?> August 2013 - Kişisel Gelişim
Aug 312013
 
936 views

Göz Sağlığınız İçin Önemli 7 Çift Sihirli Nokta

Gözleriniz, sahip olduğunuz çok değerli ve hassas organlardır. Bu organlar, hem hassastır, hem de oldukça karmaşık bir yapıya sahiptir.

Eski Çin tıbbı, göz sağlığına özel bir önem vermiştir. Çinlilere göre karaciğer ve böbreklerin zayıflığı, göz sorunlarına ve görüş kalitesinin azalmasına neden olur. Bu organların yanısıra, dalak sağlığının bozulması, gözlerde katarakt gibi sorunların gelişmesine yol açar.

Bu nedenle, karaciğer meridyeni üzerindeki akupunktur uygulamaları, göz sağlığı açısından yaygın olarak kullanılmaktadır.

Akupunktur noktalarına parmak uçlarıyla basınç uygulayarak yapılan akupressur uygulaması da, benzer sonuçlar verir. Bir tür masaj uygulaması olan Akupressur tekniği ne yazık ki yeterince tanınmamaktadır.

Bu yazımızda, göz sağlığınız açısından özel öneme sahip ve göz çevrenizde yer alan bazı basınç noktalarını ele alacağız.

Göz için akupressur noktaları

Göz için akupressur noktaları

Bu noktalara doğrudan veya küçük dairesel hareketlerle uygulanan basınç her nokta için 10-15 saniye sürmelidir. Bu 7 çift noktaya yapılan basınç uygulaması toplam 2 dakikanızı alır. Uygulanan basınç hissedilmeli, ancak canınızı gereksiz yere yakacak şekilde abartılmamalıdır.

Belirtilen noktalara basınç uygulandığında hissedilen acı, bağlantılılı enerji kanalındaki blokajların ve ilgili organdaki sorunların varlığını kanıtlar. Bu uygulamaları gün içinde istediğiniz kadar tekrarlayabilirsiniz. (Basınç bölgesindeki deride hasara neden olmamak için uygulamalar arasına yaklaşık yarım saatlik aralar koymanız yerinde olur.)

Noktalarla ilgili temel bilgileri özetleyelim:
1- JingMing – BL1 (Bladder – Mesane Meridyeni başlangıç noktası)
2- Zanzhu – BL2 (Bladder – Mesane Meridyeni ikinci nokta)
3- Yuyao – Kaşın ortasındaki nokta
4- Sizhukong – TB23 (Triple Burner – Üçlü Isıtıcı meridyeni yirmi üçüncü nokta)
5- Tongzilao – GB1 (Gall Bladder – Safra Kesesi Meridyeni başlangıç noktası)
6- Qiuhou – ST1 ile GB1 noktalarının arası
7- Chengqi – ST1 (Stomach – Mide meridyeni başlangıç noktası)

Uygulama noktalarına yukarıdaki sırayla basınç uygulanmalıdır: BL1, BL2, YUYAO, TB23, GB1, QIUHOU, ST1.

Tek tek basınç noktalarıyla uğraşmak istemezseniz, göz altındaki ST1 mide noktasından başlayarak ve belirttiğimiz tüm noktaları birleştiren oval bir hareketle masaj yapabilirsiniz.

Uygulamayı, her iki gözünüze de aynı anda ve aynı biçimde yapın.

Gözleriniz, dış dünyaya açılan pencerelerdir. Onlara özen gösterin.

Ahmet Aksoy
(1270 kez okundu)

Aug 252013
 
1,211 views

Hızlı Okumada Zaferin 5 Kriteri

Aşağıdaki yazı, 19 Ağustos günü başlattığımız “40 saatlik Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme” atölyesinde işlediğimiz konulardan biridir. Yazıda, ders sırasında yaptığımız konuşmanın çözümlemesi esas alınmıştır.

