?> Kişisel Gelişim - Kişisel Gelişim
Eki 212015
 
1.131 views

Geleceğe Dönüş

Geleceğe dönüş

Photo credits: bbc.com

21 Ekim 2015 Çarşamba günü saat 16:29’da Doktor, Marty ve Jennifer, küçük Marty’yi Griff’ten kurtarmak üzere ulaşırlar. Yani bu yazının yayına girdiği gün ve saatte.

Bu aralar çevrenizde olağanüstü şeyler farkettiniz mi hiç? “Hadi canım sende!..” deyip belleğinizden siliverdiğiniz…

Az önce orada olmayan araçların ya da kişilerin “nasıl olduysa” birdenbire beliriverdiği anlar. Bir göz açıp kapama süresinde…

Eğer bilimkurgu ile az çok ilgilenmişseniz, yaşınız da müsaitse “Geleceğe Dönüş” filmlerini mutlaka izlemiş olmalısınız.

Yukarıda belirttiğim tarih ve saat işte bu filmlerde işleniyor. Bu üçlemenin çekiliş zamanlarına (1985-1989-1990) kıyasla “gelecekte” kalan bu tarih ve saati yaşadık. Yani bu tür tarihler, insan yaşamı için o kadar da uzakta olan tarihler değilmiş!…

2015 yılının 21 Ekim ve sonrasındaki günlerde Marty’nin başına kötü adam Griff yüzünden kötü şeyler geliyor. Doktor da bu durumu düzeltmeye çalışıyor.

Geleceğe dönüş filmlerini henüz izlemediyseniz, internet üzerindeki bir çok kaynaktan bulup izleyebilirsiniz. Ama sonuç itibariyle aklınızda iki önemli ayrıntı yer edecek: birincisi, aynı zamanda bir zaman makimesi olan araba; ikincisi ise, uçan kaykay.

Böyle bir uçan kaykayın çocuk ve gençlerin hayallerini süsleyeceğinden eminim. Orta yaş ve üzerindekiler de en azından gıptayla bakacaklardır.

Aslına bakarsanız, heryerde çalışamıyor olsa da “uçan kaykay” yapıldı.

Toyota tarafından lüks araba modeli Lexus tanıtımında lanse edilen uçan kaykay sadece özel bir manyetik alan üzerinde çalışabiliyor. Kaykayın altındaki “egsoz gazı” görüntüsünü oluşturan ise sistem soğutucusunun yoğunlaştırdığı havadaki su buharı.

Şimdilik sadece özel bir manyetik alanda çalışabiliyor olsa da, bilim adamları bu uygulamayı daha farklı ortamlara da taşımaktan vazgeçmiş değiller. Süper iletkenler normal ısı koşullarında da verimli bir şekilde çalıştırılabildiğinde yeni adımların atılması kolaylaşacak.

Gelecek birgün gelecek.

ahmet aksoy

References:
http://backtothefuture.wikia.com/wiki/Back_to_the_Future_timeline

Eki 012015
 
748 views

Mars’ta sıvı halde tuzlu su bulundu

(Aşağıdaki yazı 29 Eylül 2015 tarihinde http://vaybe.axtelsoft.com/ sitesinde yayınlanmıştır. Yazı bana aittir.)

Mars'ta sıvı halde tuzlu su bulundu

Image Credits: nasa.gov

28 Eylül 2015 tarihli açıklama ile NASA, komşu gezegenimiz Mars’ta kesintili su akışı tespit edildiğini doğruladı.

Sözkonusu (tuzlu) su akışının, ısının -23 derece santigradın üzerine çıktığı sıcak mevsimlerde bazı yamaçlarda koyu izler oluşturduğu, daha soğuk dönemlerde ise bu izlerin görünmez hale geldiği açıklandı.

Bildiğiniz gibi tuzlu suyun donma sıcaklığı (sıfır derecedeki)saf suyun donma sıcaklığından daha düşüktür. Bu nedenle -23 derecede görülen akışın tuzlu su olması öngörülüyor.

