?> August 2012 - Page 2 of 2 - Kişisel Gelişim
Aug 122012
 
1,665 views

(Bu yazılar Haftalık Kitap Postası Dergisinin 5. sayısında yayınlanmıştır.)

GİRİŞ

Bu sayımızda, size yeni bir sayfa sunuyoruz: “Yaşamın Artıları – Bardağın Dolu Tarafı”.

Bu sayfamızda yaşamın nabzını tutmamızı sağlayan çeşitli konulara küçük hatırlatmalar halinde değineceğiz.

Farkındalık, önem verdiğimiz konulardan biri.
Yaratıcı İmgeleme, bir diğer önemli konu.
Yaşamın içinden küçük ama çarpıcı örneklerimiz olacak.
Olumlama Bölümümüzde haftanın her günü için ayrı bir olumlama cümlesi vereceğiz.
Haftanın Ödevi bölümünde ise minik Farkındalık ödevlerimiz yer alacak.
Sizlerden sayfamızla ilgili öneriler, eleştiriler, değerlendirmeler bekliyoruz.
“Acaba bu hafta neler var?” Sorusuna yaşam kazandırmak için siz de elinizi uzatın!


UMUTSUZLUĞA DÜŞTÜĞÜNÜZ ZAMANLARDA BU ADAMI İZLEYİN!

“Benim adım Nick Vujicic.

Dünyayı dolaşmaktan, balık tutmaktan, golf oynamaktan ve yüzmekten hoşlanırım. Yaşamayı seviyorum.”

Nicholas James Vujicic, 4 Aralık 1982’de doğdu. Ender rastlanan ve adına tetra-amelia sendromu denilen bir rahatsızlık nedeniyle kolları ve bacakları olmadan dünyaya geldi. Çok zor bir çocukluk yaşadı. Okul arkadaşları onunla alay ettiler. Ama o yılmadı, içinden gelen sese kulak verdi. Şimdi Avustralya’da vaizlik ve Motivasyon konuşmacılığı yapıyor. Bütün dünyayı dolaşıyor ve milyonlarca insana, aslında ne kadar çok şeye sahip olduklarını farkettiriyor.

Vujicic, bir konuşmasında şöyle diyor:
“İnsanlar zaman zaman son derece umutsuz olduğu düşünülen durumlara düşebilir. Hatta tekrar ayağa kalkabilmek için her türlü olanak ve araçtan yoksun da kalabilir… 
Şimdi sizlere soruyorum:
-Örneğin, ben yere düştüğümde, 100 kere yeniden ayağa kalkmayı denesem ve 100 keresinde de başarısızlığa uğrasam, yeniden ayağa kalkabilme konusunda tüm umutlarımı yitirmeye hakkım veya şansım olabilir mi?
-Sizce 101. denemeyi aklıma dahi getirmemeli miyim? Ne yazık ki benim böyle bir şansım yok! Yaşamımı devam ettirebilmek için ne yapıp edip tekrar ayağa kalkmak zorundayım!”

Ya bizler? Yere kapaklandığımızda, hatta sadece ayağımız tökezlediğinde bu kadar sızlanmaya hakkımız var mı?

Not: Vujicic’in YouTube üzerinde yayınlanan çok sayıda videosu var. Bunları izlemenizi, hatta bir kaçını elinizin altında bulundurmanızı öneriyorum.

 

HAFTANIN OLUMLAMALARI

Olumlamalar, yaşamımız boyunca yüklendiğimiz olumsuz yönergelerin etkisini azaltmak üzere bilinçli olarak tekrarladığımız olumlu cümlelerdir. Bu cümleler, doğrudan bilinçaltına erişecek şekilde düzenlenir ve sadece olumlu ifadeler içerir.

Her hafta bu bölümde 7 farklı olumlama vereceğiz. Her gün için ayrı bir olumlama. Bu olumlamaları ilgili günlerde fırsat buldukça tekrarlayın. Mümkünse, yüksek sesle. Sabah uyku mahmurluğunu atmadan ve gece uyumadan hemen önce seslendirmeyi sakın unutmayın! ( Ancak, verdiğimiz olumlamalardan herhangi birini seslendirmek sizde güçlü bir tepki yaratıyorsa, büyük olasılıkla, o konuda bir dirence sahipsinizdir. Bu direnci ortadan kaldırmak için Temporal Tepeleme yöntemimizden yararlanabilirsiniz.)
Pazar : Duygularım benim denetimim altındadır
Pazartesi : Ben başarıya odaklıyım
Salı : Bilinçaltım gereken yanıtları bilir
Çarşamba : Ben barış ve huzur doluyum
Perşembe : Kendi yaşamımı şekillendirme özgürlüğüne sahibim
Cuma : Tabağıma doyacağım kadar yemek alırım
Cumartesi : Düşüncelerimi kendim denetlerim.