Hızlı Okuma ve Zaferin 5 KriteriBu konu aslında sürekli karşılaştığımız, ama üzerinde yeterince durmadığımız bir konu. İngilizcede SMART (akıllı, zeki anlamını taşıyan) kelimesinin içerdiği harflerle başlayan açıklamaların özetlediği 5 bölümlü bir yapı var. Buna “SMART kriterleri” deniyor. Aynı yapıyı biz Türkçeleştirmeyi tercih ettik. Çünkü herkes İngilizce bilmek zorunda değil ve İngilizce bilmeyen biri için SMART sözcüğü hiçbir anlam ifade etmeyecektir. Bu nedenle biz de aynı yapıyı, ZAFER sözcüğü ile tanımladık. (Aslında zafer de yabancı kökenli bir sözcük. Ne var ki yaygın olarak kullanıyoruz.)

Bir isteğin, bir arzunun hayal aleminden çıkıp somut, gerçekçi ve erişilebilir bir hedef haline dönüşebilmesi için ZAFER kriterlerinin hepsine uyması gerekiyor.

Şimdi ZAFER kriterlerini kısaca ele alalım.

Z harfinin karşılığı Zamandır. Eğer diğer bütün koşulları yerine getiriyor bile olsa, bir tasarı, bir hayal zaman kavramını çözümlemediyse; yani ne zaman başlayıp, ne zaman biteceği netleşmemişse hayal düzeyinde kalmaya devam eder. Dolayısıyla bu kriterlerden birincisi, -en önemlisi demek biraz abartılı olabilir, çünkü hepsi lazım – birinci kriterimiz: zaman.

Yani bir hedefin gerçekçi, ulaşılabilir hale gelmesi ve anlam kazanabilmesi için zaman faktörünün tanımlanmış olması gerekir.

A harfinin karşılığı Amaçtır. Amacımızın net olması lazım. Hedefimizi saptarken niçin o hedefe yöneldik? Niçin oraya ulaşmaya çalışıyoruz? Amacımız ne? Bunun yanıtını vermemiz gerekli. “İşte öylesine…” diyorsanız, o bir hedef değildir. Ya da “bir yakınım istedi, bir arkadaşım istedi” diyorsanız, o hedef onun hedefi olabilir ama, sizin hedefiniz değildir. Amacınızın çok net belli olması lazım. Bu amac doğrudan sizin yararınıza olmayabilir. Belki başka birilerine yararlı olması için yapmak istiyorsunuz. Gerekçesi ne olursa olsun, kendi amacınızı belirlemiş olmanız lazım.

F harfi ise Fark ve Farkındalıktır. Hedefinizin benzerlerinden farkını bilmeniz lazım. Nasıl gerçekleştirilebilir, ne tür aşamalar gerekli olabilir, bütün bunların farkında olmanız lazım. Yani farkındalığın farkı da burada çok büyük bir önem taşıyor.

E harfi, eskisiyle kıyaslanabilir olma koşuludur. Çünkü bir hedefin ölçülebilme niteliği yoksa, o hedefe ulaşıp ulaşamadığınızı anlamanız bile mümkün olmaz. Oysa “biz hedefimizin yüzde onuna ulaştık, hedefimizin yüzde ellisini hallettik” diyebilmek için onu ölçülebilir hale getirmemiz lazım. Bu ölçü, mutlaka metre, kilogram gibi standart bir ölçü olmak zorunda değildir. Herhangi bir ölçek olabilir. Ancak, şu anki konumuyla, daha önceki veya gelecekteki bir konumuyla kıyaslama yapma olanağını bize sağlaması gerekir. Birazdan örnekler vererek bunları açıklayacağım.

R harfinin karşılığı ise realist, gerçekçi olma özelliğidir. Yani, diğer koşulları yerine getirsek te, realist olmayan bir hedef, ulaşılabilir bir hedef olamayacaktır.

Şimdi, Zafer Kriterlerini kendi konumuzla nasıl bağlayabiliriz? Yani buraya ne amaçla geldik? Yani A harfinin karşılığı ne?
Katılımcı yanıtları:
– Daha hızlı okumak için.
– Zaman kazanmak için.

Peki zaman konusundaki düşünceniz ne olabilir? Atölyenin yapısı gereği başlangıcı-bitişi belli. Hangi günler yapılacağı ve ne kadar süreceği de belli. Dolayısıyla Zaman konusu tanımlı. Sapmalar olursa, ona da bir çözüm üretebiliriz. Örneğin Cumartesi günü için ek bir çalışma koymak gibi… Yani zamanla ilgili tanımsız bir konu bırakmıyoruz.