Mars gezegeninin kuzey yarıküresinde bundan 4.3 milyon yıl öncesine kadar büyük bir okyanusun bulunduğuna dair önemli bulgular var. (http://gurmezin.com/mars-had-an-ocean-4-3-million-years-ago/) Bu okyanus, şimdiki Kuzey Buz Denizi kadar bir büyüklüğe sahipti ve içerdiği su miktarı, Mars yüzeyinin tamamını 137 metre derinlikte bir su tabakasıyla kaplayacak büyüklükteydi. Bu suyun nereye gittiği konusunda farklı teoriler var. Ancak, Mars toprağının derinliklerinde donmuş vaziyette su bulunduğunu savunan geniş bir kesim bulunuyor. Nasa’nın son açıklamaları bu düşünceleri destekler nitelikte.

(Şimdi bir çöl gezegeni olan Mars’ın, yüzeyindeki suyu kaybetmiş olması, gelecekte Dünya’nın da benzer bir kaderi paylaşıp paylaşmayacağı sorusunu akla getiriyor.)

Mars gezegeninin aslında zengin bir su kaynağına sahip olması, bu gezegenin kolonileştirilmesi açısından büyük bir kolaylık sağlayacak gibi görünüyor. En azından Mars’ı keşfetmeye gidecek insanlar oraya çok fazla su taşımak zorunda kalmayacaklar. Sera tarımı için de su temin etmek oldukça kolaylaşacak demektir.

Bu son bulgular, Mars’a gönderilecek insanlı uzay programları için bir avantaj olabilir. Keşke insanlar silahlanma yarışını bir kenara bırakıp, bu tür projeleri daha fazla destekleyebilseler.

Ahmet Aksoy

Kaynaklar:

Haz 232015
 
853 views

Sağlık Sisteminin Büyük(!) Başarısı

Evet! Sağlık sisteminin incileri bir bir dökülüyor!

Eşim bir hafta kadar önce Yeldeğirmeni Sağlık merkezinde, sağlık sigortası çalışmadığı için, ücret ödeyerek muayene oldu. Doktor 10 gün içinde tekrar kontrole gelmesini söyledi.

Bugün kontrol için gittiğinde, kontrol işleminin kabul edilmediğini, yeni baştan muayene olması gerektiğini söylemiş ve yeniden ücret ödemesini istemişler. Üstelik, bir önceki muayeneden de ek borç çıkarmışlar. Eşim o borcu ödemiş. Ama kontrol için ücret ödeyeceğini, hele ek borç çıkacağını düşünmediği için yanına yeterli para almadığından, başka bir şey de yapamamış.

Ama iş bununla kalmıyor. Sağlık merkezinden, randevuyu kendilerinin iptal edemediğini, internetten iptal etmesi gerektiğini söylemişler. Ama internet randevusu da “randevuya 60 dakikadan az kaldığı için” iptal edilemiyor.

Sonuç:
1- Artık, ücretsiz sağlık kontrolü diye bir şey yoktur. Her muayeneden ayrı ayrı ücret alınır.
2- Paran yetişmiyorsa, randevun olsa da muayene olamazsın.
3- Muayene olamasan da randevunu iptal edemezsin.
4- Ama, paran yetişmediği için muayene olamasan da randevunu iptal edemediğin için sisteme borçlanmış olursun.

Evet! Sağlık sistemimizin ulaştığı gelişmişlik seviyesi işte bu!

Daha fazla bir şey söylemeye gerek var mı?
Eğer sigortanız, hele hele paranız yoksa, sakın ola hasta falan olmayın!

ahmet aksoy

May 172015
 
1.646 views

Uydunet Macerası

Ek: Bugün 16 Ağustos 2015 Pazar. Hala kablonetten kotamın yüzde 80’inin dolduğuna dair mesaj gelmedi. Aynı hatayı son bir kaç aydır tekrarlıyorlar. Oysa benim 3 gün içinde 50 GB’lık kotamın beşte dördünü tükettiğimden çok emindiler. İncelemeler yapmışlar ve sorunun kendilerinden kaynaklanmadığını bildirmişlerdi. (Elbette kendi verdikleri modemi ve çektikleri hattı kontrole gerek bile duymamışlardı. Herhalde onlara malum oluyor!..)
Daha fazla uzatmayayım… Tüketiciler olarak bu tür firmalara -ne yazık ki hukuken hakkımızı aramak pratik olarak mümkün olmadığı için- onların anlayacağı dilden, yani bir daha onlarla çalışmayarak vermeliyiz. Ben, gelecek ay abonelik sürem tamamlandığımda öyle yapacağım. Diliyorum ki, benimkine benzer sorunlarla karşılaşan tüm tüketiciler, “bilinçli tüketiciler” olarak bu tür firmalara gereken yanıtı verebilsinler.
Asıl öyküm aşağıda…
uydunet

