?> October 2012 - Kişisel Gelişim
Oct 312012
 
2,247 views

Bir danışanımız, böcek korkusu şikayetiyle geldi. Aynı zamanda uçak korkusu da varmış ama, baskın sorunu böceklerle ilgili.

Sorunu yurtdışında başlamış. Gittiği ülkede çok iri ve çok hızlı hareket eden kahverengi hamam böcekleriyle karşılaşmış. Hem de her yerde…

Kendi evi dışındaki neredeyse her mekanda bu davetsiz konuklarla karşılaştığını anlattı. Hatta bir arkadaş ziyaretindeyken yaşadığı olayda çığlık çığlığa bağırarak oradan kaçmaya çalıştığını hatırlıyor ama, film, işte orada kopmuş!..

Yurtdışına gitmeden 2 yıl önce, Türkiye’deyken de bir olay yaşamış.

Eşiyle birlikte bir arkadaşlarının evinde konuk olmuşlar. Danışanımız sabaha karşı uyanmış. Odanın her yerinde hamam böcekleri varmış. Hareketi farkedince hemen kaçışmışlar. Derhal evden ayrılmak istemiş ama eşini uyandıramamış. O da kendi başına evden ayrılmış.

Genel olarak böceklere karşı bir tiksinti duymakla birlikte, sadece kahverengi renkli olan ve hızlı hareket eden böcekler karşısında kontrolünü kaybediyormuş.

Bu duyguları zihninde yeniden canlandırdığında kalbinin sıkıştığını belirtti. Sıkıntı şiddeti 7 düzeyindeydi.

Kurgu cümlemizi önce şöyle oluşturduk:

“Yakınımda kahverengi ve hızlı yürüyen bir böcek görsem bile kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Daha sonra aynı cümleyi daha kolay söylenebilecek yeni bir forma dönüştürdük:

“Kahverengi ev tipi böceklerden korkuyor olsam da, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Uygulama zamanımız dar olduğu için kısa uygulama yapmayı tercih ettik.

İlk tur sonunda sıkıntı şiddeti 7’den 4’e düştü. Yine kalbi sıkışıyordu.

İkinci tur sonunda da kalp sıkışması vardı, ama sıkıntı şiddeti 3’e inmişti.

Bir kez daha uyguladık.

Bu kez danışanımızın kalbindeki sıkışma ortadan kalktı. Korku ise kendini sıradan bir tiksintiye bıraktı.

Ertesi gün yaptığımız telefon görüşmesinde, etrafında hiç böcek bulunmadığı için sonucu tam olarak test edemediğini; ama böcek korkusu konusunda kendini çok daha rahat hissettiğini söyledi. Bir sonraki hafta Antalya’ya gidecekmiş. Orada mutlaka böceklerle karşılaşacağını, döndüğü zaman sonucu bize de ileteceğini söyledi.

Sonucu biz de merakla bekliyoruz.

Ahmet Aksoy

Oct 242012
 
1,758 views

Süpürge

En tehlikeli ve zararlı çöpler beynimizde bulunur.

Korku, nefret, kin, kendini veya başkalarını küçümseme gibi saplantılar gerek sahibine, gerekse başkalarına büyük zararlar verebilir. Her iki durumda da hem kişi, hem toplum için kesinlikle zarar hanesine yazılacak bir sonuç oluşur.

Bunlar duygusal ve düşünsel çöplerdir. Bunlardan arınmak, bu tür çöplerden bir an önce temizlenmek gerekir.

Yolunuzun önündeki çöpleri, engelleri temizleyin. Böylelikle hem kendi yolunuzu, hem de size ulaşmak isteyenlerin yolunu açmış, ulaşılabilirliğinizi kolaylaştırmış olursunuz.

Örneğin evinizdeki veya ofisinizdeki çalışma masanızın üzerinde üst üste bir sürü şeyin yığılı olduğunu düşünün. Kağıt zımbasına ihtiyaç duyduğunuzda, mevcut kalabalığı karıştırarak aradığınıza ulaşmaya çalışırsınız. Her şey üstüste olduğu için hiçbir nesneye standart bir yer ayırmanız mümkün olmaz.

