?> January 2014 - Kişisel Gelişim
Jan 302014
 
1,508 views

ZAP: Zaman Planlaması – Zaman Yönetimi – 2

Bu yazının birinci bölümü için tıklayın

(İkinci Bölüm)

saatZAFERE GİDEN YOLDA HEDEFLERİ SAPTAMAK

Beyin fırtınası yöntemiyle hedef listenizi oluşturun. Bu aşamada hedeflerinizin önem ve aciliyet sırası önemli değildir. Sadece aşağıdaki kriterleri dikkate alarak onları yazın, sıralamayı sonraya bırakın.

  • Hedefleriniz çok basit ve küçük olmasın.
  • Hedefleriniz çok büyük te olmasın. Gerekirse onları daha küçük parçalara bölün.
  • Hedeflerinizin farkında olun. Onları niçin hedef olarak seçtiğinizi sorgulayın. Hedeflerinizi netleştirin.
  • Ana hatlarıyla hedeflerinize hangi araçları kullanarak ulaşabileceğinizi belirleyin.
  • Hedefleriniz çok katı olmasın. Gerektiğinde onları revize edin.

Hedeflerinizi belirlerken ZAFER kriterlerine uyun.

Z: Zaman sınırı koyun. Hedefe ne zaman ulaşacağınızı baştan saptayın.
A: Amaca uygun, erişilebilir ve ulaşılabilir olsun.
F: Farkları kolayca anlaşılabilsin, spesifik olsun.
E: Eski haliyle yeni hali kıyaslanıp ölçülebilsin. Belli bir zaman kesitinde ne kadarının tamamlandığı hesaplanabilsin.
R: Realist, yani gerçekçi olsun.

Hedef listenizi tamamladıktan sonra, önemli hedeflerinizi ayırın ve yeni bir liste oluşturun.

  • İşlerinizde önceliklerinizi belirleyin.
  • Yaşamınızın çeşitli bölümlerine ne kadar zaman ayıracağınızı saptayın.
  • Yıllık ve 5 yıllık planlar yapın.
  • Görevlerinizin önem derecelerini belirleyin.
  • Rutin işler için ayırdığınız zamanı sınırlayın.
  • Planlama için kendinize mutlaka ve yeterli zaman ayırın.
  • Önceliği aynı işlerden zor olanlara ve hoşlanmadıklarınıza daha fazla öncelik tanıyın.
  • Mola verin.
  • Eğlence ve dinlenmeye zaman ayırın.
  • Okumaya ve öğrenmeye zaman ayırın.
  • Kendinizi çok katı kurallarla sınırlayıp gereksiz baskı yaratmayın.
  • Kendinize aşırı yüklenmeyin.
  • Yeterince iş yükünüz varken, yeni görevler üstlenmeyin. Hayır demeyi bilin.
  • Sosyal yaşantınızı koruyun ve geliştirin.
  • Uygun işleri üstlenin. Mümkün olan alt düzey işleri başkalarına aktarın.
  • Hangi işleri başkalarına devredebileceğinizi doğru saptayın.
  • Devrettiğiniz işe ait gerekli tüm ayrıntıları ilgili kişiye aktarın.
  • Başkalarına devrettiğiniz işleri mutlaka takip edin.
  • Ekstra zamanınız olup olmadığını netleştirin.
  • Evinizi evde, işinizi işte bırakın.
  • Bir gününüzün içine sadece yeterli miktarda iş yükleyin.
  • Randevu saatlerinize uyun.
  • İşlerinizi zamanında yapmaya özen gösterin.
  • Konuşma sürelerinizi doğru belirleyin.
  • Telefon konuşmalarınızın süresini kısa tutun.
  • Toplantıları yeterli uzunlukta tutun ve bu süreye uyun.
  • Günlük, haftalık ve aylık planlar hazırlayın ve bu planlara uyun.
  • İşlerin bitiş sürelerini mutlaka dikkate alın.
  • Beklenmeyen telefon ve ziyaretçiler için önlem alın.
  • Ev işlerini de paylaşın.

Lütfen yazılarımı paylaşın ve beni takip edin.

Ahmet Aksoy

Bu yazının üçüncü bölümü için tıklayın

Jan 292014
 
1,809 views

Kuantum Sıçraması ve Paralel Evrenler

Burt Goldman ismini duydunuz mu? Ya “Kuantum Sıçraması” (Quantum Jumping) kavramını?