Çok uzun yıllardır evde kablotv kullanıyoruz. Geçen yıl “interneti de kablo üzerinden alalım” deyip uydunet’e abone oldum.

Evde internet kullanımımız çok yoğun değil. 50GB kota bize fazlasıyla yetecek bir miktar. Kota dolduğunda da hız 3MBit düzeyine düşüyor. Bu hız da bizim için yeterli bir hız. Yani abonelik koşulları bizim için oldukça uygun. Fiyat ta düşük dolayısıyla.

Ancak, daha aboneliğimizin ilk ayında 3 gün sonra “kotanızın %80’i doldu” diye bir mesaj alınca, oldukça şaşırdım. Bu hesapla, 3 gün içinde 40 GB’lık veri indirmişiz evde.

Her biri ortalama 1 GB’lık 40 adet video/ film demek bu!

Herhalde bir yanlışlık oldu, gelecek ay düzelir diye düşündüm. Bir yandan itirazımı da yaptım. Ve tam da beklediğim gibi, özet olarak “kotayı kendiniz kullanmışsınızdır ya da dışarıdan birileri bağlanmıştır” yanıtıyla karşılaştım.

Aslında bu tür sorunları çözmek kolaydır. Çünkü bütün servis sağlayıcılar yasa gereği bütün trafiğin loglarını tutmak zorunda. Bu yüzden, “ben hangi işlemleri yapmışım, rapor halinde görmek istiyorum” dedim. Meğerse bu tür işler internet üzerinden yapılamıyormuş. Şubelerden birine gidip ıslak imzalı dilekçe vermem lazımmış!…

İkinci, üçüncü, derken aylar birbirini kovaladı… Bizim kota da her ayın en fazla beşinde dolmaya devam etti! Ben de her ay aynı şikayet metnimi göndermeye devam ettim!

Uydunet-Kablonet sisteminden yanıt almak mümkün olmayınca, geçen ay bir de internet üzerinden şikayette bulunayım dedim. Google’a sordum ve ilk sıradaki firmaya şikayetimi ilettim: http://sikayet.var.com. Şikayet numaram: 3172779, tarih: 11.04.2015.

Bir iki saat içinde uydunet yetkilisinden “şikayetimin incelemeye alındığı” yanıtı gelince bayağı şoke oldum!… “Sosyal medyanın gücü!…” diye düşündüm.

Ancak bütün bunların bir balon olduğu kısa sürede ortaya çıktı.

Bir hafta, on gün kadar sonra “şikayetimin incelendiği ve hiç bir soruna rastlanmadığı” şeklinde bir mesaj aldım. Öyle sanıyorum ki, şikayetimi inceleyenlerin müneccimlerle epey yakın ilişkisi varmış. Çünkü şikayetimle ilgili bana hiç bir soru sorulmadı, sistemimle ilgili hiçbir inceleme yapılmadı. Buna rağmen, sorun olmadığını bildiler!

Şikayet Var sisteminin de aslında sadece yasak savmakla meşgul olduğunu öğrendim bu sayede. Benden istedikleri tek şey, servislerinden ne kadar memnun kaldığımı belirtecek anket yanıtları oldu. Sorun takip etmek olarak algıladıkları tek şey bu demek!

Neyse!… Benim derdim erişim hızımın düşürülmesi değil. Ama bu işlemin, art niyetli bir gerekçeyle yapılıyor olması beni öfkelendiriyor. Benim her gün en az 10GB’lık dosya indirdiğimi iddia ediyorlar. Ve hiç bir kanıt, hiç bir gerekçe göstermeden…

Bundan sonra bu tür firmalarla kesinlikle çalışmamaya kararlıyım. Eskiden de böyle yapardım. Bana yanlış yapanı defterden silerdim. Ancak artık sadece bununla yetinmenin doğru olmadığını düşünüyorum. Bu tür firmaları afişe etmek te lazım!

