?> December 2012 - Kişisel Gelişim
Dec 282012
 
1,772 views

6 Günlük Pantomim İlk Adım Atölyesi

DİKKAT! BU KAMPANYA SONA ERMİŞTİR!

21Ocak – 26 Ocak 2013 tarihlerinde, 19.00 – 22.00 saatleri arasında düzenlenecek olan Mim Atölyemiz 6 ardışık bölümden oluşmaktadır.

Mim Atölyesi:

  • Toplam Atölye süresi: 3 saat/gün x 6 gün (18 saat)
  • İçerik: Temel olarak beden farkındalığı, fiziksel keşif, algılama, beden ezberi/refleks, Pantomime teknikleri, hareketin akademik çözümlemesi, zamanlama ve etkin anlatım konuları işlenecek olan atölye, sonunda oyun çıkarmaya yöneliktir.
  • Eğitmen: Ayça Yaşıt

Yeni Yıl promosyonu nedeniyle sadece yarısını (500TL yerine sadece 250TL) ödeyin!
Atölyeler en fazla 6 kişilik gruplar halinde yapılacaktır.
Yerinizi hemen ayırtın!
Telefonlar: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Gamet Gelişim Akademisi: Rasim Paşa Mah Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apt Giriş kat – Kadıköy – İstanbul (Deniz Otelin arka sokağı)
Ayrıntılı bilgi: http://www.gamet.com.tr/gamet-gelisim-pantomim-atolyesi/

 

DİKKAT! BU KAMPANYA SONA ERMİŞTİR!

 

Dec 282012
 
1,399 views

Stres’e Boyun Eğmeyin! Stresi Tepeleyin!
Gamet Gelişim EFT – Tepeleme Atölyemize Katılın

15 Ocak 2013 Salı günü başlayacak olan EFT-Tepeleme Atölyelerimizin ilk bölümü Salı, ikinci bölümü Perşembe günleri yapılacaktır. Atölyeler her hafta yeniden düzenlenecektir.

EFT-Tepeleme Atölyesi:
Toplam Atölye süresi: 4 saat
Salı günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
Perşembe günleri: 19.00-21.00 (2 saat)
İçerik: İlk 1 saatlik çalışma teorik ve tarihsel bilgilendirmeye ayrılacak, diğer 3 saatte ise uygulama çalışmalarına ağırlık verilecektir.
Danışmanlar: Ahmet Aksoy, Nilüfer Aksoy
(EFT-Tepeleme kitabımız katılımcılarımıza hediye edilecektir.)

Atölyeler en fazla 6 kişilik gruplar halinde yapılacaktır.
Yerinizi hemen ayırtın!
Telefonlar: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Gamet Gelişim Akademisi: Rasim Paşa Mah Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apt Giriş kat – Kadıköy – İstanbul (Deniz Otelin arka sokağı)
Ayrıntılı bilgi: http://www.gamet.com.tr/eft-tepeleme-atolyesi/

Dec 282012
 
1,289 views

Hızlı Okuma Öğrenerek Aynı Sürede 1 yerine 2 veya 3 Kitap Okuyun

Hızlı Okuma Öğrenerek Aynı Sürede 1 yerine 2 veya 3 Kitap OkuyunOkuma Hızınızı 2 veya 3 Katına Çıkarmak için GAMET GELİŞİM Hızlı Okuma Atölyemize Katılın

20 Ocak 2013 Pazar ve 27 Ocak 2013 Pazar Günleri Tam Gün

Klasik Hızlı Okuma Atölyesi:
Toplam Atölye süresi: 8 saat (10.00 – 14.00 / 15.00 – 19.00)
İçerik: 4 saatlik teorik bilgi, gevşeme, nefes, tarama çalışmaları. Diğer 4 saatte uygulamalar ve hız çalışmaları.
Uzmanlar: Ahmet Aksoy, Nilüfer Aksoy

OtoHipnoz/NLP ile Hızlı Okuma Atölyesi:
Toplam Atölye süresi: 4 saat (10.00 – 14.00)
İçerik: 4 saatlik teorik bilgi, gevşeme, nefes, tarama çalışmaları. Diğer çalışmalar kişisel olarak ve uykuda öğrenme tekniğiyle yapılır.
Uzmanlar: Ahmet Aksoy, Nilüfer Aksoy

