?> September 2011 - Kişisel Gelişim
Sep 282011
 
1,610 views

Hızlı Okuma Hakkında Doğru Sanılan Yanlışlar

Okuma, özellikle de Hızlı Okuma hakkında doğru sanılan pek çok yanlış var. Bunların önemli bir kısmını aşağıda listeledik.

1. Okurken gözümüz satırların üzerinden kayarak ilerler:Tamamiyle yanlış. Bilimsel olarak kanıtlanmıştır ki gözün algılaması fotoğraf çekmeye benzer. Net bir görüntü elde etmek için bakışın hedefe sabitlenmesi şarttır. Gerekli sabitlenme -fotoğraf çekme- süresi çok kısa olduğu için çoğumuz bu durak noktalarının farkına varmıyor ve gözün hareketlerini sürekli ve düzgün bir şekilde yaptığını zannediyoruz. Oysa görme eylemi, gözün yaptığı peşpeşe sıçramalar arasındaki duraklamalar sırasında gerçekleşir. Bu eylem, “sıçra-dur-fotoğraf çek” döngülerinden oluşur.

2. Okuma hızımız arttıkça bazı kelimeleri ve bu yüzden anlam bütünlüğünü kaçırmaya başlarız: Yanlış. Tam tersine, düşük hızda okurken cümlenin başı ile sonu arasındaki süre uzadığı için, cümle sonuna geldiğimizde baş tarafını unutmuş oluruz. Yavaş -normal- okuma sırasında yapılan geri dönüşlerin bir nedeni de budur. Öte yandan, düşünme hızımız okuma hızından çok yüksek olduğu için, beynimiz, aradaki açığı kapatmak üzere yeni düşünceler üretmeye devam eder. Okuma sırasında kendimizi sık sık bambaşka şeyler düşünürken yakalamamızın nedenlerinden biri, yavaş okumaktır. Oysa okuma hızımız düşünme hızımıza yaklaştığında, konsantrasyonumuzu bozacak dış ve iç etkenler de etkisini büyük ölçüde kaybeder.

3. Okuma hızımız arttıkça, okuma zevkimizi kaybederiz: Tam tersine, hızlı okumada okuduklarımızı akıcılığını bozmadan, bütünlüğünü yitirmeden algılama şansına sahip oluruz. Bu da okuduklarımızın tadına daha fazla varabilmemizi sağlar.

4. Öğrenmede tekrardan çok, okuma ve çalışma süresinin uzunluğu önemlidir: Bu da yanlış bir inanış. Son yıllarda yapılan bilimsel deneyler gösteriyor ki, “bilinçli tekrarlama” yöntemi ile öğrenmek istediklerimizi kalıcı belleğimize aktarmak çok daha kolay ve çok daha etkili oluyor. Çalışma süremizi bilinçsiz ve gereksiz bir şekilde uzatmak ise, yarar sağlamak bir yana, sadece verim kaybı, aşırı yorgunluk ve strese neden oluyor.

5. Yavaşça, gerektiğinde geri dönüşler yaparak ve dikkatlice okuduğumuz herşeyi hatırlayabiliriz: Düşük hızda okuma, bizi, ilgimizin çabuk dağılmasına, başka düşüncelere dalmaya, dış etkenlerle bölünmeye açık bir hale getirir. Etkin bir okuma için gereksiz geri dönüşler engellenmeli; bilinçli ve programlanmış tekrarlar yapılmalıdır.

6. Yavaş okuyanlar tek tek hecelere, hızlı okuyanlar ise tek tek kelimelere odaklanır: Tek tek kelimelere odaklanabilmek elbette hece okuyanlara kıyasla daha hızlı bir okuma sağlar ama, bu yöntem hızlı okuma kavramı için yeterli değildir. Hızlı okuma için ortalama okuma hızlarının en azından iki katına kadar yükselmesi gerekir. Dakikada 500 kelime okuyabilmek, hızlı okumanın alt sınırıdır.

