beynimizin Kapasitesi Niçin Bu Kadar Büyük?

beyinOrtalama bir insan beyninde 100 milyar sinir hücresi, 900 milyar da glial hücre var. Bu, toplam bir trilyon hücre birbirleri ile çeşitli bağlantılar yapıyor. Yani, muazzam bir kapasite söz konusu. (Bildiğimiz evrende var olduğu hesaplanan yıldız sayısı kadar sinirsel bağlantı.)

Homo sapiens beyninin yaklaşık 50 bin yıl önce ortaya çıktığı ve o zamandan bu yana pek bir değişiklik gözlenmediği biliniyor. Tam bir tarih vermek mümkün olmasa bile, modern insanın beyin yapısı ile 50 bin yıl önceki ilkel insanın beyin yapısının aşağı yukarı aynı olduğunu söyleyebiliriz. (Aslında bu süreçte beyin kütlesinin 1500 gramdan 1350 grama düştüğü ve bunun doğal vahşi yaşamın zorluklarından uzaklaşmayla açıklanabileceği belirtiliyor.)

Eğer ilkel insanın beyin kapasitesi gerçek ihtiyacının çok üzerindeyse, bunun mutlaka mantıklı bir açıklaması olmalıdır. Çünkü evrim bu kadar büyük sıçramalar yapmaz.

Belki de, aslında beyin kapasitemizin sandığımız kadar da büyük olmadığını, hatta ilkel dönemde hayatta kalabilmek için atalarımızın bu kapasiteye gerçekten de ihtiyacı olduğunu söylememiz gerekir.

Bu konuda hala çok net bir görüşe sahip değilim.

Belki de insanlık tarihi bildiklerimizden çok daha farklı bir yönde gelişti.

Küçük bir olasılık, dünya dışı gelişmiş canlıların dünya üzerindeki ilkel gelişime bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde müdahale etmiş olmaları. Böyle bir durumda, henüz kullanılmayan bir kapasitenin varlığı mantıklı hale geliyor.

Bir diğer olasılık, insan neslinin bundan önce de belli uygarlık seviyelerine ulaştığı; daha sonra bu uygarlığın ya da uygarlıkların ortadan kalktığı olasılığı. Üstelik bu döngü birden çok kez yinelenmiş bile olabilir. Yani insanın ortaya çıkışı, bildiğimiz tarihlerden çok daha eskilere uzanmaktadır. Bu tezi savunanlar da var.

Üçüncü olasılık ise, beyin kapasitemizin aslında zannettiğimiz kadar büyük olmadığıdır. Bilim adamları henüz beynimizin tüm gizemlerini çözebilmiş değil.

Özellikle dünyanın bir çok yerinde bulunan megalitik yapılar insanın kafasını karıştırıyor. Örneğin, farklı coğrafik bölgelerde bulunan piramitlerin yapısal benzerlikleri çok şaşırtıcı. Bunun da ötesinde hayal gücümüzü zorlayan ve yüzlerce tonluk kaya blokları kullanılarak inşa edilmiş yapılar sözkonusu. Bu yapıların bir çoğu, bugünün teknolojisiyle bile başarılması güç bir hassasiyetle birbirine kenetlenmiş dev bloklardan oluşuyor. Bütün bunlar, dünya tarihinde bizden çok daha önce gelişmiş ve ileri teknolojiye sahip toplumların yaşadığı; sonra da sadece efsanelerde adı geçecek şekilde yitip gittiklerine ilişkin olasılıkları güçlendiriyor.

Mısır piramitleri, insan gücüyle ve ağaç kütükleri üzerinde çekilerek taşınan kaya bloklarının tabakalar halinde yerleştirilmesinden sonra çevresinin kumla doldurulması ve yeni blokların bir üst seviyeye taşınmasının kolaylaştırılması yöntemiyle inşa edilmiş olabilir. Bu çalışmalarda bazı kaldıraç sistemlerinden yararlanılmış olması da mümkün.

Ancak, yüksek dağ tepelerinde benzeri yapıların (Aztek ve Maya uygarlıkları gibi) nasıl inşa edildiğine dair elimizde hiç bir ipucu yok.

Bu konudaki tezlerden biri, bu tür yapıların gelişmiş bir dünya uygarlığı döneminde yapıldıklarını ileri sürüyor. Ancak böyle bir uygarlığın piramitlerden veya devasa kaya bloklarından oluşan yapılardan başka hiç bir iz bırakmamış olması da ilginç.

Eğer insanlık tarihinin DNA sarmallarımıza kodlanmış olabileceği tezi doğruysa, bu tür bulmacaların çözümüne epeyce yaklaştık demektir.