Ne kadar etkili olurum bilemiyorum! Ama, elimden geldiğince diğer internet kullanıcılarını da uyarmaya devam edeceğim. Umarım sizler de buna katkıda bulunursunuz! Eğer benimkine benzer öyküleriniz varsa, lütfen siz de yazın.

Ahmet Aksoy

May 082015
 
1.072 views

İnsanoğlu Kendi Sonunu mu Hazırlıyor?

İnsan Kendi Sonunu mu Hazırlıyor?

Milyarlarca yıl süren doğal biyolojik evrim, son bir kaç bin yıl içinde insanoğlunun bilinçli müdahaleleri yüzünden hızlanmaya başladı. Toplayıcılıktan yerleşik tarıma geçiş aynı zamanda ürünlerin seçilimiyle onların evrimine insan eliyle müdahale uygulamasına dönüştü. Aynı seçilim uygulamaları hayvanlara da uygulandı. Örneğin bazı kurtlar insanın tercihlerine uygun olanların beslenip diğerlerinin öldürülmesiyle giderek insana bağımlı köpekler haline dönüştüler.

Doğal seçilimin insan eliyle yapay olarak gerçekleştirilme süresi toplam süre ile karşılaştırıldığında çok kısa. Tıpkı bir anlık patlama gibi…

İnsanın doğaya müdahale edişi hep benzer şekilde olmuş. Doğal kaynakları tüketilmesi de öyle. Önce kömür, sonra petrol… Bu fosil yakıtların tüketilmesi de tıpkı bir patlama gibi etki yaratıyor. Küresel ısınma ağırlıklı olarak bu davranışlara dayanıyor.

Son yıllarda DNA sistemlerine bir mühendislik yaklaşımıyla müdahale edilmesi, pervasızca atomaltı deneyler yapılması, nanoteknoloji, robotbilim ve yapay zeka çalışmaları bu olağanüstü hızın bile artık yetersiz kaldığını gösteriyor.

İnsanoğlu çılgınlar gibi yeni teknolojiler üretiyor ve hızla tüketiyor. Pek çok alandaki gelişmeler artık denetlenemez aşamaya gelmiştir.

Sonuçta bütün bunların, mantık sınırlarını zorlayan bir hız tutkusuna dönüştüğünü söylemek yanlış olmaz. Aşırı hızlar, denetlenemez koşullar altında felaketlere dönüşme eğilimindedir.

İnsanoğlu, farkına bile varmaksızın kendi sonunu hazırlıyor olabilir.

Bütün bu olasılıkları sadece başlıklar halinde basit bir liste haline getirdim. Yorumlamayı kolayca yapacağınızdan eminim:

  • Biyolojik savaş / Biyomühendislik esri dünya çapında salgın
  • Nano-teknoloji
  • Robot bilim ve yapay zeka
  • Ekolojik felaketler
  • Nükleer savaş
  • Atomaltı deneyler
  • Küresel sistem çöküşü
  • Süper volkanlar
  • Meteor çarpması
  • Bilinmeyen olgular
  • Bu listedeki ilk yedi eleman insan kaynaklıdır. Sadece son üç kalem doğal nedenlere dayanır. Kısacası, insanın büyük ölçüde kendi sonunu hazırlamakta olduğunu söylemek hiç te şaşırtıcı olmayacaktır.

    ahmet aksoy

  • http://theconversation.com/the-five-biggest-threats-to-human-existence-27053
  • http://globalchallenges.org/wp-content/uploads/12-Risks-with-infinite-impact-full-report-1.pdf
  • http://motherboard.vice.com/read/super-intelligent-ai-could-wipe-out-humanity-if-were-not-ready-for-it
  • http://www.alternet.org/10-biggest-threats-human-existence
  • http://www.commondreams.org/news/2015/02/15/how-world-ends-twelve-risks-threaten-human-existence
  • Mar 312015
     
    2.393 views

    Hipnotik Dil Kalıpları – 23

    Hipnotik Dil Kalıpları 23Hipnotik Dil Kalıbı 23
    23. _______said, “_______________”
    _____ dedi ki, “_____________”
    _____ der ki, “_____________”
    _____ diyor ki, “_____________”

    Quote someone else and put your message in the quote.