Kaynak: wiredcosmos.com

Kaynak: wiredcosmos.com

Bu görüş, tıpkı bir elektronun yer aldığı yörüngedeki konumunun belirsizliği gibi, düşünsel yapımızın da paralel evrenlerin bir bileşkesi olduğunu ileri sürüyor. Goldman bu durumu bir adım daha ileri götürüp, zihnimizin, bu paralel düşünsel evrenlerle iletişim kurabileceğini ve bilgi alış verişinde bulunabileceğini söylüyor.

Tez şu: sonsuz sayıdaki paralel evrenlerden birinde mutlaka istediğimiz bilgi ve beceriye sahip bir ikizimiz (doppelganger) mevcuttur. Eğer bu ikizimizle zihinsel bağlantı kurarsak, ondan gereksinim duyduğumuz bilgi ve becerileri alıp, kendi evrenimizde yararlanabiliriz.

Goldman, bu konuda kendisinden örnek veriyor. Daha önce hiç fotoğrafçılık deneyimi olmadığı halde; fotoğraf ustası olan bir paralel evren ikiziyle bağlantı kurarak fotoğraf çekmeye başlıyor ve kısa bir süre sonra o kadar başarılı oluyor ki, çektiği fotoğraflar özel sergi salonları ve seçkin müzeler tarafından kabul görüyor.

Benzer uygulamaları resim ve müzik alanlarında da tekrarlıyor ve büyük başarılara imza atıyor.

Goldman’ın “Quantum Sıçraması” olarak adlandırdığı bu yöntem bir giz değil. Aslında bunu, basit bir oto-hipnoz tekniği olarak ta tanımlayabiliriz. Şahsen bu konuda bütün iyi niyetli denemelerime rağmen bir türlü başarılı olamadım. Genel başarı oranı nedir, o konuda da pek bir bilgim yok.

Ancak, bu konuya biraz farklı bir açıdan bakmak istiyorum.

Teorik olarak sonsuz sayıda evrenden bahsetmek elbette mümkün. Ancak zihnimizin bu evrenler arasında geçişi sağlayabilen bir araç olduğunu kabullenmek doğrusu bana pek fazla mantıklı gelmiyor. Olanaksız olduğunu da söylemiyorum ama, doğru olduğunu söylemek için gerekli en ufak bir ipucuna sahip değilim.

Oysa bu iletişimi, paralel evrenler arasındaki ikizlerimizle değil, zihnimizin farklı katmanları arasında yaptığımızı varsaymak çok daha tutarlı olabilir. Hafif hipnoz altındayken zihnimizin özel konulardaki birikimlerini bilinçli zihnimizin kullanımına sunması mümkün. Daha önce o konuda bilinçli bir çalışmamız ve akademik bir birikimimiz olmasa bile, bilinçaltımızın yaratıcı güçlerini yönlendirerek bir tür beyin fırtınası sonrasında bilinçli zihnimizi donatması pek ala mümkün. Hele bunu büyük bir özgüvenle pekiştirirsek…

Bu durumu, belki de eskilerin “ilham” adını verdikleri zihinsel düzeyi hipnotik bir etkileşim altında ortaya çıkarmakla tanımlayabiliriz.

Bu koşullarda paralel evrenlerin sadece zihnimizde varolduğunu söylemek hiç te çelişkili olmaz. İletişim kurduğumuz da başka paralel evrenler değil, sadece kendi paralel düşünce katmanlarımızdır.

Sonuç olarak, “Quantum Jumping” yönteminin etkili olabileceğini, ancak bunun sadece zihinsel yetenek ve becerilerimize bağlı olduğunu söyleyeceğim.

Belki de bu tekniğin adına da “Kuantum Sıçraması – Quantum Jumping” yerine “Kuantum Zihin – Quantum Mind” demek daha doğru olacak.

Ahmet Aksoy

Jan 252014
 
1,949 views

ZAP: Zaman Planlaması – Zaman Yönetimi

saat(Birinci Bölüm)

Zamanla ilgili pek çok yazının başlığı “Zaman Yönetimi” kavramını içerir. (Biz de aynısını yaptık!) Oysa yine aynı yazıların içeriğinde zamanın tek yönde aktığı, biriktirilemediği, kontrol edilemediği, kısaca yönetilemediği belirtilir.

Zaman, halihazırdaki bilimsel bilgilerimize göre , bizim denetleyebileceğimiz, yönetebileceğimiz bir kaynak değildir. Ama biz, kendimizi onun kural ve koşullarına en uygun hale getirebilir, böylece kişisel veya örgütsel zamanımızı nasıl kullanabileceğimizi en ince ayrıntısına kadar planlayabiliriz. Buradaki “yönetmek” kavramı “zamanı yönetmek” değil, “kendimizi yönetmek” olarak algılanmalıdır.