Oysa düzenli, tertipli; üstünde sadece gerekli nesnelerin bulunduğu bir masada aradığınız şeylere anında ulaşırsınız. Herşeyin durduğu yer tanımlı olmasa bile, sadece bir göz atmanız, hedefinizi görmeniz için yeterli olacaktır.

Aynı yaklaşımı yaşamınızın her alanına uygulayabilirsiniz: Eğer saklanmak gibi bir amacınız yoksa, hem çevrenizdeki, hem de beyninizdeki gereksiz şeyleri, çöpleri uzaklaştırın. Hayatınızın kolaylaştığını, herşeyin çok daha kolay ve düzgün bir şekilde gerçekleştiğini göreceksiniz.

Topyekun arınma açısından zihinsel ve duygusal temizlik özel bir önem taşır. Çünkü bunlar algılama sistemimiz üzerinde belirleyici etkilere sahiptir. EFT-Tepeleme ve benzeri yöntemler bu konuda en önemli yardımcılarımız olmaya adaydır.

Ahmet Aksoy

Oct 242012
 
1,596 views

İlgili yazının orijinal hali  http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/bas-agrisi-icin-eft-tepeleme/  adresindedir. EFT ile ilgili bir çok yazıya ilgili siteden ulaşabilirsiniz.

Başağrısı

EFTTepeleme baş ağrılarıyla baş edebilmek amacıyla da kullanılabilir.

Ancak, ağrı mekanizmasının aslında bir uyarı sistemi olduğunu kesinlikle unutmamalıyız.  Bu nedenle -özellikle- tekrarlayan ve sürekli ağrıların nedenini belirlemek üzere uygun bir hekime danışmak doğru olur.

Eğer ağrının sebebini biliyorsak, rahatsız edici etkisini gidermenin olumsuz bir etkisi olmaz. Böyle bir durumda EFT-Tepeleme uygulayabiliriz.

Danışanlarımızdan birinin böyle bir baş ağrısı vardı. Doktora gitmiş, çeşitli tahliller yaptırmış ve sonuçta bu ağrıların strese bağlı olduğu belirlenmişti. Danışanımız ilaç kullanmaktan hoşlanmıyordu. Bu nedenle doktorun önerdiği ağrı kesicileri de çok zorunlu kalmadıkça kullanmıyordu.

Ağrı, sağ şakak bölgesindeydi. Genellikle akşam saatlerinde ve 6-7 şiddetinde  ortaya çıkıyordu.

Kurgu cümlemizi şöyle oluşturduk: “Sağ şakağımdaki ağrıya rağmen, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Standart uygulama ile ilk tur sonundaki ağrı şiddeti 5’e, ikinci turu tamamladığımızda ağrı şiddeti ikiye düştü. Uygulamaya devam etmeye gerek görmedik.

Ertesi gün danışanımızdan aldığımız facebook mesajı şöyleydi: ” Gece yatmadan EFT yaptım, sorunsuz uyudum.”

Eğer siz de nedenini bildiğiniz kronik ağrılar yaşıyor ve bu ağrılardan kurtulmak için kimyasal ilaçlar kullanmaktan  rahatsızlık duyuyorsanız, EFT-Tepeleme yöntemini mutlaka deneyin!

Ahmet Aksoy

Oct 102012
 
1,592 views

Aşağıdaki yazı http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/ucak-korkusu-ve-eft-tepeleme/  adresinden alınmıştır. EFT ile ilgili diğer kaynaklara da aynı siteden ulaşabilirsiniz.

Uçak korkusu

Yüksekten korkma, doğal bir korunma içgüdüsüdür. Yüksek bir yerden düşme olasılığını azaltmaya yönelen koruyucu bir davranıştır.

Ancak bu durum, güvenli bir ortamdayken bile “tehlike” sinyallerinin tetiklenmesini engelleyemiyorsa, durum kontrolden çıkmış ve koruyuculuk özelliğinin ötesine geçmiş demektir.

Uçak korkusu da benzer bir korku.

Sigorta şirketlerinin itibar ettiği istatistiklere göre en güvenilir ulaşım araçları uçaklar. Bu da çok doğal. Çünkü uçak maliyetleri çok yüksek. Bu yüzden havayolu şirketleri, yatırımlarını güven altına almak için gerekli güvenlik önlemlerini fazlasıyla yerine getirmek zorundalar.

