?> August 2012 - Kişisel Gelişim
Aug 312012
 
8,363 views

Bilinçaltı Sorgulama Tekniği

(Aşağıdaki yazı Haftalık Kitap Postası Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır.)

BİLİNÇALTI SORGULAMA

Tepeleme uygulamalarındaki kurgu cümleleri genel olarak bilinçaltındaki olumsuz duygu ve düşünceleri betimleyerek, onlarla yüzleşme fırsatı sağlar. Bu nedenle, bilinçaltımızdaki olumsuz duygu ve düşüncelerin doğru saptanması, Tepeleme uygulamasının hızlı ve etkin yanıt vermesini kolaylaştıracaktır.

Bazı uygulamacılar bu amaçla “Kas Testleri” yapar. Bu testler kol, el veya parmaklar aracılığı ile uygulanır ve bilinçaltının olumlu tepkilerinde eklemlerde kilitlenme oluşacağını; olumsuz yanıt verdiğinde ise bu tür kilitlenmeler olmayacağını varsayar. Kas testlerini tek başına uygulamak genellikle kolay değildir.

Biz aynı amaçla ve tek başına uygulanması çok daha kolay bir teknik olarak “Bilinçaltı Sorgulama” tekniğini kullanıyoruz.

Bilinçaltı Sorgulama tekniğinde kullandığımız araç, basit bir sarkaçtır. Bu sarkaç, kuartz veya benzeri bir kristale bağlı bir zincir şeklinde olabilir. Ya da ince bir ipin ucuna bir anahtar veya bir alyans bağlayarak kendi sarkacınızı kendiniz oluşturabilirsiniz. Önemli olan, sarkacın her yöne ve rahatça salınım yapabilmesidir.

Yaygın sarkaç hareketleri:
1- İleri-geri
2- Sağa sola
3- Saat yönünde dönüş
4- Ters saat yönünde dönüş
5- Sol ileri çapraz
6- Sağ ileri çapraz
7- Merkezde titreme
şeklindedir.

Bilinçaltı Sorgulama’da bilinçaltının olumlu ve olumsuz yanıtlarda ve kararsız kaldığı durumlarda hep aynı tepkiyi verdiği varsayılır. Ancak bu tepki aynı kişi için bile yere ve zamana bağlı olarak değişkenlik gösterebilir. Bu yüzden sorgulamaya başlamadan önce, ilk işlem olarak kalibrasyon yapılır ve hangi hareketlerin hangi yanıtlara karşılık geldiği belirlenir.

Bilinçaltı Sorgulama sırasında kullanılan tüm soruların Evet veya Hayır şeklinde yanıtlanacak veya onaylanacak/reddedilecek yapıda ve olabildiğince basit olması çok önemlidir. Kalibrasyon aşamasındaki sorular da aynı kriterlere uymalıdır.

İşlemler sırasında kullanılacak sarkacın zinciri veya ipi çok kısa veya çok uzun olmamalıdır. İp kısaldıkça tepki süresi kısalır. İp uzadıkça tepki süresi uzar. Genellikle 10-15 santimetrelik bir ip – zincir boyu uygundur.

Sorgulama sırasında kendinizi kasmamaya özen gösterin. Dirseğinizi gövdenize yaslayarak kolunuzu öne doğru uzatabilir ve zincirin ucunu işaret ve baş parmaklarınızla tutabilirsiniz. Hangi elinizi kullandığınızın önemi yoktur. Ancak sorgulamayı da kalibrasyonu yaptığınız elinizle sürdürmelisiniz. Eğer Bilinçaltı Sorgulama sırasında elinizi değiştirme ihtiyacı duyarsanız, yeniden kalibrasyon yapmayı ihmal etmeyin.

Zinciri yönlendirmek veya sabit tutmak için özel bir çaba sarfetmeyin. Kaslarınızı gevşetin. Herşeyi doğal akışına bırakın. Unutmayalım ki sarkaç, sadece bilinçaltının tepkilerini görünür hale getirmeye yarayan bir araçtır. Sarkacın kendi başına bir değerlendirme veya yönlendirme becerisi yoktur. Sarkaç, gaipten haberler vermez!