  • Over and over again people who I have trained in these language patterns have said, “Quotes are one of the slickest ways to deliver indirect messages.”
  • In fact, one of them replied, “If you can’t use quotes to deliver a message, you must be brain dead!” Of course, that was him. I would never say that sort of thing.
  • Bir başkasından alıntı yapın ve mesajınızı aktardığınız alıntıya yerleştirin.

  • Verdiğim eğitimler sırasında bir çok insan dedi ki: “Dolaylı mesaj vermenin en ince yolu, alıntı yapmaktır”
  • Eskiler der ki, “Akıl yaşta değil baştadır.”
  • İlkokul öğretmenim der ki, “İşleyen demir ışıldar.”
  • Bir önceki dil kalıbı: http://www.gamet.com.tr/hipnotik-dil-kaliplari-22/

    Mar 202015
     
    1.287 views

    Son güneş tutulmasını ne zaman izlediğimi pek te hatırladığımı söyleyemem. Belki de çocukluğumda… O zaman güneşe bakabilmek, tutulmaları izleyebilmek için cam parçalarını ise tutar, öyle bakardık. Artık özel gözlükler, özel teleskoplar var bu tür işler için.

    Güneş tutulması

    Foto: http://tr.wikipedia.org/wiki/G%C3%BCne%C5%9F_tutulmas%C4%B1

    Bugün Türkiye’den de izlenebilecek bir güneş tutulması olduğu bildiriliyor.

    Tutulma 09.40’ta başlayıp, 13.50’de tamamlanıyor. Tutulma, Türkiye’den hilal şeklinde gözlenecek.

    Ancak İstanbul’da yaşayanlar bu konuda biraz şanssız. Bugün hava kapalı. Pek açacağa da benzemiyor.

    Eğer imkan bulabilirsem, fotoğraf çekmeye çalışacağım. O da olmazsa, başka bölgelerden çekilen fotoğraflarla yetiniriz artık. 🙂

    Güneş tutulması, bildiğiniz gibi, ayın güneşle dünya arasına girmesi ve bu sırada gölgesinin dünya üzerine düşmesiyle oluşuyor. Çoğunlukla kısmi, bazan da tam güneş tutulması gözlenebiliyor.

    Eskiler güneş tutulması gibi – kavrayamadıkları – doğa olaylarını hep ilahi güçlere bağlamışlar. Bütün toplumlarda bu konuda söylenceler mevcut. Benim çocukluğumda bile güneşi kurtarmak için “teneke çalmak” hala unutulmayan göreneklerden biriydi. Elbette biz işin eğlencesindeydik ama, bu işi hayati derecede önemli bulanların olduğu da muhakkak! Güneşi kurtardıklarında kimbilir ne kadar çok seviniyorlardı! 🙂

    Bugünkü tutulma, en iyi, Kuzey Avrupa ülkeleri, Grönland ve İzlanda’dan izlenebilecek. Bu bölgelerde tam tutulma geçekleşecek. Türkiye’den ise sadece kısmi tutulma izlenebilecek.

    Uzmanlar, bu tür olayları izlerken çıplak gözle güneşe bakmanın, körlüğe kadar varan hasarlarla sonuçlanabileceği konusunda uyarıyorlar. Tutulmayı kaynak gözlüğü veya bu amaçla üretilmiş özel camların ardından izlemek en doğrusu. Ya da bir ekrana yansıtılmış görüntüsünden…

    Birazdan dışarı çıkıp fotoğraf çekme olanağı var mı diye bakacağım. Eğer bulutların inceldiği bir anı yakalayabilirsem, doğal bir filtre kullanarak tutulmayı gözlemiş ve görüntülemiş olacağım.

    Bakalım! Umarım bir fırsat çıkar!

    Bu arada, basit ama ilginç ve güvenli bir düzenekle güneş tutulmasını izlemek isterseniz, http://www2.eng.cam.ac.uk/~hemh/transit.htm adresine bir bakın.Küçük bir ayna, bant, bir tripod ve penceresi bahçeye bakan loş bir oda bu iş için yeterli.