Yeni Yıl promosyonu nedeniyle sadece yarısını (500TL yerine sadece 250TL) ödeyin!
Atölyelerimiz en fazla 6 kişilik gruplar halinde yapılacaktır.
Yerinizi hemen ayırtın!
Telefonlar: 0216 450 5784 – 0533 472 7723 – 0533 339 0959
Adres: Gamet Gelişim Akademisi: Rasim Paşa Mah Çeltikçi Sokak No:3 Yalı Apt Giriş kat – Kadıköy – İstanbul (Deniz Otelin arka sokağı)
Ayrıntılı bilgi: http://hizliokuma.gamet.com.tr/hizli-okuma-ve-tepeleme-atolye-basvurulari/

 

Dec 262012
 
1,472 views

Aşk Acısı ile Nasıl Başa Çıkılır?

ayrilik

Yaşamayan bilmez!
Aşk, insanın aklını başından alır.
Aşk acısı ise, hem insanın aklını başından alır, hem de elini kolunu bağlayıp, çaresiz bırakır.

Öncelikle şu kavram karışıklığını ortadan kaldıralım: aşk ile sevgi tamamen farklı şeylerdir.
Çünkü sevgi emek ister. Mantıkla güçlenir. Sevgi, sizin seçiminizdir.
Oysa aşk kendiliğinden gelir. Çoğu kez geliyorum bile demeden.
Aşk bir hipnozdur. Mantığın bittiği yerde başlar ve tamamiyle beynimizin sağ lobu tarafından yönetilir. Sadece duygulara dayanır. Zaman kavramını ve mantıksal değerlendirmeleri ortadan kaldırır.

Ve böyle derin bir hipnozdan birdenbire, bir şok yaşayarak çıktığınızda, her şey birbirine girer. Neyin gerçek, neyin hayal olduğunu ayırt etmekte; yaşamın suratınıza vurduğu tokatı sindirmekte zorlanırsınız.

Aşk acısının en ağır olanı ise, haksız gerekçelerle -üstelik suçlanarak- terkedilmektir.

Bir danışanımız bunu yaşadı.

Bizi aradığında iki gündür uyuyamıyor, yemek yiyemiyor ve sürekli ağlıyormuş. İşe gidememiş.
Erkek arkadaşı onu -kendisini aldattığını iddia ederek- terketmiş. Ama o, böyle bir şey yapmamış…

Önce uzun uzun konuştuk.
Ortaya şu tür ayrıntılar çıktı:
1- Yürek daralması, nefes daralması var. Dünyayla irtibatı kesilmiş gibi hissediyor. Yaşam enerjisini yitirmiş. Başı ağrıyor ve içi yanıyor.
2- Asıl sorunu terkedilmek değil
3- Haksız yere suçlanmak ağır geliyor
4- Kendini affettirmeye çalışmak ağır geliyor.
5- Haksız yere terkedilmeyi kabullenemiyor.

Önce kabullenememe sorununu ele aldık:
“Arkadaşımla ayrılmayı kabullenemesem de kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Konuşmalar sırasında rahatladığı için şiddet 8’e düşmüş durumda.
Uzun uygulama yaptık.
Birinci tur: Şiddet 7’ye düştü. Göğsü daha rahat. Hafif baş ağrısı var. İç yanması sürüyor.
İkinci tur: Şiddet 6-7 arası. Göğüsteki yanma hafifledi. Nefes iyi. İç yanması devam ediyor. Baş ağrısı yer değiştirdi.
Üçüncü tur: Kendini daha iyi hissediyor. Yanma geçti. Baş ağrısı sürüyor. Şiddet: 4.
Dördüncü tur: Sadece baş ağrısı kaldı. Şiddet sıfırlandı.