Bu kadar güvenli bir ulaşım aracından korku duymayı, mantıklı bir gerekçeyle açıklamak pek mümkün değil.

Uçak korkusu, çeşitli özellikler taşıyabiliyor. Örneğin bazılarının korkusu uçak havalandığında bitiyor. Oysa bazılarında asıl korku uçak havalandığında doruk noktasına ulaşıyor. Bazıları sadece türbülansa girildiğinde korkuyla yüzleşiyor. Bazılarında ise uçağa binme düşüncesi bile korkuyu tetiklemek için yeterli oluyor.

Korkuların temelinde genellikle yaşanmış öyküler yer alır. Bu öyküleri bulup çıkardığınızda, sorunun çözümüne büyük oranda yaklaşırsınız. Ama bu, zaman alan bir süreçtir. Bu yüzden bazı durumlarda nedeni sorgulama fırsatınız olmaz. Hemen  sonuç almanız gerekir.

Bir danışanımızın uçak korkusu vardı.

Kendisi, görevi gereği çok sık seyahat ediyordu. Uçağa binmekten çekindiği için bu seyahatleri eşiyle birlikte otomobille yapıyorlardı. Dolayısıyla bu durum her ikisi için aşırı derecede yorucu oluyordu.

Sohbet sırasında, aslında çok zorda kaldığı zaman uçağa binebildiğini ama, ayağı beton zemine değinceye kadar çektiklerinin bir işkenceden farklı olmadığını anlattı.

Bu işkenceye bir son vermek için, en kısa zamanda  EFT uygulamaya karar verdik.

Birkaç gün sonra fırsat çıktı. Danışanımızın acilen İzmir’e  gitmesi gerekti.  Zamanı çok  kısıtlıydı ve uçak yolculuğu  tek alternatif gibi görünüyordu.

Yoğun programının arasında, kısa bir görüşme için bir araya geldik. Önce sarkaç yöntemiyle bilinçaltı sorgulama yaparak korkusunun düzeyini sınadık. Duygusal tepkileri olağanüstü güçlüydü.

Bunun üzerine birkaç tur uzun Tepeleme uygulaması yaptık. Göğsünü sıkıştıran endişe seviyesi 8’den, 5-6 düzeyine kadar geriledi.

Sonra da Temporal Tepeleme uyguladık ve üzerindeki uçuş  geriliminden tamamen sıyrılmasını sağladık.

Tekrar Bilinçaltı Sorgulama uygulayarak “uçağa binme korkusu”nun etkisini büyük oranda yitirmiş olduğundan emin olduk. Tüm bu uygulamalar yarım saat içinde tamamlandı.

Ertesi gün danışanımızın duygu yoğunluğunun tahminimizden de fazla olduğunun farkına vardık. Çünkü sorgulama sırasında kullandığımız kristalin ucundan bir parça kopmuştu. Uygulama sırasında bunun farkına  varmamıştık ve kristali ondan başka kullanan olmamıştı.

Bir hafta sonra danışanımızdan beklediğimiz güzel haberi aldık. Her şey yolunda gitmiş ve çok rahat bir yolculuk yapmıştı.

O tarihten bu yana zaman zaman, fırsat bulduğu her yerde uçak korkusu probleminden nasıl kurtulduğunun öyküsünü anlattığının haberini alıyor ve mutlu oluyoruz.

Ahmet Aksoy

Oct 082012
 
1,692 views

Gamet Gelişim Bülteni, 2. sayısıyla karşınızda.

Bu sayımızda Kartalın Yeniden Doğuşu efsanesini kapak yaptık.
Başarı, Sabır ve Emek İster sayfamızda bazı ünlülerin ibret öykülerini dile getirdik.
Bunları Biliyor muydunuz?, Göz Yanılmaları ve Farkındalık Ödevi sayfaları yine dopdolu.
Kişisel Gelişim bölümümüzdeki “Uykusuzluk, Aşırı Kilolar ve EFT-Tepeleme” başlıklı yazımızda Bilinçaltı Sorgulama ve  Tepeleme ile ilgili bir uygulamamızı özetledik.
Her iki sayımıza da Bültenler bölümümüzden ulaşabilirsiniz.
Gamet Gelişim

Oct 042012
 
1,839 views

(Aşağıdaki yazının orijinal haline http://eft-tepeleme.gamet.com.tr/uykusuzluk-asiri-kilolar-ve-eft-tepeleme/ adresinden ulaşabilirsiniz.)