7. Hızlı okuma her ortamda yapılabilmelidir. İyi bir okuyucu çevre şartlarından etkilenmez: Hızlı Okuma için uygun koşulların mutlaka sağlanması gerekir. Nasıl ki bir otomobil trafik lambalarının olmadığı, çok şeritli, düzgün kaplamalı ve geniş bantlara sahip bir otobanda zorlanmadan ve sürücüsünü yormadan hız yapabilirse; hızlı okuma için de benzer şekilde uygun koşulların sağlanması ve okumayı kesintiye uğratabilecek, konsantrasyonu bozacak engellerin ortadan kaldırılması gerekir.

8. Okurken konuyu iyice anlamak için önemli yerlerin altını mutlaka çizmek gerekir: Satırların altını çizmek, okuma tempomuzu önemli ölçüde bozacağı için kesinlikle yapılmamalıdır. Bunun yerine, mutlaka o bölümü vurgulamak istiyorsak, paragrafın yanına x, ünlem işareti gibi kolay ve anlaşılır işaretler koymakla yetinebiliriz. Mümkünse bu işaretler çok basit kalem hareketleriyle yazılabilmelidir.

9. Hızlı okuma yapan kişinin psikolojik durumu, okuma ve kavrama hızını etkilemez: Bu da yanlış bir değerlendirmedir. Okuma yapacak kişi psikolojik olarak okumaya hazır değilse, konsantrasyonu koruması, yazıya odaklanması ve algılama kanallarını doğru şekilde kullanması mümkün olmaz. Böyle bir durumda hızlı okuma yapılmamalıdır.

10. İyi okuyucu, çevresel ve kişisel koşullardan etkilenmez:Yukarıda da belirttiğimiz gibi hem fiziksel, hem de psikolojik etmenler kişinin hızlı okuma performansını doğrudan etkilemektedir. İyi okuyucular da bu koşullardan etkilenir.

11. Çok okuyunca beynimiz yorulur. Aralar vererek beynimizi dinlendirmemiz gerekir: Yorulan beynimiz değil; göz, boyun veya sırt kaslarımızdır. Yine son araştırma sonuçları gösteriyor ki, beynimiz 24 saat durmaksızın çalışmaktadır. Bilincimizin kapalı olduğu derin uyku durumunda bile bilinçaltımız görev başındadır.

12. Bir kitabı başından sonuna kadar sayfa düzenini bozmadan okumak gerekir: İyi bir okuma için, kitabı okumadan önce önsözünün, arka kapağının ve ana başlıklarının okunarak ana fikrinin anlaşılması çok önemlidir. Okunmasında yarar görmediğiniz bölümleri atlayabilir, istediğiniz bölümlerin okunmasına öncelik verebilirsiniz. Hızlı okumada asıl önemli olan verilen mesajların bütünsel olarak kavranmasıdır. Gereksiz bilgileri beyniniz zaten ayıklayacaktır.

13. İyi bir okuyucu ön hazırlığa ihtiyaç duymaz. Her koşulda aynı performansla okuyabilmelidir: Herşeyde olduğu gibi anlayarak hızlı okumada da etkili bir ön hazırlık önemlidir. Eğer hızlı okumaya uygun şartlar oluşturulamayacaksa, okumanın tamamen iptal edilmesi daha doğrudur. Bitirilemeyen, tamamlanamayan denemeler; başarısızlığın bir alışkanlık haline dönüşmesine neden olur.

14. Gözlerimiz zaten sürekli hareket halinde olduğu için, göz kaslarımızı ayrıca çalıştırmaya gerek kalmaz: Yanlış! Tüm kaslar gibi göz kaslarımızın da uygun şekilde çalıştırılması gerekir. Özellikle kapalı alanlarda yaşadığımız; bilgisayar ekranı ve televizyon gibi yakın mesafedeki nesnelere uzun sürelerle odaklandığımız için, göz kaslarımızın çalıştırılması daha da önemlidir.

15. İyi okuyucu, anlamı kaçırmamak için yavaş yavaş ve sindire sindire okur: Yine tekrarlayalım: Hızlı okuma, kavrama ve anlama hızının daha yukarı çekilmesini sağlar. Böylece anlamsal bütünlük daha kolay yakalanır. Fren pedalına sürekli basarak araba süremezsiniz.

