?> June 2013 - Kişisel Gelişim
Jun 302013
 
5,853 views

Kaç Tane Paralel Evren Var?

Paralel Evrenler

Hoş ve ilginç bir konu bu!

Sonsuz olasılıklar söz konusu olduğunda her türlü sonlu yapının sonsuz sayıda tekrarlanması kaçınılmaz görünüyor. Bu nedenle, tıpatıp benzer evrenler olduğu gibi; birazcık farklı, çok farklı ve taban tabana zıt evrenler de olmak zorunda.

Tıpatıp benzer ve çok benzer evrenlerin birbirini etkiliyor olması da söz konusu. Diyapozonların rezonansa girmesi gibi tıpatıp benzer evrenlerin de birbiriyle rezonansa girmesi olasılık dahilinde.

Paralel evrenlerin rezonansa girmesi nasıl olur?

Maddeleşmeyi, üst üste çakışan çok benzer evrenler meydana getiriyor olabilir mi? Bir tür durağan dalga gibi…

Fiziksel evrenimiz de belki ışık gibi hem dalga hem de parçacık özellikleri gösteriyordur. Ama böyle bir şeyi saptamaya kalktığımızda, hatta bunu düşündüğümüzde olayın gizi ortadan kalkmayacak mı? Schrodinger’in kedisi bunu anlatmıyor mu?

Paralel evrenlerde sonsuz sayıda kopyalarımızın olması mümkün. Bu paralel evrenlerden bazıları uzayda bizimle hemen hemen aynı yeri paylaşıyor olabilir. Bizim kopyalarımızın da bizimle aynı fiziksel uzayı kullanıyor olmaları bile mümkün. Bu durumda bizim düşünce ve davranışlarımızın aynısı paralel evrenlerdeki diğer kopyalarımız tarafından birebir tekrarlanabilir. Bu demektir ki, aslında biz de başka “ben”lerin birer kopyasından başka bir şey değiliz.

Bu durumda, telepati denen kavramın da, paralel evrenler arasında gerçekleşme olasılığı oldukça fazla. Yani bize ait olduğunu zannettiğimiz düşünceler aslında diğer paralel evrenlerde bizden önce hayat bulmuş olabilir. Ve nereden çıktığını anlayamadığımız düşünsel parazitlerin de benzer şekilde oluşmaları mümkün.

Demek ki, kendimizi ne olmaya, neler yaşamaya hazırlıyorsak, onu olmamız ve onu yaşamamız büyük bir olasılık olarak karşımıza çıkıyor. Üstelik bu durumu kavramamız bile şart değil. İster bilinçli olarak, ister istem dışı hangi koşulların devreye gireceğini kendi seçimlerimiz belirleyebilir. Üstelik bu seçimleri tamamiyle bir kabullenme haline getirebileceğimiz gibi, sürekli bir başkaldırıya dönüştürmemiz de mümkün.

Paralel evrenlerin varolma olasılığı, bize, hem düşleyebileceğimiz en mükemmel yaşamı; hem de aynı şekilde en dayanılmaz cehennemi yaratabilir. Çünkü tüm olasılıklar aynı anda ve içiçe de geçerli. Bu durumda yapabileceğimiz tek şey diğer olasılıkları hiç kurcalamaya kalkışmadan, yaşadığımız “an”ın getirdiği en yakın olanakları değerlendirmek olabilir mi? Yoksa bu da mı boş?

Çünkü şu anda bir başka evrende halen yazmakta olduğum yazıyı tıpatıp aynen yazan sonsuz sayıda ben olduğu gibi; tüm yazıda sadece tek bir işaret ya da tek bir sözcüğü farklı yazan sonsuz sayıda ben de var… Bu sonsuz sayıdaki benlerden hangisinin gerçek ben olduğunu belirlemeninse hiç bir yolu yok!

Tek çözüm şu görünüyor: Sonsuz sayıda olasılıklarla uğraşmayı bir tarafa bırakıp; sonlu sayıda ve farklılıkları algılanabilen ve paylaşmaya açık benliklerimizin bir bileşkesi olmayı kabullenmek.

Zaten fiziksel, kimyasal ve biyolojik olarak onca devingenliğine rağmen kendi varlığımızı “ben” diye tanımladığımızda da benzer bir yaklaşım sergiliyoruz. Her nefes alış verişimizde vücudumuzdaki milyarlarca atom ve molekül yer değiştiriyor. Bizler durağan varlıklar değiliz. Aksi olsaydı, zaten, yaşamıyor olurduk.

Bu yazıyı tıpatıp aynı yazmış olan sonsuz sayıdaki tıpatıp aynı paralel evrendeki tıpatıp aynı benlerle birlikte tıpatıp aynı anda tıpatıp aynı son noktayı koyuyor ve sonlu ve farklı evrenimize dönüyorum.

Tekrar görüşmek üzere…

Ahmet Aksoy

Jun 272013
 
585 views

Kadıköy Rasimpaşa Mahallesi Gönüllü Evi  Hızlı Okuma Atölyesi

3 haftalık bir Hızlı Okuma çalışması yapıyoruz.

12-14 yaş grubu ve 15-18 yaş grubuna yönelik iki grubumuz var.

12-14 yaş grubu ile Pazartesi, Salı ve Perşembe günleri 16.00-17.30 saatleri arasında çalışacağız.

Diğer grup çalışması ise yine aynı günlerde 17.30-19.00 saatleri arasında olacak.

Çalışmalarımız 1 Temmuz Pazartesi günü başlayacak ve 3 hafta devam edecek.

Bu çalışmalarımız tamamen ücretsizdir.

Ahmet Aksoy

(412 kez okundu)