 

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

Ortalama bir insan beyni

  • Yaklaşık 1400 gramdır (Einstein’ın beyni sadece 1230 gramdı)
  • %75’i sudan oluşur
  • 100 milyar sinir hücresi (nöron) içerir (Dünya üzerindeki toplam nüfusun 15 katı ve Samanyolu galaksimizdeki yıldızların sayısı kadar)
  • Sinir hücrelerinin birbiriyle 100 trilyon bağlantısı (sinaps) vardır
  • Sinir hücrelerinin teorik bağlantı kapasitesi, bilinen evrendeki atom sayısından daha fazladır
  • Beyinde, sinir hücrelerinin yanısıra 100 milyardan daha fazla koruyucu glial hücreleri bulunur. Bu hücreler de birbiriyle haberleşebilir.
  • Bir sinir hücresi saniyede 200 elektriksel atım (impulse) gönderebilir
  • Sinirsel atımlar saniyede 360 kilometrlik hıza sahiptir
  • Sinir hücrelerinin toplam uzunluğu 780 bin kilometredir
  • Bünyedeki kanın %15’ini kullanır
  • Alınan oksijenin %25’ini kullanır
  • Vücudun ürettiği enerjinin %20’sini kullanır
  • Bazı sinir hücreleri (nöronlar) 2 metreden daha uzundur
  • Nöronların gebeliğin başlangıç dönemlerinde çoğalma hızları, dakikada 250 bin nörondur.
  • İnsan beynindeki kan damarlarının toplam uzunluğu yaklaşık 180 bin kilometredir.
  • İnsan beyninin sadece %10’unun kullanıldığı tezi bir şehir efsanesidir. Beyin, bir kaza sonucu işlevsiz hale gelen hücrelere bile hemen başka görevler atar.

 

GÖZ YANILMALARI

Eser: Octavio Ocampo – Meksika

 

HAFTANIN ÖDEVİ

Pek çok şey var ki, ancak yitirdikten sonra öneminin farkına varıyoruz. Üstelik yitirdikten sonra önemini kavradıklarımızın kat kat daha fazlasını da hiç fark etmiyoruz.

Dilimizde “bakar körlük” kavramıyla özetlenen “farkındasızlık” aslında doğal bir olgu. Eğer herşeyi bilinçli olarak görüp farkedebilseydik, yaşadığımız bilgi bombardımanı altında ezilip giderdik. Ancak, beynimizin bu filtreleme işlevi, zamanla alanını fazla genişletmeye başlayabiliyor. O hale geliyoruz ki, etrafımızda olup bitenleri neredeyse hiç farketmeyen biyolojik robotlara dönüşüyoruz.

İşte buna izin vermemek gerek! Bazan betonun çatlağından fışkıran küçücük bir çiçek, bazan ayağımıza sürtünen minik bir yavru kedi, rüzgarın taşıdığı güzel bir koku, ya da bir gece vakti uzaklardan kopup gelen ve adını bile bilmediğimiz bir yaban kuşunun çığlığı…

Eğer gözlerimiz körleşmiş, kulaklarımız sağırlaşmış ve hatta beynimiz düşünme işlevlerini yitirmeye başlamışsa, insan olma özelliklerimizin ve yaşama zevkimizin çoğu da avuçlarımızdan kayıp gidiyor demektir.

İşte bu nedenle beynimize ara sıra küçük ödevler vermek yerinde olur.

Bu hafta iki ödev birden veriyorum.

Ödev 1: Bu hafta evinize dönerken, her gün kullandığınız yolun dışındaki herhangi bir güzergahı kullanın. Ya da farklı bir araçtan yararlanın. Örneğin kendi aracınızı kullanıyorsanız, bu kez bir dolmuşa binmeyi deneyin. Ya da başka caddelerden, başka sokaklardan dolaşın.