Rüzgarı da yönetemiyoruz. Buna rağmen, rüzgar jeneratörleri veya yeldeğirmenleri aracılığı ile onun gücünden yararlanabiliyoruz. Yelkenli gemiler, rüzgarın gücüyle kanatlanabiliyor.

Okyanusları yönetmemiz de mümkün değil. Ama devasa gemiler dalgaların omuzlarına basarak ayağa kalkıyorlar.

Zaman, hareketin olduğu her yerde kendi kurallarına göre işleyen bir mekanizmadır. Onu olduğu gibi kabullenmeli, oyunu onun kurallarına göre oynamalıyız. (**)

Zamana tabi olmak bir çaresizlik değildir. Ama, kendi kişisel zamanımızı yeterince planlamazsak, kendi yaşamımızın bir bölümünü anlamsız bir şekilde boşa harcamış oluruz.

Zaman, en kaba tanımıyla bir işin, bir sürecin başlangıç ve bitişi arasındaki değişim süresidir.

Pratik, güncel kullanım sırasında doğrusal olarak algıladığımız ve saat, dakika, saniye gibi birimlerle ölçtüğümüz zaman, fiziksel olarak göreli bir yapıya sahiptir ve hızın bir fonksiyonudur. Bir cismin hızı ışık hızına yaklaştıkça, o cisim için zamanın sıfıra yaklaştığı; ışık hızına ulaştığında ise zamanın tamamen durduğu belirtilir.

Psikolojik olarak algıladığımız zaman da göreli bir karaktere sahiptir. Hoşlandığımız bir süreçte zaman çok hızlı geçerken; problemli ve sıkıntılı süreçlerde aynı zamanı daha uzunmuş gibi algılarız.

Bugünkü bilgilerimizin ışığında zaman sadece tek yönde akmaktadır ve onu durdurmak veya geriye çevirmek mümkün değildir.

Zaman bir başka biçime dönüştürülemez, sonradan kullanmak üzere depolanamaz.

Zaman bizim kontrolümüzde değildir. Bu nedenle onu yönetemeyiz, ama ona uyumlu bir şekilde kendimizi yönetebiliriz.

Zaman Planlaması Bize Neler Kazandırabilir?

  • Daha az zararlı stres
  • Kendimize güvende artış
  • Hedeflerimizi belirleme ve onlara ulaşmada daha yüksek başarı
  • Daha dengeli ve huzurlu bir yaşam
  • İş ve sosyal çevremizde daha fazla uyum
  • Üretkenlikte artış
  • Güvenilirlikte artış

Ahmet Aksoy

(**) (Einstein’in Özel Görecelik Kuramına göre zaman, kütle ve enerji birbirlerine E=mc2 formülü ile sıkıca kenetlenmişlerdir. Bu formülasyona göre bir cismin hızı ışık hızına yaklaştıkça, o cismin zamanı giderek kısalır, kütlesi ise artar. Ancak burada söz konusu edilen değerler, günlük yaşam koşullarında karşılaştığımız değerlere kıyasla çok büyük değerlerdir. Örneğin halen insansız jet uçaklarının erişebildiği maksimum hız saatte 10 bin kilometrenin biraz üzerindedir. Oysa ışık, sadece bir saniye içinde 300 bin kilometre yol kateder. Bu nedenle pratik ve teknolojik olarak zamanı fiziksel olarak etkileyebilmekten hala çok uzak olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz.)

Bu yazının ikinci bölümü için tıklayın
Bu yazının üçüncü bölümü için tıklayın

Jan 242014
 
1,374 views

Zaman Yönetimi ve Planlama

SaatAtölye Süresi: 8 saat (Teorik bilgiler ve takım projesi)
Tarih: 2 Şubat 2014 – 10.00-18.00
Yer: Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apartmanı Giriş Kat Kadıköy – İstanbul
Atölye Danışmanı: Ahmet Aksoy
İletişim: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Eposta: gelisim@gamet.com.tr
Web: http://www.gamet.com.tr

Bu atölyeye Kimler Katılmalı?
(Boşa tükettikleri zamanı dentleyebilmek ve zamana bağımlı ilişkilerini yönetmek isteyen)
1- Öğrenciler
2- Eğitimciler
3- İşverenler
4- Yöneticiler
5- Çalışanlar

Atölye Kapsamı:
1- Zaman Nedir? Yönetilebilir mi?
2- Zaman Yönetimi nedir?
3- Farkındalık
4- Öncelikleri Belirlemek
5- Hedef Koyma (SMART/ZAFER)
6- Zaman Tuzakları
7- Zaman Kazandırıcılar
8- Planlama
9- Kişisel Gelişimin Zaman Yönetimine katkısı

Jan 232014
 
6,054 views

(Aşağıdaki yazı http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/eft-tepeleme-icin-vurus-noktalari/  adresinden  alıntılanmıştır. )

EFT Tepeleme için vuruş noktaları kullanıcılara ve kullanım amaçlarına göre küçük değişiklikler gösterse de temel noktalar aşağıdaki gibidir.