    Şu anda canlı olarak güneş tutulmasını canlı olarak izleyebilirsiniz:

    http://new.livestream.com/slooh/events/3807156


    Bulutlar, tutulmayı yakalamama izin vermedi. Ben de hiç olmazsa tam görüntüsünü belgeleyeyim dedim. İşte tutulma bittikten sonraki güneşin görüntüsü. Filtre yok. Sadece bulutlar var.

    Güneş tutulması sonrası

    Güneş tutulması sonrası

    Ahmet Aksoy

    Kaynaklar:

  • http://shadowandsubstance.com/
  • http://www2.eng.cam.ac.uk/~hemh/transit.htm
  • Mar 052015
     
    1.837 views

    İnsanlığın Kökeni Sanılandan 500 Bin Yıl Eskiye Gidiyor

    İnsanlığın Kökeni

    Fosil araştırmaları insanların sandığımızdan yarım milyon yıl daha yaşlı olabileceğini düşündürmektedir.
    2,8 milyon yıllık çene kemiği bizim soy ağacımızın yeniden düzenlenmesine neden olabilir.

    Etiyopya’da çalışan araştırmacılar bugüne değin bulunan en eski insan fosilini gün ışığına çıkardılar ve bu keşif Homo Genus’un kökenini yarım milyon yıl geriye götürebilir.

    Alt çene fosili bugün Science dergisinde yayınlanan iki eşzamanlı makalede yayınlanmıştır, ve doğu insanlık aleminin Doğu Afrikadaki gizemli kökeninin biraz daha aydınlanmasına yardımcı oluyor. İlk kez 2013 yılında bulunan fosil, önceki Homo fosilinden 400.000 yıl daha yaşlıdır ve yaklaşık 2.8 milyon yıl yaşında olduğu tahmin edilmektedir.

    “Yaklaşık 2,5 milyon ve 3 milyon yıl öncesine ait fosil kayıtları arasında büyük bir boşluk var – bir sürü insanın araştırmasına rağmen bu zaman diliminden gelen Homo öncüllerine ilişkin neredeyse hiçbir şey yok,” Raporun yazarlarından biri olan Nevada Üniversitesi’nden Brian Villmoare, Las Vegas Live Science’tan Charles S. Choi’ya şunları söyledi: “Şimdi elimizde bir Homo fosili var; bu fosil şimdiye kadar bulunan en erken döneme ait.”

    (Tercüme: Amazing.axtelsoft.com)

    Haberin İngilizce orijinali için: http://gurmezin.com/humans-may-be-half-a-million-years-older-than-we-thought/

    Şub 222015
     
    1.534 views

    Rus Bilimadamları Sabit Disklerdeki Amerikan Casusluk Programını Ortaya Çıkardı

    Rus Bilimadamları Amerikan Casusluk Programını Ortaya Çıkardı

    16 Şubat’ta yayınlanan bir Reuters haberine göre Rus bilim adamları Western Digital, Seagate, Toshiba ve bir çok tanınmış marka tarafından üretilen sabit disklerin derinliklerine, US NSA (National Security Agency) tarafından gizli izleme programları yerleştirilmiş olduğunu ortaya çıkardı. Bu durumda dünya üzerindeki bilgisayarların pek çoğunun uzaktan izlenebildiği konu uzmanları tarafından ifade ediliyor.

    İyi gizlenmiş ve çok eskilere kadar uzanan bu durum, Moskova temelli bir güvenlik programı geliştiricisi olan Kaspersky Lab tarafından keşfedildi.

    Kaspersky’nin açıklamalarına göre, 30 ülkedeki bilgisayarlarda en az bir casusluk programı yüklü durumda. Enfeksiyonlar en çok İran’da, daha sonra da sırasıyla Rusya, Pakistan, Afganistan, Çin, Mali, Suriye, Yemen ve Cezayir’de tespit edilmiş. Hedeflerin arasında hükümet, askeri kuruluşlar, elektronik haberleşme firmaları, bankalar, enerji şirketleri, nükleer araştırma kuruluşları, medya ve İslam aktivistleri bulunuyor.