Ödev 2: Çevrenizdeki mavi renkli şeylere dikkat edin. Bu renk bir duvar boyasında, bir balığın yüzgecinde, bir giysinin püskülünde, bir gün batımında, ya da eski bir bardağın yaldızında olabilir. Sadece bunun farkına varın. “İşte bu mavi!” deyin. Etrafınızda ne kadar çok mavi bulunduğunu, mavi tonlarının ne kadar fazla olduğunu farkedin.

İLETİŞİM
Tüm düşünce, dilek ve önerilerinizi bize iletebilirsiniz.
ahmetaksoy@gamet.com.tr
www.gamet.com.tr
0216 450 5784
0533 339 0959

 

 

Aug 102012
 
2,010 views

Ulaşmayı kurguladığım mekanlardan birisi Sanal Oda.

Bu odanın her tarafı ekranlarla kaplı.  Duvarlar, tavan, döşeme… Her yer.

Bir de kumanda konsolu olacak elbet. Uzaktan yönetilebilir olmalı.

Ekranlara görüntü taşıyan kameralar dünyanın ve uzayın çeşitli bölgelerine yayılmış olacak.

Örneğin Himalayalar’da olmak istiyorum. Hemen  oradaki istasyonla canlı bağlantı kurulacak. Görüntü kısmı en kolayı. Üç boyutlu kameralar, 360 derecelik görüntüyü hemen aktarmaya başlayacaklar. Ses te öyle. Isı ve hava akımlarının yönü ve şiddeti de aktarılacak. Sanal Odadaki cihazlar tüm bu bilgileri yeniden canlandıracak. Sanırım şimdilik en zor iş, koku transferi. Ona da bir çözüm bulunacağından eminim. (Ekstrem hava şartlarının odadaki kişilere zarar vermesini engellemek için verilerde otomatikman bazı düzeltmeler yapılacak. Aksi halde Sanal Himalayalarda donmak, ya da Sanal Gobi Çölünde kavrulmak olasılığı var. O ortamların koşullarına uygun şekilde giyinmek pek pratik görünmüyor. Bu nedenle, verileri revize etmek daha anlamlı.)

Bir uyduda olmak istersem, seçim yapmam yeterli. Bu kez görüntü, ısı, ses, hava durumu, kokular oradan canlı olarak transfer edilecek.

Tüm bunların bir simülasyon cihazı aracılığıyla aktarılmasını -şimdilik- tercih etmiyorum. Böyle bir uygulama hareket gerektiğinde önem kazanacak. Benim açımdan, ortam koşullarının simülasyonu şimdilik fazlasıyla yeterli. (Hareket simülasyonu için  Surrogates – Suretler filmindeki yöntem  iyi bir çözüm gibi görünüyor.)

Hatta ilk aşamada sadece görüntü ve ses aktarımına da razı olabilirim. Bunun için canlı manzara yayını yapan bir kaç istasyon yeterli olur.

Sanal odadan çıkmaya ihtiyaç duymadan pek çok ortamda izleyici konumunda olmak mümkün. Böyle bir Sanal Odada yazı yazmanın keyfine doyum olmayacaktır.

Ahmet Aksoy

Not:  Şimdi, bu yazıyı yazarken İstanbul’da ısı gölgede 30 derece, nem oranı %45, kuzeydoğudan 23 km/saatlik bir rüzgar esiyor. Ya bir sahilde, ya da bir yaylada olmak işin keyfini daha iyi çıkartırdı ama, şimdilik elimizdekilerle yetineceğiz.

 

Aug 052012
 
1,722 views

EFT – Tepeleme Uygulamalarındaki 5 Temel Aşama

Önceki yazımda EFT – Tepelemenin anlamını ve kısa tarihçesini anlatmıştım.

Bugün de bu yöntemin nasıl uygulanacağını anlatacağım.

EFT – Tepeleme, baş, göğüs ve ellerimizdeki bazı özel noktaların genellikle parmak uçlarıyla vurularak uyarılması yöntemiyle çalışır.