Kısa uygulamada genellikle ellerdeki noktalar devre dışı bırakılmakta, tepe noktası ilave edilmektedir.

EFT Tepeleme Vuruş Noktaları

Temel EFT sisteminde parmak uçlarıyla vuruş yapılacak noktalar şunlardır:
01-KN- Karate Noktası: (İncebağırsak Meridyeni -Nokta: İB2) Her iki elin serçe parmağın dibi ile bilek arasında, yan tarafta bulunan etli kısmın ortasında bulunur. Güven noktasıdır. Psikolojik geliş-gidişlerin giderilmesinde yardımcı olur. Kişisel nefret, kendinden şüphe ve kişisel güvensizlik sorunlarının aşılmasını kolaylaştırır. Uyarıldığı zaman, şok durumundan kurtulmayı kolaylaştırabilir.
02-KB- Kaşın başlangıcı: (Mesane Meridyeni – Nokta: MS2) Her iki kaşın burun tarafındaki uç noktalarıdır. Bu noktalar parmak vuruşlarıyla uyarıldığında cesaret ve enerjide artış sağlanır. Korku ve endişelerin giderilmesinde etkilidir. Ruhsal sarsıntılardan sıyrılmayı sağlar.
03-GU- Göz Ucu: (Safra kesesi Meridyeni – Nokta: SK1) Her iki gözün dış ucunda yer alan kemiğin üzerindedir. Bu noktalar parmak uçlarıyla vurularak uyarıldığında, öfke ve kızgınlığın kontrol edilmesini, şoklardan ve endişe nöbetlerinden kurtulmayı sağlar. Kendine hakimiyet ve sakinlik için yararlı olur.
04-GA- Gözün altı: (Mide meridyeni – Nokta: MD1) Bu nokta gözün 2 cm kadar altında ve gözbebeği ile aynı doğrultudadır. Uyarıldığında topraklama etkisi yaratır. Sabit fikir, bağımlılık, endişe ve eksiklik duygularıyla başedebilmeyi sağlar.
05-BA- Burnun altı: (Du Meridyeni – Nokta: DU27) Üst dudak ile burun arasında kalan bölgede yer alır. Uyarıldığında utangaçlık, içe kapanıklık, sıkılganlık gibi sorunların çözülmesinde yardımcı olur.
Açlık duygusunun denetiminde ve alerji kontrolünde etkindir. Du meridyeni, simetrik olmayan iki ana meridyenden biridir. Bu nedenle bu meridyenin üzerinde yer alan noktalar tektir.
06-ÇN- Çene: (Merkez Meridyeni-Ren – Nokta: REN24) Çene çıkıntısı ile alt dudak arasındaki bölgede yer alır. Parmak uçlarıyla vurularak uyarıldığında bağışıklık sistemini etkiler ve yorgunluğa iyi gelir. Utanç, panik ve endişe için etkili olur. Merkez meridyeni de simetrik değildir.
07-KK- Köprücük Kemiği: (Böbrek Meridyeni – Nokta: BB27) Köprücük kemiğinin göğüs kafesi ile birleştiği, boynun hemen altındaki noktadadır.
Uyarıldığı zaman girişimcilik, işleri tamamlamada kararlılık, zihinsel gerginliğin azalması ve tüm zihinsel sistem üzerinde etkili olur. Ayrıca burası önemli bir acı denetleme merkezidir.
08-KA- Koltuk Altı: (Dalak Meridyeni – Nokta: DL21) Bu nokta, koltuk altının 10 cm kadar aşağısında yer alır. Parmak uçlarıyla vurarak uyarıldığında zihinsel berraklık ve odaklanma konusunda yardımcı olur. Endişe, bağımlılık ve yaşamı olduğu gibi kabullenme açısından önemlidir. Sindirim ve özümsemeyi kolaylaştırır.
09-BP- Başparmak: (Akciğer Meridyeni – Nokta: AK11) Başparmağın ilk boğumu ile tırnak dibi arasında kalan bölgenin yan tarafındadır. Bu noktanın uyarılması negatif düşünceleri, kibiri, gücenmeyi hafifletir.
Sezgi gücünü ve yaşama sevincini geliştirir.
10-İP- İşaret Parmağı: (Kalınbağırsak Meridyeni – Nokta: KB1) İşaret parmağının tırnak hizasındaki, başparmağa bakan yanında yer alır.
Suçluluk ve kızgınlığı giderir ve duyguları serbest bırakır. Zihinsel tıkanıklığı aşmaya ve pozitif düşüncelere olanak sağlar.
11-OP- Orta Parmak: (Perikardium (kalp zarı) Meridyeni – Nokta: PR9) Orta parmağın tırnak dibi ile ilk boğumu arasında ve işaret parmağına bakan tarafında bulunur. Kıskançlık, haset ve alçaklık kompleksi için yararlıdır. Bazı alerjiler için etkili olur. Mizah duygusunu geliştirir.