Peki, hızlı okumak bize ne kazandıracak, bizde ne fark yaratacak?
Katılımcı yanıtları:
– Daha hızlı okuyacağız.
– Ben gelmeden böyle bir çalışmanın yapılacağının farkında değildim…

Ben bir de şunu eklemek istiyorum: Hedefimizi belirledik diyelim. Bu hedef statik olmak zorunda değildir. Hedefler dinamiktir. Örneğin çok büyük bir hedefimiz olabilir. Fakat o hedefe doğru giderken yolda öyle gelişmeler olabilir ki, o hedefimiz anlamını yitirebilir. Ya da o hedefin aslında istediğimizden küçük olduğunun, asıl büyük hedefimizin daha başka bir yerde olduğunun farkına varabiliriz. Ya da bakarız ki, hedefimiz o günün şartlarına göre gerçekçi olmaktan uzaklaştı; daha küçük, daha mütevazi bir hedef bizim için yeterlidir. Kısacası, saptadığımız bir hedefe katı bir şekilde, bir saplantı gibi yaklaşmamalıyız. Kendi kendimize hayali zorluklar yaratmanın bize bir faydası olmaz.

Gerekli koşulları sağlayarak hedefimizi her zaman revize edebilmeliyiz, etmeliyiz.

Örneğin, diyelim ki bu atölyenin sonunda dakikada 500 kelime okumak şeklinde bir hedef koyduk. Ancak atölye çalışmaları devam ederken yeni kazandığımız bilgi ve becerileri de dikkate alarak hedefimizi belki 800’e, ya da 1000’e revize edebiliriz.

Ya da bu çalışmalar sırasında işimizle, okulumuzla, ya da ailemizle ilgili bir takım sorunlar ortaya çıktı ve bizim atölye çalışmalarını istemeden aksatmamıza neden oldu. Bu durumda, 500’lük hedefimizi 400’e de çekebiliriz. Önemli olan, ZAFER kriterlerini tutarlı bir şekilde devrede tutabilmektir. Önemli olan, kendimizi geliştirmektir.

Eskisiyle kıyaslanabilirlik, bu hızlı okuma çalışmalarında ne anlama gelir?

“Bir dakikada okunan kelime sayısı”. Çok net bir ölçeğimiz var. Buna ileride, “ne kadar anlıyoruz”u da katacağız. Ancak biraz farklı bir yaklaşımımız olacak. Çünkü pek çok Hızlı Okuma Eğitmeni, anlama düzeyini belirlemek üzere sınav yapar. Biz buna sıcak bakmıyoruz. Gerekçemiz de şu: stres bu tür çalışmalarda en zararlı etkenlerden birisidir. Yani biz kendimize güvenmiyorsak, kime güveneceğiz? Bu yüzden biz bu çalışmalarımızda diyoruz ki, herkes kendini tartmakla yükümlüdür. Kişiler, kendi zihinlerinde ne olup bittiğini, gelişip gelişmediklerini kendileri farketmeli, anlamlandırmalıdır. Bunu yapamıyorlarsa, zaten farkındalık düzeyleri gerekli seviyeye ulaşmamıştır. Yani böyle bir durumda, hızlı okuma eğitiminin onlara çok büyük bir yarar sağlamaması olasılığı da var. Bu yüzden biz herkese, yani gönüllü olarak bu işe kalkışmış olan herkese gönülden inanıyor ve güveniyoruz. Ve onların da kendilerine güvenmelerini bekliyoruz. Bu yüzden, “Anladın mı? Anlamadın mı?” gibi testler uygulanmasını doğru bulmuyoruz. Aslında, zaten bunlar da yoruma çok açık konular. Okuduğumuz bir konu ile ilgili 10 sorudan tesadüfen birkaç tanesine uygun yanıt verdiğimiz zaman konuyu ne kadar anlayıp anlamadığımızı ölçmek çok gerçekçi değil. Biz bu değerlendirmeyi, kendimize güvenimizi sarsmadan hayata geçireceğiz.