EFT – Tepeleme sürecindeki temel aşamalar şöyledir:

1. Saptama
2. Değerlendirme
3. Kurgu
4. Vuruşlar
5. Tekrar değerlendirme (gerekiyorsa kurgu aşamasına tekrar dönüş)

Kısaltılmış reçetede kullandığımız noktaları şu şekilde sıralayabiliriz:

KB- Kaş başlangıcı (simetrik)
GU- Göz ucu (simetrik)
GA- Göz altı (simetrik)
BA- Burun altı (tek)
ÇN- Çene (tek)
KK- Köprücük kemiği (simetrik)
KO- Koltuk altı (simetrik)
GN- Göğüs noktası (simetrik)
BL- Bilek içi (simetrik-grup)
TN- Tepe bölgesi (karışık-grup)

Burun altındaki ve çenedeki noktalar tektir. Diğer noktalar ise çifttir ve simetrik olarak vücudumuzun her iki tarafında yer alırlar. Tepe bölgemizde ve bileklerimizde ise birbirine yakın çok sayıda nokta bulunur.

Her noktaya hızlı bir tempoyla 5-7 kez vurmamız gerekir. Vuruşlarımız kuvvetli olmalı, ancak canımızı yakacak kadar abartılmamalıdır. Bu noktaların hepsi, ilgili bölgedeki kemiğin yüzeye çok yakın olduğu yerlerde yer alır. Bileklere parmak uçlarıyla vurmak yerine, her iki bileğin iç taraflarını birbirine vurmak, bu bölgeden geçen meridyenlerin hepsini birden aktive eder. Yine çok sayıda meridyen geçişinin yer aldığı tepe bölgemizde de geniş bir alanı parmak uçlarıyla taramak, ya da tüm parmaklarımızın etli taraflarını veya el ayamızı bir bütün halinde bu bölgeye uygulamak yerinde olur.

EFT – Tepeleme uygulamasının ilk aşamasında, üzerinde çalışacağımız sorunu saptarız. EFT uygulaması, sorunları birer birer çözmede çok daha başarılı olur. Bu nedenle saptanan sorun mümkün olduğu kadar net ve yalın olmalıdır. Örneğin bir ağrı üzerinde çalışacaksak, o ağrının tipini ve yerini de dikkate almalıyız.

Sorunumuzu saptadıktan sonra, o sorunun duygusal yansımasının vücudumuzun neresinde yoğunlaştığını belirleriz. Örneğin midemizde bir burulma, ensemizde katılaşma, nefesimizin daralması, vb. (İlk başlarda sorunumuzun yoğunlaştığı bölgeyi saptamak çok kolay olmayabilir. Ancak zaman içinde deneyim kazandıkça, bu tür saptamaları daha kolaylıkla yapmaya başlarız.) Eğer böyle bir bölge yoksa, ya da bulamadıysak, ille de bulacağız diye kendimizi strese sokmaya gerek yok.

Bir sonraki aşamada, hissettiğimiz sıkıntının şiddetine 0 ile 10 arasında bir değer veririz. 0 (sıfır) yok, 10 (on) ise dayanılamayacak kadar şiddetli anlamına gelir. Bu saptama da, ilk başlarda kolay olmayabilir ama, en azından tahmini bir değeri mutlaka vermemiz gerekir. Çünkü EFT’nin en önemli özelliklerinden biri, sübjektif sorunlarımızı objektif olarak ölçümleyebilme fırsatı sağlamasıdır.

Sorunumuzun yerini ve şiddetini belirledikten sonra kurgu cümlemizi oluştururuz. Bu cümlenin olabildiğince yalın, anlaşılır ve kolay söylenebilir olması önemlidir. Süslü cümleler yerine, kendi gündelik kelimelerimizle oluşturduğumuz basit cümleler çok daha etkilidir.

Diyelim ki gözlerimizde bir ağrı var. Bu tek taraflı bir ağrı. Şiddeti de 7 olsun.

Bu durumda kurgu cümlemizi şöyle kurabiliriz:
“Sol gözümü çevreleyen bu ağrıya rağmen, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”
Şu da iyi bir kurgu cümlesi:
“Sol gözüme bıçak gibi saplanan 7 şiddetindeki bu ağrıya rağmen, kendimi seviyor ve olduğum gibi kabul ediyorum.”

Bu kurgu cümlesini elimizin serçe parmağına bitişik keskin ve etli tarafına (karate noktası) diğer elimizin parmaklarıyla sürekli vururken, peşpeşe 3 kez tekrarlıyoruz. Hangi elimizle hangi elimize vurduğumuz önemli değil. Hatta iki elimizin keskin kenarlarını birbirine vurmamız da geçerli bir yoldur.