12-SP- Serçe Parmak: (Kalp Meridyeni – Nokta: KL9) Serçe parmağın tırnak hizasındaki yüzük parmağına bakan tarafında yer alır. Karşılıksız sevgi noktasıdır. Empati, şefkat ve karşılıksız sevgiyi destekler. Kalıcı belleğin gelişimini, kısır düşüncelerden arınmayı sağlar. Duygusal dengeler açısından önemlidir.
13-GM- Gamut Noktası: (Üçlü Isıtıcı Meridyeni – Nokta: ÜI3) Elin sırt tarafında, yüzük parmağı ile serçe parmağın birleştiği noktanın 2 cm kadar aşağısında yer alır. Gamut serisi uygulanırken bu noktaya sürekli olarak vurulur.
14-HN- Hassas Nokta (Sore Point): Boynumuzun ön tarafında, köprücük kemiklerinin arasında yer alan V şeklinin tabanından 7-8 cm aşağı inip, buradan da 7-8 cm sağa ve sola doğru gittiğimizde bu noktalara ulaşırız. Bu bölgeler ovulduğu zaman genellikle rahatsız edici bir hassaslık duyulur. Bu noktalar, lenf sıvısının biriktiği yerlerdir.
Ovma işlemi tekrarlandıkça burada biriken lenf sıvısı zamanla kaybolur ve hassaslık hissi de ortadan kalkar.
Kurgu işlemi sırasında bu noktaların ovulması önerilmekle birlikte; giysilerin engellemesi, yerinin belirlenmesindeki zorluk ve toplu ortamlarda özellikle bayanlar açısından sıkıntı yaratması nedeniyle Hassas Noktanın ovulması yerine Karate Noktasına vuruş yapılması daha pratik olmaktadır. Biz de Karate Noktasının kullanımına daha
sıcak bakıyoruz.
Tek başına ve uygun ortamlarda kurgu cümleleri bu noktalar ovulurken söylenebilir. Bazı görüşlere göre bu noktalar, karate noktasına kıyasla daha fazla etkili olmaktadır.
15-GN- Göğüs Noktası: (Karaciğer Meridyeni – Nokta: KR14) Bu nokta özellikle bayanlar açısından yerinin tespiti ve uygulaması zorluk yarattığı için genellikle kullanılmamaktadır. Özel uygulamalarda vuruş serisine dahil edilmesi daha doğru olur. Karaciğer meridyeninin dengelenmesi önemlidir. Bu açıdan, Tepe Noktası da önemli bir nokta olarak ele alınmalıdır.
16-TN- Tepe Noktası: (Du Meridyeni – Nokta: DU20) Bu noktanın kullanılması, bir EFT konferansında önerilmiş ve bazı EFT uzmanları tarafından kabul görmüştür. Özellikle kısaltılmış EFT uygulamalarında bu nokta başlangıç veya bitiş noktası olarak tercih edilmektedir. Bu noktanın diğerlerinden farkı, yakın bölgelerden birkaç meridyenin
birden geçiyor olma-sıdır. Bu nedenle, hızlandırılmış uygulamalarda bu noktadan yararlanmak ta mümkündür. Gary Craig’in EFT Elkitabında yer almasa da, bazı video kayıtlarında bu noktadan onun da yararlanmakta olduğu görülmüştür.
Tepe bölgesi aslında bir çok akupunktur noktasının sık aralıklarla yer aldığı bir bölgedir. Bu nedenle vuruşlar ya bitiştirilmiş dört parmağın alt tarafıyla, geniş bir alanı kapsayacak şekilde; ya da parmak uçlarını bu bölgede gezdirerek yapılır. Bir çok akupunktur noktasının yer aldığı bu bölge, tepeleme oturumlarında giderek daha yoğun bir şekilde kullanılmaya başlanmıştır.
17-BL- Bilek iç taraf: (Üçlü Isıtıcı Meridyeni – Nokta: ÜI4) Bu nokta da sisteme sonradan dahil edilmiştir. Yaygın bir kullanımı olmamakla birlikte, bazı uzmanlar bu noktayı da çalışmalarına dahil etmektedirler.
Deneyebilir, uygun görürseniz, kullanabilirsiniz.
18-BL- Bilek dış taraf: (Kalp Meridyeni – Nokta: KL7 ve İnce Bağırsak Meridyeni – Nokta: İB5) Bu nokta da sisteme sonradan dahil edilmiştir.
Yaygın bir kullanımı olmamakla birlikte, bazı uzmanlar bu noktayı da çalışmalarına dahil etmektedirler. Deneyebilir, uygun görürseniz, kullanabilirsiniz.