16. İyi okuyucu her konuyu ve her türlü yazıyı aynı tempoda okuyabilir. Konu, kağıdın kalitesi, harflerin rengi ve boyutu gibi faktörler okumayı etkilemez: Anlayarak okumada imgesel algılama hızı, sözcük görüntülerinin beyinde önceden olup olmadığına bağlı olarak değişir. Okuyucu, bildiği konulara dair dokümanları çok daha hızlı okuyup anlayabilirken, kendisine tamamiyle yabancı konulara ilişkin yazıları kavramada zorlanacaktır. Bu da ortalama okuma hızını önemli derecede etkileyebilecek bir etkendir.

17. Bir yazı, tümevarım yöntemiyle okunmalıdır. Ayrıntıları öğrendiğimizde, bütünü zaten otomatik olarak kavrarız:Tamamiyle yanlış. Harflerden hece, hecelerden sözcük türetme yöntemiyle sürdürülen eğitimlerin istenen sonuçları sağlayamadığı biliniyor. Gözünüzün önüne bir yap-boz getirin. Önünüze dağınık durumda konan parçalardan ne olduğunu bilmediğiniz bir bütünü oluşturmak için epeyce çaba göstermeniz ve yaratıcı düşünmeniz gerekir. Oysa aynı yap-bozu bir bütün olarak alıp parçalarına ayırmak çok daha kolaydır. Önce bütünsel olarak algıladığınız görüntüyü yeniden oluşturmak için harcayacağınız çaba, daha az olacaktır.

18. Okumanın önemini zaten biliyoruz. Bu nedenle okumaya mümkün olduğu kadar çok zaman ayırmalıyız: Yanlış! Okumak bir amaç değil, sadece önemli bir öğrenme aracıdır. Bu nedenle bizim asıl hedefimiz okumaya daha fazla zaman ayırmak değil, okumaya ayırdığımız zamanı çok daha etkin ve işlevsel olarak kullanmak olmalıdır.

19. Verimli okumada hep aynı tempoyu korumak önemlidir: Hiç te gerekli değil! Bizim amacımız olimpiyatlarda madalya kazanmak değil, daha kısa zamanda daha çok okuma yapabilmek ve daha çok şey öğrenebilmektir.

20. Anlam bütünlüğünü kaçırmamak için, takıldığımız bir yer olursa, mutlaka hemen geri dönüp tekrar okumalıyız: Hemen geri dönüş yaptığımızda, okuma ritmimizi bozar, ortalama verimimizi düşürürüz. Bunun yerine yapılması gereken, Uygun bir zamanda ve programlı bir şekilde aynı dokümanı bütünüyle veya parçalar halinde yeniden okumaktır.

21. Okunanları anlamada en etkili yöntem, sesli okumadır:Sesli okuma, en önemli okuma frenlerinden biridir. Anlama hızınızı, konuşma hızıyla sınırlandırır. Oysa hızlı okumada konuşma hızının çok üzerine çıkmak mümkündür.

22. Müzik dinlerken okumak, kavramayı zorlaştırır: Uygun enstrümantal parçalar dinlenirse, zarar vermek bir yana algılama kanallarının açılmasını sağlayarak okunanların daha iyi anlaşılmasına katkıda bulunur. Örneğin Vivaldi’nin bir çok eseri, hızlı öğrenme ortamlarının vazgeçilmez başyapıtları arasındadır. Özellikle öğrencilerin çalışırken Vivaldi dinlemeyi mutlaka denemelerini öneriyorum.

23. Kimi insanlar masa başında, kimileriyse uzanarak daha iyi okurlar: Yatarak hızlı okuma yapılmaz. Eğer birisi yattığı yerde hızlı okuma yapabiliyorsa, aynı kişinin masa başındaki okuma hızının çok daha yüksek olacağı kesindir.

24. İnsanlar sadece kendi anadillerindeki yazıları hızlı okuyabilirler: Hızlı okumada sözcükler birer imge olarak algılanır. Bu imgelerin hangi dile ait oldukları anlama düzeyini etkileyebilir ama, okuma hızını etkilemez. Okuyucunun bir sözcüğü bilip bilmediği okuma hızından tamamiyle bağımsızdır. Bilinmeyen bir sözcüğün yavaş okunması ona anlam kazandırmaz. Bu durum, okuyucunun kendi anadili için de geçerlidir. Kavrama ve anlama düzeylerini yükseltmenin en etkin yolu, kişinin sözcük haznesini geliştirmesidir.