Kurgu işlemi sırasında Karate noktasına sürekli vuruş yapmak yerine, göğsümüzdeki HN-Hassas Noktaları hafifçe bastırarak ovmak ta aynı işlevi görür. Bu noktalar, köprücük kemiklerinin ortada birleştiği V noktasından 7-8 santimetre aşağı indikten sonra, sağa ve sola yine 7-8 santimetre gittiğimizde bulacağımız noktalardır. Simetriktirler. Üzerlerine bastırıldığında biraz acı duyulur. Bu noktalar lenf sıvısının biriktiği noktalardır. Hassas olmalarının nedeni de buralardaki sıvı birikimidir.

Kurgu aşaması tamamlandığında vuruşlara geçiyoruz: (Simetrik noktaların herhangi birini, ya da her ikisini aynı anda kullanabiliriz.)

KB- Kaş başlangıcı – Bu ağrıya rağmen
GU- Göz ucu – Bu ağrıya rağmen
GA- Göz altı – Bu ağrıya rağmen
BA- Burun altı – Bu ağrıya rağmen
ÇN- Çene – Bu ağrıya rağmen
KK- Köprücük kemiği – Bu ağrıya rağmen
KO- Koltuk altı – Bu ağrıya rağmen
GN- Göğüs noktası – Bu ağrıya rağmen
BL- Bilek içi – Bu ağrıya rağmen
TN- Tepe bölgesi – Bu ağrıya rağmen

Vuruşları tamamladığımızda derin bir nefes alıp, tek hamlede boşaltıyoruz.
Ve yeniden bir değerlendirme yapıyoruz.
Değerlendirme yaparken gözlerimizi kapatmakta yarar var. Böylece, ele aldığımız sıkıntıya daha iyi yoğunlaşabiliriz. Değerlendirmede iki ayrıntıya dikkat edeceğiz:
1- Sıkıntımızın yerinde veya davranışında bir değişiklik var mı?
2- Şimdiki şiddeti (0-10 skalasına göre) kaç?

Sorunun yer veya davranışındaki değişiklikler, etkilenmenin göstergesidir. Şiddet düşmemiş, hatta yükselmiş olsa bile yeri değişmişse, doğru yoldayız demektir.
Eğer saptadığımız yeni şiddetin değeri 0, 1 veya 2 ise uygulamayı sonlandırabiliriz. Eğer daha yüksek bir değer belirlediysek kurgu aşamasına dönüp karate noktasına vururken kurgu cümlemizi 3 kez yinelemekten başlayarak tüm işlemleri aynı sırayla tekrarlamalıyız.

Tepeleme uygulamamızı 3 kez tekrarladığımız halde şiddetinde veya yerinde bir değişiklik elde edemediysek, ısrar etmek doğru olmaz. Uygulama yapmak için kullandığımız yeri değiştirebilir, ya da bir başka saat veya güne kaydırabiliriz.

Tepeleme uygulamaları genellikle çok hızlı tepki verirler. Yine de sonuç alamadığımız durumlarla karşılaşma olasılığı vardır. Böyle bir durumla karşılaştığımızda şu ayrıntıları sorgulamalıyız:
1- EFT yaptığımız mekanı etkileyen kuvvetli elektromanyetik alan kaynakları var mı? (TV, cep telefonu, elektrik trafosu, yüksek gerilim hatları, vb.) Eğer böyle bir güç alanı varsa, mümkünse kapatalım veya bu tür etkilerin olmadığı bir başka mekan seçelim.
2- Vücudumuz susuz kalmış olabilir mi? Tepeleme uygulamasına başlamadan önce mutlaka bol miktarda su içmeliyiz. Uygulama sırasında da özellikle yeni bir döngüye başlamadan önce bedenimize su takviyesi yapmak çok yararlı olacaktır.
3- EFT’ye karşı duygusal direncimiz olabilir mi? (Bu konuyu ve çözümünü bir başka yazımızda ele alacağız.)

http://eft.axtelsoft.com/ web sitemizde EFT ile ilgili ve farklı konularda çok sayıda örnek ve açıklama bulabilirsiniz. Konuyla ilgili sorularınız için sitemizdeki telefonları arayabilir veya bana eposta gönderebilirsiniz.

Gelecek hafta, bazı uygulama örnekleri vereceğim.