Ahmet Aksoy

Jan 192014
 
1,367 views

EFT Tepeleme Çağdaş Bir İsviçre Çakısıdır

EFT Vuruş Noktaları

EFT Vuruş Noktaları

(EFT (tepeleme) içerikli yazılarımıza bir süre ara vermiştik. Ancak bu zaman aralığını boşa harcamadık. Onu, mevcut bilgilerimizi yeni gelişmelerin ışığında gözden geçirmek, çeşitlendirmek ve genişletmek için kullandık. Özellikle basınç noktaları ve meridyen sistemi üzerindeki bilgilerimizi pekiştirdik. Yeni çalışmalarımızı sizler de seveceksiniz.)

Binlerce yıl öncesine dayanan bazı kadim bilgiler artık çağdaş bilim tarafından eskisi kadar katı bir biçimde reddedilmiyor.

Bunda, yoğunlaşarak artan yeni bilimsel keşiflerin büyük payı var. Bu keşifler sayesinde, kısa zaman öncesine kadar “mutlak” gözüyle baktığımız pek çok “doğru”nun saltanatı ya yıkıldı, ya da sallanmaya başladı. (Özellikle genetik ve epigenetik alanındaki gelişmeler çok çarpıcı.)

Örneğin tıp uzmanları, artık çok zorunlu kalmadıkça “antibiyotik” kullanımını önermiyor. Çünkü bünyemizde yer alan ve bizim yaşamımız için gerekli pek çok yararlı bakterinin de antibiyotiklerden zarar gördüğü; sonuçta bu durumun bizi de olumsuz yönde etkilediği ortaya çıktı. Hatta, sindirim sistemimizde yaşayan bazı parazitlerin aslında metobolizmamızın düzgün çalışmasına, ya da alerjik reaksiyonlarla savaşıma katkıda bulunduğu artık biliniyor.

Batıdaki çıkışı 19. yüzyıl gibi görünse de, hipnozun asıl kökeni kızılderili veya afrikalı büyücülere, şamanlara, doğa güçlerine tapınma dönemlerine kadar uzanıyor. Ve bu yöntem, çok uzun bir süre, ya bir eğlence, ya da kötü niyetli kişilere özgü ve uzak durulması gereken lanetli bir araç gibi tanıtılarak gözden düşürülmeye çalışıldı. Oysa son günlerde, ülkemizde bile, hipnozun sadece yetkili tıp uzmanları tarafından kullanılması gerektiği tezi işlenir oldu. Hipnoz artık hor görülen, küçümsenen bir yöntem değil. Tam aksine, hipnoz, narkoz kullanımının riskli olduğu vakalarda çok önemli bir araç haline geldi. Bir çok diş hekimi ve doğum uzmanı bu teknikten yararlanıyor.

Beş bin yıllık geçmişe sahip olan akupunktur yöntemi, yeterince yaygınlaşmış olmasa bile, artık reddedilmiyor.

EFT (tepeleme) yöntemi de akupunktur ile çok benzeşen bir araç. Sadece 20 yıllık bir geçmişe sahip bu uygulama, enerji meridyenleri üzerindeki belli noktalara iğne batırmak yerine bu noktaları sadece parmak uçlarıyla yapılan vuruşlarla veya basınç uygulayarak uyarıyor. Amaç, vücudumuzun enerji sistemini dengelemek.

EFT (tepeleme) pratik ve kolay uygulanabilen bir yöntem. Yan etkisi yok. Bir İsviçre çakısı gibi neredeyse her işe yarayabilen bir araç.

Ancak, Tepeleme yönteminin tıbbi bir yöntem olmadığını tekrar vurgulamak istiyorum. Alternatif tıp alanına da girmiyor. Sadece deneysel bir yöntemdir.