KALİBRASYON

Birinci Aşama: Kalibrasyon için önce yanıtı kesinlikle “Evet” olan bir kaç soru sorulur veya cümle kurulur:

Örneğin benim ilk kalibrasyon cümlem çoğunlukla şöyledir:
“Benim adım Ahmet.”
Genellikle buna yanıt olarak sarkacım ileri-geri yönde sallanır. Bu cümleyi yanıtın yönünden emin oluncaya kadar peşpeşe ve hızlı bir şekilde yinelerim.

Aynı cümleyi “Benim adım Ahmet mi?” şeklinde soru haline çevirerek kullanmak ta aynı işlevi görür.

Eğer ilk soruya veya cümleye belirgin bir yanıt alamazsanız, benzer nitelikte ve yanıtı yine “Evet” olan başka sorular yöneltebilirsiniz. İlk denemelerinizde hemen yanıt alamamak, belirgin bir hareketin oluşamaması gibi bazı belirsizlikler yaşayabilirsiniz. Sorgulama konusunda uzmanlaştıkça, bu tür belirsizlikler giderek azalacaktır.

İkinci Aşama: Bu kez yanıtı kesinlikle “Hayır” olan bir soru sorulur veya cümle kurulur. Yine benim kullandığım klasik soru, sıcak yaz günlerinde “Dışarıda kar yağıyor” veya kış mevsimindeysek “Şu anda plajda güneşleniyorum.” şeklindedir. Benim “Hayır” yanıtlarım genellikle sarkacın sağa-sola sallanması şeklinde olur.

Eğer “Evet” veya “Hayır” yanıtlarından herhangi birini belirgin bir şekilde alamıyor; ya da çelişkili yanıtlar alıyorsanız bulunduğunuz koşullar, bu sorgulamayı yapmaya uygun değil demektir. Böyle bir durumda ısrarcı olmayın. Bulunduğunuz mekanı değiştirin, ya da işlemi bir başka zamana erteleyin.

SORGULAMA

Kalibrasyon işlemini tamamlayıp “Evet” ve “Hayır” yanıtlarınızın yönlerini belirlediğinizde, sorgulama işlemlerine geçebilirsiniz.

Sorgulamada kullanacağınız tüm soru ve cümleler kısa ve net olmalıdır.

Aşağıda “Zenginlik ve Para” konulu bir Bilinçaltı Sorgulamada kullandığımız örnek cümleler ve elde ettiğimiz yanıtlar bulunuyor:

Evet: İleri – geri
Hayır: Sağa – sola
Parayla ilgili bir sorunum yok. – Hayır
Yeterli para kazanamamak beni rahatsız ediyor – Evet
Çok para kazanmak kötüdür – Evet
Çok para kazanmak iyidir – Hayır
Paranın gelişini reddediyorum – Evet
Paranın bana doğru akışını engelliyorum. – Evet
Parasızlık konusunda kendimi suçluyorum. – Evet
Eski borçlarım beni artık üzmüyor. – Hayır
Tepeleme parasal sorunlarımı çözer. – Evet

Bu kısa sorgulama, danışanımızın para kazanmaya karşı tepki duyduğunu, fazla paranın büyük bir sorun kaynağı olacağına inandığını gösteriyor. Bu gibi inançlar, genellikle mali konularda kendi kendini sabote etme davranışlarına neden olur.

Bilinçaltı Sorgulama Tekniğini herhangi bir konuda kararsız kaldığınız noktaları netleştirmek amacıyla da kullanabilirsiniz.

Bir başka danışanımızın sorgulama örneğinde şu soru ve yanıtlara ulaştık:
Sorgulama uyguladığımız danışanımız istediği gibi bir iş bulamadığını, çünkü yaşının ilerlemiş olduğunu, iş için gerekli yeterliğe sahip olmadığını düşünüyordu.

Evet: Saat yönünde dönüş
Hayır: İleri – geri
Öncelikle para kazanma ve kendine güven durumunu sorguladık.

İşsizlik beni rahatsız ediyor – Evet
Çok para kazanmak kötüdür – Belirsiz (Olduğu yerde titremeler)
Çok para kazanmak iyi bir şeydir – Evet
Ben kendimi değerli buluyorum – Evet

İş bulamamaktan rahatsız olduğu kesin ama para kazanmak ve kendine güven açısından olumsuz bir inancı bulunmuyor.