Tekrar görüşmek üzere,

Ahmet Aksoy
1.Not: EFT ile TEPELEME sözcüklerini eşanlamlı olarak kullanıyorum. Kişisel Gelişim konusuna daha önceden giriş yapmış olanlar, bu tekniği EFT adıyla tanıyor. Ben de aynı sözcüğü kullanmakla birlikte TEPELEME sözcüğünün aynı kavram için ülkemizde daha etkin ve kolay anlaşılır olacağını düşünüyorum. (Hatta TEPELEME sözcüğü, EFT’yi de içeren ama daha geniş bir kavrama karşılık geliyor.) Bu nedenle yazılarımda her iki sözcüğü de bilinçli olarak birlikte ve birbirinin yerine kullanmaya devam edeceğim.

2.Not: Yukarıda Kısa Reçete için verdiğimiz nokta sıralamasında Tepe Noktasını en başta veya en sonda kullanabilirsiniz. Size hangisi daha yakın geliyorsa, onu kullanın.

3. Not:  (Bu yazı Haftalık Kitap Postası Dergisinin 14 Temmuz 2012 tarihli 2. sayısında yayınlanmıştır. )

 

Aug 032012
 
1,770 views

Bizimkiler “evrim çöktü” naraları atadursun, bu haberin verdiği heyecanı hiç yaşamasınBilim insanları, “paleo-deneysel evrim” adı verilen bir yöntem kullanarak, 500 milyon yıllık bir bakteri fosilinden alınan “antik genleri”, canlı bir E. Coli bakterisine aktardı. Yapılan deneyle, bin nesildir hayatta olan bakterinin milyonlarca yıldır süren evrimi daha kolay bir şekilde gözlemlenebilecek.“Bu deney, yaşamın moleküler kaydını geriye sarıp tekrar izlemeye en çok yaklaştığımız andır. Antik bir genin modern bir canlıda nasıl evrim geçireceğini gözlemleme şansı elde ettik, bu sayede bir zamanlar gerçekleşen evrim sürecinin aynı şekilde mi, yoksa daha farklı bir yol izleyerek mi gelişeceğini görebileceğiz.” – Georgia Tech’in NASA , Ribozomal Orijinler ve Evrim Merkezi’nde görevli olan moleküler biyoloji uzmanı Betül Kacar

Gaucher, “Artık hem modern hem de antik genler içeren bu bakteri, ilk başta modern kopyaları kadar sağlıklı değildi ve onun kadar hızlı büyümüyordu, ancak hızla mutasyon geçirerek modern formundan daha da güçlü ve sağlıklı olma yolunda ilerliyor. Her geçen gün geçirdiği mutasyonları biriktiren bakteri, 500 nesil sonra ortamına ve hayatta kalmaya daha uyumlu hale gelecektir.” dedi.

İlk 500 neslin ardından öyle de oldu. Bilim insanları 8 bakteriyal dizinin genomlarını (tüm genetik kodlarını) inceledi ve onların biriken mutasyonlarla nasıl geliştiğini inceledi. 500 nesil sonra bu beklentiler doğru çıktı ve antik genlere sahip bakterinin gelişme hızının da zamanla arttığı görüldü. Birçok dizinin gelişme hızı modern kopyalarınınkine eşitlendiği gibi, bazıları modern bakterilerden bile daha sağlıklı hale geldi. Özetle, antik gen, mutasyon geçirerek modern genlere benzemedi ancak, modern proteinler vasıtasıyla kendisine evrim geçirecek bir yol çizmiş oldu.

Araştırmada elde edilen sonuçlar, NASA Uluslararası Astrobiyoloji Bilim Konferansı’nda açıklandı. Bilim insanları, evrim deneylerine devam edeceklerini ve bu sefer proteinlerin evrim alışkanlıklarını inceleyeceklerini belirtti.

Kaynaklar: http://www.gatech.edu/newsroom/release.html?nid=138621&fb_source=message, NTV ve Medicaldaily.com

Aug 012012
 
1,445 views

İlgili yazı http://eft-tepeleme.gamet.com.tr  sitesine aktarılmıştır. Yazıya ulaşmak için lütfen aşağıdaki linke tıklayın:

EFT-Tepeleme ile Stresten Kurtulma Hiç Bu Kadar Kolay Olmamıştı

Gamet Gelişim