Doktora başvurmamı gerektirmeyen sorunlarımda; örneğin başım ağrıdığında, sırtım tutulduğunda, birine veya bir şeye öfkelendiğimde, kendimi çaresiz veya boşlukta hissettiğimde, gerginleştiğimde hep bu yöntemi kullanıyorum. Ağrılar söz konusu olduğu zaman vuruş yerine, parmak ucuyla basınç uygulamak genellikle daha etkili oluyor. Bu durumda şakaktaki, yüzdeki, ensedeki, ellerdeki ve omuzlardaki ek basınç noktalarından yararlanıyorum.

Size de aynı yaklaşımı öneriyorum: kaslarınızdaki gerginliği, enerji sisteminizdeki eski ve yeni duygusal tıkanmaları çözmek için mutlaka bu araçtan yararlanın. Özellikle günlük stresinizi dengelemek için eşsiz bir araçtır.

EFT (tepeleme) yöntemini öğrenin ve yaşamınızın kalitesini arttıran doğal bir parça haline getirin. Deneyin, pişman olmayacaksınız.

http://eft-tepeleme.gamet.com.tr adresinde yer alan ve bu konuyla ilgili eski yazılarımız bir çok sorunuza yanıt verecektir.

Ayrıca, bu tekniği tanıtan ve ücretsiz olarak indirebileceğiniz kısa bir dokümanımız var: http://eft.axtelsoft.com/eftbasvur/

Bu konuda yanıtını bulamadığınız sorularınız olursa, gelisim@gamet.com.tr adresine yazın.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

(**) Kaynaklar:
http://www.wired.com/wiredscience/2012/11/whipworm-immune-regulation/
http://www.scienceinschool.org/2011/issue20/horrors
http://www.sciencedaily.com/releases/2007/01/070117091058.htm
http://www.emofree.com/
http://www.gamet.com.tr/category/tepeleme/

Jan 162014
 
777 views

Kardeş Özlemi İçin EFT Tepeleme

Kardeş Özlemi, yaygın bir sorun. Hele arada ülke sınırları varsa…
Aşağıdaki videoyu bu konuda bir fikir vermek üzere hazırlamıştık. Belki izlemeyenler vardır. Hiç olmazsa onlara hatırlatalım.

EFT Tepeleme hem çok basit, hem de çok karmaşık bir uygulamadır. En büyük avantajı ise belli bir tecrübeye ulaştıktan sonra kendi başınıza uygulamanıza olanak sağlamasıdır.

EFT ile ilgili yazılarımızı www.gamet.com.tr/category/eft-tepeleme/ veya eft-tepeleme.gamet.com.tr sitemizden izleyebilirsiniz.

Ahmet Aksoy

 

Jan 122014
 
1,187 views

Komşu Sitelerde Neler Var?

0204686
Zaman Gezginleri

vaybe.axtelsoft.com  sitesinde yayınlanmaya başlayan, bilimkurgu filmleri hakkında kısa görüşler ve linkler. Bilimkurgu meraklıları için.

Dünyada Ekonomik Kırılma

Süper Kampanya 8 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Atölyesi

Süper Kampanya 8 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Atölyesi

8 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme Atölyesi Hızlı Okuma, pek çoklarının zannettiği gibi 100 metre yarışlarına benzemez. O bir maratondur. Tempolu bir süreklilik ve dayanıklılık gerektirir. Uzun solukludur. Sunduğu çözümler anlık değil, süreklidir. Size sadece zaman kazandırmakla kalmaz; kişisel ve çevresel farkındalığınızı da geliştirir. Hızlı Okuma sayesinde hem okuduklarınızı, hem de yaşamın kendisini daha []

 

Jan 102014
 
1,836 views

Yüz Okuma Bilim midir, Yoksa Safsata mıdır?

Bazıları, nedenini bile sorgulamadan, “yüz okuma” gibi yöntemlerin birer safsata olduğunu düşünür. Çünkü onlara göre “yüz okuma” gibi yöntemler, sadece falcılar veya üfürükçüler tarafından insanları eğlendirmek veya kandırmak için kullanılan uydurmalardır. Onlara göre, bir insanın gerçek duygularını yüzüne bakarak anlamak mümkün olmaz.

facial_recognitionOysa yüz okuma, bilimsel yöntemlerle birlikte günlük yaşamımızın içine girmeye başladı bile. Henüz yeterince etkin ve yaygın olarak kullanılmasalar da insan yüzlerini tanıyabilen ve yüz ifadelerini yorumlayarak değerlendirme yapabilen bilgisayar programları hızlı bir gelişim içinde.