İkinci aşamada iş bulmakla ilgili sorulara yöneldik:

İstediğim zaman, istediğim işi bulabilirim – Hayır
İstediğim işi bulmak için yaşım fazla – Evet
Bulduğum işte o işin hakkını veremiyorum – Evet
Para kazanma konusunda çok tembelim – Hayır
Çok şanssız olduğuma inanıyorum – Evet

Aldığımız yanıtlar, danışanımızın iş bulma ve işin hakkını verme konusunda olumsuz inançlara sahip olduğunu gösteriyor. Tembel olmadığına ama, şanssız olduğuna inanıyor.

Danışanımızın masörlük sertifikası var. Ancak, bu işi yapmaya çalıştığında yoğun bel ağrıları yüzünden çalışmayı sürdüremiyor.

Masörlük yaparken belimin ağrıması o işi yapmak istemediğim için – Evet
Başarılı olmak beni korkutuyor – Hafif Hayır
Çalışırken kendimi sabote ediyorum – EVET (çok kuvvetli)
İşe girsem de işten çıkarılacağımdan korkuyorum – EVET

Bu durumda danışanımızın para kazanmaya veya zenginliğe karşı olumsuz bir tepki duymadığı; ancak, başarı korkusu nedeniyle kendi kendini sabote ettiği anlaşılıyor.

Bilinçaltı Sorgulama Tekniği, kendi kendinize uyguladığınızda, bilinçli zihninizdeki yanıtlarla bilinçaltınızın yanıtlarını karşılaştırma olanağı sağlar. Kendinize itiraf edemediğiniz korkularınızı, endişelerinizi, beklentilerinizi açığa çıkarır. Eğer danışanlarınıza uygularsanız, gerçek sorunlarının ne olduğunu belirlemeniz kolaylaşır; en azından zaman kazanırsınız.

Kullanacağınız sarkaçla ilgili bir kaç önemli noktayı tekrar hatırlatayım: Sağlıklı sonuçlar alabilmek için, kullanacağınız sarkaç mutlaka dengede olmalıdır. Bu nedenle profesyonel bir elden çıkmış bir sarkaç edinmenizi öneriyorum. Sarkacın olumsuz enerji yüklenmiş olma olasılığına karşı her yeni kullanımdan önce akan su altında yıkayarak topraklama yapmanız yerinde olacaktır.

İyi sorgular!..
Beni izlemeye devam edin…

Ahmet Aksoy
ahmetaksoy@gamet.com.tr
www.gamet.com.tr

Not: Bilinçaltı Sorgulama konusunda uygulamalı atölye çalışmalarımız vardır. Ayrıntıları, www.gamet.com.tr site adresimizde bulabilirsiniz.

Aug 282012
 
1,186 views

Küresel Isınma, Yeni Mutabakat:

(Çok geç, çok yetersiz) -I-

Londra’da kazak, ceket, şemsiye ile dolaşıyorduk. Sıcaklıklar bu yıl mevsim ortalamalarının çok altında kaldı. Bodrum (iki haftalığına tatildeyim) ve Türkiye’de de mevsim ortalamalarının çok üzerinde… Mevsimlerde bir gariplik olduğu kesin.

ABD’de bir yılda 26 bin sıcaklık rekoru kırılınca, eyaletlerin yarısı kuraklıktan felaket bölgesine dönüşünce (Krupp, Wall Street Journal, 06/08/2012), hem küresel ısınma tartışmaları yeniden yoğunlaştı hem de “şüpheciler”kampından inanmışlar kampına geçişlerle, muhafazakâr kesimleri de kapsayan yeni bir mutabakat oluşmaya başladı. Ancak tartışmanın yaşandığı dönemin, ekonomik demografik özellikleri göz önüne alındığında, bu mutabakatın hem çok geç kaldığını hem de çok yetersiz olduğunu söylemek gerekiyor.

Küresel ısınma nasıl bir şey?

Bilim insanları, atmosfere salınan sera gazlarının, hızla artmakta olan CO2 oranının gezegeni ısıtmakta, bir iklim krizini hazırlamakta olduğunu, 1960’lardan bu yana savunuyorlar, ancak iş çevrelerini, siyasetçileri inandıramıyor, önlem almaya ikna edemiyorlardı. Nihayet, gelmekte olduğu söylenen şey geldi ve kapıya dayandı.