Tekrar konuştuk.
Arkadaşını kaybetmemek için “saçmalıklar” yaptığını ve kendini küçük düşürdüğünü düşünüyor. Kendini suçlama ön plana çıktı.
Kurgu cümlemizi yeniden düzenledik.
“Arkadaşımı kaybetmemek için yaptığım saçmalıklar yüzünden kendimi küçük düşürmüş olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Hakim duygular: Değersizlik hissi ve baş ağrısı. Şiddet: 8.
Birinci tur: Duygular hafifledi. Baş ağrısı yer değiştiriyor. Şiddet: 5.
İkinci tur: Duygular hafifliyor. Baş ağrısı yer değiştiriyor ve azalıp, çoğalıyor. Şiddet: Sıfr.

Kurgumuzu yeniledik:
“Değerli olduğumu bildiğim halde yaptığım saçmalıklara kızıyor olsam da kendimi seviyor, affediyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Başlangıç: Yanma hissi, baş ağrısı, nefeste daralma, kızgınlık. Şiddet: 6
Birinci tur: Kızgınlık geçti. Onun yerine acı hissi başladı. Şiddet: 6
İkinci tur: Sadece baş ağrısı var. Şiddet: 3
Üçüncü tur: Acı duygusu geçti. Hafif bir sıkıntı var. Şiddet: 3
Dördüncü tur: Sıkıntı da geçti. Şiddet: 0

Danışanımızı rahatlamış olarak uğurladık.

İki gün sonra kendini tekrar kötü hissetmiş. Ancak bize ulaşamamış ama, kendi başına atlatabilmiş.

İlk görüşmeden dört gün sonra yine bir çalışma yaptık.
Artık ayrılık veya terkedilmişlikle ilgili duygusal sorunlar yaşamıyordu. Asıl sorunu, düştüğü durum nedeniyle kendini suçlamaya dönüşmüştü.

Danışanımızın günlük yaşamını sürdürmesini ve çalışmasını engelleyen sorunları tamamen ortadan kalktı.
Artık randevularını bile iş yoğunluğu nedeniyle erteleyebiliyor. 🙂

Ahmet Aksoy

Not: Başa çıkmakta zorlandığınız duygusal sorunlarınız için bize başvurun (0216 450 5784). Yaşam acı çekmeye değmiyor. Yaşamak güzel!

 

Dec 262012
 
3,708 views

İnsanlar Kitap Okumayı Niçin Sevmez?

İnsanlar Kitap Okumayı Niçin Sevmez?Kitap okumak istiyorsunuz. Ama bir kaç sayfa okuyunca yoruluyorsunuz. Uykunuz geliyor.
Hevesle bir kitaba başlıyorsunuz. Bir kaç saat okuyorsunuz. Ama bir daha kitaba el sürmeniz kısmet olmuyor.
İnatla okumaya çalışıyorsunuz. Ama bir kitabı bitirebilmek için aynı inadı günlerce, bazan da haftalarca sürdürmeniz gerekiyor.

Bir sürü farklı öykü… Ve hepsinin peşinde bir “ama” var…

Burada bir durum tespiti yapmamız ve bu durumu sorgulamamız gerek.

– Kitabı hangi koşullarda okuyorsunuz?
– Yatarak mı? Rasgele yerlerde mi? Masa başında mı?
– Okuma yaptığınız yerin aydınlatması nasıl?
– Bütün koşullar iyi ama sürekli geri dönüşler mi yapıyorsunuz?
– Okurken dudaklarınız kıpırdıyor mu?
– Beyninizdeki bir ses okuduğunuz her kelimeyi tek tek seslendiriyor mu?
– Kitap okuma amacınız belli mi?
– Göz sağlığınız yerinde mi?
– Ya genel sağlığınız?
– Stres düzeyiniz nasıl?
– O kitabı bitirmek için ne kadar zaman ayırdınız?
– Peki, okuma hızınızı hiç ölçtünüz mü?
– Bir dakikada ortalama olarak kaç kelime okuyorsunuz?

Bu sorular daha da uzayıp gidiyor …

Önce son soruyu ele alalım: Ortalama okuma hızınız nedir?
Okuma hızını tespit ederken genel olarak bir dakikada okunan sözcük sayısı dikkate alınır. Bu değer, yaklaşık bir değerdir. Çünkü okunan metnin içinde yer alan sözcüklerin uzunlukları değişkendir. Bu nedenle, kaba bir hesap yapılır ve ortalama okuma hızı bulunur.