Realist tarafı da zaten açık. Günümüzde artık bir sürü hızlı okuyabilen insan var. Hızlı okuma yeni icat edilmiş bir araç değil. “Böyle bir şey yapılabilir mi? Yoksa bu bir hayal midir?” gibi sorulara artık gerek kalmıyor.

Kısacası, ben genel olarak bu ZAFER kriterlerinin sadece hızlı okuma için değil, hayatın her alanında, irili ufaklı her türlü hedefe uygulanabileceğini, hatta uygulanması gerektiğini düşünüyorum ve bunu sizlere de öneriyorum. Bu kriterleri uyguladığınızda, yaptığınız çalışmaların eskisine kıyasla çok daha sağlıklı ve verimli geliştiğini farkedeceksiniz.

Zafer, zafer kriterlerini uygulayanlarındır.

Ahmet Aksoy

Aug 072013
 
1,583 views

Uzay Koşullarına Dayanabilen Ayılar

Gözyaşı Damlası, bir çiçek adı.

Gözyaşı Damlası

Gözyaşı Damlası

Eski ofisimizde bir sürü saksıda bu bitkiden vardı.

Bu bitki, muazzam bir üreme mekanizmasıyla donanmıştı. Dalları, toprağa değdiği yerde hemen kök salıyordu. Sarmaşık gibi uzayıp gidebiliyordu gövdesi. Ayrıca, yapraklarının etrafından, kolayca dökülen ve hemen çimlenebilen tohumlar üretiyordu. Susuzluğa dayanıklıydı. Bakım istemiyordu. Kısacası her ortama ayak uydurabilir gibiydi.

Dayanıklılığına ve yaratıcı çoğalma yeteneklerine hayrandım.

Geçen kış başında, küçük bir iç bahçesi olan yeni ofisimize taşındık. Elbette çiçeklerimiz de bizimle birlikte geldi. Onları saksılarıyla birlikte iç bahçemize yerleştirdik. Kışın da hepsini plastik bir örtü altında korumaya aldık.

Havalar kırılıp, serayı kaldırma zamanı gelince hiç beklemediğimiz bir sürprizle karşılaştık. Tüm diğer çiçekler kışı rahatça atlatmışken, Gözyaşı Damlalarının hepsi ölmüştü. Her koşula uyum gösterebileceğini zannettiğim o bitkilerden, tek bir tane bile kalmamıştı. Yapılabilecek hiç bir şey yoktu.

Sonra internetten biraz araştırma yaptım. Ülkemizde genellikle “Gözyaşı Damlası” olarak tanınan bu bitkinin ana vatanı Madagaskar. Latince ismi Bryophyllum daigremontianum. İngilizcede Mother of Thousands, Mexican Hat Plant veya Kalanchoe daigremontiana olarak tanınıyor. Susuzluğa dayanıklı, tropik bir bitki. En zayıf yanı ise düşük ısı koşulları ve yapraklarının ıslanmasıymış. Öyle görünüyor ki, onları kışın soğuğundan korumak amacıyla oluşturduğumuz ilkel sera koşulları bu bitkinin ölüm fermanı oldu.

Her canlının dayanabildiği ve dayanamadığı belli doğa koşulları var.

Gözyaşı Damlası yüksek ısı ve susuzluk koşullarına çok iyi dayanabilirken; ıs düştüğünde veya nem oranı yükseldiğinde her şey tersine dönüyor.

Pek çok canlının dayanıklı olduğu “aşırı” koşullar tek taraflı. Ya yüksek ısıya dayanabiliyor, ya da düşük ısıya; ya aşırı suya dirençli, ya da aşırı susuzluğa… Kış uykusuna yatabilen ağaçlar bu konuda biraz daha şanslı.

“Çok aşırı” koşullara dayanabilen bazı canlılar da var. Örneğin pek çok canlı en fazla 70 derece santigratlık bir ısıya dayanabilirken, bazı krater göllerinde kaynar suyun içinde yaşayan balıklar var. Okyanus tabanında yaşayan ve binlerce atmosferlik basınca dayanabilen canlılar biliyoruz. Yine deniz diplerindeki volkanik bacaların çevresinde, yüksek ısı ve kükürt yoğunluklu ortamda yaşayabilen bazı mikroorganizmalar ve solucanlar var. Toprağın yüzlerce metre derinliklerindeki basınç altında yaşayan organizmalar da keşfedildi.