Son yıllarda sıra dışı ilkim olaylarına tanık olmaya başladık. Ortadoğu ve Avrupa’da 2003 yılında daha önce görülmemiş bir şiddette sıcaklık dalgası yaşandı. Rusya’da 2010 yılında sıcaklık dalgası, kuraklık 13 milyon hektarlık arazide ürünü yok etti (Bloomberg, 06/08/2012). Bu yıl ABD’de tarım alanları felaket düzeyinde bir kuraklıkla savaşıyor. Türkiye’de de sıcaklıklarda bu yıl olağanüstü bir artış var.

Dünyada sıcaklık dalgalarının sıklığı, süresi ve şiddeti giderek artıyor, Doğu Amazon bölgesinde tropik ormanlar giderek çayırlara dönüşüyor, birçok tropik bölgede canlı türleri yok oluyor; Afrika’nın, yağmura bağımlı tarım alanlarında bazı bölgelerde yüzde 50’ye varan kayıplar yaşanıyor; Asya’nın bazı bölgelerinde sel felaketlerine, su baskınlarına ve kuraklıklara bağlı olarak salgın hastalıklarda artış gözleniyor (http://climate.nasa.gov/effects/). Kutuplar, gezegenin geri kalanından iki kez daha hızlı ısınıyor (The Economist, 16/07/2012, Financial Times 05/08/2012). Geçen yıl yapılan bir NASA araştırması buzların hızla erimekte olduğunu ortaya koydu (www.nasa.gov/topics/earth/features/thick-melt.html). Temmuz ayında NASA gözlemleri Grönland’ın buzlarında daha önce görülmeyen oranlarda erime yaşandığını saptadılar (Forbes, 05/08/2012).

Arizona Üniversitesi’nden, jeoloji ve iklim bilimleri profesörü Jonathan Overpeck, “İşte küresel ısınma, bölgesel ve kişisel düzeyde böyle bir şey”diyor. Stanford Üniversitesi Carnegie Kurumu’ndan Chris Field’a göre“bugüne kadar hep konuştuğumuz örneklerin hepsinin birden ABD’yi etkilemekte olduğunu görmek çok çarpıcı”. Princeton’dan Prof. Michael Oppenheimer de son yaşananlar için “Küresel ısınmanın nasıl bir şey olduğunu bize gösteren bir pencere açtı” diyor (Los Angeles Times, 19/07/2012).

‘Yeni mutabakat’

Küresel ısınmanın nasıl bir şey olduğunu gösteren bu örnekler, özellikle ekonomiyi de etkilemeye başlayınca, düne kadar küresel ısınmayı kuşkuyla karşılayan, iddiaları “solcuların kapitalizme atmaya çalıştığı bir kazık” olarak gören muhafazakâr kesimlerde de bir tutum değişikliği yaratmaya başladı. Bu değişiklik, son haftalarda, yukarıda aktardığım gibi, Wall Street Journal, The Economist, Financial Times, Bloomberg, Forbes, gibi iş çevrelerinin yayınlarına da yansıyor, küresel ısınmayı kabul eden yeni bir mutabakatın oluşmakta olduğu görülüyor. Küresel ısınmaya piyasacı bir çözüm aramak için kurulmuş, muhafazakâr Environmental Defense Fund (Çevre Savunma Fonu) adlı kuruluşun direktörü Fred Krupp’un Wall Street Journal’daki yazısı bu mutabakat üzerineydi. Yazar, John Kasich (Ohio), Chris Christie (New Jersey) gibi Cumhuriyetçi Parti’den eyalet valilerinin, Rubert Murdoch’un, Exxon Mobil CEO’su Rex Tillerson’un artık küresel ısınma olgusunu bir gerçek olarak kabul ettiklerini aktarıyordu.