Size en kolay yöntemi tarif edeyim: Saniye basamağı da olan bir saate ihtiyacınız var. Ölçüm işlemi için bir arkadaşınızdan yardım isteyebilirsiniz.

Ortalama düzeyde bir kitabın herhangi bir sayfasını açın ve bir başlangıç noktası seçin. Arkadaşınızın “başla” işaretiyle okumaya başlayın. Kendinizi zorlamadan, normalde nasıl okuyorsanız, aynı şekilde okuyun. Bir dakika dolduğunda arkadaşınız sizi uyarsın. Siz de okumayı keserek nerede kaldığınızı işaretleyin. Sonra okuduğunuz kelimeleri tek tek sayın. Elde edeceğiniz sayı, sizin bir dakikalık ortalama okuma hızınızdır.

Eğer bu hız çok düşükse, okumayla aranız bozuk demektir.
Peki düşük okuma hızları nasıl belirlenir?

1- Üniversite öğrencisi veya mezunuysanız ve ortalama okuma hızınız 200’den düşükse
2- Ortaöğretim düzeyinde eğitim aldıysanız ve hızınız 150’den düşükse
3- İlköğretim düzeyinde eğitiminiz var ve ortalama okuma hızınız 100 kelimeden azsa

okuma hızınızın düşük olduğunu söyleyebiliriz.

Diyelim ki okuma hızınız dakikada 150 kelime. Bu durumda 300 sözcük içeren ortalama bir kitap sayfasını okumanız 2 dakika sürecek demektir. 300 sayfalık bir kitap için yaklaşık 600 dakika ayırmanız gerekiyor. Kesintisiz 10 saat. Bu süreyi kaç güne yaymak gerektiğini de siz hesaplayın!…

Oysa bir dakikada 150 yerine 450 kelime okursanız, aynı kitap için 600 dakika yerine 200 dakika ayırmanız yeterli olacaktır. Bu da 3 saat, 20 dakika eder. Bitirmek için çok daha makul bir süre…

Okumayı sevmemek, sizin suçunuz değil!.
Çünkü bu, ezbere dayanan klasik eğitim sistemimizin doğal bir yansıması.
Bu sistemde okuma çalışmaları daima sesle bağlantılı olarak gerçekleştirildi. Anlayabilmek için okuma hızının düşük tutulması gerektiği öğretildi.

Sonuç: okuma hızınız, konuşma hızınız ile sınırlandı. Bu yüzden de okuduğunuz kitaplar ve belgeler bir türlü bitmiyor. Sıkılıyor ve yoruluyorsunuz. Kitap okumak yerine televizyon seyretmeyi tercih eder hale geliyorsunuz.

Oysa buna mahkum değilsiniz! Elbette gerçek anlamda HIZLI OKUMA öğrenmek için yaklaşık bir ay boyunca, günde yarım saat ile bir saat arasında bir vakit ayırarak düzenli ve disiplinli bir çalışma yapmanız gerekiyor. Eğer bu süreyi şimdilik ayıramıyorsanız, durumunuzu biraz olsun iyileştirecek bir-iki ipucu vereyim:

– Kaslarınızdaki stresi boşaltın. Gevşeyin.
– Gülümseyin.
– Sözcükleri daha net görmek için gözlerinizi kısmaktan kaçının.
– Sözcüklerin kendisine değil, biraz üzerindeki boşluğa bakın.
– Bir bakışta iki veya daha fazla kelimeyi görmeye çalışın.
– Parmağınızın veya bir kalemin ucuyla bakışlarınızı yönlendirin.
– Okurken barok müzik dinleyin.
– Okumaya başlamadan önce okuma sürenizi ve okuyacağınız kısmı belirleyin.
– Arada bir-iki dakikalık molalar verin
– Diğer kaslarınız gibi, göz kaslarınıza da egzersiz yaptırın.