25. Yetişkinler, gençler kadar hızlı okumayı öğrenemezler: Bu da doğru değil. Öğrenmenin yaşı olmadığı gibi; hızlı okumanın da yaşı yoktur. Önemli olan, kişinin, bu konuda kendisini kısıtlayıp kısıtlamamasıdır. Hızlı okumayı başaramayacağına inanan birisinin yaşının genç olması sonucu değiştirmez. Aynı şekilde, hızlı okumayı başaracağına inanan ve gerekli çalışmaları aksatmadan yapan birinin alacağı sonuç, yaşından tamamiyle bağımsızdır.

Ahmet Aksoy

Sep 282011
 
1,486 views

Okuma Frenleri


Hızlı Okumanın önündeki en büyük engel, okumaktır.

Hızlı Okuma çalışmalarının sağlıklı sonuç verebilmesi için öncelikle, okul sıralarında edindiğimiz eski alışkanlıklardan kurtulmamız gerekiyor. Okuma hızımızı düşüren bu alışkanlıklara “okuma frenleri” diyoruz.

Bunları kısaca inceleyelim:

1- Heceleyerek, ya da kelime kelime okuma: Göz, okuma sırasında sıçramalarla ilerler. Bu sıçramaların her hece veya kelimenin üzerinde mutlaka duracak şekilde kısıtlanması, Hızlı Okumanın önündeki en büyük engellerden biridir.

2- Seslendirerek okuma: Okuduğumuz tüm sözcükleri duyulacak şekilde veya tamamen içimizden seslendirmemiz de bizi yavaşlatır. Bu durumda dudak, dil ve gırtlak kaslarımızın hareketlerini tamamlamadan bir sonraki göz sıçraması gerçekleşemez.

3- Geri Dönüşler ve Takılmalar: Konsantrasyonumuzu kaybettiğimiz, bir şeyleri tam anlayamadığımız gibi gerekçelerle önceki sözcüğe, satırbaşına veya daha önceki satırlara dönüşler yaptığımızda ya da aynı noktada gereğinden fazla oyalandığımızda okuma hızımızda önemli derecede düşmektedir.

4- Amaçsız ve Zorlama Okumalar: İlgi duymadığımız, sadece bazı zorunluluklara uyma nedeniyle yaptığımız okumalar, aslında kafamızda çok farklı düşünceler dolaşmakta olduğu için yavaşlar. Ne okuduğumuzun farkında bile olmayız.

5- Hızlı Okursam Anlayamam Kaygısı: Yanlış, ama bir o kadar da yaygın bir kaygı bu. Araştırmalar ise bunun tam tersini gösteriyor. Hızlı okuma, kavrama ve anlama fonksiyonlarını da geliştiriyor. Bu, ayağımızı fren pedalından hiç kaldırmadan araba sürmekten pek farklı bir davranış değil.

6- Göz Kaslarının Tembelliği: Tüm diğer kaslar gibi, göz kaslarımızın da idman yapması gerekiyor. Sağlıklı koşabilmek için nasıl bacak kaslarımızı güçlendirmemiz zorunluysa, göz kaslarımızı da güçlendirmemiz gerekir. Okuma sırasındaki sıçramaların daha çevik olması okuma performansını olumlu yönde etkiler.

7- Dil Hakimiyetinde Eksiklik: Bilinen sözcük sayısının kısıtlı olması, bilgi ve genel kültür eksikliği hem anlamayı, hem de okuma hızını aşağı çeker.

8- Görme Kalitesi: Yorgunluk, göz rahatsızlığı, yetersiz veya fazla ışık, uygun olmayan ortam gibi olumsuz etkenler de okuma hızının düşmesine yol açar.

9- İmgesel Kavrama: Hızlı okumadan sözcükler ve sözcük grupları imgeler halinde algılanır. Bu nedenle gözün odaklandığı imgeleri olabildiğince çabuk kavrayabilmesi önemlidir.

Ahmet Aksoy