Bu bağlamda en çarpıcı gelişmelerden biri, Kosch kardeşlerin, iklim değişikliği savlarını ya-lanlamak için kurdurdukları Berkley Earth Surface temperature Project’in kurucusu, direktörü, Prof. Richard Muller’in New York Times’ta yayımladığı “Bir iklim şüphecisinin dönüşümü” başlıklı denemeydi. Kosch kardeşler ABD’nin en etkili 100 milyarderi arasında sayılıyor. Çay Partisi’ni finanse ediyorlar ve Obama’ya karşı kararlı bir mücadele sürdürüyorlar (Huffington Post, New York Times). Berkeley Earth’ün araştırmasının bulguları, dünyanın yüzey ısısının son 250 yılda 1.5 derece arttığını, bunun 0.9 derecesinin geride kalan 50 yılda gerçekleştiğini gösteriyor. Bu 1.5 derece ve 0.9 derece ilk anda önemsiz görünebilir, ama 12 bin yıl önce sona eren “mini” buzul çağıyla günümüz arasındaki ısı farkı yalnızca 6 derece.

Richard Muller, “Öyle görünüyor ki tüm bu artış insanların ürettiği sera gazlarından kaynaklanıyor… Artık şüpheci olmamak gerekiyor” diyor.

Geç ve yetersiz

Geçen hafta, küresel ısınma konusunu yeniden gündeme taşıyan etkenlerden biri de NASA’nın en etkili iklim değişikliği uzmanı James Hansen’in, Makiko Sato ve Reto Ruedy adlı uzmanlarla birlikte hazırlayarak yayımladığı araştırmanın basındaki yansımaları oldu. Araştırma son dönemde yaşanan aşırı sıcaklarla küresel ısınma olgusu arasında doğrudan ilişki kuruyor. Dr. Hansen, bu tür aşırı iklim olaylarının 1950-80 arasında hemen hiç yaşanmadığını, o zaman bu aşırı olayların “300’de bir” olan olasılığının“bugün 10’da bir”e yükseldiğini vurguluyor.

Geçen ay “Kapitalist uygarlık Titanic’e benziyor” yazımda aktardığım gibi, bugün CO2 üretimini toptan durdursak bile, sıcaklık bu yüzyılın sonuna kadar artmaya devam edecek. Umutsuzluğu artıran başka nedenler de var. Kapitalist sınıf, WSJ’de yazan Krupp’un, ısrarla vurguladığı gibi bulunacak, çözümlerin daha fazla devlet müdahalesi getirmemesi, piyasa kurallarıyla çelişmemesi konusunda ısrarlı. Bu yüzden bu mutabakatın yararlı pratik sonuçları olacak gibi görünmüyor.

Berkeley Earth’ün nihayet kabul ettiği gibi, ısınmaya yol açan CO2 artışı son 250 yılın, hızlanmasıysa son 50 yılın ürünü. Dr. Hansen’in makalesinde vurgulandığı gibi, iklimde bozulma 1980 sonrası bir gelişme. Bu gözlemlerden iki sonuç çıkıyor: Küresel ısınma esas olarak kapitalizmin (SSCB fabrikalarını da unutmadan) ürünü; hızlanmasıysa, aşırı üretim krizinin patlak vermesine paralel tüketimi, üretimi, hızlandırılmış tüketimi dünya çapına finansallaşmayla da destekleyerek yayma (küreselleşme) atılımının ürünü. Krizinden söz ettiğimiz Fordizm, post-Fordizm (sermaye birikim rejimleri), adı üstünde, yaygın ve yoğun hidrokarbon temelli yakıt kullanımına dayanıyor. Kimsenin henüz bu rejimden vazgeçmeye niyeti yok, zaten serbest piyasa modeli içinde teknolojik ve demografik olarak da olanaklı değil. Çarşamba günü devam ediyorum.

13 Ağustos 2012 – Cumhuriyet

 

Aug 282012
 
1,318 views

BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ?

(Aşağıdaki yazı, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.)