Okuma hızınız arttığında, hem kavrayışınız, hem de okuma sevginiz artacaktır.
Okumak, tembelleşen beyin fonksiyonlarınızın yeniden canlanmasını sağlayacaktır.
Hızlı okuyun, yaşamı daha iyi kucaklayın!

Ahmet Aksoy

Not: Kendinizi Hızlı Okuma konusunda geliştirmek istiyorsanız, 2013 yılı Hızlı Okuma Atölyelerimize katılabilirsiniz. Ayrıntılar için 0216 450 5784 nolu telefonumuzu arayın.

Dec 172012
 
1,281 views

Gamet Gelişim Bülteni 5. Sayı (Özel Sayı)
gametbulten-05

Bu Özel sayımızda, öğrenme engelli olmanın her zaman bir olumsuzluk şeklinde algılanmaması gerektiğini vurgulamaya çalıştık.

Disleksi bu açıdan özel bir yere sahip. Klasik öğrenme sistemi, dislektik kişilerin kendilerini yeterince ifade etmesine olanak tanımıyor. Oysa doğru bir yaklaşımla bu durumdaki insanların içindeki asıl cevheri ortaya çıkarmak mümkün.

Einstein okumayı söktüğünde 7 yaşındaydı. Ama bu, onun insanlık tarihine damga vurmasını engelleyemedi.

Ne yazık ki disleksi veya benzeri bir farklılığı taşıyan insanların hepsi bu kadar şanslı değil!

Kapak resmini tıklayarak dergiye ulaşabilirsiniz.

PDF formatındaki tüm bültenlerimize Bültenler bölümümüzden ulaşabilirsiniz.

Gamet Gelişim

 

Dec 142012
 
2,298 views

hedef

Hedef,  tamamlanma Zamanı öngörülen, Amacı belli, Farklılığı saptanmış, Eskisiyle kıyaslanabilir ve Realist, gerçekçi bir olgudur. (ZAFER kriterleri için tıklayın)

Hedeflerinizi planladığınızda, yaşamınızın başarılı yönlerini daha kolay farketmeye başlarsınız. Bu sayede yaşamınızın asıl amacına yönelme konusunda büyük ilerlemeler elde etme şansınız olur.

Yaşam amacınız, aslında birbiri ardına yaptığınız kişisel yönlendirmeler sayesinde şekillenir.

Hedef belirlemek, başarı için gereken motivasyonu destekler.

1- Hedeflerinizi şekillendirirken kendinize yöneltmeniz gereken temel soruları yanıtlayın!

  • Kim: Bu hedefle bağlantılı kişiler KİM?
  • Niçin: Bu hedefe NİÇİN ulaşmak istiyorsun?
  • Ne zaman: Hedefine NE ZAMAN ulaşmış olacaksın?
  • Nerede: Bu süreç tam olarak NEREDE gerçekleşecek?
  • Ne: Bu hedefle NE elde etmek istiyorsun?
  • Nasıl: Hedefine ulaştığını NASIL anlayacaksın?

2- Hedeflerinizi planlayın.

Hedef Planlaması başarı için temel bir zorunluluktur.

Hedeflerinizi, Yaşam Amacınıza uygun şekilde belirleyin. Başkalarının amaçları için konulan hedefler, SİZİN hedefiniz olamaz. Gerçek bir hedef için hem aklınızı, hem de yüreğinizi ortaya koymanız, o hedefi arzulamanız gerekir. Sadece istemek, bir hedef için yeterli değildir.

Geçmişte, zaferle taçlandıramadığınız girişimleriniz olabilir. Onları başarısızlık değil, tecrübe olarak değerlendirin. Geçmişte yaptığınız hatalar için kendinizi suçlamayın. Bunun size hiç bir yararı olmaz. Sadece cesaretinizi kırabilir. Ancak, bu hatalardan gereken dersi çıkartmayı da unutmayın.

3- Olumlamalardan Yararlanın.

Olumlamalar, kendinize olan güveninizi, kendinize olan inancınızı pekiştirir. Hedeflerinize daha kararlı bir şekilde yürümenize ortam hazırlar. Olumlamaları imkan buldukça yüksek sesle tekrarlayın. Olmazsa okuyun. Ya da ses kaydı olarak dinleyin. Ses kaydı olarak dinlemeyi, uyurken bile yapabilirsiniz.