Ancak, öyle bir yaratık var ki, dayanabildiği “çok aşırı” doğa koşullarıyla gerçekten parmak ısırtıyor. Bu canlının adı: Su Ayısı. Adında ayı geçse de, bu hayvancıkların boyutları 1 milimetreyi bile bulmuyor.

Su Ayısı - (Wikipedia)

Su Ayısı – (Wikipedia)

Su Ayısı yada tardigrade isimli bu yaratıklar hem suda, hem de karada yaşayabiliyor. Hatta suyun hiç olmadığı ortamlarda bile. -200 C (-328 F) seviyesindeki düşük ısıya dayanabiliyor. Onları öldürmeden +150 C (+300 F) kadar ısıtabiliyorsunuz. Normal atmosfer basıncının 6000 (6 bin) katına ve insanlar için ölümcül olan radyasyonun binlerce katına dayanabiliyorlar.

2007 yılında yapılan bir deneyde dış uzay boşluğunda, vakum ve güneş radyasyonuna 10 gün boyunca açık bırakılan deneklerden %68’i canlı kaldı ve bunların bir kısmından da sağlıklı yavrular üredi.

Aşağıdaki videoda bu ilginç yaratıklar tanıtılıyor (ingilizce).

Açıkçası, biz insanlar, keyfi davranışlarımız sonucunda dünyamızı yaşanmaz hale getiriyor olsak ta, evrimin yaşamla ilgili pek çok B planı olduğunu görmekle biraz teselli buluyorum.

Demek ki, biz kendi gezegenimizi havaya uçurup milyarlarca parçaya ayırarak uzay boşluğuna savursak bile, uygun zaman ve koşulları bekleyen sayısız yaşam tohumu o koşullarda bile varlığını koruyabilecek.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:
http://www.drought-smart-plants.com/spotted-leaves-with-tiny-baby-plants.html#.UgIHAo17IVk
http://homeguides.sfgate.com/care-bryophyllum-daigremontianum-plant-22308.html
http://blogs.smithsonianmag.com/science/2012/09/how-does-the-tiny-waterbear-survive-in-outer-space/
http://www.youtube.com/watch?v=7W194GQ6fHI
http://en.wikipedia.org/wiki/Tardigrade
http://serc.carleton.edu/microbelife/topics/tardigrade/index.html
http://sun.iwu.edu/~tardisdp/tardigrade_facts.html

Aug 042013
 
487 views

Kitap Seçerken Bize Zaman Kazandıracak 9 Önemli Aşama

Aslına bakarsanız, bize önerilen her kitabı okumak zorunda değiliz.

Ancak bir kitabı tamamen ya da büyük bir kısmını okumaksızın, onun okumaya değip değmeyeceğine karar vermek te pek mümkün değilmiş gibi görünüyor. Çünkü okumaya değmeyecek bir kitap söz konusuysa, her iki durumda da gereksiz yere zaman yitirmiş oluruz.

Kitap Seçerken Bize Zaman Kazandıracak 9 Önemli Aşama

Kitap Seçerken İşimize Yarayacak 9 Önemli Aşama

Bu yüzden, etkin bir değerleme yöntemi olarak Önizleme Yönteminden yararlanabiliriz.

9 aşamalı Önizleme Yöntemi, Hızlı Okuma çalışmalarında da çok önemli bir yer tutar. Ancak, Hızlı Okuma yapmıyor olsanız bile Önizleme Yöntemini kullanarak yine de zaman kazanabilirsiniz.

Basılı kitaplar genellikle ya kurgusal (öykü, roman, vb), ya da bilgi paylaşma (tarih, siyaset, bilim, eğitim, vb) amaçlıdır. Bu temel içerik farkı nedeniyle kitapların kurgusu, dizgisi ve düzenleme şekli de farklılıklar gösterir.