Kaslarımız ve kemiklerimiz

  • Yüzümüzde 60 ayrı kas bulunur.
  • Gülümserken sadece 17 kasımızı kullanırız. Oysa somurtmak için 43 ayrı kasın çalışmasına ihtiyaç vardır. Bu yüzden, uzun süre somurtmak yorucu olur. Gülümseyin!
  • Bebekler ilk doğduklarında vücutlarında tam 300 kemik bulunur. Yetişkinlerde bu sayı 206’ya düşer.
  • Sabahları, gece yatmadan önceki boyumuza kıyasla 1 santimetre kadar daha uzun oluruz. Ayakta kaldığımız süre boyunca boyumuz giderek kısalır.
  • Boyutu ile kıyaslandığında vücudumuzdaki en güçlü kas, dilimizdir.
  • Vücudumuzdaki en sert kemik, çene kemiğidir.
  • Tek bir adım atabilmek için bile 200 ayrı kasımızı kullanırız.
  • Vücudumuzda, kendini onaramayan tek parça, diştir.
  • Kemiklerimiz ağırlığı dikkate alındığında, çelikten daha dayanıklıdır.
  • Vücudumuzdaki 206 kemiğin 52’si bacaklarımızda yer alır.
  • Gamzeler, derinin kaslara bağlandığı yerlerdir.
  • İnsan saçı ve tırnaklar ölümden sonra da uzamaya devam eder.
  • Vücudumuzda, kemiklere bağlı 600’den fazla kas vardır.
  • Kıkırdak dokusunun büyümesi hiç durmaz (Burun ve kulaklar ömür boyu büyümeye devam eder)
  • Vücudumuzdaki en büyük kemik, kalça kemiğidir. O da birbirine sıkıca kenetlenmiş altı parçadan oluşur.
  • En uzun kemik uyluk (femür) kemiğidir. Uzunluğu, yaklaşık boyumuzun dörtte biri kadardır.
  • En küçük kemiğimiz iç kulakta bulunur. Neredeyse bir pirinç tanesi kadardır.
  • Vücudumuzdaki eklemsiz tek kemik boğazımızda bulunur.
  • Kafatasımızda 29 kemik vardır.
  • Yüzümüzdeki kemik sayısı 14’tür.
  • Yetişkinlerin kemik kütlesi vücudun yaklaşık %14’ü kadardır.
  • El tırnaklarımız, ayak tırnaklarımızdan 4 kez daha hızlı uzar

 

Aug 262012
 
1,918 views

(Aşağıdaki yazı, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 7. sayısında yayınlanmıştır.)

KENDİNE GÜVEN


Eşref Armağan, dünya çapında bir ressamımız. Kendi web sitesindeki özgeçmişinde şu satırlar yer alıyor:

Eşref doğuştan görmez bir ressamdır. Hiç bir zaman gün batımını,çiçek açan doğayı, renklerini göremedi. Tuttuğunu koparan, mücadeleci kişiliği ona, duygularını dile getirebilmek için ses, bir anlamda da görmek için göz kazandırmıştır.

İnsan beyninin olağanüstü kapasitesi, önemli organ kayıplarının bile üstesinden gelmeye imkan verebiliyor. Ama unutmamak gerekir ki, Eşref Armağan’ın asıl mucizesi, hiç bir koşulda pes etmeden gösterdiği çabada gizlidir.

 

Aug 262012
 
1,237 views

25 Ağustos 2012 Cumartesi günü yaptığımız Tepeleme Atölyesinde ilk önce tepeleme ile ilgili tarihsel ve teorik bilgileri aktardık.

Daha sonra, katılımcıların kendi oluşturdukları Kurgu cümlelerini kullanarak Temel Reçete uygulamaları yaptık.

Tepeleme - EFT Atölyesi

Tepeleme – EFT Atölyesi

Kısa uygulama örneklerinden sonra, Sanal Tepelemenin kullanım yerleri ve uygulama şeklini değerlendirdik.

Temporal Tepelemenin davranış değişikliği için nasıl kullanılabileceğini, vuruş noktalarının yerlerini anlattık ve toplu uygulama yaptık.

Çalışmamızın son bölümünde, Bilinçaltı Sorgulamayı ele aldık ve kısa bir uygulama gerçekleştirdik.

Bilinçaltı Sorgulama

Bilinçaltı Sorgulama

Çalışmamız, toplam 4 saat sürdü.

Değerli katılımcılarımıza teşekkür ediyoruz.

Gamet Gelişim Atölyesi

 

Aug 192012
 
1,714 views

KENDİNE GÜVEN

Oscar Pistorius

Oscar Pistorius

Dünyanın en hızlı çelik ayaklı “blade runner” koşucusu Oscar Pistorius, kendisine meydan okuyan 5 yaşındaki biyonik bacaklı Ellie Challis ile yarışıyor. Ellie henüz 16 aylıkken geçirdiği menenjit yüzünden el ve ayaklarını kaybetmişti.