4- Hedeflerinizi görselleştirin!

Bilinçaltınız gerçek olaylarla, iyi kurgulanmış hayalleri birbirinden ayırt edemez. Bu nedenle, hedeflerinizi gerçekleşmiş gibi zihninizde canlandırın. Tüm duyularınızı işin içine katın. Hedefinize ulaştığınızı görün. Başarının tadına varın. O ortamı koklayın. Ellerinizle dokunun. İnsanların başarınız hakkındaki olumlu konuşmalarını işitin. Bu süreci, senaryosunu kendi yazdığınız muhteşem bir filme çevirin.

Bu canlandırmayı ne kadar belirgin hale getirirseniz, bilinçaltınız tarafından o kadar kolay ve çok kabul görecektir. Böylece bilinçaltınız, gerçekliğine inandığı hedeflere ulaşmak için tüm olanaklarını seferber edecektir.

 Ahmet Aksoy

 

Dec 112012
 
1,725 views

Beynimizin bir kas gibi çalıştığını söyleyenler var. Doğrudur. Çünkü, kullanılmayan kaslar nasıl eriyip kaybolursa, kullanılmayan beyin hücreleri de zaman içinde eriyip gider. Üstelik bunun, bilinen bir geri dönüşü de yok.

İşte bu nedenle, tıpkı spor amaçlı yürüyüş yapar gibi beynimizi de çalıştırmamız genel sağlığımız açısından büyük önem taşıyor.

Yapılması gerekenlerin pek çoğu basit şeyler. Ancak bunları olabildiğince bir yaşam biçimi haline dönüştürmek gerekiyor. Hem beden, hem de beyin sağlığımız açısından uygulamamız gereken bu ip uçlarından bazılarını sizin için listeledik:

Derin nefes al: Beynimiz, vücudumuza giren toplam oksijenin dörtte birini tüketir. Bu nedenle beynimizin daha sağlıklı çalışabilmesi için derin nefes almak önemlidir. Bu amaca en uygun yöntem diyafram nefesidir. Diyafram nefesi hem daha fazla oksijen almamızı sağlar, hem de iç organlarımıza masaj uygular.

Dik otur: Dik oturduğumuzda dolaşım sistemimiz daha düzgün çalışır. Dolayısıyla beynimize besin ve oksijen taşıyan kan dolaşımı işlevini daha kolaylıkla yerine getirir.

Düzenli ve derin uyu: Uyku, beyin hücrelerimiz arasındaki bağlantıların yeniden organize olduğu ve sağlamlaştırıldığı bir dönemdir. Bu nedenle düzenli ve derin bir uyku ile beynimizin kendisini rahatça yeniden düzenleyebilmesine fırsat sağlamış oluruz.

Yürüyüş yap: Tempolu yürüyüşler hem beden, hem de beyin sağlığımız açısından büyük önem taşır. “Sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur.”

Danset: Dans sırasında beyin ve kas korelasyonu en üst seviyededir. Müzik ve ritm, sağ beyin lobunu uyarır. Metabolizma hızlanır. Bu nedenle, dansın, oksijen seviyesi yüksek bir ortamda yapılması önemlidir.

Gül ve Kahkaha at: Kahkaha atmak çok olumlu yan etkiler üretir. Diyaframı çalıştırır. Stresi azaltır. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Endorfin salgılanmasını tetikler. Kan akışını hızlandırır. Kasları gevşetir. Gülmek, başlı başına bir iyileştirme aracıdır.

Şekerden uzak dur: Fazla şekerin hem beden, hem de beyin üzerinde kalıcı hasarlar yarattığı bilinmektedir. Sağlıklı bir yaşam için şekerden uzak durun.

Sınırlı miktarda kafein kullan: Çay veya kahve gibi içeceklerden alınan sınırlı miktarda kafeinin konsantrasyon arttırıcı etkileri olduğu saptanmıştır. Ancak, alınan kafein miktarı arttığında durum değişir ve olumsuz etkiler başlar.