Eğitici bir kitabı etkin bir şekilde gözden geçirmek için şu 9 aşamadan yararlanırız:

1- Kitap kapağının ön ve arka dış yüzeylerinin incelenmesi

  • Kitabın başlığı
  • Görsel unsurlar (Kapak resmi, vb)
  • Yorumlar

2- Yazara ilişkin bilgiler

  • Yazarın adı
  • Yazarın biyografisi
  • Yazarın diğer uzmanlık alanları

3- Basım bilgileri

  • Basımcının adı
  • Basım tarihi
  • Kaçıncı Baskı olduğu
  • Baskı Sayısı
  • Yayınevi

4- Giriş bilgileri

  • Önsöz
  • Yazarın notları
  • Kritikler

5- İçindekiler tablosu
6- Sayfaların hızlıca gözden geçirilmesi ve vurgulanmış bilgilerin okunması

  • Resimler
  • Fotolar
  • Grafikler
  • Bölüm başlıkları
  • Ara başlıklar
  • Koyu yazılı yerler
  • Bölümün başındaki ilk iki ve sonundaki son iki paragrafın tamamı
  • Ara paragrafların sadece ilk cümleleri
  • Uzun paragrafların son cümleleri

7- Bölüm sonlarındaki veya kitabın sonundaki özetler
8- Varsa sorular
9- İndeks sayfaları, kaynakça ve dizin sayfaları

Daha önce hiç Ön izleme okuması yapmamış okuyucular, bu tür bir eylemin gereksiz yere ve büyük bir zaman kaybı yaratacağını düşünebilir. Oysa Ön izleme okuması en fazla 5 (beş) dakikamızı alacak, olağanüstü verimli bir çalışmadır.

Kitap Seçerken

Kitap Seçerken

Önizleme sonunda, o eseri okuduğumuzda, ondan beklediğimiz yararı bize sağlayıp sağlayamayacağını gerçekçi bir şekilde saptamamız mümkün olur.
Eğer okumaya değer bulursak, okuma hedeflerimizi netleştirecek bir sürü ipucuna da en baştan sahip olduk demektir. Eğer okumaya değer bulmazsak, en azından zaman kazanmış oluruz.

Eğitici bir kitap hakkında elde edilmiş ön bilgiler, kitap içeriğini çok daha hızlı ve etkin bir şekilde kavramamıza ve belleğimizde daha kalıcı bağlantılar kurabilmemize olanak sağlar.

Çok kitap okuyan kişiler, kitapevlerinde kitap seçerken yukarıda değindiğimiz aşamaların bazılarını doğaçlama kullanırlar. Ancak bu yöntemi daha bilinçli ve sistematik olarak kullandığımız bir araç haline dönüştürürsek, hem kitap değerlendirme sürecini daha da kısaltmış, hem de isabetli karar verme olasılığımızı arttırmış oluruz.

Sahip olduğumuz ön bilgiler, kitaplardan elde edeceğimiz yararların daha kalıcı olmasını sağlar. Bu yüzden Önizle yöntemini mutlaka kullanmalıyız.

Ahmet Aksoy

Not: Önizleme Yöntemi, Hızlı Okuma atölyelerimizde işlediğimiz konulardan sadece birisidir. Hızlı Okuma, sadece size zaman kazandırmakla kalmaz, kavrama ve öğrenme düzeyinizi de geliştirir.
19 Ağustosta başlayacak Hızlı Okuma ve Etkin Öğrenme atölyemizden siz de yararlanmak isterseniz, hemen bizi arayın: 0216 450 5784 – 0533 339 0959 – 0533 472 7723
Ayrıntılara web adresimizden de ulaşabilirsiniz : http://hizliokuma.gamet.com.tr/super-kampanya-40-saatlik-hizli-okuma-ve-etkin-ogrenme-atolyesi-ile-yasaminizi-yeniden-kurgulayin/
(567 kez okundu)

Aug 032013
 
1,619 views

Eski Yazı Türleri

İnsanlık tarihi boyunca, çeşitli uygarlıklar tarafından pek çok yazı sistemi geliştirilip kullanılmış.

Bunlardan bazıları tamamiyle yok olmuş.