 

Aug 182012
 
1,370 views

Bunları Biliyor muydunuz? – 6

(Aşağıdaki yazı, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır.)

İnsan Gözü

İnsan Gözü

Ortalama bir insanın gözü

  • 28 gramdır.
  • Tipik bir gözün yarıçapı 12 milimetredir
  • Sağlıklı bir göz uygun koşullarda 25 kilometre uzaktaki bir mum ışığını görebilir.
  • Sağlıklı bir göz, gri rengin 500 farklı tonunu ve 10 milyon rengi ayırdedebilir.
  • İnsan vücudunda kan damarları içermeyen tek canlı doku, gözdeki kornea dokusudur.
  • Göz, beyinden sonraki en karmaşık organdır.
  • Erkeklerde renk körlüğüne kadınlara kıyasla 10 kez daha sık rastlanır.
  • Kirpiklerin ortalama ömrü 5 aydır.
  • Göz bir saniye içinde 50 farklı nesneye odaklanabilir.
  • Retinada hareketi ve gri tonlarını algılayan 120 milyon çubuk, ayrıntıları ve renkleri algılayan 8 milyon koni hücresi bulunur.
  • Görme eylemi sırasında beynin %50’si işin içine girer.
  • Doğumdan itibaren gözlerin boyutu, tüm yaşam boyunca neredeyse aynı kalır.
  • Her bir gözde 130 milyon algılayıcı bulunur.
  • Bir yetişkin ortalama olarak bir dakikada 10 ila 20 kez göz kırpar. Bir yılda bu sayı ortalama 4 milyon 200 bini bulur.
  • Çocuklar yetişkinlere oranla çok daha seyrek göz kırpar.
  • Dünya üzerinde karşıdan bakıldığında gözlerinin akı görünebilen insandan başka yaratık yoktur.
  • Bebekler, renk körü olarak doğarlar.
  • Doğduklarında bütün bebeklerin gözleri mavidir.
  • Parmak izlerinde 40 ayırdedici karakter varken, iris tabakasında bu sayı 256’yı bulur. Bu nedenle gelecekte göz taramaları çok daha yaygın olacaktır.
  • Çevremizden edindiğimiz bilginin %90’ı gözlerimiz aracılığıyla sağlanır.
  • Gözümüzün sadece altıda biri dış dünyaya açıktır.
  • Göz kaslarımız işlevsel olarak gerek duyduğu gücün 100 katına sahiptir.
  • Ekrandan okuma hızı genellikle kağıttan okumaya kıyasla %25 daha yavaştır.

 

Aug 182012
 
1,710 views

Yaşlı Bilgenin Atı

(Bu öykü, Haftalık Kitap Postası Dergisinin 6. sayısında yayınlanmıştır.)

Beyaz AtÖykümüz ünlü Çin düşünürü, Taoizm’in iki kurucusundan biri olan Lao Çu’nun (Lao Tzu) devrinde geçer. Lao Çu bu öyküyü çok sever, sık sık anlatırmış.

Efendim köyde yaşlı bir adam varmış. Çok fakir. Ama imparator bile onu kıskanırmış. Öyle dillere destan beyaz bir atı varmış ki!.. İmparator at için ihtiyara neredeyse hazinesinin tamamını teklif etmiş, ama adam satmaya yanaşmamış. “Bu at, bir at değil benim için. Bir dost. İnsan dostunu satar mı?” dermiş hep…
Bir sabah kalkmışlar ki, at yok!
Köylüler ihtiyarın başına toplanmış: “Seni ihtiyar bunak! Bu atı sana bırakmayacakları, çalacakları belliydi. İmparatora satsaydın, ömrünün sonuna kadar beyler gibi yaşardın. Şimdi ne paran var, ne de atın” demişler.

İhtiyar, “Karar vermek için acele etmeyin” demiş. Sadece ‘at kayıp’ deyin. Çünkü gerçek bu. Ondan ötesi sizin yorumunuz ve verdiğiniz karar. Atımın kaybolması bir talihsizlik mi, yoksa bir şans mı, bunu henüz bilmiyoruz. Çünkü bu olay henüz bir başlangıç. Arkasının nasıl geleceğini kimse bilemez.”