    [Haberin devamı için tıklayın]

    Şub 192015
     
    1.277 views

    Google Arama İçin Pratik İpuçları

    google arama

    Bilgisayar kullanıcıların neredeyse tamamı, Google arama motorundan sürekli olarak yararlanıyorlar. Diğer arama motorları da Google tarafından dikte edilen yöntemleri ister istemez izliyor. Çünkü Google’ın bu konudaki öncülüğünü reddetmek artık mümkün değil.

    İnternet kullanıcıları, Google arama motorunun ayrıntılı aramalar için geliştirdiği özelliklerin pek çoğunun farkında bile değil. Yaptıkları tek şey, aradıkları sözcükleri kutuya yazıp, enter tuşuna basmak.

    Eğer siz de bu kategoriye giriyorsanız, aşağıda kısaca özetlediğimiz özellikleri kullanarak, aradıklarınıza daha kolay ve daha hızlı bir şekilde ulaşabilirsiniz.

    Çift tırnak arasına alma – (“”) Çift tırnak içine aldığımız terim bir bütün olarak, aynen aranır.
    Örneğin : “Google Nasıl Çalışır” şeklinde yaptığımız aramada 1840 sonuç bulundu. Aynı sözcükleri, aynı sırayla ve tırnaksız olarak arattığımız zaman bulduğumuz yanıt sayısı ise 3,040,000.

    Eksi işareti kullanmak: (-) işaretinden sonraki terimin geçtiği arama sonuçları listeden çıkarılır.
    Örneğin: gazeteler -hürriyet şeklinde yaptığınız aramada, içinde “hürriyet” sözcüğü geçen tüm kayıtlar sonuç listesinden düşer. Eğer devre dışı bırakmak istediğiniz başka terimler varsa, onları da başlarına (-) işareti koyarak, arama kutusuna ekleyebilirsiniz.

    Terim site:url – Verilen terimin sadece belirtilen sitede aranmasını sağlar.
    Örneğin: webmaster site:webmaster.gamet.com.tr
    Bu arama ile bulunan bütün sonuçlar webmaster.gamet.com.tr sitesinden bulunmuş sonuçlardır. (257 sonuç bulundu.) Bu yöntemle sadece belli bir site içinde arama yapmanız gerçekten de çok kolay.

    Terim1 OR terim2 – İki terimin arasına eklenen OR (büyük harfle) sözcüğü, verilen iki terimden sadece biriyle ilgili sonuçların listelenmesini sağlar.

    Resim arama – Google arama sayfasındaki menüden “Images” seçeneğine tıklayıp, resim kutusuna bir resim sürüklersek, o resim ile ilgili bilgilere ulaşırız.

    Belli bir dosya tipini (uzantısına göre) arama: Bu arama yönteminde sonuç listesinde yer almasını istediğimiz dosya tiplerini, filetype:dosya_tipi şeklinde tanımlıyoruz. Diyelim ki “google arama” terimleriniaratmak istiyoruz ve sonuçlar sadece pdf formatındaki dokümanlar olsun.
    Örnek: “google arama” filetype:pdf
    Bu aramayla geri dönen sonuçların hepsi pdf uzantılı dokümanlardır.
    Benzer şekilde doc, jpg, txt, vb dosya tiplerini de aynı şekilde aratabiliriz.

    Elbette başka ayrıntılar da var. Ama şimdilik bunlarla yetinebiliriz. İleride diğer ayrıntıları ele alan yazılarımız da gelebilir.
    Beni izleyin!

    Ahmet Aksoy

    Kaynaklar:
    http://www.wix.com/blog/2014/09/secrets-to-get-better-results-from-your-google-search/
    http://www.onlinetercumanlik.com/blog/2012/02/tercumanlar-icin-google-i-daha-etkin-kullanma-ipuclari/
    http://lifehacker.com/top-10-clever-google-search-tricks-1450186165
    http://www.gcflearnfree.org/searchbetter/google-search-tips/full

    Eğer web siteleri ve internetle ilgili diğer yazılarıma da ulaşmak isterseniz http://webmaster.gamet.com.tr sitesine uğramayı ihmal etmeyin!