Bir danışanımızın sorunu geceleri düzenli uyuyamamak ve aldığı fazla kilolar idi.
Her gece 8-10 kez uyanıyor ve her seferinde mutfağa gidip rasgele bir şeyler atıştırıyordu.

Aslında bakımlı bir kadındı. Düzenli eksersiz yapıyordu. Bu yüzden kilosunu göstermiyordu. Ama farklı yer ve tartılarda alınan ölçümler 20 kiloluk bir fazlalığı belgeliyordu.

Aşırı ve düzensiz beslenmenin altında genellikle duygusal sorunlar yatar. Katı bir disiplinle uygulanan diyetlerin bile kalıcı çözüm üretememesinin nedeni budur. Çünkü siz sonuçlar üzerinde ne denli yoğun uğraşlar verirseniz verin, asıl nedenleri ortadan kaldırmadıkça kalıcı bir başarı elde etmeniz mümkün olmaz.

Bu yüzden danışanımıza bilinçaltı sorgulama uygulamaya başladık.

Sorgular sırasında gece atıştırmalarını karanlıkta ve gizlice yaptığı ortaya çıktı. Bir şeylerden saklanıyor gibiydi. Acıktığı için yemek yemiyordu. Üstelik gece karanlığında bilinçsizce o kadar fazla şey tüketiyordu ki, gündüz yemek yemeye gereksinim duymuyordu.
Danışanımız babasını kaybetmişti. Annesi ise tek başına eski evlerinde kalıyordu.
Aile ilişkilerine girdiğimizde danışanımızın çocukluk döneminde anne ile babanın sık sık kavga ettiği; bu kavgaların da genellikle yemek masasında patlak verdiği ortaya çıktı. Kavga sertleştiğinde baba anneyi sofradan kovuyor, danışanımız da annesini desteklemek için karnını doyurmadan sofradan kalkıyordu.

İlerleyen saatlerde ortalık yatışıyor ve anne, karanlıkta yatağının içinde büzülmüş halde bekleyen danışanımıza gizlice yiyecek bir şeyler getiriyordu. Baba farketmesin diye tüm bunlar karanlıkta yapılıyordu.

Böylece gece uyku bölünmelerinin ve karanlıkta aceleyle yapılan bilinçsiz atıştırmaların nedeni açıklığa kavuşmuş oldu.

Hemen Tepeleme uyguladık.

Olayı zihninde görüntüleyen danışanımızın göğsü daralıyordu. Hissettiği duygusal şiddet maksimumdu.

Gözyaşları arasında 4 tur uzun uygulama yaptık. Sonunda her şey sakinleşti.

Ertesi gün danışanımızla yaptığımız telefon görüşmesinde uzun zamandır ilk kez uyuyabildiğini müjdeledi. Tüm gece boyunca sadece bir kaç kez uyanmıştı.

İki gün sonra tepeleme uygulamasını yineledik.

Bir kaç gün sonraki telefon görüşmesinde uykusunun çok daha düzenli hale geldiğini ve gece atıştırmalarının tamamen son bulduğunu öğrendik. Mutluluğu sesinden kolayca anlaşılıyordu. Aynı mutluluk duygusu bizi de sarmaladı.

EFT-Tepeleme uygulamalarında ele alınan sorunun doğru tespit edilmesi, uygulamanın başarıyla sonuçlanmasında büyük önem taşır. Yapılan yanlış uygulamalar, duygusal sıkıntıları gidermek bir yana, daha da pekişmelerine neden olur. İşte bu yüzden, Bilinçaltı Sorgulama, ele aldığımız sorunların danışanımızın bilinçaltı tarafından nasıl değerlendirildiğini anlamamızda en büyük yardımcımızdır.