Köylüler ihtiyara kahkahalarla gülmüşler. Ama aradan iki hafta geçmeden, at bir gece ansızın dönmüş.. Meğer çalınmamış, dağlara gitmiş kendi başına. Dönerken de, vadideki 12 vahşi atı peşine takıp getirmiş.

Köylüler, ihtiyar adamın etrafına toplanıp özür dilemişler.. “Babalık” demişler.. “Sen haklı çıktın. Atının kaybolması bir talihsizlik değil, adeta bir devlet kuşu oldu senin için. Şimdi bir at sürün var!”

“Karar vermek için gene acele ediyorsunuz” demiş ihtiyar. Sadece atın geri döndüğünü söyleyin. Bilinen gerçek sadece bu. Ondan ötesinin ne getireceğini henüz bilmiyoruz. Bu daha başlangıç. Birinci cümlenin ilk kelimesini okur okumaz kitap hakkında nasıl fikir yürütebilirsiniz?..”

Köylüler bu defa ihtiyarla dalga geçmemişler açıktan ama, içlerinden “Bu herif sahiden salak” diye düşünmüşler.

Bir hafta geçmeden, vahşi atları terbiye etmeye çalışan ihtiyarın tek oğlu attan düşmüş ve bacağını kırmış. Evin geçimini temin eden oğul şimdi uzun zaman yatakta kalacakmış.

Köylüler gene gelmişler ihtiyara.

“Bir kez daha haklı çıktın” demişler. “Bu atlar yüzünden tek oğlun uzun süre yürüyemeyecek. Sana bakacak başkası da yok.. Şimdi eskisinden daha fakir, daha zavallı olacaksın!”

İhtiyar “Siz erken karar verme hastalığına tutulmuşsunuz” diye cevap vermiş. “O kadar acele etmeyin. Oğlum bacağını kırdı. Gerçek bu. Ötesi sizin verdiğiniz karar. Ama acaba ne kadar doğru? Hayat böyle küçük parçalar halinde ilerler ve ondan sonra neler olacağı size asla bildirilmez.”

Birkaç hafta sonra, düşmanlar kat kat büyük bir ordu ile ülkeye saldırmış. İmparator son bir umutla eli silah tutan bütün gençleri askere çağırmış. Köye gelen görevliler, ihtiyarın kırık bacaklı oğlu dışında bütün gençleri askere almışlar. Köyü matem sarmış. Çünkü savaşın kazanılmasına imkan yok gibiymiş. Giden gençlerin ya öleceğini ya esir düşüp köle diye satılacağını herkes içten içe biliyormuş.

Köylüler, gene ihtiyara gelmişler..

“Gene haklı olduğun kanıtlandı” demişler. “Oğlunun bacağı kırık, ama hiç değilse yanında. Oysa bizimkiler belki asla köye dönemeyecekler. Oğlunun bacağının kırılması talihsizlik değil, şansmış meğer!”

“Siz erken karar vermeye devam edin” demiş, ihtiyar.. Oysa ne olacağını kimseler bilemez. Bilinen bir tek gerçek var. Benim oğlum yanımda, sizinkiler askerde.. Ama bunların hangisinin talih, hangisinin talihsizlik olduğunu sadece Allah biliyor.”

Bir yol biter, yenisi başlar.

Lao Tzu, öyküsünü şu nasihatla tamamlarmış: “Acele karar vermeyin. O zaman sizin de hiç kimseden farkınız kalmaz. Hayatın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında karar vermekten kaçının.
Karar, aklın durması halidir. Karar verdiniz mi, akıl düşünmeyi, dolayısıyla gelişmeyi durdurur. Buna rağmen akıl insanı daima karara zorlar. Çünkü gelişme halinde olmak tehlikelidir ve insanı huzursuz yapar. Oysa yolculuk asla sona ermez. Bir yol biterken, yenisi başlar. Bir kapı kapanırken, bir başkası açılır. Bir hedefe ulaşırsınız ve daha yüksek bir hedefin hemen oracıkta olduğunu görürsünüz.

Hayat çetrefil bir yolculuktur. Güzergahı kimse bilmez. Acele karar vermek, ecele karar vermektir.