Atıl zamanlarını değerlendir: Büyük şehirlerde yaşıyorsanız, ulaşım sırasında veya kuyruklarda beklerken yitirdiğiniz zamanın ne denli uzun olduğunu bilirsiniz. İşte bu tür zamanları boş boş oturmak yerine, basit yöntemlerle değerlendirebilirsiniz. Örneğin MP3 ile sesli kitap dinleyebilir, ya da bir kitap veya dergi okuyabilirsiniz.

Yabancı dil öğren: Yabancı dil öğrenimi, beyin hücrelerini çalıştırmada etkin bir yöntemdir. Bu sayede beyin hücreleriniz arasında yepyeni bağlantılar kurulur. Yabancı dile karşı bir ilginiz yoksa, daha önce hiç ilgilenmediğiniz bir konuda araştırmalar yapabilir, beyninizi farklı bir konuda çalışmaya yönlendirebilirsiniz.

Barok müzik dinle: Mozart veya Vivaldinin barok eserlerini dinle. Özellikle nefesli veya yaylı çalgıların yer aldığı ve iniş-çıkışların pek bulunmadığı parçalar beyninizin alfa moduna girmesine ve rahatlamasına yardımcı olur. Algılama filtrelerinin etkinlikleri azalır ve öğrenme süreci daha verimli bir hale dönüşür.

Ahmet Aksoy

Dec 102012
 
1,479 views

Zenginlikle İlgili Kısıtlayıcı İnançlar Anketi

Aşağıdaki satırları okuyun ve değerlendirin.
Tamamen katıldıklarınıza 2 puan, kısmen katıldıklarınıza 1 puan, hiç katılmadıklarınıza ise 0 (sıfır) puan verin.

01- (   ) Çok para kazanmak için insanları sömürmek lazım.
02- (   ) Daha fazla kazanabilmek için çok daha fazla çalışmak zorundayım.
03- (   ) Zenginlik insana mutsuzluk getirir.
04- (   ) Para kazanabilmek için önce büyük bir sermaye olması lazım.
05- (   ) Ben para kazanmakta becerikli değilim.
06- (   ) Benim anne veya babamdan daha fazla kazanmam mümkün değil.
07- (   ) Sadece hayalperestler zengin olacaklarını düşünür. Oysa ben gerçekçiyim.
08- (   ) Ne kadar fazla paraya sahip olursam, o kadar fazla sorunum olur.
09- (   ) Ben başarılı olursam arkadaşlarım beni kıskanır ve benden uzaklaşır.
10- (   ) Çok fazla yükselirsem, o kadar kötü düşerim.
11- (   ) Zengin olmadığım için kendimi daha güvende hissediyorum.
12- (   ) Fakir insanların, namusuyla çalışarak zenginleşmesi mümkün değildir.
13- (   ) Ben başarısız biriyim.
14- (   ) Paran çoksa, o para seni de yönetmeye başlar.
15- (   ) Bu devirde bir dayın olmadan başarılı olamazsın.
16- (   ) Gelecek bana hiç te güzel şeyler vaat etmiyor.
17- (   ) Fazla para insanı baştan çıkarır.
18- (   ) Hayal kırıklığı yaşamamak için beklentilerimi küçük tutmalıyım.
19- (   ) Zengin insanlar açgözlü ve acımasız olur.
20- (   ) Bana kimse yüksek ücret ödemez.

Şimdi verdiğiniz puanları toplayın:

1- Toplam puanınız 10’dan azsa zenginlikle ilgili kısıtlayıcı inançlar konusunda şanslısınız demektir.
2- Toplam puanınız 10 ile 20 arasındaysa durumunuz çok vahim olmasa da, bu konuda önlem almanızda yarar var diyebiliriz.
3- Toplam puanınız 20 ve üzerindeyse acil yardım almanız gerekir. Sahip olduğunuz kısıtlayıcı inançlar, yaşamınız üzerinde ağır bir baskı oluşturuyor ve sağlıklı kararlar verebilmenizi engelliyor. Mutlaka bir “İçsel Temizlik” çalışması yapmalısınız.

Gamet Gelişim