Ahmet Aksoy

Gamet Gelişim – 0216 450 5784

Not: Yukarıdaki satırlarda hep “biz” dediğimi farketmişsinizdir. Bunu bilinçli olarak yaptım. Çünkü Tepeleme uygulamalarımızın sorgulama bölümlerine çoğunlukla eşimle birlikte katılırız. Uyguladığımız çapraz sorgulama, sonuca daha hızlı ve doğru ulaşmamızı sağlar.

Oct 032012
 
1,958 views

Kartal ve Yeniden Doğuş

Kartal ve Yeniden Doğuş

Kartal, kuş türleri içinde en uzun yaşayanıdır. 70 yıl kadar yaşayan kartallar vardır. Ancak bu yaşa ulaşmak için, 40 yaşındayken çok ciddi ve zor bir karar vermek zorundadır. Kartalın yaşı 40’a vardığında pençeleri sertleşir, esnekliğini yitirir ve bu nedenle de beslenmesini sağladığı avlarını kavrayıp tutamaz duruma  gelir. Gagası uzar ve göğsüne doğru kıvrılır. Kanatları yaşlanır ve ağırlaşır. Tüyleri kartlaşır ve kalınlaşır. Artık kartalın uçması iyice zorlaşmıştır. Dolayısıyla kartal burada iki seçimden birini yapmak zorundadır:

– Ya ölümü seçecektir,

– Ya da yeniden doğuşun acılı ve zorlu sürecini göğüsleyecektir.

Bu yeniden doğuş süreci 150 gün kadar sürer. Bu yönde karar verirse kartal bir dağın tepesine uçar ve orada bir kaya duvarda, artık uçmasına gerek olmayan bir yerde, yuvasında kalır. Bu uygun yeri bulduktan sonra kartal gagasını sert bir şekilde kayaya vurmaya başlar. En sonunda kartalın gagası yerinden sökülür ve düşer. Kartal bir süre yeni gagasının çıkmasını bekler. Gagası çıktıktan sonra bu yeni gaga ile pençelerini yerinden söker çıkarır. Yeni pençeleri çıkınca kartal bu kez eski kartlaşmış tüylerini yolmaya başlar. 5 ay sonra kartal, kendisine 20 yıl veya daha uzun süreli bir yaşam bağışlayan meşhur yeniden doğuş uçuşunu yapmaya hazır duruma gelir.

Kendi yaşamımızda sık sık bir yeniden doğuş süreci yaşamak zorunda kalırız. Zafer uçuşunu sürdürmek için, bize acı veren eski alışkanlıklarımızdan, geleneklerimizden ve anılarımızdan kurtulmak zorundayız. Ancak geçmişin gereksiz safrasından kurtulduğumuzda, deneyimlerimizin yeniden doğuşumuzun getireceği olağanüstü sonuçlarından tam olarak yararlanabiliriz.

Kıssadan Hisse: Yukarıdaki çarpıcı öykü, internette pek çok kaynakta yer almaktadır. Öykünün İngilizce aslı 2007 yılının Mayıs ayında bir slayt-gösterisi olarak internette dağıtılmaya başlanmıştır. Ama asıl önemlisi, bu öykünün tamamiyle kurgu olmasıdır. Çünkü bilimsel olarak kartalların hiç bir türünde böyle bir davranışa rastlanmadığı bilinmektedir. Öykü, güzel bir “internet efsanesi” yaratmıştır ve bize, internette gördüğümüz herşeye körü körüne inanmamamız gerektiğinin önemini vurgulamaktadır.
Kaynağı belli olmayan bu tür öyküler, tıpkı “göz yanılmaları” gibi, eksik bilgiden kaynaklanan “beyin yanılmaları” yaratır ve dikkatli olmamızı gerektirir. Yukarıdaki öykü aslında güzel bir konuyu alıp, yararlı bir şekilde işliyor. Bu nedenle bu öyküyü doğru kabul edip ona inanmak belki tehlikeli sonuçlar doğurmayacaktır. Fakat ne yazık ki hep böyle olmuyor! Bazan öyle düzmece öykülerle karşılaşıyoruz ki, tüm yaşamımızı çok yanlış bir yöne kanalize edebiliyor.
Her şeye rağmen bunlara inanıp inanmamak bizim seçimimizdir ve yaptığımız her seçimin sorumluluğu tamamen bize aittir.