İlk aşamada bu tür programların kriminal olaylarla bağlantılı bir gelişim sergilemesi olağan. Örneğin hareketli otoların plakalarının uzaktan okunabilmesi gibi, bir objektife takılan yüzün kimliği ve hangi ruh yapısında olduğunu çözümlemek, bazı risklerin ortaya çıkmadan çözülmesini sağlayabilir. Bu nedenle, insan yüzlerindeki mikro ifadelerin ve bunların birbiriyle ilişkilerinin hangi ruh haline karşılık geldiği bilgisi istatistiksel olarak saptanmış durumda. Artık yalan makineleri pek fazla kullanılmıyor. Çünkü bir insanın sorgulama sırasında heyecanlanmasının, söylediklerinin mutlaka yalan olmasını gerektirmediği acı tecrübeler sonunda anlaşılmış durumda. Artık daha bilimsel ve güvenilir yöntemler tercih ediliyor.

Yüz okuma, toplumsal ve kişisel güvenlik açısından önemlidir.

Örneğin, uçak yolcularının kimliklerinin yanısıra, yüz ifadeleri ve beden dilleri okunarak bunlar arasında tutarsızlıklar olup olmadığının belirlenmesi, uçak korsanlığı girişimlerini peşinen engelleyebilir. Benzer bir programın oto sürücülerinin yüz hareketlerini ve tepki sürelerini değerlendirerek sürüşü sağlıklı bir şekilde sürdürüp sürdüremeyeceklerini saptaması, trafik kazalarının azaltılmasını sağlamada etkili olabilir.

Canlı bombaların ve intihar saldırılarının tesbiti açısından da yüz okuma etkin bir araç olabilir.

Bilgisayarların bu tür konularda karar verici konuma gelmesi biraz George Orwell’in 1984 romanındaki karabasana uygun görünüyor olsa da, toplumsal güvenlik açısından çok yararlı bir işleve sahip olabileceğini yadsımak pek mümkün değil.

Yapay zeka programları henüz her alanda yeterli etkinliğe ulaşamadılar. Çünkü hesaplamaları gereken o kadar fazla değişken var ki, günümüz teknolojosi ile bunları uygun şekilde ve kısa bir sürede çözümlemek kolay olmuyor. Bu nedenle, şimdilik, klasik programlama yöntemlerine uygun tiplemeler yapılmasından başka bir çare yok.

İşte bu amaçla belli yüz ifadeleri net olarak tanımlanmış zorunda. Bu tanımlamalara uygun binlerce mikro ifadeyle oluşturulmuş çeşitli veritabanları var. Basit bir kaç örnek:

Üzüntü: Üst göz kapaklarının aşağı sarkması, gözlerde odaklanma kaybı, dudak uçlarının hafifçe aşağı eğilmesi.
SFp5dmMybDBGc3cx_o_you-cant-lie-to-me-certification-training

Kızgınlık: Kaşların aşağı inmesi ve birbirine yaklaşması, gözlerde parlama, dudakların birbirine doğru bastırılması.
lie-to-me (1)

Korku: Kaşların yukarı kalkması ve birbirine yaklaşması, üst göz kapaklarının yukarı kalkması, alt göz kapağının gerginleşmesi, dudak uçlarının hafifçe kulaklara doğru çekilmesi.
lie-to-me-fear

Tiksinme:  Burunda kırışma, üst dudağın yukarı doğru çekilmesi
lie-to-me-disgust

Küçümseme:  Dudağın bir ucunun hafifçe kasılarak yukarı kalkması
lie-to-me contempt

Henüz bebekken doğal olarak bildiğimiz ve zaman içinde bize unutturulan yüz okumayı yeniden öğrenmeye çalışmamız ne ilginç değil mi?

Oysa karşımızdakileri doğru bir şekilde anlamanın ve kendimizi anlaşılır şekilde ifade edebilmenin en sağlıklı araçları bunlar. Eğer yüz okuma ve beden dilini bilmiyor veya kullanmaya gerek duymuyorsak, karşımızdakilerin vermek istediği mesajı değil, kendi zihnimizin sözcüklere yüklediği anlamlardan türettiği kendi mesajımızı geçerli saymak zorunda kalırız.

Birbirimizi yanlış anlamamızdaki en önemli etmenlerden biri bu.

Kısacası, biriyle konuşurken sadece onu işitmekle yetinmeyin; hem dinleyin, hem de görün! Asıl mesaja o zaman ulaşırsınız.

Lütfen yazılarımızı paylaşın ve bizi izlemeye devam edin.

Ahmet Aksoy

http://www.blurtit.com/q5290719.html
http://www.askastrologer.com/Physiognomy.html
http://www.facedetection.com/
http://electronics.howstuffworks.com/gadgets/high-tech-gadgets/facial-recognition.htm
http://blog.ted.com/2013/10/17/the-future-of-facial-recognition-7-fascinating-facts/