Bekleyip görelim bakalım!…

Ahmet Aksoy

Not: İnsanlığın gelişimindeki asıl patlamayı sağlayan unsurun bireysel beyin özelliklerimizden çok, ortak toplumsal ve örgütlü zekaya bağlı olduğunu düşünüyorum. Nedeni ne olursa olsun ortak dil, kültür, sanat ve bilimsel alanda sinerjiyi kaybeden toplumlar, geçmişlerindeki tüm başarılara rağmen yitip gidiyor. Acaba insanoğlunun asıl gücü memlerde ve sağladığı bilgi birikiminde mi?

Kaynaklar:
http://www.kigem.com/beynin-kuculmesi-uygarlik-isareti.html
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=what-is-the-memory-capacity
The Antiquity of Man: Artifactual, Fossil and Gene Records Explored, Michael Brass
Earths Forbidden Secrets Part I Searching for The Past, Maxwell Igan

Jan 032014
 
3,276 views

Kavgacılara Müjde – Yumruk Sıkmak Belleği Geliştiriyor

Yumruk

credit: commons.wikipedia.org

İnanılır gibi olmasa da, 24 Nisan 2013 tarihinde “PLOS ONE” (Public Library Of Science) tarafından yayınlanan bilimsel makale tam da bunu söylüyor: Öğrenirken sağ yumruğunu sık, hatırlamak için sol yumruğunu sık. Eğer solaksan sırayı değiştir.

Ruth E.Propper, Sean E. McGraw, Tad T. Brunyé ve Michael Weiss tarafından yayınlanan yazının giriş bölümünde şunlar var:

“Tek taraflı yumruk sıkma, diğer taraftaki beyin lobunun ön bölümündeki sinirsel etkinliği arttırır. Bu şekilde yumruk sıkma, seçilen bir yarıkürenin “işleme yöntemi” algılamasındaki artışla da ilintilidir. Bu bulgular birlikte ele alındığında, tek taraflı yumruk sıkmanın, bellek kodlaması ve hatırlama sırasında beyin yarıkürelerinin özel davranışlarının test edilebileceği hipotezini destekler…”

Bu bakış açısıyla yola çıkan araştırmacılar sağ elini kullanan 50 denekle çeşitli gruplar oluşturarak deney yapıyorlar.

Deneyin yapıldığı yer New Jersey, Montclair State University. Çalışmanın maddi desteği Amerikan ordusu tarafından sağlanıyor.

Deneyde 2 gruba ayrılan 72 sözcük kullanılıyor.

Denekler 5 cm çapındaki pembe renkli lastik bir topu öğrenme ve hatırlama eylemleri öncesinde 45 saniye boyunca sıkıyor, 15 saniye ara veriyor ve sonra tekrar 45 saniye boyunca sıkıyorlar. Kontrol grubu ise elindeki topları sıkmadan sadece gevşek bir şekilde tutuyor.

Her denek tek başına teste alınıyor.

Deney sonunda, öğrenme aşamasından önce sağ ellerindeki, hatırlama aşamasından önce ise sol ellerindeki lastik topu 90 saniye süreyle sıkan denekler en yüksek başarı oranını elde ediyorlar.

Bu deney, asıl eylemi yapan bölgenin bulunduğu yarıkürenin önceden aktive edilmesinin başarı oranını arttırdığını açıkça gösteriyor.

Sağ yumruğun sıkılması, deneğin sol beyin yarıküresinde yer alan öğrenme fonksiyonunu aktive ediyor. Sol yumruğun sıkılması ise, aynı deneğin sağ beyin yarıküresinde bulunan hatırlama fonksiyonunu daha etkin hale getiriyor.

Özellikle öğrenciler için denemesi kolay bir yöntem bu. Hemen bir stres topu edinin. Çalışmaya başlamadan önce topu 90 saniye süreyle sağ elinizle sıkın. Araya da 15 saniye koyun. Bilgilerinizi test ederken, veya sınav öncesinde bu kez aynı topu aynı sürelerle sol elinizle sıkın.

Elde edeceğiniz sonucu bize bildirmeyi sakın unutmayın!

Yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
http://www.plosone.org/article/info%3Adoi%2F10.1371%2Fjournal.pone.0062474
http://www.plosone.org/article/info%3Adoi%2F10.1371%2Fjournal.pone.0053861
http://www.bbc.co.uk/news/health-22270716
http://www.abc.net.au/science/articles/2013/04/25/3744552.htm
http://www.huffingtonpost.com/2013/04/25/clench-fist-memory_n_3148463.html
http://www.medicalnewstoday.com/articles/259678.php
http://healthland.time.com/2013/04/29/grasping-memory-with-both-hands/
http://www.islandcrisis.net/improve-memory-by-clenching-fists/