Bazılarına ait ufak tefek örnekler var ama, hala çözülememiş. (Girit Hiyeroglifleri, Olmec Yazıları, vb)

Crete_-_Phaistos_disk_-_side_A

Girit Phaistos Diski A yüzeyi

Bilinen yazı sistemlerinin çoğu balmumu veya kil tabletler, taşlar, ağaç kabukları, bitkiler, hayvan derileri, hayvan kabukları gibi nesnelerin üzerine işlenmiş. Buna karşın, İnkalarınki gibi iplikler ve düğümlerle gerçekleştirilmiş yazı sistemleri de var. Bunların dışında, tamamiyle ortadan kaybolan ve dayanıklı malzemeler kullanmadıkları için geriye kalıcı izler bırakmayan uygarlıklar da olabilir.

Yazıları oluşturan işaretler bazan kabartmalar halinde, bazan oyma yapılarak oluşturulmuş. Bazan da boya veya mürekkep kullanılarak, fırça veya özel kalemlerle uygulanmış.

Öyle görünüyor ki, ilk yazılı kayıtlar ağırlıklı olarak sahip olunan ya da bir başka yere veya kişilere aktarılan arazi, hayvan, tahıl gibi malların sayımlarını içeriyor. El ve ayak parmaklarının toplamından daha fazla miktarların ortaya çıkışı, bu kayıt sistemlerini de zorunlu hale getirmiş olmalı.

Bütün bu gelişmelerin yerleşik düzene geçişten sonra ortaya çıkmış olması da çok mantıklı. Avcılık ve toplayıcılıkla geçinen toplumlarda kayıt tutma gibi gereksinimlerin önemli bir zorunluluk haline dönüşmesi gerekmemiş olabilir. Ancak yerleşik düzene geçtikten ve çiftçiliğe ve hayvan üretimine başladıktan sonra bu konu birdenbire çok önem kazanmış olmalı. İhtiyaç fazlası ürünlerin saklanması ve giderek meta haline dönüşmesi de önemli.

Bilinen en eski balmumu tablet 1986 yılında Kaş yakınlarındaki Uluburun’da bir gemi batığından çıkarılmış. Ait olduğu dönem MÖ 1400.

397px-Linear_B_Musée_archéologique_de_Mycènes

Balmumu Tablet -Linear_B_Musée_archéologique_de_Mycènes

Sümerler MÖ 3000 yıllarında kil tabletlerin üzerine piktogramlarla yazı yazmaya başladılar. Bu yazı biçimi zamanla çivi yazısına dönüştü.

Eski Mısırlıların kullandığı hiyeroglif yazısı da bir tür piktogramdır. Hiyeroglifler taş oymacılığının yanısıra papirüsler üzerine uygulandı.

İnkaların iplik-düğüm sistemi kipu hala gizemini koruyor. Sayısal kayıtlar çoğunlukla çözülmüş olsa da, farklı bilgiler içerdiği düşünülen ve hala çözülememiş olan kipu örnekleri de var. Bu sisteme ait sayısız kaynağın İspanyol sömürgeciler tarafından “kutsal bilgiler içerdiği” gerekçesiyle imha edildiği belirtiliyor.

Hiyeroglif örneği

Mısır Hiyeroglif Yazısı

İnka Kipu

İnka Kipu

Bir sonraki yazımda modern alfabenin ortaya çıkış serüvenini ele almaya çalışacağım.

Ahmet Aksoy

Dipnot: Paranın ortaya çıkışı, yazıdan daha önce olmalı diye düşünmüştüm. Oysa, öyle değilmiş. Para yerine geçen küçük salyangoz kabukları ilk kez Çin’de kullanılmaya başlanmış (MÖ 1600). Bu tür kabukların Afrika’da kullanımı 20. yüzyıla kadar devam etmiş. Akdeniz ve Ortadoğu bölgelerinde ise buğday, arpa ve sığır para yerine kullanılmış. Bildiğimiz altın ve gümüş paralar ise MÖ 600 yıllarında Efes civarında ortaya çıkmış.

Kaynakça:

http://mentalfloss.com/article/12884/7-ancient-writing-systems-havent-been-deciphered-yet
http://www.jamesrobertson.com – History of Money
http://en.wikipedia.org/wiki/Wax_tablet
http://en.wikipedia.org/wiki/Quipu
https://en.wikipedia.org/wiki/Hieroglyph
(526 kez okundu)